HMK Madde 367



  • Temyizin İcraya Etkisi

    HMK Madde 367

    (1) Temyiz, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.

    (2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.




  • HMK Madde 367 Gerekçesi

    Bu maddede, temyiz yoluna başvurunun kararın yerine getirilmesine (icrasına) etkisi düzenlenmiştir.

    Bir karara karşı temyiz yoluna başvurulmuş olması, kural olarak onun yerine getirilmesini (icraya konulmasını; İcra ve İflâs Kanunu madde 24 ve devamı) durdurmaz. Yani kural olarak, kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez. Öteden beri gerek usul ve gerekse icra ve iflâs hukukumuzda benimsenmiş olan bu ilke, maddenin ilk fıkrasının birinci cümlesinde açıkça ifade edilmiştir.

    Her ne kadar kararın temyiz edilmesi, onun yerine getirilmesini durdurmazsa da İcra ve İflâs Kanununun 36 ncı maddesinde öngörüldüğü üzere, kararı temyiz eden borçlu, teminat göstermek suretiyle bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan “icranın geri bırakılması (tehiri icra) kararı” getirebilir. Bu suretle borçlu, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtayca verilecek karara kadar, kararın yerine getirilmesini durdurmuş olur. Bu husus, maddenin ilk fıkrasının ikinci cümlesinde belirtilmiştir.

    Hukukumuzda eskiden beri bazı kararların kesinleşmedikçe yerine getirilmemesi de (icraya konulmaması) benimsenmiş bir ilkedir (örneğin, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 34, Sayıştay Kanununun 64, İdarî Yargılama Usulü Kanununun 52, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 536 ncı maddesinde olduğu gibi).

    Bu düzenlemeye sadık kalınarak, maddede değişiklik yapılmadan, kişiler ve (nafaka kararları hariç) aile hukukuna, taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceği, maddenin ikinci fıkrasında açıklanmıştır.



  • HMK 367. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/11899 Karar : 2017/7826
    Tarih : 29.05.2017

    • HMK 367. Madde

    Borçlu vekili, icra takibinin dayanağı boşanma ilamı kesinleşmeden nafaka hariç diğer alacak kalemlerinin talep edilemeyeceğini, işlemiş ve işleyecek faize itiraz ettiklerini belirterek icra emri ve takibin iptalini talep etmiştir.

    Mahkemece, takibin dayanağı ilamın maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmının ilam kesinleşmeden icra takibine konu edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle şikayetin kabulü ile icra emrinden maddi ve manevi tazminat talebi ile bunlara işletilmiş faiz ve ücreti vekaletin çıkartılmasına, icra emrinin bu şekilde düzeltilmesine karar verilmiş olup hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.

    HUMK'nun 443/4.(HMK`nun 367/2.) maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemez. Ayrıca, boşanma kararının "eklentisi" olan alacak kalemleri de aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir.

    Somut olayda takip dayanağı ilamda; hükme bağlanan maddi-manevi tazminat ve diğer alacaklar ilamın ferileri niteliğinde olup boşanma hükmünün kesinleşmesi ile takibe konulabilir hale gelirler.

    Bu durumda boşanma hükmünün 18.03.2015 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle feri kalemler yönünden 13.07.2015 tarihinde yapılan takipte bir usulsüzlük bulunmamaktadır.

    O halde, mahkemece diğer şikayet nedenlerinin incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptali doğru olmamıştır.

    SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK`nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/21450 Karar : 2017/3705
    Tarih : 16.03.2017

    • HMK 367. Madde

    Borçlu vekili, takibe dayanak ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağını, ilamın iki kişi adına verilmiş olmasına rağmen icra takibinin sadece müvekkili ... adına yapıldığını, dayanak ilamda müvekkilinin ... 4. İcra Müdürlüğü'nün 2004/12624 ve ... İcra Müdürlüğü'nün 2004/12514 Esas sayılı takip dosyalarındaki toplam alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulduğunu yapılan icra takibindeki rakamların borçla bir ilgisinin olmadığını belirterek kesinleşmeden yapılan takibin iptalini talep etmiştir.

    Mahkemece tasarrufun iptali ilamının takibe konulabilmesi için kesinleşmesinin gerekmediği, borçlunun ... 4. İcra Müdürlüğü’nün 2004/12624 Esas ve 6. İcra Müdürlüğü’nün 2004/12514 Esas sayılı dosyalarındaki toplam alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutulduğu, İcra Müdürlüğü'nce borçlunun sorumlu olduğu miktarın tespitinin mümkün olduğu gerekçesiyle hesabın İcra Müdürlüğü'nce yapılmasına, şikayetin reddine karar verilmiş olup hüküm borçlu vekilince temyiz edilmiştir.

    Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

    2004 sayılı İİK'nın 283/1. maddesinde "Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile, hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmazsa, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın tashihine mahal olmadan taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.

    İİK'nun 277 ve müteakip maddelerine göre alınmış tasarrufun iptaline ilişkin kararın amacı, yalnızca borçlunun tasarrufuna konu ettiği maldan alacaklının alacağını tahsil olanağını sağlamaktan ibaret olup, konusu ayni değil, şahsi hak doğurucu niteliktedir. Tasarrufun iptali davası, borçlunun hukuki işlemlerini ortadan kaldırıcı nitelikte bir hukuki sonuç yaratmaz, iktisap edenin borçludan yaptığı iktisaba etkisi yoktur. Bir başka anlatımla bu nitelikteki dava sonunda taşınır ya da taşınmaz mülkiyeti el değiştirmiş olmaz. Bu durumda ilam HMK'nun 367/2. maddesi kapsamında kalmayacağından infaz edilebilmesi için kesinleşme şartı aranmaz.

    HMK'nun 367/2.maddesi gereğince gayrimenkule ve buna ilişkin ayni haklara ilişkin hükümler kesinleşmedikçe icra edilemezler. Buna karşılık gayrimenkulün aynına ilişkin olmayan (gayrimenkul üzerindeki kişisel "şahsi" haklara yönelik) ilamların icraya konulabilmesi için bunların kesinleşmesine gerek yoktur.

    Tasarrufun iptali ilamı üzerine ilk takip dosyası üzerinden 3. şahsa satılan malların haczi ve satışı istenerek takibe devam olunabilir. Somut olayda takip dayanağı .. . Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16.04.2014 tarih 2006/70 Esas 2014/167 Karar sayılı ilamında ‘‘...Davalı ... in A3 Blok (2), (3) ve (4) nolu bağımsız bölümlerin toplam rayiç bedeli 189.000,00 TL ile C Blok (2) nolu bağımsız bölümün rayiç bedeli 78.000,00 TL’ yi geçmemek üzere... davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün 2004/12624 E ve 6. İcra Müdürlüğü’nün 2004/12514 E takip dosyalarındaki toplam alacak ve fer’ileri ile sınırlı olmak üzere nakdi teminat ile sorumlu tutulmalarına, davacıya bu dosyalardaki alacağın tahsili yönünde bu kişiler ile ilgili takip ve dava yetkisi tanınmasına...’’ şeklinde hüküm kurulmuştur. Takip dayanağı ... 11. İcra Dairesi’nin 2014/9056 Esas sayılı dosyası ile ilamda sözü edilen alacaklar toplamı 267.000,00 TL asıl alacak ve 3.938,25 TL faiz talep edilmiştir. Yukarıda yer verilen hali ile ilam, alacaklının daha önce başlattığı icra dosyaları üzerinden takibe devam etmesi imkanını sağlar. Takipte istenen miktarların tahsiline ilişkin bir hüküm kurulmadığından hüküm fıkrasında geçen bu miktarlar için 3. şahıs aleyhine takip yapılamaz. Şikayetin bu nedenlerle kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle reddi doğru değildir.

    SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 16.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/21779 Karar : 2017/1149
    Tarih : 6.02.2017

    - HMK 367. Madde

    Borçlu vekili, takibe dayanak ilamın gayrimenkulün aynına ilişkin olup, kesinleşmeden icraya konulamayacağından bahisle takibin iptalini talep etmiştir.

    Mahkemece, takibe konu ilamın tapu iptal ve tescil talebini de içermesi ve bunun taşınmazın aynına ilişkin olması sebebiyle ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağı gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verilmiş hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi gereğince uygulanması gereken HUMK'nun 443/4 (HMK`nun 367/2) maddesi gereğince, gayrimenkul ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe icra edilemez. Bu nedenle aynı ilamda yazılı eklentilerin de infazının istenebilmesi için ilamın kesinleşmesi zorunludur. Buna karşılık, gayrimenkulün aynına ilişkin olmayan (gayrimenkul üzerindeki kişisel "şahsi" haklara ilişkin olan) ilamların icraya konulabilmesi için bunların kesinleşmesine gerek yoktur. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra İflas Hukuku, 3. cilt sayfa 2212)

    Somut olayda, takibe konu ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/418 Esas-2014/497 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; Mahkemece, terditli taleplerden tapu iptali talebinin reddine, muhdesat bedelinin davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

    İlamda sicilde değişikliğe yol açan tescil hükmü bulunmadığı dolayısı ile ilamın taşınmazın aynına ilişkin olmayıp infazı için kesinleşmesi koşulu bulunmadığından Mahkemece, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

    SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK`nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 29,20 TL peşin harcın istek halinde geri verilmesine 06.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/22062 Karar : 2017/880
    Tarih : 30.01.2017

    • HMK 367. Madde

    Borçlu vekili,...8. İcra Müdürlüğü`nün 2016/6379 sayılı takip dosyasına konu ilamın kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olduğunu, HMK 367/2. maddesi gereğince kesinleşmeden icraya konulamayacağını ileri sürerek, icra emrinin ve takibin iptalini talep etmiştir.

    Mahkemece dayanak ilamda manevi tazminata hükmedildiği, ilamın şahsın hukukuna ilişkin olduğu ve kesinleşmeden icra edilmeyeceği gerekçesi ile...8. İcra Müdürlüğü`nün 2016/6335 sayılı dosyasında takibin iptaline karar verilmiş, hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.

    Borçlu vekili...8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6379 sayılı takibinin iptalini talep etmiş olmasına rağmen, Mahkemece taraflar ile ilgisi bulunmayan yine...8. İcra Müdürlüğü`nün 2016/6335 sayılı takip dosyasının iptal edilmiş olması doğru değildir.

    Kabule göre de, icra takibinin dayanağı olan...5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/128 Esas, 2016/151 Karar, 05.04.2016 tarihli ilamı haksız fiilden kaynaklanan manevi tazminat alacağına ilişkindir. İlam, şahsın hukuku ile ilgili olmakla birlikte tarafların hukuki durumlarında değişiklik yaratan bir sonuç doğurmayıp sadece malvarlığını etkilediğinden, şikayetin bu nedenle reddedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.

    SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK`nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/15117 Karar : 2016/14080
    Tarih : 20.10.2016

    • HMK 367. Madde

    Borçlu vekili İcra Mahkemesi’ne başvurusunda; icra takibine dayanak olan .... Hukuk Mahkemesi’nin 2013/2 esas, 2016/46 karar sayılı ilamının kesinleşmeden takibe konu yapılamayacağını açıklayarak takibin iptalini istemiştir.

    Mahkeme’ce şikayetin kabulüne karar verilerek, şikayete konu takip iptal edilmiştir. Hüküm yasal süresi içeresinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Talep, İİK’nun 41. maddesi yollamasıyla İİK`nun 16. maddesine dayalı şikayete ilişkindir.

    6100 Sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK`nun 443/1 (HMK. 367/1 m.) maddesi gereğince, temyiz kararın icrasını durdurmaz. Yani kural olarak kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez. Bu kuralın istisnaları da yine yasalarda düzenlenmiştir.

    Taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar (HUMK.443/4 m.),

    Mahkumiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları, (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 4. maddesi),

    Kira tespit ilamları(12.11.1979 tarih 1979/1-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı),

    Menfi tespit davasına ilişkin ilamlar (İİK`nun 72. madde),

    Yabancı Mahkeme ilamlarının tenfizi hakkındaki kararlar (MÖHUK. 41/2 ),

    Sayıştay Kararları (6085 sayılı Sayıştay Kanunu 53. madde),

    İdare aleyhine açılan haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar (2577 sayılı İYUK 28/1 ),

    Somut olayda; icra takibinin dayanağı olan .... 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi`nin 2013/2 Esas, 2014/46 Karar, 04.04.2016 tarihli ilamının incelenmesinde; Birleşen 2008/203 Esas sayılı dava dosyasında, asıl davaya konu olan pierre cardin markasının erkek çamaşır ve ürün gruplarında alt lisansör olan davalıdan temlik alınan royalty (telif ücreti) alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlam, şahsın hukuku ile ilgili olmakla birlikte tarafların şahsı ile ilgili hukuki durumlarında değişiklik yaratan bir sonuç doğurmayıp sadece mal varlığını etkilediğinden takibe konulabilmesi için kesinleşmesi gerekmez.

    O halde, Mahkemece şikayetin reddi yerine yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.

    SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK`nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/14739 Karar : 2016/12621
    Tarih : 26.09.2016

    - HMK 367. Madde

    Borçlular vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; takip dayanağı ilamın taşınmazın aynından kaynaklandığını, söz konusu ilamın temyiz edildiğini, icranın geri bırakılması kararı getirmek üzere İcra Müdürlüğü'nden süre talep ettiklerini, İcra Müdürlüğü'nce teminat yatırılmasına karar verildiğini, yatırılan teminat üzerine mehil vesikası verildiğini, Yargıtay 1. HD`nin ... sayılı kararı ile dava ve kararın taşınmazın aynına ilişkin bulunduğu ve kesinleşmeden infaz edilemeyeceği, ferilerinin de aynı hükme tabi olduğu gerekçesiyle icranın geri bırakılması isteğinin reddine karar verildiğini iddia ederek takibin iptali ile tehiri icra için alınan teminatın iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

    Mahkemece, takibe dayanak ilamın aile hukukuna ilişkin ilamlardan olduğu, kesinleşmeden takibe konulamayacağı gerekçesiyle şikayetin kabulüne takibin iptaline karar verilmiş olup; hüküm, alacaklılar vekilince temyiz edilmiştir.

    6100 sayılı HMK'na eklenen "Geçici madde 3" atfı ile uygulanması gereken HUMK'nun 443/4. maddesi (6100 sayılı HMK`nun 367/2. maddesi) gereğince gayrimenkule ve buna ilişkin ayni haklara dair hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez; buna yönelik şikayetler de kamu düzenine ilişkin olup süresiz şikayete konu edilebilir.

    Somut olayda takibe dayanak ilamın konusu taşınmazın aynına ilişkin olmayıp paydaşlardan birinin diğerlerinin rızası olmadan taşınmazı 3. bir kişiye kiraya vermesine ilişkin olarak geçersiz kira akdi yapılmış olduğu iddiasıyla açılan el atmanın önlenmesi davasıdır. Bu nedenle ilamın takibe konulması için kesinleşmesi gerekmez. Şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

    SONUÇ: Alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HUMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca İİK`nun 366/3. maddesi gereğince yargıtay daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 29,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 26.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/7478 Karar : 2016/10845
    Tarih : 20.06.2016

    • HMK 367. Madde

    Şikayetçi borçlu vekili dilekçesinde diğer şikayet nedenlerinin yanısıra takip dayanağı ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağını belirtip takibin iptalini istemiş, mahkemece şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiş olup hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.

    6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK`nun 443/1 (HMK. 367/1 m.) maddesi gereğince, temyiz kararın icrasını durdurmaz. Yani kural olarak kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez. Bu kuralın istisnaları da yine yasalarda düzenlenmiştir.

    Taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar (HUMK. 443/4 m.),

    Mahkumiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları, (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun`un 4. maddesi),

    Kira tespit ilamları (12.11.1979 tarih 1979/1-3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı), Menfi tespit davasına ilişkin ilamlar (İİK 72. madde), Yabancı Mahkeme ilamlarının tenfizi hakkındaki kararlar (MÖHUK. 41/2),

    Sayıştay kararları (832 sayılı Sayıştay Kanunu 64. madde),

    İdare aleyhine açılan haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar (2577 sayılı İYUK 28/1)

    İcra takibinin dayanağı İstanul 1. Tüketici Mahkemesi'nin 23.12.2014 tarih 2010/721 Esas 2014/2187 Karar sayılı ilamında davacı tarafça 2006/2007, 2007/2008, 2008/2009 eğitim ve öğretim yıllarına ait ders ve yurt ücretleri toplamı olan 41.010,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş olup mahkemece de davanın kısmen kabulüne 30.478,00 TL`nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu haliyle dayanak ilam, eda hükmü içeren alacak davasına ilişkin olup infazı için kesinleşmesi gerekmez. Mahkemece diğer şikayet nedenleri incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

    SONUÇ:

    Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK`nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2014/14891 Karar: 2014/16219
    Tarih: 04.06.2014

    • HMK 367. Madde

    Genel haciz yoluyla takipte borçlu, alacaklı tarafın talebi üzerine kendisine gönderilen tahliye muhtırasına yönelik olarak şikayette bulunarak, ilgili taşınmaza istinaden açılan tasarrufun iptali davasının henüz kesinleşmediğini belirterek muhtıranın iptalini talep etmiş, mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.

    HMK'nun 367/2. maddesi gereğince taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara dair hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez.

    Somut olayda, alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan genel haciz yoluyla takipte, 277 ve müteakip maddelerine göre tasarrufun iptaline ilişkin ilam alınmıştır. Bu kararın amacı 283.maddesine dayalı olarak yalnızca borçlunun tasarrufuna konu ettiği maldan alacaklının alacağının tahsili olanağını sağlamaktan ibarettir. Bu nedenle söz konusu ilam, bu haliyle ayni değil şahsi niteliktedir.

    Kaldı ki tasarrufun iptali davası borçlu lehine sonuçlansa dahi kesinleşen ihale kararını etkilemez.

    Somut olayda tahliyeye konu taşınmazla ilgili ihale süreci kesinleşmiş ve hatta alacaklı lehine tapuda tescil işlemi yapılmıştır.

    O halde mahkemece borçlunun isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

    Sonuç: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 366 ve HUMK’nun uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.06.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.