HMK Madde 396



  • Durum ve Koşulların Değişmesi Sebebiyle Tedbirin Değiştirilmesi veya Kaldırılması

    HMK Madde 396

    (1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir.

    (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.




  • HMK Madde 396 Gerekçesi

    Maddede tedbirin verildiği ana göre şartların değişmesi hâlinde tedbirin kaldırılması ya da değiştirilmesi düzenlenmiştir. İhtiyatî tedbir, karşı tarafı cezalandırmak ya da baskı altına almak için değil, hakkın korunması amacına hizmet etmektedir. Bu sebeple, tedbirin verildiği tarihten sonra, tedbirin verilmesini gerekli kılan şartlarda değişiklik olmuşsa, bu değişikliğe uygun olarak tedbirin de değiştirilmesi ya da kaldırılması gerekir. Aksi durumun kabulü tedbirin amacı ve tarafların menfaat dengesinin gözetilmesi ile bağdaşmayan, sonuçlar doğuracaktır. Hâl ve şartlar değiştiğinde tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılması için talepte bulunulması aranmıştır. Tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması durumunda da mahkemenin değiştirme ve kaldırma gerekçesini taleple bağlantı kurarak ortaya koyması gerekir.

    İhtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya atıf yapılmamıştır. Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir. Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir.

    Hâl ve şartlarda değişiklik bakımından o anda kanun yoluna başvurulamaması, daha sonra işin esasıyla ilgili kanun yoluna başvurulması durumunda, bu hususun incelenmeyeceği anlamına da gelmez. Kanun yolu incelemesinde bu husus da değerlendirilerek bir karar verebilme imkânı kapalı değildir.



  • HMK 396. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/7019 Karar : 2017/5284
    Tarih : 14.03.2017

    • HMK 396. Madde

    Davacı-birleşen dava davalısı ... ... ... A.Ş. vekili, davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, 62.905,72 TL maddi zararın faiziyle birlikte ve ....000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    Davalı-birleşen dava davacısı ... vekili, işveren tarafından açılan davanın reddini savunmuş; birleşen davada ise müvekkili işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve aylık ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

    Davalı (asıl dava açısından) ... .... vekili, davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı gerekçeyle, ........2013 tarihli nihai kararla; asıl davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... ... yönünden kısmen kabulüne; birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca, ....01.2014 tarihli ek kararla, asıl davanın davalısı ...’ın tasarruf teşvik-nema alacağı hakkında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiş; ... .... ... A.Ş. vekilinin bu ek karara itirazı üzerine ise, 24.02.2014 tarihli ek kararla itirazın reddine karar verilmiştir.

    Esas hakkındaki kararı, davacı-birleşen dava davalısı ... .... ... A.Ş. vekili ve davalı-birleşen dava davacısı ... vekili temyiz etmiştir. 24.02.2014 tarihli ek kararı ise, davacı-birleşen dava davalısı ... .... ... A.Ş. vekili temyiz etmiştir.

    ...-24.02.2014 tarihli ek karara yönelik davacı-birleşen dava davalısı ... .... ... A.Ş. vekilinin temyizi yönünden;

    Mahkemece, ....01.2014 tarihli ek kararla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 396. maddesi uyarınca, asıl davanın davalısı ...’ın tasarruf teşvik-nema alacağı hakkında verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. ... .... ... A.Ş. vekilinin bu ek karara itirazı üzerine ise, 24.02.2014 tarihli ek kararla itirazın reddine karar verilmiştir.

    6100 sayılı Kanun’un 396.maddesinin ikinci fıkrasında, itiraza ilişkin 394. maddesinin ilgili fıkralarının kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiştir. Kanunun 394. maddesinin son fıkrasında “İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir.” hükmü bulunmakta ise de, ....02.2014 tarihli ve 2013/... esas, 2014/... karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu kararında, belirtilen hükümde geçen “kanun yolu” ibaresi ile kastedilenin istinaf yolu olduğu, bu tür kararların temyiz yolu kapsamında incelenemeyeceği kabul edilmiştir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici .... maddesi ve yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu kararı dikkate alınarak, 24.02.2014 tarihli ek karara karşı temyiz yolu kapalı olduğundan, davacı-birleşen dava davalısı ... .... ... A.Ş. vekilinin 24.02.2014 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazının reddine karar verildi.

    ...-Esas hakkındaki karara yönelik, davacı-birleşen dava davalısı ... .... ... A.Ş. vekili ve davalı-birleşen dava davacısı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

    Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı-birleşen dava davalısı ... .... ... A.Ş.’nin ve davalı-birleşen dava davacısı ...’ın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

    ...-Somut olayda, mahkemece 05.03.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek, işveren şirketin zararından, işçi ...’ın sorumlu olmadığı kabul edilmiştir. Ancak, ceza davasına ilişkin yargılamada düzenlenmiş bilirkişi raporunda, borç bakiyeli hesaptan müşteriye ödeme yapılmasına ilişkin bir kısım belgelerde ...’ın da imzasının bulunduğuna işaret edilmekte olup, mahkemece itibar edilen 05.03.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporunda bu yönün üzerinde durulmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde, borç bakiyesi olmasına rağmen hesaptan yapılan ödeme veya hesabı borca düşürecek şekilde ödeme işlemlerine ...’ın ne suretle katıldığı belirlenmeli ve yeniden değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre asıl dava yönünden ...’a yöneltilmiş maddi zarar talebi ile birleşen davada ... tarafından işverene yöneltilmiş kıdem ve ihbar tazminatı talepleri bakımından bir karar verilmelidir.

    ...-Asıl davada ileri sürülen manevi tazminat talebinin reddi bakımından hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin belirlenmesinde, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin .../.... maddesinin dikkate alınmaması bir diğer hatalı yöndür.

    Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davacı-birleşen dava davalısı ... .... ... A.Ş. yararına takdir edilen ....480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı-birleşen dava davacısı ...’a yükletilmesine, davalı-birleşen dava davacısı ... yararına takdir edilen ....480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-birleşen dava davalısı ... .... ... A.Ş.’ye yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, ....03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/1474 Karar : 2014/4876
    Tarih : 25.06.2014

    • HMK 396. Madde

    Davacı vekili müvekkili şirketin, 1985 yılında İbrahim A... adlı şahsın şahıs işletmesi olarak kurulan ve inşaat işiyle iştigal eden bu işletmenin en büyük maliyet kalemi olan akaryakıt konusunda avantaj sağlamak üzere petrol istasyonu işletmek amacıyla kurulduğunu ve 2010 yılında tescil edildiğini; 29.08.2012 tarihinde adı geçenin şahsi işletmesinin de ayni sermaye olarak eklenmesiyle şirkete katıldığını; bu haliyle şirketin bir petrol istasyonu ve üç şantiyede devam eden inşaat işi bulunduğunu, tahsil edilemeyen piyasa alacakları ve kışın uzaması nedeniyle hakedişlerin gecikmesine bağlı olarak darboğaza girdiklerini; düşen kârlılığa çözüm bulunması, sermaye arttırımı, yeni ortak bulunması suretiyle borca batıklıktan kurtulabileceklerini ileri sürerek, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Mahkemece iddia, müdahil beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin borca batık durumda bulunduğu; birleşen gerçek kişi işletmesinin mamelekinde bulunan araçların davacı adına tescil edilmediği, petrol istasyonunun atıl vaziyette beklediği ve bu faaliyet ile hedefleri yakalamanın mümkün olmayacağının anlaşıldığı gerekçesiyle, iflasa karar verilmiştir.

    Kararı, davacı vekili ve müdahil T. İş Bankası AŞ. vekili katılma yolu ile temyiz etmiştir.

    Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 397/2. maddesi uyarınca aksi belirtilmedikçe ihtiyati tedbirin kararın kesinleşmesine kadar devam edeceği sabit olmakla birlikte iflasın ertelenmesi davaları sonunda verilen iflas kararları üzerine oluşan yeni hukuki durumun özellikle müflisin tasarruf yetkisi ve rehinle temine edilmiş alacakların tahsili için girişilmiş takipler bakımından farklı bir rejim ortaya koyduğu ve aynı Yasa'nın 396/1. maddesi uyarınca yapılacak başvuru üzerine mahkemece tedbirin kaldırılmasının her zaman mümkün bulunmasına göre, müdahil T. İş Bankası A.Ş.`nin temyiz itirazının ayrı bir bozma sebebi yapılmasına gerek görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazlarının da reddi gerekmiştir.

    Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ve müdahil T. İş Bankası A.Ş. vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün (ONANMASINA), aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.