CMK Madde 235



  • Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları

    CMK Madde 235

    (1)Mağdur, şikâyetçi veya vekilinin, dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adresleri tebligata esas alınır.

    (2) Bu adrese çıkartılan çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz.

    (3) Belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması hâllerinde adresin araştırılması gerekmez.

    (4) Bu kimselerin beyanının alınması zorunlu görüldüğü hâllerde üçüncü fıkra uygulanmaz.




  • CMK Madde 235 Gerekçesi

    Dilekçede veya tutanağa geçirilmiş olan beyanda belirtilen adrese yapılan tebligata rağmen gelmeyen mağdur veya şikâyetçiye bir kez daha tebligat yapılmaz. Aksi tutum, yargılamanın gereksiz yere uzamasına yol açardı. Ancak, bu kişilerin mutlaka dinlenmesi gerekiyorsa, ceza yargılamasında maddî gerçek araştırıldığı, şeklî gerçekle yetinilmediği için, mağdur bir şekilde aranıp bulunacaktır. Bu husus maddenin son fıkrasında açıklanmış bulunmaktadır.



  • CMK 235 (Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/4431 Karar : 2018/259
    Tarih : 16.01.2018

    • CMK 235. Madde

    • Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları

    Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;

    Gereği görüşülüp düşünüldü;

    1)Yapılan yargılamaya, oluşa ve dosya içeriğine göre, olayda görgü tanığının bulunmaması karşısında, mağdurlar ... ve ...'ın usulünce dinlenmeleri 5271 sayılı CMK'nin 235/4 ve 210/1. maddeleri uyarınca zorunlu olmasına karşın, ceza yargılamasının "doğrudanlık ve yüzyüzelik" ilkelerine aykırı şekilde mağdurların ifadeleri alınmadan eksik kovuşturma ile hüküm kurulması,

    2)Sanığın üzerine atılı, konut dokunulmazlığını ihlal suçunun 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı ve mağdur ve sanığa uzlaşma teklifi yapılmadığı anlaşıldığından; sanık ile mağdur arasında 6763 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştıma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,

    Kabule göre;

    3)Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun BOZULMASINA, 16/01/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/29253 Karar : 2017/5418
    Tarih : 11.05.2017

    • CMK 235. Madde

    • Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları

    Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

    1-Suça sürüklenen çocuk hakkında müşteki ... ve katılan ...'a karşı mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    14.04.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Yasa'nın 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuğun temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,

    2-Suça sürüklenen çocuk hakkında müşteki ..., katılan ...'a ve müşteki ...'ye karşı hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    Müşteki ... ve katılan ...'a karşı hırsızlık suçundan hüküm kurulurken cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplerden olan etkin pişmanlık hükmünün, yaş küçüklüğüne ilişkin TCK'nın 31/3. maddesinden önce uygulanarak, aynı Kanun'un 61/5. maddesine aykırı davranılmış ise de, sonuç olarak belirlenen ceza değişmediğinden bu uygulama bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;

    a-5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuğa zorunlu müdafii atanması gerektiği nazara alınarak suça sürüklenen çocuğa yargılamanın başladığı sırada müdafii atanmadan sorgusu yapılarak yargılamaya devamla hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

    b-5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesine göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında kurulabileceğinin düzenlenmesi karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, iddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan bağımsız olarak açıklanıp belirtilmesinin gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı, bu itibarla suça sürüklenen çocuk hakkında iddianame içeriğine göre müştekiler ...,... ve ...'a yönelik eylemleri nedeniyle dava açıldığı, ...'ye yönelik eyleminden dolayı açılmış bir dava bulunmadığı gözetilerek usulüne uygun iddianame ile dava açılması sağlanmadan, “...'nün dosyaya müşteki olarak eklenmesine ve CMK'nın 235/2 maddesine göre meşruhatlı davetiye ile celbine” karar vermekle yetinilerek yazılı şekilde ...'ye yönelik hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından dolayı mahkûmiyet hükmü kurulması,

    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün istem gibi BOZULMASINA, 11/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/24605 Karar : 2017/3562
    Tarih : 3.04.2017

    • CMK 235. Madde

    • Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları

    Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

    1- Atılı suçun mağdurları CMK'nın 235 ve 236. maddeleri uyarınca dinlenerek, bilgi ve görgülerinin tespit edilmesinden sonra sanıkların hukuki durumunun tayini gerekirken, mağdurlar dinlenilmeden veya hukuki dayanağı gösterilip dinlenilmelerine gerek bulunmadığına dair bir karar da verilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,

    2- Sanık ...'nun UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre, 22/04/2013 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, ölümün doğruluğu kesin biçimde saptanarak, sanık hakkında açılan kamu davasının TCK’nın 64 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi zorunluluğu,

    Bozmayı gerektirmiş ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 03/04/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/25216 Karar : 2017/3447
    Tarih : 29.03.2017

    • CMK 235. Madde

    • Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliğiyle suç tarihine göre ve duruşmada sanıktan şikayetçi olduklarını bildiren mağdurlar ... ile ... vekiline davaya katılma hakları hatırlatılmadan yargılamaya son verildiği, mağdurlar vekilinin yasal süresinde temyiz dilekçesi vermek suretiyle katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşılmakla CMK'nın 237/2. maddesi gereğince suçtan zarar gören mağdurların katılan, vekillerininde katılanlar vekili sıfatıyla davaya kabulüne karar verilerek, dosya görüşüldü.

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine g, öre yapılan incelemede;

    Dosyaya konu olayın tanıkları olmaları nedeniyle CMK'nın 235/4. maddesindeki zorunlulukta gözetilerek, mağdurların davaya konu isnatlarla ilgili ifadelerinin alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken, eksik incelemeyle hüküm kurulması,

    Kanuna aykırı ve katılanlar Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu, ... ile ... vekillerinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29/03/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/34969 Karar : 2017/3212
    Tarih : 6.02.2017

    • CMK 235. Madde

    • Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları

    Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

    Ancak;

    1-Akıl hastası olduğu kabul edilen sanığa, CMK`nın 150/2. maddesi uyarınca zorunlu müdafii tayin edilmeden, yargılamaya devamla hükümler kurulması,

    2-Sanığın atılı suçları kabul etmemesi, tehdit suçu yönünden olayın tek kanıtının şikayetçi beyanı olması ve CMK`nın 235/4, 236/1 ve 210/1. maddelerindeki düzenlemeler karşısında, şikayetçinin beyanı alınmadan veya hukuki dayanağı gösterilip dinlenilmesine gerek bulunmadığına dair bir karar da verilmeden, soruşturma evresinde verdiği ifadesi de duruşmada okunmayarak eksik inceleme sonucu hükümler kurulması,

    3-Sanık hakkında düzenlenen, Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 30.01.2013 tarihli raporunda "...cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestîsini azaltacak mahiyet ve derecede olan (hafif derecede zekâ geriliği) denilen akıl zayıflığının saptandığı, adli dosyanın tetkikinde sanığın mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltacak derecedeki bu akli arızanın etkisi altında olduğunun anlaşıldığı, bu duruma göre ...’in 07.09.2011 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğu tam olmadığının..." belirtilmesi karşısında, sanığın TCK`nın 32/1, ya da 32/2. maddelerinden hangisi kapsamında olduğuna dair şüpheye yer bırakmayacak biçimde ek rapor alındıktan sonra hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yetersiz raporla hükümler kurulması,

    4-Kabule göre de,

    a-Sanık hakkında TCK'nın 32/1. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümler kurulması, anılan maddede akıl hastalığı nedeniyle ceza verilmeyen kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunacağının belirtilmesi karşısında, sanık hakkında TCK`nın 57. maddesinde düzenlenen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunmaması,

    b-Sanığın, CMK’nın 325/1. maddesi uyarınca yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmemesi,

    Kanuna aykırı o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK`nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/1052 Karar : 2015/5169
    Tarih : 28.10.2015

    • CMK 235. Madde

    • Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları

    1- Sanıklar .., .. ve .. hakkında hükmolunan hapis cezalarının miktarı itibariyle yasal imkan bulunmadığı gibi, .. yönünden yasal bir haftalık süre içinde gerçekleşmediği anlaşılan duruşmalı inceleme taleplerinin CMUK`nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

    2- Sanık olarak yargılanmakla birlikte aynı zamanda suçtan zarar gören sıfatları da bulunan .., .., .., .., .., .., .., .., .. ve .. ile karşı tarafta yer alan .., .., .., .., .., .. ve ..`e 5271 sayılı CMK.nun 234 ve devamı maddeleri uyarınca haklarının hatırlatılmasından, şikayetçi olup olmadıkları, davaya katılıp katılmayacaklarının sorulmasından sonra şikayet ve delillerinin tespiti gerektiği gözetilmeden, bu kişilere kamu davasına katılma imkanı tanınmadan yazılı şekilde hükümler kurulması,

    Usule aykırı olup, katılanlar vekili, sanıklar ve müdafiileri ile Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY CEZA GENEL KURULU
    Esas : 2015/5-19 Karar : 2015/298
    Tarih : 29.09.2015

    • CMK 235. Madde

    • Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları

    Görevi kötüye kullanma suçundan sanık ...`in beraatine ilişkin, ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... gün ve ... sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı ve şikayetçi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince ... gün ve ... sayı ile;

    "Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, müştekinin bu suçun mağduru olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK`nun
    233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması" isabetsizliğinden ( BOZULMASINA ) karar verilmiştir.

    ... Ağır Ceza Mahkemesi ise ... gün ve ... sayı ile;

    "Mahkememizin 16.10.2009 tarihli tensip tutanağı 2 nolu bendi ile müştekinin meşruhatlı davetiye ile çağrılmasına karar verildiği ve şikayetçi ...'a duruşma gününün 26.01.2010 olduğuna ilişkin CMK'nun 233. maddesi uyarınca davetiye tebliğine rağmen mazeretiniz olmaksızın duruşmaya gelmemeniz halinde tanık sıfatı ile zorla getirileceğiniz, gelmemenizin sebep olduğu giderlerin tahsiline karar verileceği hususları ihtar olunur açıklamasını içeren davetiyenin, şikayet dilekçesinde bildirdiği ve Cumhuriyet Savcılığındaki 03.04.2008 tarihli ifadesinde de tekrar ettiği anlaşılan ... adresine tebliğ edildiği dosyadaki tebliğat belgesinden anlaşılmış, davetiye tebliği ile duruşmaya gelmediğinden 26.01.2010 tarihli birinci oturumda tanık sıfatıyla zorla getirilmesine karar verilmiş, 27.01.2010 tarihli zorla getirme müzekkeresine kolluk tarafından 04.04.2010 tarihli tutanakla belirtilen adrese gidildiği, adı geçenin bu adreste ikamet etmediği, çevreden sorulduğunda daha önceden esnaflık yaptığı, ancak iflas ettiğinden adresi terk ederek gittiği, adına çok sayıda yakalama müzekkeresi bulunduğunun tespit edildiği şeklinde cevap verilmesi üzerine 20.04.2010 tarihli ikinci oturumda davetiye tebliğine rağmen gelmeyen ve zorla getirme kararı yerine getirilemeyen şikayetçiye CMK`nun 235/2. maddesi uyarınca yeniden tebliğat yapılmasına yer olmadığına karar verilerek yargılamaya devam olunmuş ve hüküm verilmiş olduğu, mahkememiz kararının şikayetçinin dosyadaki adresine tebliğe çıkarıldığı, adresten ayrıldığı belirtilerek iade edildiği, bunun üzerine şikayetçinin mernis adresine gerekçeli kararın tebliğe çıkarıldığı ve 12.01.2012 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, ayrıca şikayetçinin mahkeme kalemine uğrayarak 04.01.2014 tarihinde kararı elden tebliğ aldığına ilişkin tebliğat belgesi düzenlendiği ve 04.03.2014 tarihli temyiz dilekçesi vermiş olduğu görülmüştür. Bu nedenle bozma kararının yerinde olmadığı" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

    Re`sen temyize tabi olmayan bu karar, taraflar ve Cumhuriyet savcısınca da temyiz edilmemiş olmasına karşın, yerel mahkemece kendiliğinden Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiş, dosya; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2015 gün ve 398414 sayılı “incelenmeksizin iade” istekli tebliğnamesiyle, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    CEZA GENEL KURULU KARARI

    Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; şikâyetçinin usulüne uygun şekilde dava ve duruşmalardan haberdar edilip edilmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de, Cumhuriyet savcısı veya taraflarca temyiz edilmeyen yerel mahkeme direnme hükmünün Ceza Genel Kurulunca incelenmesinin mümkün olup olmadığı hususunun Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.

    İncelenen dosya kapsamından;

    ... günlü direnme kararının şikâyetçinin ve sanığın yüzüne karşı tefhim edildiği, re’sen temyize tabi olmayan bu hükmün taraflar ve Cumhuriyet savcısınca da temyiz edilmemiş olmasına karşın yerel mahkemece kendiliğinden Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılmaktadır.

    Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de, 1412 sayılı CMUK`nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 310. maddesine göre iki şartın varlığı gereklidir.

    Bunlardan ilki süre şartıdır. Kanunun 310. maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süre hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlenmiştir. Temyiz süresi 310. maddenin 3. fıkrasındaki farklı durum hariç olmak üzere, hükmün açıklanması sırasında hazır bulunanlar yönünden bu tarihte, yokluklarında hüküm verilenler yönünden ise gerekçeli kararın tebliği tarihinde başlar.

    Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli ikinci şart ise istek şartıdır. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan "davasız yargılama olmaz" ilkesine uygun olarak temyiz davası kendiliğinden açılmaz, bu konuda bir isteğin bulunması gereklidir. 1412 sayılı CMUK’nun halen yürürlükte bulunan 305. maddesinin 1. fıkrası ile bu kuraldan uzaklaşılmış ve bazı ağır mahkûmiyetlerde istek şartından sanık lehine vazgeçilerek, temyiz incelemesinin kendiliğinden yapılması kabul edilmiş ise de, on beş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin hükümler dışında kalan kararlarda, süre ve istek şartlarına uygun temyiz davası açılmamışsa hükmün Yargıtay’ca incelenmesi mümkün değildir. Yerel mahkemelerin direnme kararlarının temyizen incelenmesi bakımından da aynı şartlar geçerlidir.

    Bu açıklamalar ışığında önsoruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;

    Re`sen temyize tabi olmayan direnme kararı, şikâyetçi ve sanığın yüzüne karşı verilmiş olmasına karşın, taraflar ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmemiştir. Bu nedenle açılmış bir temyiz davası bulunmaması ve kendiliğinden de temyize tâbi olmaması nedeniyle direnme kararının Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün değildir.

    Bu itibarla, yerel mahkeme de direnme kararına karşı açılmış bir temyiz davası bulunmaması ve kararın kendiliğinden de temyize tâbi olmaması nedeniyle dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmelidir.

    SONUÇ:

    Açıklanan nedenlerle;

    1- ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı direnme kararının, açılmış bir temyiz davası bulunmaması ve kendiliğinden temyize tâbi de olmaması nedeniyle, dosyanın İNCELENMEKSİZİN MAHALLİNE İADESİNE,

    2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına ( TEVDİİNE ), yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY CEZA GENEL KURULU
    Esas : 2013/6-809 Karar : 2015/50
    Tarih : 17.03.2015

    • CMK 235. Madde

    • Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları

    Nitelikli yağma suçundan sanık C.. D..’ın 5237 sayılı TCK’nun 149/1-a-c, 31/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin, Üsküdar Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.04.2010 gün ve 368-105 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 18.12.2012 gün ve 20807-24282 sayı ile;

    “1-Sanığa ek savunma hakkı tanınmadan iddianamede belirtilmeyen 5237 sayılı TCK hükümleri uyarınca uygulama yapılarak, 5271 sayılı CMK`nun 226/1. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması,

    2-5271 sayılı CMK`nun 235. maddesinde müştekinin beyanının alınmasının zorunlu görüldüğü hallerde adresinin yanlışlığı, eksikliği, adres değişikliğini bildirmemesi durumunda bile mutlaka adresinin araştırılarak müştekinin dinlenilmesi gerektiği belirtilmiş, aynı Kanunun 236. maddesinde mağdurun tanık olarak dinlenilmesi düzenlenmiş, 210. maddesinde ise, olayın delilinin bir tek tanığın açıklamasından ibaret olduğu hallerde bu tanığın mutlaka duruşmada dinlenilmesi, soruşturma aşamasında alınan ifadelerinin duruşmada okunulmasıyla yetinilmemesi gerektiğinin belirtildiği anlaşılmakla; bu husus gözetilmeden eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

    İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi ise 14.03.2013 gün ve 35-74 sayı ile; mahkeme üyelerinden İ.Temir’in “bozma ilamında belirtilen eksik hususlar giderildikten sonra hüküm kurulması gerektiği” yönündeki karşı oyuyla ve oyçokluğuyla önceki hükmünde direnmiştir.

    Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının 07.12.2013 gün ve 118961 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

    CEZA GENEL KURULU KARARI

    Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Özel Dairece hükmün “sanığa ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı TCK hükümlerinin uygulanması ve aynı zamanda olayın tek tanığı olan müşteki duruşmada dinlenilmeden soruşturma aşamasında alınan ifadesinin okunulmasıyla yetinilerek eksik araştırmayla hüküm kurulması” gerekçeleriyle bozulmasının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, öncelikle yerel mahkemece direnme kararı verilirken usulüne uygun şekilde oylama yapılıp yapılmadığı hususunun Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.

    5271 sayılı CMK’nun 188, 224 ve 229. maddelerinde karar ve hükümlerin verilmesini sağlamaya yönelik “duruşmada hazır bulunacaklar", "karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı" ve "oyların toplanması” ile ilgili kurallara yer verilmiş olup 229. maddenin 2. fıkrası uyarınca toplu mahkemelerde hüküm kurulması sırasında ortaya çıkan herhangi bir konu veya sorunun öncelikle çözülmesi ve sonraki aşamada son (nihai) kararın verilmesi gerekmektedir.

    Ceza Genel Kurulunun süreklilik gösteren kararlarında da açıklandığı üzere, soruşturmanın genişletilmesi CMK’nun 229/2. maddesinde yazılı sorunlardan olup bu yöndeki oylar, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca kendisine yakın olan oya ilâve edilebilecek, davayı sonuçlandırıcı oylardan değildir. Bu nedenle soruşturmanın genişletilmesine ilişkin görüş, “ön sorun” olarak öncelikle oylanmalı, oylama sonucunda bu konudaki oylar azınlıkta kalmış ise, azınlık oyunu oluşturan üyelerin de katılımı ile davanın esası hakkında nihai (sonuçlandırıcı) oylama yapılmalıdır.

    İncelenen dosyada, hükmün esasını oluşturan ve sanık müdafiinin yüzüne karşı tefhim edilen kısa kararda kullanılan karşı oy, niteliği itibariyle soruşturmanın genişletilmesine yönelik olup, adı geçen hâkimin işin esası hakkında görüşünü açıklayacak şekilde oy kullanmadığı, bu suretle CMK’nun 229/2. maddesine aykırı davranılmak suretiyle usulüne uygun bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.

    Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün öncelikle saptanan bu usuli nedenden dolayı bozulmasına karar verilmelidir.

    Açıklanan nedenlerle;

    1- İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2013 gün ve 35-74 sayılı direnme hükmünün, CMK’nun 229/2. maddesine aykırı davranılarak usulüne uygun oylama yapılmadan hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin ( BOZULMASINA ),

    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına ( TEVDİİNE ), yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2006/5356 Karar : 2007/8624
    Tarih : 1.11.2007

    • CMK 235. Madde

    • Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
    Ancak;
    1- Yakınan sanık Ersin Köksal`ın 26.10.2004 havale tarihli dilekçesi davaya katılma içerikli olduğu halde talep konusunda karar verilmemesi,
    2- Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçların, 5560 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMY.nın 235. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi olması karşısında, anılan Yasanın 253, 254. maddeleri gereğince, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, uzlaştırma işleminin sonuçsuz kalması durumunda ise, adli sicil kaydına göre kasıtlı bir suçtan mahkum olmadığı anlaşılan sanık hakkında, hükümden sonra yürürlüğe giren, CYY.nın, 5560 sayılı Yasa ile değişik 231. maddesi gereğince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin yeni düzenlemenin uygulama olanağı bulunup bulunmadığının, yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
    3- Yakınan sanık Ersin Köksal, 26.10.2004 tarihli dilekçesinde, lehine olan yasa hükümlerinin uygulanmasına talep ettiği halde, 765 sayılı TCY.nın 59. maddesinin uygulanmasının tartışılmaması,
    4- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 122. maddesi ile 647 sayılı Yasanın yürürlükten kaldırılmış olması ve aynı Yasanın 106. maddesinde süresinde ödenmeyen para cezalarına ilişkin gecikme zammı öngörülmemesine göre, sanık hakkında gecikme zammı uygulama olanağı bulunmadığının gözetilmemesi,
    5- Uygulamaya göre; yakınan sanık Birgül Kılınç hakkında 5271 sayılı CMY.nın 223/4-c maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması,

    Yasaya aykırı ve sanıklar Ersin Köksal ve Birgül Kılınç`ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01.11.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/6 Karar: 2014/20193
    Tarih: 04.06.2014

    • CMK 235. Madde

    • Mağdur İle Şikâyetçinin Davete Uymamaları

    Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, müştekinin usulüne uygun olarak duruşmaya davet edilmediği anlaşıldığından temyiz dilekçesi katılma talebi mahiyetinde görülmekle, CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek dosya görüşüldü:

    Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

    Ancak;

    Görgü tanığı bulunmayan olayda, müştekinin duruşmaya katılımı sağlanıp, gerektiğinde CMK'nın 235, 236. maddeleri uyarınca tanık sıfatıyla beyanına başvurulmadan eksik inceleme karar verilmesi,

    Sonuç: Kanuna aykırı ve katılan O.. K..'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04/06/2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.