HMK Madde 137



  • Ön İncelemenin Kapsamı

    HMK Madde 137

    (1) Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir.

    (2) Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez.




  • HMK 137. Madde Gerekçesi

    Madde, hukukumuzda yeni kabul edilen bir yargılama aşamasını düzenlemektedir.

    Birinci fıkra, ön incelemenin kapsamını belirlemektedir. Ön incelemede hangi işlemlerin yapılacağı açıklanmıştır. Bunlar, usule ilişkin hususlarla, tahkikata hazırlık işlemleri, tarafların delillerini sunmaları ve toplanması için gerekli işlemlerdir. Bu aşamanın önemli bir amacı da tarafları sulhe ve özünde sulhü hedefleyen bir kurum olan arabuluculuğa gitmeye teşvik etmek; böylelikle onlar arasında bir anlaşma sağlanmasına uygun ortamı yaratmak suretiyle, uyuşmazlığın daha ileriki aşamalara gitmeden çözüme kavuşturulmasını gerçekleştirmektir.

    İkinci fıkra ile uygulamadaki eski alışkanlıkların devam etmesinin kesin olarak önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Ön inceleme işlemleri tamamlanmadan ve bu konuda gerekli kararlar verilmeden tahkikata başlanamaz ve tahkikat için duruşma günü tespit edilemez. Bu fıkra, ön inceleme aşamasının işlevini yerine getirmesi ve beklenen sonucu gerçekleştirmesi için açık bir emri içermektedir. Bu safhada tanık dinleme, belge inceleme, bilirkişi görüşü alma, keşif yapma ve yemin teklif etme gibi tahkikat işlemleri yapılamaz. Bu açık Kanun hükmüne aykırı davranış, hâkimin sorumluluğunu gerektirir.



  • HMK 137 (Ön İncelemenin Kapsamı) Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/15505 Karar : 2018/12108
    Tarih : 10.09.2018

    • HMK 137. Madde

    • Ön İncelemenin Kapsamı

    Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

    Davacı, mirasbırakan ... ’ın, 1584 ada 30 parsel sayılı taşınmazını 12/05/1999 tarihinde oğlu ... ’nın eşi davalı ... ’ye muvaazalı olarak satış yolu ile devrettiğini ileri sürerek taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

    Davalı, davanın yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece, mirasbırakan tarafından davalıya yapılan bir temlikin olmadığı, taşınmazın davalıya miras yoluyla intikal ettiği gerekçesi ile öninceleme safhasında davanın reddine karar verilmiştir.

    Mirasbırakan ... 'ın 21.09.2006 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak davacı ile dava dışı kızı ... ve ölen oğlu ... 'nın çocuklarının kaldığı, mirasbırakanın 12.05.1999 tarihinde dava konusu taşınmazı oğlu ... 'ya satış yolu ile temlik ettiği, ... 'nın 2013 yılında ölümü üzere iş bu taşınmazın, mirasçıları olan davalı ... ve dava dışı çocukları ... , ... ve ... 'a intikal ettiği, 04.10.2013 tarihinde davalı ... `nin satış ve birleşme yoluyla taşınmazın tamamına malik olduğu kayden sabittir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hukukumuzda ilk derece yargılamasının beş temel aşamadan oluşması öngörülmüştür. Bunlar sırası ile; dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hükümdür. Bu aşamalar içinde yeni olan ise ön inceleme aşamasıdır.

    Yargılamanın gereksiz yere uzamasının engellenmesi; mahkemenin ve tarafların yargılamada gereken hazırlığı davanın başında yapmasının sağlanması bakımından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile dilekçelerin verilmesinden sonra ve tahkikat aşamasından önce gelmek üzere "ön inceleme" adıyla yeni bir yargılama aşaması kabul edilmiştir. ( H. Pekcanıtez/O. Atalay/ M.Özekes, Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları,11 Bası, 2011, s.375-376).

    6100 sayılı HMK’nun 137. maddesinde, önincelemenin kapsamı, HMK 138. maddesinde öninceleme aşamasında dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazlar hakkında verilecek kararlar, HMK 139. maddesinde öninceleme duruşmasına davet, HMK 140. maddesinde ise yapılması zorunlu olan öninceleme duruşması düzenlenmiştir.

    6100 sayılı HMK önincelemenin kapsamı başlıklı 137. maddesinde “dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, 138. madde dikkate alınarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar vereceği, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebileceği, öninceleme duruşmasında tarafların iddia ve savunmaları kapsamında uyuşmazlık konularını tam olarak belirleyebileceği, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik edeceği ve bu hususların tutanağa geçirileceği belirtilmiştir. Öninceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar ile sınırlı olmak üzere tanık dinleme, belge inceleme, bilirkişi görüşü alma, keşif yapma ve yemin teklif etme gibi işlemler yapılabilir, ancak tahkikata yönelik işlemler yapılamaz.

    Öte yandan, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

    Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

    Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

    Somut olaya gelince, dava konusu taşınmaz, mirasbırakan tarafından oğlu ... 'ya satış yolu ile temlik edilmiş olup, davalıya doğrudan geçmeyerek eşi ... 'nın ölümü üzerine miras yoluyla intikal etmiştir. ... `ya yapılan temlikin muvazaalı olması halinde davalının T.M.K’nun 1023. Maddesinde yer alan korumadan yararlanamayacağı açıktır.

    Hâl böyle olunca, miras bırakanın oğlu ... `ya gerçekleştirdiği temlikin muvazaalı olup olmadığının yukardaki ilkeler uyarınca araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan inceleme ile öninceleme safhasında yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

    Davacının yerinde olan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK`un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/21447 Karar : 2018/8649
    Tarih : 5.07.2018

    • HMK 137. Madde

    • Ön İncelemenin Kapsamı

    Davacı-davalı kadın tarafından, 16.06.2015 tarihinde açılan boşanma davasının (TMK m. 166/1) yargılamasının devamı sırasında, davalı- davacı erkek tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesine (Aile mahkemesi sıfatıyla) 2015/98 esas numarası ile 23.06.2015 tarihinde bağımsız olarak açılan boşanma davası (TMK m. 166/1), bu dava dosyası ile 10.11.2015 tarihinde birleştirilmiş olup, yapılan yargılama sonucunda mahkemece, erkeğin boşanma davasının reddine, kadının boşanma davasının ise kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.

    Hukuk Muhakemeleri Kanununun 137. maddesinde, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilmeyeceği ve tahkikat için duruşma günü verilemeyeceği hükme bağlanmış, Kanunun 139. ve 140. maddelerinde ise dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra yapılacak ön inceleme duruşmasına davet ve ön inceleme duruşmalarının usulü ve yapılacak işlemler gösterilmiştir. Somut olayda, asıl dosya ile ilgili ön inceleme usulüne uygun yapılmadığı gibi, birleşen 2015/98 esas sayılı dosya yönünden de ön inceleme yapılmadığı ve tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları vakıaların tesbit edilmediği görülmüştür. Davalı- davacı erkek tarafından açılan birleşen davada ön inceleme duruşması yapılmadan dosya birleştirilmiş, birleştirme kararı ile dosyanın gelmesinden sonra da, bu eksiklik tamamlanmadığı gibi, taraflara birleşen davaya ilişkin olmak üzere delil sunma imkanı tanınmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması savunma hakkını kısıtlayan ve adil yargılanma hakkını (HMK m. 26) etkileyen önemli bir usul hatası olup, hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre taraflarca açılan her iki boşanma davası yönünden yeniden hüküm kurulması gerektiğinden, tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05.07.2018 (Per.)



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/17694 Karar : 2018/5678
    Tarih : 2.05.2018

    • HMK 137. Madde

    • Ön İncelemenin Kapsamı

    Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir (HMK.m. 122). Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK.m. 127). Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir. Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez (HMK.m. 137). Somut olayda; davalı erkeğe dava dilekçesi tebliğine ilişkin mazbatada adreste bulunmayan davalıya ilişkin beyanda bulunan komşunun isminin bulunmaması ve ön inceleme duruşma günü tebliğine ilişkin tebligatta ise tebligatı almaktan imtina eden kardeşi ... imzadan imtina ettiğine ilişkin şerh bulunmaması sebebiyle usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece de bu usulsüzlük dikkate alınarak tensip zaptı, dava dilekçesi ve ön inceleme duruşma zaptı davalı erkeğin mernis adresine tebliğe çıkarılarak Tebligat Kanunu 21/2 maddesine göre muhtara tebliğ edilmiştir. Bu tebliğin öncesinde ise 1.1.09.2015 tarihli ön inceleme duruşması yapılmıştır.Yasal gerekçesi açıklandığı üzere, dava dilekçesi ile verilmesi halinde cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin karşılıklı olarak usulüne uygun şekilde tebliğ olunması, bu aşama tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşma gününün belirlenmesi zorunlu olup, bu yasal zorunluluğun gereği yapılmadan, davalıya dava dilekçesi tebliğinden sonra yeniden ön inceleme günü belirlenmeden ve usulünce ön inceleme duruşması yapılmadan davanın esası hakkında hüküm kurulması, davalı erkeğin hukuki dinlenilme hakkına (HMK m. 27) aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02.05.2018 (Çrş.)



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/17907 Karar : 2018/5737
    Tarih : 2.05.2018

    • HMK 137. Madde

    • Ön İncelemenin Kapsamı

    1-Hukuk Muhakemeleri Kanununun 137. maddesinde dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli karar alınmadan tahkikata geçilmeyeceği ve tahkikat için duruşma günü verilemeyeceği hükme bağlanmış, 139. ve 140. maddelerinde ise; dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra yapılacak ön inceleme duruşmasına davet ve ön inceleme duruşmasının usulü ve yapılacak işlemler gösterilmiştir. Somut olayda, davalı-davacı erkeğin birleşen dava dilekçesi davacı-davalı kadına tebliğ edilememiştir, dilekçeler aşaması tamamlanmadan mahkemece ön inceleme duruşması ve tahkikat duruşmaları yapılarak karar verilmiştir. Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

    2-Davacı-davalı kadın dava dilekçesinde boşanma talebi yanında, ziynet eşyalarının aynen, olmadığı taktirde bedelinin tarafına verilmesini de talep etmiştir. Ziynet alacağına ilişkin istek boşanmanın eki niteliğinde olmayıp nispi harca tabidir. Davanın açılması sırasında yatırılan başvurma harcı bu istekleri de kapsar. O halde davacı-davalı kadının ziynet alacağı istemi hakkında açılmış bir dava bulunmakla birlikte, gösterilen değer üzerinden nispi harç tamamlanmamıştır. Mahkemece, davacı-davalı kadına dava dilekçesinde yer alan bu istekleri ile ilgili olarak nispi harcın tamamlanması için süre verilmesi (Harçlar Kanunu m. 30 - 32) ve harç eksikliği tamamlandıktan sonra, bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02.05.2018(Çrş.)



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/24978 Karar : 2018/4549
    Tarih : 4.04.2018

    • HMK 137. Madde

    • Ön İncelemenin Kapsamı

    Dava, tapu kaydındaki aile konutu şerhinin kaldırılması isteğine ilişkindir. Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiş, sadece tensip zaptı ekli ön inceleme duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmiş, davalı vekili ön inceleme duruşması için mazeret dilekçesi verdiği halde, mahkemece mazeret konusunda da bir karar verilmeyerek, davalının yokluğunda hüküm verilmiştir. Mahkeme ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki uyuşmazlıkları belirler, taraf delillerinin sunulması ve toplanması için gerekli işlemleri yapar (HMK m.137). Tahkikat duruşması tespit edilen uyuşmazlıklar esas alınarak yürütülür ve taraflar tahkikat için ayrıca duruşmaya davet edilir (HMK m.147). Açıklanan sebeplerle davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmeden, ön inceleme ve tahkikat duruşması kanuna uygun yapılmadan verilen karar usul ve kanuna aykırı olup, hukuki dinlenilme hakkının açık ihlalidir. Bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.04.2018 (Çrş.)



  • YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/20384 Karar : 2018/1043
    Tarih : 23.01.2018

    • HMK 137. Madde

    • Ön İncelemenin Kapsamı

    Davacı vekili; davacının 25/01/2005 tarihinde kadın reyon şef yardımcısı olarak işe girdiği davalı iş yerinde, kozmetik reyon şefi olarak çalışmasına devam ederken 11/10/2010 tarihinde fazla mesai ücretleri ile diğer yasal haklarının ödenmemesi sebebi ile iş akdini feshettiğini,
    davacının hafta sonları da dahil 09.45 - 21.00 saatleri arasında ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını belirterek;

    kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını davalıdan talep etmiştir.

    Davalı Cevabının Özeti:

    Davalı vekili; davacının işten ayrıldıktan iki yıl sonra açtığı davanın kötü niyetli olduğunu, iş akdinin haklı bir sebep olmaksızın davacı tarafından feshedildiğini bu sebeple kıdem tazminatı talep edilemeyeceğini, ödenmeyen fazla mesai alacağının bulunmadığını, resmi ve dini bayramlarda çalışmadığını, yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    Mahkeme Kararının Özeti:

    Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Temyiz:

    Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.

    Gerekçe:

    Davalı tanıklarının dinlenmemesinin yerinde olup olmadığı ihtilaflıdır.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 137. maddesinde,
    “ (1) Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir.
    (2) Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez.”

    140.maddesinde ise,
    “ (1) Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.
    (2) Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe teşvik eder; bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder.
    (3) Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
    (4) Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hâllerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilir.
    (5) Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir.”

    Somut olayda, davalı cevap dilekçesinde tanık deliline dayanarak tanık isimleri ve adreslerini bildirdiği,
    sonrasında, 2.4.2013 tarihli ön inceleme duruşmasının yapıldığı ve
    tahkikat aşamasına geçildiği celsede ise tarafların bildirdikleri tanıklardan isimlerini bildirecekleri iki tanığa duruşma günü bildirir davetiye çıkartılmasına, tanık ücreti ve davetiye giderinin tarafların delil avansından karşılanmasına karar verilmiş ise de Mahkemece herhangi bir süre sınırlaması yoluna gitmemiştir.
    Yine sonraki celsede davalının bildirmiş olduğu isimlere davetiye gönderilmesine karar verildiği ancak yine süre verilmediği,
    sonraki 26.11.2013 tarihli duruşmada ise mahkemece tensip tutanağı ile birlikte davalı tarafa gider avansı yatırılması hususunda kesin süre verildiği, kesin sürenin gereğinin yerine getirilmediği anlaşıldığından davalı tarafın tanık delilline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek davalı tanıkları dinlenmemiştir.

    Yukarıda içeriği aktarılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 137 ve 140. maddesi hükümleri dikkate alındığında,
    mahkemenin ön inceleme duruşması yaparak öncelikle uyuşmazlık konularını belirlemesi ve ondan sonra ihtilaflı konularla ilgili delillerini bildirmeleri için süre vermesi gerekmektedir.

    Buna karşın Mahkeme, davalıya tensip ile iki hafta kesin süre içerisinde delillerini bildirmesi ve masraf yatırması için süre vermiş,
    yine aşamalarda da yapılan celselerde davalıya tanık bildirmesi ve masraf yatırması yönünde karar verilmiş ise de;

    Mahkemece tensiple verdiği kesin süreye istinaden davalının savunma hakkını kısıtlar biçimde tanıklarının dinlenmesi talebini reddetmesi hatalı olmuştur. Davalı tanıklarının usulünce celbi ile beyanlarının alınarak tüm deliller ile birlikte değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerektiğinden kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Temyiz olunan yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 23.01.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/17059 Karar : 2017/18241
    Tarih : 26.12.2017

    • HMK 137. Madde

    • Ön İncelemenin Kapsamı

    Davacı; davalı şirketin elektrik abonesi olduğunu, davalının faturalarda haksız olarak kayıp kaçak, PSH sayaç okuma bedeli, iletim bedeli ve dağıtım bedeli tahsil ettiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL`nin yasal faizi ile birlikte iadesini talep ve dava etmiştir.

    Davalı, kayıp kaçak bedellerinin tahsilinin yasal zorunluluk olduğunu beyan ederek davanın reddini dilemiştir.

    Mahkemece; 6719 sayılı kanunun 21 .maddesi ile 6446 sayılı yasanın 17. maddesinde yapılan değişiklikle kayıp kaçak bedelinin alınabileceği yasal hale getirilmiş olup, 6719 sayılı yasanın Geçici 20. maddesi uyarınca yasanın açılmış olan davalara da uygulanacağı belirtildiğinden yasa değişikliği nedeni ile davacının davasının reddine karar verilmiş;

    hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

    Dava, elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp-kaçak vb. bedellerin istirdadı istemine ilişkindir.

    1-Savunma hakkı Anayasada güvence altına alınmış haklardandır. Buna göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. (1982 Anayasası m. 36)

    Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK`nın 27. maddesi hükmüne göre, davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; tarafların yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını eşit olarak kullanabilmelerini, yargı organlarının tarafların açıklamalarını dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda hakim, tarafları dinlemeden, açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için onları kanuna uygun biçimde duruşmaya davet etmeden karar veremez.

    Her ne kadar HMK`nın 320/1.maddesinde, basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar vereceği belirtilmiş ise de; bunun ancak ön inceleme aşamasında ve mümkün olan hallerde olduğu belirtilerek uygulama alanı dar bir çerçeve ile belirlenmiştir.

    HMK`nın 137. maddesinde;
    dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, ön incelemede dava şartlarının ve ilk itirazların inceleneceği,
    uyuşmazlık konularını tam olarak belirlenip, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemlerin yapılacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onların sulhe veya arabuluculuğa teşvik edileceği düzenlenmiştir.

    Bu bağlamda, ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez.

    Dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olan ön inceleme işlemleri, dava şartları ve ilk itirazlardır.

    Dava şartları ve ilk itirazlarda eksiklik yoksa diğer ön inceleme işlemleri için duruşma açılmalıdır. Dava şartları ve ilk itirazlar dışında ön inceleme işlemlerinin duruşmalı olarak incelenmesi, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra gerekli görülmesi halinde tarafların tahkikat için duruşmaya davet edilerek davanın esasına yönelik karar verilmesi gerekir.

    Somut uyuşmazlıkta; mahkemece duruşma gününün verilmediği, ön inceleme için taraflara tebligat çıkarılmadığı, dosya üzerinden karar verildiği görülmektedir. Öncelikle ön inceleme için taraflara tebligat çıkarılarak hüküm tesisi gerekirken ; "Davacının davasının reddine" şeklinde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir .

    Hal böyle olunca mahkemece; ön inceleme işlemlerini yapmak üzere tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesi, ön inceleme duruşmasında gerekli usul işlemleri yapıldıktan sonra gerekli görülmesi halinde tahkikat duruşmasına geçilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm bu hususlar göz ardı edilmek suretiyle tarafların hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

    2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK`nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 26.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/966 Karar : 2017/1981
    Tarih : 9.05.2017

    • HMK 137. Madde

    • Ön İncelemenin Kapsamı

    Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili amacıyla yürütülen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsiline ilişkin olup, mahkemenin görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair kararı davalı vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmiştir.

    Uyuşmazlık, 6100 sayılı HMK'nın 114/c maddesi gereğince dava şartı olan “mahkemenin görevli olması” şartı hakkında taraf teşkili sağlanmadan karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

    Dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlükte olduğu 02.02.2016 tarihinde açılmıştır. 6100 sayılı HMK'da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenleme yapılmıştır. Bunlar; ...-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması, (Madde 118,126-136) ...-Ön inceleme, (Madde 137-142) ...-Tahkikat (Madde 143-293) ...-Sözlü yargılama (Madde 184-186) ve ...-Hükümdür (madde 294). Dava şartları ve ilk itirazlar ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra yapılır (HMK. m.137/..., 139/... ilk cümle). Buna göre, usule ilişkin kararın verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin (HMK. m. 127/...) beklenmesi, süresi içinde cevap verilmesi halinde davacıya tebliği, onun cevaba cevap verme süresinin (HMK. m.136/...) beklenmesi, davacı dilekçe verdiğinde bunun davalı tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Yasa'nın 137/...'inci fıkrasında, ön incelemenin dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğine ilişkin 115/...'inci madde hükmü de bu hususlarda, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir.

    Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanun'dan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ileriye ötelemiştir. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini gerekli kılar. 6100 sayılı HMK'nın 138’inci maddesi uyarınca dava şartları hakkında dosya üzerinden karar verilebilir ise de; bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir.

    Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece davalıya dava dilekçesi tebliğinin yapılmayıp, dilekçeler aşaması tamamlanmadan görevsizlik nedeniyle usulden ret kararı verilmesi Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin .... maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkına aykırıdır.

    Bu nedenlerle Mahkemece 6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama aşamalarına uyulmadan, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeyip dilekçeler aşaması tamamlanmadan görevsizlik nedeniyle usulden ret kararı verilmek suretiyle davalının hukuki dinlenilme hakkına aykırı davranılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

    Kabule göre de; Dava konusu uyuşmazlıkta tarafların tacir olduğu ve işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğu, davanın taraflarının sıfatı nazara alındığında davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerekli olduğundan mahkemenin dosyayı görevli ticaret mahkemesine göndermesi gerekirken yazılı şekilde tüketici mahkemesine göndermesi de usul ve yasaya aykırıdır.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 09.05.2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

    • K A R Ş I O Y -

    Mahkemenin görevli olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/...-c maddeye göre dava şartıdır. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK .... md.). “Mahkeme, dava

    şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler” (HMK 115. md.).

    Yasada açıkça dava şartlarının her aşamada mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden henüz taraflara tebliğ yapılmadan tensip aşamasında dahi mahkemenin görevsiz olması halinde usulden red kararı verilebilir. HMK 137, 138 ve 140. maddedeki ön inceleme aşamasında dava şartlarının inceleneceğine dair düzenlemeler, henüz incelenmemiş ise tahkikata geçilmeden önce dava şartlarının incelenmesi zorunluluğunu belirtmekte olup görev yönünden bu incelemenin en erken değil, en geç ne zaman yapılması gerektiğini göstermektedir.

    Konuya ilişkin HMK 138. maddenin yasa gerekçesi şöyledir: “Usule ilişkin hususlar, şeklî nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında, dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabilir. Ancak, mahkeme, kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunu da tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacaktır. Böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan, ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanması amaçlanmıştır”. Bu gerekçe ile de her aşamada görev hususunun incelenebileceğine açıklık getirilmiştir.

    HMK hükümlerine göre her aşamada dava şartlarının incelenerek karar verilmesi mümkün olduğu için, kararın hukuka uygunluğu yönünden inceleme yapılması gerekirken, "dilekçeler safhası dolmadan görev konusunda karar verilemeyeceği" gerekçesiyle kararın bozulması" yönünde olan değerli çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.



  • YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/28951 Karar : 2017/3886
    Tarih : 3.04.2017

    • HMK 137. Madde

    • Ön İncelemenin Kapsamı

    Davacı, davalı avukat ile senet borçlusu ... A.Ş aleyhinde icra takibi yapması için davalıyı vekil tayin ettiği, davalı avukatın icra takibi yapabilmesi için 85,000.00 TL masraf istediği ve bu paranın ödendiği, davacı davalı avukatının ... A.Ş aleyhine açtığı ... 11.İcra Müdürlüğünün 2015/19041 Esas sayılı dosyasını incelediğinde davalı avukatın önce 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1067 D.İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı aldığı bu dosyaya 3000,00 TL teminat, 70.50 harç ve masraf yatırdığı. İcra dosyasında da 26.944,95 TL harç ve masraf yatırdığının anlaşıldığı, davalının bu ödemeler düşüldükten sonra davacıya 54.984,55 TL iade etmesi gerekirken bu parayı ödemekten kaçındığı bunun üzerine davacı davalı eski avukatı aleyhine icra takibi yaptığı davalının yetkiye ve borca itiraz ettiğini tüm bu nedenlerle ... 4. İcra Müdürlüğü’nün 2015/11823 esas sayılı dosyasından borçlu tarafından yapılan haksız yetki itirazının reddine, itirazın iptali ve takibin devamına, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeniyle borçlu aleyhinde % 20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.

    Mahkemece, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesi uyarınca Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle dosya üzerinden tensiben görevsizlik kararı verilmiştir.

    Uyuşmazlık, 6100 sayılı HMK'nın 114/c maddesi gereğince dava şartı olan “mahkemenin görevli olması” şartı hakkında taraf teşkili sağlanmadan karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

    Mahkemenin görevli olması dava şartıdır (HMK. m.114/1-c). Dava şartları ve ilk itirazlar ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK. m.137/1, 139/1 ilk cümle). Buna göre, görevsizlik kararı verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin (HMK. m. 127/1) beklenmesi, süresi içinde cevap verilmesi halinde davacıya tebliği, onun cevaba cevap verme süresinin (HMK. m.136/1) beklenmesi, verdiğinde bunun diğer tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime, belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de, davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Yasa'nın 137'nci maddesinin (1.) fıkrasında, ön inceleme dilekçelerinin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğine ilişkin 115/1. madde hükmü de, bu hususlarda, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir.

    Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanun'dan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ileriye ötelemiştir. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini gerekli kılar. Bazı hallerde dava dilekçesindeki talebe göre görevli olmayan mahkemenin, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi veya ikinci cevap dilekçesinin verilmesinden sonra görevli hale gelmesi mümkün bulunmaktadır. Ayrıca 6100 sayılı Kanun, eskisinden farklı olarak, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etme hakkını davalıya da tanımıştır (m. 20/1). Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde davalıya kararı veren mahkemeden yargılama giderlerini talep etme hakkı da vermiştir (m. 331/2 son cümle). Davalının bu haklarını kullanabilmesi, dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmiş olmasını gerektirir.

    6100 sayılı HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanun'un 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de, ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden tensiben görevsizlik kararı verilmesi HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık oluşturmaktadır.

    Bütün bu hükümlerden, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden görevsizlik kararı verilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından kararın usul yönünden bozulması gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/17824 Karar : 2017/2025
    Tarih : 16.03.2017

    • HMK 137. Madde

    • Ön İncelemenin Kapsamı

    Davacı, davalılarla ... Noterliğinin 12/10/2000 tarih 11628 Yevmiye sayılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin tanzim edildiğini, bu sözleşme ile ... ili ... ilçesi ... mevki 1'den 106 parsele kadar (106 parsel dahil) taşınmazı satın aldığını, ... Kadastro Mahkemesinin 1996/3 esas sayılı dosyası ile taşınmazın davalı olduğunu ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

    Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

    Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK'da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenleme yapılmıştır. Bunlar; davanın açılması ve dilekçeler aşaması; ön inceleme; tahkikat; sözlü yargılama ve hükümdür.

    Mahkemece, dilekçelerin (dava–cevap-cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri) karşılıklı verilmesinden sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirilir. Çıkarılacak davetiyede, duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar yanında, taraflara sulh için gerekli hazırlığı yapmaları, duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği ve diğer tarafın, onun muvafakati olmadan iddia ve savunmasını genişletebileceği yahut değiştirebileceği ayrıca ihtar edilir (HMK 139.md). Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları

    hususları tek tek tespit eder (HMK 140/1.md). Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder; bu teşvik özellikle yasak savma ya da kanuni gerekliliğin yerine getirilmesi amacıyla değil, sonuca odaklanmak suretiyle gerçekten tarafların uyuşmazlığı bitirmeleri yönünde teşvik edecek şekilde yapılarak bu konuda sonuç alınacağı kanaatine varırsa, bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin eder (HMK 140/2.md). Bu yönde bir kanaat edinmediği takdirde; ön incelemeye devam ederek ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür (HMK 140/3.md). Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir (HMK 140/5.md). Özellikle dikkat edilmesi gereken nokta; ön inceleme duruşması tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği hususudur (HMK 137/2.md

    Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def'ileri inceleyerek karara bağlar (HMK 142/1.md). Mahkemece ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra tahkikat işlemine gerek olmaması halinde nihai bir karar verebilir (HMK 138-142.md). İşin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilecekse, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra taraflar tahkikat için duruşmaya davet edilir. Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir (HMK 147.md).

    Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir (HMK 186. md).

    Somut olayda mahkemece yukarıda belirtilen 6100 sayılı HMK hükümleri uyarınca sözlü yargılamaya geçtiğini yani davayı karara bağlayacağını taraflara tebliğ veya tefhim etmeden doğrudan karar verilmesi doğru görülmemiştir.

    O halde, yukarıda değinilen usul hükümleri yerine getirilmeksizin işin esası hakkında yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2014/15147 Karar : 2016/3072
    Tarih : 15.03.2016

    • HMK 137. Madde

    • Ön İncelemenin Kapsamı

    Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkindir.

    Davacılar, kök mirasbırakanları ...`ın kayden maliki veya paydaşı olduğu sekiz parça taşınmazını satışa yetkili vekili olarak atadığı davalıların mirasbırakanı ... aracılığıyla, davalıya ve dava dışı kişilere satış suretiyle temlik ettiğini,
    temlik tarihi ile kök mirasbırakanın ölüm tarihi arasında çok kısa bir süre bulunduğunu,
    mirasbırakanın terekesinden satış bedellerinin de çıkmadığını, taşınmazların birçok el değiştirdiğini, temliklerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazların rayiç bedellerinin payları oranında davalılardan tahsilini istemişlerdir.

    Davalılar, davanın tenkis davası olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, ayrıca temliklerin muvazaalı olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

    Mahkemece, davanın niteliği itibariyle tenkis davası olduğu, ancak hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir

    Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden;
    Mirasbırakan ...`ın kayden maliki olduğu dokuz parça taşınmazını 27.12.1989 tarihli satış akti ile vekili aracılığıyla davalı gelini ..., ... ve ... isimli kişilere temlik ettiği,

    murisin 21.5.1990 tarihinde ölümüyle taraflar ve dava dışı kişileri mirasçı olarak bıraktığı kayden sabittir.

    Hemen belirtilmelidir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hukukumuzda, ilk derece yargılamasının beş temel aşamadan oluşması öngörülmüştür.
    Bunlar sırası ile,
    a) dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi,
    b) ön inceleme,
    c) tahkikat,
    d) sözlü yargılama,
    e) hüküm aşaması olduğu açıktır.( Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku eseri Sh.376)
    Bu aşamalar içinde yeni olan ise ön inceleme aşamasıdır.

    Yargılamanın gereksiz yere uzamasının engellenmesi; mahkemenin ve tarafların yargılamada gereken hazırlığı davanın başında yapmasının sağlanması bakımından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile dilekçelerin verilmesinden sonra ve tahkikat aşamasından önce gelmek üzere "ön inceleme" adıyla yeni bir yargılama aşaması kabul edilmiştir. ( H. Pekcanıtez/O. Atalay/ M.Özekes, Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları,11 Bası, 2011, s.375-376).

    Bu bağlamda anılan Yasanın 137. maddesinde, ön incelemenin kapsamı,
    138.maddesinde ön inceleme aşamasında dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazlar hakkında verilecek kararlar,
    139.maddesinde, ön inceleme duruşmasına davet,
    140.maddesinde ise, yapılması zorunlu olan ön inceleme duruşmasına yer verilmiştir.

    6100 sayılı HMK`nin ön incelemenin kapsamı başlıklı 137. maddesinde,
    “ dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, 138. madde dikkate alınarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar vereceği, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebileceği, ön inceleme duruşmasında tarafların iddia ve savunmaları kapsamında uyuşmazlık konularını tam olarak belirleyebileceği, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik edeceği ve bu hususların tutanağa geçirileceği " belirtilmiştir.

    Ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar ile sınırlı olmak üzere tanık dinleme, belge inceleme, bilirkişi görüşü alma, keşif yapma ve yemin teklif etme gibi işlemler yapılabilir, ancak tahkikata yönelik işlemler yapılamaz.

    HMK`nin 137. maddesinin ikinci fıkrasında ise,
    Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği ve tahkikat için duruşma günü verilemeyeceği düzenlenmiştir.

    Gereksiz duruşmalara ilişkin uygulamadaki eski alışkanlıkların devam etmesinin kesin olarak önüne geçilmesi amacıyla kanun koyucu, ön inceleme aşaması tamamlanmadan ve bu aşamada alınması gereken kararlar alınmadan tahkikat aşamasına geçilmesini ve tahkikat için duruşma günü belirlenmesini kesin bir ifade ile (emredici nitelikteki bir düzenlemeyle) yasaklamıştır (H. Pekcanıtez/O. Atalay/M.Özekes, Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları,11. Bası, 2011, s.375-376).

    Somut olayda,
    Davacıların ara maliklerin iyiniyet durumlarını değerlendirerek bedel isteğine yönelik eldeki davayı açtıkları,

    mahkemece ön inceleme duruşmasında taraf delilleri henüz toplanmadan sonuca gidildiği görülmektedir.

    Hâl böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler ve olgular doğrultusunda davacıların isteğinin bedele ilişkin olduğu gözetilerek, bu isteğin değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

    Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi.