İnfaz Kanunu Madde 14



  • Açık Ceza İnfaz Kurumları

    İnfaz Kanunu Madde 14

    (1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca;

    a) Kadın açık ceza infaz kurumları,

    b) Gençlik açık ceza infaz kurumları, Şeklinde kurulabilir.

    (2) Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte gösterilir.

    (3) İlk kez suç işleyen ve iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına hükümlü bulunanların cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilebilir.

    (4) Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur.




  • İnfaz Kanunu Madde 14 Gerekçesi

    Maddenin birinci fıkrasında açık ceza infaz kurumları tanımlanmaktadır. Bu kurumlar firara karşı engeller ve dış güvenlik personeli bulunmayan, güvenliğin kurum personelinin gözetimi ve denetimi ile sağlandığı tesislerdir. Ancak bu tesislerin iyileştirilme işlevi bakımından temel özelliği hükümlülerin çalışmalarına ve meslek edinmelerine, diğer işlevlere göre öncelik verilmesidir. Böylece çağdaş ceza infaz sistemlerine uygun olarak, hapis cezalarının infazı bakımından, hükümlünün suçluluk nedeni, suç sicili, fizik ve ruhsal yeteneği ve sınırları, kişisel doğası, arz edebileceği tehlike hâli ve hapis cezasının süresi de dikkate alınarak, iş ve çalışma esasına dayalı açık ceza infaz kurumlarına gönderilmesi gereklidir.

    ,Maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde kadın ve gençlik açık ceza infaz kurumları ayrıca öngörülmüştür.

    Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilecektir. Ayrıca, ilk defa suç işleyenler ve iki yıl ve daha az süre ile hapis cezasına mahkûm olanlar bu kurumlara gönderilebileceklerdir.

    Maddenin son fıkrasında kınama dışında disiplin cezası alan, haklarında hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı tutuklama kararı bulunanlar ile soruşturma konusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtan hazırlık tahkikatı veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte olanlar ve yaş, sağlık durumu, bedensel ve zihinsel yetenekleri nedeniyle çalışmaları olanaklı bulunmayanların bu kurumlara gönderilemeyeceklerini hükme bağlanmıştır. Bu durumda oldukları sonradan ortaya çıkanların kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı cezaevlerine gönderilmelerine karar verilir; ancak bu karar infaz hâkiminin onayı ile varlık kazanır.



  • İnfaz Kanunu 14. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/6275 Karar : 2017/1454
    Tarih : 26.04.2017

    - İnfaz Kanunu 14. Madde

    6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna muhalefet suçundan İzmir/Buca Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ...’nın, firar ettiği gerekçesiyle, Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Yönetmeliğinin 12/1-b maddesi gereğince kapalı ceza infaz kurumuna iadesine dair anılan Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 05/04/2016 tarihli ve 2016/726 sayılı Kararının onanması talebinin, hükümlü hakkındaki infaza konu ilâmın adli para cezasına ilişkin olduğu, hapse çevrili adli para cezalarının infazının doğrudan açık ceza infaz kurumunda infaz edildiğinden bahisle reddine ilişkin İzmir 1. İnfaz Hâkimliğinin 15/04/2016 tarihli ve 2016/2422 Esas, 2016/2476 sayılı Kararına yönelik itirazın reddine dair İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/05/2016 tarihli ve 2016/908 değişik iş sayılı Kararı ile ilgili olarak;

    Dosya kapsamına göre hükümlünün, ruhsatsız ateşli silah ve mermileri satın alma veya taşıma suçundan İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/238 Esas ve 2011/44 Karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasından çevrili hapis cezasını infaz etmekte olduğu, açık ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada firar etmesi nedeniyle kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilerek infaz hakimliğinin onayına sunulması üzerine, İzmir 1. İnfaz Hâkimliğince hükümlünün doğrudan açık ceza infaz kurumuna gönderildiği cihetle kapalı ceza infaz kurumuna iade edilemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine dair karar verilmiş ise de;

    5275 sayılı Kanunun 14/4. maddesinde “Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı (İptal ibare: Anayasa Mah. 09.04.2014 tarih ve 2014/26 E. ve 2014/78 K.) (...) olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur.” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin Kapalıya iade başlıklı 12. maddesinde “a) Haklarında 5271 sayılı Kanunun 100'üncü maddesine göre tutuklama kararı verilenler,

    b) Firar edenler,

    c) Kınamadan başka disiplin cezası alanlar,

    ç) 5'inci madde gereğince doğrudan açık kurumlara gönderilenler hariç olmak üzere; yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları tespit edilenler,

    d) İş temin edildiği halde çalışmayanlar veya iş düzenine uyum sağlayamayanlar,

    e) Kapalı kuruma dönmek isteyenler,

    f) Haklarında üst sınırı yedi yıldan az olmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam etmekte olanlar ile üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet kararı bulunanlar,

    Kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kurumlara iade edilir ve bu karar derhâl infaz hâkimliğinin onayına sunulur.” şeklinde hükme yer verildiği, anılan yönetmeliğin 12. madde düzenlemesinde “yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları tespit edilen hükümlüler” dışında infazın doğrudan açık ceza infaz kurumunda yapılması yönünden herhangi bir ayrım yapılmadığı, 5275 sayılı Kanunun 14/4. maddesinde de kapalıya iade kurumunda doğrudan açık ceza infaz kurumuna gönderilen hükümlüler yönünden ayrıma gidilmediği, her ne kadar firar eden hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna iade edileceği yönünde anılan Kanun hükmünde düzenleme öngörülmediği düşünülebilirse de, firar eyleminin 5275 sayıl Kanunun 44. maddesinde hücre disiplin cezasını gerektirir eylem olarak düzenlendiği, açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz etmekte iken firar eden hükümlünün kapalı kurumdan açık ceza infaz kurumlarına nakledilen ya da doğrudan açık ceza infaz kurumlarına gönderilen hükümlü statüsünde bulunmasının kapalı ceza infaz kurumuna iadesi yönünden farklılık arz etmeyeceği, aksi yorumun kanun koyucunun öngörmediği bir ayrımın yorum yoluyla vazedilmesi sonucunu doğuracağı, firar gibi bir eylemi gerçekleştiren hükümlünün infazının bizatihi risk içerdiği, daha sıkı infaz koşullarını haiz infaz kurumunda cezasına infaz edilmesinin infaz hukukunun amacı ve ruhuna uygun düşeceği cihetle, somut olayda açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz etmekte iken firar eden hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna iadesi kararının onaylanması gerektiği gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan Kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 14/11/2016 gün ve 94660652-105-35-8367-2016-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/3 maddesindeki “ (Değişik fıkra:18.06.2014 - 6545 s.K./81.mad) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir”,

    Aynı Kanunun 14/4. maddesindeki; “Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler”,

    Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 8. maddesindeki; “(1) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerden; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar, b) Haklarında ikinci defa tekerrür hükümleri uygulananlar, c) Haklarında iyi hâl kararı verilse bile, 5275 sayılı Kanunun 44'üncü maddesinde sayılan eylemlerden dolayı toplam üç kez hücreye koyma cezası alanlar, ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, 6'ncı maddenin ikinci fıkrasının (c) ve (ç) bentleri dışında kalanlar, d) Koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle kalan cezası infaz edilmekte olanlar, e) Eğitimevleri hariç kapalı veya açık kurumlardan firar edenler, açık kurumlara ayrılamaz.”

    Aynı Yönetmeliğin “Kapalıya iade" başlıklı 12/1. maddesindeki; (1) Açık kurumlarda cezası infaz edilmekte olan hükümlülerden;

    a) Haklarında 5271 sayılı Kanunun 100 üncü maddesine göre tutuklama kararı verilenler,

    b) Firar edenler,

    c) Kınamadan başka bir disiplin cezası alıp disiplin cezası kesinleşenler,

    ç) Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesi gereğince doğrudan açık kurumlara gönderilenler hariç olmak üzere; yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları tespit edilenler,

    d) İş temin edildiği halde çalışmayanlar veya iş düzenine uyum sağlayamayanlar,

    kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kurumlara iade edilir ve bu karar derhâl infaz hâkimliğinin onayına sunulur. Kurum düzeni veya kişi güvenliğinin tehlike

    altında olması halinde asayiş ve düzeni sağlamak için hükümlünün disiplin cezasının kesinleşmesi beklenmeden tedbiren kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine kurum yönetim kurulu tarafından karar verilebilir.

    (2) İnfaz edilen cezası dışında başka bir suçtan haklarında mahkûmiyet kararı verilenlerin cezaları toplandıktan sonra koşullu salıverilmelerine bu Yönetmeliğin 6'ncı maddesinde belirtilen sürelerden daha fazla kaldığı tespit edilenler ile şartları tutmadığı halde açık kuruma ayrıldığı anlaşılanlar, kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kuruma iade edilir.

    (3) Açık kurumun bulunduğu yerde kapalı kurum bulunmaması halinde hükümlü, o il sınırları içerisindeki kapalı kuruma Bakanlıktan izin alınmadan gönderilir.

    Şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; gerek 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14/4. maddesinde gerekse Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 12/1-b maddesinde özellikle vurgulanan “İade Edilir” sözcüğünün “kapalı ceza infaz kurumundan, açık ceza infaz kurumuna ayrılanları kapsamına alan bir sözcük olarak kabulünün mümkün olduğu, söz konusu maddelerin ödenmeyen adli cezasından çevrilmiş hapis cezasına hükümlü olan ve yasa gereği infazına doğrudan doğruya açık ceza infaz kurumunda başlayanları da kapsadığına dair herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 8. maddesinin kapalı kurumlarda cezasını infaz etmekte olan hükümlülerle ilgili bir düzenleme olduğu, ceza hukukunda; sanık aleyhine kıyasın yasak olmasının kanunilik ilkesinin doğal sonucu olduğu gibi 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2. maddesinin 3. fıkrasında "Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz." şeklinde ki düzenlemenin, bir anlamda hükümlünün durumunu ağırlaştırdığı konusunda kuşku bulunmadığından ceza hükmü olarak da kabul edilebilecek olan disiplin cezaları için de geçerli olacağının kabulü gerektiği anlaşılmakla;

    Somut olayımızda kesinleşen ve ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına dönüştürülmesinden sonra doğrudan doğruya açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz etmekte iken firar eden hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderilebileceğine dair mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığından;

    Dosya kapsamına göre İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/05/2016 tarihli ve 2016/908 değişik iş sayılı Kararında isabetsizlik görülmediğinden, bu karara ilişkin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün KANUN YARARINA BOZMA talebinin CMK'nun 309. maddesi gereğince REDDİNE, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/4860 Karar : 2017/484
    Tarih : 20.02.2017

    - İnfaz Kanunu 14. Madde

    Devrek Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ...’un, hakkındaki 1 gün hücreye koyma disiplin cezasının kesinleşmesi nedeniyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14/4. ve Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 12/1-c maddeleri uyarınca Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna iadesine dair anılan Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 22/02/2016 tarihli ve 2016/27 sayılı kararının onaylanması talebinin, hükümlünün doğrudan açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz ettiği gerekçesiyle reddine dair Zonguldak İnfaz Hâkimliğinin 23/02/2016 tarihli ve 2016/316-316 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile infaz hakimliği kararının kaldırılmasına ilişkin Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/02/2016 tarihli ve 2016/236 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;

    Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 25/06/2015 tarihli ve 2015/8588 esas, 2015/3318 sayılı ilamında yer alan, “... gerek 5275 sayılı Kanunun 14/4. maddesinde gerekse Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 12/1-b maddesinde özellikle vurgulanan “İade Edilir” sözcüğünün “kapalı ceza infaz kurumundan, açık ceza infaz kurumuna ayrılanları kapsamına alan bir sözcük olarak kabulünün mümkün olmasına karşın, anılan maddelerin infaza doğrudan doğruya açık ceza infaz kurumunda başlayanları da kapsadığına dair herhangi bir ibareyi içermemiş olması ve ceza hukukunda; sanık aleyhine kıyasın yasak olduğunun kanunilik ilkesinin doğal sonucu olduğu gibi 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2. maddesinin 3. fıkrasında "Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz." şeklindeki düzenlemenin, bir anlamda hükümlünün durumunu ağırlaştırdığı konusunda kuşku bulunmadığı için ceza hükmü olarak da kabul edilebilecek olan disiplin cezaları için de geçerli olacağının anlaşılması karşısında; somut olayımızda adli para cezasının hapis cezasına dönüştürülmesinden sonra doğrudan doğruya açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz etmekte iken firar eden hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderileceğine dair kanun yararına bozma talebinin dayanağını teşkil eden ve yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanan mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığı...” şeklindeki açıklama ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/3. maddesinde “(Değişik fıkra:18.06.2014 - 6545 s.K./81.mad) hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklinde yer alan hüküm ile anılan Kanunun 14/4 maddesinde, “Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler” yer alan hüküm ile Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 12/1-b maddesinde yer alan, “(1) Açık kurumlarda cezası infaz edilmekte olan hükümlülerden;...b)Firar edenler,...kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kurumlara iade edilirler” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, anılan maddelerin cezasının infazına doğrudan doğruya açık ceza infaz kurumunda başlayanları kapsadığına dair herhangi bir ibareyi içermediği, nitekim 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2/3. maddesinde "Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz." şeklindeki düzenlemeyle sanık aleyhine kıyasın yasak olduğu, söz konusu bu kıyas yasağının, hükümlünün durumunu ağırlaştırdığı konusunda kuşku bulunmadığı için ceza hükmü olarak da kabul edilebilecek olan disiplin cezaları için de geçerli olacağının anlaşılması karşısında; somut olayımızda cezasının infazına doğrudan doğruya açık ceza infaz kurumunda başlanan hükümlünün kınama cezası dışında disiplin cezası aldığı gerekçesiyle anılan Ceza İnfaz Kurumu tarafından kapalı ceza infaz kurumuna iadesine karar verildiği, hükümlünün cezasının infazına açık ceza infaz kurumunda devam etmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan Kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 22.06.2016 gün ve 94660652-105-67-4679-2016-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 19/07/2016 gün ve 94660652-105-67-4679-2016-Kyb sayılı Kanun yararına bozma isteminde “Cezasının infazına doğrudan doğruya açık ceza infaz kurumunda başlanan hükümlünün, disiplin cezası aldığı gerekçesiyle açık ceza infaz kurumundan kapalı ceza infaz kurumuna iadesine karar verilmesinin doğru olmadığı, hükümlünün hapis cezasının infazına açık ceza infaz kurumunda devam etmesi gerektiği” gerekçesiyle Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/02/2016 tarihli ve 2016/236 değişik iş sayılı kararının bozulmasına karar verilmesi istenmiş ise de;

    Dosyanın yapılan incelemesinde hükümlünün işlediği hırsızlık suçundan Bodrum 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen ve kesinleşen 2 yıl 6 ay hapis cezasının infazı sırasında kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak eyleminden dolayı hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı ve hücreye koyma cezası ile cezalandırıldığı, hakkında verilen ve kesinleşen disiplin cezası nedeniyle açık ceza infaz kurumundan kapalı ceza infaz kurumuna iadesine karar verildiği, yapılan işlemde yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla;

    Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/02/2016 tarihli ve 2016/236 değişik iş sayılı kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara ilişkin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün kanun yararına bozma talebinin CMK`nun 309. maddesi gereğince REDDİNE, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/6193 Karar : 2017/92
    Tarih : 23.01.2017

    - İnfaz Kanunu 14. Madde

    Foça Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ...`un, firar ettiği gerekçesiyle Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Yönetmeliğinin 12/1-b maddesi gereğince kapalı ceza infaz kurumuna iadesine dair anılan Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 13/04/2016 tarihli ve 2016/1420 sayılı kararını müteakip, hükümlünün infaz ettiği adli para cezasından çevrili hapis cezasının infazının doğrudan açık ceza infaz kurumunda gerçekleştirildiği gerekçesiyle, kapalıya iade kararının iptaline ilişkin Karşıyaka İnfaz Hâkimliğinin 14/04/2016 tarihli ve 2016/1121 esas, 2016/1099 sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/04/2016 tarihli ve 2016/1113 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;

    Dosya kapsamına göre hükümlünün, hakkında verilen adli para cezasından çevrili hapis cezasını infaz etmekte olduğu, açık ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada firar etmesi nedeniyle kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilerek infaz hakimliğinin onayına sunulması üzerine, Karşıyaka İnfaz Hakimliğince, 5275 sayılı Kanunun 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 106/3. maddesi gereğince, adli para cezasının hapis cezasına dönüştürülmesinden sonra doğrudan doğruya açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz etmesi gerektiği gerekçesiyle iade kararının iptaline dair karar verilmiş ise de;

    5275 sayılı Kanunun 14/4. maddesinde “Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı (İptal ibare: Anayasa Mah. 09.04.2014 tarih ve 2014/26 E. ve 2014/78 K.) (...) olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hakiminin onayına sunulur.” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin Kapalıya iade başlıklı 12.maddesinde “a) Haklarında 5271 sayılı Kanunun 100'üncü maddesine göre tutuklama kararı verilenler, b) Firar edenler, c) Kınamadan başka disiplin cezası alanlar, ç) 5'inci madde gereğince doğrudan açık kurumlara gönderilenler hariç olmak üzere; yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları tespit edilenler, d) İş temin edildiği halde çalışmayanlar veya iş düzenine uyum sağlayamayanlar, e) Kapalı kuruma dönmek isteyenler, f) Haklarında üst sınırı yedi yıldan az olmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam etmekte olanlar ile üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet kararı bulunanlar, kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kurumlara iade edilir ve bu karar derhâl infaz hâkimliğinin onayına sunulur.” şeklinde hükme yer verildiği, anılan yönetmeliğin 12. madde düzenlemesinde “yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları tespit edilen hükümlüler” dışında infazın doğrudan açık ceza infaz kurumunda yapılması yönünden herhangi bir ayrım yapılmadığı, 5275 sayılı Kanun’un 14/4. maddesinde de kapalıya iade kurumunda doğrudan açık ceza infaz kurumuna gönderilen hükümlüler yönünden ayrıma gidilmediği, her ne kadar firar eden hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna iade edileceği yönünde anılan kanun hükmünde düzenleme öngörülmediği düşünülebilirse de firar eyleminin 5275 sayılı Kanun’un 44. maddesinde hücre disiplin cezasını gerektirir eylem olarak düzenlendiği, açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz etmekte iken firar eden hükümlünün kapalı kurumdan açık ceza infaz kurumlarına nakledilen ya da doğrudan açık ceza infaz kurumlarına gönderilen hükümlü statüsünde bulunmasının kapalı ceza infaz kurumuna iadesi yönünden farklılık arz etmeyeceği, aksi yorumun kanun koyucunun öngörmediği bir ayrımın yorum yoluyla vazedilmesi sonucunu doğuracağı, firar gibi bir eylemi gerçekleştiren hükümlünün cezasının infazının bizatihi risk içerdiği, daha sıkı infaz koşullarını haiz infaz kurumunda cezasının infaz edilmesinin infaz hukukunun amacı ve ruhuna uygun düşeceği cihetle, somut olayda açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz etmekte iken firar eden hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna iadesi kararının onaylanması gerektiği gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü`nün 15/11/2016 gün ve 94660652-105-35-8826-2016-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/3. maddesindeki “(Değişik fıkra:18.06.2014-6545 s.K./81.mad) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet Savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir”,

    Aynı Kanunun 14/4. maddesindeki; “Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler”,

    Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 8. maddesindeki; “(1) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerden; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar, b) Haklarında ikinci defa tekerrür hükümleri uygulananlar, c) Haklarında iyi hâl kararı verilse bile, 5275 sayılı Kanunun 44'üncü maddesinde sayılan eylemlerden dolayı toplam üç kez hücreye koyma cezası alanlar, ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, 6`ncı maddenin ikinci fıkrasının (c) ve (ç) bentleri dışında kalanlar, d) Koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle kalan cezası infaz edilmekte olanlar, e) Eğitimevleri hariç kapalı veya açık kurumlardan firar edenler, açık kurumlara ayrılamaz.”

    Aynı Yönetmeliğin “Kapalıya iade" başlıklı 12/1. maddesindeki; (1) Açık kurumlarda cezası infaz edilmekte olan hükümlülerden;

    a) Haklarında 5271 sayılı Kanunun 100`üncü maddesine göre tutuklama kararı verilenler,

    b) Firar edenler,

    c) Kınamadan başka bir disiplin cezası alıp disiplin cezası kesinleşenler,

    ç) Bu Yönetmeliğin 5`inci maddesi gereğince doğrudan açık kurumlara gönderilenler hariç olmak üzere; yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları tespit edilenler,

    d) İş temin edildiği halde çalışmayanlar veya iş düzenine uyum sağlayamayanlar,

    kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kurumlara iade edilir ve bu karar derhâl infaz hakimliğinin onayına sunulur. Kurum düzeni veya kişi güvenliğinin tehlike altında olması halinde asayiş ve düzeni sağlamak için hükümlünün disiplin cezasının kesinleşmesi beklenmeden tedbiren kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine kurum yönetim kurulu tarafından karar verilebilir.

    (2) İnfaz edilen cezası dışında başka bir suçtan haklarında mahkumiyet kararı verilenlerin cezaları toplandıktan sonra koşullu salıverilmelerine bu Yönetmeliğin 6`ncı maddesinde belirtilen sürelerden daha fazla kaldığı tespit edilenler ile şartları tutmadığı halde açık kuruma ayrıldığı anlaşılanlar, kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kuruma iade edilir.

    (3) Açık kurumun bulunduğu yerde kapalı kurum bulunmaması halinde hükümlü, o il sınırları içerisindeki kapalı kuruma Bakanlıktan izin alınmadan gönderilir.

    Şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; gerek 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14/4. maddesinde gerekse Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 12/1-b maddesinde özellikle vurgulanan “İade Edilir” sözcüğünün “kapalı ceza infaz kurumundan, açık ceza infaz kurumuna ayrılanları kapsamına alan bir sözcük olarak kabulünün mümkün olduğu, söz konusu maddelerin ödenmeyen adli cezasından çevrilmiş hapis cezasına hükümlü olan ve yasa gereği infazına doğrudan doğruya açık ceza infaz kurumunda başlayanları da kapsadığına dair herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 8. maddesinin kapalı kurumlarda cezasını infaz etmekte olan hükümlülerle ilgili bir düzenleme olduğu, ceza hukukunda; sanık aleyhine kıyasın yasak olmasının kanunilik ilkesinin doğal sonucu olduğu gibi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu`nun 2. maddesinin 3. fıkrasında "Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz." şeklindeki düzenlemenin, bir anlamda hükümlünün durumunu ağırlaştırdığı konusunda kuşku bulunmadığından ceza hükmü olarak da kabul edilebilecek olan disiplin cezaları için de geçerli olacağının kabulü gerektiği anlaşılmakla;

    Somut olayımızda kesinleşen ve ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına dönüştürülmesinden sonra doğrudan doğruya açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz etmekte iken firar eden hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderilebileceğine dair mevzuatta açık bir hüküm bulunmadığından;

    Dosya kapsamına göre Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/04/2016 tarihli ve 2016/1113 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik görülmediğinden, bu karara ilişkin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü`nün kanun yararına bozma talebinin CMK'nun 309. maddesi gereğince REDDİNE, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23/01/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi



  • YARGITAY 21. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2016/1734 Karar : 2016/3502
    Tarih : 18.04.2016

    - İnfaz Kanunu 14. Madde

    ... Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 12.06.2015 gün ve 94660652-105-38-3937-2015-12006/39082 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23.06.2015 gün ve KYB.2015/223963 sayılı ihbarnamesi ile;

    Uyuşturucu madde ticareti yapma, dolandırıcılık ve karşılıksız yararlanma suçlarından ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/12/2014 tarihli ve 2014/1513 Değişik iş sayılı toplama kararı ile 7 yıl 13 ay hapis cezasına hükümlü ...`in, açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin reddine dair ... Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 17/02/2015 tarihli ve 2015/158 sayılı kararına yönelik şikayetin reddine ilişkin Kayseri İnfaz Hakimliğinin 27/02/2015 tarihli ve 2015/398 Esas, 2015/426 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile anılan İnfaz Hakimliği kararının kaldırılmasına dair Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/03/2015 tarihli ve 2015/403 Değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;

    Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 03/02/2015 tarihli ve 2014/14723 Esas, 2015/983 sayılı ilamında “Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 19/12/2013 tarihli ve 2013/14257 Esas, 2013/29604 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5275 sayılı Kanun'un 44/3-1 maddesinde firar fiili karşılığında hücreye koyma disiplin cezasını öngören düzenleme ile aynı Kanun'un 14/4. maddesinde yer alan "Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ... kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kuramlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur." şeklindeki düzenleme ve yine Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği`nin 12/1-b maddesinde yer alan "Açık kurumlarda cezası infaz edilmekte olan hükümlülerden b) firar edenlerin kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kurumlara iade edilir ve bu karar derhâl infaz hâkimliğinin onayına sunulur." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, bu hükümlerin infazı devam etmekte olan (infazı sırasında firar edilen) ilâm ya da ilamların yanısıra sair ilamları da kapsadığı, firar eylemine konu ilam ile sınırlı tutulmaması gerektiği, sonraki tarihlerde infazına başlanılan veya başlanılacak olan diğer ilamların infazı için de açık infaz kurumuna ayrılmaya engel teşkil edeceği” belirtilmiş olup, somut olayda hükümlünün içtimalı 6 yıl 3 ay hapis cezasını infaz etmekte iken ... İnfaz Hakimliğinin 08/01/2014 tarihli ve 2014/35 Esas, 2014/34 sayılı kararı ile hapis cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle tahliyesine karar verildiği, hükümlünün yükümlülüklerini ısrarla ihlal etmesi nedeniyle ... İnfaz Hakimliğinin 03/06/2014 tarihli 2014/1543 Esas, 2014/1547 sayılı kararı ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/A maddesinin 6/b fıkrası uyarınca denetimli serbestlik tedbirinin kaldırılmasına karar verildiği, buna istinaden 14/06/2014 tarihinde kapalı ceza infaz kurumuna alındığı, sonrasında kesinleşen 1 yıl ve 10 ay hapis cezalarının da infaza verildiği, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/12/2014 tarihli ve 2014/1513 Değişik iş sayılı kararı ile hapis cezalarının içtima edildiği, şartla tahliye tarihinin 26/05/2016 olduğu, denetimli serbestliğe konu cezanın şartla tahliye tarihi gerçekleşmeden, sonradan kesinleşen ve infaza verilen cezaların da anılan Yargıtay ilamında belirtildiği üzere, kapalı ceza infaz kurumunda yerine getirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:

    2797 sayılı Yargıtay Yasası`nın 6545 sayılı Yasa ile değişik 14. maddesi uyarınca, hükmün konusuna, kanun yararına bozma talebinin kapsamına göre inceleme görevi Yüksek 19. Ceza Dairesine ait olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın görevli Daireye gönderilmesine, 18.04.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/14723 Karar : 2015/983
    Tarih : 3.02.2015

    - İnfaz Kanunu 14. Madde

    Yağma suçundan Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/07/2007 tarihli ve 2007/160 esas, 2007/263 sayılı karan ile 10 yıl hapis cezasına hükümlü İ...B... hakkındaki hapis cezasının infazı sırasında, daha önceki firar fiilinden dolayı kapalı ceza infaz kurumuna iadesine dair Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 26/02/2014 tarihli ve 2014/46-127 sayılı kararının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun`un 14/4. maddesi gereğince onanması talebinin reddine ilişkin, Ankara 1. İnfaz Hâkimliğinin 04/03/2014 tarihli ve 2014/581 esas, 2014/594 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 24/10/2014 gün ve 2014-18248/63078 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/11/2014 gün ve 2014/364677 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 26/11/2014 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:

    Anılan Yazıda;

    Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 19/12/2013 tarihli ve 2013/14257 esas, 2013/29604 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5275 sayılı Kanun'un 44/3-1 maddesinde firar fiili karşılığında hücreye koyma disiplin cezasını öngören düzenleme ile aynı Kanun'un 14/4. maddesinde yer alan
    "Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ... kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur." şeklindeki düzenleme ve yine Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği`nin 12/1-b maddesinde yer alan "Açık kurumlarda cezası infaz edilmekte olan hükümlülerden ... b) firar edenlerin kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kurumlara iade edilir ve bu karar derhâl infaz hâkimliğinin onayına sunulur." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde;

    Bu hükümlerin infazı devam etmekte olan (infazı sırasında firar edilen) ilâm ya da ilamların yanısıra sair ilamları da kapsadığı, firar eylemine konu ilam ile sınırlı tutulmaması gerektiği, sonraki tarihlerde infazına başlanılan veya başlanılacak olan diğer ilamların infazı için de açık infaz kurumuna ayrılmaya engel teşkil edeceği cihetle yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiştir.

    Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`nın ihbar yazısı Açık Cezaevlerine Ayrılma Yönetmeliğinin 8/e maddesi ve incelenen dosya içeriğine göre;

    Yerinde görüldüğünden kabulü ile Ankara 1. İnfaz Hakimliğinin 04/03/2014 tarihli ve 2014/581 esas, 2014/594 sayılı kararının 5271 sayılı CMK`nın 309. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), yerel Mahkemece kanun yararına bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere dosyanın mahalline gönderilmesine, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2014/3861 Karar : 2014/4835
    Tarih : 2.05.2014

    • İnfaz Kanunu 14. Madde

    Rüşvet suçundan dolayı Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan Abdulbaki D...’nın, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı talebinin reddine dair Samsun İnfaz Hâkimliğinin 06/01/2014 tarihli ve 2014/21 Esas, 2014/16 sayılı Kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/01/2014 tarihli ve 2014/52 Değişik İş sayılı kararının;

    5275 sayılı Kanunun açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna iadelerine ilişkin 14/4. maddesi ile Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 8/2. maddesi halen yürürlükte ise de;
    Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli ve 2013/133 Esas, 2013/136 sayılı Kararı ile 5275 sayılı Kanunun denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ilişkin 105/A maddesinin 7 numaralı fıkrasının b ve c bentlerinin iptal edilmiş olması ve
    Anılan Kanunun geçici 4. maddesindeki;
    “(1) Bu Kanunun 105/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ve ikinci fıkrasında belirtilen altı aylık süre şartı ile birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen cezanın belirli bir süre infaz edilmesine ilişkin şart 31/12/2015 tarihine kadar uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında,

    Hükümlünün şartla tahliyesine 1 yıldan az süre kalması ve Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 07/01/2014 tarihli ve 2014/62 sayılı Kararı ile iyi halli olduğunu belirtilmesi karşısında,
    Hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılmaksızın doğrudan denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilmesi gerektiği cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu;
    Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 18/03/2014 gün ve 94660652-105-55-1450-2014-5565/19705 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

    Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarih, 2013/133 Esas, 2013/169 sayılı iptal kararının konusunun denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı ile ilgili olup, açık cezaevine ayrılmayı veya bunun koşullarını kapsamadığı, denetimli serbestlik tedbiri yoluyla infaza başlanabilmesi için de hükümlünün öncelikle açık cezaevine geçmesi veya ayrılmaya hak kazanması ve hükümlü hakkında koşullu salıverilmenin uygulanması gerektiği;
    açık cezaevine ayrılmaya dair hususların 5275 sayılı Yasanın 14/4. maddesi ile buna bağlı çıkarılan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinde düzenlendiği,
    Talep ve karar tarihlerinde anılan yasa maddesi ve Yönetmeliğin 8/2. maddelerinin yürürlükte bulunduğu anlaşıldığından;
    İnfaz Hakimliğince cezai müeyyidesi 7 yıl hapis cezasından az olmayan kovuşturma bulunması sebebiyle açık kuruma ayrılamayacak hükümlü statüsünde olan hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazın yapılması şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle talebin ve buna bağlı olarak verilen itirazın reddine dair kararlarda karar tarihleri itibariyle bir isabetsizlik bulunmadığı,
    Fakat Anayasa Mahkemesinin Resmi Gazete`de henüz yayımlanmayan 09/04/2014 gün ve 2014/26 Esas sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanunun 14/4. maddesinin bir kısmının da iptal edilmesi karşısında, buna dayalı olarak çıkartılan Yönetmeliğin ilgili hükümlerinin de uygulanmasının artık hukuken mümkün olmadığı;
    Ancak öğretide “olağanüstü temyiz” olarak da adlandırılan kanun yararına bozma yasa yolu, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen yahut kesin nitelikte olan karar ya da hükümlerdeki verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuka aykırılığı gidermeyi amaçlayan olağanüstü bir yasa yolu olduğu, yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda tekrar mahallinde değerlendirme yapılabileceği nazara alındığında, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmemekle, Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/01/2014 gün ve 2014/52 Değişik İş sayılı Kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin (REDDİNE), dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına (TEVDİİNE), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2013/14257 Karar : 2013/29604
    Tarih : 19.12.2013

    • İnfaz Kanunu 14. Madde

    Parada sahtecilik suçundan Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2007 tarihli ve 2006/200 esas, 2007/213 sayılı kararı ile 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükümlü A.Ç. hakkındaki hapis cezasının infazı sırasında, firar fiilinden dolayı kapalı ceza infaz kurumuna iadesine dair, Silivri Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 31.01.2013 tarihli ve 2013/92 sayılı kararının 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 14/4. maddesi gereğince onanması talebinin reddine ilişkin, Silivri İnfaz Hâkimliğinin 20.02.2013 tarihli ve 2013/894 esas, 2013/949 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair, Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2013 tarihli ve 2013/158 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;

    5275 sayılı Kanunun 44/3-1 maddesinde firar fiiline hücreye koyma disiplin cezasını öngören düzenleme ile aynı Kanunun 14/4. maddesinde yer alan "Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ... kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur." şeklindeki düzenleme ve yine Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 12/1-b maddesinde yer alan "Açık kurumlarda cezası infaz edilmekte olan hükümlülerden ...b) firar edenlerin ... kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kurumlara iade edilir ve bu karar derhâl infaz hâkimliğinin onayına sunulur." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, bu hükümlerin infazı devam etmekte olan (infazı sırasında firar edilen) ilâm ya da ilamların yanısıra sair ilamları da kapsadığı, firar eylemine konu ilam ile sınırlı tutulmaması gerektiği, sonraki tarihlerde infazına başlanılan veya başlanılacak olan diğer ilamların infazı için de açık infaz kurumuna ayrılmaya engel teşkil ettiği düşünülmekle, merciince belirtilen sebeplere istinaden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.06.2013 gün ve 36688 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 10.07.2013 gün ve KYB/2013-236814 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

    Gereği görüşülüp düşünüldü:

    5275 sayılı Kanunun 14/4 maddesinde yer alan "Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ... kurum yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kuramlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur." şeklindeki düzenleme ve Açık Ceza İnfaz Kuramlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 12/1 -b maddesinde yer alan "Açık kurumlarda cezası infaz edilmekte olan hükümlülerden; ... Firar edenler, ... kurum yönetim kurulu kararı ile kapalı kurumlara iade edilir ve bu karar derhâl infaz hâkimliğinin onayına sunulur.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, bu hükümlerin infazı devam etmekte olan ilamların yanı sıra diğer ilamları da kapsadığı, firar eylemine konu ilam ile sınırlı tutulmaması gerektiği, sonraki tarihlerde infazına başlanan veya başlanacak olan diğer ilamların infazı içinde açık infaz kurumuna ayrılmaya engel teşkil ettiğinden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi,

    SONUÇ : Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığının Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2013 gün, 2013/158 değişik iş sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 19.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2012/2130 Karar : 2012/4885
    Tarih : 27.04.2012

    - İnfaz Kanunu 14. Madde

    Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan hükümlü N..... Hükümlülerin Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 10. maddesine göre açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacağına dair
    Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 26.04.2011 tarih ve 2011/444 Sayılı Kararına yapılan itiraz üzerine,itirazın kabulüne ve anılan kararın iptaline dair Üsküdar İnfaz Hakimliğinin 5.5.2011 gün ve 2011/92 Esas, 2011/90 Sayılı Kararına karşı vaki itirazın reddine dair Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi`nin 9.5.2011 gün ve 2011/708 D.İş sayılı Kararının;

    Dosya kapsamına göre hükümlünün, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi`nin 12.06.2008 tarihli ve 2007/286 Esas, 2008/175 Sayılı Karar dosyasından verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasını infaz etmekte olduğu, 5275 Sayılı Ceza ve İnfazın Güvenlik Tedbirleri Hakkında Kanunun 14. maddesindeki
    "... Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı veya soruşturma konusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtan soruşturması veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurum yönetim kurulunun kararıyla kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hakiminin onayına sunulur..." hükmü ile 17.06.2005 tarihli ve 25848 Sayılı Hükümlülerin Açık Ceza infaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin açık ceza infaz kurumlarına ayrılamayacak hükümlüler başlıklı 10. maddesindeki
    "... Hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı, haklarında tutuklama kararı veya soruşturma konusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtan soruşturması veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte olanlarla henüz kesinleşmemiş mahkumiyet kararları olan hükümlüler, bu durumları devam ettiği sürece açık ceza infaz kurumlarına ayrılamaz..." hükmüne göre,

    Hükümlünün Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi`nin 18.02.2011 tarihli ve 2030/362 Esas, 2011/40 Sayılı Kararıyla 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 109/2, 109/3-b. maddeleri uyarınca iki kez 4 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair karardaki cezalarının üst sınırının 7 yıl olduğu gözetildiğinde hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacağı cihetle;

    itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı C.M.K.nın 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.11.2011 gün ve B.03.0.cıg.0.00.00.04-105-34-4729- 2011/14277/58048 s. kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğnameyle Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

    Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriğinin yerinde olduğu anlaşılmakla, Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 9.5.2011 gün ve 2011/708 D.İş sayılı Kararının C.M.K.nın 309. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, oybirliğiyle karar verildi.Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan hükümlü N..... Hükümlülerin Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 10. maddesine göre açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacağına dair Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 26.04.2011 tarih ve 2011/444 Sayılı Kararına yapılan itiraz üzerine,
    itirazın kabulüne ve anılan kararın iptaline dair Üsküdar İnfaz Hakimliğinin 5.5.2011 gün ve 2011/92 Esas, 2011/90 Sayılı Kararına karşı vaki itirazın reddine dair Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi`nin 9.5.2011 gün ve 2011/708 D.İş sayılı Kararının;

    Dosya kapsamına göre hükümlünün, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 12.06.2008 tarihli ve 2007/286 Esas, 2008/175 Sayılı Karar dosyasından verilen 6 yıl 3 ay hapis cezasını infaz etmekte olduğu, 5275 Sayılı Ceza ve İnfazın Güvenlik Tedbirleri Hakkında Kanunun 14. maddesindeki "... Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı veya soruşturma konusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtan soruşturması veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurum yönetim kurulunun kararıyla kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler. Bu karar, infaz hakiminin onayına sunulur..." hükmü ile 17.06.2005 tarihli ve 25848 Sayılı Hükümlülerin Açık Ceza infaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin açık ceza infaz kurumlarına ayrılamayacak hükümlüler başlıklı 10. maddesindeki "... Hükümlü oldukları suçtan başka bir fiilden dolayı, haklarında tutuklama kararı veya soruşturma konusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtan soruşturması veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte olanlarla henüz kesinleşmemiş mahkumiyet kararları olan hükümlüler, bu durumları devam ettiği sürece açık ceza infaz kurumlarına ayrılamaz..." hükmüne göre, Hükümlünün Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi`nin 18.02.2011 tarihli ve 2030/362 Esas, 2011/40 Sayılı Kararıyla 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 109/2, 109/3-b. maddeleri uyarınca iki kez 4 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair karardaki cezalarının üst sınırının 7 yıl olduğu gözetildiğinde hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacağı cihetle;

    itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı C.M.K.nın 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.11.2011 gün ve B.03.0.cıg.0.00.00.04-105-34-4729- 2011/14277/58048 s. kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğnameyle Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

    Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriğinin yerinde olduğu anlaşılmakla,
    Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi`nin 9.5.2011 gün ve 2011/708 D.İş sayılı Kararının C.M.K.nın 309. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, oybirliğiyle karar verildi.