HMK Madde 341



  • İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar

    HMK Madde 341

    (1) İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

    (2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.

    (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.

    (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıln talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.

    (5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.




  • HMK Madde 341 Gerekçesi

    1086 sayılı Kanuna 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla eklenen 426/A maddesi gerekçesi ile birlikte aynen benimsenmiştir. İhtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz hakkındaki kararlara karşı da hükümde belirtilen hâllerde istinaf yolu açılmıştır. Özellikle uygulamada geçici hukukî korumaların gittikçe önem kazanması, ilk derece mahkemelerince bu konularda verilen farklı kararların önüne geçilmesi, gerek maddî, gerekse hukukî yanlışlıkların düzeltilebilmesi amacıyla böyle bir hükme yer verilmiştir. Bu yapılırken tüm geçici hukukî koruma kararları değil, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz bakımından istinaf denetimi kabul edilmiş, bunların dışında kalan delil tespiti, defter tutulması ve mühürleme işlemi yapılması gibi geçici hukukî korumalar için bu imkân tanınmamıştır. Bununla birlikte özel kanunlarında ihtiyatî tedbir veya ihtiyatî haciz anlamında bir geçici hukukî koruma düzenlenmişse, bunlara ilişkin kararlar hakkında da ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî hacze ilişkin kanun yolu hükümleri uygulanmalıdır.

    Belirtilen geçici hukukî koruma taleplerinin kabulü hâlinde itiraz imkânı bulunduğundan önce bu yola başvurulması, itiraz üzerine verilecek kararlar hakkında istinaf yolunun açılması kabul edilmişken, talebin reddi hâlinde itiraz imkânı söz konusu olmayacağından doğrudan istinafa başvurulması kabul edilmiştir.

    Geçici hukukî koruma kararına karşı itiraz, bu kararlar duruşmalı olarak verilmişse duruşmada, duruşmasız verilmişse kanunda belirtilen süre içinde ileri sürülmesi gerekir. Her iki hâlde de itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.



  • HMK 341. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2018/3303 Karar : 2018/6871
    Tarih : 20.09.2018

    • HMK 341. Madde

    Davacı vekili, 29.03.2018 tarihli celsede "16.12.2014 tarihli celsede aylıkların kesen kurum işleminin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini ancak bozma sonrası aylığın yeniden kesildiğini, tedbirin kaldırılmasına ilişkin herhangi bir ara karar verilmediğini bu sebeple kuruma yazılacak müzekerre ile yeniden ihtiyati tedbir kararının yenilenmesini" talep ettiği, Mahkemece, aynı tarihli celsede "16.12.2014 tarihli celsede verilen tedbire ilişkin ara kararın iptaline, bu celsedeki tedbir talebinin yargılamanın esasını ilgilendirdiğinden reddine" karar verildiği, davacı vekili 02.04.2018 tarihli dilekçe ile istinaf yoluna başvurduğu ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararın inceleme mercinin Yargıtay olduğu gerekçesi üzerine ilk derece mahkemesine iade edilmesi üzerine, dosyanın temyizen incelenmek üzere Dairemize geldiği anlaşılmaktadır.

    6100 sayılı HMK'nun 341 maddesinde göre; İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği, aynı kanunun 362/1-f) bendine göre "Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlara" karşı temyiz kanunu yoluna başvuru yapılamayacağı belirtilmiştir

    Bu durumda, HMK 389 ve sonraki maddelerinde düzenlenen tedbir kararları, söz konusu Kanunun 341 vd. maddelerine göre temyiz yolu ile incelenemediğinden, mahkeme kararına yönelik davacı vekilinin temyiz hakkı bulunmadığından temyiz talebinin REDDİNE, 20.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2018/3669 Karar : 2018/5344
    Tarih : 5.07.2018

    • HMK Madde 341

    Bölge Adliye Mahkemeleri, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulmuş ve Adalet Bakanlığının 07/11/2015 tarihli 29525 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan kararı uyarınca tüm yurtta 20/07/2016 tarihinde göreve başlamışlardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar istinaf kanun yoluna tabidir.

    Görülmekte olan davada uyuşmazlık ve hüküm, haksız fiil nedeniyle alacak istemine dayalı yargılamanın yenilenmesi talepli bağımsız yeni bir dava niteliğindedir ve 20/07/2016 tarihinden sonra karar verilmiştir.

    Yukarıda açıklanan sebeple kanun yolu inceleme görevi Bölge Adliye Mahkemesine ait olduğundan, ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere dosyanın mahalli mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesi için mahalli mahkemesine İADESİNE 05/07/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2018/1653 Karar : 2018/8960
    Tarih : 10.04.2018

    • HMK 341. Madde

    Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

    Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş, davacının istinaf başvurusu üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun 6100 sayılı ... nun 341 ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine anılan istinaf dairesince, önceki kararın kesin olarak verilediğinden bahisle temyiz talebinin reddine ilişkin verilen ek karar süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.

    Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesinde bölge adliye mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş aynı maddenin 1/a bendinde de miktar veya değeri kırkbin Türk Lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar " hükmüne yerverilmiş, 2017 yılı itibarıyla HMK' nın 362/1-a bendinde belirtilen 40.000.00. TL' lik kesinlik sınırı 41.530.00. TL olarak uygulanmaya başlamıştır.

    Somut olayda, dava değerinin (1.000-TL) 2017 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.

    Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 10/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/3332 Karar : 2017/4632
    Tarih : 6.07.2017

    - HMK 341. Madde

    Bölge Adliye Mahkemeleri 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulmuş ve sayılı Resmi Gazete`de yayınlanan kararı uyarınca tüm yurtta 20/07/2016 tarihinde göreve başlamışlardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar istinaf yoluna tabidir.

    Görülmekte olan davada uyuşmazlık ve hüküm, kişilik haklarının ihlaline dayalı yargılamanın yenilenmesi talepli bağımsız yeni bir dava niteliğindedir ve 20.07.2016 tarihinden sonra karar verilmiştir.

    Yukarıda açıklanan sebeple kanun yolu inceleme görevi Bölge Adliye Mahkemesine ait olduğundan, ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere dosyanın mahalli mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesi için mahalli mahkemesine İADESİNE 06/07/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/5416 Karar : 2017/6031
    Tarih : 18.05.2017

    • HMK 341. Madde

    01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanununun Geçici 3. maddesinde; Bölge Adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun Geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, Bölge Adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanununun 341. maddesinde ise ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği, 361. maddesinde de Bölge Adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği hükme bağlanmış; 07.11.2015 gün ve 29525 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre de Bölge Adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde göreve başlaması kararlaştırılmıştır.

    Temyize konu mahkeme kararı Bölge Adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde göreve başlamasından sonra 01/12/2016 gününde verildiğine göre, kanun yoluna dair 1086 sayılı HUMK değil 6100 sayılı HMK hükümlerinin uygulanması gerektiğinden 6100 sayılı HMK’nın 6723 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik Geçici 3. maddesi gereği kanun yolu incelemesinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılabilmesinin sağlanması için dosyanın ilk derece Mahkemesine İADESİNE, 18/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/2470 Karar : 2017/5050
    Tarih : 2.05.2017

    • HMK 341. Madde

    Bölge Adliye Mahkemeleri 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulmuş ve Adalet Bakanlığının 7.11.2015 tarihli 29525 sayılı Resmi Gazete`de yayınlanan kararı uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlamışlardır.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar istinaf yoluna tabidir. Görülmekte olan davada uyuşmazlık ve hüküm boşanma davasına ilişkin olup, 20.07.2016 tarihinden sonra karar verilmiştir.

    Yukarıda açıklanan sebeple kanun yolu inceleme görevi Bölge Adliye Mahkemesine ait olduğundan, ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere dosyanın mahalli mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesi için mahalli mahkemesine İADESİNE, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/998 Karar : 2017/1841
    Tarih : 2.05.2017

    • HMK 341. Madde

    6100 sayılı HMK'nın 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, 361 ve 362. maddelerinde de temyiz edilebilen ve temyiz edilmeyen kararlar belirlenmiştir.

    Mahkemece temyiz incelemesi için gönderilen dava dosyasında verilen karar, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra verilmiş olup, bu aşamada temyiz kanun yoluna tabi olmadığından, "istinaf" ibaresi taşıyan dilekçe konusunda kanun yolu değerlendirmesini yapmak üzere dosyanın mahalline iadesine karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle "istinaf" ibaresi taşıyan dilekçedeki talep konusunda kanun yolu değerlendirmesi yapılmak üzere dosyanın mahalli mahkemeye İADESİNE, 02.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/1242 Karar : 2017/2918
    Tarih : 6.04.2017

    • CMK 341. Madde

    01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanununun Geçici 3. maddesinde; Bölge Adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun Geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, Bölge Adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanununun 341. maddesinde ise ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği, 361. maddesinde de Bölge Adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği hükme bağlanmış; 07.11.2015 gün ve 29525 Sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan karara göre de Bölge Adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde göreve başlaması kararlaştırılmıştır.

    Temyize konu mahkeme kararı Bölge Adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde göreve başlamasından sonra 31/10/2016 gününde verildiğine göre, kanun yoluna dair 1086 sayılı HUMK değil 6100 sayılı HMK hükümlerinin uygulanması gerektiğinden 6100 sayılı HMK’nın 6723 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik Geçici 3. maddesi gereği kanun yolu incelemesinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılabilmesinin sağlanması için dosyanın ilk derece Mahkemesine İADESİNE, 06/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/1400 Karar : 2017/2294
    Tarih : 22.03.2017

    • HMK 341. Madde

    Mahkemece verilen 22/11/2016 tarihli karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

    5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında kanunun 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemeleri, 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı resmi gazetede yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20/07/2016 tarihinde göreve başladığından ve bu tarihten itibaren 6100 sayılı HMK`nun 341/1 maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerince verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

    Bu nedenle mahkemece dosyanın istinaf incelemesinin yapılması için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken yanlışlıkla Dairemize gönderildiği anlaşıldığından, hiçbir inceleme yapılmaksızın tetkiksiz olarak mahalli mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın TETKİKSİZ İADESİNE, 22/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/20969 Karar : 2016/17213
    Tarih : 19.12.2016

    • HMK 341. Madde

    Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan mal rejiminin tasfiyesi davasında: davalı adına kayıtlı taşınmazların tapu kaydı ve banka kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilmiş, Mahkemece 16.05.2016 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Ara karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    6100 sayılı HMK’nun 391/3. ve 394/5. fıkralarında ihtiyati tedbir ile ilgili olarak Mülga 1086 sayılı HUMK’nun da yer almayan yeni bir hak arama yolu öngörülmüş ve HMK'nun 341. maddesinde "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar", HMK`nun 362. maddesinde ise "Temyiz edilemeyen kararlar" başlığı altında yer alan düzenlemelerden sözü edilen kanun yolundan maksadın "istinaf" olduğu hususu açıkça hüküm altına alınmıştır.

    Ne var ki, HMK'da öngörülen kanun yollarından istinaf başvurularının inceleneceği merciler olan bölge adliye mahkemelerinin ara kararın verildiği tarihte henüz faaliyete geçmemesi nedeniyle HMK`da daha sonra eklenen Geçici 3. maddeyle istinaf hükümlerinin uygulanması bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar ertelenmiş ve bu amaçla birtakım genel geçiş hükümleri öngörülmüştür.

    Bilindiği üzere, ihtiyati tedbir, HMK`da "Geçici Hukuki Korumalar" üst başlığı altında taraflar arasındaki ihtilafın çözümüne katkı sağlayan ve asıl yargılamada verilen hükmün gerçekleştirilmesini temin eden ve hakların korunması bağlamında aynı zamanda Hukuk Devleti ilkesinin ayrılmaz bir parçası olarak hak arama hürriyeti kapsamında değerlendirilebilecek bir usul hukuku müessesesi olduğunda kuşku yoktur. Temyiz yolu da, açık bir şekilde hatalı veya kanuna aykırı biçimde ortaya çıkmış kararların düzeltilmesini amaçlayan olağan bir kanun yoludur. Bu anlamda temyiz " hukukun hiç uygulanmaması veya yanlış ulgulanması" sebebine dayanır. Zira temyiz, hem kararın daha üst seviyedeki bir mahkeme tarafından denetlenmesinin sağlanması, hem de şekli bakımdan kesinleşmesini ertelemesi itibariyle tam bir kanun yoludur. Oysa istinaf, yukarıda belirtildiği gibi hukuki

    denetim yanında (vakıa) yerindelik denetimi de yapan bir kanun yoludur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 6. maddesine göre: "Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisini kullanamaz". Yine Anayasa'nın 142. maddesine göre de: "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi kanunla düzenlenir". Nitekim bu husus 6100 sayılı HMK'nun 1. maddesinde: "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindedir," şeklinde düzenlenmiştir. Aynı ilkeye Yargıtay'ın Mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgilidir: "kıyas veya yorum yolu ile genişletilemez" şeklindeki kararında (YİBK. 1977/4-4) de yer verilmiştir. Bu bakımdan mahkemelerin görev ve yetkilerinin kıyas ve yorum yoluyla genişletilmesi olanaklı bulunmamaktadır. Bu itibarla HMK'nun 391. ve 394. maddelerinde geçen "kanun yolu" ibaresi ile kastedilenin istinaf yolu olduğu, Geçici 3. madde yollamasının sadece HUMK`nun temyize ilişkin hükümlerini kapsadığı ve ihtiyati tedbire ilişkin kararların nihai nitelikte kararlardan olmadığı, ayrıca bu konuda özel bir düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde bu tür kararların temyiz yolu kapsamında incelenebilmesi mümkün değildir (YİBK.... K.).

    Talep, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karara ilişkin olup, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun ... sayılı ilamı uyarınca ilk derece mahkemelerince verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi veya bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilen kararlara karşı temyiz yolunun kapalı olduğuna karar verildiğinden ihtiyati tedbire ilişkin kararların temyizi kabil değildir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 29,20 TL peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 19.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/14077 Karar : 2014/17638
    Tarih : 2.06.2014

    • HMK 341. Madde

    Davacı vekili, davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile işçilik alacaklarının tahsili amacı ile talepte bulunduğu dava dilekçesinde, davalı aleyhine çok dava açılması, alacağın güvence altına alınması için davalı işveren ait araçların kaydına İİK.`nun 257.Maddesi uyarınca ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini istemiştir.

    Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda istemin kabulü ile borç miktarını karşılayacak şekilde borçlu şirketlerin taşınır, taşınmaz malları ve 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.

    Davalı vekilinin taşkın haciz kararı uygulandığı, tek araç üzerine konulmasının yeterli olduğu gerekçe ile tüm malvarlığı üzerindeki haczin kaldırılması itirazı üzerine dosya üzerinde yapılan incelemede itirazın reddine karar verilmiştir.

    Davalı vekili, ihtiyati haczin kaldırılması isteminin reddi kararını 6100 sayılı HMK.'un geçici 3/1 maddesi uyarınca süresinde kanun yoluna getirmiş olup, Dairemizin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341, geçici 3 ve İcra İflas Kanunu`nun 265/son maddeleri uyarınca kanun yoluna tabi ihtiyati haczin kaldırılması kararını denetleme görevi olduğu anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

    İcra ve İflas Kanunu’nun 265/4 maddesi uyarınca “Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir”.

    Dosya içeriğine göre davalının ihtiyati haciz kaldırma istemi hakkında taraflar davet edilmeden dosya üzerinden ve anılan usul kuralına aykırı olarak karar verilmiştir. Mahkemece itirazın taraflara tebliğ edilmeden ve davet edilmeden dosya üzerine karara bağlaması hatalıdır.

    SONUÇ :

    Temyiz olunan kararın yukarda belirtilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2013/6898 Karar : 2013/8269
    Tarih : 3.06.2013

    • HMK 341. Madde

    Davacı vekili, davalıya ait aracın tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda,
    müvekkil şirkete kasko sigortalı araçta hasar oluştuğunu ve hasar bedelinin ödenmek zorunda kaldığını belirterek araç üzerine teminatsız olarak tedbir konulmasını talep etmiştir.

    Mahkemece, davacını tedbir konulmasını istediği aracın uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşıldığından HMK’nun 389/1. maddesine göre talebin reddine karar verilmiş;

    hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ihtiyati tedbir” kenar başlıklı 391. maddesinin (3) numaralı fıkrasında
    “ İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır ” hükmüne yer verilmiştir.
    HMK’nin “İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz” başlıklı 394. maddesinin (5) numaralı fıkrası ise
    “ İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz” şeklindedir.

    HMK’nin “Kanun Yolları” başlıklı sekizinci kısmının birinci bölümünde “istinaf” kanun yolu düzenlenmiş ve

    341.maddesinin (1) numaralı fıkrasında
    “ İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir ” hükmünü içermektedir.

    HMK’nin 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş;
    bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise HMK’nın 341/1. maddesinde
    “ ilk derece mahkemelerinden verilen … ihtiyati tedbir … taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir ” hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir.

    HMK’nin geçici 3. maddesinde,
    “ (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
    (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar
    1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
    (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır ” hükmüne yer verilmiştir.

    Görüldüğü gibi geçici 3. maddeyle, 5235 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar istinafa ilişkin hükümler ve dolayısıyla 341. madde de henüz yürürlüğe girmemiştir.

    Burada çözümü gereken sorun, HMK’nin 391. ve 394. maddelerindeki ihtiyati tedbire dair verilen ara kararı ve buna itiraz sonucu verilen karara karşı getirilen kanun yolunun, temyiz kanun yolu olarak anlaşılıp anlaşılmayacağıdır.

    HMK’nin geçici 3. maddesinin
    (1) numaralı fıkrasında istinaf mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar “1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı” vurgulandıktan sonra;
    (2) numaralı fıkrada “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur” denilerek HUMK’nın uygulanmasına devam edilecek hükümlerine açıklık getirilmiştir.

    HUMK’nın uygulanmaya devam edilecek hükümleri, 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. maddelerdir.
    Buna göre, HUMK’nın 5236 sayılı Kanunla istinafa başvurma imkânı getiren 426/A ve devamı maddeleri,
    “ 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki ” ibaresi ile açıkça kapsam dışı bırakılmıştır.

    Burada uygulanacağı söylenen HUMK’nın anılan 427 ilâ 454. maddeleri, temyiz incelemesinin usulü ve temyize tâbi kararların kapsamını belirlemektedir ve bu kapsam içerisinde, ihtiyati tedbire ilişkin kararlar yoktur.
    Başka bir ifadeyle, yollama yapılan HUMK’de ihtiyati tedbir kararlarına yönelik temyiz yolu öngörülmemiştir.

    Ayrıca
    Geçici 3. maddenin (3) numaralı fıkrasında yer alan
    “Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü gereğince
    ihtiyati tedbir kararına karşı kanun yolunu temyiz yolu olarak kabul etmek de, her iki kanun yolunun mahiyetleri ve yaptıkları denetimin farklılığı nedeniyle mümkün değildir.

    İstinaf kanun yolunda, “yerindelik” ve “hukukilik” denetimi yapılırken; temyiz kanun yolunda ise sadece “hukukilik” denetimi yapılmaktadır.

    İstinafta yeniden inceleme yapıldığından, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden bir karar verilebilir; temyizde ise, hukukî denetim yapıldığından yeni bir karar verilmeyip, alt derece mahkemesinin kararı bozulur veya onanır.

    Bu bakımdan ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararına yapılan kanun yolu incelemesinde istinaf mahkemesi, başvuruyu yerinde görürse, sadece kanun yolu başvurusunun kabulüne karar vermeyecek, işin esası olan ihtiyati tedbir kararının kabulüne de karar verecektir.
    Oysa temyiz yolunda, başvuru yerinde ise yalnızca kararın bozulmasına karar verilebilecektir.

    Nitekim yukarıda belirtilen HMK’nin 341. maddesinin gerekçesinde de istinaf kanun yolu ile ihtiyati tedbir kararına yönelik yerindelik ve hukukilik denetiminin yapılmasını gerektiren nedenler belirtilmektedir.

    Diğer yandan,
    HUMK’nın temyize ilişkin hükümleri, HMK’deki ihtiyati tedbire dair öngörülen kanun yolunda istinaf mahkemelerine getirilen göreve uymadığı gibi, HMK’ye de aykırılık taşımaktadır.

    HMK’nin “Temyiz edilemeyen kararlar” kenar başlıklı 362. maddesindeki,
    “ (1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz: … f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar…” şeklindeki hükümde, ihtiyati tedbire ilişkin istinaf mahkemesine yapılacak kanun yolu başvurusunda verilecek kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacaktır.

    HMK’nin 362. maddesinin konuyla ilgili gerekçesinde,
    “ Maddede dava konusu olayın iki dereceli yargılamadan geçmiş bulunduğu göz önüne alınarak, bölge adliye mahkemesinin bazı kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği öngörülmüş ve böylece Yargıtayın iş yükünün hafifletilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda … ve geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar bakımından da, iki dereceli yargılamanın yeterli güvence teşkil ettiği mülahazasıyla, bu işlerde verilen kararlara karşı temyiz yolu kapatılmıştır” denilmiştir.

    Belirtelim ki, HMK ile ihtiyati tedbir konusunda öngörülen kanun yolu, “ iki dereceli yargılama ”dır. Başka bir ifadeyle “ ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesinden oluşan iki dereceli yargılamadır."
    Bunun sonucu olarak, ihtiyati tedbirle ilgili getirilen kanun yolunun, temyiz olarak anlaşılması, işin mahiyetine, esasına ve amacına uymamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin ara kararına yönelik temyiz başvurusunun, söz konusu karara temyiz başvuru imkânı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

    Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin ( REDDİNE ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2012/11268 Karar : 2012/15122
    Tarih : 16.10.2012

    • HMK 341. Madde

    İhtiyati tedbir isteyen (davacı) vekili, takip konusu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti amacıyla açmış olduğu menfi tespit davasında, davacı şirketin azledilmiş dava dışı eski müdürünün görevine son verilmesinden sonra görevli olduğu döneme ilişkin bono düzenlediğini belirterek takibin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

    Mahkemece, dava ve tedbir konusu iddianın sahtelik iddiası niteliğinde bulunduğu, bu nedenle HUMK'nun 317. ve HMK'nun 209.`uncu maddesi uyarınca sahtelik iddiasına konu bononun hiçbir işleme esas alınamayacağı, sorunun takip hukukunu ilgilendirdiği gerekçeleriyle ihtiyati tedbir isteminde hukuki yarar bulunmadığından tedbir isteminin reddine karar verilmiş, karar ihtiyati tedbir isteyen vekili tarafından temyiz edilmiştir,

    Mahkemece, (ihtiyati tedbir isteyen) davacının iddiasının sahtecilik olarak nitelendirilmesi, isabetli olmadığı gibi söz konusu iddianın sahtecilik olarak nitelendirilmesi hâlinde dahi HMK’nun 209’uncu maddesi uyarınca tedbir kararı verilebileceğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.

    Yukarıda açıklanan nedenle kararın ( BOZULMASINA ), oyçokluğla karar verildi.

    KARŞI OY YAZISI:

    Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesindeki ihtiyati tedbir incelemesi sonunda ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararın temyiz yolu ile incelenmesi istenilmektedir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun "ihtiyati tedbir" kenar başlıklı 391. maddesinin (3) numaralı fıkrasında "ihtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır." hükmüne yer verilmiş; fıkranın gerekçesinde, "Bu fıkra hukukumuz bakımından yenidir, ihtiyati tedbir kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması, bu kurumun kötüye kullanılmasına, farklı mahkemelerce aynı konularda farklı kararların verilmesine ve bu kararların denetim dışı kalması gibi bir çok sakıncaya yol açmıştır..." denilmektedir.

    HMK’nın "İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz" başlıklı 394. maddesinin (5) numaralı fıkrasında da "İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması,
    tedbirin uygulanmasını durdurmaz." denilmektedir.

    HMK`nın "Kanun Yollan" başlıklı Sekizinci Kısmının Birinci Bölümü "istinaf tır ve 341. maddesinin (1) numaralı fıkrasında "ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile

    ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." denilmektedir, fıkranın konuyla ilgili gerekçesi ise "086 sayılı Kanuna 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla eklenen 426/A maddesi gerekçesi ile birlikte aynen benimsenmiştir. İhtiyati tedbir ... hakkındaki kararlara karşı da hükümde belirtilen hâllerde istinaf yolu açılmıştır. Özellikle uygulamada geçici hukuki korumaların gittikçe önem kazanması, İlk derece mahkemelerince bu konularda verilen farklı kararların önüne geçilmesi, gerek maddî, gerekse hukukî yanlışlıkların düzeltilebilmesi amacıyla böyle bir hükme yer verilmiştir. Bu yapılırken tüm geçici hukukî koruma kararlan değil, ihtiyatî tedbir ... bakımından istinaf denetimi kabul edilmiş, bunların dışında kalan ... gibi geçici hukukî korumalar için bu imkân tanınmamıştır. Bununla birlikte özel kanunlarında ihtiyatî tedbir ... anlamında bir geçici hukukî koruma düzenlenmişse, bunlara ilişkin kararlar hakkında da ihtiyatî tedbir(e) ... ilişkin kanun yolu hükümleri uygulamalıdır.” şeklindedir.

    HMK'nın 391/3. ve 394/5. maddelerinde ihtiyati tedbire dair belirtilen (ilk derece) mahkeme kararlarına karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüş; bu kanun yolunun ne anlama geldiği ise HMK`nın 341/1. maddesinde "ilk derece mahkemelerinden verilen ... ihtiyati tedbir ... taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü ile istinaf olarak açıkça belirtilmiştir.

    HMK`nın geçici 3. maddesinde,

    (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam
    olunur.

    (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

    (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.

    Geçici 3. maddeyle, 5235 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğince Resmî Gazete`de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar istinafa ilişkin hükümler ve dolayısıyla 341. madde de henüz yürürlüğe girmemiştir.

    Burada çözümü gereken sorun, HMK`nın 391. ve 394. maddelerindeki ihtiyati tedbire dair verilen ara kararı ve buna itiraz sonucu verilen karara karşı getirilen kanun yolu, temyiz şeklinde anlaşılabilir mi?

    HMK'nın geçici 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında istinaf mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar "1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı" vurgulandıktan sonra, (2) numaralı fıkrada "Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." denilerek HUMK`nın uygulanmasına devam edilecek hükümlerine açıklık getirilmiştir.

    HUMK'nın uygulanmaya devam edilecek hükümleri, 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. maddelerdir. Buna göre, HUMK'nın 5236 sayılı Kanunla istinafa başvurma imkânı getiren 426/A ve devamı maddeleri, "1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten Önceki" ibaresi ile açıkça kapsam dışı bırakılmıştır. Burada uygulanacağı söylenen HUMK'nın anılan 427 ilâ 454. maddeleri, temyiz incelemesinin usulü ve temyize tâbi kararların kapsamını belirlemektedir ve bu kapsam içerisinde, ihtiyati tedbire ilişkin kararlar yoktur. Başka bir ifâdeyle, yollama yapılan HUMK`nında ihtiyati tedbir kararlarına yönelik temyiz yolu öngörülmemiştir.

    Geçici 3. maddenin (3) numaralı fıkrasında ise HMK`nında bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun, HMK’na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

    İstinaf ve temyiz, farklı kanun yollarıdır. İstinaf, "yerindelik" + "hukukilik" denetimi; temyiz ise sadece "hukukilik" denetimidir. Bir an için istinaf mahkemelerinin göreve başladıklarını düşünelim: Örneğin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararına yapılan kanun yolu incelemesinde istinaf mahkemesi, başvuruyu yerinde görürse, sadece kanun yolu başvurusunun kabulüne karar vermeyecek, işin esası olan ihtiyati tedbir kararının kabulüne de karar verecektir. Oysa temyiz yolunda, başvuru yerinde ise yalnızca kararın bozulmasına karar verilebilecektir. Bu itibarla, istinaf ile temyiz incelemesinin mahiyetleri de birbirine uymamaktadır.

    Nitekim yukarıda belirtilen HMK’nın 341. maddesinin gerekçesinde de "... özellikle uygulamada geçici hukuki korumaların gittikçe önem kazanması, İlk derece mahkemelerince bu konularda verilen farklı kararların önüne geçilmesi, gerek maddi, gerekse hukukî yanlışlıkların düzeltilebilmesi amacıyla böyle bir hükme yer verilmiştir...," denilmiştir.

    Bu nedenle, HMK'nın geçici 3. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, ihtiyati tedbire ilişkin kanun yolunu, temyiz olarak anlamak, istinaf ve temyizin mahiyetiyle bağdaşmamaktadır. Diğer yandan, HUMK'nın temyize ilişkin hükümleri, HMK’nındaki ihtiyati tedbire dair öngörülen kanun yolunda İstinaf mahkemelerine getirilen göreve uymadığı gibi, HMK`na da aykırılık taşımaktadır.

    HMK`nın "Temyiz edilemeyen kararlar" kenar başlıklı 362. maddesindeki, "(1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararlan hakkında temyiz yoluna başvurulamaz: ... f) Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar..." şeklindeki hükümde, İhtiyati tedbire ilişkin istinaf mahkemesine yapılacak kanun yolu başvurusunda verilecek kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacaktır.

    HMK’nın 362. maddesinin konuyla ilgili gerekçesinde, "Maddede dava konusu olayın iki dereceli yargılamadan geçmiş bulunduğu göz önüne alınarak, bölge adliye mahkemesinin bazı kararlarına karşı temyiz yoluna gidilemeyeceği öngörülmüş ve böylece Yargıtayın iş yükünün hafifletilmesi, amaçlanmıştır. Bu bağlamda ... ve geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar bakımından da, iki dereceli yargılamanın yeterli güvence teşkil ettiği mülahazasıyla, bu işlerde verilen kararlara karşı temyiz yolu kapatılmıştır." denilmiştir.

    Belirtelim ki, HMK ile ihtiyati tedbir konusunda öngörülen kanun yolu, "iki dereceli yargılama"dır. Başka bir ifadeyle "ilk derece mahkemesi + istinaf mahkemesi"nden oluşan iki dereceli yargılamadır. Bunun sonucu olarak, ihtiyati tedbirle ilgili getirilen kanun yolunun, temyiz olarak anlaşılması, işin mahiyetine, esasına ve amacına uymamaktadır.

    Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin kararına yönelik temyiz başvurusunun, söz konusu karara temyiz başvuru imkânı bulunmadığından reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle Sayın Çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılamıyorum.