HMK Madde 182



  • Kötüniyetli Islah

    HMK Madde 182

    (1) Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle yapıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate almadan karar verir. Ayrıca hâkim, kötüniyetle ıslaha başvuranı, karşı tarafın bu yüzden uğradığı bütün zararlarını ödemeye ve beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm eder.




  • HMK Madde 182 Gerekçesi

    1086 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinde yer alan, kötüniyetle yapılan ıslaha ilişkin hüküm, önemli değişiklikler yapılarak ve ifadesi sadeleştirilerek yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, ıslahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa, mahkeme, yapılan ıslahı dikkate almadan karar verebilecektir. Bilindiği gibi, daha önce kötüniyetle ıslah yapılsa dahi ıslah geçerli kabul ediliyor, ancak, mahkeme para cezasına ve karşı tarafın zararlarının ödenmesine karar verebiliyordu. Oysa bu durumda, asıl kötüniyetle yapılan işlem yaptırımsız kalıyor, ıslah geçersiz sayılmıyordu. Yapılan değişiklikle, kötüniyetle yapılan ıslahın mahkeme tarafından dikkate alınmayacağı kuralı kabul edilerek, bu durum düzeltilmiştir.

    Ayrıca, kötüniyetle ıslah yapan taraf, karşı tarafın bu yüzden uğradığı bütün zararları ödemeye ve disiplin para cezasına mahkûm edilecektir. 1086 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinin son kısmında, “mahkûm edebilir” denilerek, hâkime takdir yetkisi bırakılmıştı. Ancak burada, kesin bir ifade kullanılarak, kötüniyetin mutlaka cezalandırılması amaçlanmıştır. Yine bu kapsamda, öngörülen para cezası da artırılmıştır.



  • HMK 182 (Kötüniyetli Islah) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/10296 Karar : 2016/5704
    Tarih : 5.10.2016

    • HMK 182. Madde

    • Kötüniyetli Islah

    Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.01.2008 başlangıç, 31.12.2015 bitiş tarihli kira sözleşmesi ile Akköy Döşeme Mevkii 1926, 2047 ve 2043 parsel sayılı taşınmazları davalıya kiraladığını, kira bedelinin sözleşmede yazılmadığını, mahalli geleneğe göre kira süresinin sonunda elde edilecek gelire göre %30-50 arasında belirleneceğinin kararlaştırıldığını, davalının 2008, 2009 ve 2010 yılları kira bedellerini ödemediğini, yıllık 6.000.-TL den toplam 18.000,-TL kira alacağının tahsili için takip başlattıklarını ancak davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, şimdilik 18.000-TL üzerinden itirazın iptali ile tazminata hükmedilmesini talep etmiş, daha sonra 27.11.2012 havale tarihli ıslah dilekçesini sunmuş ve bu dilekçede; mahkemece kira ilişkisi kabul edilmez ise talebinin ecrimisil olarak değerlendirilmesini, davalının bu taşınmazları ekip dikerek kazanç elde ettiğini, bu nedenle dava dilekçesinde davanın niteliğini (konusunu), müddeabih kısmı hariç olmak üzere bağımsız kira alacağından ecrimisil tazminatına ıslah ettiklerini bildirmiştir.

    Davalı vekili ise; kira sözleşmesi olarak sunulan belgelerde bedel kısmı yazılmadığından kiracılık ilişkisinin söz konusu olamayacağını, sözleşmenin taraflar arasında danışıklı olarak düzenlendiğini ve doğrudan gelir desteği almak için kullanıldığını, kira ilişkisinin mevcut olmadığını, bu nedenle de davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davacının ıslah talebi değerlendirilerek; itirazın iptali davasında sadece ilgili icra dosyasındaki takibe yapılan itirazın iptali istenebileceği, takip dayanağı alacağın niteliğinin ıslahla değiştirilemeyeceği belirtilerek ıslaha itibar edilmemiş, sunulan kira sözleşmesinde de kira bedeli belirtilmediğinden sözleşmenin kira sözleşmesi niteliğini taşımayacağını, bu nedenle de alacağın varlığının sözleşme ile kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

    HMK.nun 176-182 maddelerinde düzenlenen ıslah kurumu, davacı veya davalının iddianın ve savunmanın değiştirilmesi yasağı kapsamındaki usul işlemlerini, karşı tarafın iznine ve hakimin onayına bağlı olmaksızın, belli kurallar çerçevesinde düzeltilmesini sağlayan bir hukuksal çözümdür. Burada söz konusu olan var olan davanın ıslah edilmesidir.

    Bu bağlamda davanın açılması ile meydana gelen hüküm ve sonuçlar, tarafların davacı ya da davalı sıfatları vb. geçerliliğini korumaktadır. Islah talebinde bulunan davacı, bu yöntemle davada dayandığı hukuki sebebi veya talep sonucunu değiştirebilir. Dava konusu olayda da; davacının ödenmeyen kira alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali talebini bırakarak, alacak miktarını değiştirmeden talebini ecrimisil alacağı davasına dönüştürdüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece davacının ecrimisil talebi ile ilgili değerlendirme yapılarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

    Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

    SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 05/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/11136 Karar : 2015/10742
    Tarih : 24.11.2015

    • HMK 182. Madde

    • Kötüniyetli Islah

    Davacı, davalı Hazine`nin maliki olduğu 73 sayılı parseli diğer davalı tarafından tır parkı olarak tasarruf edildiğini, taşınmazın zeminin mıcır kaplı olup, araç hareketi ve rüzgarlı havalarda oluşan aşırı toz bulutunun iletim hatlarına zarar verdiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi, taşınmaz zeminin beton ya da asfalt ile kaplanmasını istemiştir.

    Davalı Hazine, taşınmazın diğer davalıya kiralandığından tarafına husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmazın davacıya zarar oluşturmadığını, satış aşamasında bulunduğundan zemin kaplamasının yapılamadığını;
    Diğer davalı ise arızaların tabiat koşulları nedeniyle oluştuğunu, davacının gerekli önlemleri almadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

    Mahkemece, davalı Hazine hakkındaki davanın husumet gerekçesiyle reddine,
    diğer davalı hakkındaki davada ise davanın konusu kalmadığından karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir.

    Hükmü, davacı vekili ve davalı B.. D.. İktisadi İşletmesi vekili temyiz etmiştir.

    1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

    2-Dava, komşuluk hukukuna dayalı muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.

    Islah, taraflardan birinin yaptığı usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesidir. Islah hakkı davayı uzatmak ya da karşı tarafı rahatsız etmek amacıyla kullanılamaz.

    "Kötüniyetli ıslah" başlığını taşıyan HMK`nın 182. maddesinde
    " Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşünceler yapıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate almadan karar verir. " hükmü düzenlenmiştir.

    Somut uyuşmazlıkta, davacı 10.000,00 TL değer gösterek dava konusu taşınmaz zeminin mıcır kaplı olması nedeniyle aşırı toz bulutu nedeniyle iletim hatlarının zarar gördüğünü belirterek istemde bulunmuş, 25.10.2013 tarihinde de dava değerini 360.602,00 TL bedele yükseltmiştir.

    Yargılamanın devamı sırasında 05.10.2013 günü dava değerinin artırılmasından 20 gün önce taşınmaz zeminin asfalt ile kaplandığı 21.09.2013 tarihli bilirkişi kurulu raporunda belirtilmiştir.

    Davacı 10.000,00 TL değer göstererek açtığı davada taşınmaz zeminine istemi gibi asfalt serilmesinden sonra dava değerini artırması HMK`nın 182. maddesinde açıklanan kötüniyetli ıslahtır. Bu nedenle, davacının dava değerini artırmasının dikkate almadan davalıyı yargılama gideri ile yükümlendirmesi gerekir.

    Mahkemece, yukarıda açıklanan olgular bir yana bırakılarak ıslah ile artırılan değer üzerinden yargılama giderine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

    Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2.) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA ), kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/1996 Karar : 2017/5640
    Tarih : 4.07.2017

    • HMK 182. Madde

    • Kötüniyetli Islah

    Davacı vekili 23.07.2014 tarihli dilekçesi ile özetle; davacı ile davalı ... İnş. Ltd Şti arasında 03.12.2013 tarihli eser sözleşmesi ile 1909 ada, 3 nolu parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde yapılmakla olan ...Konutları ada içi alt yapı ve çevre düzenlemesi inşaatının sözleşmede belirtilen kısımlara dair işin yapılması konusunda anlaştıklarını, işin ifası sırasında vekil edenden sözleşme dışında bir kısım işin daha yapılmasının istenildiğini ve sözlü anlaşma ile sözleşme haricinde bir kısım iş daha yapıldığını, rakamlara aynı zamanda KDV ekleneceğini, hak edişlerin yapılan birçok görüşmelere rağmen yapılmadığını, müvekkilinin iyi niyetle işleri yapmaya devam ettiğini, ancak davalı ... İnşaatın noter kanalıyla sözleşmeyi feshettiğini, bu nedenle toplam alacağın KDV dahil 675.443,68 TL olup davalı ...Ltd. Şti. Tarafından toplam 216.369,13 TL ödeme yapılmış olup kalan bakiye KDV dahil 459.074,55 TL bedelinde inşaatçı ipoteği olarak (yapı ipoteği) geçici tescil şerhinin işlenmesi hususunda öncelikle karar verilmesini, yapılan işin ve bedelinin tespiti için Gaziantep 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/41 D. İş sayılı dosyası ile 02.06.2014 tarihinde tespit yaptırdığını beyanla 03.12.2013 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının tespiti ile tespit edilecek olan alacak miktarı oranında taşınmazlar üzerine inşaatçı ipoteği (yapı ipoteği) tesciline karar verilmesini istemiştir.

    Davalı ... . Ltd Şti. vekili, Belediyeden ihale ile işi alan Hat .... İş Ortaklığının 26.11.2013 tarihli sözleşmeye göre alt yüklenicisi olup, kendisinin taşeronu olan davacının Mart 2014 tarihinde işi tamamlamadan terk ettiğini 28.04.2014 tarihli ihtarname ile davacı ile yapmış olduğu 03.12.2013 tarihli alt taşeron sözleşmesini fesh ettiğini, yapmış olduğu işlerin bedelini ödediğini, 05.05.2014 ve 07.05.2014 tarihlerinde başka taşeronlar ile sözleşme yaptığını, davacının alacağı bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.

    Davalı ... vekili, davacı taşeron ile hiçbir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, iddia ettiği alacağı kabul etmediğini, ayrıca davacının keşifden sonraki 02.06.2016 tarihli celsede parsel hatası şeklindeki beyanı kabul etmediklerini, dava konusu 2488 ada 6 sayılı parsel üzerinde yeniden keşif yapılması gerektiğini, ayrıca davacının 14.04.2016 tarihli dava değeri yönünden ıslah dilekçesinin kötüniyetli olduğundan HMK 182. maddesine göre reddi gerektiğini, davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece, Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde konuyla ilgili olarak inşaat, mimar ve mali müşavirden oluşan bir heyetle birlikte mahallinde 10.12.2014 tarihinde keşif yapıldığı, bilirkişi kurulu raporunda davacının 761.983,00 TL iş yaptığı, kendisine yapılan ödemenin ise 201.120,14 TL olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır.

    Bilirkişi raporuna yapılan itirazlar ve 2014/41 D.İş dosyası nazara alınarak bilirkişi kurulundan ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi kurulu 14/03/2016 ek raporlarında daha önceki raporlarda belirtilen değere KDV katılmadığını, davacının yapmış olduğu işlerin KDV'siyle birlikte 899.139,94 TL olduğunu, yapılan ödemenin 201.120,14.TL olduğunu, ancak imza olmayan 19.12.2013 ve 24.02.2014 tarihli ayrı ayrı 5.000,00 TL bedelli iki makbuzdaki toplam 10.000.TL ve 05/09/2014 tarihli 25.000.TL tutarındaki karşılıksız çıkan bedelin düşülmesi halinde davacıya yapılan ödemenin 166.120,14.TL olduğunu bildirmişlerdir.

    Bilirkişi kurulu rapor ve ek raporuna, denetime elverişli olduğu nazara alınarak itibar edilmiştir.

    Davacı vekili dava değerini bilirkişi ek raporu doğrultusunda 733.019,80.TL olarak ıslah etmiştir.

    Dava konusu taşınmazın Şahinbey Belediyesi adına kayıtlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, malik dışındaki davalı ..... İnş. Şirketinin davada taraf sıfatı (pasif husumet ehliyeti) bulunmadığından aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... Belediyesi hakkında açılan davanın ise yapılan tespit, keşif ve alınan bilirkişi raporlarıyla davacının taşınmaz üzerinde iş yapıp, emek sarf ettiği anlaşıldığından kabulü ile davacının davalı ... Belediyesi hakkında açmış olduğu davanın kabulüne, dava konusu 5488 ada, 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 733.019,80 TL yapı ipoteği konulmasına yapı ipoteği konulmuş olduğundan konusu kalmayan geçici tescil şerhi (geçici yapı ipoteği) talebi hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

    Hükmü davalı ... Belediyesi vekili ve davacı ... vekili temyiz etmiştir.

    Dava, alt yüklenici tarafından açılan, şerhe konu olan dava konusu alacağın ve miktarının tespiti ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 893 ve 895. maddelerine dayalı kanuni ipotek (inşaatçı ipoteği) tesciline ilişkindir.

    Davalı ... Başkanlığının temyiz itirazları incelendiğinde,

    1-Türk Medeni Kanununun 895/III. maddesinde "tescilin yapılması için alacağın malik tarafından kabul edilmiş veya mahkemece karara bağlanmış olması gerekir." düzenlemesine yer verilmiştir.

    Somut olayda davacı alt yüklenicinin alacağı diğer davalı... İnşaat Şirketi ile yapmış olduğu 03.12.2013 tarihli taşeronluk sözleşmesi uyarınca yaptığını beyan ettiği imalatlardan kaynaklanmaktadır. Sözleşmeler ancak taraflar arasında hak ve borç doğurur. Bu nedenle dava konusu alacağın ve hukuki uyuşmazlığın muhatabı dava dışı... firmasının taşeronu davalı... İnşaat Şirketi olup, davacının sözleşmeden kaynaklanan alacağı davalı ... tarafından kabul edilmediğinden davacı borcun muhatabı olan diğer davalı şirkete karşı dava açıp, mahkemeden bir karar alınmadığından, Türk Medeni Kanununun 895/3 maddesi şartlar oluşmadığından davalı ... yönünden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulü doğru değildir.

    2- Davacının temyizine gelince; davacının dayandığı 03.12.2013 tarihli alt taşeronluk sözleşmesinin muhatabı davalı ... İnşaat Şirketi yönünden davacının alacağının tespiti talebi ile ilgili davanın esasına girilerek tarafların delilleri toplandıktan sonra neticesine göre sadece alacağın tespiti ile yetinilecek şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde husumet yönünden davanın reddi doğru görülmemiş, bu sebeple karar bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Belediyesi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1480 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Belediyesine verilmesine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1480 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı Adem As İnşaat Ltd. Şirketi'nden alınarak davacı ...'e verilmesine, peşin yatırılan temyiz harçlarının istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.07.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/10689 Karar : 2016/893
    Tarih : 25.01.2016

    • HMK 182. Madde

    • Kötüniyetli Islah

    5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 6456 sayılı kanunla değiştirilen 30. maddesinin 12. fıkrasında Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarının kesin olduğu, Beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebileceği, Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebileceği belirtilmiştir.

    Temyize konu kararda davacı vekilince 1.675,00 TL talep edilmiş olup, ıslah dilekçesi ile talep 5.0001 TL'ye çıkarılmışsa da, hukuka aykırı şekilde, gerekçesiz ve kötüniyetli yapılan ıslah HMK 182.madde gereği dikkate alınmayarak hakem tarafından talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı sadece davacı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.

    Temyize konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden, verilen karar miktar itibariyle taraflar yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,25.01.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.