CMK Madde 308 ve 308/A



  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    CMK Madde 308

    (1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.

    (2) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.

    (3) (Ek: 2/7/2012-6352/99 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.

    Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının İtiraz Yetkisi

    Madde 308/A- (Ek: 20/7/2017-7035/23 md.)

    (1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. (Değişik cümleler:17/10/2019-7188/30 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı itirazı incelemek üzere ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz hakkında, kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya görevlendireceği üye tarafından kurula sunulmak üzere bir rapor hazırlanır. (Ek cümleler:17/10/2019-7188/30 md.) Kurulun itirazın kabulüne ilişkin kararları, gereği için dairesine gönderilir. Kurulun verdiği kararlar kesindir. Dörtten fazla ceza dairesi olan bölge adliye mahkemelerinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından daire başkanları arasından belirlenen ve dört üyeden oluşan başkanlar kurulu bu incelemeyi yapar. Başkanlar kurulunun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları, Hâkimler ve savcılar Kurulu tarafından belirlenir.




  • YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/10228 Karar : 2018/398
    Tarih : 16.01.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    Trabzon Çocuk Mahkemesi'nin, sanık ... hakkında 765 sayılı TCK’nın 495/1, 55/3, 59/2, 33. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün ağır hapis cezasına mahkumiyetine dair 30.11.2004 gün 2004/282 Esas, 2004/712 Karar sayılı kararının mahkemesince temyiz edilmediğinden bahisle 03.01.2005 tarihinde kesinleştirildiği, 5237 sayılı TCK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine dava dosyasını resen ele alan anılan mahkemece hükümlü hakkında dosyadaki belgeler incelenerek ve Cumhuriyet Savcısı’nın düşüncesini de alarak duruşma açılmaksızın 03.06.2005 gün 2004/282 – 2004/712 sayılı uyarlama kararı verildiği, anılan bu ek kararın ise, hükümlü ...'e 21/06/2005; ilk yargılama sonucu verilen ve kesinleşen hükümle savunmanlık ilişkisi sonlanan Avukat....ye ise, 09/06/2005 tarihinde tebliğ edilerek Trabzon Çocuk Mahkemesi'nin 03/06/2005 gün 2004/282-712 sayılı ek kararın, 09/07/2005 tarihinde bu haliyle kesinleştirildiği;

    Maçka Sulh Ceza Mahkemesinin 21/10/2008 günlü ihbar yazısı üzerine Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyayı ele alıp tensip zaptıyla yeni bir esasa kaydedip duruşma açarak yargılama faaliyetlerine başladığı 28.04.2009 gün 2008/196 Esas, 2009/159 sayılı uyarlama kararının verildiği;

    Bu karara karşı ise, sanık savunmanları Av. ... ve Av. ... tarafından açılan temyiz davasını inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi 14.11.2013 gün 2011/3046 Esas, 2013/22606 Karar sayılı kararı ile “..hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 499/1, 2. cümle, 55/3, 59/2. maddeleriyle hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 149/1-a, 31/3, 62; 109/2-3-a-f, 31/3, 62. maddeleri ile uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulduğu” gerekçesiyle bozma kararı verildiği, bozma üzerine Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.04.2014 gün 2013/229 Esas ,2014/73 Karar sayılı uyarlama kararı verildiği ve bu karara karşı hükümlü savunmanınca temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.

    Ancak;

    5237 sayılı Yasa uyarınca duruşma açılarak ve/veya açılmadan dosya üzerinden verilen bütün uyarlama kararlarına yönelik yasa yolunun temyiz yasa yolu olduğu, yapılan itirazları inceleme yetkisinin de Yargıtay’ın ilgili Ceza Dairesine ait bulunduğu ve yasa yolundaki yanılmanın da bu hakkı kaldırmayacağı dikkate alındığında, Trabzon Çocuk Mahkemesi'nin 2004/282 (Ek) 2004/712 (Ek) sayılı ve 03.06.2005 günlü duruşmasız inceleme ile verilen ve usulüne uygun yöntemle hükümlüye tebliğ ile kesinleşen, “uyarlama suretiyle ek karar” bu bağlamda hukuken kesin sonuçlarını doğurup varlığını korumaktadır.

    Trabzon Çocuk Mahkemesi'nin kesinleşen bu kararı hukuki yol ve yöntemlerle ortadan kaldırılmadan bir kez de, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin aynı dosyayı yeniden ele alıp, duruşma açarak, 28/04/2009 gün 2008/196-2009/159 sayılı lehe yasanın tesbiti (uyarlama) kararı ve ona bağdaşık devamında yapılan tüm işlemler bu haliyle yasal dayanaktan yoksun yok hükmünde olacağı değerlendirilerek öncelikle; 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 14.11.2013 tarihli kararı aleyhine itiraz yasa yoluna başvurulup başvurulamayacağının takdiri yönünden değerlendirilmek üzere dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 16.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2018/10 Karar : 2018/34
    Tarih : 16.01.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    Suça sürüklenen çocuk ... hakkında mağdur ...`i kasten öldürme suçundan yapılan yargılama sonunda; mahkumiyetine dair Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20/05/2015 gün ve 2015/152 esas, 2015/200 karar sayılı hükmün sanık müdafii ve katılan vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 24/10/2017 gün ve 2016/5520 esas ve 2017/3457 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği,

    bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca haksız tahrik yönünden itirazda bulunulduğu,

    05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı "Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında" Yasanın,
    99.maddesiyle, 5271 sayılı Yasanın 308. maddesinde yapılan değişiklik ve
    101.maddesiyle 5320 sayılı Yasaya eklenen geçici 5. madde uyarınca;
    itiraz hakkında karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla,

    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308. maddesinin, 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede;

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görüldüğünden İTİRAZIN KABULÜNE,

    Suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin 1 haftalık yasal süre içindeki temyiz isteminden sonra suça sürüklenen çocuğun cezaevinden gönderdiği 05/01/2016 tarihli dilekçesi ile dosyanın onanmasını istedikleri anlaşılmakla,

    Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 05.02.2008 gün ve 2008/1-9-15 sayılı Kararı uyarınca, cezanın onanması isteği, temyiz isteminden vazgeçme niteliği taşıdığından, suça sürüklenen çocuk ... müdafinin temyiz isteminin feragat nedeni ile CMUK`nun 317. maddesi gereğince REDDİYLE, katılanlar vekilinin temyiz istemi ile sınırlı olarak yapılan incelemede;

    Toplanan deliller karar yerinde incelenip, suça sürüklenen çocuk ...'in maktul ...`i kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan katılanlar ...ve ... vekilinin ceza miktarına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,

    -Suç tarihinde 17 yaş 5 ay 19 günlük olan suça sürüklenen çocuk hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümde yaş küçüklüğü nedeniyle TCK’nun 31/3. maddesi uyarınca yapılan indirimin, yasal sınırlar dahilinde ve fakat çocuğun yaşı ile orantılı olacak şekilde bir ceza verilmesi yerine alt hadden ceza belirlenmesi,

    -Oluşa ve dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk ...'in annesi ...'nün, soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadesinde, 17 yaşındaki oğlu suça sürüklenen çocuk ...'e, maktul ... ile arasındaki ilişkinin rızaen olmadığını, maktul ... tarafından bu ilişkiye zorlandığını beyan ettiğini ifade etmesi karşısında suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK`nun 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,

    Yasaya aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak BOZULMASINA, 16/01/2018 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/1397 Karar : 2018/287
    Tarih : 13.02.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    Tüm dosya kapsamına göre silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yedi yıldan beri aranmakta olan sanığın 2007 yılında İstanbul'da yakalandığı, hakkında ele geçirilen dokümanlara göre 1992 yılında örgüte girip, ders alıp verdiği, faaliyet raporlarında isminin geçtiği, örgüte üyelik anlamına gelen el yazması özgeçmiş raporu verdiği, bu rapor içeriğine göre ..., ..., ..., Kardeşler ve Tuba Camilerine sorumlu olarak gittiği, .... özgeçmiş raporunda sanığın adının geçtiği, buna göre "... ile cami çalışmalarında dönerli sorumluluk yaptığı"nın belirtildiği, örgüte vermiş olduğu el yazılı özgeçmiş raporunun İstanbul Kriminal Polis Ekspertiz Raporuna göre sanığın eli ürünü olduğunun anlaşıldığı, faaliyet raporlarında adının geçtiği ve bizzat faaliyet raporu verdiğinin anlaşıldığı, bu faaliyet raporu içeriğine göre, "...şehit şehmus camii (bayan) Diyarbakır Şubat 1998, öğrencileri altı gruba ayırdık. ... (Vasfiye)" yazılı olduğu, sanığın aşamalardaki savunmalarında da özgeçmiş raporundaki bilgilerin doğru ve kendisine ait olduğunu, Diyarbakır'da tecvit öğrenmek için gittiği bir camide kendinden istenilmesi üzerine özgeçmiş raporunu yazıp verdiğini bildirdiği anlaşılmıştır.

    Yukarıdaki açıklamalar ışığında 02.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen (2) ve (3). fıkra hükümleri uyarınca itiraz konusu değerlendirilip, önceki kararda değişiklik yapılmasını gerektiren herhangi bir nedenin bulunmadığı, konunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunca sonuca bağlanmasının daha uygun olacağı anlaşıldığından, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/3837 Karar : 2018/1263
    Tarih : 21.02.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    5271 sayılı CMK`nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;

    1-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,

    2-) Dairemizin 27/06/2012 gün ve 2008/27270 Esas, 2012/12875 sayılı ilamının, sanık ... hakkındaki hırsızlık suçundan onama ilamının kaldırılmasına, ilamın diğer yönlerinin korunmasına karar verilerek yapılan incelemede;

    Sanık ... hakkında tekerrür uygulamasına esas alınan Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/73-103 sayılı ilamıyla kasten yaralama suçundan verilen 1 Yıl 8 Ay hapis cezasının kesinleşme tarihinin 23/05/2002, infaz tarihinin ise 31/01/2004 olduğu,

    TCK'nın 58. maddesinde yer alan üç yıllık süre dolmasından sonra yeni suçun işlendiğinin anlaşılması karşısında; aynı Kanunun 305/son maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden,
    5237 sayılı TCK`nın 58/6-7. maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından sanık ... hakkındaki TCK`nın 58/6 maddesine göre tekerrür hükümlerinin uygulanmasını içeren kısmın çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/1393 Karar : 2018/620
    Tarih : 23.02.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    Sanığın kolluktaki 12.09.2001 tarihli ifadesinde,
    bu cemaat içinde yakalandığı güne kadar faaliyeti olduğunu açıklama yapmayacağını ifade ettiğini; 30.09.2001 tarihli ek ifadesinde ise, cemaat içinde bir çok kez doküman yazdığını kabul ettiğini,
    Cumhuriyet Savcılığında,
    örgüt içinde, PKK silahlı terör örgütüne karşı olmak için bulunduğunu, örgüt üyesi olduğunu ama hiçbir silahlı eyleme katılmadığı gibi eylem emri de vermediğini;
    sorguda, Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesini tekrar ettiğini;
    12.06.2002 tarihli duruşmadaki savunmasında, örgüt üyesi olduğunu ama askeri kanatta hiçbir faaliyette bulunmadığını beyan ettiği;

    Sanıkla ilgili aleyhte beyan ve örgütsel dokümanlara gelince;
    Sanık ...'ın özgeçmiş raporunda cemaate girdikten sonra ...'tan ders aldığından söz edildiği,
    ... Kod'dan bahseden ve ... Kod tarafından örgüte hitaben yazılan, örgüt arşivinde ele geçen dokümanlar bulunduğu,
    sanık ...'ın 21.02.2000 tarihli kolluk ifadesinde, 1990 yılında Bingöl Genç ilçesinden bir araçla sanığın Mardin Kızıltepe ilçesine geldiğini, yanında 6 adet kaleşnikof, 7 adet takarof tabanca, 10 adet el bombası getirdiğini söyleyip bu beyanlarını savcılık ve sorguda da yenilediği,
    sanık Vecdi Şeran`ın 15.02.1997 tarihli kolluk ifadesinde sanıkla örgütsel çalışma yaptıklarını, sanığın örgütün siyasi alan üst sorumlusu olduğunu belirttiği,
    savcılık ve sorgudaki anlatımlarında da bu hususları teyid ettiği;

    adı geçen sanık hakkında TCK`nın 146/1 maddesinden verilen hükmün onanıp kesinleştiği,

    sanık ...'ın kolluk ifadesinde, sanıktan şura üyesi olarak söz ettiği,
    yine sanık ...`ün 04.06.2001 tarihli kolluk ifadesinde, sanıktan şura üyesi olarak söz ettiği,

    sanığın 07.09.2001 tarihli savcılık ifadesinde
    "ben müslümanım, dinime göre müslümanca yaşamak istiyorum, ...`ün yanına gittim, eve gittiğimde ...'in eşi ve çocukları oradaydı, bir süre sonra ... ve ... oraya geldiler, ...'ün dışarıya nasıl çıktığını ve nasıl vurulduğunu görmedim, teslim olmakta direnmiş değilim, güvenlik güçlerinin teslim olun çağrısı üzerine güvenlik güçerine çocuklar var, güvenlik güçleriyle karşı karşı gelmek istemiyoruz, teslim olacağım, sadece insanca muamele istiyorum, deyip evden çıktığı, şiddet taraftarı olmadığı, örgüt mensuplarına şiddeti savunmayın sadece İslamı yaşayın " şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.

    Mahkemenin kabulünde isabetli olarak belirtildiği üzere,
    iddianamede sanığa atılı vahim eylemlerin hiçbirinin sübutu kabul edilmemiş, ilk önce silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş;

    Bu hüküm Yargıtay 9. Ceza Dairesince bozulmuş,

    TCK'nın 314/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına dair verilen karar yine Dairece sanığın silahlı çatışma sonucu yakalandığından bahisle TCK`nın 146. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.

    Sanık hakkında 05.09.2001 tarihli yakalama tutanağı içeriğine göre, Hizbullah terör örgütüne yönelik Adana ili Pozantı ilçesi, Akçatekir beldesinde bulunan dublex eve karşı güvenlik güçlerince operasyon düzenlenmiş, polisin teslim olun çağrılarına karşı evin içinden birden fazla yerden tabancalarla ateş açılmış, bu arada ikinci kat balkonundan aşağıya atlayan bir erkek şahsın elindeki tabanca ile polislere ateş ettiği, polisin karşılık vermesi üzerine meydana gelen çatışmada yaralanıp öldüğü,
    yüksek sesle teslim olmaları yönünde yapılan uyarılara devam edilmekte iken iki değişik erkek şahısa ait olduğu tespit edilen bir sesle polislere yüksek ve anlaşılır sesle teslim olmak istediklerini ancak Cumhuriyet savcısı veya Emniyet Müdürü rütbesinde üst düzey emniyet mensuplarına teslim olabileceklerini beyan ettiklerini,
    kısa süren karşılıklı bir diyalog sonrasında evin içinde bulunan iki erkek şahsın teslim olacaklarını bildirip, evin ön kapısından dışarı çıktıkları, teslim olan bu iki erkek şahsa evde başka birisinin bulunup bulunmadığı sorulunca ... adlı bir kişinin bir adet tabancayla içeride olduğunun öğrenilmesi üzerine teslim olun çağrısına devam edildiği,

    içerideki şahsın tabanca ile ateş etmesine müteakip evin ön kapısından silahsız olarak çıkıp görevlilere teslim olduğu anlaşılmıştır.

    Dosya kapsamına göre evin üst katından atlayan ve aşağıya indikten sonra silahla ateş eden kişinin ...'ndan sonra örgütün lideri konumunda bulunan ... olup polisin atışı sonucu öldüğü, yanında bir adet tabanca bulunduğu, bu kişinin ölmesinden sonra sanığımız ...`un yanındaki bir erkek şahısla teslim olduğu, daha sonra içeride bulunan bir erkek şahsın silahla ateş ettikten sonra teslim olduğu anlaşılmıştır.

    Tüm dosya kapsamına göre,
    Sanıkların bulunduğu evde kolluğa karşı kullanılan iki adet tabanca ele geçmiş, bunlardan biri örgüt lideri ...'ün ev dışında öldürüldüğü yerde, diğeri ise evin içinde ele geçirilmiş, evin içinde bulunan silahla evden en son çıkan ...'un ateş edip dışarı çıktığı anlaşılmış, tüm sanıkların el sıvapları alınmış olup klasör 4, dizi 1269`da bulunan ekspertiz raporuna göre sanığımızın elinde atış artığı bulunmadığı belirlenmiştir. Dolayısıyla ele geçen iki ayrı tabancanın ... ve ... Kod ...tarafından kullanıldığı sabit olunmuştur.

    Bu açıklamalar ışığında sanığın kendiliğinden teslim olduğu, olayda silah kullanmadığı, sadece örgüt liderinin bulunduğu evde kain olduğu anlaşılmıştır.

    2-Sanık ...`ya gelince;
    Bu sanığın ..., ... kod adını kullandığı, kollukta eylemler dahil ikrarı bulunduğu; aşamalarda örgüt üyeliğini kabul edip, eylemleri reddettiği;

    Sanık hakkında aleyhte beyanları bulunan ... Kod ..., ..., ... , ..., ..., ...`in beyanlarına göre, sanığın askeri kanat üst sorumlusu olduğu, istihbarat talimatları verdiği, örgüt mensuplarına kaleşnikof silah verdiği, ... kod adını aldığı, bazı mensuplardan özgeçmiş raporu aldığı anlaşılmış;

    Adları geçen kişilerin silahlı terör örgütü olma suçundan cezalandırılmalarına dair verilen hükümlerin onanıp kesinleştiği;

    Bu sanıklardan ...'ın 21.02.2000 tarihli ifadeli yer gösterme ve zapt etme, sığınak açma kapama tutanağına göre, 1993 yılında ... kod ...'nın talimatı ile kaçırılıp sorguya alınan iki PKK mensubunu örgüt sığınağı olan evin dışında bir hafta nöbet tuttuklarını, bu sığınağı ... kod ...'nın talimatıyla yaptıklarını,
    ... Kod`un sorgulamayı gerçekleştirdiğini belirtmiş;

    Sanığın evinde ve Mardin Kızıltepe ilçesi Akziyaret köyü kırsalında yer göstermesi sonucu örgüte ait bu sığınak içinde kaleşnikof, MP-5 marka makinalı tabanca, takarov tabanca ve bunlara ait mermi ve şarjörler ele geçirilmiştir. Buna göre sanığın Anayasal güvence altında bulunan temel hak ve özgürlüklere ilişkin olarak vahamet arz eden sorgulama eylemini gerçekleştirdiği sabit olmuştur.

    Tüm bu açıklamalar ışığında 02.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK`nın 308. maddesine eklenen (2) ve (3). fıkra hükümleri uyarınca itiraz konusu değerlendirilip, konunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunca sonuca bağlanmasının daha uygun olacağı anlaşıldığından, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2018/18 Karar : 2018/18
    Tarih : 1.03.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK`nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü:

    Sanık hakkında uyuşturucu madde ihraç etme suçundan açılan davanın yargılaması sonunda İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi`nin 13.11.2009 tarih ve 2006/16 – 2009/290 sayılı mahkumiyet kararının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.04.2016 tarih ve 2015/1784 – 2016/3762 sayılı kararı ile "ONANMASINA" oybirliğiyle karar verilmiştir.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`nın 08.12.2017 tarihli itiraz dilekçesinde:

    ``İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2009 gün ve 2006/16 Esas, 2009/290 Karar sayılı sanıklar ... ve ... hakkında uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi ithal etme suçlamasından TCK 188/1, 62, 61/8, 52/2, 53/1, 63, 54 maddeleri uygulanarak 8 yıl 4 ay hapis ve 80,00.-TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair ilam sanıklar müdafilerinin temyiz istemi üzerine yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesinin itiraza konu kararı ile incelenmiş ve yerel mahkemenin mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.

    İtirazımız sanık ... yönünden mahkumiyete yeter delillerin dosya içeriğinde mevcut olmadığına ilişkin olup, atılı suçtan sanığın mahkumiyetine dair yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekirken onanması yönündeki yüksek Daire kararının usul ve yasalara aykırı olduğuna dairdir.

    Dosya incelendiğinde olayın şu şekilde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

    Adana özel yetkili mahkeme kararları ile Suriyeli ...'nun uyuşturucu ticareti yaptığına dair teknik takip yapılmakta iken sanık ...'ün yurtdışından uyuşturucu hap getireceği bilgisine ulaşılır. Edirne;'de gümrük kapısına sanık ülkeye giriş yaparken aranması gerektiğine dair bilgi verilir. Suç tarihi olan 28/09/2005 tarihinde adı geçen sanık sevk ve idaresindeki tır ile Kapıkule gümrük kapısından giriş yaparken, aracı arama sahasına çekmesi istenilir. Sanık ... aranacağını anlayınca yanındaki çantayı arama alanından 30 metre önceye bırakıp arama alanına girer. Aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanmaması üzerine, gümrükten çıkış yaparak gider. Adı geçen sanık Gümrükten çıkınca sonradan beraat edecek olan sanık ... ile telefonla görüşür. ...'e telefonda hakkında ihbar olduğunu durumun kötü olduğunu söyleyip kapatır. Peşinden mesaj atar. Mesajında suç eşyasını (hapları) aramadan önce, gümrük sahasında arabadan attığını yazmıştır. Sanığın telefonunu dinleyen polisin gümrük sahasına haber vermesi üzerine gümrük bölgesinde suça konu 25 kilo uyuşturucu nitelikli hap bulunuyor. Sanık ... Havsa'da yakalanıyor. ... de İstanbul`da yakalanıyor.

    Bu yakalamanın öncesinde sanık ...'in sanık ...`a taşıttığı suça konu hapların alıcısının Suriyeli ... olduğu telefon dinlemeleri sayesinde bilinmektedir.

    ... Hatay'da yaşamakta olup, Suriye`ye sanık ... aracılığı ile uyuşturucu hap gönderdiği telefon dinlemeleri sayesinde değerlendirilmektedir.

    Yargılama sonucunda sanık ..., ses analizleri uyuşmadığı için beraat etmiş, ... Suriye'ye kaçması nedeniyle yakalanamamıştır. Yerel mahkeme suça konu uyuşturucu nitelikli hapları taşıdığı sabit olan sanık ... ile hiçbir bağlantısı tespit edilemeyen sanık ...`ı atılı suçtan mahkum etmiştir.

    Sanık ...'ın telefon görüşme içeriklerinden açıkça anlaşılamasa da ... adına Suriye'ye uyuşturucu hap taşıdığı yerel mahkemesince kabul edilmektedir. Suça konu uyuşturucu hapların da ... için getirtildiği yerel mahkemenin kabulü dahilindedir. Ancak sanık ...'ın suça konu yakalanan hapların ithaline herhangi bir şekilde katıldığına dair dosya içeriğinde hiç bir delil mevcut değildir. Suç da örgütlü suç kapsamında değildir. Sanık ...'ın ... adına uyuşturucu hapları Suriye`ye götürdüğü kabul olunsa dahi, bu kabulü destekleyecek sanıkta yakalanıp, uyuşturucu niteliği bilirkişi raporu ile tespit edilmiş haplar mevcut değildir. Bu yönde bir tanık beyanı da yoktur.

    Bu verilerle dosyanın konusu sanık ...'ın ülkeye girerken yanında getirdiği 25 kilo uyuşturucu nitelikli haplardır ve bu haplarla da adı geçen sanık ...`ın ilgisi yoktur.

    Açıklanan nedenlerle sanık ... yönünden beraat hükmü kurulması gerekirken mahkumiyet hükmü kuran yerel mahkeme hükmünün temyiz mercii yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesince bozulması gerekirken onanmasına dair hükmü usul ve yasalara aykırıdır.

    Yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesinin (görev değişimi gereği takip eden aynı suç tipiyle görevli daire olarak) itiraza konu 13/04/2016 tarih ve 2015/1784 esas 2016/3762 karar sayılı ilamının CMK 308/2-3 maddesi kapsamında itirazımıza binaen incelenmesi ve yerel mahkeme hükmünün sanık ... yönünden BOZULMASINA karar verilmesi,

    İtirazımızın yerinde görülmeyip reddi halinde yukarıda arz ettiğimiz itiraz nedenlerimizin bir kez de CMK 308/1-3 maddesi uyarınca Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunca tartışılması ve ilamın talebimiz doğrultusunda BOZULMASI için dosyanın YÜKSEK YARGITAY CEZA GENEL KURULUNA tevdii itirazen arz ve talep olunur.`` düşüncesiyle Dairemiz kararına karşı itirazda bulunmuştur.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, sanık ...`in uyuşturucu madde ithal etme eyleminin sübuta erip ermediğine ilişkindir.

    Sanık savunmaları, olay tutanakları, iletişimin tespiti tutanakları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ihraç etme suçunun sübuta ermediği anlaşıldığından, itiraz yerinde görülerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

    1-İtirazın kabulü ile itiraza konu Dairemizin 13.04.2016 tarih ve 2015/1784-2016/3762 sayılı kararının sanık ... yönünden kaldırılmasına,

    2- Sanık ... hakkındaki hükmün incelenmesinde:

    Kendisinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçmeyen sanığın savunmalarının aksine, diğer sanık ...`den ele geçen uyuşturucu madde ile ilgisinin olduğuna ya da bu sanığın uyuşturucu madde ihraç etme suçuna iştirak ettiğine dair somut olay ve olgularla örtüşmeyen maddi bulgularla desteklenmeyen telefon konuşmaları dışında kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı anlaşıldığından, "Şüpheden sanık yararlanır" genel ceza hukuku ilkesi de gözetilerek sanığın beraati yerine yazılı gerekçeyle mahkûmiyetine hükmedilmesi,

    Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, sanık hakkındaki hüküm infaza verilmiş ise İNFAZIN DURDURULMASINA, sanık bu mahkumiyet hükmü nedeniyle infaz kurumuna alınmış ise SALIVERİLMESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde serbest bırakılmasının sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı`na yazı yazılmasına, 01.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2018/1357 Karar : 2018/2846
    Tarih : 15.03.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    Sanık ... hakkında, 27/12/2012 tarihinde işlenen "bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık" suçundan dolayı Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/12/2013 gün ve 2013/179 Esas, 2013/111 Karar sayılı kararıyla, 5237 sayılı TCK'nın 142/2-e, 143, 62, 53/1. maddesine göre, 2 yıl 11 ay hapis cezası ile mahkûmiyet kararı verilmiş, sanık tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 21/12/2017 gün ve 2015/9488 Esas 2017/14012 Karar sayılı ilâmı ile hükmün onanmasına karar verilip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 2. Ceza Dairesinin anılan onama kararının KALDIRILMASI ile eksik inceleme nedeni ile hükmün BOZULMASINA yönelik 14/02/2018 gün, 2018/11134 sayılı itirazı üzerine dosya dairemize gönderilmekle 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin, 6352 sayılı Yasa’nın 99. maddesi ile eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede;

    GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;

    Yargıtay 2. Ceza Dairesinin onama ilamının kaldırılarak, itirazda belirtilen gerekçeyle hükmün bozulması yönündeki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

    2.Ceza Dairesinin 21/12/2017 gün ve 2015/9488 Esas 2017/14012 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, karar verilerek yapılan incelemede;

    Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    Sanığın aşamalarda değişmeyen savunmaları, temyiz ve itiraz dilekçelerinin incelenmesinde; ....iletişim merkezi iş yeri sahibi olduğunu, ... kontör harici kontör satmadığını, ayrıca kontör yüklemek için sadece pos makinası kullandığını, işyerinde bilgisayardan ya da IP den kontör yükleme sistemi bulunmadığını, kablosuz wi-fi bağlantısı olduğunu, wi-fi bağlantı şifresi olarak 8-10 yıldır aynı şifreyi kullandığını, müşterileri yeni bir telefon aldığı zaman aktif etmek için program yüklediğini, bunu da wi-fi ye bağlanarak yaptığını, şifreyi girmiş olarak müşterinin dükkandan çıktığını, kendisinin yakın olduğu yerlerde de bu şifrenin kullanılabildiğini, atılı suçu kabul etmediğini, müştekinin kullandığı bilgisayarın virüs ve güvenlik programları bulunmayabileceğini, kendisinin söz konusu statik IP numarası ile kullanımının 10/05/2013 tarihinde başladığını, 02/12/2013 tarihinde kullanımının sona erdiğini, suç tarihinde bu IP numarasının kendisinin kullanımında olmadığını belirtmesi karşısında; sanığın işyerinde bulunan modemin kablosuz bağlantı (wifi) özelliği olan modem olup olmadığı ve buna göre de dışardan üçüncü bir kişinin haricen bağlantıyı yapıp yapmayacağı araştırılıp, ayrıca tespit edilen IP numarasının statik mi yoksa dinamik mi olduğu kurumdan sorulup, yapılacak bu tespitler ile sanığın savunmasının örtüşüp örtüşmediği, IP numarasının kopyalanması, kablosuz veya kablolu bağlantı ile internet hattına girilerek kontör yükleme işlemi yapılmasının mümkün olup olmadığı hususlarının araştırılarak, yapılan eylemin üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirme olasılığının bulunup bulunmadığı hususlarının aydınlatılması için somut olaya ilişkin konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu yetersiz gerekçe ile mahkûmiyet hükmü kurulması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 15/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/4268 Karar : 2018/4249
    Tarih : 11.04.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan mahkumiyetine dair 05/05/2016 tarihli hükmün sanık tarafından temyizi sonrasında, Dairemizin 13/09/2017 gün, 2017/635- 8066 E-K sayılı kararı ile makumiyet kararının bozulmasına karar verilmesinin ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/09/2017 tarih ve KD-2016/284003 sayılı itirazı üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesinin, 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile değişik 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede;

    CGK'nın 03/04/2018 gün ve 2017/1125 esas -2018/131 karar sayılı ilamı uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/09/2017 tarih ve KD-2016/284003 sayılı itirazının KABULÜNE, Dairemizin 13/09/2017 gün, 2017/635- 2017/8066 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;

    Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA 11/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2018/2467 Karar : 2018/5170
    Tarih : 25.04.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    Konut dokunulmazlığını bozma suçundan suça sürüklenen çocuk ... hakkında yapılan duruşma sonunda; suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine dair Adana 1. Çocuk Mahkemesinden verilen 07.11.2017 tarih, 2017/443 - 2017/604 sayılı hükmün Dairemizin 12.02.2018 gün ve 2018/261 - 2018/1037 sayılı ilamı ile “Suça sürüklenen çocuk hakkında 07.11.2017 tarihinde açıklanan hükümdeki sonuç ceza 1 yıl 1 ay 10 gün olarak belirlenmiş ise de, 17.12.2010 tarihli ilk hükümde TCK'nın 116/1-4, 119/1-c, 31/3 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün olarak tayin olunan hapis cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi ve bu hükmün suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizin 30.01.2014 gün ve 2013/9148 E., 2014/2302 K. sayılı ilamı ile bozulması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında bozma kararından önce kurulan ilk hükümde hükmolunan hapis cezasının TCK'nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği ve bu hususun suça sürüklenen çocuk yararına kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden, bu defa verilen hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2018 gün ve 3-2017/69967 sayılı yazısı ile İTİRAZ KANUN yoluna başvurması üzerine,

    Dosya incelerek gereği düşünüldü;

    5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasa'nın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;

    Dairemizin 12.02.2018 gün ve 2018/261-2018/1037 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla Cumhuriyet Başsavcılığının vaki itiraz sebepleri yerinde görülmediğinden, CMK'nın 308/2-3. maddeleri gereğince itiraz konusunda karar verilmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 25.04.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY CEZA GENEL KURULU
    Esas : 2016/964 Karar : 2018/294
    Tarih : 19.06.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; katılanlar vekilinin süresinde temyiz talebinde bulunup bulunmadığının buna bağlı olarak sanık hakkında aleyhe bozma yapılıp yapılamayacağının tespit edilmesine ilişkin ise de öncelikle itirazın süresinde olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

    İncelenen dosyada;

    Yerel mahkeme hükmünün Özel Daire tarafından 12.02.2013 gün ve 7267-2730 sayı ile düzeltilerek onanmasına karar verildiği, Özel Daire düzeltilerek onama ilamının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına 17.03.2013 tarihinde teslim edildiği, Özel Daire düzeltilerek onama ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.03.2016 tarihinde itiraz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, 5271 sayılı CMK`nun olağanüstü kanun yollarının yer aldığı “Altıncı Kitap", "Üçüncü Kısım", "Birinci Bölüm”de 308. maddede düzenlenmiş, maddenin birinci fıkrasında, “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz” hükmüne yer verilmiştir.

    Bu düzenleme ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde ceza daireleri kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurabileceği öngörülmüş, ancak sanık lehine itirazlarda süre aranmayacağı kuralı benimsenmiştir. Buna göre, sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde belirlenen aykırılıklarla ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına tanınan ve olağanüstü bir kanun yolu olan itiraz 30 günlük süre ile sınırlandırılmış olup, bu süre Özel Daire kararının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği tarihten itibaren başlayacak, süre geçtikten sonra sanık aleyhine itiraz yoluna gidilemeyecektir.

    Bu bilgiler ışığında önsoruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;

    Sanığın taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükmün, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Özel Dairece, katılanlar vekilinin temyiz talebinin yasal süre içinde yapılmadığı gerekçesi ile reddine, sanık müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde asgari hadden ceza tayin edilmesi eleştiri nedeni yapılarak, taksirli suçlar açısından ceza belirlenirken “failin güttüğü ve saik”in gerekçe olarak gösterilemeyeceği ve temel ceza arttırılırken uygulama maddesinin gösterilmemesi nedenleriyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesinden sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, eleştiri ve düzeltilerek onama nedeni yapılan bu hususların bozma nedenleri yapılması gerektiği görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Katılanlar vekilinin temyizinin süresinde kabul edilerek hükmün bozulmasına ilişkin olan ve sanık aleyhine olduğunda şüphe bulunmayan itirazın 5271 sayılı CMK`nun 308. maddesi uyarınca 30 günlük süreye tâbi olduğu, dosya içeriğine göre 18.03.2013 tarihinde başlayan itiraz süresi 16.04.2013 tarihinde sona erdiği halde, itiraz kanun yoluna Özel Daire ilamının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiinden yaklaşık 3 yıl sonra 07.03.2016 tarihinde başvurulduğu görülmektedir. Bu nedenle 30 günlük kanuni süreden sonra yapılan sanık aleyhindeki itirazın Ceza Genel Kurulunca görüşülmesi mümkün değildir.

    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kanunun öngördüğü 30 günlük süre içinde yapılmaması nedeniyle reddine karar verilmelidir.

    SONUÇ:

    Açıklanan nedenlerle;

    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının süre yönünden REDDİNE,

    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2018/30 Karar : 2018/30
    Tarih : 19.06.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    İtiraz yazısı ile dava dosyası incelenip gereği düşünüldü:

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Dairemiz kararına karşı yapılan itirazın, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar uyarınca bir bütün olarak incelenmesinde, itirazın yerinde olmadığı ve kararın düzeltilmesini gerektiren bir neden bulunmadığı anlaşıldığından; dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`na TEVDİİNE, 19.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi



  • CMK 308 (Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY CEZA GENEL KURULU
    Esas : 2018/351 Karar : 2018/353
    Tarih : 18.07.2018

    • CMK 308. Madde

    • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

    Kasten yaralama suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucu sanık ...'ın şikâyetçi ...`e yönelik eyleminden dolayı mahkûmiyetine ilişkin İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.11.2013 gün ve 99-820 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesince 22.02.2016 gün ve 27472-3013 sayı ile bozulmasına karar verilmiştir.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 17.05.2018 gün ve 37430 sayı ile itiraz kanun yoluna müracaat edilmiştir.

    CMK'nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Daire tarafından 31.05.2018 gün ve 3248-11052 sayı ile; sanık ...'ın şikâyetçi ...`e yönelik eylemi bakımından itirazın reddine, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmişse de, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 06.07.2018 tarih ve 37430 sayı ile itirazın geri alınması talebinde bulunulmuştur.

    Ceza Genel Kurulunca 01.10.2013 gün ve 314-394 ile 315-395 sayı ve oybirliğiyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının karar verilinceye kadar itirazını geri almasının mümkün olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    Bu itibarla, itirazın geri alınması nedeniyle dosyanın mahalline gönderilmek üzere İNCELENMEKSİZİN YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA İADESİNE, 18.07.2018 tarihinde karar verildi.



  • CMK Madde 308 Gerekçesi

    Maddeye göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ceza dairelerinin kararlarına karşı ilâmın veya düzeltme istemine ilişkin özel daire kararının kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecektir.

    İtiraz, daire kararında gerek maddî ve gerek usul hukukuna aykırı olduğu saptanan hususlara yönelik olabilir. İtiraz nedenlerinin açık ve gerekçeleriyle yazılı olarak bildirilmesi gerekir.

    Ceza Genel Kurulu itirazda ileri sürülen nedenlerle bağlı olmaksızın kararı usul ve esas yönünden inceler.

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu, itirazın süresinde yapılıp yapılmadığını, ileri sürülen nedenin itiraz konusu olup olmayacağını inceledikten sonra, itiraz süresi geçmiş veya konu itiraz edilebilir değilse usulden ret kararı verir.

    Süresinde ve itiraz edilebilir olduğu saptanırsa karar esastan incelenir. İtiraz yerinde bulunmazsa esastan ret kararı verilir; yerinde görürlerse karar yerine geçecek ve itiraz doğrultusunda, kurulun gördüğü nedenle karar verilir.