HMK Madde 376



  • Üçüncü Kişilerin Hükmün İptalini Talep Etmesi

    HMK Madde 376

    (1) Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler.




  • HMK Madde 376 Gerekçesi

    1086 sayılı Kanunun 446 ncı maddesinde olduğu gibi davanın tarafı olmayan üçüncü kişilerin ilâmın iptalini isteme şartları açıklanmıştır. Böylece ilâmın taraflarının, üçüncü kişi aleyhine muvazaaları önlenmiş olmaktadır.



  • HMK 376. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/4883 Karar : 2017/5957
    Tarih : 29.06.2017

    • HMK 376. Madde

    Davacılar dava dilekçesi ile; ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 29/03/2012 tarih ve 2012/291 E. - 2012/224 K. sayılı dosyasında mimari projeye aykırı olarak kapatılan balkonun eski hale getirilmesi davasında verilen kabul kararının Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 21/01/2013 tarih ve 2012/14393 E. - 2013/600 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, "kat maliklerinin 4/5 onayına ilişkin belge"nin Yargıtayın geri çevirme kararı ile açıkça istenmesine ve belgenin kasada durmasına rağmen, mahkeme değişikliğinden kaynaklanan karşılık sonrası dosyaya konmadığını, söz konusu belgenin onaylı örneğini ibraz ettiklerini belirterek mahkemece yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Mahkemece, iade-i muhakeme talebinde bulunanların dayanak yaptığı belgelerin Yüksek Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 24/09/2012 tarih ve 2012/9860 sayılı geri çevirme kararı sonucu temin edilerek gönderildiği, Yargıtayca inceleme konusu yapıldığı ve belgelerin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş bir belge olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

    İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen gerekçenin 6100 sayılı HMK`nın yargılamanın iadesi sebeplerini düzenleyen 375, 376 ve 377. maddelerinde yazılı koşullara uymadığı anlaşıldığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yüklektilmesine29/06/2017 günü oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/14250 Karar : 2017/3705
    Tarih : 27.04.2017

    • HMK 376. Madde

    Davacı vekili, 10/09/2014 havale tarihli dilekçesi ile; .... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/544 E. - 2011/914 K. sayılı kararıyla dava konusu 12.913,43 m²'lik taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiğini, aynı taşınmazın 3.794,78 m²’lik kısmının, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/354 Esas, 2013/385 Karar sayılı ilamıyla davacı adına tesciline karar verildiğini ve her iki kararın da kesinleştiğini, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/544 E. - 2011/914 K. sayılı dosyasında davacının taraf olmadığını, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/354 E. - 2013/385 K. numaralı dosyasının taraflarının ise müvekkili ... ile Hazine olduğunu, Hazinenin davalı olarak bu dosyada kendini savunduğunu, taşınmazın kendisine ait olduğunu iddia etttiğini ve ispatlamaya çalıştığını, davayı müvekkili davacıya karşı kaybettiğini belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/544 E. - 2011/914 K. sayılı kararının kısmen veya gerekirse tamamen iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

    Mahkemece birinci hüküm kendi lehine olan tarafın, kesin hükmün sonuçlarından yararlandığı ve kesin hükmün bağlayıcı etkisi nedeniyle daha önce kesinleşen karar tarafları bağladığından, yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine ikinci hükmün iptaline karar verilebildiği, birinci hükmün iptali için yargılamanın yenilenmesi istenemediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, HMK'nın 374. vd maddeleri gereği yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.

    İncelenen dosya kapsamına göre tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci bir hüküm bulunmadığı ve davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerin hiçbirinin 6100 sayılı HMK'nın yargılamanın iadesi sebeplerini düzenleyen 375, 376 ve 377. maddelerinde yazılı koşullara uymadığı anlaşıldığından davanın bu gerekçe ile reddedilmesi gerekirken başka bir gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemişse de bu husus hükmün bozulmasını gerektirmediğinden gerekçenin yukarıda izah edilen şekilde değiştirilmesine ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine 27/04/2017 günü oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/28164 Karar : 2015/875
    Tarih : 4.02.2015

    • HMK 376. Madde

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.

    Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin ( REDDİNE ),
    aynı Kanunun 442/3. maddesi gereğince; bu maddede gösterilen para cezasının miktarı 5252 sayılı Kanunun 4. maddesiyle artırıldığından ve aynı yasanın 7. maddesiyle; ceza, idari para cezasına dönüştürüldüğünden, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla da idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yıl uygulanan miktarın, o yıl için belirlenmiş olan yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı öngörülmüş olmakla, bu suretle hesaplanan 227.00 TL. idari para cezasının ve Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 57.60 TL. ilam harcının karar düzeltme talep edene yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, sonucunda oybirliği, gerekçesinde oyçokluğuyla karar verildi.

    MUHALEFET ŞERHİ

    Kesin hüküm halini almış bir karara karşı, yargılamanın iadesi yoluna kural olarak davanın tarafları veya halefleri başvurabilirler.
    Taraflardan birinin alacaklılarının kendi haklarına dayanarak yargılamanın iadesi yoluna başvurabilmeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 446'nci (6100 sayılı HMK.'nun 376`ncı) maddesinde düzenlenmiştir.

    Bunun için, hüküm aleyhine olan tarafın alacaklılarına zarar vermek amacıyla davanın taraflarının anlaşarak hile ile o taraf aleyhine hüküm verilmiş olmasını sağlamış olmaları gerekir.

    Yargılamanın aidesi yoluyla kaldırılması istenen karar, eşlerin anlaşmalarına (TMK. m. 166/3) dayanılarak oluşturulan bir boşanma kararıdır.

    Bu karara karşı yargılamanın iadesi talebinde bulunan ise, kocanın alacaklısı olup, onun aleyhine icra takibi yapan şahıstır.

    Boşanma kararının "muvazaalı" olduğunu ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılmasını talep etmektedir.

    Yargılamanın iadesi talebi, mahkemece "hak düşürücü süre geçtiği" gerekçesiyle reddedilmiş, davacının temyizi üzerine karar "kanuna uygun bulunarak" Dairemizce onanmıştır.
    Başka bir ifade ile yerel mahkeme kararını "kanuna uygun bulmakla" Yargıtay, davacının yagılamanın iadesi talebinde bulunma hakkının mevcut olduğunu esas itibarıyla kabul etmiş olmaktadır. Çünkü bir davanın "hak düşürücü süreden" reddedilebilmesi için ortada davacının hukukça tanınmış ve korunması gereken bir hakkının mevcut olması gerekir. Hak mevcut değilse, bunun belirli bir süre içinde kullanılmaması halinde düşmesi de söz konusu olamaz.

    Taraflardan birinden "alacaklı" olan kişinin, eşlerin "anlaşmalarına" (TMK. m. 166/3) dayanılarak verilmiş olan boşanma kararını, "muvazaaya" dayandığından bahisle yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılmasını isteme hakkı mevcut değildir.
    Çünkü muvazaa, bunu yapanların, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve fakat gerçek iradelerine uymayan ve aralarında "hüküm ve sonuç doğurmayacağını" kararlaştırdıkları görünüşte bir akit yaratmak konusunda anlaşmış olmaları demektir. (eBK. m. 18, 6098 s. TBK. m. 19) ve akdi ilişkilerde söz konusu olur.
    Oysa, karşılıklı rızaya dayanıyor olsa bile boşanma, sırf eşlerin "irade beyanlarıyla" gerçekleşmemekte, bu irade beyanının serbestçe açıklandığına ilişkin hakimin ulaştığı kanaat ve aralarında yaptıkları anlaşmanın hakim tarafından "uygun bulunması" bu sonucu doğurmaktadır.

    Bu bakımdan, taraflar dışındaki üçüncü bir kişinin "eşlerin boşanmaya ilişkin beyanlarının" gerçek iradelerine uygun olmadığını ileri sürmesi işin doğasına aykırıdır.

    Bu bakımdan davacının, yargılamanın iadesini talep etmek hakkı mevcut değildir.

    Öyleyse, davanın "davacının aktif husumet ehliyetinin yokluğu" sebebiyle reddi gerekirken yazılı gerekçe ile reddedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, dava reddedildiğine göre, verilen ret kararı açıkladığım gerekçe ile sonucu bakımından doğru olmuştur.

    Açıklanan sebeple, karar düzeltme talebinin reddine sonucu bakımından katılmakla birlikte gerekçesine iştirak etmiyorum.



  • YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2013/16655 Karar : 2014/4483
    Tarih : 27.02.2014

    • HMK 376. Madde

    Davacı, paydaşı olduğu 764 ada 3 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olan davalı İzzet Aybal aleyhine Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/512 Esas, 2011/108 Karar sayılı dosyasından açtığı şufa davasının kabul edildiğini ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13.02.2012 tarihli kararı ile onandığını, ancak karar düzeltme aşamasında Tursun Yılmaz isimli şahsın aynı payla ilgili İzzet Aybal aleyhine Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/469 Esas sayılı dosyasından tapu iptali ve tescil davası açtığını ve davalının davayı kabul etmesi sebebi ile şufaya konu payın iptal edilerek Tursun Yılmaz mirasçıları adına tescile karar verildiğini ve temyizden feragat edilerek kararın kesinleştirildiğini öğrendiğini, anılan şahısların kötüniyetli olduklarını, davadan haberdar olamadığı için müdahil olamadığını ileri sürerek Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesi`nin 2011/469 Esas sayılı dosyasından verilen kararın kaldırılarak yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini istemiştir.

    Bir kısım davalılar, iddiaların doğru olmadığını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 375. maddesinde sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinden hiçbirinin mevcut olmadığı gibi, davacının eldeki davayı da açamayacağını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

    Mahkemece, davacının yargılamanın iadesine konu davada taraf olmadığı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 376. maddesinde sayılan kişilerden de olmadığı, bu nedenle yargılamanın yenilenmesini talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

    Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Gamze Ünal`ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma isteği dava değeri yönünden reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.

    Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre;

    Davacının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ( ONANMASINA ), aşağıda yazılı 0,90.-TL. bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2017/1422 Karar: 2017/2635
    Tarih: 09.05.2017

    - HMK 376. Madde

    Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Davacı vekili, 14.10.2013 tarihinde noter satış sözleşmesi ile dava dışı kişiden iş makinesi satın aldığını, aynı mahkemece karar verilen 2014/199 esas ve 2014/1075 karar sayılı dava dosyasında, davalı şirket tarafından bahsi geçen dava dışı kişiye yönelik vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası ile rehin hakkı tesisine yönelik dava açıldığını ve açılan davanın şirket lehine sonuçlanarak, iyi niyetli olarak satın aldığı aracın trafik kaydına rehin şerhi işlendiğini, bu davada hasım olarak gösterilmeden aleyhine sonuç doğuracak şekilde hüküm kurulması sebebiyle HMK'nın 375, 376. maddelerinde düzenlenen sebeplerin gerçekleştiğini beyan ederek yargılamanın iadesi isteminde bulunmuştur.

    Davalı, talebin reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

    Mahkemece, HMK'nın 375. maddesinde düzenlenen yargılamanın iadesi koşullarının somut olayda oluşmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.

    6100 Sayılı HMK'nın 376. maddesinde6100 Sayılı HMK'nın 376. maddesinde "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları sebebiyle hükmün iptalini isteyebilirler." denilmektedir.

    Dosya kapsamından; davacının dava dilekçesinde, HMK'nın 375. maddesi yanında 376. maddesine de dayandığının anlaşılmış olmasına karşın, mahkemece HMK'nın 376. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılmamıştır. O halde, mahkemece davaya konu aracın alım satımına ilişkin, ilk tescilinden itibaren tüm tescil ve takyidat kayıtlarını getirterek, nın 375. maddesiyle beraber 376. maddesinde yer alan koşulların somut olayda oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir. Anılan yön gözetilmeden eksik inceleme yapılarak yerinde olmayan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 09.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2014/9087 Karar: 2014/13394
    Tarih: 15.10.2014

    • HMK 376. Madde

    Davacı vekili, davalı A. T.'ün müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmaz payını diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.

    Davalı L. D. B. davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.

    Mahkemece tasarrufun iptaline konu edilen işlemin kesinleşmiş mahkeme kararına dayalı olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

    Davacı taraf, davalı borçlu Adnan'ın kendisine tapu tahsis belgesi ile tahsis edilen taşınmazın 1/2 payını diğer davalı L. D. B.'e satış vaadi sözleşmesi ile sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir. Mahkemece, taşınmazın mahkeme ilamına dayalı olarak tescil edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kabul şekli yasal düzenlemenin amacına uygun düşmemektedir. İlke olarak taraflar arasında bir anlaşmazlığı hükme bağlayan ilamlara karşı tasarrufun iptali davası açılamaz. Tarafların iradelerinin uygunluğu ile bir mahkeme hükmünün elde edilmesi halinde nizalı bir yargıdan bahsedilemez. Bu gibi hallerde tarafların uygun iradesi hükmün oluşmasına yetmektedir. Alacaklısından mal kaçırmak amacında olabilen borçlu bu durumda amacına uygun bir mahkeme kararı elde edebilecektir. Somut olayda, davalı borçlu ile diğer davalı aralarında satış vaadi sözleşmesi yaparak Belediye aleyhine birlikte tescil davası açmışlar, yargılama sırasında ise taşınmazın kalan kısmına ilişkinde satış vaadi sözleşmesi yapılarak taşınmaz borçlu davalı tarafından diğer davalıya satılmış ve mahkemece 3290 sayılı yasa ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca davanın kabulüne ve taşınmazın davalı L. D. B. adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Davacının asıl amacı, tescile ilişkin mahkeme hükmünün iptali değil, taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun iptalidir. Tasarrufun tarafları, tescil davasını birlikte açmışlardır. Gerek tasarrufun iptali davalarında, gerekse 6100 sayılı HMK.nın 376. (1086 sayılı 446.) maddesinde yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurmak suretiyle açılan davaların yasal düzenlemelerinin, aynı amaca yönelik olduğu kuşkusuzdur. Bu durumda mahkemece tarafların delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği halde, yazılı olduğu biçimde davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.

    Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.10.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.



  • YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2013/18544 Karar: 2014/5513
    Tarih: 13.03.2014

    • HMK 376. Madde

    Dava, yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir.

    Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi isteğinin kabulü ile mahkemenin, 26.05.2011 tarihli, 2010/42 esas, 2011/141 sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 376. maddesi gereğince iptaline ile 34 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payın D. adına tesciline karar verilmiştir.

    Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; Şakirkaraağaç Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.05.2011 tarihli ve 2010/42-141 E.K sayılı dava dosyasında; davacı N. ve oğlu Y. M.'nın, miras bırakanları D.'ın 34 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını davalı kardeşi Durmuş'a satış suretiyle devrettiğini, ancak yapılan işlemin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteği ile dava açtıkları, davalı Durmuş'un davayı kabul etmesi sonucunda davanın kabulüne karar verilerek kararın temyiz edilmeksizin 29.06.2011 tarihinde kesinleştiği, D. ile D.'un kardeş oldukları anlaşılmaktadır.

    Eldeki davada davacı D., D.'un eski eşi olduğunu ve D. aleyhine açtığı nafaka davalarını sonuçsuz bırakmak amacıyla D.'un 2010/42-141 E. K., sayılı açılan davayı kabul ettiğini, öte yandan mirasbırakan olarak gösterilen D.'ın halen hayatta olduğunu bu sebeple davacıların muris muvazası hukuksal nedenine dayalı olarak dava açma sıfatlarının da bulunmadığını, 2010/42-141 E. K. sayılı davadaki tarafların hile ile mahkemeyi yanılttıklarını ileri sürerek, yargılamanın iadesi yoluyla Şakirkaraağaç 2010/42 E-2011/141 karar sayılı kesinleşen hükmün iptali ile davanın reddine karar verilmesini isteğinde bulunmuştur.

    Bilindiği üzere, yargılamanın yenilenmesi olağan üstü bir yasa yoludur. Böyle bir nedenle istekte bulunulabilmesi için dayanılacak sebepler 6100 sayılı 375. ( 445.) maddesinde tahdidi (sınırlı) olarak gösterilmiştir.

    Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı 375. (HUMK.'nun 445 ve takip eden maddelerinde) öngörülen yargılamanın iadesi isteği, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlıklarından dolayı maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan fevkalede (olağan üstü) bir kanun yolu olup ortaya çıkan yeni olgu ve delillerle daha önce ulaşıldığı sanılan adaletin temellerinin sarsıldığı durumlarda bu kesin hükmün ortadan kaldırılması ve yargılamayı yeniden yapma girişiminde bulunulması, yargılamanın yenilenmesi şeklinde yasa yoluyla sağlanmıştır. (M.Handan Surlu - Yargılamanın Yenilenmesi 2003 Baskı - Sy.57-58)

    Somut olaya gelince; Şakirkaraağaç Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/42-141 E.K sayılı dava dosyasında davacı D. B.'ın taraf olmadığı, davacının bu iddiasının yargılamanın yenilenmesi yoluyla incelenemeyeceği, bu iddianın yeni bir davanın konusunu oluşturacağı kuşkusuzdur.

    Hal böyle olunca, yargılamanın yenilenmesi isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

    Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.03.2014 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi.