İnfaz Kanunu Madde 42



  • Haberleşme veya İletişim Araçlarından Yoksun Bırakma veya Kısıtlama

    İnfaz Kanunu Madde 42

    (1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasıdır.

    (2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır:

    a) Protesto amacıyla idarece verilen yemeği topluca almama eylemine katılmak.

    b) Kurum işyurdu yönetim kurulunca uygun görülen işte çalışmamak.

    c) Herhangi bir şeyi protesto amacıyla veya idareye karşı toplu olarak sessiz direnişte bulunmak.

    d) Odalarda, eklentilerinde ve diğer alanlarda ilâç ve gıda maddesi stoku yapmak.

    e) Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak.

    (3) Hükümlüye gelen mektup, faks ve telgraflar, disiplin cezasının infazından sonra kendisine verilir. Aynı türden olsa bile sonraki disiplin cezasının infazına bu işlem yapılmadan başlanamaz.

    (4) Anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerin ölüm veya ağır hastalıkları ile doğal afet hâllerinde yapılması gereken haberleşmeler ve avukat ile ilişkilerde bu madde hükmü uygulanmaz.




  • İnfaz Kanunu Madde 42 Gerekçesi

    Maddede, hükümlünün bir aydan üç aya kadar telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmasından tamamen veya kısmen yoksun bırakılması cezası düzenlenmiştir.

    Gelen mektup ve telgrafların disiplin cezasının infazından sonra hükümlüye verileceği ve ölüm, ağır hastalık ve doğal afetler nedeniyle yapılması gereken haberleşmeler ile maddede belirtilen yakınları ve resmî merciler ve avukatlarıyla ilişkilerde bu madde hükmünün uygulanmayacağı da ayrıca belirtilmiştir.



  • İnfaz Kanunu 42. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2007/3494 Karar : 2007/2821
    Tarih : 2.04.2007

    - İnfaz Kanunu 42. Madde

    Silahlı çete PKK Örgütünün amacı doğrultusunda ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf silahlı eylemde bulunmak suçundan müebbet ağır hapis eczasına hükümlü Abdulkerim hakkında 1 ay haberleşme ve iletişim araçlarından yoksun bırakma cezası verilmesine dair, Ankara 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 25.9.2006 tarihli ve 2006/211 sayılı kararını müteakip, adı geçen hükümlünün avukatı ile telefonda görüşme yapma talebinin cezaevi idaresi tarafından yerine getirilmemesi sebebiyle yaptığı şikayetin kabulü ile hükümlünün avukatı ile telefon görüşmesi yapma yasağı şeklindeki cezaevi idaresi faaliyetinin kaldırılmasına ilişkin, Ankara İnfaz Hakimliğinin 5.2.2007 tarihli ve 2007/84-83 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 9.2.2007 tarihli ve 2007/571 değişik iş sayılı kararının;

    Hükümlünün İnfaz Hakimliğine yaptığı 26.1.2007 tarihli şikayetin konusunu avukatı ile telefonla görüşme yapma talebinin idare tarafından engellenmesi olduğu anlaşıldığından. Ankara 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 25.9.2006 tarihli ve 2006/211 sayılı kararının hükümlüye 27.9.2006 tarihinde tebliğini müteakip, hükümlünün 4675 sayılı infaz Hakimliği Kanununun 5. maddesindeki 15 günlük şikayet süresinin geçmesinden sonra yaptığı başvurunun bu karara karşı yapılmış bir başvuru olmaması sebebiyle süresinde yapılmış bir başvuru olduğu düşünülerek yapılan incelemede;

    Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında terör örgütü lideri Abdullah'a verilen hücre hapsi cezasını protesto etmek için ziyaretçi kapalı görüşüne çıkmayacağını belirten dilekçesi sebebiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 42/2. maddesi uyarınca 1 ay haberleşme ve iletişim araçlarından yoksun bırakılma disiplin cezası verildiği, hükümlünün bu kararı müteakip avukatı ile telefonla görüşme yapma talebinin cezaevi idaresi tarafından yerine getirilmemesi sebebiyle yaptığı şikayet üzerine, Ankara İnfaz Hakimliğince şikayet kabul edilerek, 5275 sayılı Kanunun 42'4. maddesin de yer alan "Anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerin ölüm veya ağır hastalıkları ile doğal afet hallerinde yapılması gereken haberleşmeler ve avukat ile ilişkilerde bu madde hükmü uygulanmaz" hükmü ile Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük`ün "Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama" başlıklı 148/4.maddesinde yer alan "Anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerin ölüm veya ağır hastalıkları, doğal afet halleri ile resmi ve yetkili mercilerle yapılması gereken haberleşmeler ve avukat ile iletişimde bu madde hükmü uygulanmaz" şeklindeki düzenlemeler göz önüne alınarak hükümlünün avukatı ile telefon görüşmesi yapma yasağı şeklindeki cezaevi idaresi faaliyetinin kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla,

    Esasen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Tüzük de hükümlü ve tutukluların avukatları ile telefon görüşmesi yapabileceklerine dair herhangi bir düzenleme bulunmadığı, bu kapsamda ilgili mevzuat incelendiğinde,

    5275 sayılı Kanunun "Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı" başlıklı 66. maddesinde,

    1- Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli halde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.

    2- Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde hükümlüler, ücretli telefonlarla serbestçe görüşme yapabilirler.

    3- Açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümler altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık veya doğal afet hallerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından derhal yararlandırılırlar. Görüşmeler, tutanak ile belgelenir ve tutanaklar Özel bir dosyada saklanır.

    4- Hükümlüler açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında, çocuk egitimevlerinde araç telefonu, telsiz telefon veya cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramaz ve kullanamazlar.

    Şeklinde düzenleme mevcut olup, yine Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük`ün "Telefonla görüşme hakkı" başlıklı 88/1. maddesinde, "Kapalı kurumda bulunan hükümlüler, belgelendirmeleri koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir" şeklinde bir düzenleme mevcut olup, görüldüğü üzere hükümlünün avukatı ile telefonla konuşma hakkının kanunen bulunmadığı,

    Esasen mevzuatımızda hükümlünün iletişim imkanlarından yararlanması ile ilgili olarak, 5271 sayılı Kanunun 67.maddesinde radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı, 68. maddesinde mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı düzenlenmiş olup, keza Tüzükün 90.maddesinde de radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı ile 91. maddesinde mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı düzenlenmiş olup, bunlar arasında hükümlünün avukatı ile telefon görüşmesi yapabileceğine dair bir hükmün bulunmadığı, dolayısıyla bulunmayan bir hakkın yasaklanmasının da söz konusu olamayacağı,

    5275 sayılı Kanunun 42. maddesi ile Tüzük'ün 148. maddesinde yer alan bir aydan üç aya kadar haberleşme ve iletişim araçlarından yoksun bırakma cezasının ilgili maddelerde ki ifadelere göre yorumlanması gerekeceği, buna göre, Kanunun 42/1. maddesinde yer alan "Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlenmekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasıdır. Şeklindeki ifade irdelendiğinde, hükümlünün televizyon izlemesi veya radyo dinlemesinin engellenmesinin, yakınları ile haberleşmesi veya avukatı ile mektup, faks ve telgraf almak ve yollamak biçimindeki iletişimi ile bir ilgisinin olmadığı, dolayısıyla Kanunun 42/4. maddesinde yer alan "Anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerin ölüm veya ağır hastalıkları ile doğal afet hallerinde yapılması gereken haberleşmeler ve avukat ile ilişkilerde hu madde hükmü uygulanmaz" hükmü ile Ceza İnfaz Kurumlarının Yönelimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük`ün "Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama" başlıklı 148/4. maddesinde yer alan "Anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerin ölüm veya ağır hastalıkları, doğal afet halleri ile resmi ve yetkili mercilerle yapılması gereken haberleşmeler ve avukat ile iletişimde bu madde hükmü uygulanmaz." seklindeki düzenlemelerin avukatla hükümlü arasındaki yüz yüze görüşmeleri ve mektup, faks ve telgraf almak ve yollamak biçimindeki iletişimi kapsadığı, hükümlünün avukatı ile yapacağı telefon görüşmesi ile ilgili bir düzenleme olmadığı, kaldı ki yukarıda izah edilmeye çalışıldığı üzere hükümlünün böyle bir hakkının bulunmadığı,

    Diğer yandan bu şekildeki bir uygulamanın hükümlüye kanunen verilmeyen bu hakkın, disiplin cezası almış bir hükümlüye mahkeme kararı ile verilmesi anlamına geleceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5371 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 12.3.2007 gün ve 12771 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay C. Bassavcılığının 20,3,2007 gün ve 2007/55011 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü:

    5275 sayılı Yasanın, haberleşme ve iletişim araçlarından yoksun bırakılma disiplin cezasını düzenleyen 42. maddesinde, bu cezanın uygulanma koşulları gösterilmiş olup, anılan maddenin 42/4. bendinde ise "Anne, baba, es, çocuk ve kardeşlerin ölümü veya ağır hastalıkları ile doğal afet hallerinde yapılması gereken haberleşmeler ve avukat ile ilişkilerde bu madde hükmünün uygulanmayacağı" istisna hükmünün getirildiği, yine Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük`ün aynı konuyu düzenleyen 148/4. maddesinde de aynı istisnaya yer verildiği; 5275 sayılı Yasanın hükümlünün telefon ile haberleşme hakkını düzenleyen 66. maddesi kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki hükümlülerin, tüzükle belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilecekleri, telefon görüşmesinin idarece dinleneceği ve kayıt altına alınacağı hükmünü taşıdığı, gerek 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında (Kanunda, gerekse bu kanuna ilişkin tüzükte hükümlülerin vekilleri ile telefon görüşmesi yapamayacağı hususunda kısıtlayıcı bir hüküm olmadığı,

    Bu nedenle de Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin konuya ilişkin 9.2.2007 gün ve 2007/571 değişik iş sayılı kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin ( REDDİNE ), oybirliğiyle karar verildi.