İYUK Madde 26



  • Tarafların Kişilik veya Niteliğinde Değişiklik

    İYUK Madde 26

    1.Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.

    2.Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir.

    3.(Değişik: 5/4/1990-3622/9 md.) Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyası işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

    4.(Değişik: 5/4/1990-3622/9 md.) Dosyaların işlemden kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına dair kararlar diğer tarafa tebliğ edilir.




  • İYUK 26. Madde Emsal Danıştay Kararları


    DANIŞTAY 13. DAİRE
    Esas : 2015/6345 Karar : 2017/1178
    Tarih : 27.04.2017

    • İYUK 26. Madde

    ...vekili tarafından, 11.09.2014 tarih ve 29116 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2, 3, 4, 6, 11, 17, 19, 20, 27, 28, 29, 30, 31, 32 ve 33. maddelerinin iptali istemiyle `na karşı açılan davada, dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 26. maddesini 1. fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği kurala bağlanmıştır.

    23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 2. maddesinde, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumlarının kapatıldığı, kapatılan kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı, bunlara ait taşınmazların tapuda re`sen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği, bunların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağı, devre ilişkin işlemlerin tarafından yerine getirileceği belirtilmiştir.

    Dosyanın incelenmesinden, davacı Mevlana Üniversitesi`nin 667 sayılı KHK ile kapatılan kurumlar arasında yer aldığı anlaşılmaktadır.

    Bu durumda, davacının 2577 sayılı Kanun`un 26. maddesinin 1. fıkrası anlamında kişilik değişikliğine uğradığının (kapatılma ile tüzel kişiliğinin ortadan kalktığının) kabulü gerekmektedir.

    Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanun`un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurusuna kadar DOSYANIN İŞLEMDEN KALDIRILMASINA, 27.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 2. DAİRE
    Esas : 2015/3282 Karar : 2015/8275
    Tarih : 22.10.2015

    • İYUK 26. Madde

    Dava; davacı tarafından, ÖSYM Başkanlığınca 29/12/2013 tarihinde yapılan Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü Görevde Yükselme Yazılı Sınavında sorulan sorulardan 6 adedinin hatalı olduğundan bahisle iptali istemiyle açılmıştır.

    Ankara 1. İdare Mahkemesi'nin 11/02/2015 günlü, E:2014/107, K:2015/232 sayılı kararıyla; davacının .... nca 29/12/2013 tarihinde yapılan .... Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü Görevde Yükselme Yazılı Sınavı'na katıldığı, sınav sonuçlarının 03/01/2014 tarihinde açıklandığı ve davacının 41 doğru 19 yanlış yaparak 68,33333 puan alarak başarısız olduğu, 6 adet sorunun hatalı olduğu ileri sürülerek, söz konusu soruların iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, iptali istenen sorular hakkında alanında uzman bilirkişilerce hazırlanan raporlar neticesinde, Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü Görevde Yükselme Yazılı Sınavındaki 9., 27., 37., 46. ve 55. soruların hatalı olduğu yönünde görüş bildirildiği ve söz konusu raporlar hükme esas alınacak nitelikte görüldüğü ve öte yandan, iptali istenen genel kültür alanına ilişkin 20. sorunun genel kültür alanında olması ve bilirkişiyi gerektirmediği kanaati ile Mahkeme heyetince re`sen yapılan incelemede söz konusu soruda yanıltıcı bir durumun olmadığı ve genel kültür alanındaki soruda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle, dava konusu .... nca 29/12/2013 tarihinde yapılan .... Taşra Teşkilatı Şube Müdürlüğü Görevde Yükselme Yazılı Sınavındaki 9., 27., 37., 46. ve 55. soruların iptaline, 20. sorunun iptali istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

    Davalı idareler, İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğunu öne sürerek bozulmasını istemektedirler.

    Temyiz dilekçelerinde ileri sürülen hususlar dikkate alındığında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/B maddesi hükmü gereğince Ankara 1. İdare Mahkemesi`nin 11/02/2015 günlü, E:2014/107, K:2015/232 sayılı kararının iptale ilişkin kısmı kaldırılarak, uyuşmazlığın esası yeniden incelendi;

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar, gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemişse varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında da yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği belirtilmiştir.

    Dosyanın incelenmesinden, davalı ....'nın 09/10/20015 tarihinde Danıştay evrak kaydına giren beyan dilekçesi ile, davacının vefat etmesi nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 26. maddesi uyarınca dava dilekçesinin iptaline, bu talebinin kabul edilmemesi halinde temyiz dilekçelerindeki hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, UYAP kaydına göre de davacının .../.../2015 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.

    Bu durumda; dava konusu işlemin niteliği dikkate alındığında, işbu davanın, yalnızca vefat eden davacıyı ilgilendirdiğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 26/2. maddesi uyarınca, temyize konu kararın iptale ilişkin kısmı yönünden dava dilekçesinin iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

    Öte yandan, Mahkeme Kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının davacının vefatı nedeniyle kaldırılarak dava dilekçesinin iptaline karar verildiği, diğer bir ifadeyle davalı idarelerin temyiz istemlerinin esası hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı dikkate alındığında, temyiz yargılama giderlerinin davalı idareler üzerinde, diğer yargılama giderlerinin ise Mahkeme kararında belirtilen şekilde taraflar üzerinde bırakılmasının hakkaniyete uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    Açıklanan nedenlerle; davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile, İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmı yönünden dava dilekçesinin iptaline ve bu kararın davalı idarelere, davacı vekiline ve davacının mirasçılarına bildirilmesine, temyiz yargılama giderlerinin davalı idareler üzerinde, diğer yargılama giderlerinin ise temyize konu kararın hüküm fıkrasında belirtilen şekilde taraflar üzerinde bırakılmasına, posta ücretlerinden artan kısımların taraflara ve kullanılmayan 45,60 TL yürütmeyi durdurma harcının davalı ....na iadesine, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.



  • DANIŞTAY 12. DAİRE
    Esas : 2011/9182 Karar : 2015/5108
    Tarih : 8.10.2015

    • İYUK 26. Madde

    Davacı vekili tarafından davacının İli, Tarsus İlçesi, ...olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak yürütülen disiplin soruşturması sonucu getirilen teklif uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-(ı) maddesi uyarınca bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, cezanın yükselebileceği derecenin son kademesinde bulunması nedeniyle brüt aylığının 1/2 oranında kesilmesi şeklinde uygulanmasına ilişkin işlemin iptali ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemine karşı açılan davada, dava konusu işlemin iptali ile yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte tazmini yolunda Adana 2. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 01/07/2011 tarihli ve E:2010/1612, K:2011/1340 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulmasının istenilmesi üzerine dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik`` başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir." hükmü yer almaktadır.

    Bakılan olayda, davacı vekilinin beyanında ve Mernis kayıtlarının tetkikinden davacının 16.04.2015 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, İdare Mahkemesince, 2577 sayılı Kanun`un 26. maddesi uyarınca, davalı idarenin davacının mirasçılarına karşı temyiz takibini yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına dosyanın temyiz numarası üzerinden karar verilmesi gerekmektedir.

    Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı Kanun`un 26. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın Adana 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine oybirliği ile karar verildi.



  • DANIŞTAY 13. DAİRE
    Esas : 2012/3884 Karar : 2015/2871
    Tarih : 3.09.2015

    • İYUK 26. Madde

    Dava; davacı şirket adına düzenlenen 219.819,60.-TL tutarlı, 30.03.2010 tarih ve 20100330665030000001 takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesi`nce; dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararıyla tesis edilen idarî para cezasına karşı davacı tarafından dava açılıp açılmadığının 28.03.2012 tarihli ara kararıyla davacıdan sorulduğu; söz konusu ara kararına herhangi bir cevap verilmediği; bu hâliyle davacı tarafından dava konusu ödeme emrinin dayanağını oluşturan tahakkuk işlemine karşı dava açılmadığının kabul edildiği; dava konusu ödeme emrinin, kesinleşmiş ve vadesinde ödenmemiş bir borca ilişkin olduğu; bu durumda, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın ( REDDİNE ) karar verilmiş, bu karar davacı şirket tarafından temyiz edilmiştir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 26. maddesinin 1. fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü hâlinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği hükmü yer almaktadır.

    6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu`nun Geçici 7. maddesinde, 01.07.2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesinin, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı belirtildikten sonra;

    a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu`nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler,

    b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler,

    c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler,

    d) Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler,

    e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış, ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatiflerin bu maddede belirtilen usule uygun olarak tasfiyelerinin yapılacağı kurala bağlanmıştır.

    Aynı Kanunun Geçici 7. maddesinin 3. fıkrasında; "Bu madde kapsamındaki şirket ve kooperatifler; ilgili ticaret sicili müdürlüğünce re`sen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilir." düzenlemesi bulunmaktadır.

    Dosyanın incelenmesinden; davanın ( REDDİNE ) ilişkin İdare Mahkemesi kararının davacı şirket vekilince 08.10.2012 tarihinde temyiz edildiği, 19.08.2015 tarih ve 8887 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nin 390. ve 814. sayfalarından Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi gereğince davacı şirketin 28.07.2015 tarihinde ticaret sicilinden re`sen silindiği ve bu keyfiyetin 19.08.2015 tarihinde ilân edildiği anlaşılmaktadır.

    Bu durumda; her ne kadar davacı şirket vekili tarafından Antalya 1. İdare Mahkemesi'nin 06.06.2012 tarih ve E:2011/1394, K:2012/828 sayılı kararının temyizen incelenmesi talebinde bulunulmuş ise de, anılan Ticaret Sicil Gazetesi ilânına göre davacı şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kalktığı, şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kalkması sonucu davada taraf olma sıfatını kaybettiği anlaşıldığından, Mahkeme'ce 2577 sayılı Kanun`un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.

    Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın ANTALYA 1. İDARE MAHKEMESİ`NE ( GÖNDERİLMESİNE ), oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 11. DAİRE
    Esas : 2011/3019 Karar : 2012/597
    Tarih : 8.02.2012

    • İYUK 26. Madde

    Dava; İstanbul İli, Ataşehir Belediyesi'nde Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, 5393 sayılı Kanun`un 49. maddesi uyarınca Sandıkla ilgilendirilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

    İdare Mahkemesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nunun 26. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacının gösterdiği adreste tebligat yapılamaması nedeniyle Mahkemelerinin 17.12.2009 tarihli kararı ile dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı tarafından bir yıl içinde yeni adres bildirilerek dosyanın yeniden işleme konulmasının istenilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

    Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ve temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 26. maddesinin 3. fıkrasında; davacının gösterdiği adreste tebligat yapılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyasının işlemden kaldırılacağı ve varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği kurala bağlanmıştır.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 60. maddesinde, Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işlerinin, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 21. maddesinde, kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirileceği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin, tebliğ tarihi sayılacağı, muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurlarının yukarıdaki fıkra uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecbur olduğu kuralına yer verilmiştir.

    Dosyanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde belirttiği adresin "Ataşehir Belediye Başkanlığı … Cad. … KüçükbakkalköyAtaşehir/İSTANBUL" olduğu, posta ve harç tamamlama yazısının anılan adrese tebligata çıkarıldığı, tebligat alındısında "… muhatabı tanımadığını beyan etti. Muhtarlık kayıtlarında kaydına rastlanmamıştır. … Petrol ."kaydının yer aldığı, İdare Mahkemesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 26. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacının gösterdiği adreste tebligat yapılamaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğinin ve davacı tarafından bir yıl içinde yeni adres bildirilerek dosyanın yeniden işleme konulmasının istenilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, temyiz aşamasında yürütmenin durdurulması isteminin savunmadan sonra incelenmesi yolunda verilen Danıştay Onbirinci Dairesinin 6.5.2011 tarihli ve E: 2011/3019 sayılı kararının davacıya dava dilekçesinde belirtilen adreste tebliğ edildiği, dolayısıyla davacının adresini değiştirmediği ve davacıya yapılan ilk tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmıştır.

    Bu durumda, Tebligat Kanunu`na uygun olarak yapılmayan ilk tebligat gözönünde bulundurularak İdare Mahkemesince davanın açılmamış sayılması yolunda verilen kararda usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, davacı temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının ( BOZULMASINA ), dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere
    Mahkemeye ( GÖNDERİLMESİNE ), oybirliği ile karar verildi.



  • DANIŞTAY 15. DAİRE
    Esas: 2016/3517 Karar: 2016/3091
    Tarih: 04.05.2016

    • İYUK 26. Madde

    Dava; davacıya ait .. plakalı aracın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek-2/3. maddesi uyarınca trafikten men edilmesine dair 31.05.2014 tarih ve 0397624 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

    İstanbul 6. İdare Mahkemesince; ... plakalı aracın tespit tarihini kapsayacak şekilde güzergah kullanım izin belgesinin bulunduğu, davaya konu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline, davalı idare tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istemini inceleyen Dairemizce anılan Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

    2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin 1. fıkrasında: "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar, dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır." hükmü bulunmaktadır.

    Bakılmakta olan dava kapsamında davacının vefat etmesi sebebiyle tebligatların yapılamadığı anlaşılmaktadır.

    Bu durumda, görülen davanın sonuçları bakımından davacının mirasçı veya mirasçılarının davayı takip hakkının bulunması sebebiyle yukarıda anılan 2577 Sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.

    SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; 2577 Sayılı Kanun'un 49. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrasının ( c ) bendi uyarınca İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nin 29.12.2014 tarih ve E:2014/1193; K:2014/2531 Sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, 04.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 13. DAİRE
    Esas: 2014/1199 Karar: 2015/4498
    Tarih: 10.12.2015

    • İYUK 26. Madde

    Dava, davacıya, otogaz istasyonunda tüp dolumuna yarayan aparat bulundurulduğundan bahisle idarî para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 04.02.2010 tarih ve sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların Kişilik veya Niteliğinde Değişiklik" başlıklı 26. maddesinin2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların Kişilik veya Niteliğinde Değişiklik" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar, gerçek kişilerden olan tarafın ölümü hâlinde idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemişse varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği kurala bağlanmıştır.

    Dosyanın incelenmesinden; davanın, davacının işlettiği otogaz istasyonunda, Kanun'un 7. maddesine aykırı olarak tüp dolum aparatı bulundurduğunun tespit edildiğinden bahisle bayilik lisansı sahibi davacı hakkında idarî para cezası uygulanmasına yönelik işlemin iptali istemiyle açıldığı; Mernis kayıtlarına göre davacının 15.08.2013 tarihinde vefat ettiği; ceza sorumluluğunun şahsi olması nedeniyle tahsili yalnızca şahsından mümkün olan para cezası dolayısıyla açılan davanın yalnızca ölü davacıyı ilgilendirdiği anlaşılmaktadır.

    Bu durumda, yalnız öleni ilgilendiren davanın, davacının mirasçıları tarafından takip edilmesine veya davalı idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine olanak bulunmamaktadır.

    SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26/2. maddesi uyarınca DAVA DİLEKÇESİNİN İPTALİNE ve bu kararın davalıya bildirilmesine, 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 9. DAİRE
    Esas: 2010/5697 Karar: 2012/4784
    Tarih: 24.09.2012

    • İYUK 26. Madde

    Uyuşmazlıkta; davacı şirket adına 2004/Ocak-Aralık dönemleri için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ve aynı yıl için kesilen usulsüzlük cezasının terkini istemiyle açılan davanın açılmamış sayılmasına karar veren Vergi Mahkemesi kararının temyizen incelenmesi istenilmektedir.

    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26'ncı maddesinin 3 üncü fıkras 3 üncü fıkrasında; davacının gösterdiği adreste tebligat yapılamaması halinde, yeni adresin bildirilmesine kadar dava dosyasının işlemden kaldırılacağı ve varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği belirtilmiş, 60'ıncı maddesinde de, Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı kurala bağlanmıştır.

    7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21'inci maddesinde, kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mücibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirileceği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin, tebliğ tarihi sayılacağı, muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurlarının bu madde kapsamında kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecbur oldukları hükmüne yer verilmiştir.

    Dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesinin davalı idareye tebliği üzerine, idarece verilen savunma dilekçesinin, hem davacı şirketin dilekçesinde gösterdiği, hem de dava dilekçesinin ekinde yer alan evraklarda mevcut adrese tebliğe çıkarıldığı, davacı şirketin gösterilen adreste olmadığı, kapandığı ve iş terki yaptığı belirtilmek suretiyle sözkonusu tebliğ evrakının merciine iade edildiği anlaşılmıştır.

    Tebligat Kanununun anılan 21 inci maddesinde tebliğ işlemlerinin nasıl yapılacağı açıkça belirtilmiş olup, bu maddeye uygun olarak tebliğ işlemlerinin yapılması gerekirken, maddede sayılan kişilere imza mukabilinde evrak teslim edilmediği gibi tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnamenin adresteki binanın kapısına yapıştırılmadığı anlaşılmıştır.

    Bu durumda, Tebligat Kanununda belirtilen usule uygun olmayan tebliğ işlemlerine dayanılarak dosyanın işlemden kaldırılması ve bir yıllık süre içerisinde yeni adresini bildirerek dosyanın yeniden işleme konulmasının istenmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılması yolundaki karar hukuka uygun görülmemiştir.

    SONUÇ : Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüyle, Gaziantep Vergi Mahkemesinin 29.05.2009 tarih ve E:2007/231, K:2009/994 sayılı kararının bozulmasına, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • DANIŞTAY 6. DAİRE
    Esas: 2009/4529 Karar: 2011/3351
    Tarih: 23.09.2011

    • İYUK 26. Madde

    Dava, davacıların miras bırakanı ...,'nın sahibi olduğu, İzmir ili, Konak İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin 20.07.2006 günlü, 264 sayılı İzmir Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılmış; idare Mahkemesince, dava konusu taşınmazın bedelinin tespiti ve tescili istemiyle İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2007/475 esasına kayden açılan davada meşruhatlı davetiyenin 12.12.2007 tarihinde miras bırakan ...'ya tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine karşı 30 gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 14.01.2008 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Dava hakkı" başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasında, Kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabilir." hükmü; beşinci fıkrasında ise: "İdare tarafından, bu Kanun hükümlerine göre tespit olunan malike ve zilyede karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde, davaya bu gerçek malik, tapu malikinin daha önce öldüğü sabit olursa mirasçıları da dahil edilmek suretiyle devam olunur." hükmü yer almıştır.

    Öte yandan her ne kadar bakılan davada uygulanması söz konusu olmamakla beraber 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır." hükmüne yer verilmesi suretiyle, ölüm olayına özgü süre konusunun özel olarak düzenlendiği görülmektedir.

    Dosyanın incelenmesinden; davacıların dava konusu taşınmaza iştirak halinde malik oldukları ve taşınmazın miras yoluyla kendilerine geçtiği, söz konusu alanın heyelan nedeniyle afete maruz bölge olduğundan bahisle davalı idare tarafından kamulaştırılmasına karar verildiği; davacıların miras bırakanı ... ile idare arasında yapılan pazarlıkta anlaşılamaması üzerine İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde E:2007/475 sayılı bedel tespiti ve tescil davasının malik ...'ya karşı açıldığı; anılan mahkemenin duruşma gününe ilişkin meşruhatlı davetiyesi ... adına çıkarılarak aynı konutta birlikte oturan yeğeni ...'ya 12.12.2007 tarihinde tebliğ edildiği; ...'nın 27.12.2007 tarihinde vefat ettiği; vefat nedeniyle dava konusu taşınmazın iştirak halinde maliki olan davacılar tarafından kamulaştırma işlemine ilişkin Belediye Encümeni Kararının iptali istemiyle 14.01.2008 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

    Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için, kamulaştırmaya konu taşınmazın malikinin meşruhatlı davetiyenin kendisine tebliğ edilmesinden sonra dava açma süresi içinde ölmesi halinde mirasçıları tarafından kamulaştırma işlemine karşı açılacak iptal davasının kalan süre içinde mi, yoksa ölüm tarihinden itibaren otuz gün süre içinde mi açılması gerektiği hususunun irdelenmesi gerekmektedir.

    Miras bırakan dava açma süresi içinde öldüğüne ve ölüm tarihinden itibaren mülkiyet ve dava açma hakkı mirasçılarına geçtiğine ve Kamulaştırma Kanunu uyarınca ancak malikler tarafından kamulaştırma işlemine karşı dava açılabildiğine göre, ölüm olayı ile birlikte malik sıfatını kazanan mirasçıların, anayasal bir hak olan mülkiyet hakkı ile ilgili bir davada, otuz günlük dava açma süresinin, olağanüstü bir durum olan ölüm olayının vuku bulduğu tarihten itibaren başlatılması gerekir.

    Bu durumda, ölüm olayı ile birlikte mülkiyet ve dava açma hakkı kendilerine geçen mirasçıların, dava açma süresi içinde miras bırakanın ölmesi üzerine ölüm tarihinden itibaren otuz gün içinde dava açabilecekleri hususu gözönüne alındığında davanın süresi içinde açıldığı sonucuna varılmıştır.

    Buna göre, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.

    SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, süreaşımı nedeniyle reddi yolundaki temyize konu İzmir 1.idare Mahkemesinin 28.11.2008 günlü, E:2008/67, K:2008/l 885 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 23.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.