TCK Madde 11



  • Vatandaş Tarafından İşlenen Suç

    TCK Madde 11

    (1) Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye'de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına göre cezalandırılır.

    (2) Suç, aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektirdiğinde yargılama yapılması zarar görenin veya yabancı hükûmetin şikayetine bağlıdır. Bu durumda şikayet, vatandaşın Türkiye'ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.




  • TCK Madde 11 Gerekçesi

    Türk vatandaşının yabancı ülkede işlemiş bulunduğu suçtan dolayı Türkiye’de yargılanabilmesi için belli koşulların gerçekleşmesi gerekir. Bu koşullar, maddenin birinci fıkrasında belirlenmiştir.

    Bunun için, failin Türk vatandaşı olması ve Türkiye’de bulunması gerekir. Failin Türkiye’de bulunması, bir kovuşturma şartı niteliğindedir. Vatandaşın yurt dışında işlediği suç dolayısıyla Türkiye’de Türk kanunlarına göre cezalandırılabilmesi için, bu suçun Türkiye’de kovuşturulabilir bir suç olması gerekir. Bunun belirlenmesinde Türk kanunlarının göz önünde bulundurulması gerektiği muhakkaktır.

    Yabancı ülkede işlenen bu suçla ilgili olarak Türk kanunlarında öngörülen hapis cezasının aşağı sınırı bir yıldan az değilse, fail hakkında Türkiye’de Türk kanunlarına göre re’sen yargılama yapılacaktır. Türk vatandaşının yabancı ülkede işlemiş bulunduğu suçun 13 üncü maddede belirlenen suçlardan olması durumunda bu madde hükmü uygulanmaz.

    Buna karşılık, yabancı ülkede işlenen bu suçla ilgili olarak Türk kanunlarında öngörülen hapis cezasının aşağı sınırı bir yıldan az ise, fail hakkında Türkiye’de Türk kanunlarına göre yargılama yapılabilmesi için, zarar gören şahsın veya yabancı hükûmetin şikâyetinin olması gerekir. Ancak, bunun için, şikâyetin, vatandaşın Türkiye’ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılması gerekir.

    Türk vatandaşının yabancı ülkede işlediği suçtan dolayı mağdur olan kimse yabancı ise; fail hakkında Türkiye’de Türk kanunlarına göre yargılama yapılabilmesi için, fiilin, işlendiği ülke devleti kanununa göre de suç teşkil etmesi gerekir.

    Yabancı ülkede işlenmiş olan suçtan dolayı yurt dışında yargılama yapılmış ve hatta hüküm verilmiş olabilir.

    Bu suç dolayısıyla yabancı ülkede yargılama yapılmakta olsa bile, fail hakkında Türkiye’de Türk kanunlarına göre re’sen yargılama yapılacaktır.
    Buna karşılık, yurt dışında işlediği suçtan dolayı Türk vatandaşı hakkında yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararının verilmiş olması hâlinde, artık Türkiye’de yeniden yargılama yapılamayacaktır.

    Hükûmet Tasarısında vatandaş tarafından yurt dışında işlenen suçun hem Türk Kanunlarına göre hem de suçun işlendiği ülke kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç olması öngörülmüştür. Ancak, bir sonraki maddede “yabancı tarafından işlenen suç” açısından ise sadece Türk Kanununda öngörülen ceza ölçü alınmıştır. Her iki durum açısından uyumu sağlamak için, sadece Türk Kanununda öngörülen cezanın ölçü alınması yönünde madde metninin değiştirilmesi uygun bulunmuştur.



  • TCK 11 (Vatandaş Tarafından İşlenen Suç) Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2017/10375 Karar : 2017/13438
    Tarih : 28.04.2017

    • TCK 11. Madde

    • Vatandaş Tarafından İşlenen Suç

    Hakaret ve tehdit suçlarından şüpheliler ..., ... ile kimliği tespit edilemeyen şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/06/2016 tarihli ve 2015/74708 soruşturma, 2016/54957 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 08/09/2016 tarihli ve 2016/4499 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 14.02.2017 gün ve 94660652-105-06-404-2017-KYB sayılı yazılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/02/2017 günlü ve 2017/10995 sayılı tebliğnamesiyle bozma düşüncesiyle daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:

    Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

    Dosya kapsamına göre; müştekinin kullanmakta olduğu ......com adresine şüpheli ... ile ... ve ... kullanıcı adlarını kullanan şüpheliler tarafından tehdit ve hakaret içerikli yazılı iletiler gönderildiği iddiasından ibaret soruşturma konusu olayda; şüpheli ...’in atılı suçu işlediğine dair yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı gerekçesiyle,[email protected] adresinden gönderilen e-postalar yönünden ise gmail hesaplarının IP bağlantı bilgilerinin ilgili şirket tarafından temin edilmediği, anılan hesapların yer sağlayıcısının yurt dışı kaynaklı olması nedeniyle suçun yurt dışında işlendiğinden 5237 sayılı Kanun’un 11 ve 12. maddelerindeki soruşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; [email protected] adresinden 17/04/2015 tarihinde gönderilen elektronik postaların, gönderilme anında bağlandığı IP bilgisinin şüpheli ... adına kayıtlı adsl hesabında kullanıldığının tespit edildiği, şüphelinin alınan savunmasında suçlamaları inkar ettiği, ancak kendi adına kayıtlı adsl üzerinden başkaları tarafından kullanım yapılıp yapılmadığına dair bir anlatımı bulunmadığı, Türk Telekominakasyon A.Ş.’nin 11/02/2016 tarihli cevap yazısında anılan elektronik posta adresinden bağlantı yapılan IP numarasının.... İlköğretim Okulu’na ait adsl tarafından kullanıldığının belirtildiği, müşteki vekili tarafından verilen itiraz dilekçesinde daha önce adıgeçen okulda görev yapmakta iken bakanlık tarafından görevden uzaklaştırılan, şikayetçi ile husumetli bulunan diğer şüpheli ... ile yakın ilişkisi bulunan .... isimli şahıs tarafından iddia konusu iletilerin gönderilmiş olabileceğinin belirtildiği, gmail hesaplarının IP bilgilerinin tespitine yönelik dosya içerisinde herhangi bir araştırma yazısı bulunmadığı, hakaret ve tehdit suçlarında suçun işlendiği yerin suç içeren ifade ve iletilerin muhataba ulaştığı yer olduğu, iletilerin yurt dışı kaynaklı servis sağlayıcıları üzerinden gönderilmesinin suçun işlendiği yeri değiştirmeyeceği hususları da nazara alındığında, [email protected] adresinin suç tarihinde kullanılan IP bilgilerinin temin edilmesi, müşteki dilekçesinde ismi geçen... isimli şahsın şüpheli olarak savunmasının alınması ile şüpheli ...’in yeniden ifadesinin tespit edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, suç içerikli iletilerin göndericilerinin tespit edilmemesi halinde ise dosyanın faillerin tespitine çalışılması açısından evrakın daimi aramaya alınması gerektiği dikkate alınmadan, eksik inceleme ile verilen karara yönelik itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    1-Olay

    Şüpheliler ..., ... haklarında müşteki ....'a ait sosyal paylaşım adreslerine tehdit ve hakaret içerikli mesajlar gönderildiğinin iddia edildiği olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, suça konu iletilerin geldiği sitenin yurt dışı ABD'den yayın yaptığından herhangi bir tespit yapılamadığı, yurt dışında işlenen suçların soruşturmasının TCK'nın 11 ve 12. maddelerine göre şüphelinin TC vatandaşı olması ve Adalet Bakanının iznine tabi olduğu, şüphelilerin suçlamayı kabul etmediği, dava açmaya yeterli delil olmadığından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olup, bu karara itiraz üzerine ise Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğince itirazın kabul edilmesi yerine yazılı şekilde reddine dair verilen kararın kanun yararına bozulması istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

    2-Hukuksal Değerlendirme

    Dosya kapsamı ve kanun yararına bozma istemi incelenerek birlikte değerlendirildiğinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından her ne kadar suçun yurt dışında işlendiği, soruşturma yapılması için şüphelinin T.C vatandaşı olması gerektiği ve şüpheliler hakkında kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, iddia konusu mesajların ...'e ait IP ve .... hesapları kullanılarak müştekiye gönderildiği, suç yerinin mesajların ulaştığı müşteki adresi olduğuna göre yurt dışında işlenmiş sayılamayacağı, IP adresine göre .... İlk Öğretim Okuluna ait bilgisayar ve burada çalışan ve müşteki tarafından ....'nin arkadaşı olup olaya katıldığı ve dinlenilmesi gerektiği ifade edilen.... adlı kişi araştırılıp dinlenilerek sonucuna göre şüphelilerin tespiti halinde gereğinin taktiri, suçun kim tarafından işlendiğinin tespit edilememesi halinde soruşturma evrakı daimi araştırmaya alınarak araştırmaya devam edilmesi, gerektiği halde müşteki ve şüphelilerin dinlenmesi dışında etkili bir soruşturma işlemi yapılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

    3-Sonuç ve Karar

    Yukarıda açıklanan nedenlerle,

    Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 26/11/2014 tarihli ve 2014/2134 değişik iş sayı ile verilip kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde yerine getirilmesine, 28/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2015/6423 Karar : 2015/7553
    Tarih : 2.12.2015

    • TCK 11. Madde

    • Vatandaş Tarafından İşlenen Suç

    Sanığın, katılanın yanında, Azerbeycan`da bir süre sigortasız şekilde tır şöförü olarak çalıştığı, bu döneme ait çalışmasının karşılığı ücreti alamaması üzerine işten ayrıldığı, suça konu aracı katılana ait yurtdışındaki şantiyeye teslim ettiği, bir hafta sonra tekrar şantiyeye geri dönüp aracı alarak gittiği ve aracı katılana teslim etmediği böylelikle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul olunan olayda;

    Sanığın, katılanın ve o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

    1- Usul açısından yapılan incelemede; 5237 sayılı TCK’nun 11. maddesi uyarınca, bir Türk vatandaşı, 13'üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk Kanunları'na göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye'de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk Kanunları`na göre cezalandırılabilir. Belirtilen koşullar kovuşturma şartı niteliğindedir. Bunun için failin Türk olması, Türkiye’de bulunması ve bu eylem nedeniyle yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerekir. Yurtdışında işlediği suçtan dolayı Türk vatandaşı hakkında yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş ve kesinleşmiş olması halinde artık Türkiye’de yeniden yargılama yapılamayacaktır.

    Açıklamalar ışığında; sanığa, yüklenen suçun yurt dışında işlendiği, aynı eylem nedeniyle sanık hakkında yabancı ülkede kesinleşmiş bir hüküm verilip verilmediği Azerbaycan adli mercileri nezdinde araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, olumsuz kovuşturma şartının açıklığa kavuşturulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

    2- Esas bakımından yapılan incelemede ise; sanığın aşamalardaki beyanlarında ısrarla suçu kabul etmemesi ve kamyonu bizzat katılana teslim ettiğini ve katılana "Arabayı Bakü'de parçalıyorlar" şeklindeki mesaj göndermediğini beyan etmesine rağmen sözkonusu mesajın ve bir çok kez telefonla görüşüldüğü iddialarının TİB'e müzekkere yazılıp HTS kayıtları istenmeden iletişimin tespiti yapılmış gibi mahkemece sübutun varlığı kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle sanığın suça konu tırı şantiyede herhangi bir görevliye teslim edip etmediğinin tespiti, bu konuda kanuni yollara başvurduğunu söyleyerek dosyaya Azerice düzenlenmiş evrak sunan katılanın başvurusunun ilgili makamdan araştırılarak, gerekirse sonuçlarının dosyadaki evrakların tercüme ettirilmesi, tırı sanığın götürdüğünü beyan ettiğini ifade eden şahısların beyanlarına başvurulması, katılanın sanığın kendisine gönderdiğini iddia ettiği"Arabayı Bakü'de parçalıyorlar" şeklindeki mesajın ve telefon görüşmelerinin varlığının araştırılması için TİB`e müzekkere yazılarak HTS kayıtlarının istenmesi, delil başlangıcı olarak soruşturma aşamasında dosyada dökümü yaptırılan ve tanığın sanıkla konuşmasını içeren metinde sanığın katılan ve tanıktan istediği iddia edilen para konusunda hiçbir miktar geçmezken, katılan ve tanığın soruşturma ve kovuşturmada farklı miktarlar beyan etmeleri nedeniyle bu hususların da açıklattırılarak ifadeleri arasındaki çelişkilerin giderilmesi, katılanın ve oğlu olan tanığın ifadeleri dışında mahkemece sübuta götüren delillerin gerekçeleri ile birlikte tartışılması ve toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm verilmesi,

    Bozmayı gerektirmiş, sanığın, katılanın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK`nın 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2011/20167 Karar: 2014/10778
    Tarih: 28.05.2014

    • TCK 11. Madde

    • Vatandaş Tarafından İşlenen Suç

    Türk vatandaşı olan sanığın Almanya'nın Hamburg kentinde S. R. ile birlikte yakınan S. J. G. M. isimli kişiye karşı yağma suçunu işlediğinin iddia edilip, sanık savunmanın ekli olarak sunduğu infaz belgesi ve temyiz dilekçesinde, “sanığın Almanya'da işlediği iddia edilen eylem sonrası Türkiye'ye döndüğünü, hakkında dava açıldığını, sonrasında tekrar Almanya'ya döndüğünü ve orada yargılandığını, infaz belgesine göre bu suçtan 2 yıl hapis cezası aldığını, mahkeme kararına ulaşılamadığını, sanığın aynı suçtan iki kez yargılanarak iki kez ceza aldığını'' belirtmesi karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 11.maddesi doğrultusunda mükerrer mahkumiyeti önlemek için aynı konuda yabancı ülkede yapılan yargılama ve verilmiş karar olup olmadığı kesin olarak saptanılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması,

    Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık K. Ü. savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28.05.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
    Esas: 2013/3365 Karar: 2013/4989
    Tarih: 18.09.2013

    • TCK 11. Madde

    • Vatandaş Tarafından İşlenen Suç

    1- Hakkında nitelikli öldürmeye teşebbüs, nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulan sanık A.'ın, beraat etmesi gerektiği yönünde karşı oy kullanan üye hakim N. K. O.'ın görüşünün gerekçelendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

    Karar: 2- Suç yerinin, gerekçeli karar başlığında K.K.T.C. Lefkoşa yerine İstanbul/Tuzla olarak gösterilmesi,

    3- 5237 sayılı TCK.nun 11 ve devamı maddeleri uyarınca suç yeri yönünden yetkili olup olmadığının tartışılmaması,

    4- Kabule göre de; K.K.T.C. Ceza Kanunu ile 765 sayılı ve suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı hükümlerinin olaya ayrı ayrı denetime olanak verecek şekilde, somut karşılaştırma yapılarak lehe yasa hükmünün belirlenmesi ve ona göre uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

    Sonuç: Usule aykırı olup, sanık müdafii ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair cihetleri incelenmeyen hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 18.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.