HMK Madde 307



  • Davadan Feragat

    HMK Madde 307

    (1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.




  • HMK Madde 307 Gerekçesi

    Davadan feragate ilişkin 1086 sayılı Kanunun 91 inci madde hükmü korunurken, maddeye kısmen feragati de ifade edebilecek biçimde, talep sonucundan kısmen vazgeçmenin de mümkün olduğu hususu dahil edilmiştir.

    Kural olarak, davacı her davadan hiçbir kayda tâbi olmaksızın feragat edebilir. Ancak “Cumhuriyet savcısının davada yer alması” başlıklı 75 inci maddenin üçüncü fıkrasında gösterildiği üzere, Cumhuriyet savcısının yer aldığı dava ve işler üzerinde taraflar serbestçe tasarruf edemeyeceklerinden, bu nevi davalarda davacının feragat etmesi sonuç doğurmaz.



  • HMK 307 (Davadan Feragat) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/10187 Karar : 2018/6693
    Tarih : 18.09.2018

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

    Mahkemece, yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

    Davacı, davadan feragate yetkili olduğu anlaşılan avukatı aracılığıyla karardan sonra verdiği 23.07.2018 tarihli dilekçesi ile 7143 sayılı Yasadan faydalanmak için davadan feragat ettiğini belirtmiştir.

    Çekişmeli yargıda kural olarak, “tasarruf ilkesi” geçerlidir ve taraflar dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Bu suretle davaya son verilebilmesinin bir yöntemi davadan feragattir ve anılan kurum 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307 ila 312'nci maddelerinde (mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 91 ila 94'üncü maddelerinde) düzenlenmiştir.

    Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Temyiz edilen ve fakat henüz temyiz Dairesince görüşülmeyen bir karar, usul hukuku çerçevesinde kesinleşmiş olmadığından, bu aşamada davadan feragat mümkündür.

    Hakim, gördüğü davada tahkikatı bitirip hüküm kurduktan sonra davadan elini çekmiş olur ve kural olarak dava sonunda verilen karar temyiz edilip bozulmadan ve bu suretle yargılamaya yeniden başlanmadan davanın esası ile ilgili hiç bir karar veremez.

    Feragat, davayı kesin olarak sonuçlandıran bir hukuki neden olduğundan, hakim karar verdikten sonra dahi belgelendirilen feragat üzerine davanın bu nedenle reddine karar verebilir ise de, Yargıtay uygulamalarında (örneğin Hukuk Genel Kurulu’nun 21.10.1981 gün 1981/2-551, 1981/683 ve 02.6.1982 günlü 1982/376-547sayılı kararları ile 11.04.1940 gün ve 1939/15-1940/70 sayılı tevhidi içtihat kararının gerekçesinden esinlenen uygulama) hüküm temyiz edildikten sonra vaki feragat üzerine mahkemece kendiliğinden bir karar verilmeyerek Yargıtay’ın bu konuda (feragat konusunda) mahkemece bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına dair verilecek kararından sonra ancak dosyayı ele alabilir ve feragate dayanarak davayı reddedebilir.

    Bu itibarla; somut olayda davadan vazgeçildiği (feragat edildiği) bildirdiğinden, hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelenmesine usulen engel oluşturan bu hukuki olgu çerçevesinde, davacının 7143 sayılı Yasadan yararlanmak amacıyla davadan feragat ettiği gözetilerek yeniden inceleme yapılmak üzere mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.

    O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün sair hususlar incelenmeksizin yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.09.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/1030 Karar : 2018/12216
    Tarih : 12.09.2018

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ve hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiş ise de; davacı, davadan feragat ettiğini bildirmiştir.

    Davacının davadan feragata ilişkin beyanının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307 ve 311. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmakla; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 11.04.1940 gün ve 70 sayılı ve Hukuk Genel Kurulu'nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelemesine engel oluşturan davadan feragat bakımından hüküm verme yetkisi hükmü veren mahkemeye ait olduğundan, bu konuda bir karar verilmek üzere hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK`un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2018/3718 Karar : 2018/8069
    Tarih : 5.09.2018

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; davacı vekili 19.07.2018 tarihli dilekçesi ile davadan ve temyizden feragat ettiğini bildirmiştir.

    Davadan feragat, HMK'nun 307. maddesinde; davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır.

    Aynı yasanın 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır.

    Davadan feragatin, temyiz isteğinden feragat yanında daha geniş kapsamlı olduğu aşikardır. Zira, temyiz isteğinden feragat halinde temyiz dilekçesinin reddine karar vermekle yetinilecek, diğerinde ise davadan feragatin yukarıda açıklanan hukuki niteliği gereği, bu konuda karar verilmek üzere mahkeme kararı bozulacaktır. Aynı zamanda verilen bu iki dilekçenin birbirinin devamı niteliğinde olduğu ve davadan feragatin, bir yerde temyizden feragat isteğini de içereceği, dolayısı ile temyiz incelemesinde davadan feragat isteği esas alınarak çözüme ulaşılması gerekmektedir. (Aynı ilke, HGK'nun 19.12.2012 günlü ve 2012/13-1369 E. 2012/1221 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.).SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece davadan feragat hakkında bir karar verilmek üzere hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/09/2018 gününde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/17296 Karar : 2018/1237
    Tarih : 27.02.2018

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.

    Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmişse de; davacı vekili vekalet yetkisine dayalı olarak davadan feragat ettiğini bildirmiştir.

    Davacı vekilinin davadan feragata ilişkin beyanının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307 ve 311 maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmakla; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 11.04.1940 gün ve 70 sayılı ve Hukuk Genel Kurulu'nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelemesine engel oluşturan davadan feragat bakımından hüküm verme yetkisi hükmü veren mahkemeye ait olduğundan, bu konuda bir karar verilmek üzere hükmün (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla) 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/9832 Karar : 2017/4108
    Tarih : 14.07.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Taraflar arasındaki ortaklar kurulu kararının iptali, alacağın tahsili ve şirket ortaklığından çıkarma istemli asıl ve birleşen davalarda;

    mahkemece verilen asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen 2004/478 E. sayılı davanın kabulüne, birleşen 2011/341 E. sayılı davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün,

    Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından istenilmekle dava dosyası Dairemize gönderilmiş olup, aşamada mümeyyiz taraf vekilinin temyiz isteminden feragat ettiğini bildirdiği anlaşılmakla dosya re`sen ele alındı, düzenlenen rapor okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.

    Feragat, HMK’nın 307. maddesi uyarınca istemde bulunanın talep sonucundan vazgeçmesidir.

    Mümeyyiz davalı-davacı vekilinin taraflar arasındaki sulhten bahisle 25.04.2017 havale tarihli dilekçesi, taraf vekillerince konuya ilişkin sunulan bir dizi dilekçe ve ibraz edilen sulh sözleşmesindeki hüküm de gözetildiğinde temyiz talebinden vazgeçme mahiyetinde ve HMK`nın 74. maddesi gözetildiğinde sonuç doğurucu niteliktedir.

    Bu itibarla, temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle REDDİNE, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/8327 Karar : 2017/4121
    Tarih : 14.07.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Taraflar arasındaki FSEK`ten kaynaklanan hakların ihlali nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı,
    Davalılardan ... bakımından davanın kabulüne,
    Diğer davalılar hakkındaki davanın ise reddine ilişkin yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkemece verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle dava dosyası Dairemize gönderilmiş olup,

    aşamada yerel mahkemenin 10.7.2017 havale tarihli yazısı ekinde gönderilen 7.7.2017 tarihli dilekçe ve ekindeki sair belgeler uyarınca,
    mümeyyiz davalının 26.2.2017 vefat ettiği ve yasal mirasçılarından bir kısmının mirası reddetmiş olmaları nedeniyle murisin tek mirasçısı olarak ...'un kaldığı, adı geçen mirasçı vekilinin de temyiz isteminden feragat ettiğini bildirdiği anlaşılmakla dosya re`sen ele alındı, düzenlenen rapor okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.

    Feragat, HMK’nın 307. maddesi uyarınca istemde bulunanın talep sonucundan vazgeçmesidir. Yerel mahkemece gönderilen evrak kapsamı uyarınca, mümeyyiz davalı ...`un mahkemece verilen karardan ve kararın temyizinden sonra vefat ettiği, geriye kalan mirasçısı ... vekilince ibraz edilen 7.7.2017 tarihli dilekçe ile temyiz talebinden vazgeçildiği anlaşılmaktadır.

    Sözü edilen dilekçe, incelenen evrak içerikleri ve HMK`nın 74. maddesi gözetildiğinde sonuç doğurucu niteliktedir. Bu itibarla, temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı yanın temyiz isteminin feragat nedeniyle REDDİNE, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/1823 Karar : 2017/5530
    Tarih : 6.07.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

    Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

    Davalı vekili kararı 20.05.2016 tarihinde temyiz etmiş, davacı vekili ise temyiz incelemesi aşamasında 24.11.2016 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmiştir.

    Çekişmeli yargıda kural olarak “tasarruf ilkesi” geçerlidir ve taraflar dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Bu suretle davaya son verilebilmesinin bir yöntemi davadan feragattir ve anılan kurum Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 307 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm kesinleşinceye kadar kullanılabilen bir hak niteliğindeki feragat, davacının istem sonucundan vazgeçmesi olup, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurmaktadır. Geçerliliği için davalının rızasına veya mahkemenin kabulüne gerek olmayıp, bu konudaki tek taraflı irade beyanının mahkemeye ulaşması yeterlidir. Mahkemece, yalnızca, feragatin gerçekten anılan anlamı içerip içermediğinin ve yasal yönteme uygun yapılıp yapılmadığının araştırılması ve koşullar gerçekleşmişse feragat nedeniyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekmektedir. Diğer taraftan, davacı tarafından feragat bildirimi yapıldıktan sonra mahkemece henüz buna dayalı olarak karar verilmemiş olsa da, feragatten dönülemez. Davacının bu tür durumlarda, hata, hile veya ikrah nedeniyle feragatin geçersiz olduğunu aynı davada ileri sürebilme veya feragatin feshi için ayrı bir dava açabilme hak ve olanağı bulunmaktadır. Feragatin kesin hüküm oluşturma etkisi maddi anlamdadır ve feragat nedeniyle reddedilen dava, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeniden açılamaz. Ayrıca, feragat ile dava konusu uyuşmazlık esastan sona erdiğinden ve koşula bağlı hüküm verilemeyeceğinden, koşullu feragat geçersiz olduğu gibi, davacının istem sonucunun bir kısmından vazgeçmesi (kısmi feragat) durumunda, davanın feragat edilmeyen bölümü yönünden yargılamaya devam edilmesi zorunludur.

    Mahkemece verilen karar, davalı Kurum avukatı tarafından süresinde temyiz edilmiş olup, dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderildikten sonra, vekaletname içeriğinden bu konuda yetkisinin bulunduğu anlaşılan davacı vekili, 6736 sayılı yasadan faydalanmak amacıyla davadan feragat ettiğine ilişkin dilekçe sunmuştur. HMK’nun 307 ve devamı maddelerine göre davadan feragat kati bir hükmün sonuçlarını doğurur. Ancak, mahkemece bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davadan feragat edildiğinden ve bu aşamada dahi feragat hakkında karar vermek yetkisi mahkemeye ait bulunduğundan, vaki feragat hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

    O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    SONUÇ:

    Yukarda açıklanan nedenlerle davadan feragat hakkında bir karar verilmek üzere hükmün ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/11880 Karar : 2017/8067
    Tarih : 5.07.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Davacı, davalı taraftan satın aldığı dairelerin eksik ve ayıpları nedeni toplam 16.166,00 TL'nin ödetilmesini istemiştir.

    Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.

    1-Davacı mahkemece karar verildikten sonra ancak hüküm temyiz edilmesinden önce davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Mahkemece, 24.12.2014 tarihli ek karar ile; davacı tarafça kesinleşmeden önce davada feragat edildiğinden HMK 307 ve HMK Yönetmeliği 57.maddeye göre, dosya temyize gönderilmeden 11.04.2013 tarihli mahkeme kararının tümüyle iptali ile davacının feragat etmesi nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak hüküm kurulmakla, mahkemece, yeniden dosyanın ele alınarak karar verilmesi yasal olarak mümkün olmadığından, mahkemenin ek kararının kaldırılarak, mahkemece taraf teşkili sağlanılması davacının davadan feragati hakkında karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekir.

    2-Bozma nedenine göre bu aşamada tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

    SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde davacıya, 323,90 TL harcın davalı ...'ya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05/07/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/12502 Karar : 2017/7243
    Tarih : 16.05.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiş ise de; davacı asil 09.05.2017 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini, davalı asil ise 04.05.2017 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden feragat ettiğini bildirmiştir.

    Davadan feragat, HMK`nun 307. maddesinde; davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır.

    Aynı yasanın 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır.

    Davadan feragatin, temyiz isteğinden feragat yanında daha geniş kapsamlı olduğu aşikârdır. Zira, temyiz isteğinden feragat halinde temyiz dilekçesinin reddine karar vermekle yetinilecek, diğerinde ise davadan feragatin yukarıda açıklanan hukuki niteliği gereği, bu konuda karar verilmek üzere mahkeme kararı bozulacaktır. Taraflarca verilen bu iki dilekçenin birbirinin devamı niteliğinde olduğu ve davadan feragatin, bir yerde temyizden feragat isteğini de içereceği, dolayısı ile temyiz incelemesinde davadan feragat isteği esas alınarak çözüme ulaşılması gerekmektedir(Aynı ilke HGK`nun ........2012 günlü ve 2012/...-1369 E. 2012/1221 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.).

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece davadan feragat hakkında bir karar verilmek üzere hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde ... atfıyla 1086 sayılı HUMK`nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren ... günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, ....05.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/367 Karar : 2017/2837
    Tarih : 11.05.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davadan feragat hüküm kesinleşinceye değin yapılabilir ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Taraf vekillerinin asıl ve karşı dava bakımından davadan feragate ilişkin beyanlarının, HMK`nın 74. maddesi de gözetildiğinde, HMK’nın 307 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmış, Yargıtay İBK’nın 11.04.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK’nın 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, öncelikle asıl ve karşı davadan feragate ilişkin bir hüküm verilmesini teminen Dairemizin karşı davada verilen hükmün onanmasına ve asıl davada verilen hükmün bozulmasına ilişkin ilamının kaldırılmasına, asıl ve karşı dava bakımından verilen mahkeme kararının açıklanan nedenle bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Dairemizin 20.10.2016 tarih ve 2111-8291 sayılı onama-bozma kararının kaldırılmasına, asıl ve karşı dava bakımından yerel mahkeme kararının yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz başvuru ve temyiz ilam harcının isteği halinde temyiz eden davacı - karşı davalıya iadesine, ödediği peşin temyiz, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde temyiz eden davalı - karşı davacıya iadesine, 11/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/14286 Karar : 2017/3121
    Tarih : 11.04.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Kadastro sırasında .... köyü, 295 ada 15, 17 ve 18 parsel sayılı taşınmazlar, kesinleşen 2/B madde uygulaması nedeniyle tutanağın beyanlar hanesinde "15 sayılı parselin ..., 17 parselin ...’ın ve 18 parselin .... vd. zilyetliğinde olduğu" şerhi de verilerek tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, taşınmazların kendi zilyetliğinde olduğu iddiasıyla dava açmıştır.

    Orman Yönetimi dava konusu 295 ada 17 ve 18 sayılı parsellerin eylemli orman olduğunu ileri sürerek, davaya müdahil olmuştur, ayrıca Orman Yönetiminin 295 ada 17 parsel hakkında açmış olduğu dava dosyası işbu temyize konu dosya ile birleştirilmiştir. Davacı ..., davadan feragat etmiştir.

    Mahkemece, ...’nın davasının feragat nedeniyle reddine, Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi ve davalılar tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.01.2014 tarih 2013/4616- 2014/307 sayılı kararı ile bozulmuştur.

    Hükmüne uyulan bozma ilamında: ''...Mahkemece, dava konusu 295 ada 17 ve 18 sayılı parsellerin eylemli orman olduğu gerekçesiyle müdahil Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmiş ise de, davacı ...; 24.11.2011 tarihinde davadan feragat etmiş, Orman Yönetimi ise feragattan sonra 7.3.2012 tarihinde davaya müdahil olmuştur. HMK’nın 307. maddesine göre, “Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.” 311. maddesine göre de; “Feragat ve kabul, kati bir hükmün hukukî neticelerini hasıl eder” denilmektedir. Bu düzenlemelere göre dava konusu taşınmazlar hakkındaki dava, davacının feragati ile sona ermiştir. Davaya müdahale ise, ancak, devam eden davalar için mümkündür. Feragattan sonra davaya müdahale mümkün değildir. Bu nedenle, mahkemenin feragat nedeniyle davanın reddine karar vermesi gerekirken, geçerli bir müdahalesi olmayan Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de, kadastro hâkiminin doğru sicil oluşturma görevi bulunmasına rağmen, taşınmazlar hakkında sicil oluşturulmaması da doğru görülmemiştir...'' şeklinde gereğine değinilmiştir.

    -2- 2015/14286-2017/3121

    Mahkemece, davacı ...'nın davasının feragat nedeniyle reddine, 295 ada 15-18 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine, birleşen dosya davacısı Orman Yönetiminin davasının kabulü ile 295 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile çekişmeli taşınmazın eylemli biçimde orman olduğu anlaşıldığından, orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, tutanağın beyanlar hanesindeki şerhlerinin silinmesine karar verilmiş hüküm, 295 ada 17 parsel nolu taşınmaz yönünden davalılardan Hazine ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, 2/B madde uygulaması nedeniyle Hazine adına tesbiti yapılan taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe itiraza ilişkindir.

    Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1981 yılında yapılıp 1982 yılında kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 1989 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması vardır.

    Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve 17 sayılı parselin eylemli orman olduğu, Anayasanın 169. maddesi dikkate alındığında ormanlarda şerh olamayacağı belirtilerek hüküm kurulduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince davalı ...'dan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 11/04/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/160 Karar : 2017/1648
    Tarih : 10.04.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir. Dairemizin 26.09.2016 gün ve 2016/395 Esas ve 2016/4035 Karar sayılı onama ilamı ile mahkeme kararının onanmasına verilmiştir. Bu onama ilamına karşı davacı ve davalı tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.

    Dairemizin onama ilamından sonra, davacı .... Kumaş Boya ... Konf. San. ve Tic. Turz. Ltd. Şti. temsilcileri 27.03.2017 tarihli müşterek dilekçeleri ile davadan feragat etmiştir. Feragat eden temsilciler... ve ...'ın .... 27. Noterliği'nin 02.03.2016 günlü imza sirkülerine göre 02.03.2016 tarihinden itibaren şirket unvanı veya kaşesi altında müştereken temsile yetkili oldukları görülmüştür.

    Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 311. maddesindeki düzenlemede, feragatın kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, 307. maddesinde ise hüküm kesinleşinceye kadar her zaman davadan feragat edilebileceği düzenlenmiştir. Hal böyle olunca, hükümden sonra karar düzeltme aşamasında davacı şirket temsilcileri tarafından yapılan feragat beyanının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi için hüküm bozulmalıdır.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 26.09.2016 gün ve 2016/395 Esas ve 2016/4035 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, hükmün davadan feragat konusunda karar verilmek üzere BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer karar düzeltme itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz ve karar düzeltme peşin harçlarının istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya geri verilmesine, 10.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/2345 Karar : 2017/4644
    Tarih : 4.04.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, kira sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.

    Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Bilahare davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 16.03.2017 tarihli dilekçe ile "...davadan feragat ettiklerini" belirtmişlerdir.

    Feragat, HMK. nun 307. maddesinde; davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır.

    Aynı yasanın 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır.

    Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir.

    Ancak, hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelemesine usulen engel oluşturan feragat hakkında bir karar verme yetkisi ise hükmü veren mahkemeye aittir.

    Nitekim HGK`nun 19.12.2012 tarih ve E.2012/13-1369 K.2012/1221 sayılı kararı ile de, davadan feragatin temyiz isteğinden vazgeçme yanında daha geniş kapsamlı olduğu, birincide temyiz dilekçesinin reddine karar vermekle yetinileceği diğerinde ise, feragatin hukuki niteliği gereği, bu konuda karar verilmek üzere mahkeme kararının bozulacağı aynı zamanda verilen bu iki dilekçenin birbirinin devamı niteliğinde olduğu ve davadan feragatin bir yerde temyizden feragat isteğini de içereceği benimsenmiştir.

    Bu itibarla, mahkemece davadan feragat hakkında bir karar verilmek üzere hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/14589 Karar : 2017/1261
    Tarih : 21.02.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.

    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.

    Davacı ..., hükmün temyiz edilerek dosyanın Yargıtay’a gönderilmesinden sonra vermiş olduğu kimliği onaylı 27.01.2017 tarihli dilekçesi ile davasından feragat ettiğini bildirmiştir.

    6100 sayılı HMK’nun 307. maddesinde feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiştir.

    6100 sayılı HMK’nun “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309. maddesi hükmüne göre de feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.

    Yukarıda belirtildiği üzere feragatin kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları da bu doğrultudadır. (11.4.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.5.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı Kararı)

    Bu nedenle kararın davacının davadan feragati hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/13863 Karar : 2017/1225
    Tarih : 21.02.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Davacı, Türkiye'deki sigortalılık başlangıç tarihinin Almanya'da sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarih olarak belirlenmesi ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

    Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

    Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

    Davacı vekili 09/01/2016 tarihli dilekçe ile davacının davadan feragat ettiğini bildirmiştir.

    Feragat, HMK'nın 307. maddesinde; davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, HMK 311. maddede ise; feragatin kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı açıklanmıştır.

    Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Ancak, hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelemesine usulen engel oluşturan feragat hakkında bir karar verme yetkisi ise hükmü veren mahkemeye aittir. ( Aynı yöndeki Hukuk Genel Kurulu'nun 19.12.2012 tarih ve 2012/13-1369 esas, 2012/1221 karar sayılı kararı )

    Bu itibarla mahkemece davadan feragat hakkında bir karar verilmek üzere hükmün BOZULMASINA, 21/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/14589 Karar : 2017/1261
    Tarih : 21.02.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.

    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.

    Davacı ..., hükmün temyiz edilerek dosyanın Yargıtay’a gönderilmesinden sonra vermiş olduğu kimliği onaylı 27.01.2017 tarihli dilekçesi ile davasından feragat ettiğini bildirmiştir.

    6100 sayılı HMK’nun 307. maddesinde feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiştir.

    6100 sayılı HMK’nun “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309. maddesi hükmüne göre de feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.

    Yukarıda belirtildiği üzere feragatin kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları da bu doğrultudadır. (11.4.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.5.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı Kararı)

    Bu nedenle kararın davacının davadan feragati hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/1114 Karar : 2017/2064
    Tarih : 13.02.2017

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Davaya son veren taraf işlemlerinden olan davadan feragate ilişkin hükümler 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307., 309., 310., 311. ve 312. maddelerinde düzenlenmiş olup, 307. maddede “Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.”, 311. maddenin 1. cümlesinde ise, “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.” hükmü yer almaktadır.

    Dosyanın incelenmesinde somut olayda; vekaletnamesinde davadan feragat yetkisi bulunan davacı vekili tarafından 08.04.2016 havale tarihli dilekçeyle davadan feragat ettiklerinin mahkemeye bildirilmiş olduğu, Mahkemece 14.04.2016 tarih ve 2016/131 E.-2016/148 K. sayılı karar ile feragat sebebiyle davanın reddine karar verildiği, davacı vekiline 18.04.2016, davalı vekiline 27.04.2016 tarihinde tebliğ edilerek Mahkeme ilamının 06.05.2016 tarihinde kesinleştiğinin belirtildiği görülmektedir.

    Davacı asil tarafından 31.08.2016 havale tarihli temyiz dilekçesiyle karar temyiz edilmiştir. Mahkemece, 01.09.2016 tarihli ek karar ile davacı asil tarafından verilen 31.08.2016 havale tarihli temyiz başvuru dilekçesinin süresinde verilmediği, dosyanın 06.05.2016 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı asilin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

    Ek karara karşı davacı asil tarafından 26.09.2016 havale tarihli dilekçe ile Bölge Adliye Mahkemesine başvurulduğu, ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 17.10.2016 tarih ve 2016/20 E.-2016/10 K. sayılı kararı ile kararın verilmesi ve kesinleşmesi 20.07.2016 tarihinden önceki döneme ilişkin olduğundan, bu döneme ilişkin incelemenin Yargıtay ilgili dairesince yapılacağından bahisle dosyanın ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Karşıyaka 2. İş Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmektedir.

    Bölge Adliye Mahkemesinin kararında belirtilen gerekçeler göz önünde bulundurularak davacı asilin söz konusu dilekçesinin temyiz dilekçesi mahiyetinde olduğunun kabulü ile yapılan temyiz incelemesi neticesinde; Mahkemenin, temyiz talebinin reddine ilişkin 01.09.2016 tarihli ek kararı, usul ve kanuna uygun olduğundan, davacının yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 13.02.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/2994 Karar : 2016/16239
    Tarih : 28.11.2016

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Mahkemece, miras taksim sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Ne var ki, davacı ... .../.../2016 hakim havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmiş, mahkeme yazı işleri müdürü tarafından kimlik tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.

    Davadan feragat, 6100 sayılı HMK'nın 307. maddesinde davacının talep sonucundan kısmen ya da tamamen vazgeçmesi şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 310. ve 311. maddelerine göre hükmün kesinleşmesine kadar davadan feragat etmek mümkün olup, davadan feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurur. HGK`nın ....09.1995 tarih ve 1995/...-661 Esas ve 1995/763 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere, davadan feragat edilen bu durumda öncelikle davadan feragat hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davadan feragat konusunda bir karar verilmek üzere 6100 sayılı HMK'nın Geçici .... maddesi yollmasıyla ile 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre, davacı vekili ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK`nun 440/I maddesi gereğince ... Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı ... gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

    ....280,00 TL peşin harcın istek halinde davalılara, ....905,70 TL`nin de istek halinde davacıya iadesine 28...2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/5524 Karar : 2016/19972
    Tarih : 14.11.2016

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    A) Davacı isteminin özeti:

    Davacı vekili, davacıya çalışması boyunca yıllık izin kullandırılmadığını ileri sürerek yıllık izin ücreti alacağını istemiştir.

    B)Davalı cevabının özeti:

    Davalı ... vekili, davacıya yıllık izinlerinin kullandırıldığını, davacının ibraname verdiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

    Davalı ... Şirketi davaya cevap vermemiştir.

    C)Yerel Mahkeme kararının özeti:

    Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, ... İş Mahkemesinin 2010/436 Esas 2012/65 Karar sayılı dosyasının incelenmesinden davacı ... tarafından davalılar ... aleyhine açılan işçilik alacakları davasında yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 28/02/2012 günlü kararı ile fark kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olduğu ve bu dosyada alınan bilirkişi raporunda kıdem ve ihbar tazminatına esas hizmet süresinin 24/12/2004 -18/12/2009 tarihleri arası olarak alındığı ve bu kararın 22/05/2013 tarihinde kesinleşmiş olduğu, dosyaya yıllık izin defteri ve davacının yıllık izinlerin kullandığına ilişkin somut bilgi ve belge sunulmadığı, bu durumda davacının çalıştığı süre içerisinde hak etmiş olduğu yıllık izinlerini kullanmadığı ve ücretlerinin de ödenmediği kanaatine varılmakla bilirkişi raporunda yapılan hesaplama dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun bulunduğu, davacı vekilinin 25/11/2014 günlü duruşmasında alınan beyanında davalı ... ... Şirketi hakkında açmış oldukları davada feragat ettiklerini beyan ettiği, beyanını imzası ile doğrulandığı, açıklanan kanıtlar ve tüm dosya içeriği bir arada değerlendirildiğinde, davacının kesinleşen mahkeme ilamı gereğince 24/12/2004-18/12/2009 tarihleri arasında davalı ... isimli işyerinde çalıştığı ve dosya kapsamında yıllık izin hakkının kullandırılmadığı ve ücretlerin de ödenmediği kanaatine varılmakla bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda davacı vekilinin ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın davalı ... yönünden kabulüne, her ne kadar davalı ... ... Şirket aleyhine dava açılmış ise de davacı vekilinin duruşmada alınan beyanında bu şirket yönünden açtıkları davadan feragat ettiklerini bildirdiği vekaletnamesinde davadan feragata yetkisinin bulunduğu ve feragatın hüküm ifade edebilmesi için karşı tarafın muvafakatının da gerekmediği anlaşılmakla bu davalı yönünden HMK 307 vd. Maddeleri gereğince davacının davasından feragat nedeniyle reddine karar verildiği gerekçesi ile yıllık izin ücreti alacağının davalı ...’nden tahsiline karar verilmiştir.

    D)Temyiz:

    Karar süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    E)Gerekçe:

    1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

    2- Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

    Türk Hukukunda ibra sözleşmesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Yasanın 132 inci maddesinde “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir.

    İş ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420 inci maddesinde öngörülmüştür. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir.

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420 inci maddesinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde yapılan ibra sözleşmelerine geçerlilik tanınmayacağı bildirilmiştir. Aynı maddede, alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmelerinin (ivazlı ibra), ancak ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli olacağı öngörülmüştür. 4857 sayılı İş Kanununun 19 uncu maddesinde, feshe itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olmakla, feshi izleyen bir ay içinde işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu noktada feshi izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir. O halde feshi izleyen bir aylık sürede işverenin olası baskılarını azaltmak, iş güvencesinin sağlanması için de gereklidir. Geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir. Bir aylık bekleme süresi kısmi ibra açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de temelde işçi yararına bir durumdur. Hemen belirtelim ki bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile ilgili olup ifayı ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir anlatımla işçinin fesih ile muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir.

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun değinilen maddesinde, işverence yapılacak olan ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi, ibranamenin geçerliliği noktasında sonuca etkilidir. Ancak banka dışı yollarla yapılan ödemelerde de borç ibra yerine tamamen veya kısmen ifa yoluyla sona ermiş olur.

    Sözü edilen yasal düzenleme, sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için işçi yararına kısıtlamalar öngörmektedir. İşverenin cezai şart ve eğitim gideri talep ettiği yine işçinin vermiş olduğu zararın tazminine dair uygulamalarda ve hatta sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde işçinin işverene borçlu olduğu durumlarda, taraflar, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla sona erdirebilirler.

    Değinilen maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri tazminat ve alacaklar dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün haklar yönünden uygulanır.

    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Ancak 6098 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olmadığı dönemde imzalanan ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. İbranamenin feshi izleyen bir aylık süre içinde düzenlenmesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılmamış oluşu 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenen ibra sözleşmeleri için geçersizlik sonucu doğurmaz.

    İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine yönelik olarak Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlülüğü öncesinde yapılan ibra sözleşmeleri yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir:

    a)-Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 15.10.2010 gün, 2008/41165 E, 2010/29240 K.).

    b)-İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez (Yargıtay 9.HD. 5.11.2010 gün, 2008/37441 E, 2010/31943 K).

    c)-İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.

    Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanununun 21 inci maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.

    İbranamedeki irade fesadı hallerinin, 818 sayılı Borçlar Kanununun 31 inci maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir (Yargıtay 9.HD. 26.10.2010 gün, 2009/27121 E, 2010/30468 K). Ancak, işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından iş ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.

    d)-İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 9.HD. 4.11.2010 gün 2008/37372 E, 2010/31566 K).

    e)-Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD 21.10.2010 gün 2008/40992 E, 2010/39123 K.). Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz (Yargıtay 9.HD. 24.6.2010 gün 2008/33748 E, 2010/20389 K.).

    f)-Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır (Yargıtay 9.HD. 27.06.2008 gün 2007/23861 E, 2008/17735 K.). Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır (Yargıtay HGK. 21.10.2009 gün, 2009/396 E, 2009/441 K).

    g)-Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir (Yargıtay 9.HD. 4.11.2010 gün 2008/40032 E, 2010/31666 K).

    h)-İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir (Yargıtay 9.HD. 24.6.2010 gün, 2008/33597 E, 2010/20380 K). Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.

    İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir (Yargıtay HGK. 27.1.2010 gün 2009/9-586 E, 2010/31 K. ; Yargıtay 9.HD. 13.7.2010 gün, 2008/33764 E, 2010/23201 K.).

    Somut uyuşmazlıkta, dosyada 28/01/2010 tarihli ibraname mevcuttur. İbranamede, davacı işçinin yıllık izinlerini kullandığını beyan ettiğine bu konuda işvereni ibra ettiği belirtilmektedir. Mahkemece ibranemeye değer verilip verilmediği gerekçelendirilmemiştir.

    Bu nedenle yıllık ücretli izin alacağı yönünden davacı asıla bu ibraname gösterilip sorularak beyanları alındıktan sonra, ibranameye değer verilip verilmeyeceği gerekçelendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.

    F)SONUÇ:

    Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14/11/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/12778 Karar : 2016/5240
    Tarih : 7.09.2016

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, ihtiyaç nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz olunmuştur.

    Davacı vekili temyiz aşamasında verdiği 29/06/2016 tarihli dilekçeyle davadan feragat ettiklerini bildirmiştir. Feragat 6100 sayılı HMK`nun 307, 309, 310, 311 ve 312.maddelerinde düzenlenmiş olup feragat davanın her aşamasında nazara alınabilir ve kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Feragat karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan tek taraflı irade beyanı ile davayı sonuçlandıran işlemdir. Şu halde feragat nedeniyle bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 07/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/926 Karar : 2015/4748
    Tarih : 28.04.2015

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.

    Dosyanın Yargıtay`a gönderilmesinden sonra verilmiş olan 28.04.2015 havale tarihli davacı vekili ve davalı vekili tarafından müşterek imzalı dilekçeleri ile davacı vekili davasından feragat ettiğini, davalı vekili de temyizden feragat ettiğini bildirmiştir

    Feragat, kati bir hükmün hukuki neticelerini doğurur. Hem davadan hem temyiz isteminden feragat edilmesi halinde öncelikle davadan feragat hususunun değerlendirilmesi gerekir.

    6100 sayılı HMK`nın 307. maddesinde feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiştir.

    Aynı yasanın 308. maddesi gereğince de; kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.

    Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur.

    6100 sayılı HMK`nun "Feragat ve kabulün şekli" başlıklı 309. maddesi hükmüne göre de feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.

    Yukarıda belirtildiği üzere feragatin kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtay`ın yerleşmiş uygulamaları da bu yoldadır. ( 11.4.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 16.11.1966 tarihli ve 1438/290 sayılı, 27.05.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı Kararları )

    Mahkemece bir karar verilip davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davadan feragat edildiğinden ve bu aşamada dahi feragat hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün davacının davadan feragati hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.

    Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA ), kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2013/15241 Karar : 2014/19446
    Tarih : 26.06.2014

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Davacı, davalıya ait işyerinde 08.05.2002 ile 12.09.2007 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin disiplin kurulu kararıyla ve haklı sebeple feshedildiğini, bu itibarla kıdem ve ihbar tazminatı talep etme hakkının bulunmadığını,
    yine davacının herhangi bir yıllık izin alacağının bulunmadığını,
    ayrıca davacının daha önce aynı konu ve taleple Gaziantep 2. İş Mahkemesinde dava açtığını, bu davanın 2007/787 esas ve 2009/276 karar sayılı kararı ile reddedildiğini, bu davanın kesin hüküm sebebiyle reddinin gerektiğini savunmuştur.

    Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ve ihbar süresine uyulmaksızın feshedildiği ve davacının ödenmeyen bir kısım işçilik alacaklarının mevcut olduğu,
    davacının Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 307. maddesi uyarınca yıllık izin ücreti talebinden vazgeçtiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,
    ayrıca davacının Gaziantep 2. İş Mahkemesinde davalı aleyhine açtığı, redle sonuçlanan ve temyiz edilmeksizin davacı yönüyle kesinleşen davada talep edilen kıdem ve ihbar tazminatı tutarları da kesin hüküm sebebiyle usül ekonomisi gözetilerek bilirkişi tarafından belirlenen tutarlardan indirilmiştir.

    Karar, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

    1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,

    2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının bu davadan önce açmış olduğu davada verilen ve davacı yönünden kesinleşen hükmün, iş bu dava açısından kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı noktasında toplanmaktadır.

    Somut olayda, davacı işçi bu davadan önce Gaziantep 3. İş Mahkemesinin 2007/787 esas sayılı dosyası ile açmış olduğu davada kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti taleplerinde bulunmuş, fazlaya dair haklarını saklı tutmuştur.
    Sözkonusu davanın yargılaması sırasında mahkemece 22.10.2008 tarihli celsede davacı vekiline bilirkişi ücreti yatırması için on gün süre verilmiş, 27.02.2009 tarihinde davacı vekilinin yokluğunda yapılan bir sonraki celsede ise davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için on gün kesin süre verildiği ve buna ilişkin tebligatın davacı vekiline 16.03.2009 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır.

    Mahkemece takip eden celse kesin süreye uyulmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerine tefhim edilmiştir.

    Davacı tarafından aynı taleplerle açılan bu davada ise,
    Mahkemece bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar nazara alınarak dava dilekçesinde talep olunan alacaklardan kıdem ve ihbar tazminatı alacağı yönünden kesinleşen dosyadaki miktarlar mahsup edilerek alacaklar hüküm altına alınmış,
    yıllık izin ücretine ilişkin olarak feragat sebebiyle talebin reddine karar verilmiştir.

    Ancak davacı tarafından aynı taleplerle açılan ve mahkemece kesin süreye uyulmadığı gerekçesi ile reddedilen ve davacı açısından kesinleştiği anlaşılan karar kesin hüküm niteliği taşıdığından davacının alacaklarından önceki davada talep edilen miktarların mahsubu hatalı olmuştur. Mahkemece; dava dilekçesinin kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

    Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
    Esas : 2018/658 Karar : 2018/1291
    Tarih : 4.07.2018

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, yargısal faaliyetten dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

    Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

    Davacı vekili temyiz isteminin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca görüşülmesinden önce verdiği 06.03.2018 günlü dilekçesinde davadan feragat ettiğini açıkça ve koşulsuz olarak bildirmiştir.

    Feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 307. maddesinde, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 311. maddede ise feragatin, kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı açıklanmıştır.

    Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Temyiz edilen ve fakat henüz Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca görüşülmeyen bir karar, usul hukuku çerçevesinde kesinleşmiş olmadığından, bu aşamada davadan feragat mümkündür.

    Somut olayda davacı vekili Av. Fatma Bayraktar davadan feragat ettiğini açıkça ve koşulsuz olarak bildirdiğinden, bu beyan çerçevesinde işlem yapılması zorunludur.

    Böyle bir durumda karar Hukuk Genel Kurulunca temyizen incelenemez.

    Hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelenmesine usulen engel oluşturan bu durumun Özel Dairece değerlendirilip karara bağlanması için karar bozulmalıdır.

    S O N U Ç: Davacı vekili tarafından verilen dilekçenin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için Özel Daire kararının bu değişik gerekçeyle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz isteminin şimdilik incelenmesine yer olmadığına 04.07.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.



  • YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
    Esas : 2018/251 Karar : 2018/450
    Tarih : 14.03.2018

    • HMK 307. Madde

    • Davadan Feragat

    Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.

    Mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm, Yargıtay 21. Hukuk Dairesine ait yukarıda esas ve karar numarası belirtilen karar ile bozulmuştur.

    Bozma üzerine yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiş, direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.

    Temyiz aşamasında iken davacı vekili Av. ... 26.12.2014 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğini açıkça ve koşulsuz olarak bildirmiştir.

    Feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun (HMK) 307. maddesinde, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 311. maddesinde ise feragatin kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı açıklanmıştır.

    HMK`nın 310. maddesindeki düzenleme uyarınca hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Temyiz edilen ve fakat henüz Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca görüşülmeyen bir direnme kararı, usul hukuku çerçevesinde kesinleşmediğinden, bu aşamada davadan feragat mümkündür.

    Somut olayda, davacı vekili direnme kararının temyizine ilişkin istemin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca görüşülmesinden önce verdiği dilekçesi ile davadan feragat ettiğini açıkça ve koşulsuz olarak bildirmiş, yapılan incelemede vekaletnamesinde davadan feragat için yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.

    O hâlde, davacı vekilinin davadan feragat ettiğine dair bu beyanı çerçevesinde işlem yapılması zorunludur.

    Böyle bir durumda, direnme kararı Hukuk Genel Kurulunca temyizen incelenemez. Hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelenmesine usulen engel oluşturan bu durumun yerel mahkemece değerlendirilip karara bağlanması için direnme kararı bozulmalıdır.

    S O N U Ç : Davacı vekili tarafından verilen dilekçenin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için mahkeme kararının bu değişik gerekçeyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu`nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz istemi hakkında şimdilik karar verilmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 14.03.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.