CMK Madde 55



  • Yeminin Biçimi

    CMK Madde 55

    (1) Tanığa verilecek yemin, tanıklıktan önce "Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." ve 54 üncü maddeye göre tanıklıktan sonra verilmesi hâlinde "Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." biçiminde olur.

    (2) Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.




  • CMK Madde 55 Gerekçesi

    Madde yeminin biçimini belirtmektedir. 1412 sayılı Kanunun 57 nci maddesine göre yemin formülü daha kısadır; yeminin duyurması gerekli duyguları ifade edebilmesi ve mahkemenin görkemliliği (mahabeti) korunarak ruhsal etkiyi yapabilmesinin bu suretle kolaylaşacağı düşünülmüştür.
    Yemin, toplum bilim yönünden bir tür sosyal tören olduğundan eda edilirken herkesin ayağa kalkması uygun görülmüştür. Ancak uygulamada bu hususa dikkat gösterildiğinde istenilen sonuçlar elde edilebilecektir.



  • CMK 55. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/4355 Karar : 2018/514
    Tarih : 18.01.2018

    • CMK 55. Madde

    Gereği görüşülüp düşünüldü;

    Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;

    1)Müştekinin kemik kırığının hayat fonksiyonlarını hafif (1. derece) etkileyecek nitelikte olduğunun kabul edilmesine göre, 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre cezanın yarısına kadar artırılabileceğinin öngörülmesi, adli tıp kriterlerinde de kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını etkileme derecelerinin hafif (1. derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4., 5. ve 6. derece) olarak sınıflandırılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesi uyarınca kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi dikkate alınarak makul oranda bir artırım yapılması gerekirken, 5237 sayılı TCK'nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesini ihlal edecek şekilde (1/4) oranında artırım yapılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,

    2)04.12.2014 tarihli duruşmada dinlenen tanıklar ..., ... ve ...'a usulüne uygun olarak yöntemince yeminleri verilmeyerek 5271 sayılı CMK'nin 54. ve 55. maddelerine aykırı davranılması,

    Kabule göre de;

    3)5237 sayılı TCK'nin 53. maddesi gereğince hak yoksunları uygulanırken, Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas - 2015/85 Kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten 6723 sayılı Kanunun 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/8432 Karar : 2017/2258
    Tarih : 6.03.2017

    • CMK 55. Madde

    Gereği görüşülüp düşünüldü;

    1)Sanık ...'ın 03.02.2014 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek karara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    03.02.2014 tarihli ek kararın sanığa usulüne uygun şekilde 10.02.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve sanığın temyizinin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;

    Sanığın yokluğunda verilen ve usulüne uygun biçimde 10.10.2013 tarihinde tebliğ olunan kararı, 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 29.01.2014 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle, temyiz isteminin süreden sonra olduğundan bahisle reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, sanığın temyiz itirazlarının reddi ile redde ilişkin 03.02.2014 tarih ve 2012/5 esas, 2013/37 karar sayılı ek kararın istem gibi ONANMASINA,

    2)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında kasten yaralama, sanık ... hakkında kasten yaralama ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

    Katılan ...'ın kollukta alınan 21.10.2009 tarihli ifadesinde de yargılama aşamasındaki beyanı ile aynı yönde sanık ...'in kendisine hakaret ettiğini belirttiği anlaşılmakla, ifadeleri arasında çelişki bulunmadığından tebliğnamenin sanık ... hakkında hakaret suçu yönünden bozma istemli görüşüne iştirak edilmemiştir.

    Sanık ...'ın adli sicil kaydında tekerrüre esas alınan mahkumiyetinden daha ağır cezayı içerir Erzincan 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2007/28 esas, 2007/231 karar sayılı ilamı ile kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan verilen erteli 1 yıl 15 gün hapis cezasına ilişkin mahkumiyeti olmasına göre, sanık hakkında 5275 sayılı CGİK'nin 108/2. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, bu husus aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

    a) 5271 sayılı CMK'nin 196/2. maddesine göre, alt sınırı beş yıldan az olmayan cezayı gerektiren suçtan yargılanan sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun istinabe yoluyla dinlenemeyecekleri, mutlaka duruşmaya çağrılıp dinlenmeleri gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde istinabe ve yakalama yoluyla elde edilen savunmaları ile yetinilip hüküm kurulması,

    b) 06.02.2012 günlü celsede dinlenen tanıklar ..., ..., ... ve ...'ın yeminlerinin yaptırılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK' nin 54, 55 ve 56. maddelerine muhalefet edilmesi,

    c) Sanık ...'in diğer sanıkları ve suça sürüklenen çocuğu katılan ...'ı yaralamaya azmettirdiğine dair kanıtların nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde değerlendirilip gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

    d) Katılan ...'ın yaralanması hakkında düzenlenen 05.09.2008 tarihli Dr. ... Devlet Hastanesinin geçici raporunda sol kulakta taze kanama ve başından darp edildiğinin, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas dairesinin 30.09.2011 tarihli raporunda da sol temporal kemikte kırığa ve sol periferik fasial paraliziye neden olan yaralanmadan bahsedilmesi karşısında katılan ...'ın tek bir darbe ile yaralandığı, katılanın kollukta kargaşada görmediği birisinin kafasının arka tarafına vurduğunu, savcılık ifadesinde beyaz gömlekli tanımadığı kişinin kendisine vurduğunu, yargılama aşamasında ise kendisine kimin vurduğunu bilmediğini belirtmesi, tanıkların katılana kim ya da kimlerin vurduğu hususunda açıkça beyanda bulunmamaları, sanıklar ..., ...,..., ..., ... ve ...'ın katılana vurmadıklarını ifade etmeleri birlikte değerlendirildiğinde, her bir sanık açısından ayrı ayrı hangi delil veya delillere dayanılarak atılı suça bizzat katıldıkları veya iştirak ettikleri hususlarında ayrıntılı değerlendirme yapılmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

    Kabule göre de;

    e) Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nin 86/1 ve 86/3-e maddeleri uyarınca belirlenen 3 yıl hapis cezasının TCK'nin 87/1-d maddesi uyarınca bir kat artırılması ile 6 yıl hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde TCK'nin 87/1-d-son maddesi uyarınca cezanın 5 yıldan az olamayacağı belirtilerek 5 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini,

    f) Sanık ...'in suça sürüklenen çocuk ...'u ve alt soyu olan sanıklar ... ve...'i suça azmettirmesi nedeniyle, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 38/2. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini,

    g) Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan Alucra Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/44 esas, 2007/25 karar sayılı ilamıyla 765 sayılı TCK'nin 491/ilk, 522/1, 523/1. maddeleri ile 647 sayılı Yasa'nın 4 ve 6. maddeleri gereğince elektrik hırsızlığı suçundan verilen 180 TL para cezasını içeren mahkumiyete ilişkin, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun Geçici 2/2. maddesi ile "Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi dolayısıyla bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar." hükmünün getirilmesi karşısında, bu ilamın tekerrüre esas alınıp alınmayacağı hususunda 6352 sayılı Kanun hükümlerinin mahallinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

    ğ) Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan Alucra Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/16-33 esas ve karar sayılı ilamının sanığın çocukken işlediği bir suça ilişkin olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 58/5. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeksizin, sanık ... hakkında TCK'nin 58. madde hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,

    h) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas-2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanıkların, suça sürüklenen çocuğun ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanıkların ve suça sürüklenen çocuğun kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, bozmanın süresinde temyiz isteminde bulunmayan sanık ...'ye SİRAYETİNE, 06.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2011/2258 Karar : 2011/1082
    Tarih : 14.09.2011

    • CMK 55. Madde

    1-Gaziantep H Tipi ve E Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüklerinin yazılarına göre, kararı temyiz eden Sanıklar Sedat Zortuk ve İzzettin İldeç'in başka suçlardan aynı yargı çevresindeki ceza evinde hükümlü olarak bulunduklarının anlaşılması karşısında, hükmün açıklandığı 04.05.2006 tarihli son oturumda hazır bulundurulmadan hükümlülüklerine karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK`nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma haklarının kısıtlanması,

    2-Hükme dayanak yapılan 30.05.2001 tarihli keşif zaptının, uzmanlık konusu da anlaşılamayan bilirkişinin kimlik bilgileri ile andını içeren bölümünün matbu olarak tanzimi suretiyle 1412 sayılı CMUK.nun 61, 65, 72 ve 264. maddeleri ile 5271 sayılı CMK.nun 53, 54, 55, 62 ve 221. maddelerine aykırı davranılması,

    3- 5237 sayılı TCY.nin 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1. maddesinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanıkların eylemlerinin 142/1-b. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun yanında aynı Yasanın 116/2-4 ve 119/1-c maddesinde tanımlanan gece vakti işyeri dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğunun gözetilmemesi ve 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.