CMK Madde 259



  • Suç Konusu Olmayan Eşyanın Müsaderesi

    CMK Madde 259

    (1) Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir.




  • CMK Madde 259 Gerekçesi

    Madde, 256 üncü maddeden farklı olarak, suç konusu olmayan ve fakat sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından karar verileceğini hüküm altına almıştır. İstem üzerine hâkim duruşma yapmadan evrak üzerinden karar verecektir. Ancak bu kararlara karşı ilgililer acele itiraz yoluna gidebilecektir.



  • CMK 259 (Suç Konusu Olmayan Eşyanın Müsaderesi) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/5906 Karar : 2017/5064
    Tarih : 29.05.2017

    • CMK 259. Madde

    • Suç Konusu Olmayan Eşyanın Müsaderesi

    5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a aykırı davranmaktan kabahatli ... Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında, 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4/ğ ve 17/2. maddeleri delaleti ile 5307 sayılı Kanun'un 16/2-b-4 ve 16. maddeleri hükümleri gereğince 339,814,00 Türk Lirası idari para cezası uygulanmasına, aynı Kanun'un 17/2. maddesi gereğince LPG dağıtıcı lisansının iptal edilmesine dair, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 12/11/2013 tarihli ve 4696-74 sayılı kararını müteakip, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu vekilince yapılan, idari para cezası uygulanan şirketin ilgili tesisinde 03/12/2012 tarihli numune alma tutanağında belirtilen LPG (Karışım)'ın değeri kadar para tutarının müsaderesi talebinin reddine ilişkin, Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/04/2014 tarihli ve 2014/78 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile söz konusu kararın kaldırılmasına, idari para cezasına konu LPG'nin değeri kadar para tutarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/2. maddesi gereğince müsaderesine dair, Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/05/2014 tarihli ve 2014/185 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 06/04/2016 gün ve 10829 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/04/2016 gün ve KYB. 2016-145174 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

    Anılan ihbarnamede;

    Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin itiraz üzerine verdiği 07/05/2014 tarihli ve 2014/185 değişik iş sayılı kararının kesin nitelikte olduğu dikkate alındığında, bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2014 tarihli ve 2014/592 değişik iş sayılı kararının yok hükmünde olduğu değerlendirildiği gibi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 259/1. maddesinde yer alan “(1) Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tabi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hakimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir. “ hükmü dikkate alındığında yapılan müsadere yargılamasının usulüne uygun olduğu düşünüldüğünden bu konudaki kanun yararına bozma talepleri dikkate alınmaksızın yapılan incelemede,

    Dosya kasapmına göre,

    1-Kabahatli Ergaz Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 12/11/2013 tarihli ve 4696-74 sayılı kararı ile 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a aykırı davranmak eyleminden, anılan Kanun'un 4/4-ğ ve 17/2. maddeleri delaleti ile aynı Kanun'un 16/2-b-4 maddesi uyarınca 339.814,00 Türk Lirası idari para cezası uygulanmasına, yine aynı Kanun'un 17/2. maddesi gereğince LPG dağıtıcı lisansının iptal edilmesiyle, denetim tarihi itibariyle numune alınan tankta bulunan ürün miktarı esas alınarak bu miktar üzerinden yapılacak müsadere işlemlerinin Hukuk Dairesi Başkanlığı tarafından başlatılmasına karar verildiği, kabahatli tarafından itiraz üzerine Ankara 17. İdare Mahkemesinin 2014/128-1159 E.K sayılı kararı ile idari para cezasının iptaline karar verildiği, yine LPG dağıtıcı lisansının iptaline ilişkin karara yapılan itiraz üzerine de Ankara 7. İdare Mahkemesinin 2013/1696 Esas ve 2014/1259 K. Sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, idari yaptırım konusu LPG'nin mülkiyetin kamuya geçirilmesi anlamındaki müsaderesi hususunda başvuru yapılan Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesince 01/04/2014 tarihli ve 2014/78 değişik iş sayılı karar ile talebin reddine karar verildiği, bu karara itiraz üzerine Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/05/2014 tarihli ve 2014/185 değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulü ile anılan Osmaniye 1. Sulh Ceza Mahkemesi kararının kaldırılmasına, idari para cezasına konu LPG'nin değeri kadar para tutarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/2. maddesi gereğince müsaderesine kesin olarak karar verildiği, 13/3/2005 tarih ve 25754 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 02/07/2012 tarih ve 6352 Sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değişik 18. maddesinin üçüncü fıkrasında “ İdari yaptırım kararlarına karşı yetkili idare mahkemesinde dava açılabilir. Kurul kararlarına karşı açılan her türlü dava öncelikli işlerden sayılır.” hükmü ile 5307 sayılı Kanun kapsamında verilen idari yaptırım kararlarına karşı itirazların idari yargı yerinde çözümleneceği hususunun düzenlendiği, aynı Kanun’un 17. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Kaçak veya menşei belli olmayan veya teknik düzenlemelere uygun olmayan LPG ile piyasa faaliyetinde bulunan lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Teknik düzenlemelere uygun olmayan LPG mahkeme kararı ile müsadere edilir. Bu LPG'yi ikmal edenler zararı tazmin etmekle yükümlüdür.” şeklindeki hüküm uyarınca da, idari yaptırım kararına bağlı olarak mahkemeden idari yaptırım konusu olan LPG hakkında müsadere kararının isteneceğinin düzenlenmesine karşın kararın hangi mahkemece (adli veya idari) verileceği hususunda bir düzenlemeye yer verilmediği,

    Yine, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “başvuru yolu” yolu başlıklı 27. maddesinin 8. fıkrasında yer alan “ İdari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görülür.” şeklindeki düzenleme uyarınca idari yaptırım kararı verilen işlem kapsamında idari yargının görev alanına giren kararların verilmesi halinde idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının idari yargı merciinde çözümlenmesi amaçlanmış olduğundan,

    Açıklanan nedenlerle, idari yaptırıma bağlı ve idari tedbir niteliğinde bulunan mülkiyetin kamuya geçirilmesi anlamındaki müsadere hususunda idari yargı merciince bir karar verilmesinin gerekmesi karşısında görevsizlik kararı verilmesine yönelik itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, işin esasına geçilmek suretiyle itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına karar verilmesinde,

    2-Kabule göre de, konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile birlikte somut dosyanın tetkikinde; 25754 sayılı Resmi Gazetede 13/03/2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5307 sayılı Kanun'un 16/2-b maddesinde yer alan “Aşağıdaki hallerde sorumlulara ikiyüzellibin Türk Lirası idari para cezası verilir:....” ve aynı Kanun'un 17/2. maddesinde yer alan “Kaçak veya menşei belli olmayan veya teknik düzenlemelere uygun olmayan LPG ile piyasa faaliyetinde bulunan lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Teknik düzenlemelere uygun olmayan LPG mahkeme kararı ile müsadere edilir...” şeklindeki hükümler dikkate alındığında kabahatli şirketin eyleminin karşılığı olarak idari para cezası öngörüldüğü ve teknik düzenlemelere aykırı LPG'nin mahkeme kararı ile müsadere edileceğinin hüküm altına alındığı, buna karşılık 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde yer alan “ 1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.” ve yine aynı Kanun'un 54/1-2. maddesinde yer alan “(1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (2) Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir “ şeklindeki hükümler gereğince, 5237 sayılı Kanun gereğince bir eşyanın veya kaim değerinin müsadere edilebilmesi için öncelikli şartın, müsadereye konu eşyanın “kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşya” olması gerektiği gibi 5237 sayılı Kanun'un genel hükümlerinin ancak özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında uygulanabileceği ve yine 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3/1-b maddesinde yer alan “(1) Bu Kanunun;...b) Diğer genel hükümleri, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.” ; aynı Kanun'un 4/2. maddesinde yer alan “ (2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir “; aynı Kanun'un 16/1-2. maddesinde yer alan “(1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibarettir. (2) İdari tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir.” ve yine aynı Kanun'un 18/1-6. maddesinde yer alan “ (1) Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine, ancak kanunda açık hüküm bulunan hallerde karar verilebilir.... (6) Kaim değerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine de karar verilebilir “ şeklindeki hükümler gereğince ise, kabahat niteliğindeki eylemler bakımından 5326 sayılı Kanun'un genel kanun niteliğinde olduğu ve kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının, ancak kanunla belirlenebileceği, somut dosyada mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve dolayısıyla kaim değerin mülkiyetinin kamuya geçirilebilmesi düşünülebilse de, bu konuda 5307 sayılı Kanun ile herhangi bir kanuni düzenleme yapılmadığından ve Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasasında Yapılacak Denetimler ile Ön Araştırma ve Soruşturmalarda Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 15/6. maddesinde yer alan düzenlemenin kanunun aradığı usul ve şartlardaki yasal düzenleme yerine geçmeyeceğinden yapılan itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla;

    Gereği görüşülüp düşünüldü;

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Osmaniye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/05/2014 tarihli ve 2014/185 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına bozma sebebine göre kanun yararına bozma isteminin (2) no’lu nedeni yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 29/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/8486 Karar : 2016/2370
    Tarih : 23.02.2016

    • CMK 259. Madde

    • Suç Konusu Olmayan Eşyanın Müsaderesi

    Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Suçta kullanılan nakil vasıtasına ilişkin müsadere davasının asıl suça tekabül edip, asıl suçla ilgili olarak zamanaşımı süresinin gerçekleşmesine göre; nakil vasıtasının iadesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

    Menşei kaçak orman emvalinin CMK’nın 259. maddesi uyarınca bizatihi müsadereye tabi olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

    Menşei kaçak olan orman emvalinin 6831 sayılı Kanun’un 108/son maddesi delaletiyle TCK’nın 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken istirdadı kabil olmak üzere orman idaresine bırakılmasına karar verilmesi,

    Kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, bozma sebebi 5320 sayılı Kanun'un 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, temyiz edilen kararın, “1-b fıkrasının hükümden çıkarılarak yerine “Yediemine teslim edilen orman emvalinin 6831 sayılı Kanun’un 108/son maddesi delaletiyle TCK’nın 54. maddesi uyarınca müsaderesine” cümlesi eklenmek suretiyle başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükmün bu bağlamda DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/2093 Karar : 2015/9629
    Tarih : 17.02.2015

    • CMK 259. Madde

    • Suç Konusu Olmayan Eşyanın Müsaderesi

    Gereği görüşülüp düşünüldü:

    Suç konusu olmayıp, suçta kullanılmayan ve sahibi hakkında ceza davası açılmayıp bulundurulması, taşınması izne tabi bulunduğu için zoralımı gereken eşyaların, CMK.nun 259. ve 28.6.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 83. maddesi ile 5320 sayılı Yasaya eklenen ek 1. maddeleri uyarınca sulh ceza hakkimi tarafından müsaderesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

    Yasaya aykırı, eşya sahibinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2015/14342 Karar: 2015/24181
    Tarih: 09.11.2015

    • CMK 259. Madde

    • Suç Konusu Olmayan Eşyanın Müsaderesi

    6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan şüpheliler K.. K.. ve arkadaşları hakkında yapılan soruşturma sonucunda Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18.02.2015 tarihli ve 2014/60130 soruşturma 2015/4724 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararını müteakip, suça konu iki adet bıçak ile bir adet kılıfın müsadere talebinin kabulüne dair ( GAZİANTEP ) 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2015 tarihli ve 2015/61 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyasıyla ilgili olarak;

    1- ) Dosya kapsamına göre, suça konu bıçakların 6136 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında yasak niteliğini haiz bıçaklardan olmadığının 10.12.2014 tarihli rapor ile tespiti karşısında, bıçakların sahibine iadesi yerine yazılı şekilde müsaderesine karar verilmesinde,

    2- ) 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen Ek Madde 1'de kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hâkimince verilmesi öngörülen karar veya işlemler yönünden Sulh Ceza Hâkimliklerinin görevli olduğunun belirtilmesi ile 5271 sayılı Kanun'un 259/1. maddesindeki "Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir." Şeklindeki düzenlemeye nazaran müsadere talebini inceleme görevinin sulh ceza hâkimliğine ait olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar tesisinde, isabet görül- mediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10.09.2015 gün ve 59958 sayılı Kanun Yararına Bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 09.10.2015 gün ve KYB/2015-321097 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

    Gereği görüşülüp düşünüldü:

    KARAR : Müsaderesine karar verilen 2 adet bıçak ile 1 adet kılıfın 6136 sayılı Yasa uyarınca yasak niteliği haiz bıçaklardan olmadığı gibi, suç işlenmesine tahsis edildiğine veya suçtan meydana geldiğine dair bir iddia veya delil bulunmadığı da gözetilerek, 6545 sayılı Yasanın 83. maddesi ile 5320 sayılı Yasaya eklenen Ek Madde 1 de; kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hâkimince verilmesi öngörülen karar veya işlemlere ilişkin olanlarda sulh ceza hâkiminin görevli olduğu belirtilmiş olup, 259. maddesinde suç konusu olmayıp sadece müsadereye tabi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hakimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verileceğinin belirtildiği gözetilerek, bu şekildeki müsadere talebini inceleme görevinin Sulh Ceza Hakimliğine ait olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde Asliye Ceza Mahkemesince müsadere kararı verilmesi,

    SONUÇ : Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Gaziantep 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2015 gün, 2015/61 değişik iş sayılı kararının 309. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 09.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/912 Karar: 2014/1110
    Tarih: 20.01.2014

    • CMK 259. Madde

    • Suç Konusu Olmayan Eşyanın Müsaderesi

    6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a aykırılık suçundan şüpheli F.. K.. hakkında yapılan soruşturma sonucunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19.09.2013 tarihli ve 2013/57500 soruşturma, 2013/33927 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, adli emanetin 2013/10601 sırasında kayıtlı 1 adet tabanca ve şarjörünün müsaderesi talebinin kabulü ile söz konusu tabanca ve şarjörün zoralımına dair Antalya 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.10.2013 tarihli ve 2013/966-966 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile duruşma açılarak karar verilmesi gerektiğinden bahisle sulh ceza mahkemesinin kararının kaldırılmasına ilişkin Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.2013 tarihli ve 2013/538 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;

    Dosya kapsamına göre, müsadereye konu silahın F.. K.. adına taşıma ruhsatı bulunduğu, ruhsat süresi geçtikten sonra ilgiliye tebligat yapılarak ruhsatını yeniletmesi için süre verildiği, ancak adı geçenin ruhsat süresi dolmadan çok önce ruhsat veriliş sebebinin ortadan kalkmasına rağmen ruhsatı veren makama bu durumu bildirmediği anlaşıldığından, Kepez Kaymakamlığının 05.02.2013 tarihli onayı ile silah taşıma ruhsatı iptal edilerek silaha el konulduğu ve üçüncü kişilere devrinin sağlanması için 6 ay süre tanındığı, ancak ilgilinin bu sürede silahı devretmemesi nedeniyle silahın müsaderesinin talep olunduğu olayda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 259. maddesinde yer alan "Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tabi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hakimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir" hükmü uyarınca, suç teşkil etmeyen ve sahibi hakkında bir dava açılmayıp sadece müsaderesi gereken silahla ilgili olarak sulh ceza hakimliği tarafından duruşma açıklamaksızın müsadere kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17.12.2013 gün ve 77402 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 06.01.2014 gün ve KYB/2013-406578 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Gereği görüşülüp düşünüldü:

    CMK.nun 259. maddesinde suç konusu olmayıp sadece müsadereye tabi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hakimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verileceği gözetilmeden yazılı şekilde duruşma yapılması gerektiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verilmesi,

    Sonuç: Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.2013 gün, 2013/538 değişik iş sayılı kararının 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C Başsavcılığına tevdiine, 20.01.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2012/6734 Karar: 2012/13362
    Tarih: 19.04.2012

    • CMK 259. Madde

    • Suç Konusu Olmayan Eşyanın Müsaderesi

    Ruhsatsız silah taşıma suçundan şüpheli İzzettin Yalçın hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Menemen Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/01/2011 tarihli ve 2011/154 soruşturma, 2011/189 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, Menemen Cumhuriyet Başsavcılığınca adlî emanette bulunan Sig Sauer marka 9 mm. çaplı U694800 seri nolu silahın müsaderesi talebi üzerine, adli emanetin 2011/18 sırasında kayıtlı silahın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine dair (Menemen) Sulh Ceza Mahkemesinin 02/02/2011 tarihli ve 2011/55 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;

    Sanığın tabanca taşıma ruhsatının iptal edilmesi üzerine gerekli devir işlemlerinin yapılmaması sebebiyle 6136 sayılı Kanun'a ve bu Kanun'un uygulanmasına ilişkin yönetmeliğe dayanılarak açılan davaya bakma görevinin; Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2010/15735 E. 2011/1089 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, müsadere talebine konu taşıma ruhsatlı silah hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 256/1 ve 5235 sayılı Kanun'un 10., 11. maddeleri uyarınca Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu ve duruşma açılarak sonuca bağlanmasının gerektiği gözetilmeden, görevsiz Sulh Ceza Mahkemesinde davaya devamla yazılı şekilde evrak üzerinde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 31.01.2012 gün ve 5738 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 21.02.2012 gün ve KYB-2012/41848 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi:

    Gereği görüşülüp düşünüldü:

    Müsadereye konu silahın İzzettin Yalçın adına taşıma ruhsatı bulunduğu, ruhsat süresi geçtikten sonra ilgiliye tebligat yapılarak ruhsatını yeniletmesi için süre verildiği, ancak adı geçenin süresinde ruhsatını yeniletmemesi üzerine Valilik oluru ile silah ruhsatı iptal olunarak el konulduğu ve üçüncü kişilere devrinin sağlanması için süre tanındığı ancak ilgilinin bu sürede de silahı devretmemesi nedeniyle silahın müsaderesinin talep olunduğu olayda, 5271 sayılı CMK.nun 259. maddesinde yer alan "suç konusu olmayıp sadece müsadereye tabi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hakimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir" hükmü uyarınca, suç teşkil etmeyip sahibi hakkında bir dava açılmayıp sadece müsaderesi gereken silahla ilgili sulh ceza hakimligi görevli bulunduğundan Menemen Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2011 tarihli ve 2011/55 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla,

    Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin (REDDİNE), müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, evrakın Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 19.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.