HMK Madde 384



  • Çekişmesiz Yargı İşlerinde Yetki

    HMK Madde 384

    (1) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir.




  • HMK Madde 384 Gerekçesi

    1086 sayılı Kanunda mevcut olmayan, yeni bir yetki kuralına bu maddede yer verilmiştir.

    Çekişmesiz yargı işlerine ilişkin talepler için, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, talepte bulunan veya ilgililerin yerleşme niyeti olmaksızın oturduğu yer mahkemesi yetkili kılınmıştır.

    Çekişmesiz yargıda kesin yetkiye ilişkin bir durumun ortaya çıkması hâlinde, özel hükümlerin ayrıca dikkate alınması gerekecektir. Örneğin Tasarının “Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki” başlıklı 17 nci maddesinde kesin yetki belirtilirken “dava ve işler” ifadesine yer verilmiştir. Dolayısıyla bu tarz durumlarda kesin yetki sadece davalarda değil çekişmesiz yargı işlerinde de gözetilmelidir.



  • HMK 384 (Çekişmesiz Yargı İşlerinde Yetki) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/13367 Karar : 2016/12558
    Tarih : 28.06.2016

    • HMK 384. Madde

    • Çekişmesiz Yargı İşlerinde Yetki

    Dava, küçüğün velayetinin davalı anneden alınıp davacı babaya verilmesi isteğine ilişkindir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, "velayetin kaldırılması, eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesi ve kaldırılan velayetin iadesine" ilişkin davaları çekişmesiz yargı işi kabul etmiştir (m. 382/2-b-l 3).

    Aynı Kanununun 384/1. maddesine göre de, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz yargı işlerinde talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir.

    Bu Kanunda ve Türk Medeni Kanununda, münhasıran velayete ilişkin davalarda yetkiyi düzenleyen aksine bir hüküm bulunmamaktadır. Aynı Kanunun genel yetkiye ilişkin 6. maddesi çekişmeli yargıya ilişkin işlerde geçerlidir.

    Bu bakımdan davacı, oturduğu yer mahkemesinde bu davayı açabilir. O halde, işin esasının incelenmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile "davalının yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğundan" bahisle yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/9177 Karar : 2015/9227
    Tarih : 15.10.2015

    • HMK 384. Madde

    • Çekişmesiz Yargı İşlerinde Yetki

    Dava, mirasın reddi istemine ilişkindir.

    Ankara Batı 2. Sulh Hukuk Mahkemesince, H.. K..`nın 01/05/2014 tarihinde vefat ettiği belirtilerek mirasın reddi davası açılmış ise de müteveffanın UYAP üzerinden çıkarılan nüfus kayıt örneğine göre MERNİS adresinin "Ç. Mah. Medet Sk. No:5 İç Kapı No:3 Pendik/İSTANBUL" olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.

    İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından ise, mirasın gerçek reddi davası mahiyeti gereği çekişmesiz yargı işi olduğundan, HMK`nın 384. maddesi gereğince çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkili olduğu ve davacıların adresinin Sincan ilçesi olduğu belirtilerek yetkisizlik yönünde hüküm kurulmuştur.

    Dava, murisin ölümü ile açılan mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespitine yönelik “mirasın reddi” davasıdır (TMK`nın 605. maddesi). Bu dava, miras bırakanın ölmeden önceki son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesinde görülecektir.

    Bu nedenle, müteveffa H.. K..`nın ölmeden önceki son yerleşim adresinin tespiti amacıyla nüfus kayıtlarının temin edilerek kolluk marifetiyle adres araştırması yaptırılması, bundan sonra mercii tayini incelemesi yapılmak üzere dosyanın, Dairemize gönderilmesi için, mahkemesine ( GERİ ÇEVRİLMESİNE ) oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/21160 Karar : 2015/4168
    Tarih : 11.03.2015

    • HMK 384. Madde

    • Çekişmesiz Yargı İşlerinde Yetki

    Dava 03.02.2014 tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır.

    Bu sebeple;davacının velayetinin değiştirilmesi yönündeki talebi, bir "çekişmesiz yargı" işidir (6100 s. HMK. m. 382/2-13).

    Çekişmesiz yargı işlerinde de, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu kabul edilmiştir (6100 s.HMK.m.384).

    Velayetin kaldırılması veya ebeveynlerden birinden alınarak diğerine verilmesine, yahut kaldırılan velayetin iadesine ilişkin davalardaki yetki konusunda. Türk Medeni Kanununda aksine bir düzenleme bulunmadığına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki "çekişmesiz yargı ile" ilgili genel yetki kuralı burada da uygulanacaktır.

    O halde, davacı kendi oturduğu yer mahkemesinde de bu davayı açabilir. Öyleyse, yetki itirazının reddi ile işin esasının incelenmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2013/9214 Karar : 2014/1041
    Tarih : 21.01.2014

    • HMK 384. Madde

    • Çekişmesiz Yargı İşlerinde Yetki

    Dava 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra, 11.04.2012 tarihinde açılmıştır. Bu kanun hükümlerine göre, davacının müşterek çocuğun velayetinin davalı babadan alınıp kendisine verilmesi yönündeki talebi, bir "çekişmesiz yargı" işidir ( m.382/2-13 ). Çekişmesiz yargı işlerinde de, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu kabul edilmiştir. ( 6100 s. HMK. m.384 ). Velayetin kaldırılması veya ebeveynlerden birinden alınarak diğerine verilmesine, yahut kaldırılan yetki kuralı burada da uygulanacaktır.

    O halde, davacı kendi oturduğu yer mahkemesinde de bu davayı açabilir, öyleyse, yetki itirazının reddi ile işin esasının incelenmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.

    Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ), oy birliğiyle, 21.01.20l4 tarihinde karar verildi.



  • YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
    Esas : 2014/18-67 Karar : 2015/1549
    Tarih : 10.06.2015

    • HMK 384. Madde

    • Çekişmesiz Yargı İşlerinde Yetki

    Davacı; muris Ahmet'in kendisinin eşi olan İ.... amcası olduğunu, murisin birçok taşınmazının bulunduğunu, ancak soyisminin kayıtlara geçmemesi nedeniyle taşınmazları paylaşamadıklarını,
    murisin vefatından sonra açtığı 2012/977 esas sayılı mirasçılık belgesi istemli davada kendisine verilen yetki uyarınca muris Ahmet`in soyadının "Deliktaş" olarak eklenmesi istemiyle sözkonusu davayı açtığını beyanla davanın kabulunü talep etmiştir.

    Davalı Nüfus Müdürlüğü temsilcisi; yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.

    Mahkemece; davacının, murisi Ahmet'in nüfus kaydında isminin yazılı olmadığını belirterek dava açtığı, Nüfus Hizmetleri Kanunu`nun 36/1-a maddesine göre nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının ilgilinin yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiği, sözkonusu yetkinin kesin yetki olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine, yetkili ve görevli mahkemenin Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.

    Davacının temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.

    Yerel Mahkemece, davacının, muris Ahmet'in nüfus kaydında soyisminin yazılı olmadığı, bu konuda gereğinin yapılması istemiyle dava açtığı,
    Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36/1-a maddesine göre nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının ilgilinin yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılması gerektiği ve sözkonusu yetkinin kesin yetki olduğu,
    somut olayda nüfus kaydındaki düzeltmeyi isteyen davacı A.. G..`in yerleşim yerinin Torbalı olduğu,

    yine bozma ilamında bozma gerekçesi olarak HMK'nın 7. maddesi belirtilmişse de, HMK`nın 7. maddesinin davalının birden fazla olması halinde yetkili mahkemenin neresi olduğuna ilişkin düzenleme getirdiği, dava dosyasında ise davalı olarak sadece İlçe Nüfus Müdürlüğünün gösterildiği,

    kaydının düzeltilmesi istenen muris Ahmet'in davalı sıfatının bulunmadığı ve Nüfus Hizmetleri Kanunu`nun 36/1-a maddesinde belirtildiği üzere yetkili mahkemenin ilgili kişi gözönünde tutularak değil, düzeltmeyi isteyen şahıs dikkate alınarak belirleneceği,
    ilgili kişiye göre yetkili mahkemenin tespit edilmesinin kabulü halinde dahi bu kişinin yerleşim yerinin Akhisar olduğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, ilgili kişinin Akhisar nüfusuna kayıtlı olmasının onun yerleşim yerinin Akhisar olduğunu göstermeyeceği gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

    Direnme kararını, davacı temyiz etmiştir.

    Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davada yetkili mahkemenin, soyadının düzeltilmesi istenen(muris)kişinin nüfus kayıtlarının bulunduğu yerdeki mahkemenin mi, yoksa düzeltmeyi isteyen kişinin (davacı)yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki mahkemenin mi olduğu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun "Davalının birden fazla olması hâlinde yetkiyi düzenleyen 7. maddesinin somut olaya uygulanma imkanının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

    Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Davalının birden fazla olması halinde yetki” başlıklı 7. maddesinin açıklığa kavuşturulmasında zorunluluk bulunmaktadır.

    6100 sayılı HMK`nın 7. maddesinde;
    “(1) Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
    Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır.
    (2)Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. ” hükmünü içermektedir.

    Buna göre, HMK`nun 7. maddesinde düzenlenen yetkinin uyuşmazlıkta uygulanabilmesi için; davalı tarafın birden fazla olması gerekmektedir.

    Dolayısıyla davalı tarafının tek olduğu durumda HMK`nın 7. maddesinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır.

    5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun “Nüfus davaları” başlıklı 36. maddesine göre ise;
    “(1) Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usûllere uyulur:
    a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır.
    Kayıt düzeltme davaları (..)(1) nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır.(1)
    (1) 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “Cumhuriyet Savcısı ve” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
    b) (İptal birinci cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 30/3/2012 tarihli ve E.: 2011/34, K.: 2012/48 sayılı Kararı ile.)(…) Ad değişikliği halinde, Nüfus Müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eş ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir.
    c) Tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder.
    Kişilerin başkasına ait kaydı kullandıklarına ilişkin başvurular Bakanlıkça incelenip Sonuçlandırılır." düzenlemesine yer vermektedir.

    Yukarıda belirtilen madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, nüfus kaydına ilişkin düzeltme davalarında kaydın düzeltilmesi istenen kişinin yerleşim yeri adresinin bulunduğu yer mahkemesinin anlaşılması gerekmektedir.

    Somut olay incelendiğinde, Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36/1-a maddesine göre nüfus kaydı düzeltilmesi istenen muris Ahmet`in Manisa İli Akhisar İlçesi nüfusuna kayıtlı olduğu ve aynı ilçede ikamet ettiği gerek dosyadaki nüfus kayıt örneklerinden gerekse tanık beyanlarından anlaşılmaktadır.

    O halde murisin soyadının nüfusa tescili istemli davada yetkili mahkemenin murisin ikametgahının bulunduğu yer Akhisar Asliye Hukuk Mahkemesi olması zorunlu olup, sözkonusu yetki kesin yetkidir.

    Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyelerce; Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36/1-a maddesinin nüfus kaydının düzeltilmesi istenen kişinin yerleşim yeri olarak kabul edilmesi durumunda bu yetkinin kesin yetki olması nedeniyle bağlayıcı olacağı, çekişmesiz yargı koluna dahil 6100 sayılı HMK'nun 384. maddesinde davacının ya da ilgilinin ikamet ettiği yerin düzenlendiği, Nüfus Hizmetleri Kanunu`nun 36. maddesi ile HMK'nun 384. maddesinin birbirini tamamladığı gerekçesiyle kararın onanması gerektiği görüşleri dile getirilmiş ise de bu görüşler, yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

    Öte yandan, bozma ilamında “HMK`nun 7. maddesi de gözönüne alınarak…” şeklinde yazım isabetsiz olup, bozma ilamındaki maddi hataya dayalı bu ibarelerin düzeltilmesi gerekir.

    Hal böyle olunca; HMK'nın 7.maddesinin uygulanmasına ilişkin Özel Daire bozma ilamında belirtilen"HMK'nun 7. maddesi de gözönüne alınarak" şeklinde yazılı ifadelerin ilamdan çıkarılarak yerine "Nüfus Hizmetleri Kanunu`nun 36. maddesi de gözönüne alınarak" ibaresi yazılması gerekmiştir.

    Buna göre, direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmalıdır,

    Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile,

    1)Bozma ilamı metninden “ HMK'nun 7. maddesi de gözönüne alınarak” ibaresinin çıkarılarak yerine “ Nüfus Hizmetleri Kanunu`nun 36. maddesi” ibaresinin yazılmasına,

    2)Direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ), oyçokluğu ile karar verildi.

    KARŞI OY YAZISI

    Dava, nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkindir.

    5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu`nun 36 (1) a maddesi uyarınca nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, ilgilinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır.

    Kanun maddesinde sözü edilen "ilgili" ibaresinden nüfus kayıtlarının düzeltilmesi isteminde bulunan kişinin anlaşılması gerektiği kanımızca çok açık olup Yargıtay uygulamasının da aynı yönde olduğu görülmektedir (bkz.HGK.nun 25.12.2013 gün ve 2013/18-464 E., 2013/1698 K.sayılı, Yargıtay 17.HD.nin 20.2.2014 gün ve 2014/1591-2198 sayılı, Yargıtay 2.HD.nin 17.6.1996 gün ve 1996/5991-6704 sayılı kararları ile Yargıtay 18.HD.nin 29.3.2005 gün ve 2005/1678-2939 sayılı kararı).

    Öte yandan, dava, 6100 sayılı HMK.nın 382.maddesinin 2/a-5 fıkrası uyarınca çekişmesiz yargı koluna dahil olup aynı kanunun 384.maddesi uyarınca bu nitelikteki davalar bakımından yetkili mahkeme, talepte bulunan veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesidir.

    Bu hükümden de anlaşılacağı üzere, 6100 sayılı Kanun ile 5490 Kanun bakımından yetkili mahkemenin belirlenmesi için asıl kriter talepte bulunan (ilgili) kişidir.

    Davacı A.. G..`in, İzmir-Torbalı ilçesi nüusuna kayıtlı olup yerleşim yerinin de aynı ilçede olduğu ve orada oturduğu dosya kapsamı itibariyle sabittir.

    Bu durumda yetkili mahkemenin Torbalı Mahkemesi olduğunda duraksanmamalıdır.

    Tüm bu nedenlerle HGK çoğunluğunun aksi yöndeki kararına katılmaya olanak görmüyoruz.



  • YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2013/18067 Karar: 2014/155
    Tarih: 07.01.2014

    • HMK 384. Madde

    • Çekişmesiz Yargı İşlerinde Yetki

    Davacı vekili, müvekkili bankanın Gaziantep Ticari Şubesi müşterilerinden A... Petrol Ürünleri Otomotiv Tic. San. A Ş. tarafından, tahsil amacıyla verilen borçlusu A. C. ( Kiledere Kasabası/Niğde ) olan 25.4.2013 vade tarihli 3.300,00 TL bedelli senedin müvekkili bankaca yapılan tüm aramalara rağmen bulunamadığını belirterek senet hakkında ödeme yasağı konulmasını ve senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davaya konu senedin kambiyo senedi vasfında olup, aranılacak borç niteliğinde bulunduğu, bu haliyle hamilin bulunduğu yerin ödeme yeri olduğu, davaya konu bononun davacı bankaya tahsil cirosuyla verildiği ve bu haliyle davacının 6102 Sayılı T.T.K.nın 757. maddesi kapsamında yetkili hamil konumunda bulunduğu, davacı tarafça bononun davacı bankanın Gaziantep Şubesi'nde kaybolduğunun belirtildiği, muhatap bankanın bulunduğu Gaziantep Asliye Hukuk ( Ticaret ) Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Gaziantep Asliye Hukuk ( Ticaret ) Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.

    Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

    Dava, kıymetli evrak ( bono ) iptali istemine dair olup, mahkemece yukarda yazılı gerekçelerle yetkisizlik kararı verilmiştir. Ancak, çekişmesiz yargı işlerinde yetkiyi düzenleyen 6100 Sayılı H.M.K.nın 384. maddesinde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu düzenlenmiş, 6102 Sayılı T.T.K.nın 757. maddesinde ise, ödeme veya hamilin yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu açıkça belirtilmiştir. Buna göre, bonoya dayalı borcun aranılacak borç niteliğinde bulunduğu, T.T.K.nın 757. maddesine uygun olarak davacı hamilin borçlunun ikametgahı mahkemesi Niğde'de dava açtığı ve mahkemenin yetkili bulunduğu gözetilerek yargılamaya devam edilmesi ve hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 07.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.