CMK Madde 169



  • Soruşturma Evresinde Yapılan İşlemlerin Tutanağa Bağlanması

    CMK Madde 169

    (1) Şüphelinin ifadesinin alınması veya sorgusu, tanık ve bilirkişinin dinlenmesi veya bir keşif ve muayene sırasında Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkiminin yanında bir zabıt kâtibi bulunur. Acele hâllerde, yemin vermek koşuluyla, başka bir kimse, yazman olarak görevlendirilebilir.

    (2) Her soruşturma işlemi tutanağa bağlanır. Tutanak, adlî kolluk görevlisi, Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile hazır bulunan zabıt kâtibi tarafından imza edilir.

    (3) Müdafi veya vekil sıfatıyla hazır bulunduğu işlemlerle ilgili tutanakta avukatın isim ve imzasına da yer verilir.

    (4) Tutanak, işlemin yapıldığı yeri, tarihi, başlama ve bitiş saatini ve işleme katılan veya ilgisi bulunan kimselerin isimlerini içerir.(2)

    (5) İşlemde hazır bulunan ilgililerce onanmak üzere tutanağın kendilerini ilgilendiren kısımları okunur veya okumaları için kendilerine verilir. Bu husus tutanağa yazılarak ilgililere imza ettirilir.

    (6) İmzadan kaçınma hâlinde nedenleri tutanağa geçirilir.

    (7) (Ek: 21/2/2014 – 6526/16 md.)Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlarla ilgili yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlilerin açık kimlikleri yerine sadece sicil numaraları yazılır. Kolluk görevlilerinin ifadesine başvurulması gerektiği hâllerde çıkarılan davetiye veya çağrı kâğıdı, kolluk görevlisinin iş yeri adresine tebliğ edilir. Bu kişilere ait ifade ve duruşma tutanaklarında adres olarak iş yeri adresleri gösterilir.




  • CMK Madde 169 Gerekçesi

    Madde, soruşturma evresinde yapılacak işlemlerin icrası yönünde bir temel koşulu göstermekte ve işlemlerin tutanağa bağlanması usulünü düzenlemiş bulunmaktadır.

    Soruşturma işlemleri yapılırken mutlaka bir zabıt kâtibi bulunacaktır; aksi takdirde işlem hukuken yok sayılır. Zabıt kâtibi kanun ve nizamlara göre atanmış bir Devlet memuru olacaktır; ancak ivedi hâllerde, Cumhuriyet savcısı veya o yer sulh ceza hâkimi, yemin vererek diğer bir kimseye, istisnaen, zabıt kâtibi görevini verebilirler. Arz olunan koşulun sonucu her işlem, ikinci fıkranın da belirttiği üzere bir tutanağa bağlanacaktır. Tutanağın hüküm taşıması için ise işlemi gerçekleştiren Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkimi ile zabıt kâtibinin imzalarını taşıması ve hazır bulunduğu işlemlerde avukatın isim ve imzasına yer verilmesi zorunludur. Ayrıca işlemde hazır bulunan ilgililere, düzenlenen tutanağın kendilerini ilgilendiren kısımları okunacak yahut okumaları için kendilerine verilecek ve bunları onamaları istenecektir. Ayrıca bütün bu hususların yerine getirildiği tutanağa geçirilecektir. Adı geçenler tutanağı imzadan kaçınacak olurlarsa, kaçınma nedenleri de tutanağa geçirilecektir.



  • CMK 169. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2018/2296 Karar : 2018/6455
    Tarih : 17.05.2018

    • CMK 169. Madde

    Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

    1- Hüküm tarihinde farklı yargı çevresinde bulunan ... E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanığa duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün açıklandığı 16/12/2014 tarihli duruşmada SEGBİS yoluyla veya bizzat hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,

    2- Soruşturma belgelerinin aslı veya onaylı suretleri getirtilmeden yazılı şekilde hüküm kurularak CMK'nın 169/2. maddesine aykırı davranılması,

    3- Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 04/11/2005 yerine, 16/07/2008 olarak yazılması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 17.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/11526 Karar : 2017/3358
    Tarih : 24.05.2017

    • CMK 169. Madde

    1 - 13.12.2011 tarih, 2011/1523 E - 2011/1112 K sayılı karar ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilen dosyadaki olay tutanağı, suça konu maddelerin analizine ilişkin ekspertiz raporu ile delil niteliğindeki diğer belgelerin aslı veya onaylı örnekleri getirtilmeden, onaysız fotokopilerine dayanılarak hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 169. maddesine aykırı davranılması,

    2 - Sanık hakkında yapılan yargılamada, sanığın yokluğunda 13.12.2011 tarih, 2011/1523 E - 2011/1112 K sayılı ilam ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının, itiraz edilmeden kesinleştiğine ilişkin kesinleşme şerhinin dosya arasında bulunduğu, ancak gerekçeli kararın sanığa tebliğine ilişkin tebligat parçasının dosya arasında bulunmadığı anlaşılmakla, kararın tebliğine ilişkin tebligat parçası dosya arasına getirtilmeden hüküm kurulması,

    3 - Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;

    a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına",

    b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, bozma nedenleri dışında diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 24.05.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/15562 Karar : 2017/2711
    Tarih : 8.03.2017

    • CMK 169. Madde

    Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

    1-Mahkûmiyet hükmüne esas alınan kaçak elektrik tespit tutanağının aslı veya onaylı örneği getirtilmeden onaysız fotokopisi ile yetinilerek karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 169/2 ve 219. maddesine aykırı davranılması,

    2- Sanığın evinde yapılan denetimde su sayacının üst muhafaza camı ve üst muhafaza tutucusu delinerek sayacın normal çalışmasının engellendiğinden bahisle kaçak su tutanağı düzenlendiği, ev sahibi...’ın 20.08.2013 tarihli ifadesinde, sanığın suça konu evde 4 yıldan bu yana kiracı olarak oturduğunu belirttiği, dosya içerisindeki kira sözleşmesine göre de kiranın başlangıcının 12.05.2010 olduğunun anlaşılması karşısında; mahallinde bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak, kurulu güç tespit edilip, kurulu güç ile sayaçtaki tüketim miktarının, sanığın evde oturmaya başladığı tarihe göre karşılaştırılması yapılarak, tespit edilen kurulu güç ile sayaçta okunan tüketim miktarının orantılı olup olmadığına dair bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmemesi,

    3- 02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, "yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dahilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığı karar verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi" olduğu dikkate alınarak, kurumun gerçek zararı, vergisiz ve cezasız olarak normal tarifeye göre bilirkişiye hesaplattırılarak, sanığa “şikayetçi kurumun bilirkişi tarafından hesaplanan zararını gidermesi durumunda 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine" ilişkin usulüne uygun olarak bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek, sonucuna göre hakkında 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

    Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 08.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 21. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/7889 Karar : 2016/3954
    Tarih : 2.05.2016

    • CMK 169. Madde

    1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.2008 gün ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ve kendiliklerinden getirtilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Bu açıklamalar ışığında, dosya içerisinde bulunan ve başka bir soruşturma dosyasından ayrıldığı anlaşılan tüm soruşturma evrakının onaysız fotokopi olduklarının anlaşılması karşısında; CMK`nun 169. maddesine aykırı olarak bu evrakın ekleri ile birlikte asılları ya da onaylı suretlerinin getirtilip dosya içerisine konulmadan yargılamaya devamla hüküm kurulması,

    2- UYAP üzerinden yapılan sorgulamadan, dosya içinde bulunan belgelerden ve sanığın temyiz dilekçelerinden, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan çok sayıda dava açılmış olduğunun anlaşılması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu`nun 22.04.2014 gün ve 2013/11-397-2014/202 sayılı kararında açıklandığı üzere, belgelerde sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu ve fiil tarihleri de dikkate alınarak; hukuki kesintinin iddianame tarihi itibariyle oluşacağı gözetilip sanığın eylemlerinin ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi ile mükerrer yargılama ve cezalandırılmanın önlenmesi bakımından sanık hakkında benzer eylemlerden açılan tüm dosyalar getirtilip incelenerek mümkünse birleştirilmeleri, değilse bu davayı ilgilendiren kısımlarının onaylı örnekleri dosya içerisine konulması, zincirleme suç ilişkisi içindeki eylemlerden bazılarının kesinleşmiş mahkumiyet hükmüne konu olmasının diğer eylemlerin dava konusu yapılmasına engel olmayacağı, bu bağlamda sonradan sübutu kabul edilen eylem nedeniyle münhasıran önceki cezada zincirleme suç hükümlerinin uygulanması nedeniyle ortaya çıkacak olan ilave cezaya hükmolunabileceğinden, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, yasaya aykırı,

    3- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasa`nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.05.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/29609 Karar : 2016/2247
    Tarih : 24.02.2016

    • CMK 169. Madde

    Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:

    1-Sanık hakkında mahkemenin 13/03/2009 tarih 2007/117 Esas, 2009/190 Karar sayılı kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle verilen hükmün mahkemenin 08/04/2014 tarihli kararıyla açıklandığı, ancak soruşturma evrakının ve kovuşturma evrakının da onaysız fotokopiden ibaret olduğunun anlaşılması karşısında; denetime olanak verecek bir şekilde soruşturma ve kovuşturma aşamasına ilişkin tüm tutanak ve belgelerin aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış fotokopilerinin temin edilip eklenerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle CMK`nın 169 ve 222. maddelerine aykırı davranılması,

    2-Anayasa'nın 141 ve 5271 sayılı CMK`nın 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetimine imkan verecek şekilde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde mevcut delillerin tartışılması, değerlendirilmesi, reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan delillerin neler olduğu ve nedenlerinin gösterilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması, bir başka deyişle eldeki delillerle neden bu sonuca varıldığının anlatılması gerektiği, tüm bunların ışığında ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi ve CMK’nın 230 maddesinde belirtilen diğer unsurların bulunması gerektiği gözetilmeden 13/03/2009 günlü hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına dair karara atıfta bulunularak gerekçesiz hüküm kurulması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık ...... müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle istem gibi ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/15456 Karar : 2015/7565
    Tarih : 2.12.2015

    • CMK 169. Madde

    Sanıkların olay tarihinde katılanların iştirak halinde malik oldukları G.. İlçesi B.. Köyü F.. mahlesindeki boş evi yangın çıkarmak suretiyle yaktıklarının iddia edildiği somut olayda;

    Gösterilen gerekçe ve CMK`nın 85/1, 169, 148/4 maddelerindeki düzenlemeler karşısında mahkemece ulaşılan sonuçta bir isabetsizlik görülmemiştir.

    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ( ONANMASINA ), oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/14020 Karar : 2015/5982
    Tarih : 3.11.2015

    • CMK 169. Madde

    Suç tarihinde başka suçtan hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan sanığın odada yangın çıkararak içerideki eşyalara zarar verdiği anlaşıldığından kamu malına zarar verme suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,

    Ancak ;

    1-TCK'nın 152/2-a-son maddesinde yer alan "verilecek ceza iki katına kadar artırılır" fıkrasındaki "iki" ibaresinin, hükümden sonra, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun`un 65. maddesiyle "bir" şeklinde değiştirilmiş olmakla mahkemece bu hususta yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

    2- Mahkumiyet hükmüne esas alınan 23/04/2010 tarihli tutanak ve 26/04/2010 tarihli hasar tespit raporunun asılları veya okunaklı, onaylı örneği getirtilmeden onaysız fotokopi ile yetinilerek karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK`nın 169 ve 209/1 maddelerine aykırı davranılması,

    Bozmayı gerektirmiş,sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK`nın 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2011/2508 Karar : 2011/1956
    Tarih : 28.09.2011

    • CMK 169. Madde

    Mahkeme tarafından hangi bilirkişi raporunun karara dayanak kabul edildiği bildirilmediğinden tebliğnamedeki 3 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir, ancak;

    1- 30.07.2004 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağının ilk sayfasının işlemi yapan Cumhuriyet Savcısı tarafından imzalanmaması suretiyle CMK`nın 169/2. maddesine muhalefet edilmesi,

    2- Dosya içerisinde birbiri ile çelişen üç ayrı bilirkişi raporu olup mahkemece hangi rapora neden itibar edildiği denetime olanak verecek şekilde bildirilmeden, hükmün gerekçesinde sanığın 1/8 oranında kusurlu olduğu kabul edilmesine rağmen, hüküm fıkrasında sanığın 2/8 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek uygulama yapılmak suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması,

    Kabule göre de;

    Sanık hakkında tayin edilen cezada kusur nedeniyle indirim yapılırken 765 sayılı TCK'nın 455/son, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında 647 sayılı Kanunun 4 ve aynı neviden adli para cezaları içtima edilirken 765 sayılı TCK'nın 72. maddelerinin gösterilmemesi suretiyle, CMK`nın 323/6. maddesine muhalefet edilmesi,

    Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenlerden dolayı istem gibi ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2011/237 Karar : 2011/1287
    Tarih : 13.09.2011

    • CMK 169. Madde

    Taksirle öldürme suçundan sanık Ahmet Macit Şehirlioğlu'nun beraatine, sanık Hacı Hasbolat`ın ise mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık Hacı Hasbolat müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    1- 17.04.2004 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağının 1 ve 2. sayfalarının Cumhuriyet Savcısı tarafından imzalanmaması ve karar başlığına suçun işlendiği yer ve zaman diliminin yazılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK`nın 169/2, 232/2-c. maddelerine muhalefet edilmesi,

    2- Katılanların 24.06.2005 tarihli ek iddianame ile sanık Ahmet Macit Şehirlioğlu hakkında açılan davadan usulüne uygun haberdar edilmemeleri sebebiyle CMK`nın 233 ve devamı maddelerine aykırı davranılması, kanuna aykırı,

    3- Hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik CMK'nın 231. maddesindeki "hükmün açıklanmasının geri bırakılması"na ilişkin düzenleme karşısında suçun iteliği, hükmolunan cezanın tür ve miktarı gözetilip dosyada bulunan adli sicil kaydı da değerlendirilerek sanık Hacı Hasbolat`ın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün öncelikle bu sebeplerden dolayı ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2010/22878 Karar : 2011/8389
    Tarih : 16.06.2011

    • CMK 169. Madde

    Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü,süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Sanığın yüklenen suçu ve olay yerinden alınan parmak izini kabul etmemesi karşısında;hükme dayanak yapılan ve onaysız fotokopiden oluşan parmak izi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK`nun 169. maddesine aykırı davranılması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık H.B.`un temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle istem gibi ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2011/1210 Karar : 2011/2902
    Tarih : 11.04.2011

    Beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık Yusuf C...in yapılan yargılanması sonunda; atılı suçlardan mahkumiyetine dair, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 03.06.2010 gün ve 2008/338 Esas, 2010/194
    Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay`ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

    Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçe ve takdire göre sair temyiz itirazlarının reddine,
    Ancak; Soruşturma evresinde mağdurenin beyanının alındığı 21.04.2008 günlü tutanağın C.Savcısı tarafından imzalanmaması suretiyle CMK.nun 169/2. maddesine muhalefet edilmesi, Malatya Asker Hastanesi Baştabipliğinin 22.01.2008 tarihli sanığın akli durumuna ilişkin raporu karşısında 5237 sayılı TCK.nun 32. maddesi kapsamında işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına engel veya bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini önemli derecede azaltacak bir akıl hastalığına düçar olup olmadığının raporla tespiti ile gerektiğinde Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan mütalaa alınması ve sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,

    Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2008/3724 Karar : 2011/1826
    Tarih : 8.03.2011

    • CMK 169. Madde

    Rüşvet verme suçundan sanıklar Hacı, Haci Bayram ve Ömer’in yapılan yargılanmaları sonunda; atılı suçtan mahkumiyetlerine dair,

    ( Muğla Birinci Ağır Ceza Mahkemesi )’nden verilen 26.07.2006 gün ve 2005/226 Esas, 2006/300 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı’ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

    Nüfus kaydına göre “Haci Bayram” olan sanığın adının hükümde “Hacı Bayram” şeklinde gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.

    CMK’nın 169. maddesine aykırı şekilde onaysız fotokopiden oluşan soruşturma evraklarına dayanılarak ve suçun niteliğine etkisi bakımından rüşvete konu kaçakçılık eyleminden sanıklar hakkında Muğla Birinci Ağır Ceza Mahkemesi’ne açılan ve 17.03.2003 tarihinde karara çıkan dosyanın neticesi beklenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

    Kabule göre de;

    765 sayılı TCK’nın nitelikli rüşvet verme suçunu düzenleyen 213/1. maddesi hükmüne göre; rüşvet vaat veya teklif edilmesiyle suçun tamamlandığı, neticesi harekete bitişik suç olduğundan teşebbüse elverişli bulunmadığı, önerinin memur tarafından kabul edilmemesinin suçun oluşumuna engel teşkil etmediği;
    buna karşılık 5237 sayılı Yasa’nın 252/1. maddesi rüşvet teklif veya vaat etmeyi suç olmaktan çıkarmamakla birlikte rüşvet konusunda anlaşmaya varmayı veya vermeyi suçun tamamlanması için gerekli saydığından, önceki yasadan farklı olarak bu suça teşebbüsün olanaklı hale getirildiği;

    somut olaya gelince Ö… Jandarma Karakol Komutanı Abdulkadir’in sanıklara suçüstü yapılması için teklifi kabul etmiş görüntüsü verdiği anlaşıldığından, eylemin rüşvet vermeye teşebbüs suçunu oluşturduğu ve 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

    Soruşturma sırasında Milas Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2002/77 sorgu sayılı müzekkeresi ile sadece kaçakçılık suçundan tutuklanan sanıklar hakkında, mükerrer mahsuba neden olabilecek biçimde rüşvet suçundan verilen cezalar yönünden de TCK’nın 63. maddesinin uygulanması,

    Sanık Ömer hakkında hiçbir gerekçe gösterilmeden TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

    Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi



  • YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2008/1348 Karar : 2008/5923
    Tarih : 15.07.2008

    • CMK 169. Madde

    Mehdi Ali Mercan, Şaban Beşel, Mehmet Yamak ile Taner Beşel'i kangütme saikiyle ve de taammüden öldürmekten, Ercan Özen'i kasten öldürmeye tam derecede teşebbüsten sanıklar Nazir Kondak, Kemal Kondak ile Ahmet Özbek'in yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine ilişkin ( DÜZCE ) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.06.2007 gün ve 11/179 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay`ca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş ve hüküm kısmen resen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: duruşmalı olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

    1- Maktül Taner Beşel`e ait 30.08.1995 tarihli "ölü muayene ve otopsi zaptı"nın 2. sayfasının katip tarafından imzalanmaması ve bu eksikliğin mahkemece tamamlattırılmaması suretiyle CMK.nun 169/2. maddesine aykırı davranılması,

    2- 02.03.2006 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1. sayfasının zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle CMK.nun 219. maddesine aykırı davranılması,

    3- Sanıklar Nazir ve Kemal hakkında maktul Mehdi Ali Mercan`ı tasarlayarak öldürme suçundan 765 sayılı TCK.nun 450/4 maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açıldığı ve Cumhuriyet Savcısı da esas hakkındaki mütalaasında aynı suçtan mahkumiyet hükmü kurulmasını talep ettiği halde, kangütme saikiyle adam öldürme suçundan ek savunma hakkı verilmeden sanıklar hakkında 765 sayılı TCK.nun 450/4-10 maddesi uyarınca hüküm kurulmak suretiyle CMK.nun 226. maddesine aykırı davranılması,

    4- Kabule göre de; Yargıtay denetimine olanak vermesi bakımından; 20.04.1986 tarihinde Muzaffer Mercan'ın öldürülmesi ve Veysel Mercan'ın Yaralanması, 1987 yılı içerisinde Kemal Kondak'ın öldürülmesi, 16.11.1992 tarihinde Hakan Kondak ve Selahattin Kondak'ın öldürülmeleri, 02.03.1993 tarihinde Celal Kondak, İhsan Kondak ve Mehmet Özbek`in öldürülmeleri olayları ile ilgili dosya asıllarının veya onaylı örneklerinin celbedilerek dosyaya eklenmesi ve incelendikten sonra sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    Yasaya aykırı olup, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair cihetleri incelenmeksizin öncelikle bu nedenlerle resen de incelemeye tabi hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi CMUK.nun 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/9259 Karar : 2018/4568
    Tarih : 17.04.2018

    • CMK 169. Madde

    04/10/2012 tarihinde suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 17/10/2012 tarihinde kesinleştiği, denetim süresi içinde 03/03/2014 tarihinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle suça sürüklenen çocuğun yargılanarak mahkumiyetine karar verildiği ve mahkumiyet kararının kesinleştiği belirlenerek yapılan incelemede;

    Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

    1-İnşaat alanında duran, etriye denilen inşaat demirlerinin çalınması şeklinde gerçekleşen eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 142/1-e. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun'un 141/1. maddesiyle mahkumiyet hükmü kurulması,

    2-Suça sürüklenen çocuk kolluk güçleri tarafından başka bir hırsızlık suçu nedeniyle yakalandığında kendiliğinden bu olayı da ikrar ederek henüz müracaatı olmayan müştekiye demirlerin tam olarak iadesini sağladığının anlaşılması karşısında, hırsızlık suçundan kurulan hükümde TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

    3-05.02.2014 tarihli duruşmada kapalı yargılamaya başlandığı belitilmesine rağmen hükümden önce açık yargılamaya son verildi denilerek çelişkiye neden olunması ve bu şekilde CMK’nın 185/1. maddesine aykırı davranılması,

    4-Dava dosyası içerisinde bulunan ve onaysız fotokopi olan bir kısım soruşturma evraklarının aslı veya onaylı örneği getirtilmeden onaysız fotokopisi ile yetinilerek karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 169/2 ve 219. maddesine aykırı davranılması,

    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CUMK'un 326/son maddesinin gözetilmesine, 17/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/5209 Karar : 2017/2237
    Tarih : 6.04.2017

    • CMK 169. Madde

    GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

    Sanığın nüfus kaydının UYAP kayıtlarında yer aldığı görülerek bir örneği çıkartılıp dosya içine konulmuştur.

    1 - Dosya içindeki tüm belgelerin onaysız fotokopi olduğu anlaşılmakla, hükme esas alınan belgelerin aslı veya onaylı örneklerinin denetime olanak verecek şekilde dosya içinde bulundurulmaması suretiyle CMK’nın 169. maddesine aykırı davranılması,

    2 - Kabule göre;

    Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;

    a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına",

    b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 06/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/12521 Karar : 2017/1611
    Tarih : 22.02.2017

    • CMK 169. Madde

    Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

    Dosya içerisindeki hükme esas alınan soruşturma evrakının onaysız fotokopiden ibaret olduğu anlaşılmakla, evrakın aslı ya da onaylı suretinin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde temin edildikten sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurularak 5271 sayılı CMK’nın 169. maddesine aykırı davranılması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ...'in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 22.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/28187 Karar : 2016/1895
    Tarih : 17.02.2016

    • CMK 169. Madde

    Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü:

    1-Suça sürüklenen çocuk hakkında mahkemenin 24/09/2012 tarih 2012/124 Esas 2012/688 Karar sayılı kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle verilen hükmün mahkemenin 06/05/2014 tarihli kararıyla açıklandığı, ancak soruşturma ve kovuşturma evrakının bu dosya içerisinde bulunmadığı, 2012/124 Esas 2012/688 Karar sayılı hükmün açıklanması geri bırakılan dosyaya ilişkin duruşma tutanaklarının da onaysız fotokopiden ibaret olduğu subuta ve suç vasfının tayinine ilişkin önemli evrakın dosya arasında bulunmadığının anlaşılması karşısında; denetime olanak verecek bir şekilde soruşturma ve kovuşturma aşamasına ilişkin tüm tutanak ve belgelerin aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış fotokopilerinin temin edilip eklenerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle CMK`nın 169 ve 222. maddelerine aykırı davranılması,

    2-Suç tarihinde 12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliği'nin 20/2. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu`nun 35/1. maddesi uyarınca; sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması,

    3-5237 sayılı TCK'nın 50/3. maddesi uyarınca suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuğun mahkûm edildiği bir yıldan daha az süreli hapis cezasının, aynı Yasa`nın 50/1. fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,

    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ... ... müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/15365 Karar : 2016/57
    Tarih : 12.01.2016

    • CMK 169. Madde

    Gereği görüşülüp düşünüldü:

    1- CMK.nun 193/2. maddesi uyarınca fiilin suç oluşturmaması veya suçun yasal unsurlarının gerçekleşmemesi nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında, sanığın sorgusu yapılıp savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden, sanık Özgür’ün yokluğunda yargılama yapılarak savunması alınmaksızın beraatine hükmolunması,

    2-Hükme dayanak alınan Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/77 esas ve 2013/146 karar sayılı dosyasının asıl veya onaylı örnekleri getirtilmeden, onaysız fotokopilerine dayanılarak hüküm kurulması suretiyle CMK`nın 169. maddesine aykırı davranılması,

    3-Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkumiyet kararı kesinleşen sanık Z.E.08.10.2012 tarihinde suça konu esrarı naklederken yakalandığı aracın ruhsat sahibi M.M.yargılama aşamasında tanık sıfatıyla ifadesi alınarak aracı sattığı sırada şahsın yanında başka kişilerin olup olmadığı sorulup, temyize gelen sanıklar ile hükümlü Zana`nın fotoğrafları gösterilerek aracı sattığı kişi ile yanında başka şahıslar var ise fotoğraflarından teşhis ettirilmesi, M. M.işyerinde çalışan tanık C. B. soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,

    Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin, ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2015/1697 Karar: 2018/120
    Tarih: 23.01.2018

    • CMK 169. Madde

    Suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

    1-Suça sürüklenen ... hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken, ... ...'ın yakalandığında motosikleti bıraktığı yeri göstererek soruşturma aşamasında, motosikletin plakasız olarak müştekiye eksik iadesini sağlaması karşısında; soruşturma aşamasında kısmi iadenin gerçekleştiği dikkate alınarak öncelikle müştekiden ... ... yönünden TCK'nın 168/4. maddesi uyarınca kısmi iade nedeniyle, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının olup olmadığının sorulması ve rızasının olması halinde adı geçen ... hakkında TCK'nın 168/1-4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

    2-... ... hakkında bu dosya için düzenlenmiş sosyal inceleme raporunun aslı ya da onaylı sureti dosya içerisinde bulundurulmadan başka dosya için düzenlenmiş sosyal inceleme raporunun onaysız ve fotokopi niteliğindeki sureti ile yetinilerek 5271 sayılı CMK'nın 169/2, 219. maddelerine aykırı davranılması,

    3-Suça sürüklenen çocuklar ..., ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümler yönünden ise; suça sürüklenen çocukların atılı hırsızlık suçunu işlemedikleri yönündeki aşamalarda değişmeyen savunmalarının aksini gösterir, diğer ... ...'ın atfı cürüm niteliğindeki beyanlarından başka mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden ve atılı suçu işlediklerine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu denetime olanak verecek şekilde açıklanmadan ve suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan ... ... ve ... hakkında, hırsızlık suçundan 5395 sayılı Kanun'un 35/1. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılmadan, aynı Kanun'un 35/3. maddesine göre de sosyal inceleme yaptırılmamasının gerekçesi de gösterilmeden, başka dosya için aldırılmış ve ... ... yönünden suç tarihinden sonra düzenlenmiş, fotokopiden ibaret sosyal inceleme raporlarının aslı ya da onaylı suretleri dosya içerisinde bulundurulmadan onaysız fotokopi niteliğindeki suretleri ile yetinilerek 5271 sayılı CMK'nın 169/2, 219. maddelerine aykırı davranılması,

    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 23/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2016/1994 Karar: 2016/1985
    Tarih: 23.06.2016

    • CMK 169. Madde

    KARAR : 1- ) a ) Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ve teknik araçlarla izlemeye yönelik kararlar,

    b- ) Sanığın Sulh Ceza Mahkemesi'ndeki sorgu ifadesi,

    c- ) 21.04.2010 ve 28.04.2010 tarihlerinde alıcı görevliler tarafından sanıktan alınan maddelere dair ekspertiz raporları,

    d- ) Eskişehir 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 24.05.2010 tarihli 2010/780 değişik iş sayılı arama kararı,

    e- ) Haklarındaki mahkûmiyet hükümleri onanan C. Z., İ.U. ve H.K.'un kolluk, savcılık ve sorgu ifadelerinin dosya içinde bulunmadığı anlaşıldığından,

    Asılları veya onaylı örneklerinin getirtilmesi ve duruşmada okunması gerektiğinin gözetilmemesi,

    2- ) 12.03.2010 tarihinde hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma evrakı ayrılan E.Ç.'in yakalanmasına dair olay tutanağı ile E.Ç.'te elde edilen maddenin ekspertiz raporunun dosya içinde bulunmadığı anlaşıldığından asılları veya onaylı örneklerinin getirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, ayrıca E. Ç.'in kolluk ifadesi ve fotoğraf teşhis tutanağının asılları veya onaylı örnekleri getirtilmeden, onaysız fotokopileriyle yetinilerek 5271 Sayılı CMK'nın 169. maddesine aykırılık oluşturulması,

    3- ) 30.03.2010 tarihinde haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma evrakı ayrılan S.A.ve A.K.'da elde edilen maddelerin ekspertiz raporunun dosya içinde bulunmadığı anlaşıldığından aslı veya onaylı örneğinin getirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, adı geçenlerin fotoğraf teşhis tutanaklarının asılları veya onaylı örnekleri getirtilmeden, onaysız fotokopileriyle yetinilerek 5271 Sayılı CMK'nın 169 . maddesine aykırılık oluşturulması,

    4- ) 02.04.2010 tarihinde hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma evrakı ayrılan H.K.'ın yakalanmasına dair olay tutanağı ile H.K.'da elde edilen maddenin ekspertiz raporunun dosya içinde bulunmadığı anlaşıldığından asılları veya onaylı örneklerinin getirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, ayrıca H.'ın kolluk ifadesi ve fotoğraf teşhis tutanağının asılları veya onaylı örnekleri getirtilmeden, onaysız fotokopileriyle yetinilerek 5271 Sayılı CMK'nın 169. maddesine aykırılık oluşturulması,

    SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin, hükmün BOZULMASINA, 23.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.