Boşanma Kesinleştikten Sonra Doğan Çocuğun Velayeti



  • Boşanma kararının kesinleşmesinden 4 ay sonra doğan bebeğin velayeti nasıl olur. Direkt anneye mi verilir yoksa dava açmak gerekir mi ?



  • Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocuğun babası M.K m.285’e göre boşanılmış erkek eş olarak kabul edilir. Yasa karinenin aksi tabii ki kanıtlanarak çocuğun babasının başkası olduğu da tespit edilebilir. Ancak, bu süre içinde velayet adeta askıdadır. Boşanma kararı kesinleşse bile çocuk kararın kesinleşmesinden itibaren 300 gün içinde doğmuşsa velayetin kendiliğinden anne tarafından kullanılması mümkün değildir. Çocuğun velayetini almak isteyen anne veya baba dava açarak velayet hakkını elde edebilir.

    MK m. 337’de yer alan “Ana ve baba evli değilse velayet anaya aittir” şeklindeki düzenleme sadece hiç evlenmemiş veya son evliliğinin boşanma kararı ile kesinleşmesinden sonra 300 gün geçmiş kadınlar için söz konusudur.

    Konuyla ilgili emsal nitelikte iki yargıtay kararı aşağıdadır.

    Boşanma Kararından Sonra Doğan Çocuğun Velayeti

    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    ESAS NO:2016/11503
    KARAR NO:2016/12563
    KARAR TARİHİ:28.06.2016

    Davacı anne, davalı ile boşanmalarından 8 ay sonra doğan çocuğun velayetinin kendisine verilmesini talep etmiş, mahkemece; "Türk Medeni Kanununun 337. maddesinde anne ile babanın evli olmaması halinde küçüğün velayetinin anneye ait olduğunun düzenlendiği, taraflar arasında resmi nikah akdi bulunmadığı ve küçüğün velayetinin kanun gereği annede olduğu" gerekçesiyle velayetin annede olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

    Toplanan delillerden, tarafların 03.05.2001 tarihinde kesinleşen kararla boşandıkları, dava konusu küçük...'un boşanmadan sonra 05.01.2002 tarihinde doğduğu ve baba hanesinde nüfusa kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün geçmeden doğan çocuğun babası kocadır (TMK m. 285/1). Davacı annenin boşandığı eşi davalı ile küçük...arasında annenin beyanına göre soy bağı kurulmuştur. Davalı baba tarafından dava konusu küçüğün soy bağı da reddedilmediğine göre, küçüğün askıda olan velayetinin düzenlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

    Boşanma Kararının Kesinleşmesinden 2 Ay Sonra Doğan Çocuğun Velayeti

    YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİ
    E. 2006/20405
    K. 2006/17343
    T. 11.12.2006

    Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. ( TMK. m.285/1 )

    Taraflar 02.06.2000 tarihinde kesinleşen karar ile boşanmış olup küçük Sinem'in 28.08.2000 tarihinde doğmuş olduğu anlaşılmakla velayeti askıdadır.

    Küçük Sinem'in velayetinin düzenlenmesi konusunda bir karar verilmesi gerekirken evlilik dışı çocuk kabul edilerek velayetin anaya ait olduğunun kabulü usul ve yasaya aykırıdır.



  • 2 çocuğum var, buyuk olanın velayetini isteyerek babaya verdim bosanmayi kabul etmiyordu çünkü. Şu an babasi hapiste 2 yil 6 ay hapis cezasi aldi. Velayetten men edildi. Bende dava actim velayeti almak için. Kucuk olan 3 aylik buyuk olan 2 yaşında velayeti alamama gibi bi durum söz konusu olabilir mi ?



  • Aile mahkemesinde yapılacak yargılama neticesinde babanın hükümlü olarak cezaevinde olduğu tespit edilince çocuğun velayeti tarafınıza verilecektir.



  • @avukat-baran-doğan Son bi sorum daha olacak bu velayet davası uzun sürer mi ? verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Kolay gelsin iyi günler ☺



  • Velayet davası, çekişmeli hale geldiğinde tarafların sosyal - ekonomik durumu, tarafların delilleri toplanarak araştırılır.

    Velayet davası yaklaşık olarak 1-2 yıl sürmektedir. Velayet davasında mahkemelerin çocuğun yararı için yapması gerekenler aşağıda bazı emsal kararlarla açıklanmıştır.

    Çocuğun Ruhsal ve Fiziksel Gelişimini Etkileyen Olayların Velayet Davasına Etkisi

    YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
    E. 2008/2-247
    K. 2008/247
    T. 12.3.2008

    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık velayetle ilgili düzenlemeye ilişkin olup, tarafların müşterek çocuklarının velayetinin davacı anneye mi, yoksa davalı babaya mı tevdii gerektiği noktasında toplanmaktadır.

    Öncelikle belirtilmelidir ki; velayet, ana babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri içerir. Ana ve babanın çocukların kişiliklerine ilişkin hak ve ödevleri, özellikle çocukların şahıslarına bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir.

    Bu noktada; çocuğun, eğitim ile istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlak sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunan ana ve babanın, sayılan tüm bu unsurlar yönünden çocuğa örnek teşkil etmesi, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimine ilişkin tüm önlemleri almaları gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Öte yandan, ayrılık ve boşanma durumunda velayetin düzenlenmesindeki amaç, küçüğün ileriye dönük yararlarıdır. Eş söyleyişle, velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır. Bu nedenle, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini engelleyen ve süreklilik arz edeceği anlaşılan her olay, tehlikenin büyüklüğü, doğuracağı onarılması güç sonuçlar değerlendirilerek ele alınmalı ve neticeye varılmalıdır.

    Somut olayda; ahlaki durumu boşanmaya sebep olan davacı annenin, dosyada mevcut tanık beyanlarına ve özellikle davalı kocanın yeğeni olan Ebru Kulaksız'ın açıklamalarına göre, gazete aracılığı ile tanıştığı çok sayıda kişi ile telefon görüşmesi yapıp fotoğraf kabul ettiği; 1989 doğumlu olup, iyiyi kötüyü anlayacak çağda bulunmayan tanık Ebru'nun dahi davacının bu olumsuz tutumundan etkilenerek aynı yöntemle arkadaş edindiği ve bu konuda ona yardımcı olduğu, çocuklarının ahlaki gelişimi için uygun ortamı hazırlamak ve bu yöndeki tüm önlemleri almak bir yana, gazete aracılığı ile tanıştığı bu kişilerle çocuklarının da bulunduğu müşterek hanede ilişki yaşadığı; bunun yanında, ilişkide bulunduğu kişilerden biri ile yatak odasında bulunduğu sırada, mahremiyetle bağdaşmayacak şekilde müşterek çocuklardan küçük Gamze'nin, bu şahsın kucağında olduğu halde oturmasına izin verdiği sübuta ermiştir. Tüm bu hallerin, velayetin davacı anneye verilmesinde ciddi sakıncalar yaratacağı kuşkusuzdur.

    Velayet Düzenlemesi ve Çocukla Anne/Babanın Yarar Çatışması

    Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
    Esas : 2017/6275
    Karar : 2017/14733
    Tarih : 18.12.2017

    Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir. Velayet düzenlemesinde; çocukla ana/baba yararının çatışması halinde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gereklidir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecek idiyse, çocuk için karar verme makamındaki kişinin de aynı yönde vermesi gereken karar; yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır.

    Davalı anne temyiz dilekçesinde; ilk derece mahkemesinin kararından bir süre sonra ortak çocuğa davacı baba ve eşinin kötü davranması ve çocuğun eğitimi ile ilgili verilen sözlerin tutulmaması sebebiyle ortak çocuğun eğitim hayatının olumsuz etkilendiğini ve fikri gelişiminin tehlikeye girdiğini, bu sebeplerle ortak çocuğun tekrar yanına geldiğini ve uzun süredir birlikte yaşamaya devam ettiklerini iddia etmiştir. Velayet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu itibarla tarafların kabulü de hakimi bağlamaz. Bu bakımdan davalı annenin temyiz aşamasındaki iddiaları da dikkate alınarak, inceleme tarihinde yaşı itibariyle idrak çağında

    bulunan ortak çocuğun; mahkemece bizzat veya istinabe suretiyle eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istediği konusunda bilgilendirilerek velayet hakkındaki tercihi kendisinden sorularak (Y.H.G.K E.2012/2-401- K.2012/723) ve psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı bilirkişilerden (4787 s. K m.5) ortak çocuğun anne ve baba yanındaki barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte yeniden sosyal inceleme raporu alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilip, ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının çocuğun üstün yararına olacağı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.



  • Baba hapiste olduğu halde 1 2 yıl sürer mi ?



  • @avukat-baran-doğan. Sn Baran bey. Yaklaşık 3 yillik Bir iliskim Var !!! ve birlikde oldugum Kadinin 5 yildir suren bosanma davasi Vardi, Mahkeme Bosadi ! fakat dosya istinafa gitti !!!! tabi biz bu 3 yildir birlikde Yasiyoruz Ama Ne yaptiysak resmi olarak hala Evli Gozukuyormus ondan dolayı evlenemedik,, durumun En tuhaf Yanida 15 gun sonra Benim Oglumu Doguracak birlikde oldugum Kadin,, Az evel e devletten gordum İstinaf mahkemesi Karara cikdi yazizi yazmis dosya icin,, Simdi Bu Dogacak Cocuk birlikde oldugum kadinin Bosanmaya Çalışıldığı kisinin Uzerine Mi kaydedilecek Nufusda??? Acaba Diyorum Doğumdan sonra nufusa kaydettirmesemde.!!! karar gelince Zaten Bosamis olacak !!!! iddet suresini kaldirip nikah kiysak akabinde Nufusata Islem yapilsa Nasl olur sizCee?????? vea ben dogacak cocugumu Nasil kendi uzerime Kaydettiririm?????? lutfen yardimci olun !!!!



  • Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. ( md. 285/ ) Buna medeni hukukta babalık karinesi denilmektedir. Bazen evlilik birliği fiilen sona ermesine rağmen somut durumunuzda olduğu gibi hukuken devam edebilmektedir. Bu gibi durumlarda çocuğun soybağı (nesebi) tartışma konusu olmaktadır.

    Somut durumunuzda çocuğun iddet müddeti içinde doğması nedeniyle nüfusa baba olarak sizin yazılmanız mümkün değildir. Sona eren evlilikte erkek eş kim ise çocuğun babası olarak nüfusa o kişi kaydedilecektir.

    Ancak çocuk doğup nüfusa kaydedildikten sonra nüfus kaydı gerçeğe aykırı hale geleceğinden, kayıt yapıldıktan sonra nüfus kaydının düzeltilmesi davası (soybağının reddi davası) açılarak kayıt gerçeğe uygun hale getirilir.

    Soybağının reddi davası açma hakkı olan kişiler şunlardır:

    • Nüfusa baba olarak kaydedilen evlilik birliğindeki erkek eş,
    • 18 yaşını tamamlamak kaydıyla çocuğun kendisi.
    • 18 yaşından küçük çocuğa velayeten anne (Anne çocuğa velayeten dava açar, çocuğa kayyım atanır ve dava yürütülür, uygulamada gelişmiş bir sistemdir.)

    Davacılardan S. soybağının reddi davasını küçük M. C. adına velayeten de açmıştır. Çocuk soybağının reddi davasını açma hakkına sahip olduğu gibi (TMK. babalık davası da (TMK. m. 301/1) çocuk tarafından açılabilir. Soybağının reddi davası çocuk adına anne tarafından açılabilir ise de, davacı S. küçük M. C. arasında menfaat çatışması olmakla (TMK. m. 426/2) adı geçen küçüğe kayyım atanması sağlanarak, duruşmaya çağrılıp gösterdiği takdirde delilleri toplanıp, sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi kayden baba gözüken Marco Anton Sander davaya dahil edilmeden eksik hasımla hüküm kurulması da doğru görülmemiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Karar: 2012/28861).

    Özellikle belirtelim ki; her halukarda nüfus kaydının gerçeğe aykırı olduğunu kurumun talebi üzerine öğrenen savcılık davaname ile dava açma hakkına sahiptir.

    Soybağının reddi davalarına bakmaya aile mahkemesi görevlidir:

    Dava, davalının nüfus kaydında baba adının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Aile Mahkemeleri TMK.'nun 282 vd. maddelerinde sınırlı olarak belirtilen soy bağının reddi (TMK.'nun 286. vd.) babalık, tanıma, tanımanın iptali gibi davalara bakmakla görevlidir. Somut olayda davaname ile A.'nin gayriresmi birlikteliğinden olan oğlu Ş.'u boşandıktan sonra iddet müddeti içerisinde nüfusa kaydettirmesi sebebiyle eski eşi adına nüfusa kaydedildiği, gerçekte babasının A. K. olduğu iddiasıyla Ş.'un nüfus kaydının düzeltilmesini talep edilmiştir. Davanın kabul edilmesi halinde davalının baba adının değiştirilmesinin yanında nüfusta babası ile soy bağı kurulacağından, dava bu niteliği itibariyle bir nesep davasıdır. Soy bağı hukuku ile ilgili davalar 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin görev ve yargılama usullerine dair kanunun gösterilen davalardan olup TMK.'nun 282 vd. maddelerinde düzenlenen soy bağı kurulmasıyla ilgili olan bu davanın Aile Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi - Karar: 2014/10954).