HMK Madde 378



  • İnceleyecek Mahkeme ve Teminat

    HMK Madde 378

    (1) Yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçe, kararı veren mahkemece incelenir.

    (2) Mahkeme, dayanılan sebebin niteliğine göre yargılamanın iadesi talebinde bulunandan karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılayacak uygun bir miktar teminat göstermesini isteyebilir.




  • HMK Madde 378 Gerekçesi

    Madde, 1086 sayılı Kanunun 448 ve 453 üncü maddelerini karşılamaktadır.

    Birinci fıkradaki düzenlemede gösterilen mahkemenin yetkisi ve iş bölümü kesin niteliktedir. Fıkrada sözü edilen kararı veren mahkemenin kapatılmış olması hâlinde, yargılamanın iadesi talebini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla o mahkemenin işlerini devralmış olan mahkeme inceleyecektir. “Yargılamanın iadesi sebepleri” kenar başlıklı 379 uncu maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde gösterilen hâlde, ilk hükme aykırı biçimde elde edilen ikinci hükmü veren mahkemede yargılamanın iadesi istenecektir. Birinci hüküm, kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiş, ikinci hüküm ise kanun yollarından geçerek kesinleşmiş olsa dahi, yargılamanın iadesi talebini incelemekle ikinci hükmü veren ilk derece mahkemesi yetkili ve görevlidir.

    Maddenin ikinci fıkrası, yargılamanın iadesi talebinin yol açabileceği zarar ve ziyanı karşılayacak uygun bir teminatın gösterilmesini düzenlemektedir. Teminatın gerekli olup olmadığını, miktarını ve niteliğini mahkeme takdir edecektir.



  • HMK 378. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2015/19210 Karar: 2017/653
    Tarih: 26.01.2017

    - HMK 378. Madde

    Davacılar, davalının davacı Cemile'nin eşi, davacı Müşeref'in ise babası olduğunu, yıllardır ayrı yaşadıklarını, Hayrobolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27.01.1997 tarih ve 1996/298 E. 1997/14 K. sayılı kararı ile kendileri için 2.500.000 TL ( yeni 2.5 TL ) nafakaya hükmedildiğini, kararın icraya konulmasına rağmen davalının nafakaları ödemediğini, davalının SSK. dan emekli olduğunu ayrıca bir çiftlikte işçi olarak çalıştığını, düzenli geliri olduğunu, daha önce hükmedilen nafakanın yetersiz olduğunu ileri sürerek nafakaların ayrı ayrı 200 TL'ye artırılmasını talep etmişlerdir.

    Davalı, davanın reddini istemiştir.

    Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle nafakaların 50 TL artırılarak her bir davacı için 150'şer TL'ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

    1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

    2- )Davada, davacılar lehine daha önce hükmedilen tedbir nafakasının artırılması talep edilmiştir.

    Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı Müşerref H. B.'in 15.01.1987 doğumlu olduğu, dava tarihi 07.07.2008 itibariyle reşit olduğu anlaşılmaktadır.

    TMK'nun 328.maddesinde: "Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.

    Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler." hükmü yer almaktadır.

    Yukarıda açıklanan 328/1.maddesi uyarınca; kural olarak, ana babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam ettiğinden, anılan maddenin birinci fıkrasının açık hükmü uyarınca küçük ergin olmakla lehine bağlanan tedbir nafakası kendiliğinden sona erer.

    Hal böyle iken, mahkemece; davacı Müşerref H. B.'in dava tarihi itibariyle reşit olduğu ve daha önce kendisi için hükmedilen tedbir nafakasının kendiliğinden sona erdiği hususu gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle temyiz olunan kararın davalı yararına 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 440 /III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup geriği düşünüldü:

    Davacı; Siverek 1. Asliye Hukuk ( Aile ) Mahkemesi'nin 2013/639 E. 2014/37 K. sayılı ilamına konu olan davada taraf teşkilinin usulüne uygun sağlanmadan yargılama yapılarak davanın hükme bağlandığını, yine aynı şekilde usulsüz tebligat sonucu davanın kesinleştiğinden hukuki sonuç doğurmayacağını ileri sürerek, söz konusu ilama ait davada yargılamanın yenilenmesine, kesinleşmiş mahkeme kararının kaldırılarak haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    Davalı; davanın reddini istemiştir.

    Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    1- ) Somut olayda , tarafların müşterek çocukları lehine iştirak nafakası hükmedilmesine karar verilen Siverek 1. Asliye Hukuk ( Aile ) Mahkemesi'nin 16.01.2014 tarih ve 2013/639 E. 2014/37 K. sayılı ilamına konu olan yargılamanın yenilenmesi talep edilmiştir.

    6100 Sayılı HMK'nun 378. maddesi6100 Sayılı HMK'nun 378. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebi kararı veren mahkemece incelenir.

    Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.

    Hal böyle iken, mahkemece; davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılarak karar verilmesi gerekirken, Asliye Hukuk Mahkemesi olarak genel mahkeme sıfatıyla işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir.

    2- )Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

    SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenler ile hükmün 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan sebeple davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2014/19597 Karar: 2015/10726
    Tarih: 22.09.2015

    - HMK 378. Madde

    Davacı A... Köyü Tüzel Kişiliği vekili dilekçesi ile; yargılamanın yenilenmesi istenilen davada bir bölümü davacı köye ait olan taşınmaz hakkında köy muhtarının kabul beyanına dayalı olarak verilen kabul kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ise de; köy muhtarının davayı kabul yetkisinin olmadığını, davanın kabulüne ilişkin kararın muhtarın hileli davranışı ve ağır yargılama hatasına dayalı olduğunu, bu olay nedeniyle ilgili muhtar hakkında verilen soruşturma izni üzerine Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma yürütüldüğünü öne sürerek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş ve 134 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile Hâzinenin dayandığı eski tapu kaydının kapsamında kalan bölümün davalı Hazine adına, Köy Tüzel Kişiliğine ait olan bölümün ise adlarına tescilini istemiştir. Mahkemece; davanın, reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Mahkemece davacının isteminin HMK'nın 375. maddesinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden hiçbirisine uymadığı gibi Kadastro Mahkemesinin kesinleşen kararına mahkemenin müdahalesinin söz konusu olamayacağı gerekçe gösterilerek işin esasına girmek suretiyle karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Somut olayda davacı; Çerkeş Kadastro Mahkemesi'nin 2002/2-94 Esas, Karar sayılı davasında verilen karara yönelik yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Nitekim davacı Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben sunduğu dava dilekçesinde yargılamanın yenilenmesi istemi yoluyla tapu iptal ve tescil isteminde bulunduğunu, sunduğu 09.12.2013 ve 16.06.2014 havale tarihli dilekçelerinde de davalarının yargılamanın yenilenmesi talebine yönelik olduğunu açıklamıştır. Mahkemece de istem yargılamanın yenilenmesi olarak değerlendirilip sonuçlandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 378. maddesinde açıklandığı üzere yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçe, kararı veren mahkemece incelenir. Ayrıca görev kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Bu halde Kadastro Mahkemesinin kararına yönelik yargılamanın yenilenmesi isteminin Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması usul hükümlerine aykırıdır. Hal böyle olunca; mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2018/4269 Karar : 2018/5686
    Tarih : 17.09.2018

    • HMK 378. Madde

    Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.

    ... 15. Sulh Hukuk Mahkemesince, Taşınmaz üzerinde kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığına göre, davacının taşınmazda oluşan zarar alacağı için açmış olduğu davada taşınmazda meydana gelen zarar alacağının dayanağının Kat Mülkiyeti Kanunu olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

    ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ise, yargılamanın iadesi istenen davanın bu tarihten önce, 25/07/2011 tarihinde açılmış olması, HMK 488 maddesi, 378. maddesi, 1086 sayılı HUMK'nin 9. maddesi de gözetilerek davanın açıldığı tarih itibariyle dava edilen meblağ 5.000,00 TL’nin altında olması, dayanak yapılan ve yargılamanın iadesi istemi kararın kesinleşmiş olması, HMK 378/1 maddesine göre " yargılamanın iadesi ancak karar veren mahkemeden istenebileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

    Somut olayda, yargılamanın yenilenmesini isteyen vekili, Kapatılan ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1189 Esas 2012/1346 Karar sayılı dosyasında 5588 ada 394 parsel üzerinde bulunan binada ... 'nun 21 no'lu dairenin, ... 'in ise bir üst kattaki bir dairenin maliki olduğunu, üst katta bulunan 25 ve 26 no'lu dairelerin ... tarafından hiç kullanılmadığı halde yargılama aşamasında yapılan tüm tebligatların bu daireye gönderilerek 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21. maddesine göre muhtara bırakılmak suretiyle tebliğ edildiği, oysa hemen alt katta 21 no'lu dairede yaşayan ... 'nun ... 'in anılan dairelerde oturmadığını bildiğini, ... 'in ... 'da ikamet ettiğini ileri sürerek HUMK'nın 445/7. maddesi hükmü uyarınca yargılamanın yenilenmesini ve davanın reddini talep etmiştir.

    Dosya kapsamında ... 15. Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucu 28/03/2013 tarih, 2013/70 E. -349 K. Numaralı kararında davalının yargılamanın iadesi isteminin HMK 375. maddesinde düzenlenmediğinden bahisle talebin reddine dair verdiği karar davalı yanın temyiz iradesi doğrultusunda Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2013/16504 E.- 2014/5010 K. Numaralı ilamı ile " ... Somut olayda, yargılamanın iadesine konu davadan önce ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/84 D.İş sayılı tespit dosyasında yapılan keşif esnasında yargılamanın iadesini isteyen ... 'e ait üst kattaki dairenin içine girilemediği bilirkişi tarafından belirtilmiş, hem değişik iş dosyasında ve hemde esas dosyada dava konusu binada bulunan dairenin adresi gösterilmek suretiyle gönderilen tebligatların farklı isimli komşuların imzadan imtina etmeleri sebebi ile Tebligat Kanununun 21. maddesine göre muhtara bırakılmak suretiyle tebliğ edildiği, nüfus kayıtlarına göre ... 'in adresinin

    Berlin olduğu, yargılamanın iadesine konu davanın davacısı ... 'nun ise dava konusu binada ikamet ettiği görülmüştür. Bu nedenle yargılamanın iadesini isteyen ... 'in dava konusu dairede olmadığı ve bunun alt katta oturan komşusu ... tarafından bilinmemesinin olanaksız olduğu, davanın 6100 sayılı HMK'nin 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırı olarak sonuçlandırıldığı anlaşıldığından yargılamanın iadesi isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin reddinin doğru görülmediğinden.." bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

    HUMK'nın 448/1. maddesinin "İade-i muhakeme talebini muntazammın arzuhal, hükmü veren mahkemeye verilir ve orada tetkik olunur." hükmü gereğince davaya bakan ilk mahkeme göreve ilişkin yeni bir kanun ile görevsiz hale gelmiş olsa dahi hükmü veren ve yargılamayı yapan mahkemenin somut davayı en iyi şekilde bildiği ve incelediği düşüncesine dayalı olarak, yargılamanın yenilenmesi davası hükmü veren mahkemede açılır ve o yer mahkemesince incelenip sonuçlandırılır. Bu nedenle, uyuşmazlığın ... 15. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.

    SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 17/09/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/8212 Karar : 2016/8104
    Tarih : 21.09.2016

    - HMK 378. Madde

    Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.

    ... Asliye Hukuk Mahkemesince, yargılamanın yenilenmesi istenen davanın müdahalenin men'i ve kal' istemine ilişkin olduğu ve dava konusu edilen taşınmazların bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi yapıldığı ve bu çalışma kapsamında taşınmazlara ilişkin tutanakların ... Kadastro mahkemesine devredildiği gerekçesiyle kal' istemine ilişkin dava tefrik edilerek men'i müdahale istemine ilişkin davada 3402 sayılı Kanunun 27. maddesi gereğince mahkemenin görevsizliğine dair karar verilmiştir.

    ... Kadastro Mahkemesi ise elatmanın önlenmesi davalarının uygulama kadastrosu nedeniyle kadastro mahkemesine aktarılması gereken davalardan olmadığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.

    Somut olayda davacı, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/3-91 sayılı davasında verilen karara yönelik yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

    6100 sayılı HMK'nın 378/1. (HUMK'nın 448) maddesinde "Yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçe, kararı veren mahkemece incelenir." hükmü gereğince davaya bakan ilk mahkeme göreve ilişkin yeni bir durum ile görevsiz hale gelmiş olsa dahi hükmü veren ve yargılamayı yapan mahkemenin somut davayı en iyi şekilde bildiği ve incelediği düşüncesine dayalı olarak, yargılamanın yenilenmesi davası hükmü veren mahkemede açılır ve o yer mahkemesince incelenip sonuçlandırılır. Bu hükümde gösterilen mahkemenin yetkisi kesindir. Bu durumda daha önceki hüküm ... Asliye Hukuk Mahkemesince verildiğinden, uyuşmazlığın ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 21/09/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/7550 Karar : 2015/8425
    Tarih : 23.06.2015

    • HMK 378. Madde

    Davacı ... vekili tarafından, davalı ... aleyhine 06/04/2009 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen karar davacı temsilcisi tarafından adli yardım istemli temyiz edilmiş, yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmesi üzerine bu karar davacı temsilcisince yeniden adli yardım istemiyle temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi yapılan tarih itibari ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 336/3 maddesi uyarınca “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılır” hükmü gözetilerek adli yardım talebinin temyiz incelemesinin yapılacağı dairemizce değerlendirilmesi gerektiğinden mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin karar kaldırılarak temyiz eden davacı temsilcisinin adli yardım talebinin incelemesine geçilmiş, 6100 sayılı HMK'nun 334 maddesi gereği tüzel kişilerden sadece kamuya yararlı dernek ve vakıflar adli yardımdan faydalanabileceği için davacı şirketin adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir. Bu bağlamda temyiz harç ve posta masraflarının yatırılması gerektiğinden davacı temsilcisine muhtıra çıkarılması için dosya yerel mahkemesine geri çevrilmiş, yerel mahkemece çıkarılan muhtıraya rağmen davacı tarafça temyiz harç ve posta masrafları yatırılmadığından davacının temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

    Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacı temsilcisi tarafından 12/05/2015 tarihinde yerel mahkemeye verilen dilekçe ile yargılamanın iadesi isteminde bulunulmuştur. “HMK 378/1 maddesi uyarınca yargılamanın iadesi talebi kararı veren mahkemeden istenebilir. Mahkemece adli yardım talebinin reddine ilişkin olarak HMK 336/3 maddesi uyarınca Yargıtay Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın kaldırılması ve temyiz incelemesinin yapılması istendiği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin de Yargıtay Hukuk Dairesine yapılması ve talebin de bu dairece incelenmesi” gerekçesi ile dosya dairemize gönderilmiş ise de istem ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararına atıf yaparak yargılamanın yenilenmesini de adli yardım talepli olarak istemesi ve Yargıtayca verilen temyiz isteminin reddine ilişkin kararlar yönünden yargılamanın yenilenmesi istenilemeyeceğinden, davacının isteminin mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Dosyanın yukarıda gösterilen nedenlerle GERİ ÇEVRİLMESİNE 23/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.