İYUK Madde 48



  • Temyiz Dilekçesi

    IYUK Madde 48

    – (Değişik: 5/4/1990-3622/17 md.)

    1.Temyiz istemleri Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış dilekçeler ile yapılır.

    2.Temyiz dilekçelerinin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmesi gereklidir, düzenlenmemiş ise eksikliklerin onbeş gün içinde tamamlatılması hususu, kararı veren Danıştay veya bölge idare mahkemesince ilgiliye tebliğ olunur. Bu sürede eksiklikler tamamlanmazsa temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına Danıştay veya bölge idare mahkemesince karar verilir.

    3.Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren bölge idare mahkemesine, Danıştaya veya 4 üncü maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren bölge idare mahkemesi veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer.

    4.(Değişik:10/6/1994-4001/21 md.) Kararı veren Danıştay veya bölge idare mahkemesi, cevap dilekçesi verildikten veya cevap süresi geçtikten sonra dosyayı dizi listesine bağlı olarak, Danıştaya veya Kurula gönderir.

    5.Yürütmenin durdurulması isteği bulunan temyiz dilekçeleri, karşı tarafa tebliğ edilmeden dosya ile birlikte, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmek üzere kararı veren bölge idare mahkemesince Danıştay Başkanlığına, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, görevli dairece konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna gönderilir. Danıştayda görevli daire veya kurul tarafından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verildikten sonra tebligat bu daire veya kurulca yapılarak dosya tekemmül ettirilir.

    6.Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren; merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

    7.(Ek: 10/6/1994-4001/21md.; Değişik: 18/6/2014-6545/21 md.) Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verilir.




  • İYUK 48. Madde Emsal Danıştay Kararları


    DANIŞTAY 13. DAİRE
    Esas : 2016/1788 Karar : 2017/50
    Tarih : 6.01.2017

    • İYUK 48. Madde

    Dava, davacı şirkete ..Regülatörü ve HES projesi için verilen 07.05.2009 tarih ve EÜ/.. numaralı üretim lisansının iptaline ve söz konusu lisans kapsamında kuruma sunulan 884.000-TL tutarlı teminat mektubunun irat kaydedilmesine ilişkin 23.07.2014 tarih ve 5141-28 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesi`nce; Artvin ili, Arhavi ilçesi, Küçükköy köyü sınırları içerisinde yapılması planlanan 22,618 MWm/22,052 MWe gücündeki .. Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali projesi için davacı şirkete 07.05.2009 tarihinde inşaat öncesi dönem için 16 ay, inşaat sonrası dönem için 32 ay olmak üzere toplam 48 aylık inşaat tamamlama süresi olan 49 yıl süreli üretim lisansının verildiği, sonradan 18.01.2012 tarihli Kurul kararı ile lisans tadili yapılarak inşaat tamamlama süreci için bir yıl süre uzatımı verildiği, buna göre inşaat öncesi dönemin 22 ay, inşaat sonrası dönemin 38 ay olarak belirlendiği, sonuç olarak tesis tamamlama tarihinin yapılan tadilatla birlikte 07.05.2014 olarak belirlendiği, Ocak 2014 ilerleme raporuna göre fiili ilerleme oranının idarece % 10,266, Temmuz 2014 ilerleme raporuna göre ise fiili ilerleme oranın %13,103 olarak belirlendiği, davacı şirketin ilgili mevzuat uyarınca yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair belgeleri tesis tamamlama süresi içinde sunmadığı gerekçesiyle 23.07.2014 tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile davacı şirketin 07.05.2009 tarih ve EÜ/... numaralı üretim lisansının iptaline ve söz konusu lisans kapsamında kuruma sunulan 884.000-TL tutarlı teminat mektubunun irat kaydedilmesine karar verildiği, davacı şirket tarafından yükümlülüklerinin yerine getirilmemesine gerekçe olarak mücbir sebebin varlığı ileri sürülmekte ise de, davacı tarafından tesis tamamlama süresinin dolduğu 07.05.2014 tarihine kadar söz konusu mücbir sebep ortaya konulmak suretiyle herhangi bir başvuruda bulunulmadığı, inşaatın tamamlanması için verilen sürenin dolmasına kısa bir zaman kala mücbir sebep olarak Rize İdare Mahkemesince verilen proje alanına giden yoldaki inşaatın durdurulmasına ilişkin kararın sunulduğu, idarece bu kararın 12.12.2013 tarihinde uygulandığı, Ocak 2014 tarihli ilerleme raporuna göre tesisin fiili ilerleme oranının % 10,266 olarak belirlendiği, yaklaşık 4,5 yıl sonunda gelinen noktada tesisin son 6 ay içinde tamamlanmasının da mevcut ilerlemeye göre mümkün görünmediği, kaldı ki söz konusu Mahkeme kararının davacının mevcut bir kısım yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı, davacının idareye bu konuda bir bilgilendirmede de bulunmadığı, dolayısıyla tek başına söz konusu Mahkeme kararının davacı şirket açısından mücbir sebep olarak nitelendirilemeyeceği, mevzuat hükümleri kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmediği açık olan davacı şirketin üretim lisansının sonlandırılmasına ve geçici teminatının irat kaydedilmesine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı şirket tarafından temyiz edilmiştir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 2. fıkrasında; özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihaî kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği, 48. maddesinin 6. fıkrasında; temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması hâlinde kararı veren mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesinin temyiz isteminin reddine karar vereceği; aynı maddenin 7. fıkrasında ise, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığının dosyanın gönderildiği Danıştay`ın ilgili dairesi ve kurulunca saptanması hâlinde 6. fıkrada sözü edilen kararın daire ve kurulca verileceği kurala bağlanmıştır.

    Dosyanın incelenmesinden; temyizen incelenerek bozulması istenen Mahkeme kararının davacıya 26.02.2016 tarihinde tebliğ edildiği, bu karara karşı en geç 28.03.2016 tarihine kadar temyiz isteminde bulunulması gerekirken, 29.03.2016 tarihinde Ankara 11. İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, süre aşımı nedeniyle temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenle; TEMYİZ İSTEMİNİN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, dosyanın Ankara 11. İdare Mahkemesi`ne gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 15. DAİRE
    Esas : 2016/993 Karar : 2016/5336
    Tarih : 10.11.2016

    • İYUK 48. Madde

    Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce 2577 sayılı Kanun`un 14. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü :

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 48./6 maddesinde, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde, kararı veren mahkeme veya Danıştay daire başkanı tarafından verilecek onbeş günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirileceği, verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme ya da ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesince, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verileceği, aynı maddenin 7. Fıkrasında da temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verilieceği kurala bağlanmıştır.

    Dosyadaki belgelerin incelenmesinden; Kocaeli 1. İdare Mahkemesi`nin davanın reddi yolunda verilen 06/11/2015 tarih ve E:2015/859; K:2015/1330 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istemi ile 22/01/2016 tarihinde mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile başvuruda bulunulduğu, ödenmesi gereken 57,60-TL posta ücretinin yatırılmaması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi, aksi halde temyiz isteminde bulunulmamış sayılayacağını bildiren Dairemiz yazısının 23/02/2016 tarihinde davacıya tebliğ edilmesine karşın, verilen süre içinde söz konusu eksikliğin giderilmediği anlaşılmaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesinin 6. fıkrası uyarınca verilen süre içinde harç ve giderlerin tamamlanmaması nedeniyle Kocaeli 1. İdare Mahkemesi`nin06/11/2015 tarih ve E:2015/859; K:2015/1330 sayılı kararı hakkında TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNULMAMIŞ SAYILMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.



  • DANIŞTAY 3. DAİRE
    Esas : 2015/11248 Karar : 2015/8282
    Tarih : 18.11.2015

    • İYUK 48. Madde

    Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14`üncü maddesi uyarınca ilk inceleme ile görevli Tetkik Hâkimi .............in açıklamaları dinlenilerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:

    2577 sayılı Kanunun 4001 sayılı Kanunla değişik 46'ncı maddesinin 2'nci fıkrasında; özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştay`da temyiz yoluna başvurulabileceği hükme bağlanmıştır.

    İdari yargılamada dava açma ve kanun yollarına başvurma süreleri kendine özgü hak düşürücü süreler olup, kamu düzenini ilgilendirdiğinden taraflarca ileri sürülmese bile davanın her aşamasında ilgili yargı mercii tarafından re`sen dikkate alınması gereken bir husus olduğu gibi bu sürelerin durması veya kesilmesini gerektiren durumlar ancak yasal bir düzenlemeyle yapılabilir.

    5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun 1`inci maddesinde her yıl Temmuz ayının birinden yirmisine kadar mali tatil uygulanacağı, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin mali tatil süresince işlemeyeceği, belirtilen sürelerin mali tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlayacağı hükme bağlanmış olup, kanunun gerekçesinde düzenlemenin amacının, 3568 sayılı Kanuna göre çalışan meslek mensuplarının, mükelleflerin vergiyle ilgili mevzuattan kaynaklanan işlemlerini takip ederken maruz kaldıkları yoğun stresten uzaklaştırılmaları olduğu belirtilmiştir.

    Söz konusu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak düzenlenip, 30.6.2007 günlü 26568 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 Sıra No'lu Mali Tatil Uygulanması Hakkında Genel Tebliğin "Mali Tatil Nedeniyle İşlemeyen Süreler" başlıklı 5'inci maddesinin 3'üncü bendinde, ikmalen, re`sen ve idarece yapılmış olan tarhiyatlara karşı mükelleflerin dava açma süresinin, tarhiyata ilişkin vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün olduğu, dava açma süresinin mali tatile rastlaması halinde sürenin mali tatil süresince işlemeyeceği açıklanmıştır.

    Yukarıda değinilen düzenlemelere göre, mükelleflerin vergiyle ilgili işlemlerini takip eden 3568 sayılı Kanuna tabi meslek mensuplarına yoğun şekilde ihtiyaç duyulan dönemlerde, bu meslek mensuplarının yeterli ölçüde dinlenmelerinin temin edilmesi amacıyla kanunla öngörüldüğü anlaşılan mali tatil süresince, 5604 sayılı Kanunda açıkça vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin işlemeyeceği kurala bağlanmış iken, benzer şekilde bir hükmün öngörülmediği temyiz başvurusuna ilişkin sürenin de işlemeyeceği sonucuna ulaşmaya olanak bulunmamaktadır.

    Bu durumda, her yılın 1-20 Temmuz tarihleri arasında geçerli olan mali tatil süresince temyiz yoluna başvuru süresi işlemeye devam edeceğinden, Bursa ...Vergi Mahkemesinin ............ sayılı kararının davacıya 1.6.2015 gününde tebliğ edildiği, temyiz istemine ilişkin dilekçenin ise otuz günlük süre geçirildikten sonra 31.8.2015 tarihinde Bursa ... Vergi Mahkemesinde kayda geçtiği anlaşıldığından, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine, davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca 57,60 TL maktu harç alınmasına, kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde Danıştay nezdinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 18.11.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

    K A R Ş I O Y:
    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 48'inci maddesinin 3'üncü fıkrasında, temyiz dilekçelerinin, ilgisine göre kararı veren Mahkemeye, Danıştay veya 4`üncü maddede belirtilen mercilere verileceği ve kararı veren Danıştay veya Mahkemece karşı tarafa tebliğ edileceği, karşı tarafın tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebileceği, cevap verenin, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde temyiz isteminde bulunabileceği, bu takdirde bu dilekçelerin temyiz dilekçesi yerine geçeceği belirtilmiştir.

    5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun birinci maddesinde, her yıl Temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) mali tatil uygulanacağı, Haziran ayının son gününün tatil olması halinde, mali tatilin Temmuz ayının ilk iş gününü takip eden günden başlayacağı, 2'nci maddesinde, son günü mali tatile rastlayan sürelerin, tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı hükmüne yer verilmiş, aynı Kanunun 3'üncü maddesinde, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıtları, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin mali tatil süresince işlemeyeceği, belirtilen sürelerin mali tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlayacağı, 5`inci maddesinde ise tatil süresince vergi ve ceza ihbarnameleri ile mahsup taleplerine ilişkin olanlar hariç bilgi isteme taleplerinin mükelleflere, vergi ve ceza sorumlularına bildirilmeyeceği, ancak tatil süresi içinde gerçekleşen tebligat işlemlerinde sürenin mali tatilin son gününden itibaren işlemeye başlayacağı ifade edilmiştir.

    Buna göre, davanın devamı niteliğinde olan temyiz başvurularının da 5604 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekmektedir.

    Dosyanın incelenmesinden, Mahkeme kararının davacıya 1.6.2015 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine 31.8.2015 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu ve davacının temyiz dilekçesini 5604 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen 3`üncü maddesi uyarınca mali tatili izleyen adli tatil içerisinde verdiği anlaşıldığından, temyiz isteminin esası incelenerek karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.



  • DANIŞTAY 5. DAİRE
    Esas : 2013/6020 Karar : 2015/8801
    Tarih : 10.11.2015

    • İYUK 48. Madde

    Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hâkimi açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

    2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununun 46. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda temyiz edilebileceği kuralı yer almış; 48. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz dilekçelerinin, aynı Kanunun 3. maddesindeki esaslara göre düzenlenmesi gerektiği; düzenlenmemiş ise eksikliklerin onbeş gün içinde tamamlatılması hususunun, kararı veren Danıştay veya mahkemece ilgiliye tebliğ olunacağı; bu sürede eksiklikler tamamlanmazsa temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına Danıştay veya mahkemece karar verileceği hükme bağlanmıştır.

    2577 sayılı Kanunun "İdari davaların açılması" başlıklı 3. maddesinde; İdari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde; tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin, vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarının, vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılının, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarasının, gösterileceği; dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği; dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükümlerine yer verilmiştir.

    Dava dosyasının incelenmesinden, Çorum İdare Mahkemesince verilen 17.4.2013 günlü, E:2012/884; K:2013/353 sayılı kararda davalı konumunda ne yer verildiği ve anılan kararın ne tebliğ edildiği, ancak Avukatı Mücella AKAR tarafından temyiz dilekçesinin Maliye Hazinesi adına verildiği anlaşılmaktadır.

    Bu durumda; 2577 sayılı Yasa`nın 48. maddesinin 2. fıkrası uyarınca temyiz dilekçesinin, yukarıda yer alan açıklamalar da dikkate alınmak suretiyle 3. madde esaslarına göre düzenlenip düzenlenmediğinin incelenerek ulaşılacak sonuca göre işlem yapılması veya karar verilmesi için dosyanın esas kaydının kapatılarak Çorum İdare Mahkemesine gönderilmesine, oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 12. DAİRE
    Esas : 2015/2655 Karar : 2015/4664
    Tarih : 9.09.2015

    • İYUK 48. Madde

    Davacı vekilleri ve tarafından; davalı idare bünyesinde geçici işçi statüsünde çalışan davacının, 5620 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi yönündeki başvurusunun reddine ilişkin 10.09.2014 tarihli ve 17723 sayılı işlemin iptali istemiyle ...'ne karşı açılan davada; davanın reddi yolunda Adana 1. İdare Mahkemesi`nce verilen 24/03/2015 tarihli ve E:2014/2283, K:2015/680 sayılı kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dava dosyası incelenerek gereği düşünüldü;

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 48. maddesinin 3. bendinde, temyiz dilekçelerinin, ilgisine göre kararı veren mahkemeye, Danıştaya veya 4 üncü maddede belirtilen mercilere verileceği, kararı veren mahkeme veya Danıştayca karşı tarafa tebliğ edileceği, aynı maddenin 4. bendinde de, kararı veren Danıştay dairesi veya mahkemenin, cevap dilekçesi verildikten veya cevap süresi geçtikten sonra dosyayı dizi listesine bağlı olarak, Danıştaya veya Kurula göndereceği hüküm altına alınmıştır.

    Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından temyiz dilekçesinde yürütmenin durdurulması isteminde bulunulmadığı halde, Mahkemece temyiz dilekçesinin davalı idareye tebliğ edilmediği, dolayısıyla dosyanın tekemmül ettirilmediği anlaşılmakta olup, bu eksikliğin yukarıda değinilen Yasa uyarınca kararı veren Mahkeme tarafından giderilmesi gerekmektedir.

    Bu nedenle, dosya esas kaydının kapatılarak, davacının temyiz dilekçesinin davalı idareye tebliğ edilip dosyanın tekemmülü sağlandıktan sonra Dairemize gönderilmek üzere dosyanın kararı veren Adana 1. İdare Mahkemesi`ne gönderilmesine, oybirliğiyle karar verildi.



  • İDARİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU
    Esas : 2010/3334 Karar : 2012/306
    Tarih : 12.04.2012

    • İYUK 48. Madde

    Dava; davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin Rekabet Kurulu`nun 03.10.2006 günlü, 06-69/931-268 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

    Danıştay Onüçüncü Dairesinin 19.10.2009 günlü, E:2007/3593, K:2009/9207 sayılı kararı ile dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    Anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onüçüncü Dairesi, temyiz dilekçesini tebligata çıkarmadan önce tespit ettiği posta pulu eksikliğinin giderilmesi için davacıya bildirimde bulunmuş, 28.09.2010 günlü, T.E:2010/475, T.K:2010/29 sayılı kararıyla da; eksik posta pulunun tamamlanmasına ilişkin 20.05.2010 tarihli yazının davacıya 09.06.2010 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen anılan eksikliklerin belirlenen süre içinde tamamlanmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Yasanın 48. maddesinin 6.fıkrası uyarınca temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına karar verilmiştir.

    Davacı, posta pulu eksikliğinin tamamlanması gerektiğine dair yazının tebellüğ edilmesi üzerine süresi içerisinde eksik tutarın tamamlandığını öne sürmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun "Kararın Bozulması" başlıklı 49. maddesinde "usul hükümlerine uyulmamış olunması" bozma sebepleri arasında sayılmış olduğundan, temyiz merciince, temyizi istenen kararın usul hükümlerine uygun olup olmadığı yönünden incelemeye tabi tutulacağı açıktır.

    Temyiz istemine konu dosyanın incelenmesinden; davacı vekilinin Danıştay Onüçüncü Dairesinin posta pulu eksikliğinin tamamlanmasına ilişkin yazısının tebliği üzerine, verilen süre içinde posta pulu eksikliğini giderdiğini ileri sürerek buna ilişkin posta çeki fotokopisini temyiz dilekçesi ekinde sunmak suretiyle Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyiz isteminde bulunmamış sayılmasına ilişkin kararını temyiz ettiği anlaşılmıştır.

    Bu durumda; posta pulu eksikliğini içeren yazının gereğinin verilen süre içinde yerine getirilip getirilmediğinin gerekirse belgelerin asılları getirtilerek yeniden incelenmesi suretiyle değerlendirme yapılması ve eksikliğin usulüne uygun olarak süresi içinde tamamlandığı sonucuna ulaşılması halinde dosyanın tekemmülünün sağlanması gerekmektedir.

    Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüne, Danıştay Onüçüncü Dairenin 28.9.2010 günlü, T.E:2010/475, T.K:2010/29 sayılı kararın (BOZULMASINA), oybirliği ile karar verildi.



  • DANIŞTAY 10. DAİRE
    Esas : 2007/5427 Karar : 2011/2289
    Tarih : 14.06.2011

    • İYUK 48. Madde

    Dava, Gemlik türü zeytin fidanı destekleme ödemesinin dekar başına 250 TL üzerinden 45 TL'ye düşürülmesi hakkında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü`nün "Sertifikalı Tohum ve Fidan Desteği" konulu 27.2.2007 tarih ve 07-029 sayılı Bakan Oluru ile 28.2.2007 tarih ve 2007/4 sayılı Genelgesinin iptali ile uğranıldığı ileri sürülen 21.525 TL zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

    İşlem tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 7. maddesinde, tarımsal destekleme politikaları çerçevesinde doğrudan bütçeden veya uluslararası kuruluşlardan sağlanan kaynaklardan, doğrudan ve/veya dolaylı olarak yapılacak her türlü ödemelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Bakanlar Kurulu`nun yetkili olacağı düzenlenmiştir.

    2005/8629 sayılı Ulusal Tarım Stratejisi Doğrultusunda Tarımsal Destek Ödemelerine ve Sürdürülebilir Çiftçi Kayıt Sisteminin Geliştirilmesine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının 1. maddesinde, "Bitkisel üretim faaliyetinde bulunan çiftçilere, doğrudan gelir desteği ödenir. Ödemeler, üretim faaliyetini ve bu faaliyeti yapan çiftçiyi tespit edecek belgelere dayandırılır. Doğrudan gelir desteği ödemesi yapılan arazilerde, sertifikalı tohumluk kullanımı, toprak analizi, arazi toplulaştırması gibi teknoloji kullanımı ve çevre koruma önceliklerine göre dekar başına ilave ödemeler yapılabilir.", 8. maddesinde "Bu Kararın yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanacak yönetmelik ve tebliğlerle belirlenir." kuralına yer verilmiştir.

    2006/10243 sayılı Ulusal Tarım Stratejisi Doğrultusunda Tarımsal Destek Ödemelerine ve Sürdürülebilir Çiftçi Kayıt Sisteminin Geliştirilmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararının 2. maddesinde ise, 2005/8629 sayılı Kararın 3. maddesinin "Sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde kaliteye, teknoloji kullanımına ve çevre koruma önceliklerine göre bitkisel üretim faaliyetinde sertifikalı tohum ve/veya sertifikalı fidan kullanan çiftçilere dekar başına destekleme ödemesi yapılabilir." şeklinde değiştirildiği belirtilmiştir.

    Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca 10.5.2006 tarih ve 26164 sayılı Resmî Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren "Sertifikalı Tohumluk Kullanımı ve Sertifikalı Meyve/Asma Fidanı/Çilek Fidesi ile Kapama Bağ/Bahçe Tesisi Desteklemeleri Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2006/19)"in 5. maddesinde, ödemelerin, bu Tebliğde belirtilen usul ve esaslara göre, yurt içinde üretilip sertifikalandırılan, sertifikalı fidan/fide kullanarak; en az 5 dekar bodur ve yarı bodur meyve fidanları ile kapama bahçe, en az 10 dekar diğer meyve/asma fidanları ile kapama bağ ve bahçe ve en az 3 dekar çilek fidesi ile çilek bahçesi tesis eden çiftçilere yapılacağı; 6. maddesinde, bu Tebliğin 5. maddesinde belirtilen türlerin sertifikalı tohumluklarını kullanarak ekim/dikim yapan çiftçilere dekar başına yapılacak destekleme miktarlarının her yıl Bakanlıkça belirleneceği; 7. maddesinde , 2006 yılı yazlık ekim/dikim için başvuruların bu Tebliğin yayımlanmasından itibaren 7.7.2006 tarihi mesai saati bitimine kadar, 2006 yılı güzlük ekim/dikimleri ve 2007 yılı yazlık ekim/dikimleri için başvuruların ise 16.10.2006 tarihinden 6.7.2007 tarihi mesai bitimine kadar il/ilçe müdürlüklerine yapılması gerektiği kuralı yer almıştır.

    Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanması hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi zorunlu koşullardandır. Yapılan düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik göz önünde bulundurularak hukuki güvenlik sağlanır. Bireyin insan olarak varlığının korunmasını amaçlayan hukuk devletinde vatandaşların hukuk güvenliğinin sağlanması zorunludur. Devlet açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koyarak bunları uyguladığı zaman hukuk güvenliği sağlanır.

    Haklı beklenti, yönetimin bir düzenleyici işlemine veya bir taahhüdüne ya da uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir.

    İdareler, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, her zaman yönetmelik, tebliğ, genelge çıkarabilirle ve bu düzenlemelerle, değişen koşullar dikkate alınarak, daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip bulunmaktadırlar. Ancak idareler, bu konudaki yetkilerini kullanırken önceki düzenlemeler kapsamında kişilerin kazanılmış haklarını ve haklı beklentilerini korumak zorundadırlar. Bu durum, hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın sağlaması açısından vazgeçilmez niteliktedir.

    Dosyanın incelenmesinden; 10.5.2006 tarih ve 2560 sayılı Bakan Onayı ile sertifikalı zeytin fidanı dikimi için tür ayrımı yapılmaksızın dekar başına 250 TL destekleme yapılmasına karar verildiği; ancak zeytinde gemlik çeşidinin ekolojisi dışında yaygınlaşması nedeniyle 27.2.2007 tarihli Bakan onayı ile gemlik türü zeytin dışındaki zeytin fidanları için dekar başına destekleme miktarı 250 TL olarak ödenmesine devam edilirken, gemlik türü zeytin fidanı dikiminde dekar başına destekleme miktarının 250 TL'den 45TL'ye düşürüldüğü, bu hususun 28.2.2007 tarih ve 2007/4 sayılı Genelge ile duyurulduğu; davacının Adana ili, Ceyhan ilçesinde bulunan arazisine 2006 yılının Aralık ayı içinde gemlik türü zeytin fidanı diktikten sonra, 19.2.2007 tarihinde desteklemeden yararlanmak üzere idareye başvurduğu; 12.4.2007 tarihinde davacının arazisi üzerinde 2800 adet zeytin fidanının dikilmiş olduğunun tespit edildiği; ancak davacıya destekleme ödemesinin yapılmaması nedeniyle, 10.7.2007 tarihinde dekar başına 250 TL`den ödeme yapılması yolunda yapılan başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

    Davalı idarenin, tarım politikaları ile gıda güvencesi ve güvenliğinin güçlendirilmesi amacı dikkate alınmak suretiyle, çiftçilere hangi ürünler ve tarımsal faaliyetler nedeniyle destekleme yapılacağını ve ödenecek destekleme miktarını belirleme yetkisi bulunmaktadır. Bu kapsamda, davalı idarece ödenecek destekleme miktarlarının artırılması, azaltılması veya tamamen desteklemenin kaldırılması da mümkündür. Ancak, davalı idare bu düzenlemeleri yaparken ilgililerin haklarını ihlal etmeksizin haklı beklentilerini koruyucu düzenleme yapmakla yükümlüdür.

    Dava konusu düzenlemeden önce yayımlanan 2006 yılı Genelgesi kapsamında dekar başına 250 TL olan destekleme miktarının, tarım politikaları ile gıda güvenliği ve kalitesi dikkate alınarak dava konusu düzenleme ile dekar başına 45 TL`ye düşürülmesi konusunda davalı idarenin yetkisi olmakla birlikte, önceki Genelge kapsamında destekten yararlanmak amacıyla başvuruda bulunan ve bu konuda haklı beklenti içerisinde olan çiftçilerin haklarını koruyucu ve gözetici biçimde düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu yönüyle dava konusu düzenleme ile üreticilere ödenecek destekleme miktarları üreticilerin haklı beklentilerinin karşılanması amacıyla dikim tarihi esas alınmak suretiyle, daha önceki Genelge kapsamında dikim yapan çiftçilerin hakkını koruyacak nitelikte düzenleme yapılmadığından, dava konusu Genelge ve Bakan onayındaki hukuk güvenliğini zedeleyici nitelikteki eksik düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

    Davacının uğradığını ileri sürdüğü 21.525 TL zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemi yönünden;

    Davacı, 2006 yılı Genelgesinin yürürlükte olduğu tarihte bu Genelge ile getirilen düzenlemeye güvenerek 2006 yılının Aralık ayı içinde gemlik türü zeytin fidanı diktikten sonra, 19.2.2007 tarihinde desteklemeden yararlanmak üzere idareye başvurmuştur. Davacıya, gemlik türü zeytin fidanını diktiği ve idareye başvurduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 2006 yılı Genelgesi uyarınca dekar başına 250 TL üzerinden ödeme yapılması gerekmektedir.

    Bu durumda, davalı idarece davacının hak ettiği destekleme miktarı yeniden hesaplanarak ödeme yapılacağından, tazminat istemi yönünden bu aşamada karar verilmesine yer bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü'nün "Sertifikalı Tohum ve Fidan Desteği" konulu 27.2.2007 tarih ve 07-029 sayılı Bakan Oluru ile 28.2.2007 tarih ve 2007/4 sayılı Genelgesinin eksik düzenleme nedeniyle iptaline, tazminat istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yapılan 77,20 TL yargılama giderlerinin ve kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.100 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin isteği halinde davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 48. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde İdari Dava Daireleri Kuruluna temyizen başvurulabileceğinin taraflara duyurulmasına, oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 3. DAİRE
    Esas : 2008/2481 Karar : 2011/2208
    Tarih : 25.05.2011

    • İYUK 48. Madde

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı, 2'nci fıkrasının ( a ) bendinde, dilekçelerde; tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin gösterileceği kurala bağlanmış, 48'inci maddesinin 2'nci bendinde ise temyiz dilekçelerinin 3`üncü madde esaslarına göre düzenlenmesi gerektiği, düzenlenmemiş ise eksikliklerin onbeş gün içinde tamamlatılmasının, kararı veren Danıştay veya mahkemece ilgiliye tebliğ olunması, bu sürede eksiklikler tamamlanmadığı takdirde temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına, Danıştay veya mahkemece karar verileceği kurala bağlandığından davacı şirketin yargı mercileri önünde kanuni temsilcileri veya kanuni temsilcilerince vekalet yetkisi verilen bir avukat tarafından temsil edilmesi gerekmektedir.

    Davacı şirket adına Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Ekim, Kasım ve Aralık 2002 dönemleri için re'sen salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine karşı açılan davayı reddeden mahkeme kararının bozulması istemiyle, şirket kanuni temsilcisi ...`in vasi adayı sıfatıyla ... tarafından Ziyapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğüne karşı temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

    6762 sayılı Ticaret Kanununun 540`ıncı maddesinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile yetkili ve mecbur oldukları, ana sözleşmede veya genel kurul kararıyla şirketin temsil ve idaresinin ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabileceği, kuruluştan sonra şirkete giren ortakların, bu konuda genel kurulun ayrı bir kararı olmadıkça, idare ve temsile yetkili ve mecbur olmadıkları hükme bağlanmıştır.

    Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanununun 397'nci maddesinin 1`inci fıkrasında, aksi sözleşmeden veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça, vekâletin, vekilin veya müvekkilin ehliyetinin kaybedilmesiyle sona ereceği hükme bağlanmıştır.

    Buna göre, ana sözleşme veya ortaklar kurulu kararıyla temsil yetkisi ortaklardan biri veya birkaçına bırakılmadıkça, limited şirket, tüm kurucu ortaklar tarafından, el birliğiyle temsil edilir. Ortaklar kurulu kararıyla müdür tayin edilen ortak ile şirket arasındaki ilişki, hukuki nitelik itibarıyla bir vekâlet ilişkisi olduğundan, tayin edilen kanuni temsilcinin medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetmesi durumunda vekâlet ilişkisi ve dolayısıyla temsil yetkisi de kendiliğinden sona erer. Bu durumda ortaklar kurulunca yeni bir müdür tayin edilmedikçe, şirketin temsili genel kural uyarınca kurucu ortaklar tarafından el birliğiyle sağlanır.

    Davacı şirket adına düzenlenen temyiz dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden; Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olan şirket kanuni temsilcisi ...'ın, medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetmesi nedeniyle 818 sayılı Borçlar Kanununun 397'nci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca vekâlet ilişkisinin ve dolayısıyla temsil yetkisinin de kendiliğinden sona erdiği anlaşılmıştır. Mahkemece temyiz dilekçesinin ilk incelemesi sırasında verilen 24.3.2008 tarihli ara kararına cevaben ... tarafından gönderilen 11.4.2008 tarihli dilekçede şirketin başkaca bir temsilcisinin bulunmadığı ve Mersin E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün talebi üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesine yapılan vasi atama başvurusunun henüz sonuçlanmadığı belirtilmiş ise de vasi adayı sıfatıyla temyiz dilekçesini imzalayan ...`ın vasiliği kesinleşse bile, şirketin değil, kanuni temsilcinin vasisi olacağından, şirketi temsilen temyiz dilekçesini imzalama yetkisi bulunmamaktadır.

    SONUÇ : Dairemizin 16.02.2011 gün ve E:2008/2481 sayılı ara kararı ile davacı şirketten, varsa şirketi temsile yetkili kişi, yoksa kurucu ortakların tümü tarafından imzalanacak iki nüsha temyiz dilekçesinin gönderilmesinin istenmesine ve karar gereğinin verilen süre içinde yerine getirilmemesi halinde 2577 sayılı Kanunun 48'inci maddesinin 2`nci bendine göre temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına karar verileceğini duyuran ara kararının 15.03.2011 tarihinde usule uygun şekilde tebliğ edilmesine karşın karar gereğinin yerine getirilmediği anlaşıldığından, temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına, 25.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 4. DAİRE
    Esas : 2011/1234 Karar : 2011/1037
    Tarih : 14.03.2011

    • İYUK 48. Madde

    Davacı tarafından, 2002/10-12 nci dönemine ait geçici verginin kaldırılması istemiyle açtığı davanın reddi üzerine düzenlenen 2 no'lu ihbarnamede yer alan vergi ziyaı cezasının vergi aslının bir katı olarak düzeltilmesine ilişkin düzeltme fişinde vade tarihinin 10.3.2006 olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, vergi ziyaı cezası için hesaplanan gecikme faizinin kaldırılması istemiyle açılan davada; Ankara 5.Vergi Mahkemesinin 13.11.2009 günlü ve E:2008/2099, K:2009/2269 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Davacının temyiz istemi, Danıştay Dördüncü Dairesinin 05.05.2010 günlü ve E:2010/185, K:2010/2596 sayılı kararıyla reddedilmiş, karar onanmıştır. Davacının karar düzeltme istemi Ankara 5.Vergi Mahkemesinin 13.12.2010 günlü ve E:2008/2099, K:2010/2596 sayılı kararıyla, "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54/1 inci maddesinde; temyiz üzerine Danıştay Dairesince verilecek kararlara karşı bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceği, 55 inci maddenin son fıkrasında ise, 53 ve 54 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla karar düzeltmede bu Kanunun diğer hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, atıfta bulunan hükümlerden temyize ilişkin usul hükümlerine dair Yasa`nın 48 inci maddesinin 6 ncı bendinde ise; istemin süresinde olmaması halinde istemin reddine karar verileceği, bu kararlara karşı 7 gün içinde kanun yoluna gidileceği hükmünün yer aldığı, Danıştay kararının davacının dava dilekçesinde gösterdiği adreste tebligatı almaya ehil kişiye 26.10.2010 tarihinde tebliğ edildiği, 15 günlük karar düzeltme süresi geçirildikten sonra 09.12.2010 tarihinde verilen karar düzeltme dilekçesinin süre aşımı nedeniyle incelenmesinin mümkün olmadığı" gerekçesiyle süre yönünden reddine karar vermiştir. Davacı, sözkonusu kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

    2577 sayılı Yasa'nın 48/6 ncı maddesinde; "... Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması halinde de kararı veren mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay Dairesi temyiz isteminin reddine karar verir..." hükmü yer almakta ve anılan Yasa`nın 55 inci maddesinin 5 inci fıkrasında da 53, 54 ve bu madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla yargılamanın yenilenmesinde ve kararın düzeltilmesinde bu Kanunun diğer hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

    Yukarıda belirtilen Yasa maddelerinin birlikte incelenmesinden, temyizin yasal süre geçtikten sonra yapılmış olması halinde, kararı veren mahkemece temyiz isteminin reddine ilişkin karar verilmesi yönündeki düzenlemeyi, kararın düzeltilmesine ilişkin durumda da uygulanacağı yolunda yorumlamaya olanak yoktur.

    Bu itibarla, kararın düzeltilmesi istemine ilişkin karar verme yetkisi Dairemize ait olduğundan, karar düzeltme isteminin süre yönünden reddine karar veren Ankara 5.Vergi Mahkemesinin 13.12.2010 günlü ve E:2008/2099, K:2010/2596 sayılı kararının bozulmasına karar verilerek davacının karar düzeltme istemi incelendi:

    2577 sayılı Yasa`nın 54/1 inci maddesinde, Danıştay dava dairelerinin temyiz istemi üzerine verdikleri kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde taraflarca kararın düzeltilmesinin istenebileceği kuralı yer almaktadır.

    İncelenen dosyada; düzeltilmesi istenilen Danıştay kararının tebliğine ilişkin alındı da davacı şirketin adresinde … isimli şahsa 26.10.2010 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış olup,15 günlük karar düzeltme süresi geçirildikten sonra 09.12.2010 tarihinde kayda giren dilekçe ile karar düzeltme isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır.

    Bu durumda, tebliğ tarihini izleyen onbeş günlük yasal süre geçirildiğinden süre aşımı nedeniyle karar düzeltme isteminin incelenmesi mümkün değildir.

    Bu nedenle, karar düzeltme isteminin süre aşımı nedeniyle ( REDDİNE ), oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 13. DAİRE
    Esas: 2015/2688 Karar: 2015/3794
    Tarih: 06.11.2015

    • İYUK 48. Madde

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihaî kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmış; 48. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrasında, "Temyiz dilekçeleri, ilgisine göre kararı veren mahkemeye, Danıştay'a veya 4. maddede belirtilen mercilere verilir ve kararı veren mahkeme veya Danıştay'ca karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Cevap veren, kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde, temyiz isteminde bulunabilir. Bu takdirde, bu dilekçeler temyiz dilekçesi yerine geçer" hükmü yer almış; 54. maddesinde ise, Danıştay Dava Daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde taraflarca kararın düzeltilmesinin istenebileceği öngörülmüştür.

    Dosyanın incelenmesinden; davacının, 2577 sayılı Kanun'da öngörülen on beş günlük süre geçtikten sonra, davalının kararın düzeltilmesi hakkındaki dilekçesine cevap dilekçesinde kararın düzeltilmesi isteminde bulunduğu anlaşılmakta olup; 2577 sayılı Kanun'un 54, 55. maddelerinin cevap verme süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine ilişkin bir hüküm içermemesi nedeniyle, Kanun'un temyiz yolunu düzenleyen 48. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrasındaki hükmün karar düzeltme aşamasında uygulanamayacağı açık olduğundan, davacının karar düzeltme isteminin incelenme olanağı bulunmamaktadır.

    Davalının kararın düzeltilmesi istemine gelince;

    Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise adı geçen yasa maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymamaktadır.

    SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; davacının karar düzeltme isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, davalı idarenin kararın düzeltilmesi isteminin ise REDDİNE, 06.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 15. DAİRE
    Esas: 2015/2905 Karar: 2015/5230
    Tarih: 16.09.2015

    • İYUK 48. Madde

    Gümrük Müşavir Yardımcısı olarak görev yapan davacının, Gümrük Kanunu'nun uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme yaptığı itirazın reddine ilişkin 19.06.2013 gün ve 10742 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

    İzmir 5. İdare Mahkemesi'nce; dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

    Taraflarca Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48/6. maddesinde2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48/6. maddesinde, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde, kararı veren mahkeme veya Danıştay daire başkanı tarafından verilecek onbeş günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirileceği, verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme yada ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesince, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verileceği, aynı Kanun'un 55/5. maddesinde ise 53., 54. ve bu madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla yargılamanın yenilenmesinde ve kararın düzeltilmesinde bu kanunun diğer hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

    Dosyadaki harç ve ücretinin yetersiz olduğunun görülmesi üzerine, onbeş gün içinde tamamlanması gerektiği, aksi halde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağı hususunun, davacı vekiline bildirilmesine rağmen verilen süre içinde eksikliğin tamamlanmadığı anlaşıldığından, yukarıdaki anılan kanun hükmü uyarınca davacı temyiz isteminin incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

    Davalı idare temyiz istemine gelince;

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararın Bozulması" başlıklı 49. maddesinin2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararın Bozulması" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasında; temyiz incelemesi sonucu Danıştayın; a ) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b ) Hukuka aykırı karar verilmesi, c ) Usul hükümlerine uyulmamış olunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı kuralına yer verilmiştir.

    Dosyadaki belgeler ile temyiz dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, temyiz istemine konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bozulmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

    SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48/6 maddesi uyarınca davacının TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNMAMIŞ SAYILMASINA; aynı Kanunun 49. maddesine uygun bulunmayan davalı idarenin temyiz isteminin reddine, İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin 28.11.2014 tarih ve E:2013/989, K:2014/1614 sayılı kararının ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Kanun'un 54. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 10. DAİRE
    Esas: 2007/1704 Karar: 2011/2098
    Tarih: 31.05.2011

    • İYUK 48. Madde

    Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu ( Devredilen Sosyal Sigortalar Kurumu)'nun, sigortalıların gözlük camı ve çerçevesinin karşılanması için sözleşme yapmak isteyen optisyenlerin bulundukları yerdeki optisyenlik derneğine, dernek yoksa bulundukları yerin bağlı olduğu Sağlık İşleri İl Müdürlüğü'nün bulunduğu İldeki optisyenlik derneğine üye olmaları koşulunu getiren ve tüm Sağlık İl Müdürlüklerine gönderilen 1.12.2006 tarih ve 61306 sayılı yazısının iptali istemiyle açılmıştır.

    Temel hak ve özgürlükler arasında yer alan çalışma hakkı, Anayasa'nın 48., 49. maddesiyle güvence altına alınmış; 48. maddesinde, herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme özgürlüğüne sahip olduğu; 49. maddesinde, çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu; Devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükme bağlanmıştır.

    Yine, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması konusu, önemi nedeniyle Anayasa'da düzenlenmiştir. Anayasanın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin, özüne dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak yasayla sınırlanabileceği; bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı ifade edilmektedir.

    Ayrıca, Anayasanın 6. maddesi; hukuk devleti ilkesinin doğal sonucu olarak, hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamayacağını kurala bağlamıştır. Anayasada yer alan anılan düzenleme karşısında, idarenin, yasayla yetki tanınmamasına rağmen çalışma hakkına müdahalesi, kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisinin kullanılması sonucunu doğuracaktır.

    Diğer taraftan, temel hak ve özgürlükler arasında yer alan dernek kurma ve derneğe üye olma özgürlüğü Anayasa'nın 33. maddesiyle güvence altına alınmış; Anayasa'nın 33. maddesinde, herkesin, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma özgürlüğüne sahip olduğu; hiç kimsenin bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamayacağı kuralına yer verilmiştir.

    Dosyanın incelenmesinden; davalı idarenin, dava konusu yazısı ile sigortalıların ve diğer hak sahiplerinin hekimlerce ihtiyaç gösterilen gözlük cam ve çerçevelerinin teminine yönelik olarak davalı idare ile sözleşme yapmak isteyen optisyenlerin bulundukları yerdeki optisyenlik derneğine, dernek yoksa bulundukları yerin bağlı olduğu Sağlık İşleri İl Müdürlüğü'nün bulunduğu İldeki optisyenlik derneğine üye olmaları koşulunu öngördüğü anlaşılmaktadır.

    Temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların Anayasanın 13. maddesi gözetilerek açık bir yasa hükmüyle yapılması gerektiği açık olup; davalı idareye dernek kurma ve derneğe üye olma özgürlüğüne müdahale etme konusunda düzenleme yetkisi tanınmamıştır.

    Bu durumda, Anayasa'nın güvence altına aldığı dernek kurma ve derneğe üye olma özgürlüğüne hukuka aykırı olarak yapılan müdahale niteliğindeki dava konusu yazıda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

    Öte yandan, dava açıldıktan sonra dava konusu genel yazının içeriği değiştirilerek, bu defa sigortalıların gözlük camı ve çerçevesinin karşılanması için sözleşme yapmak isteyen optisyenlerin herhangi bir optisyenlik derneğine üye olması yeterli görülmüş ise de, sözleşme yapmak isteyen optisyenlerin derneğe üye olma zorunlulukları kaldırılmadığından, davanın konusunun kalmadığı yönündeki davalı idare iddiasına itibar edilmemiştir.

    SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin 1.12.2006 tarih ve 61306 sayılı yazısının iptaline, aşağıda dökümü yapılan 52,60 TL yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre belirlenen 1.100,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 ( otuz) gün içerisinde İdari Dava Daireleri Kuruluna temyizen başvurulabileceğinin taraflara duyurulmasına, 31.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • DANIŞTAY 5. DAİRE
    Esas: 2010/2044 Karar: 2010/4272
    Tarih: 15.06.2010

    • İYUK 48. Madde

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrasında, temyiz dilekçelerinin, ilgisine göre kararı veren mahkemeye, Danıştay'a veya 4. maddede belirtilen mercilere verileceği belirtilmiş; aynı maddenin 2. fıkrasında ise, temyiz dilekçelerinin 3 üncü madde esaslarına göre düzenlenmesi gerektiği, düzenlenmemiş ise eksikliklerin onbeş gün içinde tamamlatılması hususunun, kararı veren Danıştay veya mahkemece ilgiliye tebliğ olunacağı, bu sürede eksiklikler tamamlanmazsa temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına Danıştay veya mahkemece karar verileceği aynı Yasa'nın 3. maddesinde ise dilekçelerde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin gösterileceği hükmüne yer verilmiştir.

    Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 31.12.2009 tarihli, E:2009/587, K:2009/1990 sayılı iptal kararına karşı davalı Türk Tarih Kurumu'nun vekili olan avukat tarafından temyiz yoluna başvurulduğu; ancak, temyiz dilekçesinde temyiz eden kurum olarak "Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Başkanlığının" gösterildiği, dilekçenin başlığında ise "Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu" ibaresine yer verildiği, 2876 sayılı Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Kanunu'nun 2. maddesinde Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun tüzel kişiliğe sahip olduğu, 53. maddesinde ise Türk Tarih Kurumu'nun tüzel kişiliğe sahip olduğunun hükme bağlandığı, bu durumda temyize hangi kurumun geldiğinin açıkça belirtilmediği anlaşılmış olup;

    SONUÇ : Bu durum karşısında, davalının temyiz istemi ile ilgili olarak 2577 sayılı Yasa'nın 48. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrasında belirtilen hususlar yerine getirilerek dosya tekemmül ettirildikten sonra temyiz incelemesi yapılması için Danıştay'a gönderilmek üzere esas kaydının kapatılarak dosyanın Ankara 5. İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 15.06.2010 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

    KARŞI OY :

    Temyize davalı Türk Tarih Kurumu yerine Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'nun geldiği görüldüğünden temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.