HMK Madde 402



  • Delil Tespiti Talebi ve Karar

    HMK Madde 402

    (1) Delil tespiti talebi dilekçeyle yapılır. Dilekçede tespiti istenen vakıa, tanıklara veya bilirkişilere sorulması istenen sorular, delillerin kaybolacağı veya gösterilmesinde zorlukla karşılaşılacağı kuşkusunu uyandıran sebepler ile aleyhine delil tespiti istenen kişinin ad, soyad ve adresi yer alır. Tespit talebinde bulunan, durum ve koşulların imkân vermemesi nedeniyle, aleyhine tespit yapılacak kişiyi gösteremiyorsa talebi geçerli sayılır.

    (2) Mahkeme tarafından belirlenen tespit giderleri avans olarak ödenmedikçe sonraki işlemler yapılmaz.

    (3) Tespit talebi mahkemece haklı bulunursa karar, dilekçeyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir. Kararda ayrıca, delil tespitinin nasıl ve ne zaman yapılacağı, tespitin icrası esnasında karşı tarafın da hazır bulunabileceği, varsa itiraz ve ilave soruların bir hafta içinde bildirilmesi gerektiği belirtilir.




  • HMK Madde 402 Gerekçesi

    1086 sayılı Kanunun 371 inci maddesindeki düzenlemeye karşılık gelen bu maddede, delil tespitine ilişkin usul daha açık olarak ortaya konmuştur. Bu arada tespitin yapılabilmesi ve karşı tarafa tebliğ için gerekli olan masrafların başlangıçta talep sahibinden avans olarak alınması prensibi getirilerek, bu konuda doğabilecek tereddütler giderilmiştir.



  • HMK 402. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/6520 Karar : 2016/541
    Tarih : 20.01.2016

    • HMK 402. Madde

    Tespit talep eden vekili, müvekkili adına kayıtlı gayrimenkullerin, müvekkilinin ortağı olduğu şirketlerde sermaye arttırımına gidilecek olması sebebiyle gerçek değerinin tespitini istemiştir.

    Mahkemece, talep dilekçesinde karşı tarafın gösterilmediği, açılacak bir eda veya tespit davasında her zaman keşif ve bilirkişi deliliyle tespiti mümkün olan delillerin toplanmasının istendiği, talep eden tarafın delillerin bugünden toplanmaması halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimaline ilişkin herhangi bir neden belirtmediği, TTK'nın 343 üncü maddesinde ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü'nün 7326 sayılı genelgesinde Asliye Ticaret Mahkemesince atanacak bilirkişilerce tespitin hükme bağlandığı, dolayısıyla talebin HMK`nın 400 ve devamı maddelerinde düzenlenen delil tespiti davasının konusunu teşkil etmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.

    Kararı talep eden vekili temyiz etmiştir.

    Dava, 6102 sayılı TTK'nın 343 üncü maddesinde düzenlenen değer biçme istemine ilişkindir. Mahkemece, öncelikle istem delil tespiti olarak nitelendirilip, delil tespiti müessesesinin koşullarını taşımadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş, sonrasında ise TTK'nın 343 üncü maddesi gereğince değer tespitinde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Mahkemenin istemin delil tespiti mahiyetinde olduğu şeklindeki görüşünde isabet bulunmamaktadır, zira istem TTK`nın 343 üncü maddesinde düzenlenen değer biçmeye ilişkindir. Bu nedenle mahkemece, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu nazara alınarak usulden red kararı verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz talep eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ:

    Yukarıda açıklanan nedenle talep eden vekilinin temyiz isteminin kabulüyle hükmün talep eden yararına ( BOZULMASINA ), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, oybirliğiyle karar verildi..



  • YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/4596 Karar : 2016/7585
    Tarih : 21.06.2016

    - HMK 402. Madde

    Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı aracın 13.09.2012 tarihinde davalı ... adına kayıtlı ... plakalı araçla kazaya karıştığını, ... plakalı araç sürücüsünün olay yerinden kaçtığını, değer kaybı ile aracın kullanılamamasından dolayı zarar meydana geldiğini, 12.000 TL değer kaybı zararının aracın maliki ve trafik sigorta poliçesini düzenleyen ...den kaza tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte, 3.500 TL kazanç kaybına ilişkin zararın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    Davalı ... davaya cevap vermemiştir.

    Davalı ....., araç başına poliçe limitinin 20.000 TL olduğunu, değer kaybı talebinin afaki olduğunu, Sulh Hukuk 64 D.İş sayılı dosyasından yaptırılan tespitin tek taraflı olması nedeniyle HMK 402. maddesine esas olamayacağını, temerrüde düşürülmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 7000 TL değer kaybının davalı ... yönünden 13.09.2012 tarihinden itibaren, davalı ... şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte (davalı ... şirketi poliçe limiti ile sınırlı olarak) davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin değer kaybı talebi ile kazanç kaybı (ulaşım mahrumiyet bedeli) talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1,50 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 21.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.