CMK Madde 323



  • Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm

    CMK Madde 323

    (1) Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir.

    (2) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükümlünün lehine olarak yapılmışsa, yeniden verilecek hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.

    (3) Yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya kısmen infaz edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddî ve manevî zararlar bu Kanunun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir.




  • CMK Madde 323 Gerekçesi

    Yargılamanın yenilenmesinin kabulü üzerine yeni duruşma kural olarak esas hükmü veren mahkemede yapılacaktır. Yeni duruşma ilkinden ayrı ve bağımsızdır. Mahkeme, gerek eski delillerin takdirinde gerek yeniden delil toplamada ve bunları birlikte değerlendirmede önceki hükümle bağlı değildir. Bu aşamada duruşmaya ilişkin tüm hükümler uygulanmak suretiyle gerçekleştirilir.

    Duruşma sonunda önceki hükmün doğru olduğu kanısına ulaşılırsa mahkeme onun onaylanmasına karar verir. Aksine önceki kararın hatalı olduğunu saptarsa ilk hükmün iptaline karar verir ve yeniden hüküm kurar.
    Yargılamanın yenilenmesi hükümlü yararına istenmişse, yeniden verilecek hükümdeki ceza, önceki cezadan daha ağır olamaz.

    Duruşma sonunda verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulabilir.



  • CMK 323 (Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/5569 Karar : 2018/306
    Tarih : 17.01.2018

    • CMK 323. Madde

    • Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm

    Gereği görüşülüp düşünüldü;

    Mahkemenin yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüne karar vermesine müteakip duruşma açmak suretiyle yargılamaya başlayıp, dava ile ilgili delilleri topladıktan sonra vermiş olduğu kararın; 5271 sayılı CMK’nin 319 ve 321/1 maddesi kapsamı dışında olması nedeniyle itiraz yasa yoluna tabi olmayıp temyiz incelemesine tabi bulunduğu ve sanık müdafiinin başvurusunun temyiz istemi niteliğinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

    Diğer temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, Ancak;

    Sanığın 15 yıldır cezai ehliyetinin olmadığını ve bu yönde Adli Tıp Kurumu raporu bulunduğunu belirterek yeniden yargılama isteminde bulunması üzerine mahkemece yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü ile duruşma açıldığı, yargılama sırasında sanık ile mağdurun dinlendiği ve kanıtların toplandığı, bu bağlamda ilgili dosya ve belgelerin getirtildiği, belge içeriklerine göre sanığın başka dava dosyalarına konu olan 14/04/2008 tarihinde işlediği fiilinden ceza sorumluluğu bulunmadığına dair Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 4.İhtisas Kurulunun 26/05/2014 tarih ve 2477 sayılı, 19 01 2012 tarihinde işlediği eylem nedeniyle ceza sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin aynı Dairenin 26/05/2014 gün ve 2478 sayılı raporlarının mevcut olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın dava konusu olan 02/09/2007 tarihinde işlediği kasten yaralama suçları açısından ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor aldırıldıktan sonra rapor sonucuna göre 5271 sayılı CMK’nin 323/1.maddesi uyarınca önceki hükmün onaylanması veya hükmün iptali ile yeniden hüküm kurulması gerekirken yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; 17.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/17847 Karar : 2017/20498
    Tarih : 25.09.2017

    • CMK 323. Madde

    • Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, kararın nitelik ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi,

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,

    Sanık hakkında, 6 ay 7 gün yerine, 6 ay 6 gün olarak az ceza tayin edilmiş ise de, karşı temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak;

    1- Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, TCK'nın 86/2. maddesi uyarınca hükmolunan yaralama olması, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen bu suç önceden de uzlaşma kapsamında ise de, 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle, 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması karşısında, yaralama suçu yönünden, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan hükümler yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,

    2- Kabule göre de;

    02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1 maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın CMK'nın 7. maddesi de gözetilerek sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın CMK'nın 323. maddesi uyarınca görevli o yer asliye ceza mahkemesine gönderilmesine, 25/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/434 Karar : 2017/5407
    Tarih : 8.05.2017

    • CMK 323. Madde

    • Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm

    Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Dosya içeriğine ve gerekçeye göre, müşteki vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan 09/09/2016 tarih, 2016/188 Esas ve 2016/256 Karar sayılı temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararın tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, 08.05.2017 tarihinde Sayın ... ve ...'nun kanun yolu başvurusuna konu kararın karar tarihi itibarıyla kanun yolu başvurusunun BAM tarafından incelenmesi gerektiği yolundaki karşı oyları ve oyçokluğuyla karar verildi.

    MUHALEFET ŞERHİ

    Kanun yoluna başvurulan karar Kozluk Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09/09/2016 tarih, 2016/204 Esas ve 2016/261 Karar sayılı ek kararı olup, karşılıksız yararlanma suçundan daha önce verilen kararın süresinde temyiz edilmemesi nedeniyle Temyiz İsteminin Reddine dair verilen kararın denetlenmesidir.

    Dairemizce sayın çoğunluk görüşü;

    Her ne kadar Ek karar Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlamasından sonra verilmiş bir karar olup istinafa tabi olması gerekmekte ise de asıl karara ait kanun yolu merciinin Yargıtay olması nedeniyle bu tür kararlara da Yargıtayca bakılabileceği ve bakılması gerektiği yönündedir.

    Aşağıda belirttiğimiz görüş ve gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.

    Şöyle ki;

    Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nın 142. maddesinde;

    “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.” hükmü,

    Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3. maddesinde ise: “Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.” hükmü yer almaktadır.

    Bilindiği gibi Usûl hukuku düzenlemeleri kural olarak yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanması gereken kurallardandır. Ancak, zaman zaman uygulamadan kaynaklanan sorunların önüne geçmek için, farklı düzenlemeler yapılabilmektedir. Yeni kanun yolu olan istinaf bakımından da özel bir düzenleme yapılmış bulunmaktadır.

    Önce HUMK’nda kanun yoluna ilişkin değişiklik yapan 5236 sayılı Kanunla bu konuda geçici bir madde eklenmiş, bu geçici madde de 5348 sayılı Kanunla tekrar değiştirilmiştir. Dolayısıyla yeni kanun yolu sisteminin uygulanma zamanı ile ilgili olarak 5348 sayılı Kanundaki düzenlemenin esas alınması gerekmektedir. 5348 sayılı Kanun’un 1. maddesi, 5236 sayılı Kanunla eklenen geçici 1. maddeyi, geçici 2. madde olarak düzenlemiştir.

    Buna göre:

    “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur”.

    Hükmü mevcuttur.

    07.11.2015 tarihli Resmi Gazete: 29525 Adalet Bakanlığından;

    “5235 sayılı Adli Yargı ilk derece mahkemeleri ile, Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun'un 25 ve 2 nci maddeleri uyarınca kurulan ve yargı çevreleri belirlenen Bölge Adliye Mahkemelerinin 20/07/2016 tarihinde göreve başlayacağı” belirtilmiştir.

    Bu düzenlemeden çıkan sonuç şudur: Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce, ilk derece mahkemelerinin temyiz yoluna başvurulan kararları hakkında, bu kararlar kesinleşinceye kadar, eski kanun yolu sistemine ilişkin kurallar uygulanacaktır, (yani HUMK’un değişiklikten önceki 427 ilâ 454. maddeleri). Yani, henüz bölge adliye mahkemeleri göreve başlamadan önce bir karar verilmiş ve bu karar için önceki hükümlere göre temyiz yoluna başvurulmuşsa, artık bölge adliye mahkemelerinin kurulmasından sonra da, eski kanun yolu sistemi, bu karar kesinleşinceye kadar geçerli olacaktır. Ancak, ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden sonra bir karar vermiş veya bu tarihten sonra ilk defa kanun yoluna başvurulacaksa, o zaman yeni kanun yolu sistemine ilişkin hükümler uygulama alanı bulacaktır. Buna göre 19.07.2016 tarihine kadar -bu tarih dahil- kanun yoluna ilk kez başvurulması halinde temyiz yasa yolu; 20.07.2016 tarihi ve sonrasında kanun yoluna ilk kez başvurulması halinde istinaf yasa yolu hükümleri uygulanacaktır.

    Belirtilen nedenlerle yukarıda belirtilen kanun hükümleri içerisinde istinafa ilişkin kanun yolu bakımından yürürlüğe konulan hükümler herhangi bir istisnai hüküm içermemekte, istinaf temyiz yolunun yürürlüğe giriş tarihinin 20.07.2016 olduğu açıkça belirtilmiştir.

    Asıl karar konusunda temyiz yoluna gidilmemesi halinde bilahare (20.07.2016) tarihinden sonra kanun yoluna başvurulması halinde asıl karara ilişkin kanun yolunun geçerli olacağına ilişkin uygulamalar kanunun metninde ve ruhunda yer almayan zorlama bir yorum ve uygulama olacaktır. Nitekim Yüksek Yargıtay 14. Ceza Dairesi 05/04/2017 tarih, 2017/1843 Esas ve 2017/1862 Karar sayılı kararında "... 5271 sayılı CMK'nın 323/1 maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi isteminin esastan reddiyle mahkemece verilen 13/03/2014 günlü Ek kararın, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20/07/2016 tarihinden sonra verilmesi nedeniyle istinaf kanun yoluna tabi olduğu ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesindeki 20/07/2016 tarihinden önce ilk derece mahkemelerince verilen hükümlerin temyiz incelemesinde bozulması üzerinde mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda kurulacak ikinci hükümlerinde temyiz incelemesine tabi olacağı yönündeki düzenleme gözetildiğinde anılan Ek Kararın 8. madde

    kapsamına girmediği anlaşıldığından esası incelenmeyen dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi için mahkemesine iadesine" şeklinde görüşümüzü destekleyen içtihatta bulunmuştur.

    Belirtilen nedenlerle 20/07/2016 tarihinden sonra verilen bu tür kararların istinaf mahkemeleri tarafından denetlenmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.



  • YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2006/9748 Karar : 2008/553
    Tarih : 31.01.2008

    • CMK 323. Madde

    • Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm

    1567 sayılı kanuna muhalefetten sanık İzel Gıda Paz. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; Kamu davasının düşürülmesine dair İSTANBUL 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 20.4.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi katılan hazine vekili tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığı`nın onama isteyen 30.6.2006 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu`nun 323. maddesi 1.fıkrasında "Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir" hükmü yer almakta olup, yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilerek duruşma açıldığına göre, yapılacak duruşma sonucunda dava konusu dövizin yasal süresi içinde yurda getirildiği İstanbul Kambiyo Müdürlüğünün 24.2.2005 gün ve 1982 sayılı yazısı ve dosya kapsamından anlaşıldığına nazaran, önceki hükmün iptali ile sanık şirketin beraatine hükmedilmesi gerekirken duruşma günü beklenilmeksizin, eski hükmün onaylanması veya iptaline de karar verilmeden evrak üzerinde yazılı şekilde karar verilmesi,

    Yasaya aykırı, katılan hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme aykırı olarak ( BOZULMASINA ), oyçokluğuyla karar verildi.

    KARŞI OY :

    Yargılamanın iadesinin kabulüne karar verilip duruşma açıldıktan sonra evrak üzerinde davanın düşürülmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması, önceki hükmün düşürülmekle zımnen iptal edilmiş olup zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlayacağından 5237 sayılı yasanın 66/5.fırkası nazara alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluğun kararına katılmıyorum.



  • YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2006/5534 Karar : 2007/437
    Tarih : 25.01.2007

    • CMK 323. Madde

    • Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm

    Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak;

    Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, suça konu emvalin eski yıllarda kesilmiş ağaç dip köklerinden meydana gelen şah ve filizler, sürgünden meydana gelmiş ağaçlardan elde edildiğinin bildirilmesine göre sanığın eyleminin 6831 sayılı Kanunun 91/5. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    Kabule göre de ;

    5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda nispi para cezalarının öngörülmeyip gün adli para cezasının öngörüldüğü, bu itibarla nispi para cezalarının tayininde emvalin miktarı ile 6831 sayılı Orman kanunun 91/1-2 maddelerindeki para cezasının çarpımı sonucunda bulunan sonuç cezanın 1 YTL nin altında kalıp 5335 sayılı kanunun ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin para birimi hakkındaki 5083 sayılı Kanunun 2. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca 1 YTL`nin altında kalan para cezaları hesaba alınmayacağından 5237 sayılı kanunun 7. maddesi gereğince hapis cezasının yanında, para cezası tayini,

    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki kanunun 122. maddesi ile 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun yürürlükten kaldırılmış olması ve aynı Kanunda süresinde ödenmeyen para cezalarına ilişkin gecikme zammı öngörülmemesine göre, gecikme zammı uygulanması olanağı bulunmadığının gözetilmemesi,

    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince cezalarının adli para cezası olarak tayini gerektiğinin gözetilmemesi,

    Kabul edilen suç vasfına göre ağaclandırma giderine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,

    Tazminata hükmolunmadığı halde nisbi harç tayin edilmesi,

    Hükümde başvurulacak kanun yolları merci ve süresinin açık bir şekilde belirtilmemek suretiyle CMK. 34/2, 231/2 ve 323/6. maddelerine muhalefet edilmesi,

    Bilirkişi raporunda ağaçların balta ile kesildiklerinin bildirilmesine rağmen sanık hakkında 6831 sayılı kanunun 91/3 maddesinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayini,

    Bozmayı gerektirmiş müdahil idarenin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isten gibi (BOZULMASINA), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/27509 Karar: 2014/17702
    Tarih: 23.06.2014

    • CMK 323. Madde

    • Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm

    a- ) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa,

    b- ) Hükme katılmış olan hakimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkumiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise,

    c- ) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hakim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa,

    şeklinde sınırlı olarak üç bend halinde sayılmış olup, ancak bu hallerde hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile davanın tekrar görülmesi mümkün olacaktır.

    Olay yerinden temin edilen ve kanıt niteliği taşıyan parmak izleri, yargılamayı yapan mahkemece değerlendirilip, sanığa ait olup olmadığının tespiti yönünden, Adli Tıp Kurumundan rapor istenmiş, Fizik İhtisas Dairesince yapılan parmak izi karşılaştırması sonucunda düzenlenen 21.01.2008 gün ve 9916 sayılı raporda, parmak izlerinin sanığa ait olmadığının belirtilmesi üzerine, konusunda uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen bu rapor mahkemece hükme esas alınarak sanığın beraatine karar verilmiş, hükmün kesinleşmesinden sonra, asıl failin belirlenmesi için yapılan soruşturma sırasında, Jandarma Genel Komutanlığından alınan 09.11.2010 tarihli aksi yönde görüş içeren bilirkişi raporuna dayanılarak yerel C.Savcılığınca sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulmuştur.

    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 gün ve 2012/3-909, 2014/121 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra yargılamanın yenilenmesine dayanak olarak ileri sürülen bilirkişi raporu, mahkemenin yargılama sırasında temas ettiği, bilgi sahibi olduğu, incelediği ve değerlendirmeye tabi tuttuğu bir konuya ilişkin olduğu takdirde sonuca etkili yeni bir delil niteliğinde olmayacaktır. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin hükme esas alınan raporunun sahteliğinin de ileri sürülmemesi karşısında, anılan CGK kararında da değinildiği üzere, kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulmuş olması halinde duruşmalı incelemeye yönelmek gerektiği de dikkate alınarak, CMK.nın 314. maddesinde sayılan yargılamanın yenilenmesi koşullarından hiçbiri oluşmadığından, yerel mahkemece, CMK.nın 318. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekirken, istem kabule değer bulunup, duruşma açılmış olması karşısında, bu aşamada, CMK.nın 323/1. maddesi uyarınca önceki hükmün onaylanması gerektiği halde, daha önce üzerinde değerlendirme yapılan parmak izi kanıtı hakkındaki farklı bir raporun hükme esas alınması suretiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,

    2- ) Kabule göre de;

    5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkra 1. fıkra ( c ) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı yetkileri yönünden ise mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağı gözetilmeden, kişiler yönünden ayrım yapılmadan c bendindeki yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar uygulanması,

    SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/27467 Karar: 2014/9402
    Tarih: 16.04.2014

    • CMK 323. Madde

    • Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm

    Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    Davacı hakkında Feke Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2007 tarihi 2005/84 esas- 2007/28 karar sayılı hükmüyle kasten yaralama suçu nedeniyle 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükmedildiği, kararın kesinleşip infaz aşamasına geçildiği ve davacının bu mahkeme hükmüne istinaden 20.12.2011-09.02.2012 tarihleri arasında cezaevinde kaldığı, davacı vekili tarafından 16.01.2012 tarihinde önceki kesinleşmiş mahkumiyet hükmüne karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna müracaat edildiği ve anılan mahkemenin aynı esas ve karar numarası üzerinden 17.04.2012 tarihli ek kararıyla önceki ceza hükmünün iptaline ve davacının beraatine karar verildiği,

    Tazminat istemine ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 141. maddesinde ''suç soruşturması ve kovuşturması sırasında'' gerçekleşen koruma tedbirlerine ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği belirtilmekle birlikte, madde metninde bu aykırılıkların tahdidi şekilde sıralandığı, ancak 5271 sayılı CMK'nın 323/3. maddesinde yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya kısmen infaz edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddî ve manevî zararlar bu Kanunun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir hükmü ve davacı vekili tarafından yargılanmanın yenilenmesi talebiyle açılan davada davacı hakkında beraat kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Verilmesine ilişkin 5271 sayılı CMK'nın 141/1 ve devamı maddelerinde belirtilen şartların davacı yönünden gerçekleştiği, bu nedenle uğranıldığı iddia olunan manevi zararın oluştuğu gözetilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi,

    Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16.04.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/9230 Karar: 2014/9661
    Tarih: 08.04.2014

    • CMK 323. Madde

    • Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm

    Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

    Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

    Karar: Hükümlü hakkında yaralama ve hakaret suçlarından verilen ve miktar itibariyle kesin nitelikte olan 25.09.2009 tarihli mahkumiyet kararının infazı aşamasında, dosyaya ilk kez sunulan bir hekim raporu esas alınarak yapılan başvuru üzerine, hükümlünün suç tarihinde akıl hastası olup olmadığının tespit edilmesi için duruşma açılmak suretiyle yeniden yapılan yargılamada, Adli Tıp Kurulu 4. İhtisas Kurulundan alınan 18.11.2011 tarihli rapora göre hükümlünün ceza ehliyetinin tam olduğunun belirtilmesi ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçmenin sonuç doğurmayacağı da nazara alındığında, CMK'nın 323/1. maddesi uyarınca 25.09.2009 tarihli kararın onanması ile yetinilmesi gerekirken, yargılamanın iadesi aşamasında yakınmanın geri alınması nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 08.04.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/19922 Karar: 2013/14529
    Tarih: 01.10.2013

    • CMK 323. Madde

    • Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm

    Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

    Hükmün infazı sırasında yurt dışında bulunduğu anlaşılan hükümlünün iadesi için İngiltere devleti tarafından Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesinin Ek 2. Protokolünün uyarınca İngiltere tarafından yeniden yargılama yapılması hususunda güvence talep edilmesi üzerine İngiltere tarafından mahkemece 14/10/2011 tarih, 2003/270-2005/361 sayılı ek kararı ile hükümlü iade edildiğinde yeniden yargılama yapılmasına karar verildiği ve bu çerçevede hükümlünün iadesinin sağlandığı, hükümlüye 3732 sayılı Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesine Ek Protokolün Onaylanmasına Dair Kanunun 3. maddesi gereğince yokluğunda kurulan mahkumiyet hükmünün okunduğu ve hükümlünün itirazı üzerine 28/06/2012 tarihli ara kararı ile ve 3732 sayılı Kanunun 3. maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesine karar verildiği,

    Sanık hakkında, yargılamanın yenilenmesi neticesinde, toplanan deliller, hükümlü hakkındaki karar içeriği ve tüm dosya kapsamından önceki hükümde herhangi bir değişikliği gerektirecek yeni bir delil elde edilemediği gerekçeleriyle, daha önce verilen 23/11/2005 tarih ve 2003/270 Esas- 2005/361 Karar sayılı, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 04/07/2007 gün ve 2007/1257 Esas- 2007/4665 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleşen mahkumiyet hükmünün CMK'nın 323/1 maddesi uyarınca onaylanmasına dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

    Sonuç: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 01.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2012/18481 Karar: 2012/42549
    Tarih: 02.10.2012

    • CMK 323. Madde

    • Yeniden Duruşma Sonucunda Verilecek Hüküm

    Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

    Yargılamanın yenilenmesi isteği üzerine yeniden duruşma yapılarak hüküm kurulduğuna göre hükmün temyizinin mümkün olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

    1- H. T. isimli şahsın 01.07.2003 tarihinde yakalandığında, nüfus cüzdan suretinin kendi beyanına göre doldurulduğu, dosyada fotoğraflı nüfus cüzdanı suretinin bulunmadığı anlaşılmakla, suç tarihinde H. T. ismi ile yakalanan şahsın kolluk tarafından alınan parmak izleri ve fotoğrafının, hükümlünün parmak izi ve fotoğrafı ile karşılaştırılarak, H. T. isimli şahsın karakolda ve Cumhuriyet Savcılığındaki ifade tutanaklarının altındaki imzası ile hükümlünün huzurda alınan imza örnekleri ve daha önce atılmış samimi imza örnekleri temin edilip karşılaştırılarak ve hükümlünün temyiz dilekçesindeki, suç tarihinde yurt dışında bulunduğuna dair iddiası da araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mağdurun olaydan sekiz sene sonra yaptığı fotoğraf teşhisine dayanılarak hüküm kurulması,

    2- Kabule göre de;

    5271 sayılı CMK'nın 323/1. maddesi5271 sayılı CMK'nın 323/1. maddesi gereğince yeniden yapılan duruşma sonucunda, mahkemece önceki hükmün onaylanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde <yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine, 2003/439 E, 2005/331 sayılı 03.06.2005 tarihli kararın aynen infazına> karar verilmesi,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 02.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.