İnfaz Kanunu Madde 4



  • İnfazın Koşulu

    İnfaz Kanunu Madde 4

    (1) Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz.




  • İnfaz Kanunu Madde 4 Gerekçesi

    Madde mahkûmiyet hükümlerinin infaz koşulunu belirtmektedir.

    Bir mahkûmiyet kararının infazına başlanabilmesi için onun kesinleşmiş olması gerekmektedir. Kesinleşmeyen kararların değişebilmesi ihtimaline karşılık infaz edilen cezanın meydana getirdiği zararın karşılanmasına olanak bulunmadığından, kesinleşme koşulunun kabul edilmesi yerinde ve insan haklarının gereği olan bir ilkedir.



  • İnfaz Kanunu 4. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ
    Esas : 2008/31535 Karar : 2009/38112
    Tarih : 13.10.2009

    - İnfaz Kanunu 4. Madde

    I - Sanık hakkında mühür bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan incelenmesinde;
    Mühür bozma suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun'un 3-8 maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK'nın 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından, sanık ve müdafiinin temyiz isteğinin aynı Kanun`un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,

    II- sanık hakkında elektrik hırsızlığı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan incelenmesinde;
    Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 sayılı CMK`nın 231/6. maddesinin a bendinde yazılı "kasıtlı bir suçtan mahkum olmama" koşulunun bulunmaması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;

    Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    Ancak;

    1- Müşteki kurum vekilinin usulüne uygun tebligata rağmen duruşmalara gelmediği ve davaya katılmadığı, katılma kararı da verilmediği halde, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmolunması,

    2- TCK'nın 51/3. maddesi gereğince cezası ertelenen hükümlü hakkında öngörülen denetim süresinin karar tarihinde başlayacağına dair TCK'nın 51. maddesinde bir hüküm bulunmadığı gibi, aynı maddenin 4. fıkrası gereğince hükümlü aleyhine bazı kısıtlamalara karar verildiğinde bunların yerine getirilmesinin ancak kararın kesinleşmesiyle mümkün olacağı ve aynı maddenin 8. fıkrası gereğince denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılacağının düzenlendiği, bu nedenle ertelemenin bir infaz rejimi olduğu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddesi gereğince de hükmün infazı için kesinleşmesi gerektiğine dair düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; cezası ertelenen sanık hakkında TCK`nın 51/3. maddesi gereğince öngörülen denetim süresinin kararın kesinleşme tarihinde başlayacağı gözetilmeden, karar tarihinden itibaren başlayacağının belirtilmesi,

    Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün CMUK'nın 321. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), ancak bu aykırılıkların aynı Kanun`un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,

    Hüküm fıkrasından "katılan lehine vekalet ücreti hükmedilmesine ilişkin bölüm" ile hükmolunun hapis cezasının ertelenmesi nedeniyle 2 yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin kısımdan "karar tarihinden itibaren" cümlesinin çıkarılmasına, karar verilmesi suretiyle hükmün ( DÜZELTİLEREK ONANMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/9260 Karar : 2017/4648
    Tarih : 30.03.2017

    - İnfaz Kanunu 4. Madde

    Şikayetçi borçlu vekili dilekçesinde takip dayanağı ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağını belirtip takibin iptalini istemiş, mahkemece şikayetin reddine karar verilmiştir.Hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Talep, İİK'nun 41.maddesi yollamasıyla İİK'nun 16. maddesine dayalı şikayete ilişkindir.

    6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK.nun 443/1 (HMK. 367/1 m.) maddesi gereğince, temyiz kararın icrasını durdurmaz. Yani kural olarak kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez. Bu kuralın istisnaları da yine yasalarda düzenlenmiştir.

    Taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar (HUMK.443/4 m.),

    Mahkumiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları,

    (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 4.maddesi),

    Kira tespit ilamları (12.11.1979 tarih 1979/1-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı),

    Menfi tespit davasına ilişkin ilamlar ( İİK 72. madde),

    Yabancı Mahkeme ilamlarının tenfizi hakkındaki kararlar ( MÖHUK. 41/2),

    Sayıştay kararları (6085 sayılı Sayıştay Kanunu 53. madde),

    İdare aleyhine açılan haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar (2577 sayılı İYUK 28/1),

    Bu istisnai hükümlere göre, menfi tespit konulu ilamın anılan maddeler karşısında kesinleşmeden takibe konulabilmesi olanaklı değildir.

    Somut olayda takip dayanağı ilamda; Davacının...773.000 TL borçlu olmadığınını tespitine karar verilmiştir. Bu halde Mahkemece anılan maddeler karşısında menfi tespit konulu ilamın ve ilamın eki niteliğindeki yargılama giderleri ve vekalet ücretinin dayanak ilam kesinleşmeden takibe konu yapılamayacağı gözetilerek şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken istemin yazılı gerekçe ile reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

    SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde iadesine 30.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/15180 Karar : 2016/12507
    Tarih : 22.09.2016

    • İnfaz Kanunu 4. Madde

    Borçlu vekili vekiledeni hakkında ... 8.İcra Müdürlüğü`nün ... sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, ilamın konusu şahsın hukukuna ilişkin olduğundan kesinleşmeden takibe konulamayacağını ileri sürerek icra takibinin iptalini istemiştir.

    Mahkemece, ilamın şahsın hukukuna ilişkin olması nedeniyle kesinleşmeden takibe konulamayacağı gerekçesiyle, takibin iptaline karar verilmesi üzerine, hüküm, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Talep, İİK'nun 41. maddesi yollamasıyla İİK`nun 16. maddesine dayalı şikayete ilişkindir.

    6100 Sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK`nun 443/1 (HMK. 367/1 m.) maddesi gereğince, temyiz kararın icrasını durdurmaz. Yani kural olarak kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez. Bu kuralın istisnaları da yine yasalarda düzenlenmiştir.

    Taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar (HUMK.443/4 m.),

    Mahkumiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları, (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun`un 4. maddesi),

    Kira tespit ilamları (12.11.1979 tarih 1979/1-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı),

    Menfi tespit davasına ilişkin ilamlar ( İİK`nun 72. madde),

    Yabancı Mahkeme ilamlarının tenfizi hakkındaki kararlar (MÖHUK. 41/2 ),

    Sayıştay Kararları (6085 sayılı Sayıştay Kanunu 53. madde),

    İdare aleyhine açılan haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar ( 2577 sayılı İYUK 28/1 ),

    Somut olayda, icra takibinin dayanağı olan ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ilamı, hakaretten kaynaklanan manevi tazminat alacağına ilişkin olup, tarafların şahsı ya da ailevi yapılarına ilişkin hukuki durumlarında ve bunlara ilişkin sicil ve kayıtlarında bir değişiklik yaratmamakta, sonuçları itibariyle ancak tarafların mal varlığını etkilemektedir. Bu itibarla ilam, yukarıda sayılanlar arasında yer almadığından takibe konulabilmesi için kesinleşmesi gerekmez. O halde, Mahkemece şikayetin reddi yerine yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

    SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK`nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK 366/3 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 29,20 TL peşin harcın istek halinde geri verilmesine 22.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/17763 Karar : 2015/3728
    Tarih : 5.03.2015

    - İnfaz Kanunu 4. Madde

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa, 31.3.2011 tarihli 6217 sayılı Kanunun 3. maddesiyle ilave edilen Geçici 3. maddenin (1.) fıkrası gereğince; 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmiştir.

    6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna muhalefet eyleminden dolayı şiddet uygulayan Erdi Ş...’in, anılan Kanunun 13/1. maddesi gereğince 5 gün zorlama hapsine tabi tutulmasına dair Mersin 2. Aile Mahkemesinin 15.11.2012 tarihli ve 2012/584-584 değişik iş sayılı kararını müteakip Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu zorlama hapsinin kesinleştirilmediği hususundaki itirazının reddine ilişkin Mersin 3. Aile Mahkemesinin 20.12.2012 tarihli ve 2012/641-641 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

    Dosya kapsamına göre, 6284 sayılı Kanunun 9. maddesinde,
    “ (1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir.
    (2) Hakim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz üzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması halinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması halinde asliye hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hakimi ile asliye hukuk mahkemesi hakiminin aynı hakim olması halinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizin gönderilir,
    (3.) İtiraz mercii kararım bir hafta içinde verir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir” ve

    5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun 4. maddesindeki “Mahkumiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz” şeklindeki hükümleri karşısında, Mersin 2. Aile Mahkemesi tarafından verilen zorlama hapsi kararının itiraza tabi olduğu, kesinleşme işleminin bu aşamadan sonra yapılması gerektiği, bu nedenle itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere (BOZULMASINA) oybirliğiyle karar verildi.