İYUK Madde 54



  • Kararın Düzeltilmesi

    İYUK Madde 54

    – (Mülga: 18/6/2014-6545/103 md.)




  • İYUK 54. Madde Emsal Danıştay Kararları


    DANIŞTAY 15. DAİRE
    Esas : 2018/76 Karar : 2018/1974
    Tarih : 21.02.2018

    • İYUK 54. Madde

    Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi`nce Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip dosyadaki belgeler incelendikten sonra karar düzeltme talebi hakkında gereği görüşüldü:

    2577 sayılı Kanunun 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinde "İvedi yargılama usulü hariç olmak üzere bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır." hükmüne yer verilmiş;

    2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu`nun 6545 sayılı Kanunla ilga edilmeden önce yürürlükte bulunan "Kararın Düzeltilmesi" başlıklı 54. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerince verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere taraflarca; a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması, b) Bir kararda birbirine aykırı hükümlerin bulunması, c) Kararın usul ve Kanuna aykırı bulunması, d) Hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olması hallerinde kararın düzeltilmesinin istenebileceği hükmüne yer verilmiş olup, bu maddenin 2. fıkrasında da Danıştay dava dairelerinin kararın düzeltilmesi isteminde ileri sürülen sebeplerle bağlı oldukları kurala bağlanmıştır.

    Dosyadaki belgeler ile iddiaların incelenmesinden; düzeltme istemine konu Dairemiz kararının hukuk ve usule uygun olduğu, düzeltilmesini gerektirecek bir halin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

    Açıklanan nedenlerle; kararın düzeltilmesi istemlerinin REDDİNE, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 21/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 12. DAİRE
    Esas : 2015/1975 Karar : 2017/3074
    Tarih : 7.06.2017

    • İYUK 54. Madde

    ... İli, ..İlçe Tarım Müdürlüğünde ziraat mühendisi olarak görev yapan davacının, bir gün süreyle izinsiz ve mazeretsiz işe gelmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 125/C-(b) maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 25.11.2009 tarihli ve 358 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

    Samsun 2. İdare Mahkemesinin 03.11.2010 tarihli ve E:2010/71, K:2010/1107 sayılı kararı ile; 24.08.2009 tarihinde yıllık izne ayrılan ve iznin son günü olan 28.08.2009 tarihinde 20 günlük sağlık raporu olan davacının, kalan (1) günlük yıllık izin süresi 20 gün olan sağlık izin süresinden az olduğundan, sağlık izin süresinin bitiminde yani 17.09.2009 günü işe başlaması gerekmekte iken söz konusu günde işe başlamadığı anlaşıldığından, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    Danıştay Onikinci Dairesinin 18.12.2014 tarihli ve E:2011/3374, K:2014/9270 sayılı kararıyla İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
    Davacı tarafından, karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz kararının kaldırılarak İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

    Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararların düzeltme yolu ile yeniden incelenebilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 54. maddesinde yazılı sebeplerden birinin varlığı ile mümkündür.

    Davacının kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçede ileri sürdüğü sebepler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, Dairemiz kararının düzeltilmesini gerektirecek nitelikte bulunduğundan, kararın düzeltilmesi istemi kabul edilerek anılan kararın kaldırılmasından sonra uyuşmazlığın esası yeniden incelendi:

    Disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde yapılması da isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Soruşturma emri verilmesi; bağımsız ve üst veya denk görevde olan bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, soruşturma sonucunda bir rapor hazırlanması ve bu raporda; olayın değerlendirilmesi soruşturmacının kanaat ve teklifini belirtmesi ve raporun ilgili makama sunulması, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olmasının, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek sanığın savunmasının alınması gerekliliği disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi hukuki güvenlik ilkesinin de gereğidir.

    Dosyanın incelenmesinden; davacının 5 gün yıllık izin alarak 24.08.2009 tarihinde izne çıktığı, izin süresinin son günü olan 28.08.2009 tarihinde 20 günlük sağlık raporu aldığı, sağlık raporunun bitiminde 17.09.2009 günü işe gelmediğinden bahisle davacı hakkında soruşturma açılarak, soruşturma raporu ile getirilen teklif doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

    Olayda; davacının disiplin cezasına konu eyleminin, 17.09.2009 tarihli tutanak ile tespit edilmesi üzerine 01.10.2009 tarihli ve 613 sayılı soruşturma emri ile ilçe tarım müdürü vekilinin muhakkik olarak görevlendirildiği, muhakkik olarak soruşturmayı yürüten müdür vekilinin, soruşturma sonunda da disiplin amiri sıfatıyla dava konusu cezayı verdiği görülmektedir.

    Bu durumda; hukuki güvenlik ilkesine aykırı olarak disiplin soruşturmasını yapan ile cezayı tesis edenin aynı kişi olduğu görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, temyize konu mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine 07/06/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • DANIŞTAY 15. DAİRE
    Esas : 2013/14287 Karar : 2016/5306
    Tarih : 9.11.2016

    • İYUK 54. Madde

    Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi`nce, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması talebi görüşülmeden, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü:

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun "Kararın Bozulması" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında; temyiz incelemesi sonucu Danıştayın; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı kuralına yer verilmiştir.

    Dosyadaki belgeler ile temyiz dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, temyiz istemine konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bozulmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

    Açıklanan nedenlerle; temyiz isteminin reddine, Mardin İdare Mahkemesi`nin 30/10/2013 tarih ve E:2013/883, K:2013/2006 sayılı kararının ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrası ve 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 10. DAİRE
    Esas : 2014/6727 Karar : 2015/6369
    Tarih : 31.12.2015

    • İYUK 54. Madde

    Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 54. maddesi uyarınca davalı nın karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 1/7/2014 tarih ve E:2010/1077, K:2014/4460 sayılı kararı kaldırılıp, temyiz istemi yeniden incelendi, gereği görüşüldü:

    Dava, 9-12 Eylül 2006 tarihleri arasında Belçika’da düzenlenen "DECOSİT 2006" fuarına bireysel katılımda bulunan davacı şirket tarafından, yurt dışı fuar katılım bedelinin ödenmesi istemiyle 8/12/2006 tarihinde gerçekleştirilen başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve fuar katılım ücreti olan 11.446,80.-TL’nin, başvuru tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.

    İstanbul 2. İdare Mahkemesince, davacı tarafından sunulan dergide yayımlanan fotoğrafların 2004/6 sayılı Tebliğin Uygulama Usul ve Esasları’nın 15. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde özellikleri belirtilen fotoğraflardan olmadığı, bu yönüyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    Davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek anılan Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir.

    İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

    Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ile İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 29/6/2009 tarih ve E:2008/105, K:2009/1171 sayılı kararının ( ONANMASINA ) oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 13. DAİRE
    Esas : 2015/2839 Karar : 2015/3797
    Tarih : 6.11.2015

    • İYUK 54. Madde

    Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi`nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihaî kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmış; 48. maddesinin 3. fıkrasında, "Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren mahkemeye, Danıştay'a veya 4. maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren mahkeme veya Danıştay`ca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde, bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer" hükmü yer almış; 54. maddesinde ise, Danıştay Dava Daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde taraflarca kararın düzeltilmesinin istenebileceği öngörülmüştür.

    Dosyanın incelenmesinden; davacının, 2577 sayılı Kanun'da öngörülen on beş günlük süre geçtikten sonra, davalının kararın düzeltilmesi hakkındaki dilekçesine cevap dilekçesinde kararın düzeltilmesi isteminde bulunduğu anlaşılmakta olup; 2577 sayılı Kanun'un 54 ve 55. maddelerinin cevap verme süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine ilişkin bir hüküm içermemesi nedeniyle, Kanun`un temyiz yolunu düzenleyen 48. maddesinin 3. fıkrasındaki hükmün karar düzeltme aşamasında uygulanamayacağı açık olduğundan, davacının karar düzeltme isteminin incelenme olanağı bulunmamaktadır.

    Davalının kararın düzeltilmesi istemine gelince;

    Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise adı geçen yasa maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle; davacının karar düzeltme isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, davalı idarenin kararın düzeltilmesi isteminin ise REDDİNE, oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 7. DAİRE
    Esas : 2015/2100 Karar : 2015/4983
    Tarih : 12.10.2015

    • İYUK 54. Madde

    Dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarının düzeltme yoluyla yeniden incelenebilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54`üncü maddesinde yazılı nedenlerden birinin bulunması ile mümkün olup, davalı İdarenin kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçesinde ileri sürülen hususlar, söz konusu maddede belirtilen nedenlerin hiçbirisine uymadığından, Dairemiz kararının düzeltilmesini gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

    Varlık Yönetim Anonim Şirketi tarafından, Dairemiz kararının düzeltilmesi istemiyle yapılan başvuruya gelince;

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54`üncü maddesinde, Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde "taraflarca" kararın düzeltilmesinin istenebileceği hükmü yer almaktadır.

    Bu durumda, 2577 sayılı Yasa’nın yukarıda hükmü belirtilen 54'üncü maddesi uyarınca, kararın düzeltilmesi, sadece davanın taraflarınca istenebileceğinden ve uyuşmazlıkta subjektif dava açma, temyiz ve karar düzeltme ehliyeti davacı Bankaya ait olup, teminattan doğan alacağın temlikinin, . Varlık Yönetim Anonim Şirketi`ne, kararın düzeltilmesi isteminde bulunma hakkı vermeyeceğinden, . Bankası Anonim Şirketi hakkında verilen Danıştay Yedinci Dairesinin 19.11.2014 gün ve E:2010/3026, K:2014/5921 sayılı kararının düzeltilmesi istemiyle, . Varlık Yönetim Anonim Şirketi tarafından yapılan başvurunun esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddine; . Varlık Yönetim Anonim Şirketi'nin karar düzeltme isteminin ise, 2577 İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15'inci maddesinin 1`inci fıkrasının (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden reddine, 12.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 2. DAİRE
    Esas : 2015/776 Karar : 2015/7223
    Tarih : 9.09.2015

    • İYUK 54. Madde

    Dava, Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığında öğretmen olan davacının, Bakanlık Müşavirliği görevine atanmak için yaptığı başvurunun reddi ile anılan göreve ........`nin atanmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılmıştır.

    Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin 01/07/2011 günlü, E:2010/1666, K:2011/994 sayılı kararıyla; mevzuat hükümleri ile olayın birlikte değerlendirilmesinden boş bulunan müşavirlik kadrosuna ...... atanmadan önce halen bakanlık bünyesinde görev yapan davacının da başvuruda bulunduğu anlaşıldığından başvuran her iki adayında öğrenim durumu, hizmetleri ve çalışmaları değerlendirildikten sonra müşavirlik kadrosuna atama yapılması gerekirken .......'nin başvurusunun daha önceden yapılmış olması nedeniyle davacının başvurusunun değerlendirmeye alınmadan reddedilmesine yönelik işlemle davacının başvurusunun değerlendirmeye alınmadan söz konusu müşavirlik kadrosuna .........`nin atanmasına ilişkin işlemde hizmet gereklerine ve hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesinin, davacının doğrudan müşavirlik kadrosuna atanmasını gerektirmeyip başvuran kişiler arasında değerlendirmeye alınarak takdir yetkisi kapsamında atama yapılacağının açık olduğu gerekçesiyle işlemler iptal edilmiştir.

    Davalı idarenin temyiz başvurusu Danıştay İkinci Dairesi`nin 17/09/2014 günlü, E:2011/9402, K:2014/7093 sayılı kararıyla reddedilerek İdare Mahkemesi kararı onanmıştır.

    Davalı idare, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunu öne sürmekte ve Dairemiz kararının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasını istemektedir.

    Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54/1. maddesi hükmüne uygun görüldüğünden, Dairemizce verilen 17/09/2014 günlü, E:2011/9402, K:2014/7093 sayılı karar kaldırılarak uyuşmazlığın esası yeniden incelendi:

    657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun "Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesi" başlıklı 76. maddesinde; kurumların, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar dahilinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilecekleri, "İstisnai memurluklar" başlıklı 59. maddesinde; Bakanlık Müşavirliklerine bu Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve dereceye yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile memur atanabileceği hükme bağlanmıştır.

    2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanun`un 2. maddesinde; "Bu Kanuna ekli (1) sayılı cetvelde gösterilen unvanları taşıyan görevlere Bakanlar Kurulu kararı ile, (2) sayılı cetvelde gösterilen unvanları taşıyan görevlere müşterek kararla atama yapılır." hükmüne, Kanuna ekli (2) sayılı cetvelde de "Bakanlık Müşaviri" unvanına yer verilmiştir.

    Diğer yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/2. maddesi; "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." hükmünü amirdir.
    Uyuşmazlıkta; davacının, ............. Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi öğretmeni olup Bakanlık Eğitim Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığında görev yapmakta iken 15/06/2010 tarihinde 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında vermiş olduğu dilekçesinde, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Kurul Üyeliği, Bakanlık Müşavirliği, Genel Müdür Yardımcılığı, Bağımsız ve Bağımlı Daire Başkanlığı ile Şube Müdürlüğü kadrolarından münhal bulunanların tarafına bildirilmesini istediği, davalı idarenin 29/06/2010 günlü, 32185 sayılı yazıyla Bakanlık merkez teşkilatında; Talim ve Terbiye Kurulu Üyeliği, Bağımsız ve Bağımlı Daire Başkanlığı kadroları dolu olmakla birlikte 2 Bakanlık Müşavirliği, 1 Genel Müdür Yardımcılığı ile 11 Şube Müdürlüğü kadrosu münhal bulunduğunun bildirildiği, davacının ise 06/07/2010 tarihli dilekçesi ile 1996-2004 yılları arasında Mesleki ve Teknik Eğitim Araştırma ve Geliştirme Merkezi (METARGEM) ve Eğitim Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (EARGED) bünyesinde araştırmacı, proje yöneticisi ve AB ve Dış İlişkiler Şube Müdür yetkilisi olarak görevlendirme sureti ile çalıştığı, 2004-2006 yılları arasında T.C. New York Başkonsolosluğu Eğitim Ateşeliğinde ve 2006-2007 yılları arasında Washington Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliğinde, Müşterek Kararname ile atanarak Eğitim Ateşe Yardımcılığı görevlerinde bulunduğu, 03/01/2008 tarihinden beri EARGED Başkanlığı AB ve Dış İlişkiler Şubesinde görevlendirme sureti ile çalıştığı, iki kez dörtlü Müşterek Kararname ile atanarak Diplomatik statüde Genel İdare Hizmetleri sınıfında çalıştığını belirterek bu görevlerine ek olarak, alanında tamamladığı Yüksek Lisans ve Doktora derecelerinin de dikkate alınarak daha faydalı olacağına inandığı münhal bulunduğu tarafına bildirilen Bakanlık Müşavirliği kadrolarından birine atanma talebinde bulunduğu, davalı idarenin ise 14/07/2010 günlü, 36017 sayılı işlemle; söz konusu kadroya atanmak üzere yapılan başvuru tarihinden önce münhal bulunan iki Bakanlık Müşavirliği kadrolarından birine atama yapıldığı, bir diğerinin ise atama işlemi halen yürümekte olduğundan talep doğrultusunda herhangi bir işlem tesis edilmediğinin bildirilmesi üzerine, hem bu işlemin hem de söz konusu kadroya 02/08/2010 tarihinde .........'nin atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada temyize konu mahkeme kararıyla; boş bulunan müşavirlik kadrosuna atama yapılmadan önce halen bakanlık bünyesinde görev yapan davacının da başvuruda bulunduğu anlaşıldığından başvuran her iki adayın da öğrenim durumu, hizmetleri ve çalışmaları değerlendirildikten sonra müşavirlik kadrosuna atama yapılması gerekirken .........'nin başvurusunun daha önceden yapılmış olması nedeniyle davacının başvurusunun değerlendirmeye alınmadan reddedilmesine yönelik işlemle davacının başvurusunun değerlendirmeye alınmadan söz konusu müşavirlik kadrosuna .........`nin atanmasına ilişkin işlemde hizmet gereklerine ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptali yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

    2577 sayılı Kanun`un 2. maddesinde tüm idari işlemlerin, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden denetleneceğinin belirtildiği, bu kapsamda takdire dayanan idari işlemlerin gerekçeli olması, gerekçelerin hukuken kabul edilebilir tarzda açık ve net bir şekilde ortaya konulması, mevzuatta atanmak/görevlendirilmek için belirlenen asgari kriterleri sağlayan fakat geçmiş hizmetleri, eğitim, özlük ve sicil durumları farklılaşan kişiler arasında tercihte bulunulurken, tercih edilen kişilerin tercih edilmeyenlere göre geçmiş çalışma, başarı, liyakat ve sicil durumuna göre üstünlüğünün ortaya konulması gerektiği, hukuka uygunluk denetiminin ilkelerindendir.

    Bu durumda, boş kadrolara kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek en uygun kişiyi atama konusunda, gerekli nitelikleri taşıyanlar arasında tercihte bulunma hususunda takdir yetkisine sahip olan davalı idarenin bir göreve atama yapıp yapmama veya elinde bulunan boş kadrolara atanma niteliği taşıyan kişilerin kadro sayısından fazla olması halinde bu kadrolara atayacağı kişileri hizmet gereklerini gözönüne alarak seçmek hususunda takdir yetkisine sahip olduğu ve açık değerlendirme hatası olmadıkça idarenin tercihini belli bir yönde kullanması konusunda yargı yoluyla zorlanmasına da hukuken olanak bulunmadığı; öte yandan, 2577 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca idari yargı yerlerince de, idarelerin bu yöndeki takdir yetkisinin kaldırılması sonucunu doğuracak şekilde karar verilemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde; hukuka uygun olarak tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında yasal isabet bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 01/07/2011 günlü, E:2010/1666, K:2011/994 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibariyle yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun'la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme`ye gönderilmesine, oyçokluğuyla karar verildi.

    (X) AZLIK OYU

    Dilekçede ileri sürülen düzeltme nedenleri, 2577 sayılı Yasa`nın 54. maddesinde sayılan nedenlere uymadığından, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.



  • DANIŞTAY 4. DAİRE
    Esas : 2011/1234 Karar : 2011/1037
    Tarih : 14.03.2011

    • İYUK 54. Madde

    Davacı tarafından, 2002/10-12 nci dönemine ait geçici verginin kaldırılması istemiyle açtığı davanın reddi üzerine düzenlenen 2 no'lu ihbarnamede yer alan vergi ziyaı cezasının vergi aslının bir katı olarak düzeltilmesine ilişkin düzeltme fişinde vade tarihinin 10.3.2006 olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, vergi ziyaı cezası için hesaplanan gecikme faizinin kaldırılması istemiyle açılan davada; Ankara 5.Vergi Mahkemesinin 13.11.2009 günlü ve E:2008/2099, K:2009/2269 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Davacının temyiz istemi, Danıştay Dördüncü Dairesinin 05.05.2010 günlü ve E:2010/185, K:2010/2596 sayılı kararıyla reddedilmiş, karar onanmıştır. Davacının karar düzeltme istemi Ankara 5.Vergi Mahkemesinin 13.12.2010 günlü ve E:2008/2099, K:2010/2596 sayılı kararıyla, "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54/1 inci maddesinde; temyiz üzerine Danıştay Dairesince verilecek kararlara karşı bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceği, 55 inci maddenin son fıkrasında ise, 53 ve 54 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla karar düzeltmede bu Kanunun diğer hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, atıfta bulunan hükümlerden temyize ilişkin usul hükümlerine dair Yasa`nın 48 inci maddesinin 6 ncı bendinde ise; istemin süresinde olmaması halinde istemin reddine karar verileceği, bu kararlara karşı 7 gün içinde kanun yoluna gidileceği hükmünün yer aldığı, Danıştay kararının davacının dava dilekçesinde gösterdiği adreste tebligatı almaya ehil kişiye 26.10.2010 tarihinde tebliğ edildiği, 15 günlük karar düzeltme süresi geçirildikten sonra 09.12.2010 tarihinde verilen karar düzeltme dilekçesinin süre aşımı nedeniyle incelenmesinin mümkün olmadığı" gerekçesiyle süre yönünden reddine karar vermiştir. Davacı, sözkonusu kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

    2577 sayılı Yasa'nın 48/6 ncı maddesinde; "... Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması halinde de kararı veren mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay Dairesi temyiz isteminin reddine karar verir..." hükmü yer almakta ve anılan Yasa`nın 55 inci maddesinin 5 inci fıkrasında da 53, 54 ve bu madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla yargılamanın yenilenmesinde ve kararın düzeltilmesinde bu Kanunun diğer hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

    Yukarıda belirtilen Yasa maddelerinin birlikte incelenmesinden, temyizin yasal süre geçtikten sonra yapılmış olması halinde, kararı veren mahkemece temyiz isteminin reddine ilişkin karar verilmesi yönündeki düzenlemeyi, kararın düzeltilmesine ilişkin durumda da uygulanacağı yolunda yorumlamaya olanak yoktur.

    Bu itibarla, kararın düzeltilmesi istemine ilişkin karar verme yetkisi Dairemize ait olduğundan, karar düzeltme isteminin süre yönünden reddine karar veren Ankara 5.Vergi Mahkemesinin 13.12.2010 günlü ve E:2008/2099, K:2010/2596 sayılı kararının bozulmasına karar verilerek davacının karar düzeltme istemi incelendi:

    2577 sayılı Yasa`nın 54/1 inci maddesinde, Danıştay dava dairelerinin temyiz istemi üzerine verdikleri kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde taraflarca kararın düzeltilmesinin istenebileceği kuralı yer almaktadır.

    İncelenen dosyada; düzeltilmesi istenilen Danıştay kararının tebliğine ilişkin alındı da davacı şirketin adresinde … isimli şahsa 26.10.2010 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış olup,15 günlük karar düzeltme süresi geçirildikten sonra 09.12.2010 tarihinde kayda giren dilekçe ile karar düzeltme isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır.

    Bu durumda, tebliğ tarihini izleyen onbeş günlük yasal süre geçirildiğinden süre aşımı nedeniyle karar düzeltme isteminin incelenmesi mümkün değildir.

    Bu nedenle, karar düzeltme isteminin süre aşımı nedeniyle ( REDDİNE ), oybirliğiyle karar verildi.