CMK Madde 88



  • Yeni Doğanın Cesedinin Adlî Muayenesi veya Otopsi

    CMK Madde 88

    (1)Yeni doğanın cesedi üzerinde adlî muayene veya otopside, doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşam bulgularının varlığı ve olağan süresinde doğup doğmadığı ve biyolojik olarak yaşamını rahim dışında sürdürebilecek kadar olgunlaşmış olup olmadığı veya yaşama yeteneği bulunup bulunmadığı saptanır.




  • CMK Madde 88 Gerekçesi

    Madde, yeni doğanın adlî muayenesi ve otopsisi hakkında özel hüküm getirmekte ve araştırılacak hususları belirtmektedir: Bunlar, yeni doğanın yaşayıp yaşamadığı, vaktinde doğup doğmadığı, yaşama yeteneği, doğumdan sonra yaşama süresi ve ölüm zamanı ile ölüm nedenlerini kapsamaktadır.

    Yeni doğanın cesedi üzerinde yapılacak adlî muayene veya otopsi işleminin amacı çocuğun doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşayıp yaşamadığını, yaşam bulgularının var olup olmadığını veya biyolojik olarak ananın bedeni dışında yaşamını sürdürüp sürdüremeyeceğini saptamaktır yani yaşama yeteneğini taşıyıp taşımadığını belirlemektir. Demek oluyor ki, Tasarının bu maddesi ile getirilen bir başka yenilik, yeni doğanın yaşama hakkının bir belirtisi olarak, klâsik adlî muayene veya otopsi işlemlerinin yapılmasından beklenen amacın ötesinde, ananın bedeni dışında yaşamının olgunlaşıp olgunlaşmadığının veya yaşama yeteneğinin bulunup bulunmadığının da saptanmasının zorunlu hâle getirilmesidir.



  • CMK 88 (Yeni Doğanın Cesedinin Adlî Muayenesi veya Otopsi) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2012/1000 Karar: 2012/18844
    Tarih: 01.11.2012

    • CMK 88. Madde

    • Yeni Doğanın Cesedinin Adlî Muayenesi veya Otopsi

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    Ancak;

    I- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.01.2009 gün ve 2008/6-203-2009/3 sayılı kararında belirtildiği gibi, nitelikli yağma suçunu yaptırıma bağlayan, 5237 sayılı TCY'nın 1 inci fıkrasının (d) bendinde <Yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde> ibaresine yer verilip ayrıca <eklentiden> bahsedilmemesi nedeniyle, suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen 5237 sayılı TCY'nın 3 üncü fıkrasındaki; <Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.> hükmü uyarınca, konut eklentisi sayılan, apartman merdiveninde gerçekleştirilen yağma suçunun, 5237 sayılı TCK'nın 149/1 inci madde ve fıkrasının (d) bendi kapsamında kabulü olanaklı olmadığı gözetilmeden, ayrıca anılan bent ile uygulama yapılması,

    II- Sorgusunun yapılabilmesi için hakkında yakalama emri verilen sanık F. F.'ın 23.05.2006 tarihinde yakalanması üzerine kovuşturmayı yapan mahkemeye sevk edildiği ve günsüz olarak duruşma açılıp sorgusunun yapıldığı bu oturumda Cumhuriyet Savcısı hazır bulundurulmayarak 5271 sayılı CMK'nın 88 inci maddesine muhalefet edilmesi,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar V. Ş., H. B. ve F. F. savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.11.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.