HMK Madde 332



  • Yargılama Giderlerine Hükmedilmesi

    HMK Madde 332

    (1) Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir.

    (2) Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir.

    (3) Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır.




  • HMK Madde 332 Gerekçesi

    Maddenin birinci fıkrası yargılama giderlerinin mahkeme tarafından kendiliğinden hükme bağlanacağını düzenlemektedir.

    İkinci fıkra, 1086 sayılı Kanunun 426 ncı maddesinin karşılığıdır. Bu fıkra, nihaî karardan önce yapılmış olan yargılama giderlerinin, hangi tarafa ne oranda yükletileceğinin kararda gösterilmesini öngörmektedir.

    Maddenin üçüncü fıkrasında gösterilen hüküm, 1086 sayılı Kanunda yer almamaktadır. Bu fıkrayla, mahkemece nihaî karardan sonra hükmün kesinleşmesine kadar geçen süre içinde yapılan giderlerin tespit edilmesi ve bu masraflardan hangi tarafın sorumlu olacağının da belirlenmesi öngörülmüştür. Bu işlem mahkemenin idarî işlemi niteliğinde olup, ilâmın icrası sırasında dikkate alınmalıdır.



  • HMK 332. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/28161 Karar : 2018/15217
    Tarih : 4.09.2018

    • HMK 332. Madde

    A) Davacı İsteminin Özeti:Davacı vekili, davacının 15/11/2011 tarihinden bu yana davalı ....’de üretilen ekmekleri bayilere dağıtma işinde muavin olarak çalıştığını ve halen çalışmaya devam ettiğini, aylık net ücretinin 1.100,00 TL olduğunu, müvekkilinin haftanın 5 günü akşam 20.00 de işyerine geldiğini ve sabah 08.00 de işyerinden ayrıldığını, haftanın 2 günü ise gece çalışmasının akabinde gündüz çalışmaya devam ederek 14.00`a kadar dağıtımı yapılan ekmeklerin para toplama işlerini yaptığını, dolayısıyla haftalık 72 saat çalıştığını, çalışma sırasında yemek ve çay molası verilmediğini, müvekkilinin fazla çalışma ücretlerinin ödenmesi amacıyla ... .... Noterliğinin 08.10.2014 tarih ve 26080 nolu ihtarnamesiyle işverene ihtar gönderdiğini, ihtarnamenin 10.10.2014 tarihinde tebliğ edildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, üstelik davalılardan ....’nin işten çıkarma tehdidi içeren cevap gönderdiğini iddia ederek, fazla mesai ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir.

    B) Davalı Cevabının Özeti:

    Davalı .... vekili, davacının vardiyalı olarak çalıştığını, diğer davalı ... Turizm ... İnş. Tic. A.Ş. ile aralarında akdedilen sözleşme ile müvekkil şirketlerince üretilen ekmeklerin dağıtım işinin günde 3 vardiya şekline gerçekleştirileceği ve işin bu şekilde yürütüleceğinin sabit olduğunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığınca 15.07.2014 ve 16.07.2014 tarihlerinde yapılan denetim sonucunda düzenlenen raporda; idari personel olarak çalışanların haftanın 6 günü 09.00-17.00 arası yarım saat ara dinlenmesi vererek çalıştığı, gece döneminde çalışan şoför ve muavinlerin haftanın 6 günü 22.00-06.00 arası yarım saat ara dinlenme vererek çalıştığı, gündüz döneminde çalışan şoför ve muavinlerin ortalama 05.00-17.00 arası çalıştıkları, bu süre içinde 3-4 servis yaptıkları ve servisler arasında ortalama 2 saat dinlendikleri, tüm çalışanların haftanın 1 günü izin kullandıklarının tespit edildiğini, hal böyle olunca davacının iddia ettiği fazla mesainin olmadığını, ortalama servisler arası 2 saat dinlenme bulunduğunu, davacının aldığı ücretin ihale şartnamesinde belirtilen ücret olup bunun haricinde bir ücret ödenmediğini, ücretin bordro ve banka kayıtları ile sabit olduğunu, bordroların ihtirazı kayıt olmaksızın imzalandığını, yapılan işin niteliği gereği fazla çalışma olmadığını, davacıya istisnai hallerde yaptığı bütün fazla mesai ücretlerinin ödendiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    Davalı ... Turizm ... İnş. Tic. A.Ş. vekili, yetki ve zamanaşımı itirazlarında bulunarak, davacının diğer davalı .... ile aralarında imzalanan “... Fabrikası Normal Ekmek ve Çeşit Ekmek Dağıtım Hizmeti Alımına İlişkin İhale Sözleşmesi” çerçevesinde muavin olarak çalıştığını, müvekkil şirketleri ile diğer davalı .... arasında 4857 sayılı Yasanın 2/6. maddesi uyarınca asıl-alt işveren ilişkisi kurulduğunu, davacının asıl işvereninin .... olduğunu, asıl işverenin alt işverenle birlikte işçinin kanundan ve sözleşmeden doğan haklarından sorumlu olduğunu, işin niteliği ile ihale şartnamesi ve sözleşmesi gereği her türlü kontrol, gözetim ve yaptırım yetkisinin asıl işveren olan diğer davalıya ait olduğunu, davacının aldığı aylık ücretin iş sözleşmesi, bordro ve banka kayıtları ile sabit olduğunu, işin nasıl yapılacağının, işçi ücretlerinin ve çalışma saatlerinin ihale sözleşmesi ve şartnamede belirlendiğini, ihale sözleşmesi ve eklerinde fazla mesai öngörülmediğini, fazla mesaiye gerek kalmayacak şekilde ihale sözleşmesi oluşturulduğunu, işçilerin günlük iş süreleri içinde ara vermeksizin çalışmalarının mümkün olmadığını, davacının antraklı çalıştığını, ara dinlenmeler için ücret ödenmesinin söz konusu olmadığını, davacının müvekkili şirkette haftada 5 günü 22.00-06.00 saatleri arasında çalıştığını ve iki ara dinlenmede toplam 1 saat dinlendiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

    Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    D) Temyiz:

    Kararı, yasal süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.

    E) Gerekçe:

    1-Usul bakımından;

    Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.

    Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şekli ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukuki dinlenilme hakkının) ihlalidir.

    HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.

    Somut uyuşmazlıkta, Mahkemenin gerekçeli kararında bu dava ile ilgisi olmayan muhtemelen başka bir dava dosyasına ilişkin dava ve cevap dilekçesi ile bilirkişi raporu özetlenmiştir.

    Yukarıdaki açıklamalar karşısında, bir bütün ve dosyaya özgü olması gereken gerekçeli karar başka bir dosya ile karıştırılmıştır. Bu husus aynı zamanda belgelendirmeyi de bozucu nitelikte olup, HMK.nun 297. maddesine aykırıdır.

    2-Esas bakımından;

    A-Davacı vekili davalı işverenlere gönderdiği 08.10.2014 tarihli ihtarname ile davacının ödenmeyen fazla mesailerinin 7 gün içinde ödenmesini talep etmiş, bu ihtarname davalılara 10.10.2014 tarihinde tebliğ olmuştur. Buna göre davalı işverenler fazla mesai alacağı bakımından 18.10.2014 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğünden faiz başlangıcının temerrüt tarihi olması gerekirken dava-ıslah ayrımı yapılarak faize hükmedilmesi hatalıdır.

    B-Davacı dava dilekçesinde haftada 5 gün 20.00-08.00 saatleri arasında çalıştığını, haftada 2 gün ise saat 14.00 e kadar tahsilat işlerini yaptığını söyleyerek fazla mesai talep etmiştir.

    Davacı tanığının açıklamasına göre gece vardiyasından sonra tahsilat işlerine çıkılmadan önce 2-3 saat ara dinlenmesi verildiği anlaşılmakla, davacının tahsilat işlerine çıkmadığı günlerde 1,5 saatlik ara dinlenmesiyle 31,5 saat çalıştığı, tahsilat işine çıktığı kalan 2 günde ise 4,5 saatlik ara dinlenmesiyle 27 saat çalıştığı, sonuç itibariyle haftada 5 gün toplam 58,5 saat çalıştığı ve haftalık fazla mesaisinin 13,5 saat olduğu anlaşılmaktadır.

    Davacının haftada 13,5 saat fazla mesai yaptığının kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle fazla mesainin 18 saat olarak kabulü hatalıdır.

    C-6100 sayılı HMK’nın 297. maddesine göre, tarafların yargılama sebebiyle yaptıkları masrafın ne kadar olduğu, bunun ne kadarının harç ne kadarının diğer masraflar olduğu, masraflardan kimin ne kadarından sorumlu olacağı hükümde tek tek açıklanmalı ve aynı Kanunun 332. maddesi uyarınca hükümde yargılama giderlerinin dökümü yapılmalıdır.

    Mahkemece, yargılama giderine ilişkin kurulan hükümde taraflarca ne tür ve toplamda ne kadar yargılama gideri yapıldığının denetime elverişli şekilde açıklanmaması ve dökümünün yapılmaması usul ve yasaya aykırıdır.

    Ç) SONUÇ:

    Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 04/09/2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/23804 Karar : 2018/6203
    Tarih : 15.05.2018

    • HMK 332. Madde

    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı kadının tüm, davalı-karşı davacı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

    2-Mahkemece verilen 23.01.2014 tarihli kararla kadının boşanma davasının kabulü, erkeğin boşanma davasının reddi nedeniyle davacı-karşı davalı kadın lehine iki ayrı maktu vekalet ücreti takdir edilmiş olup, bu yön kesinleşmiştir. 13.04.2015 tarihli bozma kararı, davacı-karşı davalı yararına hükmedilen maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının miktarına ilişkindir. Boşanma davasında talep edilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası boşanmanın fer'i (eki) niteliğinde olup, ayrıca harç ve vekalet ücretine tabi değildir. Bu husus gözetilmeden, her iki boşanma davaları dolayısıyla 23.01.2014 tarihli kararla

    davacı-karşı davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edildiği de dikkate alınmaksızın; davacı-karşı davalı kadın yararına yeniden vekalet ücreti tayini isabetsizdir.

    3-Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır (HMK m.332/2-3). Mahkemece, Dairemizin bozma ilamından sonra taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ayrıntılı dökümü yapılmadan, doğrudan yargılama giderine ilişkin miktar belirtilerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 3. bentte gösterilen bozma sebebine göre davalı-karşı davacı erkeğin yargılama giderinin esasına ilişkin temyizinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma ve inceleme kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin Sevgi'den alınarak Birol'a verilmesine, aşağıda yazılı harcın ... yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Birol'a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.05.2018(Salı)



  • YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/6298 Karar : 2018/403
    Tarih : 18.01.2018

    • HMK 332. Madde

    Taraflar arasında görülen davada;

    Davacı, ortak mirasbırakanları ... ’ın maliki olduğu 244 parsel sayılı taşınmazı oğlu olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, yapılan işlemin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek taşınmazın 1/7 payının iptali ile adına tescilini istemiştir.

    Davalı, davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...’nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

    Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından yargılama giderine hasren temyiz edilmiştir.

    Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 332/1 maddesinde; "Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Ayrıca HMK'nun 326. maddesinde düzenlediği üzere yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen taraftan tahsil edilir.

    Davacı tarafından yatırılan 208,00 TL gider avansının 106,25 TL'sinin kullanıldığı ve davacının başta 9,85 TL başvurma harcı ile 74,25 TL peşin harç yatırdığı gözetildiğinde toplam 190,35 TL yargılama giderinin davalının sorumluluğunda olduğu anlaşılmaktadır.

    Ancak, mahkemece davacının yapmış olduğu yargılama giderinin doğru olarak hesaplandığından bahsedilemez. Ne var ki, anılan bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 3. bendinin, hükümden çıkarılarak, yerine; hükmün 3. bent olarak “Davacı tarafından sarf edilen toplam 190,35 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” ibaresinin yazılmasına, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/3064 Karar : 2017/18394
    Tarih : 28.12.2017

    • HMK 332. Madde

    Davacı; davalının davacıya ait toplam 8.650 m2 kapalı alanlı depolama tesisini 01/01/2010 tarihinde imzalanan sözleşme ile aylık 37.368 USD+KDV bedelle kiraladığını,
    davalının Şubat 2012 tarihinden 15 gün önceden bildirilmesi halinde deponun boş olarak teslim edileceğinin bildirdiğini,
    kiralananın ihtarnamede belirtilen tarihte tahliye edilmediğini, kiralananın önceki şekliyle kullanılmaya ve kira bedelinin de bilinen miktar üzerinden ödenmeye devam edildiğini,
    bu nedenle davacı şirketin de her ay başında kira alacağına ilişkin fatura düzenleyip davalıya gönderdiğini,

    kira ilişkisi süresinde tüm kira bedellerini ödeyen davalının 02/07/2012 tarih ve 79.334.36 TL miktarlı yine 01/08/2012 tarih ve 78.374,67 TL miktarlı fatura bedellerini ödemediğini, Ağustos 2012 ayına ait faturaya itiraz süresi geçtikten sonra 24/08/2012 tarihinde itiraz edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine ... İcra Müdürlüğünün 2012/3720 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu/davalının Temmuz 2012 ayına ait fatura bedeli ve ferilerini ödediğini, buna karşılık Ağustos ayı faturası yönünden böyle bir borcun bulunmadığı şeklinde itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

    Davalı taşınmazı 31.07.2012 itibarıyla tahliye ettiklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    Mahkemece; ... İcra Müdürlüğünün 2012/3720 E sayılı dosyasında davalı-borçlunun Ağustos 2012 kirası olan 78,734.67 TL'lik alacak ve ferilerine yönelik itirazın iptaline, asıl alacağın %20` si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı vekiline 5.377,38 TL ücreti vekalet takdirine karar verilmiş,

    hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

    1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

    2-) Davacının, vekalet ücretine ve yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazı yönünden ise;

    6100 sayılı HMK’nun 326/1. maddesinde;
    "(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
    (2)Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır."

    Aynı yasanın 332/1. maddesine göre;
    "yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir" ve

    323/ğ.maddesine göre ise;
    "vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti" yargılama giderleri kapsamındadır.

    Yargılama giderleri arasında bulunan avukatlık ücreti, haklılık durumuna göre vekille temsil edilen taraf yararına hesap ve takdir edilir. Tazminat isteminin kısmen kabul edilmesi durumunda, istemin kabul edilen kısmı yönünden davacı lehine, istemin reddedilen kısmı yönünden de davalı lehine nispi vekâlet ücretine karar verilmesi gerekir.

    Somut olayda davacı iki ayrı icra tabibi için ayrı ayrı dava değeri göstererek ve harcını yatırarak itirazın iptalini istemiş, mahkemece davanın konusu olmayan diğer takip dosyası yönünden dava tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmiştir.

    Eldeki davaya konu takip yönünden davacı 79.334 TL dava değeri göstermiş, mahkemece 78.734 TL`lik alacak ve ferilerine yönelik itirazın iptaline karar verildiği ve reddedilen miktar 600 TL olduğu halde, tefrik edilen dosya unutularak davalı lehine fazladan vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi doğru değildir.

    Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği ve "hakimin takdir yetkisi kapsamında" kalmadığından;
    hükmün, HUMK 438/7, C2 hükmü ve 6100 sayılı HMK 370/2 ek 3/1 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine,
    ikinci bentte açıklanan yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasından
    "6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekiline 5.377,38 TL ücreti vekalet takdirine, davacıdan alınarak, davalı tarafa verilmesine" ibaresinin çıkarılarak,
    yerine;
    "6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekiline 600 TL ücreti vekalet takdirine, davacıdan alınarak, davalı tarafa verilmesine, "ibaresinin eklenmesine,

    hüküm fıkrasından "toplam 1.379,65 TL masrafın takdiren kısmen kabule göre 869,75 TL'sinin davalı üzerinde, 509,80 TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına," ibaresinin çıkarılarak;
    yerine
    "toplam 1.379,65 TL masrafın takdiren kısmen kabule göre 1.365,65 TL'sinin davalı üzerinde, 14 TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına," ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK`nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/2411 Karar : 2017/2066
    Tarih : 16.05.2017

    • HMK 332. Madde

    Dava, eser sözleşmesi nedeniyle alacak istemine ilişkin olup; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar,

    davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    ...-Davalı şirket yönünden yapılan incelemede; mahkemece akdî ilişkinin kanıtlandığı kabul edilerek dava kısmen kabul edilmiştir.

    Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkar edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir.
    Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan davalının veya O’nun adına hareket eden kişinin imzasını taşıyan teslim belgesi, irsaliyeli fatura ya da başka iş nedeniyle yapıldığı ispatlanmayan ödemenin varlığının kanıtlanması ile de sözleşme ilişkisinin ispatı mümkündür.

    Delil olarak dayanılmış ise ticari defter kayıtları da incelenerek sözleşme ilişkisi ispatlanabilir.

    Yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ikrar, yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir.

    Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK'nın 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz.
    Bunun da istisnası olan HMK`nın 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.

    Somut olayda davacı yasal delillerle, davalı şirket ile arasında akdî ilişki bulunduğunu kanıtlayamamış olup bu davalı hakkında davanın husumet nedeniyle reddi gerekirken davanın kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

    ...-Diğer davalı ... yönünden yapılan incelemede ise; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

    ...-Davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;

    Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir (HMK 332/...). Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir (HMK 326/...). Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır (HMK 326/...).

    Somut olayda davalı tarafından yatırılan 350,00 TL bilirkişi ücretinin davacı tarafından yatırılmış gibi yargılama gideri hesabı yapılması ve tarafların yaptığı yargılama giderlerinin yanlış hesaplanıp sonuç olarak da haklılık oranına göre paylaştırılmamış olması doğru olmadığından kararın temyiz eden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda .... bentte yazılı nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne,
    .... bentte yazılı nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
    .... bent uyarınca davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/1542 Karar : 2017/3492
    Tarih : 19.04.2017

    • HMK 332. Madde

    1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

    2-) 6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,” “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır. Mahkemenin davanın esasıyla ilgili kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, davacının dava sırasında herhangi bir vekille temsil edilmemesine karşın lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.

    SONUÇ: Hükmün 3. fıkrasında bulunan davacıya vekalet ücreti verilmesine dair bölümün silinerek hükümden çıkarılmasına ve kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/17737 Karar : 2017/2554
    Tarih : 30.03.2017

    • HMK 332. Madde

    Davacılar vekili, 08.09.2013 tarihinde vefat eden muris ...'ın terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir.

    Davalı ... vekili dava şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

    Davalı ... vekili muris adına kayıtlı üç adet taşınmaz tespit ettiklerini, terekenin borca batık olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

    Davalı ... vekili, murisin kendisinden öbce vefat eden babasından kalan ve intikal işlemleri gerçekleştirilmeyen taşınmazların araştırılmasını talep ederek davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece, TMK'nın 605/2. maddesi uyarınca mirasın hükmen reddine karar verilmiştir.

    Hüküm, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.

    Dava, TMK'nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu'nun

    606.maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.

    Mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına araştırılarak karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalının değil davacının sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.03.2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

    Dava, mirasın hükmen reddin tespiti istemine ilişkindir.

    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Hükmü, davalı ..., Garanti Bankası ve HSCB vekilleri temyiz etmiştir.

    Tarafların davanın görülmesi ve sonuçlandırılması için ödedikleri paraların tümüne yargılama giderleri denir. Keşif giderleri, tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve giderler, yargılama sırasında yapılan diğer tüm giderler, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamındadır (HMK m. 323).

    Kural olarak yargılama giderleri davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (HMK m. 326). Yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedilir. Yargılama gideri tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir (HMK m. 332/1,2).

    Davalı, davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmez (HMK m. 312/2).-

    Davalı vekilleri, davaya verdikleri cevap ve yargılama boyunca davanın reddini savunmuşlardır.

    Mahkemece, davanın kabulüne karar verildiğinden, aleyhine hüküm kurulan davalılar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesi gereğince yargılama giderlerinden sorumludur.

    Sayın çoğunluğun, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğine dair bozma kararına katılamamaktayım.



  • YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/4992 Karar : 2017/1814
    Tarih : 9.03.2017

    • HMK 332. Madde

    Davacılar vekili, 29.01.2014 tarihinde vefat eden muris ...'in terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir.

    Davalı .... vekili cevap dilekçesinde, davacıların yasal süre içerisinde icra takibine itiraz etmediklerini, terekenin borca batık olma ihtimalini bilmeleri mümkün olmadığından aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmemesini talep ederek davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece, TMK'nın 605/2. maddesi uyarınca mirasın hükmen reddine karar verilmiştir.

    Hüküm, davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.

    Dava, TMK'nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni

    Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.

    Davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. Kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken ölüm tarihinde muris adına kayıtlı araç bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulduğu görülmüştür.

    Kabule göre de mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve harçtan davalının değil davacının sorumlu tutulması, davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.03.2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

    K A R Ş I O Y

    Dava, mirasın hükmen reddin tespiti istemine ilişkindir.

    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Hükmü, davalı .... temyiz etmiştir.

    Tarafların davanın görülmesi ve sonuçlandırılması için ödedikleri paraların tümüne yargılama giderleri denir. Keşif giderleri, tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve giderler, yargılama sırasında yapılan diğer tüm giderler, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamındadır. (HMK m.323)

    Kural olarak yargılama giderleri davada haksız çıkan yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. (HMK m.326) Yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedilir. Yargılama gideri tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir.( HMK m 332 / 1,2 )

    Davalı, davanın açılmasına kendi hal ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmez.( HMK m 312/2 )

    Davalı ..., davaya verdiği cevap ve yargılama boyunca davanın reddini talep etmiştir.

    Mahkemece, davanın kabulüne karar verildiğinden, aleyhine hüküm kurulan davalı, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesi gereğince yargılama giderlerinden sorumludur.

    Sayın çoğunluğun, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğine dair bozma kararına katılamamaktayım.



  • YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/14346 Karar : 2017/2521
    Tarih : 6.03.2017

    • HMK 332. Madde

    Davacı, davalı ile 2005 yılında evlendiklerini ve müşterek 3 çocukları bulunduğunu, davalının alkol alışkanlığı ve maddi sorunlar nedeniyle kendisine 8 yıl önce şiddet uygulamaya başladığını, davalının son olarak kendisine ait altınları da alarak müşterek haneyi terk ettiğini, davalı ile 8 yıldır ayrı yaşadıklarını, yine davalının başka bir kadın ile gayrı resmi ilişkisi olduğunu, kendisinin ev hanımı olup geliri bulunmadığını ileri sürerek, davacı ve müşterek 3 çocuk için aylık 300’er TL’den toplam 1.200 TL nafakaya hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.

    Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; davacı için dava tarihinden itibaren aylık 300 TL; müşterek çocuklardan Irmak için dava tarihinden itibaren aylık 150 TL; müşterek çocuklardan Dicle için dava tarihinden itibaren aylık 200 TL; müşterek çocuklardan Mehmet Fırat için dava tarihinden itibaren aylık 250 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

    1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre,davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

    Ancak, davacı, davasını açarken adli yardım talebinde bulunmuş, mahkemece talep yerinde görülüp, adli yardım talebi kabul edilmek suretiyle yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Hemen belirtilmelidir ki; yargılama harç ve giderleri, kural olarak davada haksız çıkan eş deyişle aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir. (HMK'nun 326/1.maddesi) Mahkeme, davada haksız çıkan tarafı kendiliğinden yargılama harç ve giderlerini ödemeye mahkum eder; bunun için haklı çıkan tarafın bir talepte bulunmuş olmasına gerek yoktur. (6100 sayılı HMK'nun 332/1.maddesi).

    Öte yandan; adli yardım 6100 Sayılı Yasanın 334 ile 340.maddelerinde (1086 sayılı HUMK.nun 465 ila 472 maddelerinde) düzenlenmiş olup, taraflardan birinin davanın gerektirdiği harç ve masrafları karşılayacak maddi gücünün bulunmaması durumunda, bu mali yükümlülüklerden geçici olarak muaf tutulmasıdır. Adli yardımdan yararlanan taraf davayı kazanırsa, diğer taraf adli yardım nedeniyle alınmamış olan bütün yargılama giderlerine de mahkum edilir; adli yardımdan yararlanan tarafa vekil de tayin edilmiş ise (HMK'nun 335/1-ç), karşı taraf vekalet ücretine de mahkum edilir. Adli yardımdan yararlanan taraf davayı kaybederse (haksız çıkarsa), gerek diğer tarafın ödemiş olduğu, gerekse kendisinden adli yardım nedeniyle alınmamış olan bütün yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir; mahkeme uygun görürse, yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık eşit taksitler halinde ödenmesine karar verebilir. (HMK'nun 339/1.maddesi) .

    Ne var ki; eldeki davada adli yardım talebi kabul edilen davacının açtığı dava kısmen kabul edildiğine göre davadaki haklılık oranına göre harcın ve yargılama giderlerinin hesaplanarak,haklılık oranına göre taraflardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava harcı ve diğer yargılama giderlerinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

    2-Bundan ayrı olarak, nafaka davalarında; davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten (maktu vekâlet ücreti) düşük olmamak üzere, hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden nisbi vekâlet ücretine hükmolunur, reddedilen kısım için ise vekâlet ücretine hükmolunmaz. (AAÜT. md 9)

    Bu bağlamda mahkemece, davada kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine karar tarihi olan 2016 yılı A.A.Ü.T. gereğince 1.800 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de usul ve yasaya uygun görülmemiştir.

    3-Ne var ki yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK .436/2 maddesi gereğidir.

    SONUÇ:Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün 3.bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine 3. bent olarak ’’-Adli yardım ödeneğinden karşılanan 4 tebligat gideri 40,00 TL, müzekkere gideri 0,50 TL, alınması gerekli 29,20 TL peşin harç, 29,20 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 69,70 TL 'nin davanın red ve kabul oranına göre (0,75) 52,27 TL’sinin davalıdan, bakiye 17,43 TL’lik kısmın ise davacıdan tahsili ile Hazineye irat olarak kaydedilmesine’’ şeklinde ve yine hüküm fıkrasına 4. bent olarak ’’Davacı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.uyarınca maktu 1.800 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine‘’ ifadelerinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/522 Karar : 2017/1062
    Tarih : 26.01.2017

    - HMK 332. Madde

    Davacı İsteminin Özeti:

    Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.

    Davalı Cevabının Özeti:

    Davalı vekili, işyerinde ekonomik kriz sebebiyle işletmesel karar alındığı, bu doğrultuda tüm bölümlerde işçi azaltımı yoluna gidildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

    Mahkeme Kararının Özeti:

    Mahkemece davacının feshi kabul ettiği ve bu nedenle davayı açmakta hukuki yararının olmadığı ve davacının görev yaptığı bölüm bazında işletmesel kararda ve tatbikinde ölçülük, hukukilik, tutarlılık ilkelerine aykırı surette harekete edilmediği gerekçesi ile davanın reddine hükmedilmiştir.

    Temyiz:

    Hüküm davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

    Gerekçe:

    ...-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

    2-21.12.2015 tarihli ve 29569 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısmının ikinci bölümünde “Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret” başlığı altında maktu vekalet ücretleri düzenlenmiştir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,” “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır.

    Somut olayda, yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde mahkemece davalı tarafından ödenen bilirkişi ücret hakkında karar verilmemesi ve davalı lehine anılan tarife gereği ....800,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalı olup bozma nedeni ise de, söz konusu hataların giderilmesinin yargılamayı gerektirmediğinin anlaşıldığı, ayrıca fesih bildirimdeki davacıya ait olan yazılı kaydın tebellüğe ilişkin olduğu, söz konu kaydın davacının feshi kabul ettiğini göstermeyeceği bu nedenle mahkemece bu hususun davanın reddine gerekçe olarak gösterilmesinin hatalı olduğu ancak bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.

    Sonuç:

    Hüküm fıkrasının 3 ve 4 numaralı bentlerinin çıkarılarak yerine “3-Davalı tarafça yapılan 640,00 TL TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine ve davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

    4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşılmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ....800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcükleri yazılmak suretiyle hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 26.01.2017 gününde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.



  • YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/6829 Karar : 2016/22781
    Tarih : 22.12.2016

    • HMK 332. Madde

    A) Davacı İsteminin Özeti:

    Davacı vekili özetle; davacının davalı işyerinde temizlik işçisi olarak 03/03/1998-18/04/2013 tarihleri arasında çalıştığını, emekli olmasına rağmen kıdem tazminatı ve izin ücretinin ödenmediğini iddia ederek; kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

    B) Davalı Cevabının Özeti:

    Davalı T.C... vekili özetle; davacının hizmet alım sözleşmesi kapsamında yüklenici firmaların işçisi olarak çalıştığını, asıl işverenlerin bu şirketler olduğunu ve davalı kuruma husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

    Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kabulüne karar verilmiştir.

    D) Temyiz:

    Kararı, davalı T.C. ..temyiz etmiştir.

    E) Gerekçe:

    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir

    2-Somut uyuşmazlıkta; davacı dava dilekçesinde, yıllık izin ücreti talebinde bulunmuştur. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının 40 gün izin kullandığı tespit edilmiştir.

    Dosyada mübrez bilirkişi raporunda, davacının hizmet süresine göre hak ettiği izin hakkının 266 gün olduğu belirtilmiş ve kullandığı 40 gün tenzil edilerek 226 gün üzerinden hesap yapılacağı belirtilmiş ise de; hesaplama 40 gün tenzil edilmeden 266 gün üzerinden yapılmış ve bulunan miktar yıllık izin ücreti olarak hükme esas alınmıştır.

    Yıllık izin ücretinin bakiye 226 gün üzerinden hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken 266 gün olarak hüküm altına alınması hatalıdır.

    3-Mahkemece davalı kurum doğru bir biçimde harçtan muaf tutulmuştur.Ancak yargılama giderlerinin dökümü yapılmadığından ve harçtan muafiyet halinde davacıya iadesi gereken harçlardan kararda söz edilmediğinden, yargılama giderlerine harç dahil edilip edilmediği denetlenememektedir .

    Mahkemece yargılama giderleri hakkında HMK’nun 332. maddesinde belirtildiği şekilde döküm yapılmadan karar verilmesi hatalıdır.Özellikle davacının yatırdığı harçların iadesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.

    4-Hükmedilen miktarların net mi yoksa brüt mü olduğunun, hükümde belirtilmemesinin HMK‘nun 297. maddesine aykırı olduğunun ve infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

    F)Sonuç:

    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/31958 Karar : 2016/18014
    Tarih : 17.10.2016

    • HMK 332. Madde

    A)Asıl ve Birleşen davanın Davacı İsteminin Özeti: :

    Asıl Dava yönünden davacı işçi, davalı şirkette uzun yıllar çalıştıktan sonra 1.4.2007 tarihinde akdedilen iş sözleşmesi ile de şirket genel müdür yardımcılığına getirildiğini, daha sonra davalı şirketçe keşide edilen Ankara 21.Noterliğinin 8.2.2010 tarih ve 04849 yevmine nolu ihtarnamesi ile 4857 sayılı İş Kanununun 25.maddesi II-e bendi gereğince iş akdinin feshedildiğini, fesih ihtarnamesinde yer alan hususların gerçek olmadığını, sözleşmeden doğan haklarının verilmemesi amacına yönelik olduğunu, ... Noterliğinin 17.02.2010 tarih ve 6645 yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile davalı borçluya bildirildiğini, taraflar arasında akdedilen 1.4.2007 tarihli iş sözleşmesinin 9.maddesinin 3 paragrafında" sözleşmenin şirket tarafından genel müdür yardımcısının davranışlarından kaynaklanan sebeplerle feshedilmesi durumunda kanunen ödenmesi gerekenler ve 7. maddesinin 4 paragrafında belirtilen tazminat haricinde şirketin herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü yoktur." ibaresi bulunduğunu, 9. maddenin 4.paragrafında " sözleşmenin şirket tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi durumunda genel müdür yardımcısının yasal kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve ücretli izin ödemelerine ek olarak 7. paragrafta düzenlenen rekabet etmeme tazminatını almaya da hak kazanacağı düzenlemesini içerdiği, sözleşmenin 7. maddenin 4 paragrafı ise fesih tarihinden itibaren 1 yıl boyunca şirket ile rekabet etmeme yükümlüğüne uygun davranılması şartıyla fesih tarihinde peşinen 200.000 USD tazminat ödeneceği hükmünü içerdiği, sözleşmenin sarih hükümleri uyarınca 200.00 USD rekabet etmeme tazminatının fesih tarihinde muaccel hale geldiğini, alacağın yasal faizi ile tahsili ile .... İcra Müdürlüğünün 2010/3870 Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalı borçlunun itirazı üzerine durduğu, davalının itiraz dilekçesinde, alacaklının iş akdinin haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle hiçbir tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığının ifade edildiğini, ancak sözleşmede rekabet etmeme tazminatı bakımından haklı-haksız fesih ayrımı yapılmadığını, bu nedenle 200.000 USD rekabet etmeme tazminatının fesih tarihinde peşinen ödemek zorunda olduğu iddiasında bulunarak davalının ... İcra Müdürlüğünün 2010/3870 Esas sayılı dosyanın vaki itirazının iptali ile takibin devamına,alacağın % 40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesine talep ve dava etmiştir.

    Birleşen ... İş Mahkemesinin 2010/621 Esas sayılı dosyasında; davacı vekili, müvekkilinin 26.4.1993 de davalı şirket bünyesinde işe başladığını, 1.4.2007 de şirket genel müdür yardımcılığına, 18.12.2008 de şirket genel müdürlüğüne getirildiğini, ancak davalı tarafından keşide edilen ... .Noterliğinin 8.2.2010 gün ve 04849 yevmiye nolu ihtarıyla müvekkilinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yasal alacakları ödenmeksizin iş akdinin feshedildiğini, feshin geçerli gerekçelere dayanmadığını, 2010 Ocak ve Şubat aylarına ilişkin ücretlerinin eksik ödendiğini, yıllık ücretli izin alacağının verilmediğini, 2008 yılında bu yana kendisine ödenmeyen ikramiye ve prim alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil alacağı, yıllık ücretli izin alacağı, ikramiye ve prim alacağı, ücret alacağı ile vasıta ve sosyal yardım alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.

    B) Asıl ve Birleşen Davanın Davalı Cevabının Özeti:

    Davalı şirket, iş sözleşmesinin 7. maddesinin sözleşmenin şirket tarafından haklı nedenle feshedilmemiş olması ve genel müdür yardımcının yukarıda açıklanan rekabet etmeme yükümlülüklerine uygun davranması şartıyla, şirket genel müd.yardımcısına rekabet etmeme süresi için fesih tarihinde peşinen 200.000 USD tazminat ödemeyi kabul eder ibaresini içerdiği,yine 9. maddenin son paragrafında işçinin rekabet etmeme tazminatına hak kazanabilmesinin şartı olarak, sözleşmenin şirket tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi gerektiğinin tartışmaya yer vermeyecek şekilde açık olarak belirtildiği,bu düzenlenenin iş kanunun derhal fesih hakkı ile bağlantılı maddeleri ile de uyum içinde olduğunu, davacının şirket adına yapılan harcamaları gösterir evrakları teslim etmediği gibi yapılan tespitler sonucu bazı sözleşmeleri de yetkisiz olarak imzaladığını,davacının iş akdinin haklı nedenlerle feshedildiğini,davalı şirketin 2008 yılından bu yana zarar ettiğini davacının prim ikramiye alacaklarının yersiz olduğunu ayrıca davacı üst düzey yönetici konumunda olduğundan fazla mesai ücretinin talep etmesinin mümkün olmadığını zira kendi mesaisini kendisinin belirlediğini,kullanılmayan yıllık izin ücretlerinin de davacıya ödendiğini,ücret alacağı vs herhangi bir alacağının bulunmadığını ileri sürerek asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.

    Karşı davada ise, şirket zararlarının giderilmesi talep olunmuştur.

    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

    Mahkemece verilen asıl davanın kabulüne ve karşı davanın kısmen kabulüne dair kararın taraf vekillerince temyizi üzerine; Dairemizin 16.09.2014 tarih ve 2012/33262 E, 2014/26720 K. sayılı kararı ile " davaya konu edilen ve iş sözleşmesinde öngörülen rekabet etmeme tazminatının sözleşmeden kaynaklanan koşullarının oluşup oluşmadığı uyuşmazlık konusu olup davalı işveren açmış olduğu karşı davada ise karşı alacağını talep etmiştir. Davacı işçinin işveren hakkında açtığı başka bir davada ise ihbar ve kıdem tazminatı ile diğer işçilik alacakları talep edilmiştir. Sözü edilen davada davalı işveren vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde bazı işçilik alacaklarının davacının zimmetinde kalan paralardan mahsup edildiği açıklanmıştır. Bu haliyle davacının ihbar ve kıdem tazminatı ile işçilik alacaklarını talep ettiği davada verilecek karar bu dava bakımından önem arz etmektedir.İş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, işverenin karşı alacağının olup olmadığı konuları her iki dava açısından da çözüm bekleyen ortak sorunlardır. Bu nedenle mahkemece Ankara 7. İş Mahkemesinde görülmekte olan 2010/621 E sayılı dava dosyası getirtilerek, birleştirme kararı verilip verilmeyeceği hususunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesinin hatalı olduğu" gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak asıl davanın kabulüne,karşı ve birleşen davaların ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    D) Temyiz:

    Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.

    E) Gerekçe:

    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

    2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323 üncü maddesi uyarınca, yargılama giderleri şunlardır:

    a) Celse, karar ve ilam harçları.

    b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.

    c) Dosya ve sair evrak giderleri.

    ç)Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler.

    d) Keşif giderleri.

    e) Tanık ile bilirkişiye ödenen ücret ve giderler.

    f) Resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler.

    g) Vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hâkimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu hâlde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap olunmak veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri.

    ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

    h) Yargılama sırasında yapılan diğer giderler.

    Yasanın müteakip maddeleri uyarınca;

    Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödemek zorundadırlar. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır (6100 sayılı Yasa Md. 324)

    Davanın taraflarınca üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir (6100 sayılı Yasa Md. 325).

    Yasada açıkça yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinden, aleyhine hüküm verilen taraf sorumludur. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarını da kararlaştırabilir (6100 sayılı Yasa Md. 326).

    Yasanın 327 nci maddesi gereğince, gereksiz yere davanın uzamasına veya yargılama giderine sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa dahi, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiği durumlarda, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez.

    Fer’î müdahil olarak davada yer alan kimse, yanında katıldığı taraf haksız çıkarsa, yalnızca fer’î müdahale giderinden sorumlu tutulur, aksi hâlde bu giderler diğer tarafa yükletilir. Ancak, hüküm üçüncü kişinin katıldığı taraf lehine verilmiş olsa bile, lehine hükmolunan tarafın hâl ve davranışı, üçüncü kişinin davaya katılmasını gerektirmişse, müdahale giderinin tamamı veya bir kısmı, lehine hüküm verilen tarafa yükletilebilir (6100 sayılı Yasa Md. 328).

    Değinilen Yasanın 329 uncu maddesi uyarınca, kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Vekâlet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktar doğrudan mahkemece takdir olunur. Kötüniyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, bundan başka beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir. Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır.

    Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan durumlarda, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder. Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir. (6100 sayılı Yasa Md. 331).

    Yasanın 332 ve 333 üncü maddelerinin açık hükmü gereğince, yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedilir. Yapılan giderin tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır. Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Bu kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır.

    Somut uyuşmazlıkta; mahkemece karşı dava ve birleşen dava yönünden taktir edilen vekalet ücreti ile yargılama masraflarının usul hükümlerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır.Her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki taraf ayrı ayrı vekâlet ücretinden sorumlu tutulmalı, vekâlet ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınmalıdır.

    Karşı davada kabul edilen miktar 44.206,00 TL reddedilen miktar ise 80.290,00 TL olup her iki taraf yararına 5.212,66 TL vekalet ücretine hükmedilmiş,yine birleşen davada ise reddedilen miktar bulunduğu halde davalı yararına vekalet ücreti taktir edilmediği görülmüştür.Yine 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesine göre, tarafların yargılama sebebiyle yaptıkları masrafın ne kadar olduğu, bunun ne kadarının harç ne kadarının diğer masraflar olduğu, masraflardan kimin ne kadarından sorumlu olacağı hükümde tek tek açıklanmalı ve aynı Kanun’un 332. maddesi uyarınca hükümde yargılama giderlerinin dökümü yapılmalıdır.Mahkemece, hükmolunan yargılama giderlerinin denetime elverişli olarak karar yerinde açıklanmaması, dökümünün yapılmaması ve ayrıca davada kısmen kabul kararı verilmesine rağmen HMK’nın 326. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin kabul/redde göre paylaştırılmaması usul ve yasaya aykırıdır.Nitekim birleşen dava dosyasında toplam yargılama giderinin 98.40 TL olduğu belirtildiği halde dosyada birden fazla bilirkişi incelemesi yapıldığı talimat ile ifadelerin alındığı toplam yargılama masrafının hükümde belirtilenden oldukça fazla olduğu açıktır. Kaldı ki birleşen davada reddedilen miktarın da bulunduğu yargılama giderlerinin ret ve kabul oranlarına göre belirlenmediği aynı şekilde karşı dava da davalı-karşı davacıya yüklenen miktarın fazla olduğu anlaşılmaktadır.

    Mahkemece karşı dava ve birleşen dava yönünden, hükmolunan yargılama giderlerinin denetime elverişli olarak karar yerinde açıklanmaması, dökümünün yapılmaması ve ayrıca davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen yargılama giderlerinin kabul/redde göre paylaştırılmaması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi vekalet ücretlerinin de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre kabul edilen ve reddedilen miktarlara göre belirlenmemesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

    F) Sonuç:

    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 17.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/10264 Karar : 2016/2909
    Tarih : 11.04.2016

    • HMK 332. Madde

    Dava, kira alacağından dolayı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Davacı vekili tarafından açılan itirazın iptali ve tahliye davası mahkemece kira ilişkisi ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de; HMK`nun 323 ve 332. madde hükümlerine aykırı olarak davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri konusunda olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olup hükmün belirtilen nedenle bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi



  • YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/18021 Karar : 2015/20202
    Tarih : 23.11.2015

    • HMK 332. Madde

    1-) 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 297. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.

    Bu kapsamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde:
    “...
    c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
    ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
    ...
    (2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.

    Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.

    Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olması gereklidir. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek
    "
    yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.

    Bu kapsamda, hükümde kabul edilen sürelerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin açıkça gösterilmeyerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

    2-) 506 sayılı Kanunun 4. maddesinde ise, “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır.
    ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işveren"i ifade etmektedir.

    Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin alt işverenler tarafından düzenlenmiş olması durumunda, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.

    Davalılar M.ve S.’in gerçek işveren olmadığının belirlenmesi karşısında haklarında husumetten red kararı verilmesi ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken olumlu-olumsuz her hangi bir karar verilmemesi isabetsizdir.

    3-) Dosya içeriğinde mevcut 14.09.2009 tarihli Kurum Raporu’nda davacının, davalı .... Unlu Mamulleri Ltd. Şti’nde 02.08.1999-30.08.2009 tarihleri arasında çalıştığı ve bu sürelerin O.Ş. adlı şahsın üzerinde göründüğü anlaşılmakla bu sürelerinde davacının hizmetine eklenmesi gerektiği hükmün tesisi sırasında dikkate alınmaması da isabetsizdir.

    4-)6100 sayılı HMK nun
    “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış,

    “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,”

    “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332. maddesinde ise “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır. .

    Davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen kabulüne denilmek suretiyle davalılar lehine vakalet üretine hükmedilmemiş olması ve yargılama giderlerinin Kabul/red ugulanmadan tamamının davalılara yüklenmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir

    O hâlde, davalı Kurum, Ç.. A.., M.. A.. ve S.. A.. Kurum avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.

    Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2013/12928 Karar : 2013/16970
    Tarih : 7.10.2013

    - HMK 332. Madde

    İmar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması istemine ilişkin davanın kısmen kabulüne dair mahkemece verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, bu karara karşı davacılar vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.

    Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, Yargıtay ilamında yazılı gerekçelere göre; davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istekleri HUMK.nun 440. maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından yerinde değildir. Ancak;

    1)11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı yasanın 21. maddesi ile Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinde yapılan değişiklik ile; “24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar da dâhil olmak üzere her türlü alacak ve bedeller, borçlu idarelerce, ipotek veya uygulama tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunda belirtilen kanuni faiz oranı uygulanmak suretiyle güncellenerek ilgililerine ödenir. Bu hüküm devam eden davalarda da uygulanır” hükmü getirilmiş olup,

    Bu değişiklik uyarınca taşınmazın ipotek veya uygulama tarihindeki niteliği esas alınmak suretiyle bedele dönüştürülen davacılar payının o tarihteki karşılığı tespit edildikten sonra, bu bedele 3095 sayılı Kanunda belirtilen kanuni faiz oranı uygulanmak suretiyle dava tarihine güncellenerek bedel tespiti için bilirkişi kurulundan ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gibi,

    2)Mahkemece taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. HMK'nın 332 maddesinin, ''Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir'' hükmü gereğince taraflar lehine resen vekalet ücretine hükmedileceğinden,

    3-6487 sayılı yasada getirilen aynı düzenleme ile; "bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir. ... açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır." hükmünün getirilmiş olduğu gözetildiğinde, harç ve vekalet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerektiğinden;

    Davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 28.02.2013 gün ve 2012/25300-2013/3307 sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, taraflardan peşin alınan temyiz harcının ve karar düzeltme harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2014/3492 Karar: 2014/3646
    Tarih: 01.04.2014

    - HMK 332. Madde

    Kullanım kadastrosu sırasında Kayadibi Köyü çalışma alanında bulunan 111 ada 6 parsel sayılı 90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve R. oğlu M. M.'nun fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı M. M., beyanlar hanesinde kimlik bilgilerinin yanlış yazıldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesine, taşınmazın 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve R. oğlu M. M.'nun fiili kullanımında bulunduğu şerhinin yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Dalaman Kadastro Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, 3402 sayılı Yasa'nın Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir. 3402 sayılı Yasa'nın, 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4/1. maddesi; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi ile 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır. Kadastro tespitine itiraz davalarında davalı sıfatı, kadastro tutanağının mülkiyet hanesinde adı yazılı tespit malikleri ile varsa tutanağın beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi ya da kişilere aittir. Somut olayda, davanın, tespit maliki olan Hazineye yöneltilmesi gerekirken, Kadastro Müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Ne var ki, dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Kadastro Müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Davacının somut olayda; tespit maliki olan Hazine yerine Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermesi şeklindeki yanılgısı, temsilcide hata niteliğindedir. Temsilcide hata halinde doğru hasma dava dilekçesinin tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanabileceği, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarındandır.

    Sonuç: Hal böyle olunca, mahkemece, davacının davasını Hazineye yöneltmesi imkanı tanınmalıdır. Kabule göre de HMK'nın 332/2. maddesinde açıkça “yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir." şeklinde düzenleme getirildiği halde, mahkemece yargılama giderlerinin açıkça hükümde gösterilmemiş olması da isabetsiz olup, davalının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.04.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.