CMK Madde 297



  • Temyiz Dilekçesinin Tebliği ve Cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Görevi

    CMK Madde 297

    (1) 296 ncı maddeye göre hükmü veren bölge adliye mahkemesince reddedilmeyen temyiz istemine ilişkin dilekçesinin bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilir.

    (2) Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra dava dosyası, bölge adliye mahkemesi tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

    (3) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde sanık veya müdafii ile katılan veya vekillerine ilgili dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde yazılı olarak cevap verebilir.

    (4) Üçüncü fıkra uyarınca yapılacak tebligatlar, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olur.

    (5) 262 ve 263 üncü madde hükümleri saklıdır.




  • CMK 297 (Temyiz Dilekçesinin Tebliği ve Cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Görevi) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/41990 Karar : 2014/37054
    Tarih : 25.12.2014

    • CMK 297. Madde

    • Temyiz Dilekçesinin Tebliği ve Cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Görevi

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

    Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanıklara yükletilen görevi kötüye kullanma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;

    Hukuksal tanı: Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tiplerine uyduğu,

    Yaptırım: Cezaların yasal bağlamda uygulandığı,

    Anlaşıldığından sanıklar ..., ... ve katılan ... vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA" karar verilmiştir.

    I- İTİRAZ NEDENLERİ

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/10/2014 tarih ve 2014/339811 sayılı yazısı ile;

    "5271 sayılı CMK'nın 297/3 maddesi :"(3) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde sanık veya müdafii ile katılan veya vekillerine ilgili dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde yazılı olarak cevap verebilir." emredici düzenlemeyi içermektedir. Dava dosyası ve UYAP veri tabanı esas alınarak ayrı ayrı yapılan incelemede Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenmiş 4-2011/183123 sayılı tebliğnamenin 5271 sayılı CMK'nın 297/3 maddesi gereğince sanıklara tebliğ edildiğine ilişkin belgeye ya da veriye rastlanmamıştır. 5271 sayılı CMK'nın 297/3, AİHS'nin 6. maddeleri çerçevesinde Yüksek Dairenizin yukarıda sözü edilen kararına karşı 5271 sayılı CMK'nın 308/1 maddesi gereğince itiraz yasa yoluna başvurulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

    SONUÇ VE İSTEM: 5271 sayılı CMK'nın 297/3, AİHS'nin 6. maddelerine aykırılık teşkil ettiği düşünülen:

    I-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 10/10/2011 Tarih ve 2011/17945 Esas ve 2011/17224 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 308/3 maddesi gereğince düzeltilmesine karar verilmesini;

    II-Yüksek Daireniz karar düzeltme isteğimizi reddederse, itirazımız hakkında gereğinin takdir ve ifası bakımından dava dosyasının Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:

    II- İTİRAZIN KAPSAMI

    İtiraz, görevi kötüye kullanma suçundan, sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair, Dairemizin 10/10/2011 tarihli kararına ilişkindir.

    III- KARAR

    Dosyanın incelenmesinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından,... 5.Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 20.12.2010 tarih ve 2010/174 Esas 2010/344 Karar sayılı ilamın temyizi üzerine, Dairemize hitaben düzenlenen 13.09.2011 tarih ve 2011/183123 sayılı tebliğnamenin hükmü temyiz eden sanıklara ve ayrıca katılan vekiline tebliğ edilmediği anlaşılmıştır.

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.10.2007 tarih ve 2007/10-226 Esas, 2007/215 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; hükmü temyiz etmeleri halinde veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi halinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamenin, sanık veya müdafii ile katılan veya vekiline tebliğ olunacağı, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CYUY'nın 316. maddesine 21.03.2003 gün ve 4778 sayılı Yasanın 2. maddesi ile eklenip, 19.03.2003 gün ve 4829 sayılı Yasanın 20. maddesiyle değiştirilen 3. fıkrasında düzenlenmiş olduğundan, tebliğnamenin tebliği kanunun emredici bir hükmüdür. AİHM'nin 09.11.2000 tarih ve 36590/97 Başvuru numaralı Göç/Türkiye davasında da tebliğnamenin bildirilmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğu yönünde karar verildiği gözetilerek,

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,

    Dairemizce verilen 10.10.2011 tarih ve 2011/17945 esas, 2011/17224 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 13.09.2011 tarih ve 2011/183123 sayılı tebliğname, hükmü temyiz eden sanıklara ve ayrıca katılan vekiline tebliğ edilmeden Dairemizce temyiz incelemesi yapıldığından, itiraz kabul edilip Dairemizin 10/10/2011 tarihli onama kararı kaldırılmışsa da, usul ekonomisi gereği bu süreçte söz konusu tebliğnamenin sanıklara ve katılan vekiline tebliğinin sağlandığı ve sanıkların tebliğnameye karşı 04.12.2014 tarihli dilekçe ile beyanda bulundukları anlaşılmak suretiyle;

    İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 20/12/2010 tarih ve 2010/174 esas, 2010/344 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.06.2011 tarih ve 2011/94 Esas, 2011/133 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5271 sayılı CMK'da olağanüstü bir yasa yolu olarak düzenlenmiş olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı üzerine yapılan incelemede, itirazın kabulü halinde, Özel Daire onama kararı ile itiraz üzerine Dairenin yeni verdiği karar tarihi arasında geçen sürenin dava zamanaşımının hesaplanmasında gözönünde bulundurulmaması gerektiği, ancak itirazın kabulü ile dosyanın derdest hale gelmesi nedeniyle yargılamaya devam edilmesi halinde Daire tarafından itirazın kabulü tarihinden itibaren geçerli olmak üzere zamanaşımı süresi işlemeye devam edeceğinden, somut olayda dava zamanaşımının bu duruma göre hesaplanmasıyla zamanaşımının dolmadığı gözetilerek ayrıca mahkeme karar tarihinin, TCK'nın 257. maddesinde değişiklik yapan 6086 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 19.12.2010 tarihinden sonra 20.12.2010 olduğu ve TCK'nın 257. maddesinde 6086 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin mahkeme tarafından lehe-aleyhe kanun değerlendirmesinde gözönünde tutulduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;

    Sanıklara yükletilen görevi kötüye kullanma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,

    Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,

    Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,

    Anlaşıldığından sanıklar ... ve ... ile katılan ... vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 25/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • CMK Madde 297 Gerekçesi

    Hükmü veren mahkemece 327 nci maddeye göre ret nedeni bulunmayan temyiz dilekçesi veya beyanın bir örneği Cumhuriyet savcısı veya karşı tarafa tebliğ olunacaktır.

    Karşı taraf buna yedi gün içinde yazı ile yanıt verebilir. Ancak karşı taraf sanık ise bu hususta zabıt kâtibine tutanağa geçirilmek üzere yanıtını sözle de bildirebilir.

    Sanığın yasal temsilcisi ve eşi 292 nci ve tutuklu sanık 293 üncü madde hükümlerinden yararlanabilirler.

    Yanıtlar verildikten veya öngörülen süre bittikten sonra dava dosyası bölge adliye mahkemesince Cumhuriyet başsavcılığına iletilir. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcısı da Yargıtaya sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosya üzerinde 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 27 ve 28 inci maddelerine göre işlem yapacaktır.
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının bir gereği olarak, tebliğname hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde sanık veya müdafii ile müdahil, şahsi davacı veya vekillerine tebliğ olunacaktır. Kendisine tebliğ olunan taraf tebliğ tarihiden itibaren bir hafta içinde tebliğnameye yazılı olarak cevap verebilecektir.

    Tebliğnamenin tebliğinde ortaya çıkabilecek sorunları gidermek amacıyla, maddenin son fıkrasında üçüncü fıkra uyarınca yapılacak tebligatların, Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olacağı hükme bağlanmaktadır.