Devlet hastanesinde doktor hatası tazminat davası



  • Kardeşim bir devlet hastanesinde ameliyat edildi, bize ameliyatın başarılı geçtiği söylendi. Taburcu edildikten belli bir süre sonra ağrıları katlanılamaz derecede arttı. Tekrar aynı hastaneye götürdük bir şeyi yok dediler, bazı ilaçlar verdiler. Kardeşim bir gece kendinden geçince bir üniversite hastanesine götürdük. Üniversite hastanesinde yapılan incelemelerde vücudunda bir yabancı bir cisim tespit edildi. Daha sonra yapılan operasyon neticesinde o cisim çıkarıldı. Cismin enjektör ucu olduğu anlaşıldı. Devlet hastanesinde yapılan ameliyetta yapılan doktor hatası nedeniyle kardeşimin organlarından birinin işlevi de zayıflayabilir. Devlet hastanesi aleyhine tazminat davası açabilir miyiz? tazminat davası hangi mahkemede açılmalıdır?



  • Bu tür davalara malpraktis davası (doktor hatası nedeniyle tazminat davası) denilmektedir. Doktor uygulama hatasının yapıldığı hastane, devlet hastanesi niteliğinde olduğundan idare mahkemesine tam yargı davası açma hakkınız var. Doktor hatası nedeniyle benzer bir tazminat davasına ilişkin danıştay kararı aşağıda var, lütfen inceleyiniz.

    Doktor Hatası (Malpraktis) Tazminat Davasında Hizmet Kusuru

    Danıştay 15. Daire - Karar : 2016/4029

    Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

    Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

    Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

    Olayda; davalı idare personelince ameliyat edilen hastanın vücudundan üç adet kırılmış enjektör ucu şeklinde metalin çıkarıldığı, hastanın bu ameliyatın belirli bir zaman öncesinde ve daha sonrasında başka bir ameliyat geçirmediği tartışmasızdır. Adli Tıp raporunda da bu gerçeklerin inkar edilmediği ve bir hastanın vücudundan geçirdiği ameliyattan üç ay sonra ve ameliyat bölgesinden çıkarılan üç adet metal cismin orada bulunabilmesini açıklayıcı başka bir sebep ve olasılığın ortaya konulmadığı ve dolayısıyla hastanın ameliyatı sırasında ameliyat bölgesinde bu üç cismin unutulduğu somut bir olgudur. Bu cisimlerin hastanın ameliyat bölgesine nasıl girdiği cerrahi ve bilimsel olarak açıklanamamış ise de, davalı idarenin ameliyat ekibinden ve ameliyatın sorunsuz yürütülmesinden sorumlu olduğu gözönüne alındığında bu konuda gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği ve dolayısıyla davalı idarece hizmetin kötü işletildiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunması nedeniyle Mahkemece davacıların maddi ve manevi tazminat istemi değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.