CMK Madde 15



  • Deniz, Hava ve Demiryolu Taşıtlarında veya Bu Taşıtlarla İşlenen Suçlarda Yetki

    CMK Madde 15

    (1) Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir.

    (2) Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.

    (3) Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.

    (4) Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye'de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.




  • CMK Madde 15 Gerekçesi

    Maddede, deniz ve hava taşıtlarında veya bu taşıtlarla işlenen suçlarda yetki, ayrı fıkralar hâlinde düzenlenmiştir.

    Üçüncü fıkrada, çevreyi kirletme suçlarında hangi mahkemenin yetkili olacağı gösterilmiştir. Türk kara suları dışında, yabancı gemi tarafından denizin kirletildiği ve kirlenmenin etkisinin, Türk kara sularında görüldüğü hâllerde, Türk mahkemelerinin yetkili olacağı ve suçun işlendiği yere yakınlığına göre fıkrada gösterilen liman şehirlerindeki mahkemelerden işe ilk elkoyan mahkemenin yer bakımından yetkili bulunacakları açıklanmıştır.



  • CMK 15 (Deniz, Hava ve Demiryolu Taşıtlarında veya Bu Taşıtlarla İşlenen Suçlarda Yetki) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/2098 Karar : 2017/4717
    Tarih : 5.06.2017

    • CMK 15. Madde

    • Deniz, Hava ve Demiryolu Taşıtlarında veya Bu Taşıtlarla İşlenen Suçlarda Yetki

    Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12-21. maddelerinde yetki konusu düzenlenmiş olup, 12. maddede genel olarak, işlenen suçlarda hangi mahkemenin yetkili olduğu, 13, 14, 15 ve 16. maddelerde ise ek yetki kurallarının yer aldığı, Kanun'un 18. maddesinde yetkisizlik iddiasını ileri sürme hakkının sanığa verilmiş olduğu ve bu hakkın ne zamana kadar ileri sürülebileceğinin, gösterildiği, Kanunun 13. maddesindeki özel yetki benzeri bir düzenlemenin de aynı Kanunun 142. maddesinde yapıldığı, koruma tedbiri nedeniyle zarar gören davacıların tazminat isteminin “zarara uğrayanın oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesi”nde açılacağı ve bu yer mahkemesinin yetkili olduğunun belirtildiği, bu düzenlemenin konuluş amacının, mağdur olan davacının, sanık olarak yargılamasının yapıldığı yer mahkemesinde dava açma külfetinden kurtarılmasına yönelik olduğu, CMK'nın 141 ve devamı maddelerinde düzenlenen tazminat istemine ilişkin olarak 142. maddede belirtilen yetkili mahkeme dışında, yetkisizlik iddiası ve kararın verilmesine ilişkin özel bir hüküm kabul edilmediğinden, yetkiye ilişkin CMK'nın 12-21 maddelerinin uygulanması gerektiği, yetkinin, görevde olduğu gibi kamu düzenine ilişkin olmayıp, yasada öngörülen süre içerisinde ileri sürülmesi gerektiği, (CMK m. 20.) dosya kapsamı itibariyle, Kanunun 18. maddesinden hareketle, yetkisizlik iddiasının, en geç ilk duruşmada ileri sürülmesi gerekirken, dosya kapsamı itibariyle davalı kurumun yetkisizlik itirazında bulunmadığının anlaşılması karşısında, mahkeme tarafından yargılamaya devam edilerek, davacının tazminat talebi ile ilgili olarak hüküm kurulmasında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamede bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiş, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar yasal faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nasafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunması, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

    Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

    29/05/1957 tarih ve 4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, vekalet ücreti, yargılama giderleri kapsamında olup, bu hakkın asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı ancak ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken ve ilgili davada temyizen incelenebilecek haklardan olduğundan, ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin, maddi tazminat kapsamında ayrıca dava konusu edilemeyeceğinin belirtilmiş olması karşısında, hükme esas alınan 27/08/2014 tarihli bilirkişi raporunda vekalet ücreti ve gecikme faizinin dikkate alınıp maddi tazminata dahil edildiği hususu da gözetilmeksizin, ''800,00'' TL vekalet ücretinin mükerrer olarak maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması,

    Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1. bendinde davacı lehine hükmolunan maddi tazminat miktarının, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret miktarından hesaplanan ''559.17'' TL'ye indirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.