CMK Madde 20



  • Yetkili Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    CMK Madde 20

    (1) Yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz.




  • CMK Madde 20 Gerekçesi

    Madde yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemlerin, hukukî değerini belirleyen ilkeyi saptamaktadır. Buna göre yetkili olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri, yetkili merci tarafından sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılamayacaktır. Bunun anlamı, yetkili merciin söz konusu işlemleri değerlendireceği ve takdirine göre bunları geçerli sayabileceğidir. Böylece madde, söz konusu hükümlerin, sadece şeklî bakımdan hükümsüz sayılamayacağını belirtmiş olmaktadır.



  • CMK 20 (Yetkili Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/2098 Karar : 2017/4717
    Tarih : 5.06.2017

    • CMK 20. Madde

    • Yetkili Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12-21. maddelerinde yetki konusu düzenlenmiş olup, 12. maddede genel olarak, işlenen suçlarda hangi mahkemenin yetkili olduğu, 13, 14, 15 ve 16. maddelerde ise ek yetki kurallarının yer aldığı, Kanun'un 18. maddesinde yetkisizlik iddiasını ileri sürme hakkının sanığa verilmiş olduğu ve bu hakkın ne zamana kadar ileri sürülebileceğinin, gösterildiği, Kanunun 13. maddesindeki özel yetki benzeri bir düzenlemenin de aynı Kanunun 142. maddesinde yapıldığı, koruma tedbiri nedeniyle zarar gören davacıların tazminat isteminin “zarara uğrayanın oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesi”nde açılacağı ve bu yer mahkemesinin yetkili olduğunun belirtildiği, bu düzenlemenin konuluş amacının, mağdur olan davacının, sanık olarak yargılamasının yapıldığı yer mahkemesinde dava açma külfetinden kurtarılmasına yönelik olduğu, CMK'nın 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen tazminat istemine ilişkin olarak 142. maddede belirtilen yetkili mahkeme dışında, yetkisizlik iddiası ve kararın verilmesine ilişkin özel bir hüküm kabul edilmediğinden, yetkiye ilişkin CMK'nın 12-21 maddelerinin uygulanması gerektiği, yetkinin, görevde olduğu gibi kamu düzenine ilişkin olmayıp, yasada öngörülen süre içerisinde ileri sürülmesi gerektiği, (CMK m. 20.) dosya kapsamı itibariyle, Kanunun 18. maddesinden hareketle, yetkisizlik iddiasının, en geç ilk duruşmada ileri sürülmesi gerekirken, dosya kapsamı itibariyle davalı kurumun yetkisizlik itirazında bulunmadığının anlaşılması karşısında, mahkeme tarafından yargılamaya devam edilerek, davacının tazminat talebi ile ilgili olarak hüküm kurulmasında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamede bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiş, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar yasal faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nasafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunması, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

    Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

    29/05/1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup, bu hakkın asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı ancak ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken ve ilgili davada temyizen incelenebilecek haklardan olduğundan, ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamında ayrıca dava konusu edilemeyeceğinin belirtilmiş olması karşısında, hükme esas alınan 27/08/2014 tarihli bilirkişi raporunda vekalet ücreti ve gecikme faizinin dikkate alınıp maddi tazminata dahil edildiği hususu da gözetilmeksizin, ''800,00'' TL vekalet ücretinin mükerrer olarak maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması,

    Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1. bendinde davacı lehine hükmolunan maddi tazminat miktarının, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret miktarından hesaplanan ''559.17'' TL'ye indirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/9814 Karar : 2016/13543
    Tarih : 19.10.2016

    • CMK 20. Madde

    • Yetkili Olmayan Hâkim veya Mahkemenin İşlemleri

    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

    Ancak;

    CMK'nın 20. maddesi gözetilerek aynı zamanda olayın tek tanığın durumunda olan müşteki ... dinlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi,

    Kanuna aykırı ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.