CMK Madde 51



  • Tanıklıktan Çekinebilecek Kimsenin Çekinmemesi

    CMK Madde 51

    (1) 45 inci madde gereğince tanıklıktan çekinebileceklere yemin verip vermemek hâkim veya mahkemenin takdirine bağlıdır. Ancak, tanık yemin etmekten çekinebilir. Bu hususun kendisine bildirilmesi gereklidir.




  • CMK Madde 51 Gerekçesi

    Madde, 45 nci madde gereğince tanıklıktan çekinebileceklere yemin verilip verilmemesini hâkim veya mahkemenin takdirine bırakmıştır. Ancak madde ile tanığa yemin etmekten çekinme olanağı da verilmiş ve bu hususun hâkim veya mahkeme tarafından bildirilmesi zorunlu hâle getirilmiştir. Bu hatırlatma yapılmadan yemin ettirilen ve yalan beyanda bulunan kişi suçlu sayılamaz.



  • CMK 51(Tanıklıktan Çekinebilecek Kimsenin Çekinmemesi) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2017/2464 Karar: 2017/19473
    Tarih: 04.10.2017

    • CMK 51. Madde

    • Tanıklıktan Çekinebilecek Kimsenin Çekinmemesi

    Sanığın, katılandan araç satın alarak, karşılığında keşide yeri yazılı olmayan 6.000 TL değerinde sahte oluşturulmuş çeki vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;

    1- )Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde,

    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

    2- )Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde,

    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

    a- ) Sanık hakkında "yargılama sürecindeki davranışları göz önüne alınarak" 5237 Sayılı TCK'nın 62. maddesi uyarınca takdiri indirim uygulandığı halde, "sanığın kişiliği ve suçun işlenmesindeki özellikler'' gibi gerekçeler gösterilerek 5271 Sayılı CMK'nın 51, 231 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek, aynı gerekçelerin hem lehe hem aleyhe değerlendirmede esas alınarak çelişki yaratılması, buna göre yasal olmayan gerekçelerle sabıkası bulunmayan ve özel belgede sahtecilik suçu ile ilgili olarak ödenmesi gereken somut zarar meydana getirmeyen sanık hakkında erteleme ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

    b- ) 5237 Sayılı TCK'nın 53. maddesinin ( 1 ), ( 2 ), ve ( 4 ) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 Sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi sebebiyle bu yönde de değerlendirme yapılması,

    SONUÇ : Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, 04.10.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/33375 Karar: 2015/11386
    Tarih: 31.03.2015

    • CMK 51. Madde

    • Tanıklıktan Çekinebilecek Kimsenin Çekinmemesi

    O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin vasıflandırmaya yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

    1)Hükmün gerekçe kısmında sanığın; mağdur babası ve müşteki oğluna karşı kasten yaralama eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edildiği halde, hüküm kısmında tamamlanmış suç gibi cezalandırılması suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması,

    2)Sanığın mağdur babası ve müşteki oğluna karşı kasten yaralama eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı ve bu nedenle hakkında 5237 sayılı TCK'nin 35. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden; yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında fazla ceza tayini,

    3)Duruşmada dinlenilen tanıklar Ş. E. ve R. E'ın sanığın öz çocukları olduğu dikkate alınmadan, 5271 sayılı CMK'nin 45., 51. maddeleri gereğince tanıklıktan ve yemin çekilme haklarının hatırlatılmaması ve ayrıca tanıkların dinlenildikleri tarihte 15 yaşından küçük oldukları gözetilmeyerek 50/1-a maddesine aykırı olarak yeminli dinlenilmeleri,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 321. maddesi uyarınca sanık hakkındaki hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 31.03.2015 gününde oy birliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/32443 Karar: 2014/19466
    Tarih: 20.05.2014

    • CMK 51. Madde

    • Tanıklıktan Çekinebilecek Kimsenin Çekinmemesi

    Diğer temyiz itirazların reddine, ancak;

    1)Sanık hakkında basit yaralama suçu nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 86/2. maddesi uyarınca hüküm kurulurken ''asgari hadden'' ceza verildiği belirtilmesine rağmen temel cezanın 6 ay olarak tayin edilmesi suretiyle hükümde çelişkiye sebebiyet verilmesi,

    2)Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.10.2007 tarih, 2006/176 E., 2007/601 K., numaralı kesin nitelikli adli para cezası şeklindeki ilamın 1412 sayılı 305/son maddesi gereğince tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,

    3)Sanığın eşi olan tanık S. P. dinlenirken 5271 sayılı CMK'nin 45/1-3,, 51 maddeleri uyarınca tanıklıktan ve yeminden çekinme hakkının hatırlatılmaması,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.05.2014 gününde oy birliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2009/56695 Karar: 2011/34388
    Tarih: 22.09.2011

    • CMK 51. Madde

    • Tanıklıktan Çekinebilecek Kimsenin Çekinmemesi

    Katılan kurum görevlileri tarafından düzenlenen 09.10.2006 tarihli Kaçak elektrik tesbit tutanağında, "sayacın mandalının düşürülmesi" suretiyle kaçak elektrik kullanıldığının belirtilmesi, sanığın atılı suçu kabul etmeyerek suça konu evden 2003 yılında evlenerek ayrıldığını, halası G. G. oturduğu, babası K. G. ile annesinin de aynı evde yaşadığını savunması, dosyada mevcut 25.07.2007 tarihli kolluk araştırmasında ise sanığın 55 numaralı evde 2004-2007 yılları arasında oturduğunun belirtilmesi karşısında suç tutanağının düzenlendiği tarih ve öncesinde suça konu 55 abone numaralı ve 11790424 numaralı sayacın bulunduğu konutta kim yada kimlerin hangi tarihlerde ne kadar süre ile oturduğunu önceki ve sonraki muhtarlık kayıtları ile gerektiğinde su ve telefon faturaları da getirtilerek ve yeniden kolluk araştırması yaptırılarak kesin olarak saptandıktan sonra kaçak tesbit tutanağında belirlenen kurulu güce göre suç tarihinden önceki ve sonraki dönemleri içeren tüketim belgelerinin ayrıntılı olarak karşılaştırılması yapılarak suç tarihinden önceki dönemde kaçak kullanımı gösteren belirgin bir düşme olup olmadığı tüketimin kurulu güce uygunluğu araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

    Sanığın halası olan ve kendisini ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte sorulara yanıt vermekten çekinme hakkı bulunan ve ifadesi hükme esas alınan tanık G. G.'e tanıklıktan ve yeminden çekinme hakkı bulunduğunun önceden Açıklanıp bildirilmemesi suretiyle 5271 Sayılı C.M.K.nun 45/1-d-3,, 48, 51. maddelerine aykırı davranılması,

    Kabule göre de;

    Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi gereğince beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 22.09.2011 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.