CMK Madde 64



  • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    Madde 64

    (1) (Değişik: 3/11/2016-6754/43 md.) Bilirkişiler, bölge adliye mahkemelerinin yargı çevreleri esas alınmak suretiyle bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilir. Ancak, kendi bölge listesinde ilgili uzmanlık alanında bilirkişi olmasına rağmen, diğer bir bölgedeki bilirkişinin, görevlendirme yapılan yere daha yakın bir mesafede bulunması durumunda, bu listeden de görevlendirme yapılabilir.

    (2) (Değişik: 3/11/2016-6754/43 md.) Bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık dalında bilirkişi bulunmaması hâlinde, diğer bölge kurullarının listelerinden, burada da bulunmaması hâlinde, Bilirkişilik Kanununun 10 uncu maddesinin (d), (e) ve (f) bentleri hariç birinci fıkrasında yer alan şartları da taşımak kaydıyla listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilir. Listelerin dışından görevlendirilen bilirkişiler, bölge kuruluna bildirilir. (1)

    (3) Kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler öncelikle atanırlar.Ancak kamu görevlileri, bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak atanamazlar.

    (4) (Mülga: 3/11/2016-6754/43 md.)

    (5) Listelere kaydedilen bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulu veya bulunduğu yer il adlî yargı adalet komisyonu huzurunda "Görevimi adalete bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsızlıkla yerine getireceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." sözlerini tekrarlayarak yemin ederler. Bu bilirkişilere görevlendirildikleri her işte yeniden yemin verilmez. (2)

    (6) Listelerde yer almamış bilirkişiler, görevlendirildiklerinde kendilerini atamış olan merci huzurunda yukarıdaki fıkrada öngörülen biçimde yemin ederler. Yeminin yapıldığına ilişkin tutanak hâkim veya Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi ve bilirkişi tarafından imzalanır.

    (7) Engel bulunan hâllerde yemin yazılı olarak verilebilir ve metni dosyaya konulur. Ancak bu hâle ilişkin gerekçenin kararda gösterilmesi zorunludur. Bilirkişiliği kabul yükümlülüğü Madde 65 – (1) Aşağıda belirtilen kişi veya kurumlar, bilirkişilik görevini kabul etmekle yükümlüdürler:

    a) Resmî bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve 64 üncü maddede belirtilen listelerde yer almış bulunanlar.

    b) İncelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler.

    c) İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar.




  • CMK Madde 64 Gerekçesi

    Madde, esas itibarıyla bilirkişi olarak kimlerin atanabileceklerini göstermektedir. Aslında bilirkişi bir sanat adamı, bir uzmandır. 63 inci madde ne gibi hâllerde bilirkişi atanacağını gösterirken dolayısıyla bilirkişinin niteliğini de göstermiştir: Bilirkişi özel bir bilgiye veya teknik bilgiye sahip bulunan bir kişi ve genellikle bir teknisyendir. Ancak teknisyen olmak bilirkişinin tanımı için yeterli değildir. Zira bilirkişi yalnız bir saptama değil aynı zamanda bir takdirde bulunacak, bir değerlendirme de yapacaktır. Bu itibarla bilirkişinin bilgi ve teknik alanında belirli bir deney sahibi olmuş kişilerden seçilmesi ve bu bakımdan adlî otoritenin, bir tür tasvibini (agrément) elde etmiş bulunması gerekir. İşte bu nedenle madde birinci fıkrasında her yıl il adlî yargı adalet komisyonlarınca bir liste hazırlanmasını ve yukarıda belirtilen niteliklere sahip bilirkişilere bu listede yer verilmesini uygun görmüştür. Madde listelerin meydana getirilmesi ve listelerde yer verilenlerin, listelerden çıkarılmaları hususundaki esas ve usullerin, Adalet Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikte belirlenmesini uygun görmüştür.

    Bilirkişiler ilke olarak bu listelerde yer alan kişiler arasından seçileceklerdir: Listelerde gerçek ve tüzel kişilere yer verilecektir. Üçüncü fıkrada bilirkişi olarak bir tüzel kişi seçildiğinde (Örneğin bir araştırma veya muhasebe şirketi gibi) incelemeyi yapacak kişi veya kişilerin isimleri atayan mercie bildirilecek ve bunlar yargı merciinin onayından sonra işlerine başlayacaklardır; onaylanmadıklarında ise istem olursa yeniden isim bildirebileceklerdir. Böylece madde, çok yerinde olarak bilirkişilerin, önceden bir elemeden geçirilerek atanmalarına olanak sağlamış bulunmaktadır; bu suretle bilirkişilik kurumuna disiplin sağlanması ile kalınmayacak ayrıca bilirkişinin hâkim gibi görev yapması da önlenmiş olacaktır.

    Sistem esasta böylece işleyecektir; ancak, işin özelliği gereği listeye dahil olmayanlar arasından da bilirkişi atanması gerekebilir. Bu ihtiyacı karşılamak üzere de maddenin ikinci fıkrasında, istisnaî olarak ve gerekçesi de gösterilmek suretiyle, listelere girmeyenler arasından da bilirkişi seçilebilmesi olanağı tanınmıştır. Diğer yandan kanunların özel olarak görevlendirdiği resmî bilirkişiler varsa bunlar öncelikle atanacaklardır. Ancak yetkili merci sunulan görüş veya oydan tatmin olmazsa listeden ve liste dışından yeni bilirkişi atayabilecektir.

    Maddenin beşinci ve izleyen fıkralarında bilirkişilerin yemin şekli, ne suretle yemin edecekleri, yemini saptayan tutanağın nasıl düzenleneceği gösterilmiştir.

    Cumhuriyet savcısı ve hâkimler, yalnız bulundukları il bakımından yapılmış listelerden değil ve fakat diğer illerde oluşturulmuş listelerden de bilirkişi seçebilirler.



  • CMK 64 (Bilirkişi Olarak Atanabilecekler) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2016/6355 Karar: 2016/23723
    Tarih: 21.12.2016

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

    KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

    1- ) Suça konu orman emvalinin yerleşim yeri içerisinde, birbirine yakın mesafede bulunan evlerin arasında bulunan yolun kenarına atılmış halde bulunması, alanda sanığın evinin yanında başka evlerin de bulunması, emvalin bulunduğu yerin fotoğraflarının incelenmesinde sanığın hakimiyet alanında olmadığının açık şekilde anlaşılması, sanığın emvali kestiğine dair delil olmaması ve yapılan keşif ve alınan rapor ile fotoğraflara göre yolun yanında olan emvalin başkası tarafından buraya konulmuş olma ihtimalinin de bulunması nedeni ile sanığın subut bulmayan atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    Kabule göre de;

    a- ) Keşifte dinlenen mahalli bilirkişilere yeminlerinin yaptırılmaması suretiyle CMK'nın 64/6. maddesine aykırı davranılması,

    b- ) Adli para cezalarının ertelenemeyeceği gözetilmeden, sanık hakkında hükmedilen 8 gün karşılığı 160 TL adli para cezasının da ertelenmesine karar verilmesi,

    c- ) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde vekalet ücreti, maktu ve nisbi olmak üzere belirlenmiştir.

    Maktu vekalet ücreti, davanın konusunun para olmadığı veya para ile ölçülemediği hallerde belirlenen ücret, nisbi vekalet ücret ise davanın konusunun para olması veya para ile ölçülebilir olması halinde bu değer üzerinden belirlenen ücrettir.

    5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 365/2. maddesinin 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 365/2. maddesinin aksine ceza davalarında şahsi hak talebi halinde mahkemece bu hususta da karar verilmesi gerektiği yolunda bir düzenleme bulunmaması ve 6831 Sayılı Orman Kanunu'nun 112,, 113, 114. maddeleri hükümleri karşısında; davada kendisini vekille temsil ettiren katılan idare lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrıca müsaderesine karar verilen emval değeri üzerinden nisbi vekalet ücretine de hükmedilmesi,

    SONUÇ : Kanuna aykırı ve katılan vekili, sanık ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 21.12.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/28221 Karar: 2014/23642
    Tarih: 16.10.2014

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    1- Duruşmada okunduğu belirtilmesine rağmen sanığın nüfus ve sabıka kaydının dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmakla, yabancı uyruklu olan sanığın İnterpol aracılığı ile nüfus ve sabıka kayıt örneği getirtilmeden mahkumiyetine karar verilmesi,

    2- Yabancı uyruklu olan sanığın dinlenmesi sırasında tercüman olarak bilgisine başvurulan R.'un İl Adli Yargı Adalet Komisyonu tarafından düzenlenen listede yer alan bilirkişiler arasından atanıp atanmadığının belirtilmemesi ve anılan listede yer alan bilirkişiler arasından atanmamış ise yeminin yaptırılmaması, yaptırılmış ise buna ilişkin tutanağın dosyaya konulmaması suretiyle 5271 Sayılı CMK'nın 63., 64. maddelerine aykırı davranılması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı bozulmasına, 16.10.2014 tarihinde oy birliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2012/15378 Karar: 2014/2688
    Tarih: 12.03.2014

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

    Raporu hükme esas alınan bilirkişinin İl Adli Yargı Adalet Komisyonlarınca oluşturulan listedeki bilirkişiler arasından seçilip seçilmediği bu listeler dışından seçildiyse gerekçesi atama kararına yazılmadan seçilen bilirkişinin suç tarihlerinde suçun işlendiği kamu kurumunda görevli olup, soruşturma kapsamında tanık olarak beyanına başvurulmuş bulunması gözetilmeden ve yöntemince yeni bir bilirkişi raporu da aldırılmadan söz konusu bilirkişiden soruşturma aşamasında alınan raporla yetinilerek hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 64. maddesine muhalefet edilmesi,

    Kabule göre de;

    Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 92. maddesindeki "Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşlerine Ait Yönetmeliğin, bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümleri adli yargı ilk derece ceza mahkemeleri yazı işlerinde de uygulanır.” şeklindeki düzenleme gözetilerek, mübaşirlerin parasal konulara ilişkin hukuki statülerini düzenleyen Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliğinin 16/1. maddesindeki "Tutanak yazıcıları, mübaşirler bir muamelenin yapılması için ödenmesi gerekli harç ve masrafları iş sahiplerinden alamazlar" hükmü ve aynı Yönetmeliğin 17. maddesinde ise "Harç ve yargılama masraflarının tahsili işi kendisine verilmiş olan kalem şefi (yazı işleri müdürü) veya muavini vazife sebebiyle yerlerinden ayrıldıkları zaman iş sahiplerinin beklememesi için tedbir alırlar, bu tedbirleri reis veya hakimin tasvibine arz ederler." hükmü karşısında eylemin zincirleme şekilde TCK'nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

    Kanuna aykırı, O yer C. Savcısı ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.03.2014 tarihinde oy birliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/7340 Karar: 2014/737
    Tarih: 22.01.2014

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

    1- Suça sürüklenen çocuğun aşamalarda, yakalanan at ve akaryakıtın kendisine ait olmadığını savunması karşısında, tutanak tanıkları dinlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,

    2- Sosyal inceleme raporu düzenleyen bilirkişi F. Ö.'ün kimlik tespiti yapılmadan ve yemini yaptırılmadan 5271 sayılı CMK'nun 64. maddesine aykırı davranılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,

    3- Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında 5275 sayılı yasanın 106/4. maddesine aykırı olarak adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrilmesine karar verilmesi,

    Yasaya aykırı, suça sürüklenen çocuk ve o yer cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 22.01.2014 günü oy birliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2012/27613 Karar: 2013/15288
    Tarih: 10.06.2013

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    KARAR : Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    Ancak;

    1- ) Sanık S. A. yönünden, fiilin suç oluşturmaması sebebiyle derhal beraat kararı verilmesi dışında, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda sanığın sorgusu yapılıp savunması saptanmadan beraat kararı verilemeyeceği gözetilmeden 5271 Sayılı C.M.K.nun 193/son maddesine yanlış anlam verilerek anılan Kanunun 191 ve 147. maddeleri gereğince sanığın sorgusu yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

    2- ) Raporu hükme esas alınan ve İl Adli Yargı Adalet Komisyonu tarafından düzenlenen listede yer alan bilirkişiler arasından atanıp atanmadığı belirtilmeyen bilirkişinin kimliğinin tespit edilerek yeminin yaptırıldığı tutanağın hakim tarafından imzalanmaması suretiyle C.M.K.nın 219. maddesine aykırı davranılması ve 16.08.2008 tarihli yemin tutanağında, adliye personeli olduğu belirtilen bilirkişinin hangi konuda görevlendirildiğinin ve o konuda teknik bilgisinin olup olmadığı tespit edilmeden 5271 Sayılı C.M.K.nun 64/1, 66/1. maddelerine aykırı davranılması,

    SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 10.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2011/11971 Karar: 2012/16303
    Tarih: 28.06.2012

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    Katılanların iki ayrı grup olarak ve iki ayrı vekille temsil edilmeleri karşısında her bir grup katılanlar lehine ayrı vekalet ücreti tayini yerine tek vekalet ücreti tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

    Sanığın nüfusa kayıtlı olduğu köyün mahallinde gerekçeli karara ilavesi mümkün görülmüştür.

    22.03.2008 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında bilirkişi tayin edilen Dr. T. N. Ö.n'e usulüne uygun yemin yaptırılmayarak 5271 sayılı CMK'nın 64/6. maddesine muhalefet edilmesi,

    Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28.06.2012 tarihinde oyçokluğuyla, karar verildi.

    MUHALEFET ŞERHİ

    Üç kişinin ölümüne sebep olmaktan hakkında dava açılan sanığın mahkumiyetini inceleyen dairemiz “22.03.2008 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında bilirkişi tayin edilen Dr. T. N. Ö.’in kimliğinin tespit edilip, usulüne uygun yemini yaptırılmayarak 5271 sayılı CMK’nun 64/6.maddesine muhalefet edilmesi” gerekçesiyle kararı bozmuştur. Kararın bu sebepten dolayı bozulmaması gerektiğini düşündüğümüzden dolayı sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.

    22.03.2008 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında bilirkişinin kimliği ve yemini yaptırılmadığı doğru, ancak bu tutanak bildiğimiz anlamda bir otopsi tutanağı değil. Bu tutanak incelendiğinde bilirkişi Doktor T. N. Ö.n’in Manisa Devlet Hastanesinde Adli Tabip olduğu anlaşılıyor. Zabıttan öğrendiğimize göre cesetlerin Manisa Belediyesine ait araç ile Devlet Hastanesine getirildikleri, ancak hastane morg görevlilerinin izinli olması ve yerine bakan şahsın bulunamaması üzerine cesetler Merkez Efendi Hastanesi Morguna getirilmişlerdir. Tutanakta iki cesetli ilgili harici bulgulara göre ölüm sebeplerinin “sol frontal parietal bölgede çökme kırığına bağlı dolaşım ve solunum sistemini durması neticesi ölüm“ olarak belirtilmiştir. Adli Tabibin hastanede görevli olduğuna dair hiçbir şüphe veya tereddüt bulunmamaktadır. Kaldı ki burada adli tabibin yaptığı ölüm sebebi ile ilgili şüpheli ve başka bir sebepten kaynaklandığına dair hiç bir delil ve iddiada bulunmamaktadır. Sanığın sebebiyet verdiği kaza sonucu 3 kişiden ikisi olay yerinde biri de İzmir de hastanede ölmüştür. Kaza sonucu ölenlerin ölmediklerine veya başka bir sebeple öldüklerine dair hiçbir şüphe yoktur. Aynı gün ölen iki kişinin cesedi yakınlarından F. A.’a Dr.T. N. Ö.n ve Cumhuriyet savcısı tarafından teslim edilmişlerdir. Olaydan beş yıl sonra hastanede doktor olduğuna dair milyonda bir şüphe bulunmayan doktorun ölmeyen kişilerle ilgili öldü diye rapor veremeyecek olduğuna göre ispata konu olabilecek bir durumda ortada yoktur. Ölenlerden biri olan G. D. de doktordur. Kaldı ki mesleği ile ilgili rapor ve görüş sunan doktorların hiçbirinden yaralama raporları ile ilgili kimlik tespiti yapılıp yeminlerinden sonra rapor alınmıyor. Onlar mezun olurken meslekleri ile ilgili yeminlerini yaparak doktorluk mesleğine başlıyorlar.

    02.05.2007 tarihinde yürürlükten kaldırılan 3017 sayılı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti Teşkilat ve Memurun Kanunu’nun 31/son ve 12.01.1962 tarihinde yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’un 10/2. maddesinde “Sağlık ocağı hekimleri kendi ocakları içinde adli tabiplik vazifesi görürler” hükmü karşısında Manisa Devlet hastanesinde hekim olarak çalıştığı anlaşılan Dr. T. N. Ö.n’in Cumhuriyet savcısı tarafından resmi bilirkişi olarak görevlendirildiğinden bu aşamadan sonra başka sorunlara yol açabilecek şekilde bozma kararı verilmemesi gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.



  • YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2011/2367 Karar: 2011/2788
    Tarih: 12.10.2011

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    Sanığın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    KARAR : Anayasanın 141, CMK.nın 34,, 230, 289/1-g maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanığın eyleminin ve suçun ne olduğu ve nasıl oluştuğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun hüküm tesisi,

    07.06.2006 tarihli keşif ile ilgili olarak rapor düzenleyen bilirkişinin yemininin yaptırılmaması suretiyle CMK.nın 64/6. maddesine muhalefet edilmesi,

    Sanık müdafinin 765 Sayılı TCK.nın 59. maddesinin uygulanmasını talep etmiş olması karşısında bu hususta olumlu olumsuz değerlendirme yapılmaması,

    SONUÇ : Kanuna aykırı sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 12.10.2011 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2011/160 Karar: 2011/1280
    Tarih: 13.09.2011

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    Taksirle yaralama suçundan sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    1-) 21.06.2005 tarihli bilirkişi heyeti yemin tutanağının katip tarafından imzalanmaması suretiyle C.M.K.nın 64/6. maddesine aykırı davranılması,

    2-) Sanığın üzerine atılı suçun 5237 Sayılı TCK.nın 89/5.maddesi uyarınca takibi şikayete bağlı olması karşısında, anılan Yasanın 73/8 ve 5271 Sayılı CMK.nın 253.maddesi nazara alınarak sanık ile müştekiler arasında uzlaşma olup olmayacağı konusunda tarafların beyanı alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    SONUÇ : Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, diğer yönleri incelenmeksizin öncelikle bu sebeplerden dolayı isteme uygun olarak BOZULMASINA, 13.09.2011 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2011/11782 Karar: 2011/15
    1 Tarih: 07.09.2011

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık M. V.'ın yapılan yargılaması sonunda; beraatine dair Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 23.07.2009 gün ve 2005/613 Esas, 2006/883 Ek Karar sayılı hükümün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

    KARAR : Hükme esas alınan imza incelemesine ilişkin 04.06.2009 tarihli raporu düzenleyen bilirkişinin kimliği tesbit edilip yemini yaptırılmadan CMK.nın 64. maddesi uyarınca İl Adli Yargı Komisyonları tarafından düzenlenen uzman bilirkişi listesinde bulunup bulunmadığına ilişkin belge de denetime imkan verecek şekilde dosya içerisinde bulundurulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

    SONUÇ : Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümün 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 321. maddesi uyarınca tebliğname gibi BOZULMASINA, 07.09.2011 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2008/362 Karar: 2008/4866
    Tarih: 10.06.2008

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    Asım Demirel'i kasten öldürmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanıklar Yusuf Boylu ile Ahmet Boylu, işbu suça yardımdan sanıklar Cafer Boylu, Döne Boylu ile Vahit Tan'ın yapılan yargılanmaları sonunda; Hükümlülüklerine, Döne ile Vahit'in atılı suçtan, Yusuf'un öldürmeden beraatlerine ilişkin ( SİVAS ) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 06.03.2007 gün ve 197/44 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar Cafer, Yusuf, Ahmet müdafii ile müdahil vekili taraflarından istenilmiş, sanık Ahmet müdafii duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanık Ahmet hakkında duruşmalı, diğer sanıklar ile müdahilin temyizleri veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

    KARAR : 1- Müdahil vekilinin yetkisi bulunmadığından, sanık Yusuf'un 6136 sayılı Yasaya Muhalefet suçuna ilişkin mahkumiyet kararı ile, sanık Vahit'in suç delillerini saklama suçundan beraatlerine ilişkin karara yönelik temyiz istemlerinin CMUK. uyarınca reddine karar verilmiştir.

    2- Sanıklar Ahmet, Cafer, Döne, Yusuf hakkında verilen hükümlere yönelik yapılan incelenmede;

    01.09.2005 tarihinde yapılan ölü muayene ve otopsi sırasında bilirkişi olarak görev yapan Dr. Volkan Topçu ve Dr. Erdem Akter'e yemin yaptırılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 64/6. maddesine aykırı davranılması,

    SONUÇ : Usule aykırı ve sanıklar Ahmet, Cafer ve Yusuf müdafii ile müdahil vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair cihetleri incelenmeksizin, öncelikle bu nedenle hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.06.2008 gününde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2007/2585 Karar: 2007/6003
    Tarih: 27.09.2007

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    213 sayılı Vergi Usul Yasası'na muhalefet suçundan sanık Müminin yapılan yargılaması sonunda: Mahkumiyetine dair ( Samsun Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.12.2006 gün ve 2005/113 Esas, 2006/310 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 17.03.2007 tarihli tebliğnamesi ile Daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:

    KARAR : 28.08.2006 tarihli raporu hazırlayan bilirkişinin 03.06.2006 tarihli celsede Adli Yargı Adalet Komisyonu listesinden seçilmiş olduğunun anlaşılmasına, 5271 sayılı CMK.nun 64/5. maddesi uyarınca "listelere kaydedilen bilirkişilerin il adli yargı adalet komisyonlarında yemin ettikten sonra görevlendirildikleri her işte yeniden yemin verilmeyeceğinin" hüküm altına alınmış olmasına göre, bilirkişinin yeminin yaptırılmadığına ilişen tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

    Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan,

    SONUÇ : Sanık müdafiinin yeterli delil toplanmadan hüküm kurulduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ( ONANMASINA ) , 27.09.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2007/3381 Karar: 2007/7140
    Tarih: 21.05.2007

    • CMK 64. Madde

    • Bilirkişi Olarak Atanabilecekler

    Hırsızlık suçundan sanık Kenan'ın yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair ( Güney Asliye Ceza Mahkemesi ) 'nden verilen 07.04.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığı'nın 20.02.2007 tarihli tebliğnamesiyle Dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:

    KARAR : Sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    Ancak;

    29.11.2004 tarihli keşifte dinlenen ve raporu hükme esas alınan bilirkişi Bülent Fazıl'ın katılan kurumda elektrik mühendisi olarak çalıştığının gözetilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 64/3. maddesine aykırı davranılması,

    SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ) , 21.05.2007 gününde oy birliğiyle karar verildi.