CMK Madde 4



  • Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

    CMK Madde 4

    (1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı madde hükmü saklıdır.

    (2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.




  • CMK Madde 4 Gerekçesi

    Görev, kamu düzeniyle doğrudan ilgilidir ve şüpheli ve sanık yönünden de tabiî hâkim ilkesine göre güvence oluşturur. Bu nedenle görev “madde bakımından yetki” sorununun, Cumhuriyet savcısı, katılan ve sanık ileri sürmese de mahkemece kovuşturmanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulması gerekir. Ancak, iddianamenin kabulünden sonra, suçun yargılamasının alt dereceli bir mahkemeye ait olduğundan söz edilerek görevsizlik kararı verilemeyeceğine ilişkin 6 ıncı madde hükmü saklıdır. Maddenin birinci fıkrası bu kuralı açıklamaktadır.

    Maddenin ikinci fıkrasında ise, mahkemeler arasında olumlu veya olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığında görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkemenin belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Bu fıkra çerçevesinde, aynı yargı sistemi içinde yer alan mahkemeler arasındaki görev uyuşmazlıkları söz konusudur.



  • CMK 4 (Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/15801 Karar : 2018/138
    Tarih : 10.01.2018

    • CMK 4. Madde

    • Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

    7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/2. maddesi kapsamında sanığa MERNİS adresinde yapılan tebliğ işleminde, komşusuna haber verilme zorunluluğu bulunmamakla birlikte tebligat evrakında gıyabi kararın adresteki kapıya yapıştırıldığına dair bilgiye yer verilmediğinden, 04.12.2014 tarihinde yapılan tebligatın usulsüz olduğu, sanığın müracaatı üzerine 25.12.2014 tarihinde kalemde yapılan tebliğden itibaren temyiz süresinin başladığı ve sanığın temyizinin süresinde olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine dair görüşe iştirak edilmemiştir.

    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen diğer itirazlarının reddine, ancak;

    Davaya konu suçun tarihinin 06.12.2008 ve iddianame tarihinin 01.06.2009 olduğu, Kırıkkale 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/320-655 E-K. sayılı davasına konu suçun tarihinin 16.01.2009 ve iddianame tarihinin 14.05.2009 olduğu, dolayısıyla ilk düzenlenen iddianame tarihinde iki suçun da işlenmiş olması nedeni ile zincirleme suç oluşacağı, uyulmasına karar verilen Dairemizin 31.03.2014 tarih, 2012/27924 Esas, 2014/6043 Karar sayılı bozma ilamı üzerine davaların birleştirilmesi talebinde bulunulduğu ancak birleştirme uyuşmazlığı çıktığı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanunun 4. ve 10. maddeleri gereğince öncelikle birleştirme uyuşmazlığının çözümlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

    Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/17857 Karar : 2018/622
    Tarih : 15.01.2018

    • CMK 4. Madde

    • Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

    1-Sanığın, mağdur ...'e karşı “ bu kapıyı devamlı açık tutacaksın, yoksa seni öldürürüm” dediği ve silah gösterdiğinin iddia edilmesi karşısında, eylemin sübutu halinde TCK’nın 106/2-a maddesindeki “silahla tehdit” suçunu oluşturabileceği, suçu niteleme ve kanıtları değerlendirme görevinin üst dereceli asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek, 5235 sayılı Kanunun 11. ve CMK'nın 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla hüküm kurulması,

    2-Kabule göre de; soruşturma evresinde dinlenen Abdurrahman Karaaslan'ın koğuşturma evresinde tanık sıfatıyla usulüne uygun olarak ifadesi alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın CMK'nın 7.maddesi de gözetilerek sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın CMUK'nın 323.maddesi uyarınca görevli O Yer Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine, 15/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/6963 Karar : 2018/23
    Tarih : 8.01.2018

    • CMK 4. Madde

    • Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

    Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... haklarında yapılan yargılama sonunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 05/02/2015 tarihli ve 170 sayılı kararıyla ... 1. ve 2. Çocuk Mahkemelerinin 25/02/2015 tarihinde faaliyete geçirildiği gerekçesiyle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 26. maddesi ile aynı Kanun'un geçici 1 ve 3.maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Çocuk Mahkemesine gönderilmesine dair ... 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/05/2015 tarihli ve 2014/602 esas, 2015/391 sayılı kararını müteakip, ... 1. Çocuk Mahkemesinin 03/09/2015 tarihli ve 2015/838 esas, 2015/586 sayılı kararıyla mahkemenin görevsizliğine karar vermesi üzerine ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği ... 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... 16. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin 06/10/2015 tarihli ve 2015/814 değişik iş sayılı kararın;

    Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16/07/2008 tarihli ve 2008/7210-16565 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere;

    T.C. Anayasası’nın 37. maddesinde "Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.", 142. maddesinde "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.", 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3/1. maddesinde "Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.", 4/1. maddesinde "Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6. madde hükmü saklıdır.", 5/1. maddesinde "İddianamenin kabulünden sonra, işin davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.", 5395 Çocuk Koruma Kanunu'nun 26. maddesindeki "(1)Çocuk mahkemesi, asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara bakar. (2) Çocuk ağır ceza mahkemesi, çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakar. (3) Mahkemeler ve çocuk hâkimi, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan tedbirleri almakla görevlidir. (4) Çocuklar hakkında açılan kamu davaları, Kanunun 17 nci Maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu Kanunla kurulan mahkemelerde görülür." yine aynı Kanun'un geçici 1, 2 ve 3. maddelerinde " (1) 2253 sayılı Kanun gereğince kurulan çocuk mahkemelerinde derdest bulunan ve bu Kanun ile kurulan çocuk mahkemesinin görevine giren dava ve işler, bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde çocuk mahkemesine devredilir. (2) Genel ceza mahkemelerinde görülmekte olan ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte onsekiz yaşını doldurmuş olan sanıklar hakkındaki dava ve işler çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerine devredilmez. (3) Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmalar Cumhuriyet başsavcılığı ve görevli mahkemelerce bu Kanun hükümlerine göre yapılır.", 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 307/1. maddesinde "Temyiz ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur.", anılan Kanun'un 308. maddesinde "Aşağıda yazılı hallerde kanuna mutlaka muhalefet edilmiş sayılır... 4) Mahkemenin kanuna muhalif olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi....." hükümlerinin yer aldığı;

    Merci ... 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 170 sayılı kararında derdest davaların yeni kurulan çocuk mahkemelerine devri yönünde hüküm bulunmadığı, 09/10/2013 tarihli ve 801 sayılı Yargı Çevresi Değişikliği konulu kararında ise derdest davaların kesinleşinceye kadar halen görüldükleri mahkemeleri tarafından bakılması gerektiğinin belirtildiği gerekçesiyle karar tesis edilmiş ise de; Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun anılan kararlarının göreve ilişkin kanun hükümlerini yürürlükten kaldırma niteliği taşımadığı, mahkemelerin görevlerinin kanunla belirlenmesine ilişkin anayasal ve yasal kuralların idari nitelikte bir işlemle değiştirilemeyeceği gözetilmeden ... 1. Çocuk Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması yerine, yazılı şekilde karar verilmiş olmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 12/12/2017 gün ve 94660652-105-34-8994-2017-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

    Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile ... 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06/10/2015 tarihli ve 2015/814 Değişik İş sayılı Kararın CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 08/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/1676 Karar : 2017/5690
    Tarih : 5.07.2017

    • CMK 4. Madde

    • Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

    Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

    Sanığın Bozova Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12.05.2009 tarih ve 2006/331 Esas, 2009/129 Karar sayılı kararı ile TCK'nun 142/1-b madde ve fıkrası gereğince 1 yıl 8 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 1 yıl 8 ... denetim süresine hükmedilen erteli hapis cezasının 11.11.2009 tarihinde kesinleştiği, sanığın müsnet suçu 04.06.2013 tarihinde işlediği anlaşıldığından sanığın tekerrüre esas adli sicil kaydı olduğu halde hakkında TCK.nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

    1- İyi niyetli üçüncü kişiye ait nakil aracının trafik kaydı üzerine soruşturma sırasında konulan şerhin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    2- 6352 sayılı Kanunun 100. maddesi ile 5271 sayılı CMK.nun 4. fıkrasına eklenen ek cümle uyarınca devlete ait yargılama giderlerinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan ... olması halinde bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden 14,00 TL yargılama giderinin sanığa yükletilmesine karar verilmesi,

    3- Davaya konu kaçak akaryakıt hakkında 31/01/2013 tarihli yazı ile tasfiye kararı verildiği halde, akaryakıt tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin Hazine adına irad kaydına, tasfiye edilmemiş ise 5015 sayılı Kanunun ek 5/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    4- TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, mahkum olduğu kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında anılan maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yazılı hak yoksunluğunun, sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,

    24.11.2015 günlü 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E, 2015/85 K sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53.maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

    Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca;

    1-Hükmün 3.fıkrasının sonuna "İyi niyetli üçüncü kişiye ait nakil aracının trafik kaydı üzerindeki şerhin kaldırılmasına" ifadesinin eklenmesi,

    2- Yargılama giderleri ile ilgili kısmın çıkartılarak, yerine "toplam 14,00 TL olan yargılama giderinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan (20,00 TL'den) daha ... olması nedeniyle 5271 sayılı CMK.nun 324/4. maddesi gereğince Devlet Hazinesi'ne yüklenmesine'' ifadesinin eklenmesi,

    3- Kaçak akaryakıtın müsadaresine ilişkin fıkrada yer alan "Suça konu akaryakıtın" ifadesinden sonra gelmek üzere "tasfiye edilmiş olması halinde tasfiye bedelinin Hazine adına irad kaydına, tasfiye edilmemiş ise" ifadesinin eklenmesi,

    4- Hükümden TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması, yerine “24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E. , 2015/85 K. sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 sayılı TCK.nun 53/1...3. madde ve fıkralarının tatbikine,” ifadesinin eklenmesi ve diğer kısımlarının aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.07.2017 günü oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/18850 Karar : 2017/4790
    Tarih : 2.05.2017

    • CMK 4. Madde

    • Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

    Hakaret suçundan sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında yapılan yargılama sırasında, suçun Basın Kanunu kapsamında kaldığından bahisle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Küçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/03/2016 tarihli ve 2016/465 esas, 2016/435 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2016 tarihli ve 2016/371 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05/12/2016 gün ve 392567sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

    İstem yazısında; “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 37. maddesinde "Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.", 142. maddesinde "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.", 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3/1. maddesinde "Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.", 4/1. maddesinde "Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6. madde hükmü saklıdır.", 5/1. maddesinde "İddianamenin kabulünden sonra, işin davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.", 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 27. maddesinin 1. fıkrasında "Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı açılan davalardan, ağır ceza işlerinden olanlar ağır ceza mahkemelerinde, diğerleri asliye ceza mahkemelerinde görülür.", 2. fıkrasında ise "Bir yerde ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması halinde bu davalar iki numaralı mahkemede görülür.” hükümlerinin yer aldığı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 10/03/2010 tarihli ve 2009/18295 esas, 2010/2905 sayılı ilamında belirtildiği üzere, basın yoluyla suç işlenmesinden söz edilebilmesi için 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 2. maddesi kapsamında bir eserin meydana gelmesinin gerektiği, somut olayımızda ise TV EM logosuyla yayın yapan televizyon kanalında yayınlanan Serbest Vuruş isimli programda sanıkların üzerlerine atılı eylemi gerçekleştirdikleri nazara alındığında söz konusu eylemin Basın Kanunu kapsamında kalmadığı, bu nedenle itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

    Hukuksal Değerlendirme:

    T.C. Anayasasının 37.maddesinde “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” 142.maddesinde “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.” 5271 sayılı CMK'nın 3/1.maddesinde “Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.” 4/1 maddesinde “Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re’sen karar verebilir. 6.madde hükmü saklıdır.” 5/1 maddesinde “İddianamenin kabulünden sonra, işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.” 5187 sayılı Basın Yasasının 27.maddesinin 1.fıkrasında “Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı açılan davalardan, ağır ceza işlerinden olanlar ağır ceza mahkemelerinde, diğerleri asliye ceza mahkemelerinde görülür.” 2.fıkrasında ise “Bir yerde ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması halinde bu davalar iki numaralı mahkemede görülür.” 5320 sayılı CMK'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 8.maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 307/1.maddesinde “Temyiz ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur.” Anılan Yasanın 308.maddesinde “Aşağıda yazılı hallerde kanuna mutlaka muhalefet edilmiş sayılır" 4. fıkrasında ise "Mahkemenin kanuna muhalif olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi" hükümleri yer almaktadır.

    Somut olayda, sanık ...'ın, 'Serbest Vuruş' isimli programın sunucusu, sanık ...'nin, spor müdürü ve söz konusu programın yapımından ve yayınından sorumlu olduğu, sanık ...'in de, söz konusu programın danışmanı ve yorumcusu, aynı zamanda şüpheli ... ile birlikte söz konusu programın yapımından ve yayınından sorumlu olduğu anlaşılmıştır.

    Sanıklar hakkında;... isimli televizyon kanalında yayınlanan Serbest Vuruş isimli programda; şüpheli ... ile röportaj yapıldığı, şüphelinin röportaj sırasında, müşteki ... hakkında, "... ...için ... tek kelime ile hırsız anlamı taşıyor. ... Hırsızın da, toplumda yeri olmaz. ..." diyerek hakaret ettiği, bu röportajın, 01.02.2015 tarihinde, ... isimli televizyon kanalında, 'Serbest Vuruş' isimli spor programında yayınlandığı ve "ÖKSÜZ: ... hırsızdır!" şeklindeki alt yazının uzun bir süre ekranda yazılı olarak kaldığı iddiasıyla 125/1,2,4 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

    Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesi söz konusu eylemlerin basın yoluyla işlendiği, 5187 sayılı Kanun'un 27/1. maddesi gereğince 2. Asliye Ceza Mahkemesi görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Görevsizlik kararına müşteki vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2016 tarihli ve 2016/371 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

    5187 sayılı Basın Kanunun 2.maddesinde," Basılmış eser; Yayımlanmak üzere her türlü basım araçları ile basılan veya diğer araçlarla çoğaltılan yazı, resim ve benzeri eserler ile haber ajansı yayınları" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 27. maddesinde ise, "Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı açılan davalardan, ağır ceza işlerinden olanlar ağır ceza mahkemelerinde, diğerleri asliye ceza mahkemelerinde görülür. Bir yerde ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması halinde bu davalar iki numaralı mahkemede görülür." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre bu Kanundaki göreve ilişkin düzenleme sadece basılmış eserler için uygulanabilecek olup, iddia edilen olayın ise televizyon programında gerçekleşmesi karşısında 5187 sayılı Basın Kanunun 27. maddesinin uygulama olanağı bulunmamaktadır.

    Bu nedenle, Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararına yapılan itirazı reddeden mercii kararı hukuka aykırıdır.

    Sonuç ve Karar:

    Yukarıda açıklanan nedenlerle;

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

    1- Hakaret suçundan sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında, Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2016 tarihli ve 2016/371 değişik iş sayılı kararının,CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

    2- Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin itiraz mercii tarafından mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 02/05/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/18992 Karar : 2017/1257
    Tarih : 7.02.2017

    • CMK 4. Madde

    • Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

    Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 62/1 ve 52. maddeleri uyarınca 1.740 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/05/2016 tarihli ve 2015/846 esas, 2016/457 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13/12/2016 gün ve 394723 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

    İstem yazısında; “T.C. Anayasası’nın 37. maddesinde "Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.", 142. maddesinde "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.", 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3/1. maddesinde "Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.", 4/1. maddesinde "Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6. madde hükmü saklıdır.", 5/1. maddesinde "İddianamenin kabulünden sonra, işin davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.", 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 27. maddesinin 1. fıkrasında "Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı açılan davalardan, ağır ceza işlerinden olanlar ağır ceza mahkemelerinde, diğerleri asliye ceza mahkemelerinde görülür.", 2. fıkrasında ise "Bir yerde ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması halinde bu davalar iki numaralı mahkemede görülür.", şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Çanakkale yargı sınırları içerisinde birden fazla Asliye Ceza Mahkemesi bulunması karşısında, söz konusu kamu davasının görevsizlikle Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

    Hukuksal Değerlendirme:

    Anayasanın 37/1. maddesi uyarınca; "hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz." Anayasanın 142. maddesine göre de "mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulü kanunla düzenlenir." Aynı doğrultudaki 5271 sayılı Yasanın 3/1. maddesi gereği “mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir." Aynca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesi uyarınca; "her şahıs, ... kanuni bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının dinlenmesini isteme hakkına sahiptir."

    Belirtilen yasal düzenlemeler, demokratik ve hukuka bağlı bir devlet düzeninde kişiler için bir güvence olarak öngörülen 'doğal/yasal yargıç' ilkesinin ve “adil yargılanma hakkının” bir gereğidir.

    5187 sayılı Basın Kanunun 27.maddesinde "Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı açılan davalardan, ağır ceza işlerinden olanlar ağır ceza mahkemelerinde, diğerleri asliye ceza mahkemelerinde görülür.

    Bir yerde ağır ceza veya asliye ceza mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması halinde bu davalar iki numaralı mahkemede görülür." hükmüne yer verilmiştir.

    5187 sayılı Basın Yasasının 27/2. maddesinde, basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu kanunda öngörülen suçlara ilişkin yetkili mahkemenin özel olarak düzenlenerek, bir yerde birden fazla asliye ceza mahkemesinin bulunması durumunda 2 numaralı mahkemenin bu tür suçlarda yetkili olacağına ilişkin özel yetki kuralı getirilmesi ve somut olayında basılmış eserle işlenmesi karşısında, davanın Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi yerine Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesi hukuka aykırıdır.

    Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

    1- Hakaret suçundan sanık ...’i hakkında, Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/05/2016 tarihli ve 2015/846 esas, 2016/457 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

    2- Bozma kararı doğrultusunda, anılan Kanun maddesinin 4/b fıkrası uyarınca yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 07.02.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/18239 Karar : 2017/459
    Tarih : 16.01.2017

    • CMK 4. Madde

    • Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

    Hakaret suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Turhal 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2015 tarihli ve 2014/476 esas, 2015/517 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18/11/2016 gün ve 388943 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.

    İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete bağlı olması ve müştekinin 24/04/2015 tarihli oturumda şikayetten vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında, sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanı da olmadığı gözetilerek düşme kararı yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

    Hukuksal Değerlendirme:

    5237 sayılı TCK'nın 131/1. maddesinde, “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." hükmüne yer verildiği,

    Aynı Kanun'un 73. maddesinin 4. fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir.

    5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır.

    İncelenen dosyada; mağdur Buse Karalar’ın 24.04.2015 tarihli duruşmada, sanık ... hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle, sanık hakkında mağdura karşı hakaret suçundan açılan kamu davasının, TCK’nın 73/4 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, şikayetten vazgeçme beyanı dikkate alınmadan kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırıdır.

    Sonuç ve Karar:

    Yukarıda açıklanan nedenlerle;

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalara göre yerinde görüldüğünden,

    1- Mağdur ....’a karşı hakaret suçundan, sanık ... hakkında, Turhal 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2015 tarihli ve 2014/476 esas, 2015/517 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

    2- Anılan Kanun maddesinin 4/d fıkrası uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; sanık hakkında mağdura karşı hakaret suçundan açılan kamu davasının, TCK’nın 73/4 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE, yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,

    3- Kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 16.01.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/7127 Karar : 2016/8370
    Tarih : 8.12.2016

    • CMK 4. Madde

    • Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

    Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kabul edilerek şikayetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşmesi, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat

    İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 103/2, 6. maddesinde öngörülen hapis cezasının miktarı itibariyle davaya bakma ve delillerin tayini ile takdirinin üst dereceli çocuk ağır ceza mahkemesine ait olacağı nazara alınıp, 5235 sayılı Kanunun 11 ve 5271 sayılı CMK`nın 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,

    Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı ile katılan bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK`nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 22. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/21692 Karar : 2015/8781
    Tarih : 11.12.2015

    • CMK 4. Madde

    • Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

    Hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından, suça sürüklenen çocuk B.. D.. hakkında yapılan yargılama sonunda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 05/02/2015 tarihli ve 170 sayılı kararıyla Küçükçekmece 1. ve 2. Çocuk Mahkemelerinin 25/02/2015 tarihinde faaliyete geçirildiği gerekçesiyle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 26.maddesi ile aynı Kanun`un geçici 1 ve 3.maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Çocuk Mahkemesine gönderilmesine dair, Küçükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/03/2015 tarihli ve 2013/1107 esas, 2015/132 sayılı kararını müteakip, Küçükçekmece 1. Çocuk Mahkemesinin 16/06/2015 tarihli ve 2015/569-402 sayılı kararıyla mahkemenin görevsizliğine karar vermesi üzerine ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen Küçükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin 09/07/2015 tarihli ve 2015/752 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19.10.2015 gün ve 2015-21103/67406 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2015 gün ve 2015/354132 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.

    Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

    Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16/07/2008 tarihli ve 2008/7210-16565 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere;

    T.C. Anayasasının 37. maddesinde "Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.", 142. maddesinde "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.", 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3/1. maddesinde "Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.", 4/1. maddesinde "Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6. madde hükmü saklıdır.", 5/1. maddesinde "İddianamenin kabulünden sonra, işin davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.", 5395 Çocuk Koruma Kanunu`nun 26.maddesindeki "(1) Çocuk mahkemesi, asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara bakar.

    (2) Çocuk ağır ceza mahkemesi, çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin ` görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakar.

    (3) Mahkemeler ve çocuk hâkimi, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan tedbirleri almakla görevlidir.

    (4) Çocuklar hakkında açılan kamu davaları, Kanunun 17 nci maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu Kanunla kurulan mahkemelerde görülür." yine aynı Kanun`un geçici 1, 2 ve 3.maddelerinde " (1) 2253 sayılı Kanun gereğince kurulan çocuk mahkemelerinde derdest bulunan ve bu Kanun ile kurulan çocuk mahkemesinin görevine giren dava ve işler, bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde çocuk mahkemesine devredilir.

    (2) Genel ceza mahkemelerinde görülmekte olan ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte onsekiz yaşını doldurmuş olan sanıklar hakkındaki dava ve işler çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerine devredilmez.

    (3) Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmalar Cumhuriyet Başsavcılığı ve görevli mahkemelerce bu Kanun hükümlerine göre yapılır.", 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 307/1. maddesinde "Temyiz ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur.", anılan Kanun`un 308. maddesinde "Aşağıda yazılı hallerde kanuna mutlaka muhalefet edilmiş sayılır... 4) Mahkemenin kanuna muhalif olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi..." hükümlerinin yer aldığı;

    Merci Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 170 sayılı kararında derdest davaların yeni kurulan çocuk mahkemelerine devri yönünde hüküm bulunmadığı, 09/10/2013 tarihli ve 801 sayılı Yargı Çevresi Değişikliği konulu kararında ise derdest davaların kesinleşinceye kadar halen görüldükleri mahkemeleri tarafından bakılması gerektiğinin belirtildiği gerekçesiyle karar tesis edilmiş ise de; Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun anılan kararlarının göreve ilişkin kanun hükümlerini yürürlükten kaldırma niteliği taşımadığı, mahkemelerin görevlerinin kanunla belirlenmesine ilişkin anayasal ve yasal kuralların idari nitelikte bir işlemle değiştirilemeyeceği gözetilmeden Küçükçekmece 1. Çocuk Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması yerine, yazılı şekilde karar verilmiş olmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK`nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

    GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

    5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında, çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, genel mahkemelerin kovuşturma görevinin, çocuk mahkemeleri kurulup göreve başlayıncaya kadar süreceği öngörülmüş olup, aynı Yasa'nın geçici 2. maddesinde yer alan derdest davaların devredilemeyeceğine dair hüküm, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte onsekiz yaşını doldurmuş olan sanıklar yönünden geçerli olup, inceleme konusu görev uyuşmazlığı ile ilgisi bulunmadığından, Küçükçekmece 1.Çocuk Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması gerekirken, Küçükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, (BAKIRKÖY) 1.Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen 09.07.2015 gün ve 2015/752 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu`nun 309.maddesinin 3.fıkrası uyarınca ( BOZULMASINA ), aynı maddenin 4.fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin merciince yerine getirilmesine, oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2007/14292 Karar : 2008/15
    Tarih : 21.01.2008

    • CMK 4. Madde

    • Re'sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

    Sarkıntılık suçundan sanık Yunus Ç.'ın yapılan yargılanması sonunda; cinsel taciz suçundan mahkumiyetine dair Sarıgöl Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 10.03.2006 gün ve 2005/317 Esas, 2006/150 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay`ca incelenmesi O Yer ve Üst C.Savcıları tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi:

    O Yer C.Savcısının hakim tarafından süresi içerisinde görülüp havale edilmeyen dilekçeyle yaptığı temyiz isteğinin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin Üst C.Savcısının temyizi ile sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

    İddianame, mahkumiyet kararı ve dosya içeriğine nazaran sanığın işlediği iddia ve kabul edilen ve bedensel temas içeren mağdurenin belinden tutma eyleminin nüfus kaydı getirtilerek saptanacak yaşına göre 5237 sayılı Yasanın 102/1 veya 103/1. maddelerinde düzenlenen basit cinsel saldırı veya cinsel istismar suçlarını oluşturabileceği ve bu suçlardan dolayı yargılama yaparak delillerin değerlendirilmesi ve suç vasfının belirlenmesi görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu nazara alınarak 5235 sayılı Yasanın 11, geçici 1. ve CMK.nun 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    Kanuna aykırı ve Üst C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.