HMK Madde 340



  • Adli Yardım Kararıyla Atanan Avukatın Ücretinin Ödenmesi

    HMK Madde 340

    (1) Adli yardımdan yararlanan kişi için mahkemenin talebi üzerine baro tarafından görevlendirilen avukatın ücreti, yargılama gideri olarak Hazineden ödenir.




  • HMK Madde 340 Gerekçesi

    Madde, esas itibarıyla 1086 sayılı Kanunun 472 nci maddesinin günümüz Türkçesine uyarlanmış şeklidir.

    Maddeyle, adli yardım kararıyla atanan avukatın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hak ettiği ücret ile takip ettiği dava veya takip sırasında yapmış olduğu giderleri talep ve tahsile yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.



  • HMK 340 (Adli Yardım Kararıyla Atanan Avukatın Ücretinin Ödenmesi) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/20181 Karar : 2018/7858
    Tarih : 21.06.2018

    • HMK 340. Madde

    • Adli Yardım Kararıyla Atanan Avukatın Ücretinin Ödenmesi

    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı erkeğin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

    2-Hukuk Muhakemeleri Kanununun 129/1-e ve f maddesi uyarınca davacı, savunmanın dayanağı olan bütün vakıaları ve bunlara ilişkin delillerini sıra numarası altında ve açık özetleriyle birlikte cevap dilekçesine yazmalıdır. Bunlar, cevap dilekçesindeki talep sonucunun dayanağı olan ve bu talep sonucunu haklı göstermeye yarayan vakıalardır. Usulüne uygun şekilde ( HMK m. 141) bildirilmiş olan vakıalar davanın sınırını çizmekte ve mahkemece ancak, bu vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabilmektedir. Aksinin kabulü; davalının dayandığı olguların, dolayısıyla elde etmek istediği nihai talebin dışına çıkılması sonucunu doğuracağı gibi; temyiz ve karar düzeltme süreçleri de dâhil, yargılamanın hangi aşamasına kadar gerçekleşecek hukuki ve fiili olguların nazara alınması gerektiği sorununu ortaya çıkaracaktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 184. maddesinde "Boşanmada yargılama usulü" ayrıca düzenlenmiş; anılan maddenin ilk fıkrasında "Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tabidir" hükmüne yer verilerek, maddede sayılan istisnalar dışında,

    boşanma davalarının genel yargılama usulüne tabi olduğu belirtilmiştir. Boşanmada genel yargılama usulünün uygulanmasına ayrık olan kurallar ve uygulanması gereken özel usuller, Türk Medeni Kanununun 184. maddesinde sınırlı olarak belirtilmiş olmasına karşın; bu sınırlamalar ve istisnalar içinde, tarafların usulüne uygun şekilde dayanmadığı vakıaların değerlendirmede esas alınacağına dair özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

    Cevap dilekçesinde davalı kadın, herhangi bir maddi vakıa ileri sürmemiştir. Mahkemece, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve çekişmeli olarak belirlenmeyen (HMK m. 137. 340/3. 187) vakıa esas alınarak karar verilemez (HMK m. 141). Dayanılmayan bir vakıanın, davacıya kusur olarak yüklenmesi doğru olmamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı kadının tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden erkeğin ağır kusurlu olarak kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

    3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı kadın tamamen kusurlu olup Türk Medeni Kanununun 174/1-2 ve 175. maddeleri koşulları kadın yararına oluşmamıştır. Bu durumda davacı erkeğin ağır kusurlu kabul edilmesi ve bu yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı kadın yararına maddi tazminat (TMK m 174/1) ve manevi tazminat (TMK m. 174/2) ile yoksulluk nafakası (TMK m. 175) hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.06.2018(Prş.)



  • YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/11172 Karar : 2018/10239
    Tarih : 16.05.2018

    • HMK 340. Madde

    • Adli Yardım Kararıyla Atanan Avukatın Ücretinin Ödenmesi

    Dava, terekeye iade talepli tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

    Davacı, mirasbırakanı ... n, 2693 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 12 nolu bağımsız bölümünü teminat amaçlı olarak dava dışı... temlik ettiğini, borç ödendikten sonra ise diğer borçlarından dolayı taşınmaza haciz koyulacağı endişesiyle taşınmazın... tarafından davalıya devredildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile mirasbırakanı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

    Davalı, davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece verilen süreler içinde eksik yatırılan harcın ikmal edilmediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğunda reddine karar verilmiştir.

    Hemen belirtilmelidir ki; davanın niteliğine göre; konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu ve nisbi harca tabi olduğu kuşkusuzdur.

    Dosyanın incelenmesinden; davanın, 155.000TL değer gösterilerek açıldığı, dava dilekçesinin 2. sayfasında dava konusu taşınmazın değerinin 400.000-TL olduğunun belirtildiği, mahkemece dava dilekçesinde bildirilen değer üzerinden eksik harcın tamamlanması amacıyla davacı vekiline 11.11.2014 tarihli duruşmada süre verildiği ve davacı vekilinin 01.04.2015 tarihinde adli yardım isteğinde bulunduğu, 02.04.2015 tarihli duruşmada mahkemece adli yardım istemi konusunda bir karar verilmeksizin eksik harcın tamamlanması için davacı vekiline iki haftalık kesin süre verildiği ve davacı tarafından harcın tamamlanmadığı anlaşılmaktadır.

    Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.

    Öte yandan, adli yardım, talepte bulunan tarafın, istemlerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması halinde bir davanın gerektirdiği oldukça kabarık olan harç ve masrafları sağlayamaması durumunda, bu mali külfetlerden geçici olarak muaf tutulmasıdır. Adli yardıma ilişkin usûl ve esaslar 6100 sayılı HMK'nun 334 ila 340. maddelerinde düzenlenmiş olup, adli yardım talebinin, talebin yapıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilmesi gerekeceği açıktır.

    Hal böyle olunca,öncelikle davacının adli yardım isteği konusunda talebin yapıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi, adli yardım isteğinin kabul edilmemesi halinde; 400.000-TL üzerinden eksik harcın tespit edilmesi, Harçlar Kanunu 30 ve Hukuk Mukameleri Kanunu 150. maddesi uyarınca davacıya sonraki celseye kadar süre verilmesi, harcın tamamlanmaması durumunda 492 s. Harçlar Yasasının 30. maddesi yollaması ile 6100 s. HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması ve şartlar oluştuğu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, eksik harcın süresi içerisinde ikmal edilmesi halinde ise; davanın terekeye iade istekli açıldığı gözetilmek suretiyle davaya katılmayan mirasçıların olurlarının alınması ya da miras şirketine T.M.K.nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken adli yardım isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden harç ikmali yapılması için süre verilmesi doğru olmadığı gibi 02.04.2015 tarihli duruşmada eksik harç miktarı açıkça yazılmadan ve harç yatırılmamasının hukuki sonuçları konusunda usulüne uygun ihtarat yapılmaksızın iki haftalık kesin süre verilmesi de isabetsizdir.

    Kabule göre de, verilen süre içerisinde harcın tamamlanmaması halinde Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi ve HMK'nun 150. maddesi uyarınca dosya işlemden kaldırılıp, yasal süre içerisinde yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddi de doğru değildir.

    Davacının değinilen yönler itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/263 Karar : 2017/850
    Tarih : 7.02.2017

    • HMK 340. Madde

    • Adli Yardım Kararıyla Atanan Avukatın Ücretinin Ödenmesi

    Davalı anonim şirket vekili yasal süresi içerisinde vermiş olduğu temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuş, bu nedenle mahkemece temyiz harçları alınmadan dosya dairemize gönderilmiştir.

    Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı HMK’nun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı kanunun 336/... maddesine göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında ...`a da yapılabilir ve talep hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilebilir.

    Davalı vekilinin adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; Adli yardımdan yararlanacak kişiler 6100 sayılı HMK`nın 334. maddesinde sayılmıştır. Anılan maddenin .... bendine göre ancak gerçek kişiler, .... bendine göre de ancak kamuya yararlı dernek ve vakıflar adli yardımdan yararlanabilir. Kamuya yararlı dernek ve vakıflar dışındaki tüzel kişilerin adli yardımdan yararlanmaları mümkün değildir. Davalı ticaret şirketi olup Yasa gereği adli yardımdan yararlanması mümkün bulunmadığından adli yardım talebi yerinde görülmeyerek reddine karar vermek gerekmiştir.

    Şu durumda; hükmü temyiz eden davalı vekilince, alınması gerekli olan, temyiz harçları yatırılmadığından, müteakip işlem olan temyiz incelemesine başlanamayacaktır.

    Bu itibarla; davalı lehine kanun yoluna ilişkin adli yardım talebinin reddi nedeniyle, davalıya bu red kararının tebliği ile 1086 sayılı HUMK’nın 434/.... maddesi uyarınca peşin temyiz harcının ve dosyanın ...’a sevk giderinin ikmali için gerekli işlemler yapılmak üzere dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 07.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/7020 Karar : 2017/58
    Tarih : 9.01.2017

    • HMK 340. Madde

    • Adli Yardım Kararıyla Atanan Avukatın Ücretinin Ödenmesi

    Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

    Mahkemece, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.

    Hüküm, davalı vekili ... tarafından temyiz edilmiş; ayrıca davalının maddi durumunun elverişli bulunmadığından bahisle gerekli harç ve giderleri ödeyemeyeceği belirtilerek adli yardım isteminde bulunmuştur.

    Bilindiği üzere adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiş olup 336/3. maddesinde adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay’a da yapılabileceği belirtilmiş, 337/1. maddesinde de duruşma yapılmaksızın istem hakkında bir karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla, temyiz edenin adli yardım talepleri hakkında temyiz incelemesini yapacak Daire tarafından bir karar verilecektir.

    Diğer taraftan; HUMK’nın 434. maddesinde (6100 sayılı HMK’nın 366 maddesi yollamasıyla 344. maddesi), temyiz dilekçesi verilirken gerekli harcın tamamının ödenmesi gerektiği; ayrıca, HUMK’nın 434/III. maddesinde (6100 sayılı HMK’nın 368 ve 344. maddeleri), temyiz harcın ödenmemesi halinde yapılacak işlemin usul ve esasları gösterilmiştir.

    Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin adli yardım istemi hakkında HMK’nın 336/3 maddesi uyarınca Dairemizce bir karar verilmesi gerektiğinden mahkemenin 20.10.2014 günlü adli yardım isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilerek adli yardım isteminin incelenmesine geçildi:

    SONUÇ: 1- Dosyada mevcut delil durumuna göre, davalı ... vekilinin 24.02.2015 tarihli adli yardım talebini içeren dilekçeye HMK 336/2 maddesi uyarınca iddiasını dayandırdığı delilleri eklemediğinden, davalı vekilinin adli yardım talebinin reddine,

    2- Temyiz harcının tamamlanması bakımından HUMK’nın 434/III. maddesi uyarınca işlem yapılabilmesi için dosyanın MAHALLİNE İADESİNE, 09.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2015/6429 Karar: 2015/21058
    Tarih: 11.11.2015

    • HMK 340. Madde

    • Adli Yardım Kararıyla Atanan Avukatın Ücretinin Ödenmesi

    1-Davalı erkek temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 334-340. maddelerinde düzenlenmiş olup aynı Kanunun 336/3. maddesine göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay’a da yapılabilir ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebilir. Davalının adli yardım talebini içeren dilekçesi ve dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; davalı erkeğin kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından davalı erkeğin adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

    2-Temyiz nedenlerine hasren yapılan incelemeye gelince;

    Dava, 11.03.2014 tarihinde ikame edilmiştir. Davalı, dava dilekçesine cevap vermiş, mahkemece ön inceleme aşamasına geçilmiş, ön incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verilmiş, taraflara ön inceleme duruşmasına çağrı davetiyesi tebliğ edilmiş, davalı taraf belirlenen ön inceleme duruşmasına gelmemiştir. Mahkemece ön inceleme duruşmasında dava nihai olarak karara bağlanmayıp tahkikat aşamasına geçildiğine göre, davalının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 147. maddesi gereğince tahkikat duruşmasına davet edilmesi zorunludur. Bu yasal zorunluluğun gereği yapılmadan davalının yokluğunda hüküm kurulması, davalının hukuki dinlenilme hakkının (HMK.md.27) ihlali niteliğinde olup bozmayı gerektirmiştir.

    Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, adli yardım talebi ile hükmü temyiz eden davalı temyizinde haklı bulunduğundan temyiz harçları ile diğer temyiz giderlerinin davacı taraftan tahsiline, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11.11.2015