CMK Madde 258



  • Kanun Yolu

    CMK Madde 258

    (1) 256 ncı maddeye göre verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler için istinaf yolu açıktır.




  • CMK Madde 258 Gerekçesi

    256 üncü maddeye göre verilecek kararlar hakkında Cumhuriyet savcısı, davaya katılan ve eşya üzerinde hakkı olanlar istinaf yoluna başvurabileceklerdir.



  • CMK 258 (Kanun Yolu) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/9593 Karar : 2017/16527
    Tarih : 5.06.2017

    • CMK 258. Madde

    • Kanun Yolu

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Asıl ceza davası sonunda emanete alınan eşya ile ilgili olarak herhangi bir karar verilmemiş olması nedeniyle, sonradan bu eşyanın müsaderesi veya iadesi istemiyle Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan başvuru üzerine mahkemesince verilen kararın CMK'nın 258. maddesi uyarınca istinaf yasa yoluna tabi bulunduğu, ancak karar tarihi itibariyle bölge adliye mahkemelerinin henüz kurulmamış olması karşısında, bu tür kararlara karşı temyiz yasa yoluna başvurulabileceği, bu durumda da temyiz incelemesi yapılabilmesi için söz konusu eşyanın bilinen değerinin HUMK'un 427. maddesinde öngörülen miktarın üzerinde olması gerektiği gözönüne alınarak, somut olayda; .... Adli Emanet Memurluğu'nun 1997/41 sırasında kayıtlı bulunan Üzümlü marka 15558 seri nolu üzerinde .... ve.... silah san. yazılı 12 numara otomotik av tüfeğinin bilinen değerinin bu miktarın altında bulunması nedeniyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri uyarınca O Yer Cumhuriyet Savcısının tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, 05/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/17485 Karar: 2014/16697
    Tarih: 13.10.2014

    • CMK 258. Madde

    • Kanun Yolu

    KARAR : Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın 5752 sayılı Yasa ile değişik 4733 sayılı Yasa'nın 8/4 maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

    Sanığın babası M.S.'in 5271 sayılı CMK'nın 258. maddesi uyarınca hükmü temyiz hakkı bulunduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde,

    Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

    El konulan nakil aracının kayden maliki gözüken Yaşar, duruşmada alınan beyanında aracı M.S.'e sattığını, adı geçen şahsın da olaydan 8 gün sonra 13.12.2011 tarihinde kendisine ait olduğundan bahisle aracın iadesini istediğinin anlaşılması karşısında, aracın iyi niyetli 3. kişiye ait olup olmadığının tespiti bakımından; fiilen kim tarafından kullanıldığının kolluk marifetiyle araştırılması, araç sahibi olduğunu iddia eden M. S.'in sürücü belgesinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, geçmişe yönelik olarak varsa bu aracın sürücü olarak sanık hakkında trafik kurallarına aykırılıktan verilmiş para cezası bulunup bulunmadığı, M. S.'in celbedilerek konu hakkında bilgisine başvurulması araca el konulduktan itibaren neden 8 gün bekledikten sonra iade talebinde bulunduğu hususları araştırılıp birlikte değerlendirilerek aracın iyi niyetli 3. kişiye ait olup olmadığı belirlendikten sonra müsaderesine ya da iadesine karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

    Atılı suçun niteliğine göre suçtan zarar görmediği halde davaya katılmasına karar verilen Gümrük İdaresi lehine dilekçe yazım ücretine hükmedilmesi,

    SONUÇ : Yasaya aykırı olup, sanık ve malen sorumlunun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY CEZA GENEL KURULU
    Esas : 2007/5-45 Karar : 2007/77
    Tarih : 27.03.2007

    • CMK 258. Madde

    • Kanun Yolu

    Geceleyin hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve cinsel saldırıya teşebbüs suçlarından; Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesince 27.06.2006 gün ve 402-565 sayı ile; "sanık Murat Yıkılkan'ın 06.04.2006 tarihinde Cengiz A...'a ait eve saat 02.00 sıralarında evin mutfak penceresinin dış kısmında bulunan teli kesip pencereyi tornavida ile zorlamak suretiyle açarak girdiği, Cengiz'e ait pantolonun cebinde bulunan cüzdandan 500 Euro, 350 YTL ile iki adet eski 500 lirayı çaldığı, daha sonra yanında getirdiği jilet ile evin bir odasında uyuyan mağdur Filiz Y...'nın pijamasını cinsel saldırıda bulunmak amacıyla kestiği, bu esnada mağdur Filiz'in uyandığı, bunun üzerine sanığın girdiği pencereden kaçtığı....." kabul edilerek; sanığın "hırsızlık suçundan; 5237 sayılı Yasanın 142/1-b ve 143. maddeleri uyarınca 2 yıl 4 ay; geceleyin mesken masuniyetini ihlal suçundan; 5237 sayılı Yasanın 116/4. maddesi gereğince 1 yıl; cinsel saldırı suçundan; 5237 sayılı Yasanın 102/1. ve 35. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay; nas'ı ızrar suçundan; 5237 sayılı Yasanın 151/1. maddesi uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53/1-a, b, c, d, e maddesindeki hakları kullanmaktan mahkum olduğu hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, mahsuba, tutukluluğun devamına ve yargılama giderine... " karar verilmiş; bu hükümlerin, sanık Murat Y... ve müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 5. Ceza Dairesince 28.12.2006 gün ve 11381-10751 sayı ile;
    "... Cinsel saldırıya teşebbüs etme, geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme ve hırsızlık suçlarından sanık Murat Y...'ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkumiyetine dair Sivas 1.Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 27.06.2006 gün ve 402-565 sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay`ca incelenmesi sanık ve müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi:

    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak,

    Sanık hakkında düzenlenen iddianame içeriğinde, mala zarar verme eylemi suç olarak açıkça anlatılmayıp sevk maddesi ve suç adı olarak ta gösterilmediği gibi, konut dokunulmazlığını bozma suçunun gerçekleştirilişi anlatılırken pencere telini keserek, zorla girdiği şeklindeki ifadenin de mala zarar verme suçundan dava açıldığını göstermeyeceğinden CMK.nun 225. maddesine de aykırı olarak, iddianamenin dışına çıkılarak ek iddianame de düzenlettirilmeden dava konusu olmayan mala zarar vermek suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,

    Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları da bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca bozulmasına..." karar verilmiştir.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.02.2007 gün ve 223119 sayı ile;
    "... Yüksek 5. Ceza Dairesi ile Cumhuriyet Başsavcılığımız arasında mala zarar vermek suçundan dava açılmadığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı mevcut olmayıp, itiraza konu uyuşmazlık, mala zarar verme suçundan bağımsız olarak yargılamaya konu edilen cinsel saldırıya teşebbüs, konut dokunulmazlığını ihlal ve hırsızlık suçlarından yerel mahkemece kurulan hükümlere yönelik olumlu yada olumsuz bir görüş belirtilmesinin zorunlu olup olmadığına ilişkindir.

    Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle uyuşmazlığa konu olan mala zarar vermek suçunun, herhangi bir görüş belirtilmeyen hırsızlık, cinsel saldırıya teşebbüs ve konut dokunulmazlığını ihlal suçları ile içtima ettirilme ihtimalinin mevcut olup olmadığının kanunumuzun kabul ettiği sistemde suçların içtimaı hükümlerine egemen olan ana prensiplerin ışığı altında açıklanması gerekmektedir.

    Daha önce yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 68 ila 77. maddeleri arasında suç ve cezaların içtimaını düzenleyen hükümlere yer verilmesine karşın, 5237 sayılı Yasada anılan maddelerin karşılığını oluşturan maddelere yer verilmemiştir. Dolayısıyla 5237 sayılı Yasada her bir suçun bağımsızlığının korunması prensibi benimsenmiştir. İstisna olarak suçların içtimaı başlığı altında aşağıdaki maddelere yer verilmiştir.

    1- 5237 sayılı Yasanın 42. maddesi; biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.

    2- 5237 sayılı Yasanın 43. maddesi; bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmolunur.

    3- 5237 sayılı Yasanın 44. maddesi; işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçlardan dolayı cezalandırılır.

    Yukarıdaki maddelerin ışığı altında somut olaya baktığımızda;

    Mala zarar vermek suçunun, konut dokunulmazlığını ihlal, hırsızlık ve cinsel saldırıya teşebbüs suçlarının; unsurunu yada ağırlaştırıcı nedenini oluşturmadığı gibi zincirleme suç teşkil etmediği ve fikri içtima kurallarının uygulanamayacağı tartışmaya yer vermeyecek kadar açıktır.

    Yüksek 5. Ceza Dairesince bir taraftan mala zarar verme suçundan dava açılmadığı kabul edilirken diğer taraftan dava dahi açılmayan eylemin, bu eylemden tamamen bağımsız olan konut dokunulmazlığını ihlal, hırsızlık ve cinsel saldırıya teşebbüs eylemlerini de etkilediği dolaylı bir şekilde kabul edilerek anılan suçlardan yerel mahkemece kurulan hükümlere karşı olumlu yada olumsuz bir görüş belirtilmemesi suretiyle çelişkiye düşülmüştür. Zira dava açma yetkisinin Cumhuriyet savcısına ait olduğu dikkate alındığında mala zarar verme suçundan dava açılmama ihtimalinin mevcut olduğu gibi dava açılsa dahi uzlaşma ile sonuçlanma olanağı da mevcuttur. Bu durumda mala zarar verme suçundan kurulacak hükmün, diğer suçlardan kurulacak hükümleri etkileme olanağının bulunmadığı açıktır...." açıklamasıyla; "...Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28.12.2006 gün ve 11381-10751 sayılı bozma kararına ilave olarak sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve cinsel saldırıya teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere yönelik karar verilmek üzere dosyanın Yüksek Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesi..." itiraz yoluyla talep edilmiştir.

    Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

    Görüldüğü gibi; Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık; nas`ı ızrar dışındaki suçlardan kurulan hükümlerle ilgili olarak Özel Dairece bir karar verilip verilmediği; karar verilmediğinin kabulü halinde ise; bunun Özel Daire Kararı açısından bir eksiklik teşkil edip, etmeyeceği noktasında düğümlenmektedir.

    Öncelikle itirazın kapsamı belirlendiğinde; nas`ı ızrar suçundan verilen kararın itiraza konu edilmediği görülmektedir. Bu nedenle Genel Kurulun incelemesi hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve cinsel saldırıya teşebbüs suçlarından verilen kararlara hasren yapılmıştır.

    Dosyanın esasına girilmeden önce davaya katılma ile ilgili ön sorun Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi gereğince ele alınmıştır.

    Dosya incelendiğinde;

    Cinsel saldırıya teşebbüs suçunun mağduru olan 21 yaşındaki Filiz Yalama'nın müşteki sıfatıyla davet edilerek katıldığı 30.05.2006 tarihli oturumda sanıktan şikayetçi olduğunu söylemesine rağmen; kendisine davaya katılmayı isteyip istemediğinin sorulmadığı görülmekte ve bu husus; tutanağın 2. sayfasından açıkça anlaşılmaktadır. Bir sonraki duruşmada Filiz Yalama`nın yokluğunda tefhim edilen hüküm de müştekiye tebliğ edilmemiştir.

    5271 sayılı Yasanın 258/2. maddesinde yer alan; "Duruşma sırasında şikayeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur." hükmü emredici nitelikte olup, katıldığı duruşmada şikayetçi olduğunu ifade eden müştekiye davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulması zorunludur.

    Anılan eksikliğin; kararın, Filiz Y...'ya tebliğ edilmesi suretiyle giderilmesi gerektiğinden itirazın değişik gerekçe ile kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve öncelikle Yerel Mahkeme kararının cinsel saldırı suçunun mağduru olan şikayetçi Filiz Yalama`ya tebliği ile müştekinin temyiz dilekçesi verip, vermemesi durumuna göre yeni bir karar verilmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇE İLE KABULÜNE,
    2- Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 28.12.2006 gün ve 11381-10751 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
    3- Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.06.2006 gün ve 402-565 sayılı kararının cinsel saldırıya teşebbüs suçunun mağduru olan müşteki Filiz Yalama`ya tebliğ edilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 27.03.2007 günü oybirliği ile karar verilmiştir.