CMK Madde 151



  • Müdafi Görevini Yerine Getirmediğinde Yapılacak İşlem ve Müdafilik Görevinden Yasaklanma

    CMK Madde 151

    (1) 150 nci madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir.

    (2) Eğer yeni müdafi savunmasını hazırlamak için yeterli zaman olmadığını açıklarsa oturum ertelenir.

    (3) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) 149 uncu maddeye göre seçilen veya 150 nci maddeye göre görevlendirilen ve Türk Ceza Kanununun 220 ve 314 üncü maddesinde sayılan suçlar ile terör suçlarından şüpheli, sanık veya hükümlü olanların müdafilik veya vekillik görevini üstlenen avukat, hakkında bu fıkrada sayılan suçlar nedeniyle soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde müdafilik veya vekillik görevini üstlenmekten yasaklanabilir.

    (4) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi hakkında, hâkim veya mahkeme tarafından gecikmeksizin karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz edilebilir. İtiraz sonucunda yasaklama kararının kaldırılması halinde avukat görevini devam ettirir. Müdafilik görevinden yasaklama kararı, avukat hakkındaki soruşturma veya kovuşturma konusu suçla sınırlı olmak üzere, bir yıl süre ile verilebilir. Ancak, soruşturma veya kovuşturmanın niteliği itibariyle bu süreler altı aydan fazla olmamak üzere en fazla iki defa uzatılabilir. Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma sonunda mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi halinde, kesinleşmesi beklenmeksizin yasaklama kararı kendiliğinden kalkar.

    (5) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Görevden yasaklama kararı, şüpheli, sanık veya hükümlü ile yeni bir müdafi görevlendirilmesi için derhal ilgili baro başkanlığına bildirilir.

    (6) (Ek:25/5/2005 - 5353/22 md.) Müdafi veya vekil görevden yasaklanmış bulunduğu sürece başka davalarla ilgili olsa bile müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişiyi ceza infaz kurumunda veya tutukevinde ziyaret edemez




  • CMK Madde 151 Gerekçesi

    Madde, 150 nci madde gereğince atanan avukatın görevine ilişkindir. Bu avukat duruşmaları noksansız izleyecek, görevinin gereklerini yerine getirecektir. Görevini gereğince yerine getirmeyerek duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilecek olursa hâkim veya mahkeme hemen başka bir avukat atayacaktır. Böylece 156 ncı maddeye bir istisna getirilmekte ve avukatın atanması ile birlikte seçimi de hâkim veya mahkeme tarafından yapılmaktadır. Bu hâl duruşmanın ertelenmesi nedeni de olabilecektir.

    Tasarıya göre ceza davasının bir duruşmada bitirilmesi esas kuraldır. Ancak ikinci fıkra, birinci fıkranın öngördüğü hâlde davanın erteleneceği bir hâli göstermektedir: Bu hâl avukatın savunmasını hazırlamak üzere yeterli zaman olmadığını açıklamasıdır.

    Son fıkra, birinci fıkradaki karar ve atamaya neden olan avukat hakkında iki yaptırım öngörmüştür:

    1.Avukat hakkında baroca disiplin cezası verilebilecek,

    2.Ertelemeden doğan giderler, hâkim veya mahkeme kararı ile adı geçene yüklenecektir.

    Madde hükmü yalnızca duruşmaya ilişkin olarak düzenlenmiştir.



  • CMK 151. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/5492 Karar : 2018/25
    Tarih : 22.01.2018

    • CMK 151. Madde

    Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

    Bozma sonrası talebi üzerine sanığa 5271 sayılı CMK'nın 150/1. maddesi gereğince Baroca tayin edilen müdafinin 21/02/1017 tarihli duruşmaya katılamayacağına ilişkin UYAP sistemi üzerinden 20/02/2017 tarihinde sisteme düşen mazeret dilekçesi vermesi üzerine, aynı Kanun'un 151/1. maddesi uyarınca, görevlendirilen müdafii duruşmada hazır bulunmaz ise başka bir müdafinin görevlendirilmesi veya duruşmanın başka bir güne ertelenmesine karar verilmesi gerekirken sanık müdafinin yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 22/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/37635 Karar : 2017/6792
    Tarih : 12.06.2017

    • CMK 151. Madde

    Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

    1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 sayılı CMK'nın 34/1., 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay`ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması,

    2- Sanığın, 13/11/2012 ve 06/02/2013 tarihli dilekçelerle kendisine baro tarafından bir müdafii atanmasını talep ettiğinin, mahkemece barodan bir müdafii tayini istemek yerine soruşturma aşamasında sanığa zorunlu müdafii olarak atanan Av. ...'a duruşma gününün tebliğ edildiğinin, ancak adı geçen müdafiin, duruşmaları takip etmediğinin anlaşılması karşısında; soruşturma aşamasında sanığın müdafiiliğini üstlenen avukatın iddianame tanzimi ile görevinin sona ermesi nedeniyle mahkemece sanığa 5271 sayılı CMK'nın 150/1. maddesi uyarınca barodan bir müdafii tayini istenmesi gerekirken ve usulüne uygun bir görevlendirmenin yapıldığı düşünülse dahi, adı geçen müdafii duruşmada hazır bulunmadığından, aynı Kanun`un 151/1. maddesine göre, mahkemece derhal başka bir müdafii görevlendirilmesi için gerekli işlemin yapılması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla müdafiinin yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı diğer yönleri incelenmeyen hükmün istem gibi BOZULMASINA, 12/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/10294 Karar : 2017/205
    Tarih : 18.01.2017

    • CMK 151. Madde

    Zimmet suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247/1, 43, 249, 248/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu`nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/12/2015 tarihli ve 2015/216 esas, 2015/471 sayılı kararının;

    Sanık hakkında hükmolunacak cezanın belirlenmesi sırasında 5237 sayılı Kanun'un 61/5. maddesi gereğince sırasıyla anılan Kanun`un 247/1, 249, 43 ve 248. maddeleri doğrultusunda uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiş ise de, hükmolunacak cezanın değişmeyecek olması karşısında sonucu bakımından anılan husus kanun yararına bozma başvurusuna konu edilmeyerek yapılan incelemede,

    Sanık ...'na isnat edilen ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırının beş yıl olduğu nazara alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii tayin edilip, hükmün tefhim edildiği 02/12/2015 tarihli oturumda zorunlu müdafiîn hazır bulundurularak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, 5271 sayılı Kanun`un 151/1, 188/1 ve 289/1-e. maddelerine aykırı davranılmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 29/10/2016 gün ve 94660652-105-38-11885-2016-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

    Sanık ...’na isnat edilen ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırının beş yıl olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 150/3. maddesinde ise alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada zorunlu müdafii görevlendirilmesi gerektiğinin düzenlendiği anlaşılmakla, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/12/2015 tarihli ve 2015/216 Esas, 2015/471 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 18/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/3094 Karar : 2016/3446
    Tarih : 26.04.2016

    • CMK 151. Madde

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    1-Yüklenen suçun gerektirdiği cezanın alt ve üst sınırları bakımından hükmün tefhim edildiği son oturumda, sanık ve savunmanı bulundurulmaksızın karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK`nın 150/3, 151/1, 188/1, 289/3-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

    2-Uygulamaya göre ise;

    a-Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı TCK`nın 149/1. maddesinin uygulama bendinin gösterilmemesi,

    b-Sanığın, hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar TCK'nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına ancak, TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildiği takdirde, kendi altsoyu üzerinde TCK'nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluğunun sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK`nın 53/1-b maddesinde yazılı, "seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" ibaresinin iptal edilmiş olması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/606 Karar : 2015/33627
    Tarih : 11.09.2015

    • CMK 151. Madde

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Avukat ...'ın mağdur vekili olarak görevlendirilmesine karşın mazeret beyan etmeksizin duruşmaları takip etmemesi üzerine Yerel Mahkemece 12.09.2011 ve 15.02.2012 tarihli oturumlarda CMK`nın 151. maddesi uyarınca vekilin görevini yerine getirmemesi nedeniyle mağdura yeni vekil atanması hususu ilgili baro başkanlığına bildirilmesine rağmen baroca cevap verilmediği ve yeni bir görevlendirmenin de yapılmadığı, bu nedenle yargılama esnasında mağdurun duruşmada bizzat hazır bulunan bir vekil marifetiyle temsilinin sağlanmadığı ve hukuki yardımdan faydalanmadığı,

    Anlaşıldığından, mağdur .... vekili avukat .. temyiz davası isteği hakkında şimdilik bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA, öncelikle mağdura baroca bir vekil atanmasının sağlanması ve ardından yokluğunda verilen kararın vekile tebliği ile süresi içerisinde temyiz dilekçesi verildiği takdirde ek tebliğname düzenlenerek Dairemize yollanılmak üzere, incelenmeksizin karar mahkemesine GERİ GÖNDERİLMESİNE, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/1950 Karar : 2015/3155
    Tarih : 18.02.2015

    • CMK 151. Madde

    Nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından sanık M.. T..`nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 116/1-4, 151/1, 62, 52/2-4. maddeleri uyarınca 1 yıl 11 ay 10 gün hapis,10 ay hapis ve 2.000 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, dair KONYA 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/04/2012 tarihli ve 2012/406-641 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 27/10/2014 gün ve 2012/18337/63315 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/11/2014 gün ve 2014/364445 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.

    Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

    Dosya kapsamına göre, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06/03/2012 tarihli iddianamede, sanık hakkında mala zarar verme suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmadığı halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225/1. maddesinde yer alan, "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hakkında açılmış dava bulunmayan ve iddianamede anlatılış tarzına göre unsurları gösterilmeyen aynı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK`nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

    GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

    5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesinde, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında verilebileceğinin düzenlenmesi karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, iddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan bağımsız olarak açıklanıp belirtilmesinin gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı gözetilmeyip, sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından açılan kamu davasında, mala zarar verme suçundan da hükümlülük kararı verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (KONYA) 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 13.04.2012 gün ve 2012/406, 2012/641 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu`nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ( BOZULMASINA ), aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle;

    Sanık hakkında mala zarar verme suçundan zamanaşımı süresi içerisinde dava açılıp açılmaması hususu mahallinde değerlendirilmek üzere, mala zarar verme suçundan mahkumiyetine ilişkin kısmın hüküm fıkrasından ÇIKARTILMASINA, bu suçtan hükmolunan 2,000 TL. adli para cezasının KALDIRILMASINA, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/3369 Karar : 2014/23786
    Tarih : 16.06.2014

    • CMK 151. Madde

    Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü;

    1 - Sanığın üzerine atılı suçun 5237 sayılı TCK’nun 86/1, 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son maddeleri kapsamında kaldığının anlaşılması karşısında,
    Yargılama konusu suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı gözetilerek, 10.04.2012 tarihli karar duruşmasında sanık müdafiinin hazır bulundurulması gerekirken, sanık müdafiinin yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 150/3, 151/1, 188/1 ve 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 308/5. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,

    2- Sanığın üzerine atılı suçların 5237 sayılı TCK’nun 86/1, 86/3-e, 87/1-c-son ve 87/2-b-son maddeleri kapsamında kaldığı ve cezasının 5 yıldan az olamayacağı cihetle 5271 sayılı CMK’nun 196/2. maddesi gereğince sanığın istinabe suretiyle sorguya çekilemeyeceğinin gözetilmemesi,

    3- Adli Tıp Kurumu uygulamaları ve dairemizin istikrarlı uygulamalarına göre, yüzde sabit iz oluşturacak şekilde yaralama eylemine dair adli raporun olay tarihinden itibaren en az 6 aylık süre geçtikten sonra Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınarak hüküm kurulması gerekirken,
    olay tarihinden yaklaşık 2 hafta sonra tanzim olunan adli raporun hükme esas alındığının anlaşılması karşısında, olaydan bir süre sonra hayatını kaybeden mağdur Ömer’e ait tüm tıbbi evrak, rapor ve diğer belgelerin Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek yaralanmasının sabit iz niteliğinde olup olmadığına dair usulüne uygun raporu aldırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi yerine yazılı şekilde eksik soruşturma ile hüküm tesisi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2013/3477 Karar : 2013/5073
    Tarih : 23.09.2013

    • CMK 151. Madde

    Temyiz edenlerin sıfatı ve istemlerinin kapsamına göre; sanık Caner hakkında mağdur Selami'yi tasarlayarak öldürmeye teşebbüs, mağdur Aslan'ı kasten öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Kanuna aykırılık, sanık Erdal hakkında mağdur Selami`yi tasarlayarak öldürmeye teşebbüs ve bu suça azmettirme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine hasren yapılan temyiz incelemesinde;

    Alt sınırı 5 yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren mağdur Selami'yi tasarlayarak öldürmeye teşebbüs ve mağdur Aslan'ı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından Alanya Ceza ve Tevkif Evi'nde tutuklu bulunan sanık Caner'in, 26.06.2012 tarihli Dairemizin bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu oturumda, müdafiinin savunmasını yapmakta zaafiyet gösterdiğini gerekçe göstererek müdafiinin görevden çekilmesini istemesi üzerine müdafinin görevinden çekilip, aynı tarihli oturumda CMK’nın 151/1 maddesi uyarınca sanığa Kırşehir Barosu tarafından müdafii tayin edilmesine karar verilerek 10.07.2012 tarihinde sanığın bizzat hazır edilmediği oturumda K... Barosu avukatlarından Avukat E...`nin sanık müdafii olarak duruşmalara kabulü ile onun huzurunda hükmün tefhim edildiği anlaşılmakla;

    Sanığın, kendisine yeniden müdafii tayin edilmesini sağlayarak buna göre son savunmasını yapma talebinde bulunduğu ancak başka yer cezaevinde sadece bu suçtan tutuklu bulunması nedeniyle duruşmaya getirilemediği gibi kendisine tayin edilen müdafii ile de görüşme imkanının bulunmadığı gözetilerek; araç ve personel yetersizliği gerekçe gösterilmek suretiyle sanık hazır edilmeksizin müdafiinin beyanı ile yetinilmesi suretiyle CMK.nın 193 ve 196 maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması;

    Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar Erdal ve Caner müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu nedenle sanık Caner hakkında 6136 sayılı Kanuna aykırılık ve sanık Erdal hakkında tasarlayarak insan öldürmeye teşebbüs ve bu suça azmettirme suçlarından kurulan hükümlerin de bağlantı nedeniyle tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), sanıklar hakkında hükmonulan ceza miktarları ile tutuklulukta geçirdikleri süreler ve bozma nedeni dikkate alınarak sanık ve müdafiilerinin tahliye istemlerinin ayrı ayrı reddine; oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2007/5450 Karar : 2011/21278
    Tarih : 28.09.2011

    • CMK 151. Madde

    Zimmet suçundan hükümlü D. Ö. hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nun uygulanıp uygulanmayacağı ile ilgili olarak Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.12.2005 gün ve 2005/305 Esas: 2005/621 Karar sayılı hükümün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi hükümlü müdafii ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
    Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.12.2008 gün ve 2008/146-235 Sayılı kararına ve 5237 Sayılı T.C.K.nun 55/1. maddesine göre mağdurun belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda zimmetin maddi konusunu oluşturan değerlerin müsaderesine karar verilemeyeceği anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre de sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    Ancak;
    765 Sayılı T.C.K.nun 202/1. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektirmesi karşısında; C.M.K.nun 150/3. maddesi uyarınca hükümlü müdafii hazır bulunmadan ve 151/1. madde uyarınca işlem yapılarak müdafiin hazır bulunması sağlanmadan yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
    Kabule göre de;
    5237 Sayılı T.C.K.nun 53/3. maddesine göre 53/1 -c maddesinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, bunu da kapsayacak biçimde hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar 53/1. maddede yer alan bütün haklardan ve bunları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,

    04.07.2006 tarih ve 2006/10-128 Esas, 2006/177 Sayılı Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında da vurgulandığı üzere; uyarlama yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacak olan hükümlüden kesinleşme öncesindeki yargılama giderlerinin tahsil edilebilmesi bakımından, verilen yeni kararda bu sorumluluğunun saptanması ve kesinleşen önceki hükümdeki yargılama giderleri ile vekalet ücretinin infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama hükmünde de aynen gösterilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
    Kanuna aykırı, hükümlü müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümün 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nun 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2007/3111 Karar : 2007/5987
    Tarih : 30.04.2007

    • CMK 151. Madde

    Hırsızlık suçundan sanık Fevzi Öztürkmen`in yapılan yargılaması sonucunda; MAHKUMİYETİNE dair ( GAZİANTEP )3.Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 21.06.2006 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 03.03.2007 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:

    Sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık hakkında 01.11.1999 tarihli tutanakla ilgili olarak açılan kamu davasında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

    5271 Sayılı CMK.nun hüküm tarihinde yürürlükten bulunan 150. maddesinin 3. fıkrası delaletiyle aynı maddenin 2. fıkrasına göre, sanığa atılı 765 sayılı TCK.nun 492/2. ve 5237 sayılı TCK.nun 142/1-f maddelerinde düzenlenen ve üst sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren suçtan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada sanığa müdafii atanmasının zorunlu olduğu, 5271 sayılı CMK.nun 151. maddesi uyarınca da görevlendirilen müdafii duruşmalarda hazır bulunmaz ise hakimin başka bir müdafii görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapması gerektiği gözetilerek 21.06.2006 tarihli celsede vekilini azlettiğini beyan eden sanığa zorunlu müdafii atanması gerekirken sanık müdafiinin yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 22. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2015/13569 Karar: 2016/4362
    Tarih: 23.03.2016

    • CMK 151. Madde

    Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, kararların nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    KARAR : Müştekinin saat 22.30 sıralarında kilitleyerek park ettiği motosikletinin sabah 09.00 sıralarında yerinde olmadığını fark ettiği olayda; aynı gün suça sürüklenen çocuğun kullanımında iken kontak anahtarının değiştirilmek istenildiği esnada, çeşitli parçaları hasar görmüş şekilde ele geçtiğinin anlaşılması ve suça sürüklenen çocuğun savunmasında motosikleti satın aldığı kişiyi tanımadığını ve adresini bilmediğini beyan etmesi karşısında; eylemin hırsızlık suçunu oluşturması sebebiyle tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

    A- )Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;

    Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

    1- )Müştekinin direksiyon kilidi ile kilitleyerek park ettiği motosikletinin çalınması şeklindeki eylemin, 5237 Sayılı TCK'nın 142/1-e maddesindeki suçu oluşturduğunun gözetilmemesi;

    2- )Suça sürüklenen çocuğun müştekiye ait motosikleti çaldığı ve kolluk tarafından yakalandığı olayda; her ne kadar motorun ilk müştekiye hasarlı olarak iade edilmesinde rızai bir teslim olmamış ise de; sanığın motorda meydana gelen zararı serbest iradesi ile giderdiği ve bu hususa dair müştekinin 06.09.2012 tarihli celsedeki beyanında zararının giderilmiş olup herhangi bir talebinin bulunmadığını ve uzlaşma taraftarı olduğunu söyleyerek şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi ve bu zararın giderilmesinin kısmi iade niteliğinde olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğunun anlaşılması karşısında; 5237 Sayılı TCK'nın 168/4. maddesi uyarınca müştekinin zararını kısmi iade sebebiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakatının olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi;

    B- )Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;

    Suça konu motosikletin çalındıktan sonra bazı parçalarına zarar verildiğinin anlaşılması karşısında, hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması ve korunan hukuki yararın tek olması karşısında; ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı gözetilmeden, sanığın 5271 Sayılı TCK'nın 151/1. maddesi uyarınca mala zarar verme suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesi,

    Kabule göre de;

    Suça sürüklenen çocuğa, 5271 Sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca, mahkemesince Baroya yazı yazılarak onu savunmak üzere bir avukatın görevlendirilmesi nedeniyle, soruşturma ve kovuşturma evresinde atanan zorunlu müdafii için ödenen avukatlık ücretinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olacak şekilde yargılama gideri olarak yükletilmesi,

    SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 23.03.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

    KARŞI OY :

    Bilindiği üzere Yüksek Yargıtay'ın Yerleşik İçtihatlarında malın aynına yönelik hırsızlık eylemi sırasında meydana gelen zarar verme eylemleri eylemin doğal sonucu kabul edilmekte, mala zarar verme suçunun oluşmayacağı kabul edilmektedir. Yani motosiklet, otomobil vb. araçların çalınması tek suç kabul edilmekte, çalma esnasında ya da hırsızlanmasından sonra eşyaya zarar verme cezasında artırım ya da eksiltmeyi gerektirir bir durum yoktur.Bu durumlarda sanığa sadece hırsızlık suçunun cezası verilmektedir.

    Otomobilin kapısını kırıp çalıştırmaya çalıştığı esnada yakalanma halinde ise, teşebbüs aşamasında kalmasından dolayı 168. madde uygulanmamaktadır, uygulanamamaktadır.

    Olayımızda ise motosikleti çalan suça sürüklenen çocuk çalma esnasında düz kontak vs. yaptırırken motosiklete zarar vermiştir. Daha sonra görevli güvenlik kuvvetlerince suça sürüklenen çocuk çalınan eşya ile birlikte yakalanmıştır. Dolayısıyla ortada rızai iade yoktur.

    Suça sürüklenen çocuk yakalandıktan sonra çalma esnasında vermiş olduğu zararı sonradan gidermiştir.

    Diğer bozma nedenlerine katılmakla birlikte hırsızlık suçu yönünden 2 numaralı bozmaya dair çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

    Motosikletin kendisinin çalınması sırasında meydana getirilen zararın suçun hiçbir şekilde ağırlaştırıcı ve hafifletici neden olarak etki etmemesine rağmen zararın giderilmesinden bahisle indirim uygulanması hukuka ve adaletin eşitlik ilkesine aykırıdır.

    Motorsikleti hiç zarar vermeden ve titiz davranarak çalan sanık ya da suça sürüklenen çocuğun kolluk kuvvetleri tarafından yakalanması halinde takdiri nedenler hariç hiçbir indirim yapılmazken, çaldığı motosiklet yada otomobili çalma anında ya da çalıp kaçarken özen göstermeyen, acımasızca davranan sanık ya da suça sürüklenen çocuğun yakalanmasınndan sonra hırsızlık suçunu etkilemeyen otomobil ya da motosiklete verilen zararın giderilmesi halinde, sanık ya da suça sürüklenen çocuğa ekstra indirim yapılması haksızlığa neden olacaktır. Zararın küçük ya da büyük olması sonucu değiştirmeyecektir. Aracı çalarken camı zorlayan ve belki de 8-10 TL masrafla giderilebilen zarardan dolayı çalınan eşyaya zarar vermeden çalan sanığa göre 2/3 daha az ceza verilmesi açıkça eşitsizliğe neden olacaktır.

    Kaldı ki TCK'nın 168. maddesi pişmanlık esasına dayalıdır. Sanığın pişman olması ve bu pişmanlığın sonucu olarak zararı gidermesi ya da iadeyi sağlaması gerekir. Halbuki olayımızda suça sürüklenen çocuk kolluk kuvvetlerince yakalanmıştır, rızai iade yoktur. Eşyayla ilgili zarar vs.'den hukuki yollarla kurtulması mümkün değildir.

    Aleyhine açılacak tazminat davası ya da doğrudan başvurulacak cebri icra yoluyla tahsil edilebilecek pozisyondadır. Dolayısyla suça etki etmeyen zararın giderilmesinin 168 manasında iade ya da kısmi iade sayılmayacağı açıktır. Aksi halin kabulü halinde hem ana suça teşebbüs, hem de hiçbir zarar vermeden hırsızlayanlardan 2/3 oranında daha az ceza almasına neden olacaktır. Teşebbüsde zarar giderilirse de indirim uygulanmayacak, eylemi tamamlayana teşebbüste kalana nazaran daha az ceza vermek gibi durumla karşı karşıya kalınacaktır. Bu anlayışla, otomobilin camını kırıp eylemi tamamlayamadan yakalanan sanık sonradan zararı rızaen giderse bile sadece teşebbüsten indirim alırken, otomobili çalan daha sonra binmek için camını taktıran ve aylar, hatta yıllar sonra yakalanan sanık kırılan camı taktırdığı için 2/3'e kadar indirimden yararlanmakta ve eylem tamamlanmasına rağmen neredeyse teşebbüste kalandan daha az ceza almaktadır. Ya da otomobili çalarken anahtarın yanında küçük bir çizik oluştursa pasta cila ile giderilebilecek bu çizik maddi anlamda mala zarar verme olması sebebiyle 8-10 TL masrafla yakalanmadan sonra giderilmesi halinde, çizmekten yani zarar vermeden hırsızlayana göre 2/3'e kadar az ceza almasına neden olacaktır.

    Bu sebeplerle hırsızlığın bozma nedeni yapılan 1. maddesi dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekirken TCK'nın 168. maddesinin tartışılması yönündeki bozma görüşüne iştirak etmemekteyim.



  • YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2015/2622 Karar: 2015/44569
    Tarih: 04.11.2015

    • CMK 151. Madde

    Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar İ.. S.., Ş.. T.., R.. E.. ve Ş.. Y.. savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; sanık Ş.. T.. ve savunmanı duruşma gününden usulen haberdar edildikleri halde duruşmaya gelmedikleri ve bir mazeret de bildirmedikleri anlaşılmakla, adı geçen sanık yönünden duruşmasız, diğer sanıklar İ.. S.., R.. E.. ve Ş.. Y.. yönünden duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;

    Karar: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    Ancak;

    Alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezası gerektiren yağma suçundan yargılanan sanıklar İ.. S.., Ş.. Y.. ve T.. O..’ın, hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı oturumda savunmanları hazır bulundurulmaksızın karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 150/3,, 188/1,, 289/1-e. maddelerine aykırı davranıldığı gibi, aynı Yasanın 151. maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık M.. I.. ve savunmanı ile sanık Ş.. T.. ve T.. O.. savunmanlarının temyiz dilekçelerinde, sanıklar Rıza Erkut ve Ş.. Y.. ile savunmanları Av. D.. E.., sanık İ.. S.. savunmanı Av. H.. D..'nin duruşmada ve temyiz dilekçelerinde ileri sürmüş oldukları temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanıklar İ.. S.., R.. E.. ve Ş.. Y..'ın yağma suçu yönünden duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükümlerin açıklanan nedenle “diğer yönleri incelenmeksizin” tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 04.11.2015 günü Yargıtay Cumhuriyet Savcısı'nın katıldığı oturumda sanıklar ve savunmanlarının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/32111 Karar: 2014/22637
    Tarih: 01.10.2014

    • CMK 151. Madde

    Karar: Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

    1- 5271 sayılı CMK.nun 150/2. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuk için görevlendirilen zorunlu müdafii hükmün açıklandığı 31.05.2012 günlü oturumda hazır bulundurulmaksızın, suça sürüklenen çocuk hakkında hükümlülük kararı verilmek suretiyle 5271 Sayılı CMK.nun 150, 151. maddelerine aykırı davranılması,

    2- 5275 Sayılı Yasanın 106/4. maddesi gereğince "çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez" hükmü gözetilmeden, suça sürüklenen çocuğun adli para cezasını ödemediği takdirde ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği şeklinde hüküm kurulması,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 01.10.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/26926 Karar: 2014/25818
    Tarih: 17.09.2014

    • CMK 151. Madde

    Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

    1- Hakkında mahkumiyet hükmü verilen suça sürüklenen çocukların 5271 sayılı nın aykırı olarak usulünce dinlenip ifadesi alınmadan, gıyabında, savunma haklarını kısıtlayacak şekilde hüküm kurulması,

    2- Hükmün açıklandığı oturumda 18 yaşını bitirmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk S. B.in müdafiisi bulundurulmaksızın hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 CMK'nın 151. maddesine aykırı davranılması,

    3- Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocukların 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1 maddesi uyarınca haklarında sosyal inceleme yaptırılmaması ve sosyal inceleme raporu aldırılmama nedeninin gerekçeli kararda belirtilmemesi,

    4- Suça sürüklenen çocuklar hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçu bakımından, gerekçesiz hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi,

    Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet Savcısının, suça sürüklenen çocuklar A. O. A. ve S. B. müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak bozulmasına, 17.09.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/25578 Karar: 2014/25815
    Tarih: 17.09.2014

    • CMK 151. Madde

    Hükmün açıklandığı oturumda sağır ve dilsiz olan sanığın müdafii bulundurulmaksızın hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 CMK'nın 151/1., 188/1. maddelerine aykırı davranılması,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık N. Y. ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 17.09.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/26952 Karar: 2014/25923
    Tarih: 17.09.2014

    • CMK 151. Madde

    Hükmün açıklandığı oturumda 18 yaşını bitirmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuğun müdafii bulundurulmaksızın hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 CMK'nın 151/1., 188/1. maddelerine aykırı davranılması,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk T. B. müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 17.09.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi



  • YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/26616 Karar: 2014/24928
    Tarih: 10.09.2014

    • CMK 151. Madde

    Karar: 1- Suça sürüklenen çocuğun doğum tarihinin 10.01.1994 iken 10.01.1996 olarak düzeltildiğinin anlaşılması karşısında, suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında davaya bakma görevinin 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3, 5. maddeleri uyarınca Çocuk Mahkemesine ait olduğunun gözetilmemesi,

    2- Hükmün açıklandığı oturumda 18 yaşını bitirmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuğun müdafii bulundurulmaksızın hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 CMK'nın 151. maddesine aykırı davranılması,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk G. N.'nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 10.09.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/12516 Karar: 2014/13349
    Tarih: 18.06.2014

    • CMK 151. Madde

    Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

    Karar: 1- Hüküm tarihinde 18 yaşını doldurmayan sanığın zorunlu müdafiinin hazır bulunmadığı oturumda karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 151/1, 188/1. maddeleri aykırı davranılması,

    2- Suç tarihi itibariyle sanıktan ele geçen bandrolsüz sigara yönünden 4733 sayılı yasanın 8/4. maddesi, kaçak çaylar yönünden ise 5607 sayılı yasanın 3/5. maddesi uyarınca ayrıca ceza tayini gerekirken yazılı şekilde sadece 5607 sayılı yasa uyarınca mahkumiyete hükmedilmesi,

    Kabule göre de,

    3- 5237 sayılı TCK.nun 50/3. maddesi uyarınca, fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış olup adli sicil kaydında mahkumiyeti bulunmayan ve kısa süreli olan 2 ay 15 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilen suça sürüklenen çocuk hakkındaki hapis cezasının anılan kanun maddesinin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,

    Sonuç: Yasaya aykırı, üst Cumhuriyet Savcısı, o yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğine yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2014 tarihinde (2) no'da oyçokluğu, diğerlerinde oybirliği ile, karar verildi.

    KARŞI OY

    Sanıkta yakalanan kaçak eşyaların çay ve sigara olduğu her iki ürününde 5607 sayılı kanun kapsamında olduğundan Sayın Çoğunluğun (2) nolu bozma nedenine katılmıyorum.

    Zira, yabancı menşeli sigaraların yasal olmayan yollardan yurda getirildiği için 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 3. maddesinin 5. fıkras 5. fıkrası hükmünde belirtilen eşya kapsamında olduğu Sayın Çoğunluk tarafından da kabul edilmektedir. Bu noktada bir görüş ayrılığımız bulunmamaktadır. Ancak Sayın Çoğunluk, dava konusu yabancı menşeli kaçak sigaraların, aynı zamanda 4733 sayılı Tütün Ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun 8/4. maddesi hükmünde belirtilen ürünler kapsamına da girdiğini dolayısıyla maddede tanımlanan suçu da oluşturduğunu bu durumda olayda fikri içtima bulunduğunu kabul etmiştir.

    Somut olaya uygulanması çoğunluk tarafından kabul edilen 4733 sayılı Kanunun 8. maddesinin 4. fıkras 4. fıkrası hükmü şöyledir:

    “Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ürünleri ya da taklit (…)(1) işaretleri taşıyan ürünleri ticari amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar ile ambalajları üzerinde bulunan ürün bilgileri ile bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretlerin içerdiği bilgilerin farklı olması halinde, bu ürünleri üreten veya ithal edenlere iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu fıkrada belirtilen ürünlere el konulması, muhafazası ve tasfiyesi ile bunları ihbar edenlere ve yakalayan kamu görevlilerine ikramiye ödenmesi hususlarında 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda kaçak eşya için öngörülen usuller uygulanır. Bu ürünlere el konulduğu tarihten itibaren onbeş gün içinde, numune alınarak ve gerekli tespitler yapılarak, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından imha suretiyle tasfiye kararı verilebilir.”

    4733 sayılı kanun kapsamında olan “ürünler” den maksat yerli üretilen ve yasal olarak yurda ithal edilen ürünlerdir. (bknz yukarıda 1.b) aynı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrası ile 4. fıkrası hükmü birlikte değerlendirildiğinde görüşümüzün isabetli olduğu anlaşılacaktır. Yerli üretilen ürünler ile Gümrük mevzuatına uygun şekilde yurda ithal edilen sigaralar - tütün mamulleri de dahil ürünlerin de ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret olmadan ticari amaçla bulundurması, nakledilmesi, satışa arz edilmesi veya satılması halinde bu fiiller hakkında 4733 sayılı Kanunun 8/4 maddesi gereğince işlem yapılacaktır.

    Yurda yasal olmayan yollardan giren ve bu nedenle kaçağa kaldığı kabul edilen tütün ve tütün mamulleri ise 4733 sayılı Kanunun kapsamı dışınadır. Bu nedenle söz konusu eşyaların alımı-satımı konusunda 4733 sayılı Kanunun 8/4 maddesi hükmü uygulanamayacaktır. Söz konusu ürünlerin ticari amaçla alım-satımı fiilleri hakkında ise 5607 sayılı Kanunun 3/5 maddesi ile uygun maddesine göre işlem yapılması gerekir. Somut olayımızda da bu uygulamanın yapılması gerekmektedir. 5237 sayılı nun fikri içtimaı düzenleyen 44. maddesinin olayda uygulama yeri de yoktur.

    5607 sayılı KMK nun 3/5 ve 4733 sayılı Kanunun 8/4 maddelerinde tanımlanan suçlar, ticari amaçla işlenen seçimlik hareketli suçlardır. Her iki maddedeki seçimlik hareketlere yakından baktığımızda 5607 s. KMK nun 3/5 maddesinde sayılan seçimlik hareketlerden “satın alma” fiili 4733 sayılı Kanunda seçimlik hareket olarak sayılmamıştır. Herhangi bir olayda, yabancı menşeli kaçak sigaraları - diğer tütün mamullerini ticari amaçla satan ve ticari amaçla alan kişiler, bu fiili işlerken birlikte yakalanabilirler. Sayın Çoğunluğun görüşüne göre böyle bir olayda, ticari amaçla söz konusu eşyayı satan kişi hakkında 4733 sayılı Kanunun 8/4 maddesine göre, bu eşyaları ticari amaçla satın alan kişi hakkında ise 5607 sayılı KMK nun 5/3 maddesine göre işlem yapılması gerekecektir. Var sayılan böyle bir olayda fiile konu eşya aynıdır. Satan kişi ile satın alan kişinin fiili işlemekteki amaçları da aynıdır. Fiilden aynı sonucu yani haksız kazanç elde etmektedirler. İşlenen fiilin toplumda meydana getirdiği olumsuz sonuçtan her iki sanık da aynı derecede sorumludur. Böyle bir durumda satan kişiye daha fazla, satın alan kişiye daha az ceza verilmesi ceza adaleti ve hakkaniyetle bağdaşmayacaktır.

    Yukarıda açıkladığım gerekçelerle sanık da yakalanan sigaralarda 5607 sayılı kanun kapsamında olduğundan kaçak çaylar ile birlikte 5607 sayılı kanuna muhalefet suçundan tek ceza tayini gerektiğini düşündüğümden Sn. Çoğunluğun (2) nolu bozma nedenine katılmıyorum.



  • YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/21722 Karar: 2014/19238
    Tarih: 28.05.2014

    • CMK 151. Madde

    Hükmün açıklandığı oturumda 18 yaşını bitirmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuğun müdafii bulundurulmaksızın hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 CMK'nın 151/1. maddesine aykırı davranılması,

    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk M. Ö. müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı tebliğnameye uygun olarak bozulmasına, 28.05.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY CEZA GENEL KURULU
    Esas: 2014/6-214 Karar: 2014/383
    Tarih: 16.09.2014

    • CMK 151. Madde

    Sanıklar hakkında 3 ayrı iddianame ile yağma, yağma suçuna teşebbüs ve bu suçlara iştirak suçlarından açılan kamu davalarının birleştirilmesi ile yapılan yargılama sonucunda, sanık M. C. Ç.'nun mağdur A. K.'e karşı gerçekleştirmiş olduğu yağma suçuna teşebbüs eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun 149/1-a, f ve 35. maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay hapis, sanıklar M. U. ve S. A. A.'ın mağdur A. K.'e karşı gerçekleştirmiş oldukları yağma suçuna teşebbüs eylemi nedeniyle aynı kanunun 149/1-a, f, 35, 39. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis, sanıklar H. Ç. ve S. Ç.'nun 07.06.2001 tarihinde mağdur M. A.'a karşı gerçekleştirmiş oldukları yağma suçuna teşebbüs eylemi nedeniyle aynı kanunun149/1-a, f ve 35. maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay hapis, sanık B. G.'ün 07.06.2001 tarihinde mağdur M. A.'a karşı gerçekleştirmiş olduğu yağma suçuna teşebbüs eylemi nedeniyle aynı kanunun 149/1-a, f, 35, 39. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis, sanık M. C. Ç.'nun 14.08.2001 tarihinde mağdur M. A.'a karşı gerçekleştirmiş olduğu yağma eylemi nedeniyle aynı kanunun 149/1-a, f maddesi uyarınca 13 yıl hapis, sanık M. M.'ın 14.08.2001 tarihinde mağdur M. A.'a karşı gerçekleştirmiş olduğu yağma eylemi nedeniyle aynı kanunun 149/1-a, f ve 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis, sanıklar M. K. ve D. B.'ün 14.08.2001 tarihinde mağdur M. A.'a karşı gerçekleştirmiş oldukları yağma eylemi nedeniyle aynı kanunun 149/1-a, f, 35, 39. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.02.2012 gün ve 72-20 sayılı hükmün sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 25.12.2013 gün ve 30041-25758 sayı ile;

    "... Sanıklar M. M., M. K., S. A. A. ve B. G.'e yüklenen yağma suçlarının gerektirdiği cezanın alt sınırı bakımından 5271 sayılı CMK'nun 150/3. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısının esasa ilişkin görüşünü bildirdiği ve hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı son oturumda bu sanıklar yönünden savunmanları hazır bulundurulmadan hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK'nun 150/3,, 151/1,, 188/1, 289/1-e maddelerine aykırı davranılması ve savunma haklarının kısıtlanması...",

    İsabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

    Yerel mahkemece ilgililer duruşmadan haberdar edilmeden 15.01.2014 gün ve 1-6 sayı ile; Cumhuriyet savcısının bozma ilamı konusunda yazılı görüşü alındıktan sonra önceki kararda direnilmesine karar vermiştir.

    Bu hükmünde sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “bozma” istekli 02.04.2014 gün ve 94120 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

    Karar: Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yağma suçundan sanıklar M. M., S. A. A., M. K. ve B. G.'ün müdafileri hazır bulundurulmaksızın mahkumiyet kararı verilmesinin bozma nedeni yapıldığı durumda, aynı suçtan diğer sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesinin yapılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin ise de, bozmadan sonra yapılan yargılamada, sanıklar ile müdafilerinin bozma kararına karşı diyeceklerinin tespiti için duruşmadan haberdar edilmesi gerekliliğine uyulup uyulmadığı hususunun, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca ön sorun olarak ele alınması gerekmektedir.

    İncelenen dosya kapsamından;

    Özel Dairenin bozma kararı üzerine yerel mahkemece 13.01.2014 tarihli tensip tutanağı ile dosyanın mütalaa için Cumhuriyet savcılığına gönderildiği ve duruşmanın 15.01.2014 tarihine ertelendiği, 15.01.2014 günü de sanık ve müdafileri duruşmadan haberdar edilmeden direnme kararı verildiği,

    Anlaşılmaktadır.

    1412 sayılı 5320 sayılı Kanununun 8. maddesi5320 sayılı Kanununun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326. maddesinde; “Yargıtay’dan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.

    Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir” hükmü yer almaktadır.

    Bu hüküm gereğince, bozma kararı sanık lehine olsa dahi bozmadan sonra yapılan yargılamada yerel mahkemece sanık, katılan ve varsa müdafii ve vekillerine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ olunmalı, duruşma gününden haberdar olmaları sağlanmalıdır. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere, tebligat yapılamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen sanığın duruşmaya gelmemesi halinde, verilecek cezanın bozmaya konu olan cezadan daha ağır olmaması halinde yargılamaya devam olunarak bir karar verilmelidir.

    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

    Yerel mahkemece bozma ilamından sonra sanıklar ve müdafileri duruşmadan haberdar edilmeksizin, Cumhuriyet savcısının yazılı görüşü alındıktan sonra önceki kararda direnilmiştir. Sanıklar ve müdafilerinin duruşmadan haberdar edilerek duruşmada savunma yapma hakkı tanınmaması, savunma hakkının sınırlandırılması niteliğinde olup 1412 sayılı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326/1. maddesine aykırıdır.

    Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle tespit edilen bu usul hatası nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.

    Sonuç: Açıklanan nedenlerle;

    1- Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.01.2014 gün ve 1-6 sayılı direnme hükmünün, öncelikle tespit edilen bu usul hatası nedeniyle BOZULMASINA,

    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2014 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.