CMK Madde 332



  • Bilgi İsteme

    CMK Madde 332

    (1) Suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Eğer bu süre içinde istenen bilgilerin verilmesi imkânsız ise, sebebi ve en geç hangi tarihte cevap verilebileceği aynı süre içinde bildirilir.

    (2) Bilgi istenen yazıda yukarıdaki fıkra hükmü ile buna aykırı hareket etmenin Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesine aykırılık oluşturabileceği yazılır. Bu durumda haklarında kamu davasının açılması, izin veya karar alınmasına bağlı bulunan kişiler hakkında, yasama dokunulmazlığı saklı kalmak üzere, doğrudan soruşturma yapılır.




  • CMK Madde 332 Gerekçesi

    Tasarıya, 331 inci maddeden sonra gelmek üzere ' Bilgi isteme' başlığı altında 332 nci madde eklenmiştir.



  • CMK 332. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/10806 Karar : 2018/227
    Tarih : 29.01.2018

    • CMK 332. Madde

    Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

    ... İl İdare Kurulu Müdürü olan sanığın, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesince yazılan müzekkerelere cevap vermemek suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle yapılan yargılama sonucunda beraatine karar verilmiş ise de,

    5271 sayılı CMK'nın 332. maddesinde “suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından” istenilen bilgilere cevap verilmemesi halinin 5237 sayılı TCK`nın 257. maddesine aykırılık oluşturacağının öngörülmesi,

    somut olayda bilgi isteyen makamın Hukuk Mahkemesi olması hususları nazara alındığında, sanığa yüklenen suçun oluşmayacağı,

    ancak 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 15/3. maddesinin bir fiil hem kabahat, hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabileceğini, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanabileceğini öngördüğü,

    sanığa isnat olunan eylemin müzekkerelere cevap vermemek suretiyle emre aykırı davranış niteliğinde bulunduğu ve anılan eylemin karşılığının 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 32. maddesinde düzenlendiği,
    bu maddede öngörülen idari para cezasının miktarına göre, suç tarihi ile inceleme günü arasında 5326 sayılı Yasanın 20/2-c maddesinde öngörülen 3 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmış ve

    O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,

    hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK`nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca bu hususta bir karar verilmesi mümkün olduğundan, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5326 sayılı Kanunun 20. maddesi gereğince sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 29/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/12318 Karar : 2014/13951
    Tarih : 2.07.2014

    • CMK 332. Madde

    Bakırköy 6. Asliye Ceza mahkemesinin 2009/490 esas sayılı dosyasında yürütülen yargılama sırasında, K...U..G.. Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere tenkitlere rağmen cevap verilmediğinden bahisle ilgililer hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257.maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere suç duyurusunda bulunulması üzerine, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 2011/79603 sayı ile başlatılan soruşturma neticesinde eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu`nun 32. maddesi kapsamında kabahat niteliğinde olduğu gerekçesiyle dosyanın kabahatler bürosuna tevzi edilmesini müteakip emre aykırı davranmaktan kabahatli B.. G.. hakkında yürütülen inceleme neticesinde, emre aykırı davranış niteliğindeki kabahatler yönünden idari para cezası vermeye yetkili makamın, emri veren makam olduğu gerekçesiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının idari yönden görevsizliğine dair 14/08/2013 tarihli ve 2013/2080 kabahat, 2013/141 sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli ve 2013/1290 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 03.03.2014 gün ve 15754 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2014 gün ve KYB. 2014-98573 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

    Mezkür ihbarnamede;

    5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun'un 23.maddesinde yer alan " Özel güvenlik görevlileri, görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi gibi cezalandırılır..."ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 332.maddesindeki "Suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet Savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Eğer bu süre içinde istenen bilgilerin verilmesi imkânsız ise, sebebi ve en geç hangi tarihte cevap verilebileceği aynı süre içinde bildirilir.
    Bilgi istenen yazıda yukarıdaki fıkra hükmü ile buna aykırı hareket etmenin Türk Ceza Kanununun 257 nci Maddesine aykırılık oluşturabileceği yazılır. Bu durumda haklarında kamu davasının açılması, izin veya karar alınmasına bağlı bulunan kişiler hakkında, yasama dokunulmazlığı saklı kalmak üzere, doğrudan soruşturma yapılır." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, kamu görevlisi gibi cezai sorumluluğu bulunan ve Mahkeme müzekkerelerinin gereğini yerine getirmeyen güvenlik şirketi görevlilerinin eyleminin 5237 sayılı Kanun`un 257.maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde karar tesisinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
    Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza mahkemesi'nin 02.10.2008 gün ve 2013/1290 değişik iş sayılı kararının CMK`nun 309/4-d maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), müteakip işlemlerin mahkemesince yapılmasına, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2012/7527 Karar : 2012/8180
    Tarih : 11.07.2012

    • CMK 332. Madde

    Adli görevi ihmal suçundan sanık İ. O.nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257/2, 62, 52. maddeleri gereğince 1.500 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Muğla Sulh Ceza Mahkemesinin 08/02/2012 tarihli ve 2011/375 Esas, 2012/103 sayılı Kararının;

    Muğla Sulh Ceza Mahkemesince, şirket yetkilisi olan sanığın Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesince yazılan müzekkerelere cevap vermemek suretiyle adli görevi ihmal suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 332. maddesinde yer alan "Suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Eğer bu süre içinde istenen bilgilerin verilmesi imkansız ise, sebebi ve en geç hangi tarihte cevap verilebileceği aynı süre içinde bildirilir." şeklindeki düzenleme karşısında kamu görevlisi olmadığı anlaşılan sanığın eyleminin adli görevi ihmal veya görevi ihmal suçu oluşmayacağı gözetilerek beraetine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkümiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMKnın 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 09/05/2012 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-48-3183-2012/8169/27545 sayılı Kanun yararına bozmaya atfen C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

    CMK.nın 332. maddesinde “suçların soruşturma ve kovuşturması sırasında C.Savcısı, hakim veya mahkeme tarafından” istenilen bilgilere cevap verilmemesi halinin 5237 sayılı TCKnın 257. maddesine aykırılık oluşturacağının öngörülmesi, somut olayda bilgi isteyen makamın Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesi olması hususları nazara alındığında sanığa yüklenen suçun oluşmayacağı ve bu itibarla kanun yararına bozma isteminin yerinde olduğu, ancak 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 15/3. maddesinin bir fiil hem kabahat, hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabileceğini, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat dolayısıyla yaptırım uygulanabileceğini öngördüğü, sanığın eyleminin müzekkereye cevap vermemek suretiyle emre aykırı davranış niteliğinde bulunduğu gözetilmeden yazılı biçimde 5237 sayılı TCKnın 257/2. maddesi uyarınca mahkümiyetine karar verilmesi,

    SONUÇ : Yasaya aykırı olduğundan hükmün CMKnın 309/4-d maddesi gereğince BOZULMASINA, sanığın eyleminin karşılığı olan 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 32. maddesi uyarınca 100 TL. idari para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/7399 Karar: 2015/8476
    Tarih: 18.03.2015

    • CMK 332. Madde

    C.M.K.nın 332. maddesindeki düzenleme itibariyle, maddede belirtilen yükümlülüğe aykırı davranan kişinin kamu görevlisi olmasının zorunlu olmadığı gözetilip, sanığın "... istenilen belgelerin bankada bulunmaması üzerine müşteri ve muhasebecisine ulaşılarak eksik belgelerin temin edilip gönderildiği..." şeklindeki savunması üzerinde durularak, 7.10.2010 tarihli celsede tanık olarak dinlenilmesine karar verilen ancak bu ara kararından vazgeçilmemesine rağmen beyanı alınmayan H. Ç.'ın dinlenilmesi, ilgili bankada belirtilen konuda sanığın görevlendirilip görevlendirilmediği ve Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 30.9.2009 ve 4.12.2009 tarihli yazılarının hangi tarihte bankaya ulaştığı hususlarının sorulması, gerektiğinde zimmet defteri, posta listeleri ve banka kayıtları üzerinde inceleme yapılması, eylemin soruşturmanın gecikmesine ve buna bağlı olarak mağduriyete veya kamu zararına neden olup olmadığının belirlenmesi için Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının olayla ilgili 2009/28492 Sayılı soruşturma dosyasının safahatı ve akıbetinin araştırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraat hükmü kurulması,

    SONUÇ : Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek C.M.U.K.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2012/11302 Karar: 2013/11423
    Tarih: 27.11.2013

    • CMK 332. Madde

    Garanti Bankası Kuşadası Şubesinde iş akış yönetmeni olarak çalışan ve mahkemeler tarafından yazılan yazılara cevap vermekle görevli olduğu anlaşılan sanık tarafından, Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesi de karşılıksız çek keşide etme suçundan yapılan yargılama sırasında karşılıksız kalan çeke ilişkin kısmi ödeme yapılıp yapılmadığına dair 22/09/2010 tarihli müzekkerelere cevap verilmediği anlaşılan somut olayda; sadece 22.09.2010 tarihli müzekkere içeriğinde CMK'nın 332/2. maddesinde belirtilen hususları içeren şerh bulunduğu da gözetilerek, söz konusu müzekkerenin sanığın çalıştığı birime hangi tarihte ulaştığını gösterir posta zimmet listesi ve diğer belgelerin getirtilmesinden ve cevap vermeme eylemi sonucu TCK'nın 257/2. maddesinde öngörülen kamu zararı, kişi mağduriyeti veya kişilere haksız kazanç sağlama unsurlarından birinin bulunup bulunmadığının tartışılmasından sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraetine hükmolunması,

    Kabule göre de;

    Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre belirlenen vekalet ücretinin beraet eden sanık yerine vekiline ödenmesine karar verilmesi,

    SONUÇ : Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.