CMK Madde 50



  • Yemin Verilmeyen Tanıklar

    CMK Madde 50

    (1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:

    a) Dinlenme sırasında onbeş yaşını doldurmamış olanlar.

    b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar.

    c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.




  • CMK Madde 50 Gerekçesi

    Tasarının 54 ilâ 57 uncu maddeleri tanıklara verilmesi gerekli yemini düzenlemektedir.

    Ceza usul hukukuna göre tanığın ilke olarak üç yükümü vardır: Çağrıya uyarak hazır bulunmak, beyanda bulunmak ve verilecek yemini eda etmek. Yemin, tanığın anlatacakları hususunda vicdanına hitap edilerek doğru söylemesini ve adalet yararına olarak tanığın beyanının içtenliğini sağlamak amacı ile verildiğinden, kamu düzenine ilişkindir.

    Açıklanan nedenlerle bazı kişiler tanık olarak yemin etme yükümü altında değildirler. Bu kişiler, maddenin (1) ilâ (3) numaralı bentlerinde sayılı olarak gösterilmişlerdir. Yeminden ayrık tutulmuş bulunan bu kişilerin bir kısmı hakkında psikolojik noksanlık veya zaaf karinesi vardır; maddenin (1) ve (2) numaralı bentlerinde gösterilmiş bulunanlar gibi. (1) numaralı bende göre tanığın olay sırasındaki değil ve fakat beyanda bulunduğu sıradaki yaşı onbeşi aşmamış bulunacaktır.

    Diğer bir neden aklî veya ruhsal noksanlıktır. Maddenin (2) numaralı bendinde bunlar “ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar” olarak belirlenmiştir.

    Nihayet (3) numaralı bendinde yeminden ayrık tutulmuş kişiler bakımından neden, taraf tutabilme olasılığıdır.



  • CMK 50 (Yemin Verilmeyen Tanıklar) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/17005 Karar: 2014/5185
    Tarih: 08.05.2014

    • CMK 50. Madde

    • Yemin Verilmeyen Tanıklar

    Soruşturma ve kovuşturma konusu suça iştirakten 14/08/2006 tarihli kararla hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilen ve beyanı hükme esas alınan tanık A. T.’ın yeminsiz dinlenilmesi gerektiği gözetilmeden yemin verilerek dinlenilmesi suretiyle CMK'nın 50/1-c maddesine muhalefet edilmesi,

    Kabule göre de;

    Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü ile 13/06/2001 tarihinde yapılan sözleşme gereğince sanığın sayısal loto bayiliğine hak kazandığı, sözleşmenin 4/c maddesinde belirtildiği üzere toplanan oyun bedellerinin tamamının Milli Piyango İdaresine ait olduğu ve bu paranın bankada açtırılan hesaba her hafta yatırılması gerekirken, sanığın suç tarihlerinde toplam 3.469,75 TL'yi hesaba yatırmayarak mal edindiği, 320 sayılı Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 58, 59. maddeleri hükmüne göre, 3670 sayılı Milli Piyango Teşkiline Dair Kanunun halen yürürlükte bulunduğu anlaşılan 12. maddesinde, Piyango İdaresine ait malların devlet malı sayıldığı, bunları zimmete geçirenlerin devlet malları ve paraları hakkında hükmedilecek cezalara tabi olduğunun belirlenmesi ve bayilik sözleşmesinden doğan tüm yükümlülüklerin sanığa ait olması, katılan kurumun bilgisi dışındaki devrin sorumluluğu kaldıracak nitelikte olmaması ve 26/05/2006 tarihinde savcılıkça alınan ifadesinde paraların hesaba yatırılmadığını öğrenmesine rağmen, tanık Ali’ye sayısal loto bayiliği gelirlerinin toplanmasına ilişkin olarak noterden verdiği yetkiyi 22/05/2007 tarihli azilname ile kaldırması karşısında, sanığın sabit olan eylemlerinin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/09/2011 gün, 5/104-183 sayılı Kararında açıklandığı üzere ve halen süren yerleşik uygulamaya göre zincirleme basit zimmet niteliğinde bulunduğu, eylemine uyan TCK.’nın 247/1,, 249,, 43. maddeleri uyarınca cezalandırılması ve faiz dışında kalan 625.48 lirayı ödemesi halinde de hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, dosya kapsamına ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle beraat hükmü tesisi,

    Sonuç: Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.05.2014 tarihinde oy birliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/10636 Karar : 2017/4329
    Tarih : 12.05.2017

    • CMK 50. Madde

    • Yemin Verilmeyen Tanıklar

    5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun'un 3/5, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1. ve 52/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Ankara 42. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17.06.2016 tarihli ve 2014/1242 Esas, 2016/449 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kaldırılmasına ilişkin ANKARA 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.08.2016 tarihli ve 2016/750 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 08.03.2017 günlü kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17.03.2017 gün ve KYB. 2017-17112 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

    Mezkür ihbarnamede;

    Dosya aslının beraat hükmü yönünden temyiz edilmekle Yargıtay'a gönderildiği anlaşılmakla suret üzerinden yapılan incelemede;

    Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, sanığın Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2007/279 Esas, 2007/523 sayılı kararıyla kasıtlı suç olan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefetten sabıkasının bulunduğu gerekçesiyle itirazın kabul edilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında yer alan, "Kesinleşmiş hükümlerde, 647 sayılı Yasanın 4. ve 6. veya 5271 sayılı Yasanın 50. ya da 51. maddelerinin uygulanıp, uygulanmamasının..., eski yasa döneminde işlenip, adli sicilden silinme koşulları oluşmuş olan mahkumiyetler ile ertelenmiş ve vaki olmamış sayılmasına karar verilen mahkumiyetlerin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yasal engel oluşturmayacağı," şeklindeki açıklama karşısında, erteli cezanın esasen vaki olmamış sayılmasına ilişkin koşulların oluştuğu, yargılamayı yapan mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair diğer koşulların oluştuğuna ve sanığın yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate varıldığı nazara alındığında, itirazın reddi yerine, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

    Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.08.2016 tarihli ve 2016/750 değişik iş sayılı kararının CMK.nun 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.05.2017 günü oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/27293 Karar : 2017/12700
    Tarih : 25.04.2017

    • CMK 50. Madde

    • Yemin Verilmeyen Tanıklar

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

    1-Katılanın, aşamalarda sanığın kendisine hakaret ve tehditte bulunduğunu ileri sürmesi, sanığın atılı suçlamaları inkar etmesi, katılanın eşi olan tanık ...'ın da aşamalarda sanığın katılana hakaret ve tehdit ettiğini ifade etmesi ve hakaret eyleminden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında, her iki suç açısından delil durumun ne gibi farklılıkları olduğu açıklanmadan hakaret suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilirken, tehdit suçundan beraat hükmü kurulmak suretiyle delillerin takdirinde çelişkiye düşülmesi,

    2-Yemin verilmeyecek tanıkların ve yeminden çekinebilecek olanların CMK'nın 50 ve 51. maddelerinde sınırlı olarak belirtilmesi karşısında, katılanın eşinin bu kişiler arasında yer almadığı gözetilmeden, yeminsiz olarak dinlenilmesi,

    Kanuna aykırı ve katılan ... vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/6678 Karar : 2016/1015
    Tarih : 15.02.2016

    • CMK 50. Madde

    • Yemin Verilmeyen Tanıklar

    Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

    CMK'nın 50/3. maddesinin "uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir" hükmüne göre, fıkranın (a) bendinde belirtilen adli para cezasının kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım, diğer bentlerinde belirtilenlerin ise tedbir niteliğinde olduğu, TCK`nın 50/6. maddesinde seçenek tedbirlere uyulmaması halinde yapılacak uygulama düzenlemiş olup, infaz aşamasında seçenek yaptırım olan adli para cezasının yerine getirilmemesi halinde ise anılan fıkraya göre değil 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi uyarınca uygulama yapılacağı gözetilmeden infazı da kısıtlar biçimde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarat yapılması,

    Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK`nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından " ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına" ibaresinin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2010/7538 Karar : 2011/352
    Tarih : 1.02.2011

    • CMK 50. Madde

    • Yemin Verilmeyen Tanıklar

    1- a) Karar başlığında suç tarihinin doğru yazılmış olduğundan,

    b) Tutuklu bulunan sanığa iddianamenin duruşmadan önce 12.04.2007 tarihinde cezaevinde iddianame okunarak kendisine tebliğ edildiğinden,

    c) Dava konusu suç nedeniyle haklarında soruşturma yapılarak takipsizlik kararı verilen tanıklar -- ve --’in CMK.nun 50/1-c maddesi gereğince yeminsiz dinlenmeleri gerekirken yeminli dinlenmeleri, tarafsız kamu tanığı --’nun anlatımları dosya içeriği karşısında sonuca etkili görülmediğinden,

    Tebliğnamede bu hususlara ilişen bozma düşünceleri benimsenmemiştir.

    2)Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın kasten insan öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçeler ile reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan,
    sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,

    Ancak;

    Oluşa, dosya kapsamına ve beyanı hükme esas alınan tanık --’nın beyanlarına göre; olay akşamı maktul ve sanığın kavga ederek pazar yerinden geldikleri sırada tanıklar -- ve --’in kendilerini ayırmaya çalıştıkları, maktul ve sanığın birbirlerine karşılıklı küfür ettikleri, ellerinde bıçak bulunduğu halde bir müddet ayrı yürüyen maktul ile sanığın, tanıklar -- ve --’in ayırma çabalarına rağmen tekrar cadde üzerinde birbirlerine sarılarak mücadele ettikten sonra yere düştükleri, maktulün aldığı bıçak yaraları nedeniyle öldüğü, sanığın ise sol femur ve sol humerus arka yüzdeki kesiler nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı olayda; küfür ve bıçaklı saldırıyı başlatanın belli olmaması karşısında, sanık hakkında tahrik nedeniyle TCK.nun 29. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün, kısmen tebliğnamedeki düşünce gibi ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi.