HMK Madde 215



  • Belgelerin Halefler Aleyhine Kullanılması

    HMK Madde 215

    (1) Bir kimsenin aleyhine delil olarak kullanılabilecek belgeler, o kimsenin halefleri aleyhine de delil teşkil eder.




  • HMK Madde 215 Gerekçesi

    1086 sayılı Kanunda sadece özel belgelerin halefler aleyhine kullanılması düzenlenmişti. Hüküm sadece özel belgelerin halefleri bağlaması şeklinde değil, tüm belgeleri kapsayacak şekilde genelleştirilmiş; ayrıca sadeleştirilmiştir. Burada senet yerine belge terimi özellikle kullanılmıştır. Bir belge senet niteliğinde olsun olmasın haleflerini bağlayacağından ve bu Tasarıda belge terimi kanunî bir terim olarak kabul edildiğinden, senet yerine belge tercih edilmiştir.



  • HMK 215 (Belgelerin Halefler Aleyhine Kullanılması) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/38277 Karar : 2018/1110
    Tarih : 1.02.2018

    • HMK 215. Madde

    • Belgelerin Halefler Aleyhine Kullanılması

    Davacı, davalı ...’nın kendisini ... 1. Noterliğince tanzim olunan 11/06/2007 gün ve 6161 yevmiye numaralı genel vekaletnameyle avukatı olarak görevlendirdiğini, davalı ...'nin vekili sıfatı ile takip borçlusu diğer davalı ... Un Yem Gıda San. Tic. A.Ş aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2007/3897 Esas sayılı takip dosyası ile 32.272,00 TL alacağın tahsili amacıyla İcra takibine başladığını, davalı borçlu ... Un Yem Gıda San. Tic. A.Ş.'nin takibe itirazı üzerine itirazın iptali için ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/3 Esas sayılı dosya üzerinden dava açtığını, davalı ...’yi vekil olarak temsil ettiğini, yapılan yargılama sonucunda ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 21/07/2009 gün 2008/3 Esas ve 2009/410 Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulü ile 22.717,20 TL asıl alacak üzerinden İcra takibinin devamına karar verildiğini, davalı borçlu ... Un Yem Gıda San. Tic. A.Ş'nin söz konusu ilamı temyizi üzerine, mahkeme kararının yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davalı ...'nin vekili olarak ... İcra Ceza Mahkemesi'nin 2011/72 esas sayılı dava dosyası ile ticari işletme yöneticisinin kasten alacaklıyı zarara uğratması sebebi ile İcra iflas kanunun 333/A maddesine göre cezalandırılması amacıyla dava açtığını, diğer davalı şirketin iflasının ertelenmesi amacıyla ikame edilen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/401 Esas sayılı dava dosyasında davalı ... adına vekili sıfatıyla harcını da yatırarak 17/11/2011 tarihli feri müdahale dilekçesi ile iflasın ertelenmesine ilişkin dava dosyasına müdahil olduğunu, ... İcra Müdürlüğü'nün 2007/3897 Esas sayılı takip dosyası tahsil aşamasına geldiğinde davalı ... tarafından 10/04/2012 tarihinde takipten feragat edildiğini, davalıların söz konusu dava dosyaları ve takip dosyası bakımından 10/04/2012 tarihli makbuz-ibraname başlıklı belge ile karşılıklı sulh olduklarını, tüm dava ve İcra takiplerinden feragat edildiğini, ancak vekil sıfatıyla takip ettiği ... İcra Müdürlüğü'nün 2007/3897 Esas sayılı takip dosyası, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/3 Esas sayılı dava dosyası, ... İcra Ceza Mahkemesi'nin 2011/72 Esas sayılı dava dosyası, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/401 Esas sayılı dava dosyası bakımından avukatlık ücretinin ödenmediği, 1163 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164. Maddesinde avukatlık ücretinin hüküm altına alındığını, ayrıca tarafların sulh olmaları halinde avukatın tam ücrete hak kazanacağını, avukatın dava sulh ile sonuçlansa dahi vekalet sözleşmesinden doğan avukatlık ücreti ve yargılama masrafı arasında bulunan ve davacı yararına karar altına alınması gereken vekalet ücretini iş sahibinden isteyebileceğini, bu nedenle davalıların iki tür vekalet ücretinin ödenmesinden sorumlu olduğunu, davalı ... ile arasında yazılı ücret sözleşmesi olmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla vekalet ücret alacağının davalıların kendi aralarında yapmış olduğu sulh sözleşmesi gereği davalı ...'nın İcra takibinden feragat tarihi olan 10/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 25.06.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 14.507,47 TL ye yükseltmiştir.

    Davalı ... Un Yem Gıda San. Tic. A.Ş., davanın reddini dilemiştir.

    Diğer davalı, cevap vermemiştir.

    Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacı için 12.448,37 TL'nin (davalı şirket yönünden 7077,78 TL ile sınırlı olmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... Un Yem Gıda San. Tic. A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.

    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... Un Yem Gıda San. Tic. A.Ş.nin tüm, davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

    2-Dava, Avukatlık Kanununun 165. maddesi gereğince, akdi vekalet ücretinden davalıların mesul olduğu iddiasıyla, bu alacağın tahsili istemine ilişkin olup; dosya kapsamı incelendiğinde, davalı ...’nin davalı borçlu ... Un Yem Gıda San. Tic. A.Ş. aleyhine toplam bedeli 32.272,00 TL olan İcra takibine giriştiği, davalı borçlu ... Un Yem Gıda San. Tic. A.Ş.’nin itirazı üzerine takibin durduğu, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/3 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptaline ilişkin dava açtığı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/3 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulü ile 22.717,20 TL alacak yönünden takibin devamına karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, takibin devamı aşamasında davalı borçlu ... Un Yem Gıda San. Tic. A.Ş. ile davalı ...’nin harici olarak 10.04.2012 tarihli makbuz ibraname başlıklı belgeyle anlaştıkları, sulh nedeniyle İcra takibi ve tüm davalardan davalı ...’nin 10.04.2012 tarihinde feragat ettiğine, yargılama gideri ve vekalet ücreti istemediğine ilişkin dilekçe sunduğu görülmektedir.

    Davanın dayanağını teşkil eden Avukatlık Kanunu'nun 165.maddesinde, “sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf, avukatlık ücretinin ödenmesi hususunda avukata karşı müteselsilen sorumludurlar.” hükmü mevcut olup, davanın sulh ile sonuçlanması halinde, avukat müvekkilinden aralarındaki ücret sözleşmesinde kararlaştırılan miktarın tamamını isteyebileceği gibi davada sulh olunan miktara göre karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini de isteyebilir. (Bkz. HGK.’nun 16.2.1994 T. 1993/13-810 E. 1994/60 K. sayılı kararı) Aynı sorumluluk, müvekkille sulh anlaşması yapan karşı taraf için de geçerlidir. Avukatla müvekkili arasında ücret sözleşmesi bulunmaması (veya sözleşmenin geçersiz olması) halinde, müvekkilin ve müvekkille sulh anlaşması yapan hasmın, sulh olunan miktar üzerinden, gerek Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde düzenlenen (müvekkilin avukata ödemesi gereken) akdi vekalet ücretinden, gerekse Avukatlık Kanununun 164/son maddesinde düzenlenen (hasma tahmili gereken) vekalet ücretinden müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Burada, kanundan doğan teselsül hallerinden biri söz konusu olup, Borçlar Kanununun 142. maddesinde düzenlenen "alacaklı, müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden borcunun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhayyendir" hükmüne göre, müteselsil sorumluluğun gereği olarak, sulh sözleşmesinin taraflarının her biri borcun tamamından sorumludur. Buna göre alacaklı alacağının tamamını, her iki taraftan da talep edebileceği gibi, dilerse sadece birinden de talep edebilir. Mahkemenin kabulü de bu yönde olup, olayda Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesinin uygulanması gerektiği açıktır. Davacı, akdi vekalet ücreti ve karşı yan vekalet ücretinin, hasım taraf olan davalı şirket ve müvekkili olan davalı ...’den tahsilini talep etmiştir.

    Avukat tarafından takip edilen dosyada tarafların sulh olmaları halinde vekil eden, avukatı ile aralarındaki adiyen düzenlenmiş olsa dahi sözleşmede belirtilen miktarı avukatına karşı ödemek zorundadır. Avukatla vekil edeni arasında adiyen düzenlenen ücret sözleşmesini hasmın kabul etmemesi halinde, ancak HUMK 299.(HMK 215. md) maddesinde belirtilen şartların gerçeklemesi halinde, yani resmi olmayan senetlerin notere ibrazı, resmi bir işleme esas tutulması, imza edenin ölümü, veya imza etme alacağını ortadan kaldıran bir olayın vuku gibi hallerde üçüncü kişileride bağlayacağı için hasım da sözleşmede belirtilen ücretten sorumludur. Bu hususun ispatı ise davacı avukata aittir. İspat edilemediği takdirde hasım sözleşmede belirlenen ücretten sorumlu olamaz. Bu gibi hallerde veya sözleşme bulunmaması ya da sözleşmedeki ücretin geçersiz olması halinde gerek vekil eden gerekse hasım; sulh olunan miktar, sulh olunan miktar belli değilse mahkemece gerçek sulh olunan miktar araştırılarak bulunacak miktar üzerinden Avukatlık Kanununun 164/4. maddesine göre ücret belirlenmelidir.

    Somut olayda, davalı ... ile davalı şirketin 10.04.2012 tarihli makbuz - ibraname başlıklı belgeyle sulh oldukları anlaşılmakla, davacının avukat olarak takip ettiği ... İcra Müdürlüğünün 2007/3897 Esas sayılı takip dosyasında tarafların sulh oldukları miktarın 10.04.2012 tarihli makbuz ibraname başlıklı ptotokol ışığında tespiti ile bulunacak miktar üzerinden davacı avukatın vekalet ücretinin Avukatlık Kanunu’nun 164/4.maddesine göre belirlenmesiyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece açıklanan bu ilke ve esaslara göre araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirleme yapılarak, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

    SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacıların sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 637,75 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 212,60 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/9938 Karar : 2018/597
    Tarih : 25.01.2018

    • HMK 215. Madde

    • Belgelerin Halefler Aleyhine Kullanılması

    Davacı avukat, davalı ...'in, iş akdinin haksız yere feshedildiği, kendisine ödenmesi gereken işçilik ve diğer alacaklarının ödenmediğinden bahisle hukuki yardımını istediğini, bu konuda gerekli belgeleri inceledikten sonra hukuki yardım talebini kabul ettiğini ve davalı asilin vekilliğini üstlendiğini, ... 9.İş Mahkemesinin 2012/365 esas sayılı dosyası üzerinden gerekli davanın açıldığını, akabinde davalı asil ...'in, açılan davadan vazgeçtiğini, açmış olduğu davada ... için 35.098,68TL alacak isteminde bulunduğunu, buna karşın, dava açılırken dava değerinin 1.000,00 TL olarak gösterildiğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunu, ... ile diğer davalıların haricen sulh olduklarını, yapılan sulh işleminin bilgisi ve onayı dışında gerçekleştiğini, ... ile aralarında yapılan sözleşme ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 165.maddesi gereğince vekalet ücretine hak kazandığını, bunun dışında, ...'in mağduriyeti nedeniyle 536,00 TL yargılama harç ve gideri yaptığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 8.773,92 TL vekalet ücreti, karşı tarafa yüklenecek 400,00 TL vekalet ücreti ve bizzat yapılan yargılama giderlerine karşılık olarak 536,60 TL miktarın, dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

    davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.

    Mahkemece, açılan davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, davacı tarafın talep etmiş olduğu 3.909.57 TL miktarın tüm davalılardan birlikte, 536.60 TL miktarın ise sadece davalı ...'ten, dava tarihi olan 26.07.2012 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan birlikte alınarak, davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı, davalılardan ....,... EMLAK PAZARLAMA ADİ ORTAKLIĞI (...... YAPI ENDÜSTRİ VE TİCARET A.Ş.)tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, ödenmeyen vekalet ücreti alacağının ve davacı tarafından karşılanan masrafların tahsili talebine ilişkindir. Davacının, davalılardan ...’un vekili olarak diğer davalılar aleyhine işçilik alacağı davasını açtığı ancak akabinde işçi ...’a yapılan kıdem ve ihbar tazminatına dair birtakım ödemeler karşılığında geri kalan alacaktan işçinin davalıları ibra ettiği, yine işçi ...’un açılmış olan iş davasından da feragat ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalılar arasında, davacı vekilden habersiz, sulh gerçekleştiği ve işçiyle birlikte sulh yapan işverenlerin de davacının ücret sözleşmesinde belirlenen toplam işçilik alacağının 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164/4. maddesi gereğince % 10’u oranında sorumlu olduklarının kabulüyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Davanın dayanağını teşkil eden Avukatlık Kanunu'nun 165.maddesinde, “sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf, avukatlık ücretinin ödenmesi hususunda avukata karşı müteselsilen sorumludurlar.” hükmü mevcut olup, davanın sulh ile sonuçlanması halinde, avukat müvekkilinden aralarındaki ücret sözleşmesinde kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamını isteyebileceği gibi davada sulh olunan miktara göre karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini de isteyebilir. (Bkz. HGK.’nun 16.2.1994 T. 1993/13-810 E. 1994/60 K. sayılı kararı) Aynı sorumluluk, müvekkille sulh anlaşması yapan karşı taraf için de geçerlidir. Avukatla müvekkili arasında ücret sözleşmesi bulunmaması (veya sözleşmenin geçersiz olması) halinde, müvekkilin ve müvekkille sulh anlaşması yapan hasmın, sulh olunan miktar üzerinden, gerek Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde düzenlenen (müvekkilin avukata ödemesi gereken) akdi vekalet ücretinden, gerekse Avukatlık Kanununun 164/son maddesinde düzenlenen (hasma tahmili gereken) vekalet ücretinden müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Burada, kanundan doğan teselsül hallerinden biri söz konusu olup, Borçlar Kanununun 142. maddesinde düzenlenen "alacaklı, müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden borcunun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhayyendir" hükmüne göre, müteselsil sorumluluğun gereği olarak, sulh sözleşmesinin taraflarının her biri borcun tamamından sorumludur. Anılan yasa maddesine göre, avukatın ücretinden vekil edenin hasmının sorumlu olabilmesi için, avukatın takip ettiği davanın taraflarının aralarındaki ihtilafı sulh yolu ile ve her şekilde olursa olsun anlaşarak sonuçlandırmaları ve takipsiz bırakmaları gerekir. Sulhun, anlaşmanın duruşmada olması veya yazılı bir metne dayanması gerekmez. Olayların gelişiminden böyle bir sonucun olduğunun anlaşılması dahi yeterlidir. Ayrıca, asıl borç avukatın vekil edenine ait olup, yasadan kaynaklanan müteselsil sorumluluk nedeniyle avukata ödeme yapan hasım bunu asıl borçlu olan avukatın vekil edenine, sulh sözleşmesinde, anlaşmalarında aksine bir hüküm yok ise rücu hakkının olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Alacaklı alacağının tamamını, her iki taraftan da talep edebileceği gibi, dilerse sadece birinden de talep edebilir. Mahkemenin kabulü de bu yönde olup, olayda Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesinin uygulanması gerektiği açıktır.

    Avukat tarafından takip edilen dosyada tarafların sulh olmaları halinde vekil eden, avukatı ile aralarındaki adiyen düzenlenmiş olsa dahi sözleşmede belirtilen miktarı avukatına karşı ödemek zorundadır. Avukatla vekil edeni arasında adiyen düzenlenen ücret sözleşmesini hasmın kabul etmemesi halinde, ancak HUMK 299.(HMK 215. md) maddesinde belirtilen şartların gerçeklemesi halinde, yani resmi olmayan senetlerin notere ibrazı, resmi bir işleme esas tutulması, imza edenin ölümü, veya imza etme alacağını ortadan kaldıran bir olayın vuku gibi hallerde üçüncü kişileri de bağlayacağı için hasım da sözleşmede belirtilen ücretten sorumludur. Bu hususun ispatı ise davacı avukata aittir. İspat edilemediği takdirde hasım sözleşmede belirlenen ücretten sorumlu olamaz. Hasım bu gibi hallerde veya sözleşme bulunmaması, sözleşmedeki ücretin geçersiz olması halinde gerek vekil eden gerekse hasım sulh olunan miktar, sulh olunan miktar belli değilse mahkemece gerçek sulh olunan miktar araştırılarak bulunacak miktar, aksi takdirde müdeabih üzeriden Avukatlık Kanununun 164/4.maddesine göre ücret belirlenmelidir.

    1-Davacının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

    Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davalı ...'un vekiliyle yapmış olduğu sözleşmeyle bağlı olduğu, davacının, davalı ...'dan olan alacağının buna göre hesaplanması gerektiği gözardı edilerek, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

    2-davalılardan ....'nin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

    Somut olayda, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacı ile davalı müvekkili ... arasında düzenlenen 05.04.2012 tarihli "görüşme tutanağı ve ücret sözleşmesi"nin, temyize gelen davalılar tarafından kabul edilmediği, davacı tarafından da bu sözleşmenin, iş mahkemesindeki yargılamayı sona erdiren taraf işleminden önce yapıldığının ispatlanamadığı değerlendirilmekle, davacının avukat olarak takip ettiği iş mahkemesi dosyasında tarafların sulh oldukları miktarın, işveren tarafından yapılan ödemeler, işçi tarafından verilen ibranameler ve iş mahkemesi dosyası ışığında tespiti ile bulunan miktar üzerinden Avukatlık Kanununun 164/4.maddesine göre belirlenmesiyle temyize gelen davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece açıklanan bu ilke ve esaslara göre araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle, davalıların hepsinin 05.04.2012 tarihli "görüşme tutanağı ve ücret sözleşmesi"nde belirlenen toplam işçilik alacağının 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164/4. maddesi gereğince %10’u oranında sorumlu olduklarının kabulüyle, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

    3-davalılardan... EMLAK PAZARLAMA ADİ ORTAKLIĞI'nın (..temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

    Her ne kadar, davalılardan... EMLAK PAZARLAMA ADİ ORTAKLIĞI da, davalılardan ...'un işvereni olduğunun kabulüyle, Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesi gereği, davacının vekalet ücreti alacağından diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuş ise de, dosya kapsamının incelenmesinden, davalı ... ile arasında işçi işveren ilişkisi olup olmadığı, iş aktinin kiminle düzenlendiği ve yine iş aktine kimin son verdiği, işçinin kimin yanında çalıştığı hususlarının araştırılıp incelenmediği anlaşılmaktadır. O halde, anılan davalı yönünden öncelikle husumet yönünde değerlendirme yapılıp, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

    4-Açıklanan bozma nedenlerine göre temyize gelen tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

    SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına, (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılardan .... yararına; (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan... EMLAK PAZARLAMA ADİ ORTAKLIĞI'nın (...... YAPI ENDÜSTRİ VE TİCARET A.Ş.) yararına BOZULMASINA, (4) nolu bent gereğince temyize gelen tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 76,00 TL harcın davalı Ayık ..... Şti'ye iadesine, 303,72 TL harcında davalı ... Meksen San. A.Ş'ye iadesine 303,71 TL harcında davalı ... Yapı Tic. A.Ş'ye iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/6503 Karar : 2015/3270
    Tarih : 4.05.2015

    • HMK 215. Madde

    • Belgelerin Halefler Aleyhine Kullanılması

    Davacı vekili, müvekkilinin ... İcra Müdürlüğü'nün 2012/1317 ve 2013/1383 takip sayılı icra dosyalarından alacaklı olduğunu, davalının alacaklı olarak göründüğü .... İcra Müdürlüğü'nün 2012/1405 takip sayılı icra dosyasından borçluya ait gayrimenkullerin icra kanalıyla satıldığını, yapılan sıra cetveli neticesinde .... İcra Müdürlüğü'nün 2012/1405 takip sayılı icra dosyasında alacaklı olan davalının satış bedelinin ödenmesi konusunda 1. sırada olduğunu belirtir sıra cetveli tanzim edildiğini ve tarafına tebliğ edildiğini, .... İcra Müdürlüğünün 2012/1405 sayılı icra dosyasında alacaklı olan davalının alacağının muvazaalı olduğunu, ileri sürerek .... İcra Müdürlüğünün 2012/1405 takip sayılı icra dosyasında tanzim edilen 19/07/2013 tarihli sıra cetveline itirazın kabulü ile davalı alacaklının sıra cetvelinden çıkarılarak satış bedelinin müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyalarına ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davalı vekili, borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2012/1405 sayılı dosyası ile yaptıkları takibin kambiyo senetlerine özgü takip olduğunu, borca konu senedin 15/10/2011 düzenleme tarihli olduğunu ödeme tarihinin de 15/01/2012 olduğunu, davacı tarafın .... İcra Müdürlüğü'nün 2012/1317 sayılı dosyası ile yaptıkların takibin de kambiyo senetlerine özgü takip olduğunu, bononun düzenleme tarihinin 09/05/2010 ödeme tarihinin ise 05/04/2012 olduğunu, bu dosyanın takip tarihinin 13/04/2012 olduğunu, müvekkil davacının borçludan bir borç ilişkisi nedeniyle alacaklı olduğunu alacağın gerçek bir alacak olduğunu ve muvazaalı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

    Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, sıra cetveline itiraz davasında ispat yükü davalı alacaklıda olduğu, davalı alacaklının takip konusu alacağının gerçek olduğunu ve miktarını usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiği, davacı alacaklı borçlu aleyhine 13/04/2012 tarihinde takibe geçtiği, takibin başlangıç tarihi davalı alacaklının takip tarihi olan 19/04/2012 tarihinden önce olduğu, davalının takibin dayanağı olarak gösterilen bono başlıklı belgede 15/10/2011 tarihinde keşide edildiği ve vadesinin 15/01/2012 olduğu yazılı ise de; HUMK’nun 299 ve HMK'nın 215. maddesi uyarınca belgedeki bu tarih belgenin tarafı olmayan kişileri bağlamayacağı, davalı takip konusu meblağ kadar alacaklı olduğunu kanıtlaması gerektiği her zaman düzenlenmesi mümkün kambiyo senedi ile alacağın varlığı davacı yönünden kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

    Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.