CMK Madde 7



  • Görevli Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    CMK Madde 7

    (1) Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.




  • YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2011/2239 Karar : 2011/1880
    Tarih : 27.09.2011

    • CMK 7. Madde

    • Görevli Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafi tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    Sanık müdafinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, ancak;

    1- Asliye Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesinden sonra, sanığın görevli Elbistan Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden sorgusu yapılmadan hüküm kurulmak suretiyle CMK`nın 7. maddesine aykırı davranılması,

    2- Sanığın geçmişteki hali ve suç işleme hususundaki eğilimini içermeyen, bu itibarla yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,

    Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi ( BOZULMASINA ), oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/11847 Karar : 2017/899
    Tarih : 7.02.2017

    • CMK 7. Madde

    • Görevli Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

    Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara karşı, 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz yolu açık olup temyizin olanaklı olmadığı, suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz üzerine, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2014 tarih ve 2014/261 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiğinden, suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme hasren yapılan temyiz incelemesinde;

    Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

    Ancak;

    1-5271 sayılı CMK'nın 7. maddesine aykırı olarak görevli mahkeme tarafından suça sürüklenen çocuğun savunması alınmadan, görevsiz mahkemede alınan savunma ile yetinilerek duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

    2-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 18 yaşını tamamlamamış olması ve suç tarihi itibariyle daha önce hapis cezasına mahkum edilmediğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi gereğince hükmedilen kısa süreli hapis cezasının aynı Kanunun 50/1. maddesinde öngörülen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,

    3-5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca, 18 yaşından küçük suça sürüklenen çocuğun savunmasını yapması için zorunlu müdafi görevlendirilmesi nedeniyle, gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında atanan müdafiilere ödenen ücretlerin suça sürüklenen çocuğa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye aykırılık meydana getirilmesi,

    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ... ... müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 07.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/6941 Karar : 2017/1703
    Tarih : 15.03.2017

    • CMK 7. Madde

    • Görevli Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

    1 - Mardin Sulh Ceza Mahkemesi’nce 5271 sayılı CMK’nın 185. maddesine aykırı olarak, kapalı yapılması gerektiği halde açık olarak yapılan duruşmada sanığın savunmasının alındığı ve görevsizlik kararı verildiği, Mardin Çocuk Mahkemesi’nde savunmasının alınmadığı anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK’nın 7. maddesi uyarınca yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevsiz mahkemece yapılan işlemlerin hükümsüz sayılması karşısında, görevli mahkemece sanığın savunması alınmayarak savunma hakkının kısıtlanması,

    2 - Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;

    a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına",

    b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 15.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/23402 Karar : 2017/4192
    Tarih : 12.04.2017

    • CMK 7. Madde

    • Görevli Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

    Ancak;

    1-) Dosya içerisindeki 30.11.2011 tarihli olay tutanağında, olay tarihinde eşi ile arasında çıkan tartışmada eşinin evdeki sehpayı kırması nedeniyle 155 polis imdat hattını arayarak eşinden şikayetçi olan sanığın, gerekli işlemler üzerine eşinin de polis merkezine gitmesi gerektiğini öğrendikten sonra şikayetinden vazgeçmesi ve eşinin de kendisinden şikayetçi olmaması üzerine sanığın ve görevli polis memurlarının apartmandan çıktıkları, dışarıda sanığa polis merkezine gelip şikayetçi olabileceği söylendikten sonra sanığın görevli polis memurlarına hakaret içeren söylemleri yanında “ siz kimsiniz ben şimdi sizin müdürünüze gidiyorum” demesi üzerine ekip aracına bindirildiği ve ekip aracında “ ben size yapacağımı bilirim” şeklinde sözler söylediğinin belirtilmiş olmasına rağmen müştekilerin aşamalarda alınan beyanlarında sanığın kendilerini öldürmekle tehdit ettiğini beyan etmiş olmaları karşısında, müştekilerin beyanları ile olay tutanağı arasında oluşan çelişki giderilerek, müşteki anlatımlarına itibar edilmesi halinde sanığın eyleminin TCK'nın 106/1-1. cümle, 43/2. maddeleri kapsamında tehdit suçunu oluşturacağı, olay tutanağına itibar edilmesi halinde ise sanığın sözlerinin olayın bütünlüğü içerisinde şikayet hakkı kapsamında olduğu ve görevi yaptırmamak için direnme suçunun unsurlarının oluşmayacağı dikkate alınarak, tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    2-) Görevsiz mahkemede dinlenen tanık ...'ın duruşmaya çağrılarak ifadesinin alınmaması sureti ile CMK'nun 7.maddesine aykırı davranılması,

    Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine,12/04/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/5165 Karar : 2017/1385
    Tarih : 25.04.2017

    • CMK 7. Madde

    • Görevli Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    Temyizin kapsamına göre sanık ... hakkında mağdur ...'i kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile mala zarar verme suçundan kurulan beraat hükmü ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesinde;

    Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'nın eşi olan mağdur ...'e karşı eyleminin sübutu kabul, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık hakkında mala zarar verme suçu ile ilgili olarak elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin, katılan ... vekilinin, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,

    A-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan beraat hükmünün ONANMASINA,

    B-Sanık hakkında mağdur ...'i kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;

    a-Mağdurun suç tarihinde yanında bulunduğunu belirttiği Ebru'nun tanık sıfatıyla beyanı alınmadan ve hükme dayanak teşkil eden tanık Dede'nin görevsiz Konya 10. Asliye Ceza Mahkemesinde alınan beyanı ile yetinilerek CMK'nun 7. maddesine aykırı olarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

    b- Konya Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 21/12/2015 tarih ve 2015/4278 sayılı raporunda mağdurun yüzünde sabit iz açısından olay tarihinden 6 ay sonra değerlendirilmesinin uygun olacağının belirtildiği gözetilmeden, yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme sonucu hüküm kurulması,

    Yasaya aykırı olup, sanık müdafii, katılan ... vekili, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünceye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, hükmolunan ceza miktarı ve temyiz incelemesi dışında tutuklulukta geçen süre gözetilerek sanığın tahliye talebinin REDDİNE, 25/04/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/38301 Karar : 2017/6581
    Tarih : 6.06.2017

    • CMK 7. Madde

    • Görevli Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

    I- Konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

    Suça sürüklenen çocuk hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu, bu kararın temyizi mümkün olmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,

    II- Hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

    Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2008/1-90, 2008/100 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, CMK’nın 7. maddesinde yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemlerin hükümsüz olduğu belirtilmiş olmakla, Çocuk Mahkemesince görevsizlik kararı benimsenerek yargılanmaya başlanmış ve devam edilmiş olduğuna göre suça sürüklenen çocuğun yeniden CMK’nın 147 ve 191 maddeleri uyarınca sorgusunun yapılması zorunlu olup, sanığın CMK’nın 191 ve 147. maddelerindeki hakları, denetime elverişli olacak şekilde duruşma tutanağına geçirilip usulüne uygun sorgusu yapılarak karar verilmesi gerekirken sanığın yeniden sorgusu yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,

    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 06.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/16205 Karar : 2017/5449
    Tarih : 7.06.2017

    • CMK 7. Madde

    • Görevli Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na muhalefet suçundan sanık ...’in, anılan Kanun’un 81/4, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13/03/2009 tarihli ve 2007/286 Esas, 2009/289 sayılı kararının kesinleşmesi sonrasında, sanığın denetim süresinde suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine başlatılan yargılama neticesinde sanık hakkında hükmün açıklanmasına, sanığın 5846 sayılı Kanun’un 81/4, 5237 sayılı TCK'nın 62 ve 52. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23/01/2014 tarihli ve 2013/660 Esas, 2014/89 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığı'nın 29/11/2016 gün ve 94660652-105-76-12511-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19/12/2016 gün ve KYB.2016-396419 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.

    Anılan ihbarnamede;

    5846 sayılı Kanun’un 76/1. maddesinde “Bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalarda, dava konusunun miktarına ve Kanunda gösterilen cezaya bakılmaksızın, görevli mahkeme Adalet Bakanlığı tarafından kurulacak ihtisas mahkemeleridir. İhtisas mahkemeleri kurulup yargılama faaliyetlerine başlayıncaya kadar, asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği ve bu mahkemelerin yargı çevreleri Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.” hükmü gereğince; Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24/03/2005 gün ve 188 sayılı kararıyla,

    "5- Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemeleri Konusunda;

    I- İstanbul, Ankara ve İzmir'de kurulup faaliyete geçirilen fikri ve sınai haklar ceza mahkemelerinin, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile 551 sayılı Patent Haklarının Korunması, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararnamelerinden kaynaklanan ceza davaları için ihtisas mahkemeleri olarak belirlenmesine ve yargı çevrelerinin de kuruldukları yer mülki hudutları olarak tespit edilmesine,

    II- Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi kurulmayan yerlerde, yukarıda zikredilen Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklanan; ceza davaları için;

    1-Bir Asliye Ceza Mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin,

    2-İki Asliye Ceza Mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı Asliye Ceza Mahkemesinin

    3-İkiden fazla Asliye Ceza Mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı Asliye Ceza Mahkemesinin yetkilendirilmesine,

    İlgili mahkemelerin yargı çevrelerinin ise adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmesine" şeklindeki düzenlemeler uyarınca, görevli mahkemenin Iğdır 3. Asliye Ceza Mahkemesi olduğu cihetle, görevsizlik kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

    Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararının 5. maddesinde Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi kurulmayan yerlerde 5846 sayılı Kanun'a aykırılıktan açılan ceza davaları için (1) asliye ceza mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin, (2) asliye ceza mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye ceza mahkemesinin 2'den fazla asliye ceza mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı asliye ceza mahkemesinin yetkilendirildiği, Iğdır 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013 yılında kurularak faaliyete geçtiği, davanın açıldığı 23/04/2007 ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği 13/03/2009 tarihlerinde Iğdır'da 2 Asliye Ceza Mahkemesi'nin mevcut olduğu, sanığın denetim süresinde suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine başlatılan yargılama neticesinde sanık hakkında hükmün açıklanmasına karar verildiği 23/01/2014 tarihinde ise Iğdır'da 3 Asliye Ceza Mahkemesi'nin mevcut olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;

    Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği tarihte Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, CMK'nın 3 vd. maddeleri gereğince görevli mahkeme olduğu hususu sabittir. Sanığın denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle CMK'nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına dair kararı ise yine aynı görevli mahkeme vermiştir. Söz edilen düzenleme uyarınca hükmün açıklanması ve buna ilişkin muhakemenin yürütülmesi işleminin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararı veren mahkemece yapılması gereği muhakemenin kesintisizliği, doğrudan doğruyalık ve usul ekonomisi ilkelerinin bir sonucudur. Aksi düşüncenin kabulü yani, denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesi durumunda, hükmün açıklanması hususunda başkaca bir mahkemeyi görevli olarak kabul etmek şeklindeki yaklaşım ise, ceza muhakemesinde önemli bir takım sakıncaları ve hukuka aykırılıkları da beraberinde getirebilecektir. Şöyle ki;

    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 7. maddesindeki "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür." şeklindeki düzenleme gereğince görevli olmayan mahkemece yapılan işlemlerin hükümsüz sayılarak yargılama aşamasında yapılan işlemlerin tekrar edilmesi gerekebilecektir. Bu durum Anayasa'nın 141/4. maddesinde "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." biçiminde kabul edilen usul ekonomisi ilkesi ile Anayasa'nın 36/1. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." şeklinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." biçiminde teminat altına alınan adil yargılanma hakkı ve bunun bir unsuru olan makul sürede yargılanma hakkının ihlali anlamına gelebilecektir. Böylesi sakıncalı sonuçlara yol açabilecek bir durumun, hukuk devletinde ve adil bir muhakemede kabulü mümkün değildir. Açıklanan sebeplerle 5846 sayılı Kanuna aykırılık suçundan yürütülen ceza muhakemesi sonucunda sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemenin denetim süresi içinde yeni suç işlenmesi sebebiyle devam edilen muhakemede CMK'nın 231/11. maddesi gereğince hükmü açıklamaya da görevli olduğunun anlaşılması karşısında;

    Kanun yararına bozma istemine konu Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23/01/2014 tarihli ve 2013/660 Esas, 2014/89 sayılı kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 07/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • CMK 7 (Görevli Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/17857 Karar : 2018/622
    Tarih : 15.01.2018

    • CMK 7. Madde

    • Görevli Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

    1-Sanığın, mağdur ...'e karşı “ bu kapıyı devamlı açık tutacaksın, yoksa seni öldürürüm” dediği ve silah gösterdiğinin iddia edilmesi karşısında, eylemin sübutu halinde TCK’nın 106/2-a maddesindeki “silahla tehdit” suçunu oluşturabileceği, suçu niteleme ve kanıtları değerlendirme görevinin üst dereceli asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek, 5235 sayılı Kanunun 11. ve CMK'nın 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması,

    2-Kabule göre de; soruşturma evresinde dinlenen Abdurrahman Karaaslan'ın koğuşturma evresinde tanık sıfatıyla usulüne uygun olarak ifadesi alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın CMK'nın 7.maddesi de gözetilerek sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın CMUK'nın 323.maddesi uyarınca görevli O Yer Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine, 15/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • CMK Madde 7 Gerekçesi

    [1] Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.