HMK Madde 144



  • Tarafların Dinlenilmesi

    HMK Madde 144

    (1) Tahkikat aşamasında mahkeme, her iki tarafı usulüne uygun olarak davet edip, davada ileri sürülen vakıalar hakkında dinleyebilir.

    (2) Mahkemenin, dinlenilmek üzere mahkemeye gelmeleri için iki tarafa vereceği süre iki haftadan az olamaz. Bu süre, gerektiğinde, mahkemece resen veya iki taraftan birinin talebi üzerine uzatılabileceği gibi kısaltılabilir.




  • HMK Madde 144 Gerekçesi

    Bu madde hükmünde, 1086 sayılı Kanunun 213 üncü maddenin birinci fıkrası ile 215 inci maddesi birleştirilmiştir. “Tarafların duruşmaya daveti” başlıklı 152; “Tarafların duruşmaya gelmemesi ve sonuçları” başlıklı 155 ve “Ön inceleme oturumuna davet” başlıklı 144 üncü maddelerde taraflara çıkartılacak davetiyeler ve duruşmaya gelmemenin sonuçları hakkında kurallar getirildiğinden, 1086 sayılı Kanunun 213 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki düzenlemeye, bu maddede yer verilmemiştir. 1086 sayılı Kanunda yer alan tahkikata ilişkin hükümlerden bir çoğu bu Tasarıda “Ön inceleme” bölümüne alınmıştır.



  • HMK 144. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/13021 Karar : 2017/2424
    Tarih : 27.03.2017

    • HMK 144. Madde

    Davacı ... Yönetimi; ...köyünde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan ... kadastrosunun kısmi ilana çıkartıldığını, ancak, dava dilekçesinde gösterilen ve ölçüm ve sınırlandırma yapılmadığı için ada ve parsel numaraları bulunmayan alanların ... sayılan yerlerden olduğu halde, ... sınırları dışında bırakıldığını belirterek, bu alanların ... sınırları içine alınması ve ... niteliğiyle Hazine adına tescili isteğiyle Hazine ve köy tüzel kişiliğine husumet yönelterek dava açmıştır.

    Daha sonra yapılan kültür arazilerinin kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak kısmi ilan süresinde dava açılması nedeni ile malik haneleri boş bırakılarak tutanak asılları kadastro mahkemesine gönderilmiştir.

    Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile,

    Dava konusu ... ili,... ilçesi, ...köyü 106 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26 ve 27 sayılı parseller, 108 ada 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 sayılı parseller, 130 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 sayılı parseller, 131 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14,15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32 ve 33 sayılı parseller, 187 ada 2 sayılı parsel, 188 ada 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 sayılı parseller, 190 ada 1 sayılı parsel, 191 ada 1, 2, 3, 4, 5 sayılı parseller, 192 ada 1 sayılı parsel, 193 ada 1 sayılı parsel, 194 ada 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 sayılı parseller, 195 ada 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 sayılı parseller, 196 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı parseller, 197 ada 1 sayılı parsel, 198 ada 1 sayılı parsel, 199 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı parseller, 200 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı parseller, 201 ada 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanaklarında malik hanesinin ... vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline,

    Dava konusu ... ili, Hani ilçesi, ...köyü 128 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı parseller, 186 ada 2, 3 ve 4 sayılı parseller, 187 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hisse ile ... oğlu ... ve 1/2 hisse ile Hasan oğlu Hüseyin Pehlivan adlarına tapuya kayıt ve tesciline, dosya içerisinde bulunan hak sahibi olduğunu iddia eden yukarıda adlarına tespit yapılan kişiler haricindekiler yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.

    Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; incelenen dosya kapsamına göre, dava, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesine göre yapılan ... kadastrosuna itiraz davası olup, ... Yönetimi tarafından kısmı ilan süresi içerisinde davalı

    Hazine ve ...Köyü Tüzel Kişiliğine karşı husumet yöneltilerek dava açılmış, daha sonra yapılan kültür arazilerinin kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak kısmi ilan süresinde dava açılması nedeni ile malik haneleri boş bırakılarak tutanak asılları kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece, tutanakta isimleri yazılı kişiler karar başlığında gösterilmediği gibi, yargılama aşamasında da kendilerine usulüne uygun tebligat yapılarak davaya katılmaları sağlanmadan dava sonuçlandırılmıştır.

    Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesinde ve Hukuk Muhakemeleri Kanunun 122 ve 144. ve devamı maddelerinde de belirtildiği gibi, mahkeme, davanın taraflarını, usulüne uygun olarak çıkaracağı tebligatlarla duruşmaya çağırmak zorundadır. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden, uyuşmazlığın esasına girerek hüküm kuramaz. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir.

    Bu nedenle, mahkemece; öncelikle, tutanakta isimleri yer alan kişiler, ölü oldukları takdirde ise mirasçılarına dava dilekçesinin Tebligat Kanununda belirtildiği şekilde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ile taraf teşkilinin tamamlanması, davada davalı olarak yer almalarının sağlanması ve daha sonra tarafların savunması ve delilleri alınıp, işin esasına girilerek, gerekli araştırma yapılması ve ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan, davanın esasının girilip, hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; ... Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 27/03/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/3390 Karar : 2016/13923
    Tarih : 9.06.2016

    - HMK 144. Madde

    A) Davacı İsteminin Özeti:

    Davacı; davalı işyerinde 02/03/2010-02/10/2012 tarihleri arasında mikser operatörü olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 1.800,00 TL olduğunu, iş akdinin haksız nedenle feshedildiğini, istifa dilekçesi vermesi kaydıyla tazminatlarının ödeneceğinin söylendiğini, istifa dilekçesinde ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle şikayetleri dile getirdiğini, dilekçede bunları gören davalının tazminatlarını ödemeyeceğini belirterek dilekçesini de kendisine geri verdiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve maaş alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

    B) Davalı Cevabının Özeti:

    Davalı vekili; davacının talep etmiş olduğu tüm alacak kalemleri için zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının 17/08/2010 tarihinde şoför olarak çalışmaya başladığını, 04/10/2012-05/10/2012-06/10/2012`de izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmediğini, durumun tutanak altına alındığını, bunun üzerine kendisine 08/10/2012 tarihinde noter aracılığıyla ihtarname gönderilerek mazeretini bildirmesi aksi halde ış sözleşmesinin feshedileceğinin bildirildiğini, davacının bu ihtara rağmen işe gelmediğini ve mazeretini de bildirmediğini, bu nedenle 15/10/2012 tarihinde noter aracılığıyla haklı nedenle işine son verildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmadığını, işyerinde fazla mesai yapılmadığını, fazla mesai yapılmış ise bunlara ilişkin ücretlerin ödendiğini, durumun ücret bordrolarına yansıdığını, davacının da ihtirazi kayıt koymadan imzaladığını, dini ve milli bayramlarda ve hafta tatillerinde çalışmadığını, tüm ücretlerinin ödendiğini, davacının yıllık iznini kullandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

    Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    D) Temyiz:

    Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.

    E) Gerekçe:

    1-Davalı temyizi açısından;

    Yargılama usulü ile ilgili olarak 6100 sayılı HMK`nın 137. maddesinde, tarafların dilekçelerinin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, ön incelemede; dava şartları ve ilk itirazların inceleneceği, uyuşmazlık konularının tam olarak belirleneceği, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemlerin yapılacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda sulh veya arabuluculuğa teşvik edileceği ve bu hususların tutanağa geçirileceği açıklanmıştır. Yine aynı maddede ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği belirtilmiştir.

    1. maddede ise tahkikat aşamasında ise tarafların usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edileceği hükme bağlanmıştır.

    Öte yandan 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve ... 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.

    Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece tensip zaptı hazırlanıp taraflara tanıkların bildirilmesi için süre verilmiştir. Davalı vekili, bu sürede tanık bildirmeyip ön inceleme duruşmasına da gelmemiştir. Bunun üzerine Mahkemece davalının yokluğunda tahkikat aşamasına geçilmiş ve bilirkişi raporu ibrazından sonra davalı ....vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, tanıklarının dinlenmesini talep etmiştir. Mahkemece bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmeden, davalı tanıkları dinlenmeden dosya hakkında nihai karar verilmiştir.

    Yukarıda açıklandığı üzere HMK`nın 144.maddesi uyarınca tarafların tahkikat aşamasına daveti yasal zorunluluk olup Mahkemece davalı davet edilmeden yokluğunda tahkikat aşamasına geçilmesi hatalıdır. Tarafların dayandığı delillerin bildirilmesi için de tahkikat aşamasına geçince süre verilmesi gerekirken Mahkemece yukarıda açıklanan usul hükümlerine riayet edilmeden yargılama yapılıp sonuca gidilmesi adil yargılanma hakkının ihlali olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

    2-Davacı temyizi açısından;

    Kabule göre de; mahkemece takdiri delille ispatlandığı kabul edilen fazla mesai ve genel tatil alacaklarından yapılacak takdiri indirimin, bilirkişinin hesapladığı miktardan yapılması gerekirken takdiri indirim yapılmış talepten yapılarak sonuca gidilmesi de hatalıdır.

    F) Sonuç:

    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2014/36393 Karar: 2016/10173
    Tarih: 21.04.2016

    • HMK 144. Madde

    A- ) Davacı İsteminin Özeti:

    Davacı vekili özetle; davacının alt işveren ...'ne bağlı olarak asıl işveren ...' nda 17.08.2007 tarihinden iş akdinin haksız olarak feshedildiği 31.12.2012 tarihine kadar temizlik görevlisi olarak çalıştığını, davacının davalıya ait iş yerinde haftada 6 gün, günde 11 saatten fazla çalıştığını, çalıştığı dönemde 1.450,00 TL net ücret aldığını, yemek ve servisin davalı işveren tarafından tedarik edildiğini, iş akdi haksız olarak feshedilen davacının ödenmeyen bu ücretlerini ... 15. Noterliğinin 10.05.2013 tarih , 12994 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalılardan talep ettiğini, davalıların bu ihtarnameye rağmen davacının alacaklarını ödemediğini iddia ederek; ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

    B- ) Davalı Cevabının Özeti:

    Davalı ... Şti vekili özetle; davacının, davalı şirketin diğer davalıdan aldığı ihaleli işte belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, iş akdinin sözleşme bitimi sebebiyle sona erdiğini ve bu sebeple davacının kıdem ve ihbar tazminatı hakkının bulunmadığını, fazla mesai ücrete dahil olarak çalıştığını, yıllık izinlerini kullandığını, varsa alacaklarını diğer davalıdan talep etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

    Davalı ... vekili özetle, davanın husumet sebebiyle reddi gerektiğini, davacının diğer davalının çalışanı olduğunu, davacıyla aralarında imzalanan bir iş sözleşmesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

    C- ) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

    Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    D- ) Temyiz:

    Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.

    E- ) Gerekçe:

    Yargılama usuli ile ilgili olarak 6100 Sayılı HMK'nın 137. maddesinde, tarafların dilekçelerinin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, ön incelemede; dava şartları ve ilk itirazların inceleneceği, uyuşmazlık konularının tam olarak belirleneceği, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemlerin yapılacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda sulh veya arabuluculuğa teşvik edileceği ve bu hususların tutanağa geçirileceği açıklanmıştır. Yine aynı maddede ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği belirtilmiştir.

    1. maddede ise tahkikat aşamasında ise tarafların usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edileceği hükme bağlanmıştır.

    Öte yandan 6100 Sayılı HMK.'un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve ... 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı" gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının ( hukukî dinlenilme hakkının ), ihlâlidir.

    Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece tensip zaptı hazırlanıp taraflara tanıkların bildirilmesi için kesin süre verilmiştir. Davalı ... vekili, bu sürede tanık bildirmeyip ön inceleme duruşmasına da gelmemiştir. Bunun üzerine Mahkemece davalının yokluğunda tahkikat aşamasına geçilmiş ve bilirkişi raporu ibrazından sonra davalı ... vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, tanıklarının dinlenmesini istemiştir. Mahkemece bu konuda olumlu olumsuz bir karar verilmeden, davalı tanıkları dinlenmeden dosya hakkında nihai karar verilmiştir.

    Yukarıda açıklandığı üzere HMK'nın 144.maddesi uyarınca tarafların tahkikat aşamasına daveti yasal zorunluluk olup Mahkemece davalı davet edilmeden yokluğunda tahkikat aşamasına geçilmesi hatalıdır. Tarafların dayandığı delillerin bildirilmesi için de tahkikat aşamasına geçince kesin süre verilmesi gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan usul hükümlerine riayet edilmeden yargılama yapılıp sonuca gidilmesi adil yargılanma hakkının ihlali olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/6821 Karar : 2017/18094
    Tarih : 13.11.2017

    • HMK 144. Madde

    A) Davacı İsteminin Özeti:

    Davacı vekili, davacının özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi mahiyetindeki davalı işyerinde 02/05/2011-09/05/2013 tarihleri arasında .... uzmanı olarak çalıştığını, davacının velilerle yapacağı görüşmeler için gerekli bilgileri not aldığı not defterinin kaybolmasının ardından haksız ithamlarla hakkında tutanak tutulup hakaretler edilerek iş akdinin feshedildiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.

    B) Davalı Cevabının Özeti:

    Davalı vekili, davacının 02/05/2011 tarihinde göreve başladığını, 07/05/2013 tarihinde davacıya müvekkili şirket tarafından teslim edilen ve eğitim merkezine kayıtlı öğrencilerin bilgilerinin olduğu defteri kaybettiğini, bu durumun tutanak altına alınması üzerine 10/05/2013 tarihinden itibaren işe gelmediğini, 14/05/2013 tarihinde 3 gün içinde işe başlaması için ihtarname çektiklerini ve davacının işe gelmemesi sebebi ile İş Kanunu'nun 25/II-g maddesi gereğince 30/05/2013 tarihinde iş akdini feshettiklerini, davacının yıllık izinlerini kullandığını, ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışması olmadığını, hafta içi 09:00-17:45 saatleri arasında, cumartesi günleri 09:00-12:45 saatleri arasında çalıştığını ve fazla mesai yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

    Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    D) Temyiz:

    Kararı yasal süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.

    E) Gerekçe:

    Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

    Yasanın 225 nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.

    Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Yasa Md. 226).

    Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228).

    Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.

    Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez

    Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır. Yemin, bizzat tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir (6100 sayılı Yasa Md. 229 ilâ 232).

    Yasanın 233 üncü maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır.

    Yasanın 234 ve devamı maddeleri gereğince, okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler.

    Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü ise hâkim, bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri ve karşı taraf da hazır bulunabilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.

    Yemin kesin delil olup özel usul kurallarına ve merasime tabidir. Yemin davetinin nasıl yapılacağı HMK 228. maddesinde belirtilmiş olup, özellikle ikinci fıkrada yemin davetiyesinde nelerin yazılacağı açıklanmıştır.

    Somut uyuşmazlıkta, duruşmanın 01.12.2014 tarihli oturumunda davalı vekili aynen "Biz fazla mesai, yıllık izin alacağı ve diğer alacaklarla ilgili yemin teklif ediyoruz" şeklinde yemin teklif edeceklerini bildirmiş, mahkemece yemin teklifine ilişkin meşruhatlı davetiye çıkarılmasına ilişkin ara karar oluşturulmuştur.

    Davacı asile gönderilen yemine ilişkin davetiyede sadece "Mahkememizce belirtilen gün ve saatte özürsüz olarak gelmediğiniz takdirde davetiye ekindeki yemin teklifini kabul etmemiş sayılacağınız hususu HMK'nın 144. maddesi hükümlerine göre ihtar ve tebliğ olunur" şeklinde meşruhat olduğu görülmüş, ayrıca davetiyeye yukarıda içeriği belirtilen duruşma zaptı eklenmiştir.

    Dosyada altı kalem talep olup, davalı tarafından düzenlenmiş bir yemin metni yoktur. Yemin davetiyesinde de davacının neye ilişkin yemin edeceği açıklanmamıştır. Duruşma zaptındaki soyut açıklama yemin metni niteliğinde değildir.

    Ayrıca yemin davetiyesindeki meşruhatta belirtilen HMK 144. maddesi tarafların dinlenmesine ilişkin olup, meşruhat HMK'nın 228/2. maddesine uygun şekilde açıkça belirtilmelidir.

    Mahkemece yemin usulüne uyulmadan, yemine ilişkin merasim yerine getirilmeden karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

    F) Sonuç:

    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/15357 Karar : 2016/2578
    Tarih : 2.03.2016

    - HMK 144. Madde

    Davacı vekili, 27.11.2008 tarihinde müvekkil ...’ye zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, ...’in maliki (işleteni), alkollü ve 8/8 kusurlu sürücü ... idaresindeki aracın karıştığı trafik kazasında karşı aracın hasar bedelini ödediğini, zorunlu mali sorumluluk sigorta genel şartları müvekkilinin rücu hakkının doğduğunu belirterek, 5.054,00 TL’nin 28.12.2009 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

    Davalı, davaya cevap vermemiştir.

    Mahkemece iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davacı ... şirketi aynı nedene, aynı miktara ve davalısı aynı olan talebini ....Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/760 esas sayılı dosyasında ileri sürdüğü, bu dosyada her ne kadar dava takip edilmediğinden önce işlemden kaldırılmış, sonra açılmamış sayılmasına verilmiş ise de, bu kesinleşmediği, dava halen derdest olduğu, bu nedenle HMK'nin 144.maddesine göre dava şartı noksanlığı bulunduğu, bu eksiklik davacıya verilecek sürede de giderilmesi mümkün olmadığı, istemin dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddine verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    1-Dava, taraflar arasındaki zorunlu trafik sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup 05.12.2014 tarihinde açılmıştır.

    28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.

    6502 sayılı TKHK'nin 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalara tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.

    Zorunlu mali sorumluluk sigortası işletenin ve kusurundan sorumlu olduğu sürücünün 3. kişilere karşı sorumluluğunu üstlenmekte olan bir sigorta türüdür.

    Somut olayda, davacı ... şirketi ile davalı arasında akdedilmiş-Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta sözleşmesi bulunduğu, 6502 sayılı TKHK’nin 3. maddesinin (l) bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlemin Kanun kapsamına (m.2) alınmış olduğu gözetilerek davaya Tüketici Mahkemelerinde bakılması gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle verilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 02.03.2016 tarihinde oybirliğiyle verildi.



  • YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/30568 Karar : 2016/3442
    Tarih : 22.02.2016

    • HMK 144. Madde

    A) Davacı İsteminin Özeti:

    Davacı, davalıya ait işyerinde uluslararası tır şoforü olarak çalışırken iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde fesh edildiğini ileri sürerek, ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, bir kısım aylık ücret, asgari geçim indirimi, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini, istemiştir.

    B) Davalı Cevabının Özeti:

    Davalı, davacının devamlı bir çalışması olmadığını, tüm haklarının ödendiğini, araca yabancı bir kadın alıp sefere götürmesi nedeni ile işten çıkardıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.

    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

    Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, işverence öne sürülen haklı fesih savunmasının kanıtlanamadığı davacının ihbar tazminatına hak kazandığı gibi hafta tatili, bir kısım aylık ücret, asgari geçim indirimi, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları da olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.

    D) Temyiz:

    Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.

    E) Gerekçe:

    Yargılama usuli ile ilgili olarak 6100 sayılı HMK'nın 137. maddesinde, tarafların dilekçelerinin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, ön incelemede; dava şartları ve ilk itirazların inceleneceği, uyuşmazlık konularının tam olarak belirleneceği, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemlerin yapılacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda sulh veya arabuluculuğa teşvik edileceği ve bu hususların tutanağa geçirileceği açıklanmıştır. Yine aynı maddede ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği belirtilmiştir.

    1. maddede ise tahkikat aşamasında ise tarafların usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edileceği hükme bağlanmıştır.

    Öte yandan 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.

    Somut uyuşmazlıkta, davalı taraf cevap dilekçesinde tanık listesini sunmuş ancak tebligata rağmen ön inceleme duruşmasına katılmamıştır. Bunun üzerine Mahkemece davalının yokluğunda tahkikat aşamasına geçilmiş ve bilirkişi raporunun ibrazından sonra davalının tanık dinletme talebi red edilmiştir.

    Yukarıda açıklandığı üzere HMK'nın 144.maddesi uyarınca tahkikat aşamasına tarafların daveti gerekmekte olup, Mahkemece, davalı davet edilmeden yokluğunda tahkikat aşamasına geçilmesi hatalıdır. Tarafların dayandığı deliller için de tahkikat aşamasına geçince kesin süre verilmesi gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan usul hükümlerine riayet edilmeden yargılama yapılıp davalı tanıkları dinlenmeden sonuca gidilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

    F) Sonuç:

    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.