Memur disiplin cezası zamanaşımı hakkında



  • 657 s. K. madde 48-A/5 kapsamına giren suçlardan alınan hagb kararına istinaden yüksek disiplin kurulunca ilişik kesilmesi ve bu işlemin iptali için açılan davada idare mahkemesinin ilgili kararda suçun sabit olduğu gerekçesiyle davayı reddetmesinin hukuki dayanağı var mıdır? Ayrıca yüksek disiplin kurulu nun mahkeme kararını bekleyerek suçun işlendiği iddia edildiği tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra ceza vermesi hukuka uygun mudur? Saygılarımla



  • Hagb kararı, tek başına disiplin hukuku açısından kusursuz addedilmenizi sağlamaz. Hagb kararının konusu olan fiiller disiplin hukuku açısından ayrıca değerlendirilir ve disiplin suçun oluştuğu ortaya çıkarsa ilgili kişi disiplin cezası ile cezalandırılır.

    Disiplin suçları ile ilgili genel zamanaşımı süresi fiilin işlenmesinden itibaren 2 yıldır. Ancak, idare mahkemesi veya başka bir mahkemede açılan davanın sonuçlanmasının beklenmesi halinde zamanaşımı söz konusu kararın idareye tebliğinden itibaren işlemeye başlar. Tüm durumlara ilişkin mevzuat ve danıştay kararları aşağıdadır.

    657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'na Göre Disiplin Cezası Zamanaşımı

    ZAMANAŞIMI

    Madde 127 - (Değişik 2670 - 12.05.1982) Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
    a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
    b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,
    Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
    Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

    Disiplin Cezası Nedir? Disiplin Suçu Zamanaşımı Süresi Nedir?

    Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.

    Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.

    Yukarıda yer verilen kurallara göre, disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra belli yasal süreler içinde ilgili memur hakkında tarafsız bir soruşturmacı görevlendirilerek disiplin soruşturması açılması, söz konusu soruşturmada memurun lehine ve aleyhine olan tüm delillerin toplanarak ekleriyle birlikte bir soruşturma raporunun oluşturulması ve bu şekilde memurun hangi fiili, nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediğinin somut, hukuken kabul edilebilir ve delillerle şüpheye yer vermeyecek açıklıkta ortaya konularak yetkili disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından bir disiplin cezası verilmesi gerekmektedir.

    657 Sayılı Kanun'un ''Zamanaşımı'' başlıklı 127. maddesinde, "Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.'' hükmüne yer verilmiştir.

    Bakılan olayda, davacının hastaları görmeden düzenlediği iddia edilen reçetelerin düzenleme tarihleri itibarıyla büyük kısmı yönünden yukarıda metnine yer verilen zamanaşımı hükmü uyarınca disiplin cezası verme zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğu, diğer bir ifadeyle sadece davaya konu işlem tarihinden geriye doğru iki yıllık zaman dilimi içerisinde kalan reçeteler yönünden işlem tesis edilebileceği açık olmasına karşın, temyize konu kararda bu yönüyle bir belirleme yapılmadığı ve soruşturmaya konu reçetelerin tamamına dair değerlendirme yapılmak suretiyle karar verildiği görülmektedir.

    Ayrıca, yukarıda ayrıntılı olarak aktarıldığı üzere, disiplin soruşturma olurunun bulunmaması halinin söz konusu disiplin cezasına yönelik işlemin iptalini gerektirecek olması bakımından, bakılan uyuşmazlıkta usulüne uygun biçimde verilmiş bir soruşturma olurunun bulunup bulunmadığı hususunun belirlenmesi önem arzetmektedir.

    Dolayısıyla, soruşturma kapsamında bulunan fiillerin disiplin cezası verme yetkisi yönünden zamanaşımına uğramış olup olmadıklarının her bir evrak tarihi itibarıyla ayrı ayrı belirlenerek, yalnızca zamanaşımına uğramadığı belirlenen reçeteler esas alınmak suretiyle ve diğer yandan, usulüne uygun biçimde verilmiş bir soruşturma olurunun bulunup bulunmadığı hususun araştırılarak buna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, davanın reddi yolunda verileni temyize konu kararda bu sebeple hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. (Danıştay 12. Daire - Karar: 2015/7250).

    Disiplin Suçu İle İlgili İdare Mahkemesine Dava Açılması Halinde Zamanaşımı

    Dosyanın incelenmesinden; İstanbul - Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Müdür Yardımcısı olarak görev yapan davacının, 30.10.2007 tarihinde yapılan 3 yıllık malzemeli genel temizlik hizmeti alımı ihalesinde, ihale komisyonu üyesi olarak gerçekleştirdiği öne sürülen fiilleri nedeniyle 657 sayılı Yasa'nın 125/C-a maddesi uyarınca 1/10 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 26.10.2009 gün ve 199357 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29.06.2010 günlü, E:2010/41, K:2010/1225 sayılı kararıyla; "ihale sürecinde davacının kusurlu fiillerinin bulunmasına karşılık, kasıtla hareket ettiğinin ortaya konulamadığı, bu durumda isnat edilen disiplin suçunun kasıt unsuru ortaya konulmaksızın verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptal edildiği, bu karar üzerine yargı kararını uygulamak üzere harekete geçen davalı idarenin, davacının kusurlu bulunan fiili nedeniyle 06.10.2010 gün ve 237574 sayılı işlemle davacıya kınama cezası vermesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

    657 sayılı Yasa'nın 127. maddesindeki zamanaşımı süreleri, idarenin disiplin suçundan haberdar olmasından ilk defa disiplin cezası verilmesine kadarki süreçte dikkate alınacak süreler olup, idare tarafından söz konusu sürelere riayet edilerek disiplin cezası vermesi halinde, idarenin zamanaşımı sürelerine uyma yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabulü gerekmektedir.

    Öte yandan, zamanaşımı sürelerinin hesabında disiplin cezası verildikten sonraki itiraz süreci veya onay süreci ( disiplin cezasının idari anlamda kesinleşme süreci ) dikkate alınmayacağı gibi, idari yargıda dava açılması halinde, yargılama sürecinde geçen süreler ile bozma kararı verilmesi halinde kararın gerekçesi idareye yeni bir disiplin işlemi yapma yetkisi tanıyor ise idarenin yeni bir disiplin işlemi tesis etmesi aşamasında söz konusu zamanaşımı sürelerinin artık öne sürülemeyeceği açıktır.

    Diğer bir deyişle 657 sayılı Yasa'nın 127. maddesindeki zamanaşımı düzenlemesinin, idare tarafından ilk defa disiplin işlemi tesis edilmesi aşamasında göz önüne alınacak bir müessese olduğu ve ilgili hakkında bu süreler içinde bir disiplin cezası verilmekle birlikte hükmünü doğuracağı anlaşılmaktadır.

    Bununla birlikte, disiplin cezalarına karşı idari yargıda açılan davalarda verilen iptal kararlarının gerekçesinin, idareye ilgili hakkında başka bir disiplin işlemi tesis etme olanağı tanıması halinde, 2577 sayılı Yasa'nın 28/1. maddesi uyarınca Yargı kararının gereğini yerine getirmekle yükümlü olan idarenin, zaman geçirmeksizin harekete geçerek makul süreler içinde işlem tesis etmeleri gerektiği, buna karşılık yargı kararının gereğini yerine getirirken 657 sayılı Yasa'nın 127/2. maddesi hükmünün ilgilinin sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme fonksiyonu gereği, kararın idarelerine tebliğ edildiği tarihten itibaren her halükarda 2 yıl zarfında disiplin işlemlerini sonuçlandırmaları gerektiği açıktır.

    Nitekim Dairemizin 02.12.2013 günlü, E:2010/5239, K:2013/9337 sayılı kararı ile 10.12.2013 günlü, E:2010/9547, K:2013/10337 sayılı kararları da bu yöndedir.

    Olayda; İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 29.06.2010 günlü, E:2010/41, K:2010/1225 sayılı kararının davalı idareye yeni bir disiplin işlemi tesis etme yetkisi tanıdığı ve kararın tebliğ tarihi dosyadan anlaşılamamakla birlikte, karar tarihinden yaklaşık 3 ay sonrasında tesis edilen disiplin işleminin makul bir süre içinde sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.

    Bu durumda, uyuşmazlığın usul ve esasa ilişkin diğer yönlerden incelenerek karara bağlanması gerekirken, zamanaşımı süresinin geçirildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. (Danıştay 12. Daire - Karar: 2013/11887).