CMK Madde 145



  • İfade veya Sorgu İçin Çağrı

    CMK Madde 145

    (1) İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla getirileceği yazılır.



  • CMK Madde 145 Gerekçesi

    Maddenin saptadığı ilke, ifadesinin alınması veya sorgusunun yapılması için, kişinin davetiye ile çağrılmasıdır. Ancak madde, kişi gelmezse zorla getirilebileceğinin davetiye yazılabilmesini de öngörmektedir.



  • CMK 145. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/18640 Karar : 2018/4961
    Tarih : 24.04.2018

    • CMK 145. Madde

    Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;

    1-Mahkemece duruşma açılarak, taraflar çağrılıp, CMK'nın 231. maddesine uygun olarak geri bırakılan hükmün açıklanması gerektiği gözetilmeden, duruşma yapılmakla birlikte, suça sürüklenen çocuğun, 04/10/2013 ve 26/12/2013 tarihli celselerde, avukat eşliğinde savunma yapmak istediğine dair beyanı karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından önce atanan zorunlu müdafiinin görevinin devam ettiği gözetilerek, ihbardan sonra yapılan kovuşturmada, suça sürüklenen çocuk müdafiine usulüne uygun şekilde duruşma gününün bildirilmesinden sonra yargılamaya devam edilerek hükmün açıklanması gerektiği gözetilmeden ve suça sürüklenen çocuk için 5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca zorunlu olarak görevlendirilen müdafii, hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmadan hüküm kurularak aynı Kanun'un 188/1. maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

    2-Müştekinin işyerinden 19,45 TL bozuk para ve bir adet sütlacın çalındığı olayda, suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm kurulurken, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle TCK'nın 145. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediği tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,

    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 24/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2007/8737 Karar : 2007/8807
    Tarih : 15.11.2007

    • CMK 145. Madde

    Fuhuş için başkasına kadın tedarik etme ve pasaportta tahrifat suçlarından sanık Margaretta'nın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; atılı suçlardan mahkumiyetine dair (Fatih Beşinci Asliye Ceza Mah-kemesi)'nden verilen 01.03.2006 gün ve 2005/1605 Esas, 2006/143 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığı`ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

    Sanığın Moldovya uyruklu olup, 27.03.2002 tarihinde sınır dışı edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, öncelikle vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında suçluların iadesi ve yargılanmasına ilişkin anlaşma bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre gerektiğinde istinabe yoluyla iddianame okunup savunmasının alınması sağlanmadan hüküm kurulmak suretiyle CMK`nın 145 ve devamı maddelerine muhalefet edilmesi,

    Sanığa ait nüfus kaydı temin edilmeden üzerinde tahrifat yapıldığı iddia edilen pasaport evrakı ile yetinilmesi,

    Kabule göre de;

    5252 sayılı Yasa'nın 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi ve tüm bunların gerekçelerine de yer verilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

    Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasa`nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2008/13725 Karar: 2011/57387
    Tarih: 22.11.2011

    • CMK 145. Madde

    1- Hakkında kullanmak için uyuşturucu bulundurmak suçundan dava açılan sanığın savunması alınmadan hüküm kurulmak suretiyle CMK'nın 145,, 147, 191 inci maddelerine aykırı davranılması,

    2- Hükme dayanak alınan ve fotokopi niteliğinde olan hazırlık evrakının, aslına uygunluğunun onaylanması gerektiğinin gözetilmemesi,

    Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 22.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2009/6183 Karar: 2009/16651
    Tarih: 02.11.2009

    • CMK 145. Madde

    Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık B. A.’ın 3167 sayılı Kanun’un uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin T. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2008 gün ve 2008/317 esas, 2008/552 karar sayılı hükmüne karşı Yüksek Adalet Bakanlığı’nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 09.03.2009 gün ve 2419/13141 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 01.04.2009 gün ve 2009/72044 sayılı tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:

    Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, <Dosya kapsamına göre, sanığın sabıka kaydında yer alan ilamlardan hangisinin tekerrüre esas alındığı belirtilmeden ve söz konusu ilamların kesinleşme ve infaz tarihlerini gösterecek şekilde onaylı birer örneği celbedilmeden, sanığın mükerrir olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,

    Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22.12.2008 tarihli ve 2008/17373-19216 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, atılı suç yönünden yapılan yargılamada; aynı suçtan mükerrir olmayan sanıklara, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 195. maddesinde belirtilen açıklamanın yer aldığı duruşma çağrı kağıdının, Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilerek, duruşma gününden ve gelmese bile yokluğunda duruşma yapılacağından haberdar edilmesi ve bu tebligata karşın duruşmaya gelmemesi durumunda da yokluğunda duruşma yapılarak hüküm kurulması; aynı suçtan mükerrir olan sanıklar yönünden ise, 5271 sayılı Kanun’un 145. maddesinde belirtilen açıklamanın yer aldığı davetiye tebliğ edilerek ve tebligata karşın duruşmaya gelmemesi halinde 146. madde uyarınca zorla getirilerek sorgusunun yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın sorgusu yapılmadan hakkında hapis cezasına hükmedilmesinde,

    İsabet görülmemiştir.> denilerek, anılan hükmün bozulması istenmiştir.

    Sonuç: Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17.04.2009 tarihli ve 4767/23839 sayılı yazıları ekindeki, aynı Mahkemenin 24.03.2009 tarihli yazılarında, katılan vekilinin 13.03.2009 tarihli dilekçesi ile sanık hakkındaki şikâyetten vazgeçildiğinin belirtilmiş olması karşısında, 3167 sayılı Kanunun 16c maddesinin 4. fıkras 4. fıkrası hükmü gözetilerek gereğinin takdir ve değerlendirilmesi için dosyanın incelenmeksizin Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına TEVDİİNE, 02.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2007/11353 Karar: 2009/7393
    Tarih: 14.04.2009

    • CMK 145. Madde

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, baş­vurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tu­tanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme­de başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

    Ancak;

    1- Sanığa yüklenen suçların 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesi uyarınca uzlaştırma kapsamında kal­ması karşısında; kovuşturmanın ön koşulu olarak öncelikle 5271 sayılı CMK'nın 253, 254. maddeleri uyarınca uzlaştır­ma işlemi yapılması, anılan işlemin başarısızlıkla sonuçlan­ması durumunda yargılamaya devam edilerek sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun saptanması gerektiğinin gözetil­memesi,

    2- Görevli Mersin Çocuk Mahkemesinde 5271 sayılı CMK'nın 145 ve devamı maddelerince sanığın sorgusu yapılma­dan, görevsizlik kararı veren Mersin 4. Asliye Ceza Mahkeme­sinde yapılan sorgusu ile yetinilerek karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 191. maddelerine aykırı davranılması,

    Sonuç: Yasaya aykırı ve suça sürüklenen H. B. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerin­de görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırıl­mak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesi­ne, 14.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2006/7741 Karar: 2006/15580
    Tarih: 26.09.2006

    • CMK 145. Madde

    Kasten yaralama suçundan şüpheli hakkındaki soruşturma evresi sırasında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 145, 146. maddeleri uyarınca zorla getirilmesine yönelik Adana C. Başsavcılığının talebinin, anılan maddeler gereğince C. Savcısının zorla getirme yetkisi bulunduğu ve bu hususta mahkeme kararı gerekli olmadığından bahisle reddine dair Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.06.2006 tarihli ve 2006/1138 müt.sayılı kararına karşı vuku bulan itirazın reddine ilişkin Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2006 tarihli ve 2006/149 müt. sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 10.07.2006 gün ve 31720 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak kesinleşen kararına ilişkin dava dosyası C. Başsavcılığının 10.08.2006 gün ve 2006/172413 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;

    Mezkûr İhbarnamede;

    Dosya kapsamına göre, mülga 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun C. Savcısının yetkilerini düzenleyen 154. maddesinin karşılığını oluşturan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161. maddesinde zorla getirme kararı verme yetkisine, yer verilmediği gibi, aynı Kanunun 146.maddesinde de bu konuda C. Savcısına yetki verilmediği nitekim, şüphelinin zorla getirilmesini düzenleyen 146. maddesinin 4.fıkras 4.fıkrasında yetkiyi kullanacak olan hakim ve mahkeme gibi makamlar bakımından "çağıran tabiri kullanılmış iken, açıklamalı davetiye üzerine şüpheliyi getirtmesi gereken C. Savcısı yönünden ise "isteyen" kelimesinin kullanıldığı, böylece kanun koyucunun, şüphelinin zorla getirilmesi maksadıyla C. Savcısının yetkili hakimden "istemde" bulunmasını öngördüğünün anlaşıldığı, diğer taraftan 5271 sayılı Kanun'un 142.maddesinde de hakim tarafından yapılması gereken soruşturma işlemlerinin, bu işlemin yapılacağı yer sulh ceza hakiminden istenileceği hükmünün yer aldığı cihetle, anılan Kanun'un 145.maddesi uyarınca sanığa çağrı yapılamadığının anlaşılması karşısında, şüphelinin zorla getirilmesi için mahkemece zorla getirme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulmadı" lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak, ihbar olunmuştur.

    Gereği düşünüldü:

    KARAR VE SONUÇ : Kanun yararına bozma istemindeki düşünce, dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden Adana 8.Asliye Ceza Mahkemesinden itiraz üzerine verilip kesinleşen 06.06.2006 gün ve 2006/149 müteferrik sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4. fıkras 4. fıkrasının ( b )bendi uyarınca BOZULMASINA, gereği için dosyanın mahalline gönderilmesine, 26.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.