CMK Madde 42



  • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    CMK Madde 42

    (1) Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir.

    (2) Eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir; reddine ilişkin karara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

    (3) Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz; ancak, mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir.




  • CMK Madde 42 Gerekçesi

    Maddenin birinci fıkrası eski hâle getirme dilekçesinin verileceği mahkemeyi belirlemektedir. Bu mahkeme, usul işlemi süresi içinde yapılsa idi esasa hükmedecek olan mahkemedir ve istemin kabul veya reddi hakkında karar verecektir.

    Maddenin ikinci fıkrasında eski hâle getirme isteminin kabulü hakkındaki kararın kesin olduğu belirtilmektedir. Karşılaştırmalı usul hukukunda lehe olan hak doğurucu bu tür kararlar aleyhine kanun yoluna gidilemeyeceği eğilimi vardır. Ret kararına karşı ise acele itiraz yoluna gidilebilir.

    Maddenin üçüncü fıkrasında verilen dilekçenin hukukî sonuçları açıklanmıştır. Eski hâle getirme dilekçesi, kararın yerine getirilmesini durdurmaz. Buna karşılık dilekçe üzerine mahkeme kararın yerine getirilmesini, merciince karar verilinceye kadar erteleyebilir.



  • CMK 42 (Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2017/4470 Karar: 2018/152
    Tarih: 10.01.2018

    • CMK 42. Madde

    • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    Eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, CMK'nın 42. maddesine göre inceleme mercii Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğundan, sanığın ve müdafiinin vaki temyiz ve eski hale getirme talebinin reddine dair Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2013 günlü ek kararı hukuken geçersiz olduğundan kaldırılarak, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10. maddesinin 1. fıkrasındaki "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresine yapılır" hükmü ile 6099 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda anılan maddeye eklenen 2. fıkrasındaki "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır" hükmüne aykırı olarak, sanığın yokluğunda verilen hükmün bilinen en son adresine çıkarılan ve bila tebliğ iade edilen tebligatın sanığın mernis adresine Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliği gerektiği halde 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğat yapılmış olması nedeniyle Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan 24.12.2012 tarihli tebliğ işlemi usulsüz olduğu cihetle,sanık müdafiinin öğrenme üzerine 25.10.2013 tarihli temyizinin süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;

    Sanık ...'in, hakkında tefrik kararı verilen ... ile birlikte sahte olarak oluşturdukları senedi katılan aleyhine icra takibine koyarak Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, suçların sübutu halinde eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 204/1, 158/1-d maddelerinde öngörülen "resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumunun vasıta olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçlarını oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,

    Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza miktarları bakımından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 10.01.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2015/8366 Karar: 2016/257
    Tarih: 13.01.2016

    • CMK 42. Madde

    • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.11.2010 gün 06.12.2008 gün 23.09.1974 gün 16.04.1973 gün 213-345 Sayılı kararlarında açıkça vurgulandığı üzere temyiz süresinin geçirilmesinden sonra eski hale getirme başvurularını değerlendirme yetkisinin Yargıtay'da olduğu belirtilmiştir.

    Somut olayımıza gelince, sanığın yokluğunda verilen karar ceza evinde bulunduğu sırada bildirdiği son adrese 06.09.2010 tarihinde Tebligat Yasası'nın göre tebliğ edildiği, sanığın ceza evinden gönderdiği 13.05.2011 tarihli dilekçesi ile mahkeme kararını temyiz etmek istediğini, gerekçeli kararın tarafına gönderilmesini talep ettiği, mahkemece 13.05.2011 tarihli müzekkere ile gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, temyiz süresi geçtiğinden infaza verildiğinin bildirildiği ve bu müzekkerenin sanığa tebliğ edildiği, bunun üzerine sanığın 13.06.2011 tarihli dilekçesi ile karar tarihi öncesinde ve sonrasında ceza evinde tutuklu olarak bulunduğunu, herhangi bir kararı tebliğ almadığını, savunma hakkının kısıtlandığını, infazın durdurulmasını talep ettiğini beyan ettiği, mahkemece sanığın bu talebi eski hale getirme talebi olarak değerlendirildiği ve 15.06.2011 tarihli ek karar ile talebin kabulüne karar verildiği, sanığın 19.07.2011 tarihli dilekçesi ile asıl karar yönünden temyiz talebinde bulunduğu, anılan Ceza Genel Kurul Kararları ışığında ve 5271 Sayılı CMK'nın 42. maddesi uyarınca eski hale getirme istemi konusunda karar verme görevi, bu istemle birlikte (öncesinde) temyiz itirazı da yapılmış olduğundan Yargıtay'a ait olduğu gözetilerek, eski hale getirme isteminin kabulüne dair Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15.06.2011 tarihli ek kararının yok hükmünde olduğunun kabulüyle asıl kararın sanığa tebliğinin usulsüz olması karşısında, öğrenme ile süresinde yapıldığı anlaşılan temyiz istemine dair incelemede,

    Başka suçtan E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü olarak bulunan ve duruşmalardan vareste tutulmayan sanığın 04.02.2010 tarihli duruşmada hazır bulundurulmayıp yokluğunda hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 Sayılı CMK'nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,

    SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan,diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan sebeple tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 13.01.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2015/15965 Karar: 2015/20305
    Tarih: 10.11.2015

    • CMK 42. Madde

    • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    5271 sayılı CMK'nın 42. maddesinin 1. fıkrasında, “Süresi içinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecekse, eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün temyizi aşamasında temyiz talebi ile birlikte ileri sürülen eski hale getirme istemi hakkında Dairemizce ve öncelikle karar verilmesi gerektiğinden, sanığın 02.06.2015 havale tarihli temyiz hakkının tanınması konulu eski hale getirme ve temyiz istemi üzerine yapılan incelemede;

    Yokluğunda verilen 27.04.2011 tarihli hükmün, sanığın sorgusu sırasında bildirdiği bilinen son adresinde 10.06.2011 tarihinde usulüne uygun biçimde tebliğ olunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın geçerli bir sebebe dayanmayan eski hale getirme istemi ile 27.04.2011 tarihli hükme yönelik süresinde olmayan temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE, 10.11.2015 gününde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/14952 Karar: 2015/19219
    Tarih: 10.09.2015

    • CMK 42. Madde

    • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

    Sanıkların 09.10.2012 havale tarihli dilekçelerinde; gerekçeli karara dair 17.07.2012 tarihinde yapılan tebligatların usulsüz olduğunu öne sürdüklerine göre, 5271 sayılı CMK'nın 42/1. maddesi uyarınca temyiz talebini de içeren eski hale getirme istemi konusunda karar verme yetkisi Dairemize ait bulunduğundan mahkemenin anılan dilekçeler hakkında verdiği 09.10.2012 tarihli 2011/718 esas, 2012/285 karar sayılı ek kararı hukuken geçersiz ve yok hükmünde olup, bu konuda verilen ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;

    30.03.2012 tarihli gıyabi kararın sanıklara 17.07.2012 tarihinde usulsüz olarak tebliğ edildiği anlaşılmakla sanıkların eski hale getirme taleplerinin kabulüne, sanıkların öğrenme üzerine temyizlerinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede,

    1- Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, sanıkların 5752 sayılı Yasa ile değişik 4733 sayılı Yasa'nın 8/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi,

    2- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine objektif koşullar bakımından engel hali bulunmadığı anlaşılan sanıkların hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ettikleri ve karar yerinde 5271 sayılı CMK'nın 231/6-(b) bendinde düzenlenen sübjektif şarta ilişkin bir değerlendirme de yapılmadığı nazara alınarak; bilirkişinin belirlediği cif değere göre, kaçak eşyaya mahsus tespit varakası gümrük idaresine düzenlettirilip dosyaya celbedildikten sonra sanıklara vergilerden ibaret kamu zararının bildirilmesi, kamu zararını gidermek istemeleri halinde bu konuda süre tanınması gerektiği gözetilmeden, kamu zararının ödenmemesi nedeniyle başka gerekçe de gösterilmeden ve diğer objektif ve sübjektif değerlendirmeler yapılmadan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmedilmesi,

    3- Dava konusu nakil aracının, kayıt malikinin beyanına göre Fırat adlı şahsa satıldığı anlaşılmakla, anılan şahsın duruşmada dinlenilip beyanı alındıktan sonra aracın müsaderesi yönünden iyi niyetli üçüncü kişi durumunda olup olmadığı hususunda delillerin toplanıp değerlendirilmesinin ardından bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    4- 11.09.2011 tarihli aramanın dayanağı olan Erciş Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/741 Değişik İş sayılı kararı dosyaya getirtilerek arama kararının ve aramanın hukuka uygun olup olmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi,

    5- Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresinin davaya katılan olarak kabul edilip lehine dilekçe yazım ücretine hükmolunması,

    6- Sanık Orhan'a münhasır olmak üzere;

    a- Sanıkların aşamalardaki birbiriyle uyumlu ve istikrarlı beyanları, dava konusu sigaraların ele geçirildiği yerin sanıkların araçta oturdukları yerden görülmesinin mümkün olmaması ve üzerlerinin battaniyeler ile örtülü olduğunun anlaşılması karşısında, sanık Orhan'ın dava konusu suça nasıl iştirak ettiği ve söz konusu sigaralardan ne şekilde bilgisinin olduğu karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde sanık Orhan hakkında yetersiz gerekçe ile mahkumiyet hükmü tesisi,

    b- Sanık Orhan'ın bandrolsüz ve kaçak sigara naklederken yakalandığı kabul edilmekle, UYAP sisteminden yapılan sorgulamaya göre hakkında; Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılaması sonuçlandırılan 2011/560 Esas, 2012/697 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet kararı verilen dava dosyasındaki atılı eylemin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak,

    Sanık hakkındaki yargılaması devam eden dosyanın bu dosya ile birleştirilip varsa benzer dosyalarda araştırılarak tespit edildikten sonra sanığın bu eylemleri bir suç işleme kararının icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışılarak bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), sanıkların cezada kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 10.09.2015 günü oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/13622 Karar: 2014/10931
    Tarih: 17.11.2014

    • CMK 42. Madde

    • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;

    31/03/2009 gün, 2007/30 Esas, 2009/188 Karar sayılı hükmün sanık müdafii Av. 13/07/2009 tarihinde tebliğinden sonra yasal süre içinde temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştirilip infaza verilmesi üzerine, söz konusu hükmü süresinde temyiz ettiği halde mahkeme kayıtlarına ve temyiz defterine işlenmediği gerekçesiyle Av. tarafından verilen 31/03/2009 günlü kararda yasa yoluna ne şekilde başvurulacağının bildirilmemesi sebebiyle infaz aşamasında yapılan tebliğ üzerine ıttıla günü olan 08/05/2013 tarihinin tebliğ tarihi sayılarak hükmün eski hale getirme nedeni kabul edilerek temyizen incelenmesi gerekçesiyle diğer müdafii Av. A. tarafından verilen Tarihli dilekçelerle başvuruda bulunulması sonrasında; Mahkemece 13/05/2013 tarihli ek kararla; yoklukta verilen hükmün Av. 13/07/2009 tarihinde kalemde bizzat kendine kaydıyla tebliğ olunduğu, dosya içinde ve kayıtlarda temyiz dilekçesine rastlanılmadığı gibi dosya gönderme formunda da söz konusu avukatın temyiz kaydının bulunmadığı, yoklukta verilen hükmün müdafiilerden birine tebliğ edilmesinin yeterli olduğu gerekçelerine dayanılarak istemlerin reddine karar verildiği,

    Bu karara karşı yapılan itirazı değerlendiren İ. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/05/2013 gün, 2013/428 D.İş sayılı kararıyla; usulüne uygun tebligat yapılmadığı ileri sürülen karara karşı eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz itirazları da yapılmış olduğundan CMK'nın 42/1. maddesi uyarınca talebi inceleme yetkisi Yargıtay'a ait olduğundan 13/05/2013 tarihli ek kararın geçersiz ve yok hükmünde kabul edilerek dosyanın Yargıtay ilgili Ceza Dairesine gönderilmek üzere mahkemesine iadesine karar verildiği gözetilerek gereği düşünüldü:

    Sonuç: 31/03/2009 günlü, yoklukta verilen hükmün sanık müdafii Av, 13/07/2009 tarihinde tebliğ edildiği halde, 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden çok sonra verilen 09/05/2013 günlü dilekçelerle temyiz edildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2011 gün ve 377-301 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; mesleği bir kamu hizmeti niteliğindeki avukat olan, sanığı ceza muhakemesinde temsil eden ve bu bağlamda yasa yollarına başvurma açısından yeterli düzeyde hukuki bilgiye sahip bulunan müdafiinin, temyiz süresinin kararın yoklukta verildiği hallerde tebliğden itibaren işlemeye başlayacağını ve temyiz başvurusunun hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyanla olacağını bilmemesi düşünülemeyeceği gibi, bu yönden bir yanıltmanın da söz konusu olmadığı, eski hale getirme nedenlerinin bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 17/11/2014 tarihinde oy birliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2014/13941 Karar: 2014/14277
    Tarih: 09.09.2014

    • CMK 42. Madde

    • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    Sanığın 12.03.2014 tarihli dilekçesi ile eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunmuş, mahkemece temyiz ve eski hale getirme talebinin reddine dair 20.03.2014 tarihli ek karar verilmiş ise de, 5271 sayılı CMK'nın 42. maddesine göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulması halinde, inceleme yetkisinin Yargıtay Özel Dairesine ait bulunduğundan, ek karar kaldırılarak yapılan incelemede,

    Sonuç: Sanığın yüzüne karşı tefhim olunan 08.01.2014 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 12.03.2014 havale tarihli dilekçesindeki eski hale getirme talebi yerinde olmadığından, temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 09.09.2014 tarihinde oy birliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/36233 Karar: 2014/23966
    Tarih: 08.07.2014

    • CMK 42. Madde

    • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    Sanık Resul'ün, 15.06.2012 tarihli temyiz ve infazın durdurulması istemini içerir dilekçe sunduğu, mahkemece, sanığın eski hale iade talebinde de bulunduğu değerlendirilerek, 05.07.2012 tarihli ek karar ile infazın durdurulması ve eski hale iade talebinin kabulüne karar verildiği, 5271 sayılı CMK'nın 42. maddesi uyarınca eski hale getirme talebini inceleme yetkisinin Yargıtay'a ait olduğu gözetilerek, mahkemece eski hale getirme talebinin kabulüne ilişkin 05.07.2012 tarihli ek karar yok hükmünde kabul edilmekle, Sanığın yokluğunda verilen kararın mernis kayıtlarında yazılı bulunan adresine 25.08.2011 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın aşamalarda savunmasının alındığı sırada beyan ettiği adresine yöntemince tebligat yapılmadığı, bu halde sanığın öğrenme ile hükmü 15.06.2012 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında sanığın temyiz talebinin süresinde ve geçerli olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

    Dosya duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; atılı suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

    Hırsızlık suçuna konu eşyanın önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK.'nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

    Ancak;

    1- ) 5237 sayılı TCK.nın 53/1. maddesinin ( c ) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,

    2- ) Bu dava sebebiyle yapılan 12,00 TL davetiye giderinden her bir sanığın sarfına neden olduğu 9,00 TL nin 6352 sayılı Yasanın 100. maddesi ile CMK'nın 324. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle gereğince, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olduğunun ve bu nedenle sanığa yargılama gideri olarak yükletilmeyeceğinin gözetilmemesi,

    SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık Resul'un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak bozulmasına, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 1- ) hüküm fıkrasından "TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına" ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine "53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1- c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına" ibaresinin eklenmesine 2- ) hüküm fıkrasından yargılama gideri ile ilgili bölüm çıkarılarak yerine "bu dava sebebiyle yapılan 12,00 TL yargılama giderinden her bir sanığın sarfına neden olduğu 9,00 TL nin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olması nedeniyle 5271 sayılı CMK.nın 324/4. maddesi uyarınca Devlet Hâzinesine yüklenmesine" ibaresi eklenmek suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.07.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/12891 Karar: 2014/2230
    Tarih: 25.02.2014

    • CMK 42. Madde

    • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    CMK'nın 42/1. maddesi hükmü karşısında, sanığın eski hale getirme talebi üzerine karar verme yetkisi bu talebin yanında temyiz itirazları da yapılmış olduğundan Dairemize ait olup 20.12.2011 tarihinde sanığın yokluğunda verilen kararın Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümlerine uygun olarak tebliğ edilmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın eski hale getirme talebinin yerinde, temyizin de süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

    Aynı eylem nedeniyle sanıklar Ş. Ş. ve B. Ö. hakkında açılan kamu davasında verilen mahkumiyet hükümlerinin sanıkların temyizleri üzerine dairemizce aynı gün incelenerek hükümlerin onanmasına karar verildiğinden tebliğnamedeki bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.

    Sonuç: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 25.02.2014 tarihinde oy birliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2010/2553 Karar: 2012/10063
    Tarih: 09.10.2012

    • CMK 42. Madde

    • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    Sanığın yokluğunda verilen hükmün, aynı konutta oturan amcası Ö. Ş.'e tebliğ edildiği ancak Ö. Ş.'in sanığın amcası olmaması ve aynı konutta oturmamaları nedeniyle yapılan tebligatın usulsüz olup, sanığın hükmü 18.11.2008 tarihinde Savcılıkça kendisine yapılan tebliğle öğrenmesi nedeniyle sanık müdafiin 24.11.2008 ve 21.11.2008 günlü temyiz ve eski hale getirme talebinin aynı zamanda hükmün temyizi niteliğinde olduğu ve bu talebin reddine ilişkin Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2008 gün ve 2008/539 sayılı Kararının, CMK'nın 42/1 inci maddesi hükmü karşısında hukuki değerden yoksun olduğunun kabulüyle kaldırılmalarına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

    Karar: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

    Ancak,

    TCK'nın 35/2 nci maddesindeTCK'nın 35/2 nci maddesinde <dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir> hükmünün bulunup, teşebbüs nedeniyle indirim yapılırken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeden sadece <takdiren> denilmek suretiyle alt sınırdan uzaklaşılarak uygulama yapılması,

    Rüşvete konu paranın TCK'nın 55. yerine 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,

    Hükümden sonra 05.07.2012 gün ve 28344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 87 nci maddesiyle 5237 sayılı TCK'nın 252 nci maddesinde değişiklik yapılması karşısında, 6352 sayılı Yasanın geçici 2 nci maddesi de dikkate alınarak mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 s. Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.10.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2011/29322 Karar: 2011/37103
    Tarih: 20.10.2011

    • CMK 42. Madde

    • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    A) O Yer C. Savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;

    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.06.1932 gün ve 79/85 sayılı kararında da açıklandığı üzere C. Savcıları eski hale getirme talebinde bulunamayacaklarından ve O yer C. Savcısının 23.05.2007 tarihli eski hale getirme talebiyle ilgili 5271 sayılı CMK.nun 42/1. maddesi uyarınca temyiz incelemesi yapacak dairenin karar vermesi gerektiği halde mahkemece verilen 23.05.2007 tarihli eski hale getirme talebinin kabulüne yönelik karar hukuki değerden yoksun bulunmakla yapılan incelemede;

    Kasten yaralama, taksirle yaralama, hakaret, 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından hükmolunan 12.04.2007 tarih ve 2007/3-53 sayılı hükmü 1412 sayılı CMUK.nun 310/3 maddesinde öngörülen bir aylık yasal temyiz süresi geçtikten sonra 23.05.2007 tarihinde temyiz eden O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin aynı Kanunun 317. maddesi gereğince REDDİNE,

    B)Sanık ve müdafiinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;

    1- Sanık hakkında hakaret ve taksirle yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde:

    Hakaret ve taksirle yaralama suçlarından hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK'nun 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle temyizi mümkün olmadığından sanığın ve müdafiinin temyiz isteğinin aynı kanunun 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,

    2- Sanık hakkında kasten yaralama ve 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde:

    Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi uyarınca ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 Sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

    Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 20.10.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2009/3940 Karar: 2010/5142
    Tarih: 23.02.2010

    • CMK 42. Madde

    • Eski Hâle Getirme Dilekçesi Üzerine Verilecek Karar

    5271 sayılı CMUK'nun 42. maddesinin 1.fıkrasındaki <süresinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek ise eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir> hükmü karşısında, sanığın temyiz dilekçesi ile birlikte bulunduğu eski hale getirme istemi hakkında temyizi esastan incelemeye yetkili Yargıtay tarafından karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın istemi eski hale getirme niteliğinde görülerek kabulü ile temyizinin süresinde olduğuna dair, 01.12.2008 günlü ek kararın hukuken bir geçerliliği olmadığı belirlenerek, sorgusu sırasında Buca Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanığın yokluğunda verilen hükmün, daha önce bildirdiği adrese Tebligat Yasası’nın 35. maddesi gereğince çıkarılan tebligatın geçersiz olduğu ve sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

    Sanığın atılı kasten yaralama suçunu eşine karşı silahla işlemesi sebebiyle artırım yapılması sırasında TCK’nın 86/3-a, olan uygulama maddesinin gösterilmemesi, mahallinde eklenmesi mümkün görüldüğünden bozma sebebi yapılmamıştır.

    Yapılan duruşmaya toplanan delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre sair itirazlar yerinde görülmemiştir, Ancak;

    5237 sayılı TCK’nun 58. maddesinin 7. fıkrası gereğince hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar şekilde <denetim süresi içerisinde yükümlülük tayinine yer olmadığına> karar verilmesi,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün CMUK’nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı yasanın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından <denetim süresi içerisinde yükümlülük tayinine yer olmadığına> ibaresinin çıkartılmasına karar verilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün düzeltilerek ONANMASINA, 23.02.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.