İzinsiz olarak dini inancın ses kaydı ile yayılması



  • Merhabalar, Sosyal medya üzerinden kişisel dinimi benden izinsiz olarak yaymak ile tehdit edildim. Ve üstüne ses kaydımın alınıp Youtube üzerinden yayınlamak ile tehdit edildim. Ben şahsi olarak dini inancımı aileme dahi söylemeye çekiniyorum. Hukuki olarak kendi haklarım olduğuna inanıyorum. Bu tehdit eden şahıs "Senin inancın bu devlette karşılığı olmaz. Bu devlet müslüman inancı üzerine ilerleyen bir devlettir. Dava açsan bile islam dışı inanç olduğu için senin inancın din olarak sayılmaz. Hakkın yok istediğin kadar et. Ben davayı kazanırım bu ülke de inancının yeri yok! " dedi. Türkiye Cumhuriyeti hangi inançları inanç olarak kabul ediyor orasını bilmiyorum. Ama benim şahsi olarak günümüz Türkiye'sinin içinde olan inançlar dışında bir inancım var. Ve bu inancımı Laik bir devlet olduğuna inanarak Türkiye Cumhuriyeti topraklarında ve bu ülkenin vatandaşı olarak yaşamayı istiyorum. Ben bu inancımı kimsenin özgürlüğüne mahal vermeden yaşayabilir miyim? Bu insanın böyle bir tehditte bulunup ses kaydımı alarak yaymasında benim hukuki olarak haklarım var mıdır? Yasalarda bunun suç olduğu geçiyor ama beni tehdit eden kişi dini kesimler nedeniyle hakkını asla alamazsın ve sen bu ülke de inancını yaşayamazsın dedi. Bunların bir karşılığı var mı? Bu insan hakkında şikayetçi olsam haklarımı alabilir miyim? Bu arada bu kişi ile diyaloğum Discord adlı sanal bir platform üzerinde oldu. Sunucusu şuan Türkiye de değil. Ama yeni yasaya göre geleceğini tahmin ediyorum. Bu yasadan yararlanarak şikayetçi olabilir miyim?



  • Bahsetmiş olduğunuz durum Türkiye’de çokça yaşanan tehdit suçu, şantaj suçu ayrıca bunun neticesinde meydana gelen özel hayatın gizliliğini ihlal suçları olup cezasız kalacağı düşünülerek en çok işlenen suçlardandır. Söz konusu şahsın bahsetmiş olduğu gibi ülkemizde herhangi bir inanç zorunluluğu bulunmamaktadır. Bahsetmiş olduğunuz sosyal medya platformuna ilişkin kayıt almış iseniz yani size gönderilen tehdit mesajlarını kullanarak savcılığa suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Bu suçlar hakkında daha ayrıntılı bilgi için Şantaj Suçu Nedir? ve Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Nedir? adlı makaleleri inceleyebilirsiniz.

    Bu suçların cezası kanunda şöyle düzenlenmiştir.

    Şantaj Suçu

    • TCK Madde 107

    (1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

    (2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14 md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

    Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu

    • TCK Madde 134

    (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

    (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

    YARGITAY KARARLARI

    • Şantaj Suçu

    TCK'nın 107/2 maddesinde yazılı suçun oluşumu için, yarar sağlamak amacıyla bir kişinin şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnad edileceği tehdidinde bulunulması yeterli olup, isnada konu hususların gerçek olması gerekmediği gibi failin elinde isnadı ortaya koyacak belge ve bilgi bulunmasının da şart olmaması karşısında; sanığın, katılan C. S. A.'ın tanıklık yaptığı, diğer katılanların da mağduru oldukları işkence suçuna ilişkin davada sanık olarak yargılandığı sırada görüştüğü kişiler aracılığıyla telefon ettirmek ve bazı kişilerle haber göndermek suretiyle, katılanların şikayetlerinden ve tanıklıktan vazgeçmeleri aksi takdirde çocuklara cinsel istismarda bulunduklarına dair elinde mevcut görüntü ve belgeleri basına vereceğini belirterek ilettiği sözlü mesajların tanık anlatımlarıyla doğrulandığı, bu durumda sanığın sabit olan ve katılanların şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususlarda isnatta bulunacağı tehdidini içeren bu eylemi nedeniyle atılı şantaj suçu oluştuğu halde, “görüntülerin gerçekte var olup olmadığının belli olmadığı, bu konuşma içeriğinde şantaj içeren herhangi söz kullanılmadığı, sanığın test amaçlı olarak yaptığını söylediği 1.Ergenekon davası soruşturmasındaki telefon dinlemesinde tespite düşen M. V. isimli şahısla yaptığı 22/06/2008 tarihli telefon görüşmesinde daha çok Adnan hoca ve Adnancılar ifadelerinin geçtiği müştekilerin hiçbirisinin ismen belirtilmediği, M. V. isimli kişinin müştekilerle doğrudan yada dolaylı olarak iletişim kurmadığı” biçimindeki kanuni olmayan ve dosya içeriğindeki kanıtlarla uyumsuz gerekçe ile beraat hükmü kurulması,

    Sonuç: Kanuna aykırı ve katılanlar H. B. G., A. M. B., K. İ., H. H. M., B. A. ve T. Y. vekillerinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.(YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/12160 Karar: 2014/34028)

    • Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu

    Katılan sanık ...'nin, evli olan sanık ... ile arkadaşlık kurup, beraber oldukları dönemde cep telefonuna kaydettiği sanık ...'ın bilgisi dahilinde çekilen sanık ...'a ait biri tamamen çıplak toplam üç adet fotoğrafı, sanık ...'ın resmi nikahlı eşi olan tanık ... cep telefonuna göndermesi eyleminden dolayı katılan sanık ... hakkında, TCK'nın 134/2. madde ve fıkrası gereğince 2 yıl ile 5 yıl arasında hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan yerel mahkemece, “suçun işleniş biçimi, sanığın kastının derecesi ve yoğunluğu, suçun işlenmesindeki özellikler, ifşa edilen görüntülerin niteliği” biçimindeki gerekçelerle 2 yıl 4 ay hapis cezası olarak belirlenen temel cezanın, TCK'nın 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, adalet ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki temel cezanın asgari hadden belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediği düşüncesiyle katılan sanık ... hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı kurulan hükmün bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir.

    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık ... müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

    1- 5560 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik CMK'nın 253/1-a madde, fıkra ve bendi ile TCK'nın 139/1. madde ve fıkrası gereğince uzlaşma kapsamında olan katılan sanık ... hakkındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı soruşturma evresinde CMK'nın 253. maddesi uyarınca katılan sanık ... ile sanık ... arasında uzlaştırma işlemi sağlanmadan dava açılması, yargılama aşamasında da aynı Kanun'un 254. maddesi uyarınca bu eksikliğin giderilmemesi,

    2- Sanık ...'a yüklenen suçların işleniş biçimine, zamanına, gerçekleşme şekillerine göre; uzlaştırma kapsamına giren hakaret suçunun, bu kapsama girmeyen tehdit suçuyla birlikte işlendiği dikkate alındığında, karar tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK'nın 106/1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınması, tehdit suçuyla birlikte işlenmesi nedeniyle CMK'nın 253/3. madde ve fıkrasına 26.06.2009 tarihli 5918 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle eklenen ve 09.07.2009 tarihinde yürürlüğe giren “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü gereğince suç tarihi itibariyle uzlaşma hükümleri uygulanamayan hakaret suçu açısından da 6763 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik uyarınca uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiğinin anlaşılmış olması karşısında, TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanık ...'ın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

    3- Kabul ve uygulamaya göre de:

    a) Katılan sanık ...'nin, sanık ...'ın eşi ile aralarının kötü olduğunu, ciddi bir ilişki düşündüğünü ve kendisine değer verdiğini söylemesi nedeniyle onunla arkadaş olup, birlikte olmalarına rağmen ilerleyen süreçte adı geçen sanığın evliliğini devam ettirip, eşinden gizli olarak görüşmeye devam etmek istemesinden dolayı kandırıldığını anlayarak sanık ...'a ait cinsel içerikli görüntüleri sanık ...'ın resmi nikahlı eşi olan tanık ... cep telefonuna gönderdiğini beyan etmiş olması, sanık ...'ın ise eşini aldatmasından dolayı pişmanlık duyup katılan sanık ... ile olan ilişkilerini bitirmek istemesinin ardından katılan sanık ...'nin kendisine ait özel görüntüleri eşine gönderdiğini ve kendisinin de eşi ile boşanma aşamasına gelmesi nedeniyle sinirlenerek katılan sanık ...'ye tehdit ve hakaret içeren mesajlar gönderdiğini ifade etmesi karşısında, katılan sanık ... tarafından sanık ...'ın eşine gönderilen “Ankara'ya birlikte gittik, ... da vardı, avukata bile götürdü utanmadan beni, kör olmuşum, çok sevdim, ama hikayenizi öğrenince utandım sizden, afedersiniz” biçimindeki mesajda yer alan açıklamaların doğruluğu da araştırılıp, mevcut deliller irdelenerek, olayın çıkış nedeni ve gelişimi ile ilk haksız eylemin kimden geldiğine ilişkin bir değerlendirmede bulunulup sonucuna göre katılan sanık ... ve sanık ... hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/238-367 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız eylemin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği takdirde, şüpheli kalan bu hal nedeniyle hem katılan sanık ... hem de sanık ... lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerekirken, sanık ...'ın, katılan sanık ... tarafından özel görüntülerinin ifşa edilmesinden dolayı haksız tahrik altında hakaret ve tehdit suçlarını işlediği kabul edilip, katılan sanık ... açısından haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmaksızın, eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi,

    b) Katılan sanık ... hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,

    Bozmayı gerektirmiş olup, katılan sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/10755 Karar : 2018/4828)