HMK Madde 333



  • Avansın İadesi

    HMK Madde 333

    (1) Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Bu kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır.




  • HMK Madde 333 Gerekçesi

    Bu madde hükmü 1086 sayılı Kanunda yer almamaktadır. Yeni kabul edilen sisteme göre, davanın açılması aşamasında dosyada muhtemel olarak yapılacak yargılama giderlerinin tamamı peşin olarak depo edileceğinden, avansın kullanılmayan kısmının iadesinin nasıl olacağı hususunun düzenlenmesi gerekmiştir. Bu hükme göre, karar kesinleştikten sonra dosyada kullanılmamış olan avans kalmış ise mahkeme, avansın iadesine karar verecek ve kararın tebliğ giderini depo edilen paradan karşılayacaktır. Artan avansın ilgilisine nasıl iade edileceği hususu, uygulamada yerleşmiş olan malî mevzuat hükümlerine göre belirlenecektir.



  • HMK 333. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/6323 Karar : 2017/534
    Tarih : 13.02.2017

    • HMK 333. Madde

    Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemenin; davanın kısmen kabulüne dair kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

    ...-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

    ...-Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarına gelince;

    Taraflar arasında davalı iş sahibine ait ... .... ....okul inşaatındaki ahşap malzeme dahil işlerinin yapımı konusunda imzalanan ....05.2012 tarihli sözleşme ile eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu anlaşılmıştır. Sözleşmede yapılacak işlerin ve miktarları belirlenmiş olduğu halde fiyat belirlenmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece alınan bilirkişi raporunda iş bedeli hesaplanırken işin yapıldığı yıl serbest piyasa rayici esas alınması doğru ise de; davacı yüklenici imzası bulunan hakediş raporlarında bir kısım imalâtlar için göstermiş olduğu birim fiyatlar ile serbest piyasa fiyatları arasında fark bulunduğundan hak ediş raporlarındaki bedeller davacı yükleniciyi bağlayacağından hakediş raporları kapsamındaki imalâtların bedeli bu birim fiyatları aşmamak kaydıyla hesaplanıp, hakediş raporlarında yer almayan imalât var ise bu imalâtların da yapıldığı yıl serbest piyasa rayicine göre bedeli belirlenip; buna göre iş bedeli hesaplanmalı, eksik ve ayıp bedeli olarak belirlenen 39.315,00 TL'nin ve sözleşmeye göre belirlenen ....500,00 TL ifaya ekli cezanın iş

    bedelinden mahsubu ile bulunacak bedelden davalının ödemesi olan 168.133,41 TL de düşülerek varsa kalan bedel yönünden davalının itirazının iptâline karar verilmeli, iş bedeli olarak belirlenen bedelden davalının yaptığı ödeme, eksik ve ayıp bedeli ile ifaya ekli cezanın mahsubu halinde davacı alacağının bulunmadığı tespit edilir ise davanın reddine karar verilmelidir.

    Ayrıca davacı tarafından davadan önce “delil tesbiti” isteminde bulunulmuş ve istemi kabul edilerek ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce delil tespiti yapılmış ve mahkemenin 2012/263 Değişik iş esas sayılı dosyasına bilirkişi raporu sunulmuştur. Mahkemece, davacı yanca yapılan delil tespiti gideri yargılama giderlerine katılmamış, aksine dava konusu iş bedeli alacağına katılarak hüküm altına alınmıştır. Oysa, ....03.1976 tarih ve .../... sayılı ... İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davanın açılmasından önce yapılan delil tespit giderleri yargılama giderlerinden sayılmaktadır. Bu içtihat 6100 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girmesinden sonra da bir değişikliğe uğramamış olup geçerliliğini sürdürmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 400-406. maddeleri uyarınca yapılan delillerin tespitine ilişkin giderler, aynı Kanun'un 323-333 maddelerinde yer alan yargılama giderlerindendir. Mahkemece, delil tespiti giderlerinin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde müddeabihe eklenerek hüküm altına alınması doğru olmamıştır.

    Yukarıda açıklanan nedenle kararın bozulması uygun bulunmuştur.

    SONUÇ: Yukarıda .... bentte yazılı nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, .... bent uyarınca tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ....350,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak ...'daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren ... gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine ....02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/887 Karar : 2017/837
    Tarih : 24.01.2017

    • HMK 333. Madde

    Davacı İsteminin Özeti:

    İş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

    Davalının Cevabının Özeti:

    Davalı işyerinde 2012 Mayıs ayından itibaren finansal sıkıntı nedeniyle üretim yapılamadığını, şirketin 5411 sayılı Bankacılık Kanunun verdiği yetkiler dahilinde 17.05.2013 tarihinde TMSF tarafından devralındığını, TMSF bünyesinde ilgili yasal mevzuata uygun olarak şirketin yeniden oluşturulduğunu, devirden sonra da şirketin üretim yapamadığını, büyük bir borç altına girdiğini, bu nedenle 2012 yılından sonra 200 işçiyi işten çıkardığını, ...,5 yıldır ... primlerinin bile yatırılamadığını, alacaklılar tarafından icra takibi yapıldığını,bunun üzerine 25.12.2013 tarihinde 27 numaralı işletmesel kararla küçük gruplar halinde işçi çıkartıldığını, hiç üretim yapılamamasının istihdam fazlalığı yarattığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    Mahkemesi Kararının Özeti:

    Mahkemece, davalının iddiasının aksine işyerinin faal olduğu kanaatine varıldığı, feshin geçerli nedenle yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Temyiz:

    Karar, davalı vekili temyiz edilmiştir.

    Gerekçe :

    Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, kanuni dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

    İbraz edilen İzmir 31. Noterliğinin 27.06.2014 tarihli ihtarname içeriğinden, davacının iş akdinin davalı şirket Yönetim Kurulunun 25.12.2013 tarih ve 27 sayılı olarak alınan işletmesel kararı uyarınca, istihdam edilebileceği başka bir boş kadro mevcut olmadığından bahisle, feshedildiği anlaşılmıştır.

    Dosyada mevcut delillerden, 2012 yılında baş gösteren ekonomik kriz sebebi ile TMSF’nin davalı şirkete el koyduğu, el koyma tarihinden itibaren herhangi bir üretim faaliyetinde bulunulmadığı ve kayıtlara göre zarar ettiği, herhangi bir üretim faaliyetinde bulunulmaması nedeni ile üretim işçisi olarak çalışan davacının başka bir birimde değerlendirilmesinin de söz konusu olamayacağı, davalı iş yerine fesih öncesi yada sonrasında herhangi bir işçi alımı yapılmadığı gibi ekonomik kriz nedeni ile personel azaltılması yoluna gidildiği, feshin geçerli nedene dayalı olduğu anlaşılmıştır.

    Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

    HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle;

    ...-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2-Davanın REDDİNE,

    3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ilam harcından peşin alınan 25,20 TL harcın düşüm ile bakiye 06,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,,

    4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 102,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın taraflara iadesine,

    5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre ....980,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

    6-Yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 24.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/3164 Karar : 2015/5052
    Tarih : 15.10.2015

    • HMK 333. Madde

    Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup,

    Mahkemece davanın kısmen kabulüne dari verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.

    Mahkemece davalının temyiz talebi süre yönünden incelenmiş, 25.06.2014 tarihli ek kararla temyizin süresinde yapılmadığı kabul edilerek temyiz istemi süre yönünden reddedilmiş, ek karar davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

    Mahkeme kararı davalıya Tebligat Kanunu`nun 35. maddesine göre tebliğ edilmiştir.

    Tebligat Kanunu`nun 35. maddesi gereğince eski adreste tebligat yapılabilmesi için;
    muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin tespit edilmemiş olması gerekir.

    Muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi tespit edilmiş ise tebligatın belirlenen adreste yapılması zorunludur.
    Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine tebligat çıkarılmaksızın doğrudan eski adreste 35. maddeye göre tebligat yapılamaz.

    Mahkemece davalı Mehmet Bahçeli'nin adres kayıt sistemindeki adresi tespit edilmeden,
    dava dilekçesinde yazılı "....E.... Mah. İ.. M... Sk. No:... Bandırma" adresine Tebligat Kanunu`nun 35. maddesine göre tebligat çıkarılmıştır.

    UYAP üzerinden araştırıldığında, davalının adres kayıt sistemindeki adresinin, davalının temyiz dilekçesinde ve mahkemenin temyiz isteminin reddi kararının temyizine ilişkin dilekçesinde de yazılı olan ".... E..Mah. A..Cad. No:../.. Bandırma" olduğu görülmektedir.

    Bu durumda mahkeme kararının davalıya usulüne uygun tebliğ edilmediği açıktır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu`nun 31. maddesine göre davalının bildirdiği öğrenme tarihine göre temyizin yasal süre içerisinde yapıldığı anlaşıldığından, mahkemenin temyiz isteminin süre yönünden reddine dair ek kararının bozularak kaldırılmasına karar verildikten sonra dosyanın esası incelendi.

    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

    2-Davacı tarafından davadan önce delil tesbiti isteminde bulunulmuş ve istemin kabul edilerek Bandırma 1.Asliye Hukuk Mahkemesince iki kez delil tesbiti yapılmış ve mahkemenin 2011/28 D.iş ve 2011/40 D.iş sayılı iki ayrı tespit dosyasına bilirkişi raporu sunulmuştur.

    Delil tesbiti dosyaları kapsamında davacı tarafından 695,00 TL delil tesbiti gideri yapıldığı anlaşılmaktadır.

    Mahkemece davacı yanca yapılan delil tesbiti giderleri yargılama giderlerine katılmamış, aksine dava konusu eksik işler bedeli alacağına katılarak hüküm altına alınmıştır. Oysa 22.03.1976 tarih ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davanın açılmasından önce yapılan delil tespit giderleri yargılama giderlerinden sayılmaktadır.

    Bu içtihat 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun yürürlüğe girmesinden sonra da değişikliğe uğramamış olup geçerliliğini sürdürmektedir.

    6100 sayılı HMK'nın 400-406 maddeleri uyarınca yapılan delillerin tesbitine ilişkin giderler aynı Kanun`un 323-333 maddelerinde yer alan yargılama giderlerindendir.
    Yine davadan önce gönderilen alacağın ödenmesi ihtarı için yapılan giderler de yargılama giderlerinden olup, yargılama giderlerinin dökümü içerisinde gösterilerek davadaki haklılık oranına göre taraflara paylaştırılması gerekir.

    O halde, mahkemece delil tesbiti giderlerinin ve ihtarname giderlerinin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilerek davadaki haklılık oranına göre taraflara paylaştırılması gerekirken, yazılı şekilde müdeabih eklenerek hüküm altına alınması doru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

    Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bent uyarınca hükmün kabulü ile davalı yararına ( BOZULMASINA), karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/6436 Karar : 2014/17081
    Tarih : 11.09.2014

    • HMK 333. Madde

    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının, davacı lehine hükmedilen tedbir nafakasına ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları yersizdir.

    2-Diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince;

    a-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK md. 175). Mahkemece, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına, ailevi yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalının sebebiyet verdiği kabul edilerek koca kusurlu bulunmuştur. Oysa davacının bir başka erkekle ilişkisinden 28.03.2011 tarihinde çocuk doğurduğu, bu çocuğun soybağının davalı tarafından reddedildiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu halde, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı daha ağır kusurludur. Daha ağır kusurlu taraf lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Bu husus nazara alınmadan davacı yararına yoksulluk nafakası tayin ve takdiri doğru bulunmamıştır.

    b-Tarafların müşterek çocuğu Damlanur 30.07.2002 doğumlu olup, idrak çağındadır. Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi, görüşlerini oluşturma olgunluğuna erişmiş çocukların kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerine başvurulmasını ve menfaatine açıkça aykırı düşmedikçe bu görüşlerine değer verilmesini öngörmektedir. O halde, idrak çağında olan adı geçen çocuğun ebeveynlerinden hangisinin yanında kalmak istediği konusunda mahkemece görüşünün alınması, gerektiğinde velayet düzenlemesine esas olmak üzere 4787 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince uzmanlardan rapor alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek velayetin hasıl olacak sonucuna göre düzenlenmesi gerekirken açıklanan yönler gözetilmeden bu hususta eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

    c- Müşterek çocuk Damlanur'un davanın başından beri ve dava süresince davalı (babası)`yla birlikte kaldığı anlaşılmaktadır. Bu husus nazara alınmadan bu çocuk için davacı yararına tedbir nafkası tayin edilmesi de doğru görülmemiştir.

    d-Davalı tarafından yatırılan avansın sarf edilmeyen kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra davalıya iadesine karar verilmesi gerekirken (HMK md. 333), bu hususun nazara alınmaması da doğru olmamıştır.

    Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. maddenin (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde gösterilen sebeplerle ( BOZULMASINA ), (b) bendindeki bozma sebebine göre davalının iştirak nafakasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ( ONANMASINA ), istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2014/41076 Karar: 2014/35776
    Tarih: 13.11.2014

    • HMK 333. Madde

    Davacı, davalının bankadan konut kredi sözleşmesi ile kredi kullandığını, kredinin kullanımı sırasında kendisinden alınan masrafın iadesi için Tüketici Sorunları Hakem Heyetine müracaat ettiğini, Bayraklı Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığının 28.8.2013 tarih ve 2013/ 582 Sayılı kararı ile masrafın tüketiciye iadesine karar verildiğini ileri sürerek hakem heyeti kararının iptalini istemiştir.

    Davalı, davanın reddini istemiştir.

    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmiştir.

    Davacı ile davalı arasında konut kredisi sözleşmesi imzalandığı, kredinin kullanımı sırasında kendisinden alınan 00 TL masrafın tüketici sorunları hakem heyeti tarafından davalı tüketiciye iadesine karar verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

    1- ) Davacı, tüketici sorunları hakem heyeti kararın iptali istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece, davanın 15 günlük sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ancak yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret Tarifesinin göre; ( 1 ) Tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, ( yedinci maddenin ı, dokuzuncu maddenin ının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla, ) Tarifenin 3. kısmına göre belirlenir. ( 2 ) Şu kadar ki asıl alacak miktarı 3.666,66 TL.ye kadar olan davalarda avukatlık ücreti, tarifenin 2. kısmının, 2. bölümünde, icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücrettir. Ancak bu ücret asıl alacağı geçemez.

    Buna göre davanın reddi sebebiyle yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine 00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.

    2- ) 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 333/1.maddesine göre; "... Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Bu kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır." Davalı vekili tarafından 7.11.2013 tarihinde 50,00 TL delil avansı yatırılmış, ancak kararda yatırılan ve kullanılmayan bu gider avansının da davalıya iadesine karar verilmemiştir. Mahkemece kullanılmayan avansın da yatıran tarafa iadesine karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan sebeplerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekmiştir.

    SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz talebinin kabulüyle İzmir 4.Tüketici Mahkemesi'nin 15.11.2013 tarih ve 2013/236 esas 2013/61 karar sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, 13.11.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.