CMK Madde 17



  • Yetkide Olumlu Veya Olumsuz Uyuşmazlık

    CMK Madde 17

    (1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.




  • CMK Madde 17 Gerekçesi

    Madde olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığının nasıl çözüleceğini göstermektedir. Madde bu tür uyuşmazlıkların çözümü yetkisini ortak yüksek görevli mahkemeye vermektedir.



  • CMK 17. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2017/4474 Karar: 2017/3305
    Tarih: 11.09.2017

    CMK 17. Madde

    213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 12. maddesi gereğince mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair 81. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20.05.2016 tarihli ve 2016/287 esas, 2016/180 Sayılı kararını müteakip, bu kez 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19.07.2016 tarihli ve 2016/968 Esas, 2016/1252 Sayılı kararı ile 5271 Sayılı Kanun'un 12 vd. maddeleri gereğince mahkemenin yetkisizliğine, suç yeri bakımından dosyanın Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair kararını takiben, ortaya çıkan olumsuz yetki uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın gönderildiği 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 81. Asliye Ceza Mahkemesi'nin yetkisizlik kararının kaldırılmasına dair 28.07.2016 tarihli ve 2016/934 değişik iş sayılı kararın;

    Dosya kapsamına göre, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık"' başlığını taşıyan 17. maddesinde yer alan "Birkaç hakim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak Yüksek Görevli mahkeme, yetkili hakim veya mahkemeyi belirler." şeklindeki düzenleme uyarınca aynı yargı çevresi içerisinde bulunan mahkeme ve hakimler arasında doğan yetki uyuşmazlıklarında uyuşmazlığı çözümlemek görevi bağlı oldukları Yüksek Dereceli mahkemeye ait iken farklı yargı çevresindeki mahkemeler arasındaki uyuşmazlıkta karar verme yetkisinin 20.07.2016 tarihinden önce Yargıtay 5. Ceza Dairesine ait olduğu cihetle, 1. Asliye Ceza Mahkemesince yetkisizlik kararının verildiği 19.07.2016 tarihi itibariyle uyuşmazlığın çözüm yerinin Yargıtay 5. Ceza Dairesi olduğu gözetilmeden, dosyanın Yargıtay'a gönderilmesine karar verilmesi gerekirken esastan inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 13.06.2017 gün ve 94660652-105-34-11510-2016-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

    KARAR VE SONUÇ : Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulüyle 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.07.2016 tarihli ve 2016/934 değişik iş sayılı Kararın CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yetki ihtilafı konusunda düşünce belirtir tebliğname düzenlendikten sonra Dairemize iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/6321 Karar: 2013/9240
    Tarih: 17.09.2013

    CMK 17. Madde

    Reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna ilişkin yapılan soruşturma sırasında, suç yeri itibarıyla evrakın Van Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2012 tarihli ve 2011/783 soruşturma, 2012/141 sayılı yetkisizlik kararını müteakip, bu kez suç yeri bakımından dosyanın Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ilişkin Van Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 31.11.2012 tarihli ve 2012/2917 soruşturma, 2012/761 sayılı yetkisizlik kararı üzerine, yetki konusunun çözümü için dosyanın gönderildiği Erciş Ağır Ceza Mahkemesince karşılıklı yetkisizlik kararı söz konusu olmadığından yetkili savcılığın belirlenmesi talebinin reddine dair ll.01.2013 tarihli ve 2013/44 D. İş sayılı kararının;

    Dosya kapsamına göre, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 27.09.2012 tarihli ve 2012/10135-9559 sayılı ilâmında belirtildiği üzere; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 161. maddesine, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 21. maddesiyle eklenen 7. fıkrada "Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada Cumhuriyet Savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir" hükmünün yer alması karşısında, söz konusu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ikinci yetkisizlik kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının, yetkili savcılığın belirlenmesi için dosyayı en yakın ağır ceza mahkemesine göndermesinin gerektiği gözetilmeden yetkili savcılığın belirlenmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 30.04.2013 gün ve 94660652-105-65-3413-2013/6987/28240 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

    KARAR : Bilindiği üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın;

    "Cumhuriyetin nitelikleri" kenar başlıklı 2. maddesi uyarınca;

    "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."

    "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası uyarınca;

    "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

    "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" kenar başlıklı 141. maddesinin son fıkrası uyarınca;

    "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir."

    Diğer taraftan; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin birinci bendi gereğince;

    "Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. Hüküm açık oturumda verilir; ancak, demokratik bir toplumda genel ahlâk, kamu düzeni ve ulusal güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde, veya davanın açık oturumda görülmesinin adaletin selametine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar dava süresince tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir."

    Ayrıca, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık" kenar başlıklı 17. maddesine göre;

    "(1) Birkaç hakim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hakim veya mahkemeyi belirler."

    5271 sayılı Kanun'un 6217 sayılı Kanunun 12. maddesiyle değişik ve Cumhuriyet Savcısının görev ve yetkileri kenar başlıklı (161. maddesine "Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada Cumhuriyet Savcısı kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir." şeklinde fıkra eklenmiş bulunmaktadır.

    Yukarıda yer alan hukukî düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde;

    CMK.nın 161. maddesinin yedinci fıkrası gereğince Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında çıkan yetki uyuşmazlığının çözümüne ilişkin olarak,

    Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesince bir karar verilebilmesi için, soruşturma dosyası yetkisizlik kararıyla kendine gelen Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yetki yönünde yapılan değerlendirme sonucu, sadece daha önce yetkisizlik kararı veren yer Cumhuriyet Başsavcılığına yetkisizlik kararı ile gönderilmesi durumunda uygulanmayacağı, diğer bir ifadeyle CMK.nın 17. maddesinde düzenlendiği gibi mahkemeler arasında çıkan olumsuz bir yetki uyuşmazlığının çıkmasına gerek bulunmadığı, fıkra hükmünün soruşturma dosyasının yetkisizlik kararı verilerek bir başka yer Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi durumunda da uygulanabileceği, aksine yorumun sözü edilen fıkranın getiriliş amacına uygun olmayacağı gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile korunan "adil yargılanma hakkı" ve bu kapsamda değerlendirilen "makul sürede yargılanma" hakkına uygun olmayacağından Erciş Ağır Ceza Mahkemesince yetkili Cumhuriyet Savcılığının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

    SONUÇ : Bu itibarla kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriğinin yerinde olduğu görülmekle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin 11.01.2013 gün, 2013/44 D. İş sayılı Kararının CMK.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına ve dosyanın merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.