Komşunun çocuğu arabamıza taş atması tazminat ve ceza sorumluluğu



  • Merhaba;
    Arabamiz site icinde park halindeyken bir daireden arabamiza taslar inmeye başladi. Arabamizda ciddi hasarlar olustu. Şahidimiz de vardi ancak bir sure sonra telefonlarimizi acmamaya basladi. Suclu olan dairedekiler hem inkar etmeye hem de bizi suclamaya basladi. Biz polise ifademizi verdik ancak bir sey cikmayacagi izlenimini biraktilar. Bizim bu konuda yapabilecegimiz hicbir sey yok mu?



  • Başkasının malına kasten zarar vermek TCK m.151 gereği suçtur. Ancak, zarar verenin yaşı 12’den küçükse; çocuğun cezai ehliyeti yoktur. Cezai ehliyeti olmasa bile MK m.369 gereği anne/ babanın “ev başkanı” sıfatıyla tazminat sorumluluğu vardır.

    Ayrıca azmettirme sözkonusuysa azmettiren anne babanın da mala zarar verme suçu nedeniyle cezai sorumluluğu vardır.

    Mala Zarar Verme Suçunun Cezası

    5237 sayılı TCK m.151
    Mala zarar verme

    (1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

    Küçük Çocuğun Mala Zarar Vermesi Halinde Tazminat Sorumluluğu

    4721 Sayılı Medeni Kanun (MK)

    MK m.369
    II. Sorumluluk

    Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.

    Çocuğun Verdiği Zarardan Ev/Aile Başkanının Sorumluluğu Yargıtay Kararı

    Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
    Esas : 2016/9883
    Karar : 2017/16856
    Tarih : 30.11.2017

    • Ev/Aile Başkanının Tazminat Sorumluluğu
    • Görevli Mahkeme

    Uyuşmazlık, velayet altındaki küçüğün, üçüncü kişilere zarar vermesi halinde bu zararın tazmini için açılan tazminat davasında hangi mahkemenin görevli olduğu noktasında toplanmaktadır.

    4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Sorumluluk" başlığını taşıyan 369. maddesinde aynen; "Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur. Ev başkanı, ev halkından akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunanların kendilerini ya da başkalarını tehlikeye veya zarara düşürmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Zorunluluk halinde gerekli önlemlerin alınmasını yetkili makamdan ister." hükmünü içermektedir.

    Görüldüğü üzere, ev başkanı ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.

    Maddenin açık ifadesinden de anlaşıldığı gibi, üçüncü kişilere verdikleri zararla ev başkanını sorumluluk altına sokanlar; küçük, kısıtlı ve akıl hastalığı veya akıl zayıflığı olan kimselerdir. Eş söyleyişle, ev başkanının MK.369/1'den doğan bu sorumluluğu, her şeyden önce şahıs itibariyle sınırlı olup, sadece küçük ve kısıtlıların haksız davranışları ile başkalarına verdikleri zararlardan sorumludur.

    Bu nedenledir ki, ev başkanı özen ve gözetim görevini yerine getirmemesinden dolayı üçüncü kişilerin uğradığı zararı tazminle sorumludur ve bu sorumluluk hukuksal nitelikçe kusursuz sorumluluktur. Dolayısıyla, ev başkanının bu sorumluluktan kurtulabilmesi ancak, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle küçüğü gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmesi ile mümkündür.

    Tüm bu açıklamalar göstermektedir ki, ev başkanının sorumluluğu yasal dayanağını Türk Medeni Kanunu’nun Aile Hukukunu düzenleyen ikinci kitabında yer alan 369. maddeden almakta; aynı zamanda hukuksal nitelikçe de aile hukuku hükümleriyle sıkı sıkıya bağlantılı bulunmaktadır.

    Sorumluluğun kaynağı böylece ortaya konulduktan sonra yargılama yöntemi ve dolayısıyla da göreve ilişkin düzenlemeler irdelenmelidir.

    Aile mahkemelerinin kuruluşu, görevi ve yargılama usulleri; 4787 sayılı “Aile Mahkemesinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun” ile düzenlenmiş ve Kanunun 1.maddesinde “Amaç ve Kapsam” başlığı altında; “Bu Kanunun amacı, aile mahkemelerinin kuruluş, görev ve yargılama usullerini düzenlemektir. Bu Kanun, aile hukukundan doğan dava ve işleri görmek üzere kurulan aile mahkemelerine dair hükümleri kapsar.” Hükmüne; Yine 4.maddesinde de “Aile Mahkemelerinin Görevleri” başlığı altında Aile mahkemelerinin gördüğü dava işler belirtilmiştir.

    4721 sayılı Kanunun 369. maddesi, Kanunun ikinci kitabının ikinci kısmında yer almakla, bu maddeye dayalı aile hukukundan doğan uyuşmazlıkların çözümü de “Aile Mahkemeleri”nin görev alanına girmektedir.



  • @avukat-baran-doğan bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim.