Güvenlik soruşturması



  • Ben yaklaşık 11 sene ilçe bir belediyenin temizlik işlerini yapan taşeron bir firmada çalıştım. Son çıkan KHK ile kamuda sürekli işçi statüsüne geçmek için basvurdum. Ancak güvenlik soruşturmam olumsuz geldiğinden işime son verildi ve tazminatlarım da ödenmedi. Ben tazminattan daha çok işime geri dönmek istiyorum. Nasıl bir yol izlemem gerekiyor. Şimdiden teşekkür ederim.



  • Güvenlik soruşturması sonucu işe alınmamanız bir idari işlem olduğundan bu işleme idare mahkemesinde yürütmeyi durdurma talepli olarak iptal davası ve oluşan zararınız için (boşta kaldığınız süre içinde mahrum kaldığınız maaşlarınız sebebi ile ) tam yargı davası açabilirsiniz. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesi ile buna dayanılarak çıkarılan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğinin 1. Maddesinde bu yönetmeliğin amacı belirtilmiş ve güvenlik soruşturmasının kimler hakkında yapılacağı düzenlenmiştir. Bunun yanında güvenlik soruşturmasının somut verilere dayanması gerekir. Bu sebeple güvenlik soruşturmanızın ne sebep ile olumsuz geldiğini bilmemekle birlikte aşağıdaki Bursa 3. İdare mahkemesinin 2018 yılında vermiş olduğu YD kabul kararının size yardımcı olacağını düşünmekteyim. İyi günler diliyorum.

    Güvenlik Soruşturması "Olumsuz" - İptal Davası Kararı

    BURSA 3. İDARE MAHKEMESİ
    ESAS NO: 2018/84

    YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI
    İSTEYEN (DAVACI) : C.B.K
    VEKİLİ :

    KARŞI TARAF (DAVALI) : ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
    VEKİLİ :

    • İSTEMİN ÖZETİ : Davalı idare bünyesinde radyoloji teknikeri olarak görev yapmakta iken görevine son verilen davacı tarafından, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasına ilişkin 21.09.2017 tarihli değerlendirme komisyonu raporunun ve güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle görevine son verilmesine ilişkin 03/11/2017 gün ve 32116 sayılı davalı idare işleminin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve diğer özlük haklarının ve ayrıca uğradığı 5.000,00-TL maddi, 10.000,00-TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada yürütmenin durdurulması istenilmektedir.
    • SAVUNMA ÖZETİ : Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama Hastanesi'nde 657 sayılı Kanun'un 4/B sözleşmeli personel pozisyonunda çalışmak üzere 09.10.2017 tarihinde sağlık teknikeri olarak göreve başlatılan davacının 657 sayılı Kanun'un 48/A-8 maddesi uyarınca yapılan güvenlik soruşturması olumsuz olmasına rağmen sehven güvenlik soruşturması olumlu sonuçlananlar arasında değerlendirilip göreve başlatıldığının fark edilmesi üzerine 03.11.2017 tarihi itibariyle görevine son verildiği, idarenin hatasına dayalı işlemlerin kişiler lehine kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, idare tarafından dava açma süresi içerisinde hatalı işlemin her zaman geri alınabileceği, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Karar veren Bursa 3. İdare Mahkemesi'nce dava dosyası ve ekleri yürütmenin durdurulması istemi yönünden incelenerek işin gereği görüşüldü:
    Dava, radyoloji teknikeri olarak görev yapmakta olan davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasına ilişkin 21.09.2017 tarihli Uludağ Üniversitesi Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Sonucu Değerlendirme komisyonu raporunun ve güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle davacının görevine son verilmesine ilişkin 03/11/2017 gün ve 32116 sayılı işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve diğer özlük haklarının ve ayrıca uğradığı 5.000,00-TL maddi, 10.000,00-TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
    2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin 2. fıkrasında; "Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez." hükmü yer almaktadır.
    Anayasa'nın 38.maddesinde, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimsenin suçlu sayılamayacağı, ceza sorumluluğunun şahsi olduğu, 70. maddesinin ikinci fıkrasında ise, hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım yapılamayacağı kurala bağlanmıştır.
    657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesinde, devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel ve özel şartlar belirlenmiş ve aynı maddenin genel şartlar başlıklı (a) bendinin 8.fıkrasında (Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.) Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak koşuluna yer verilmiştir.
    4045 sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli İle Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 1. maddesinde de, "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile askerî, emniyet ve istihbarat teşkilâtlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usûl ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
    Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nin 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde Devletin güvenliğinin, iç ve dış menfaatlerinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik dereceli birim ve kısımlarını belirlemek, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını düzenlemektir.” hükmüne, “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde; “f)Arşiv araştırması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının mevcut kayıtlardan saptanmasını,”, “g)Güvenlik soruşturması: Kişinin kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığının, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerinde ilişiği ile adli sicil kaydının ve hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığının, yıkıcı ve bölücü faaliyetlerde bulunup bulunmadığının, ahlaki durumunun, yabancılar ile ilgisinin ve sır saklama yeteniğinin mevcut kayıtlardan ve yerinden araştırılmak suretiyle saptanması ve değerlendirilmesini,” tanımlarına yer verilmiş, “Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında araştırılacak hususlar” başlıklı 11. maddesinde de; ”Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak: a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı. d) Şeref ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgili derecesinin iç yüzü ve nedeni, f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır.” kuralı yer almıştır.
    Dava dosyasının incelenmesinden; Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama Hastanesi'nde 657 sayılı Kanun'un 4/B sözleşmeli personel pozisyonunda çalışmak üzere 09.10.2017 tarihinde sağlık teknikeri olarak göreve başlatılan davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasında, Adana Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nden alınan 06.09.2017 tarih ve 8659 sayılı yazıda, davacının güvenlik ile ilgili konularda ilişik kaydına rastlanılmamakla birlikte babası hakkında olumsuz istihbarat bilgisine ulaşıldığı ve bu nedenle davacının söz konusu kadroya atamasının yapılmasının uygun olmayacağı kanaatinin bildirilmesine ilişkin 21.09.2017 tarihli Uludağ Üniversitesi Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Sonucu Değerlendirme Komisyonu Raporunun tanzim edildiği, akabinde sağlık teknikeri olarak göreve başlatılan davacının 657 sayılı Kanun'un 48/A-8 maddesi uyarınca yapılan güvenlik soruşturması olumsuz olmasına rağmen sehven güvenlik soruşturması olumlu sonuçlananlar arasında değerlendirilip göreve başlatıldığının fark edildiği gerekçesiyle 03.11.2017 tarihi itibariyle görevine son verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
    Davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasında Adana Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nden alınan bilgi notunda; davacının, devletin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek yasa dışı ideolojik bir görüşü benimsediği veya kurumun güvenliğini ihlal edebilecek tutum ve davranışlar içerisinde bulunduğunu ortaya koyan hukuken kabul edilebilir somut bir tespite yer verilmediği görülmektedir.
    Öte yandan, bir istihbari bilgi notunun varlığının tek başına davacının dava konusu göreve atanmamasını haklı kılacak hukuki bir neden olarak kabulü olanaksızdır. Anayasanın Türkiye Cumhuriyetinin "hukuk devleti" olduğunu vurgulayan 2. maddesi hükmü karşısında her şeyden önce, güvenlik soruşturmasına ilişkin raporlarda ve bilgi notlarında yer alan bilgilerin istihbari nitelik taşıdıklarından hukuken geçerli başka bilgi ve belgelerle doğrulanmadıkça bu raporların (bilgi notlarının) tek başlarına hukuki delil gücünde kabul edilmeleri ve ilgililer aleyhine kullanılmaları hukuk devleti ilkesine aykırı düşer. Hukuk devletinde idarenin ve kişilerin hak ve yükümlülükleri, demokratik esaslara uygun olarak, objektif kriterler halinde ayrı ayrı belirlenmiş olup idarenin kişilerin hak ve menfaatlerini etkileyen konularda "şüphe"ye dayanarak işlemler tesis etmesi uygun ve doğru görülemez. Böyle bir kıstasın kabulü, Anayasanın "Hizmete girme'' başlıklı 70. maddesinin ikinci fıkrasında yeralan “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez" kuralına da uygun olmadığı açıktır.
    Davacının anne-babası ve kardeşleri hakkındaki istihbari mahiyetteki bilgilerin ise, davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına yol açmayacağı açıktır.
    Bu itibarla, istihbari bilgi notunda yer alan değerlendirmelere istinaden davacının güvenlik soruşturması olumsuz kabul edilerek görevine son verilmesine ilişkin 03/11/2017 gün ve 32116 sayılı davalı idare işleminde hukuka uyarlık görülmemiştir.

    Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu 03/11/2017 gün ve 32116 sayılı işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz yolu açık olmak üzere, 29/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
    Başkan
    MAHMUT ŞAHİN
    38564

    Üye
    MEHMET LATİF YURDUKUTLU
    192066

    Üye
    PELİN ERSOY
    178494



  • Merhaba ben uzman erbaş olarak TSK da eğitim aldım eğitim bitmeye yakın güvenlik soruşturmasından evlendin hemen mahkeme açtım elenme sebebim babamın bank Asya hesabından dolayı imiş 2009 2013 seneleri arası o banka üzerinden maaş alıyordu ve en son tazminatını aldı idari mahkemesi kararı Red verde bölge idari mahkemesine taşıdık davayı mayıs ayında ayın 15 de avukatım bölge idari mahkemesine taşıdığını söylüyor dava ortala olarak ne kadar sürer uzun sürer mi birde e devleten baktığımda uyap üzerinde dosya açılı olarak 01 07 2019 yazıyor