HMK Madde 127



  • Cevap Dilekçesini Verme Süresi

    HMK Madde 127

    (1) Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.




  • HMK Madde 127 Gerekçesi

    1086 sayılı Kanunun 195 inci maddesindeki cevap süresine ilişkin düzenlemeye kısmen karşılık gelen bu madde, sadece cevap süresine ayrılmıştır.

    Davalının cevap dilekçesi verebilmesi için kural olarak onbeş günlük ("iki hafta")bir süre tayin edilmekle birlikte, hâl ve şartlara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebileceği öngörülmüştür. Ancak, bu ilâve sürenin verilmesinde hassas davranılması, bir taraftan davanın daha başlangıcında gereksiz yere uzamasına sebep olacak uzunlukta bir süre verilmemesi, diğer taraftan da davalının savunma hakkının zaman baskısı altında kısıtlanmaması gerekmektedir. Cevap dilekçesinin hazırlanabilmesi için, kapsamlı bir çalışmanın gerektiği, örneğin, önemli ölçüde hesap, bilanço, defter yahut depo kontrolünün yapılmasının kaçınılmaz olduğu ve benzeri durumlarda, olayın özellikleri ve işin niteliği dikkate alınarak bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilecektir. Ek süre bir aydan az belirlenmişse tekrar yapılan müracaat üzerine yeni bir ek süre daha verilemez. Başka bir ifadeyle, kalan süre ilâvesiyle sonradan süre bir aya tamamlanamaz. Bu nedenle, ek sürenin belirlenmesinde gerekli titizliğin gösterilmesi gerekecektir.

    Öte yandan, 1086 sayılı Kanunun 198 inci maddesinde yer alan, ilk oturumda, istek üzerine üç günlük ek süre verilebilmesi kuralına, davaların gereksiz yere uzamasına sebep olduğu düşünülerek, bu Tasarıda yer verilmemiştir.

    1086 sayılı Kanunun 195 inci maddesinin ikinci cümlesinde, 4353 sayılı Kanuna tâbi kamu kuruluşları hakkında otuz gün olarak düzenlenmiş bulunan cevap süresi, özel hukuk ilişkilerinde Devletin vatandaşı karşısında, kanun ve mahkeme önünde eşit olması ilkesi gereğince, bu maddede kamu kuruluşları açısından farklı bir süre öngörülmemiştir.



  • HMK 127. Madde Emsal Yargıtay Kararları


    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/17670 Karar : 2018/6161
    Tarih : 14.05.2018

    • HMK 127. Madde

    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

    2-Davalı kadının yasal süresinden (HMK m.127/1) sonra verdiği cevap dilekçesinde talep ettiği (09.09.2015 tarihli dilekçe) maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken esasa dair ret hükmü kurulması bozmayı gerektirmiştir.

    3-Boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür. (TMK m. 182) Bu hususu hakim görevi gereği kendiliğinden dikkate alması gerekmektedir. O halde velayeti davalı anneye bırakılan ortak çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedilmemesi usul ve kanuna aykırıdır.

    4-Davacı erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verildiği için, erkeğin yaptığı yargılama giderlerinin tamamının kadından tahsiline hükmedileceği halde yarı oranında tahsiline karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 14.05.2018 (Prş.)



  • YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/13016 Karar : 2018/2963
    Tarih : 5.03.2018

    • HMK 127. Madde

    1-Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır. Süresinden sonra karşı dava açılması hâlinde, mahkeme davaların ayrılmasına karar verir (HMK m. 133/1-2).

    Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.127/1).

    Adli tatil, her yıl yirmi Temmuzda başlar, otuz bir Ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir Eylülde başlar (HMK m. 102).

    Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır (HMK m. 104).

    Mahkemece; "davalı-karşı davacı erkeğe dava dilekçesinin 21.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği, karşı davanın ise 07.08.2014 tarihinde açıldığı, bu sebeple karşı davanın süresinde olmadığı" gerekçesiyle davalı-karşı davacı erkeğin karşı boşanma davasının reddine karar verilmiş ise de; yukarıda yasal dayanakları gösterildiği üzere adli tatile tabi işlerden (HMK m. 103) olmayan karşı boşanma davası yasada öngörülen sürede açılmış olup, yazılı gerekçe ile davalı-karşı davacı erkeğin boşanma davasının reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

    2- Kabule göre de; karşı davanın süresinde açılmamış olması halinde davaların ayrılmasına karar vermek gerekirken (HMK m. 133/2) davanın bu sebepte reddine karar verilmesi de doğru değildir.

    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda l. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması zorunlu hale gelen davacı-karşı davalı kadının boşanma davası ve fer'ilerine yönelik diğer temyiz itirazlarının ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05.03.2018 (Pzt.)



  • YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/144 Karar : 2017/7168
    Tarih : 8.06.2017

    • HMK 127. Madde

    Davacı, davalı ile arasında ön ödemeli satış konut yoluyla bir adet dairenin satışı için 24.01.2014 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, sözleşme gereği 46,250.00 TL ödediğini, 8.750,00 tutarında davalı tarafta senedinin bulunduğunu,davalı şirketin yöneticilerinin işyerini kapatıp kaçtıklarını,daireleri teslim etmediklerini bu nedenle ödediği 46.250,00 TL’nin faiziyle iadesi ve davalının sözleşmeden cayma için koyduğu 10.000.00 TL tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.

    Davalıya tebligat çıkartılmamıştır.

    Mahkemece, davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.

    Somut olayda uyuşmazlık, 6100 sayılı yasanın114/c maddesi gereğince dava şartı olan “mahkemenin görevli olması” şartı hakkında taraf teşkili sağlanmadan karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

    Mahkemenin görevli olması dava şartıdır (HMK. m.114/1-c). Dava şartları ve ilk itirazlar, ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK. m.137/1, 139/1 ilk cümle). Buna göre görevsizlik kararı verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği (HMK. m. 122), cevap süresinin beklenmesi (HMK m.127), cevap verilmesi halinde davacıya tebliği (HMK m. 126), davacının cevaba cevap verme süresinin beklenmesi, verdiğinde diğer tarafa tebliği (HMK. m.136/1), davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi, verdiğinde diğer tarafa tebliği (HMK. m. 136/1) zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verilebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime, belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 137/1. maddesinde, ön incelemenin dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüştür.

    Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanundan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut da değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, ileriye dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ötelemiştir. Bu düzenleme ile davacının cevaba cevap dilekçesinde iddialarını değiştirerek ve genişleterek başlangıçta görevli olmayan mahkemeyi görevli hale getirmesi de mümkün hale gelmiştir. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini zorunlu kılmaktadır.

    6100 sayılı HMK'nin 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanun'un 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de, ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğe çıkartılmış ise de davalının cevap süresi beklenmeksizin dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi HMK'nin 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık oluşturmaktadır.

    Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar göz ardı edilerek davalı tarafa dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmekle birlikte cevap süresi dolmadan görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

    Bozma nedenine göre de diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08/06/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/966 Karar : 2017/1981
    Tarih : 9.05.2017

    • HMK 127. Madde

    Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili amacıyla yürütülen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsiline ilişkin olup, mahkemenin görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair kararı davalı vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmiştir.

    Uyuşmazlık, 6100 sayılı HMK'nın 114/c maddesi gereğince dava şartı olan “mahkemenin görevli olması” şartı hakkında taraf teşkili sağlanmadan karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

    Dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlükte olduğu 02.02.2016 tarihinde açılmıştır. 6100 sayılı HMK'da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenleme yapılmıştır. Bunlar; ...-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması, (Madde 118,126-136) ...-Ön inceleme, (Madde 137-142) ...-Tahkikat (Madde 143-293) ...-Sözlü yargılama (Madde 184-186) ve ...-Hükümdür (madde 294). Dava şartları ve ilk itirazlar ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra yapılır (HMK. m.137/..., 139/... ilk cümle). Buna göre, usule ilişkin kararın verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin (HMK. m. 127/...) beklenmesi, süresi içinde cevap verilmesi halinde davacıya tebliği, onun cevaba cevap verme süresinin (HMK. m.136/...) beklenmesi, davacı dilekçe verdiğinde bunun davalı tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Yasa'nın 137/...'inci fıkrasında, ön incelemenin dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğine ilişkin 115/...'inci madde hükmü de bu hususlarda, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir.

    Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Kanun'dan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ileriye ötelemiştir. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini gerekli kılar. 6100 sayılı HMK'nın 138’inci maddesi uyarınca dava şartları hakkında dosya üzerinden karar verilebilir ise de; bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir.

    Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece davalıya dava dilekçesi tebliğinin yapılmayıp, dilekçeler aşaması tamamlanmadan görevsizlik nedeniyle usulden ret kararı verilmesi Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin .... maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkına aykırıdır.

    Bu nedenlerle Mahkemece 6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama aşamalarına uyulmadan, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeyip dilekçeler aşaması tamamlanmadan görevsizlik nedeniyle usulden ret kararı verilmek suretiyle davalının hukuki dinlenilme hakkına aykırı davranılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

    Kabule göre de; Dava konusu uyuşmazlıkta tarafların tacir olduğu ve işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğu, davanın taraflarının sıfatı nazara alındığında davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerekli olduğundan mahkemenin dosyayı görevli ticaret mahkemesine göndermesi gerekirken yazılı şekilde tüketici mahkemesine göndermesi de usul ve yasaya aykırıdır.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 09.05.2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

    • K A R Ş I O Y -

    Mahkemenin görevli olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/...-c maddeye göre dava şartıdır. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK .... md.). “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler” (HMK 115. md.).

    Yasada açıkça dava şartlarının her aşamada mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden henüz taraflara tebliğ yapılmadan tensip aşamasında dahi mahkemenin görevsiz olması halinde usulden red kararı verilebilir. HMK 137, 138 ve 140. maddedeki ön inceleme aşamasında dava şartlarının inceleneceğine dair düzenlemeler, henüz incelenmemiş ise tahkikata geçilmeden önce dava şartlarının incelenmesi zorunluluğunu belirtmekte olup görev yönünden bu incelemenin en erken değil, en geç ne zaman yapılması gerektiğini göstermektedir.

    Konuya ilişkin HMK 138. maddenin yasa gerekçesi şöyledir: “Usule ilişkin hususlar, şeklî nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında, dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabilir. Ancak, mahkeme, kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunu da tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacaktır. Böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan, ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanması amaçlanmıştır”. Bu gerekçe ile de her aşamada görev hususunun incelenebileceğine açıklık getirilmiştir.

    HMK hükümlerine göre her aşamada dava şartlarının incelenerek karar verilmesi mümkün olduğu için, kararın hukuka uygunluğu yönünden inceleme yapılması gerekirken, "dilekçeler safhası dolmadan görev konusunda karar verilemeyeceği" gerekçesiyle kararın bozulması" yönünde olan değerli çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.



  • YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/23512 Karar : 2017/2867
    Tarih : 4.04.2017

    • HMK 127. Madde

    Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

    Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.

    Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

    Dava, 13.11.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibine bağlanan gelirden oluşan Kurum zararının ilk rücu davasından bakiyesinin rücuan tahsili istemine ilişkin olup, ... Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “yetki itirazının ileri sürülmesi” başlıklı 19`uncu maddesinde "yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." denilmektedir.

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 127'nci maddesinde, cevap dilekçesini verme süresinin, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olduğu, 116/1-a maddesinde kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itirazlar içinde sayıldığı ve 117/1`inci maddesinde de ilk itirazların hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olduğu belirtilmiştir.

    Eldeki rücuan tazminat istemli davada, kesin yetki söz konusu değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 27.05.2015 gün 11-2359-1443 sayılı kararı). Davacı tarafından Ankara İş Mahkemesine dava açılmış olup ortada süresi içinde sunulan cevap dilekçesi ile ileri sürülen usulüne uygun bir yetki itirazının bulunmadığı açıktır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; Mahkemece, kesin yetki kuralları bulunmadığı, davalı tarafından süresinde ve usulüne uygun bir yetkisizlik itirazı ileri sürülmediği dikkate alınarak Mahkemenin yetkili hale geldiğinin gözetilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/5261 Karar : 2017/2496
    Tarih : 27.03.2017

    • HMK 127. Madde

    Dava, davacının 06/02/1977 tarihinde ... sicil nosu ile çalıştığı halde doğum tarihi ve doğum yerinin yanlış yazılması nedeniyle; doğum tarihi ve doğum yerinin düzeltilerek sigorta başlama tarihinin 06/02/1977 olarak tespiti ile bu hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesi talebine ilişkindir.

    ... İş Mahkemesince, davacının 10367106 sigorta sicil numarası ile ...'da çalıştığı, hizmetinin geçtiği yerin ... ili olduğu ve yetkili mahkemenin ... İş Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik karar verilmiştir.

    ... 6. İş Mahkemesi ise ... 1. İş Mahkemesinin 05/05/2015 tarih, 2014/87 E. -2015/238 K. sayılı kararı, yine aynı mahkemenin 2016/6 E. - 2016/232 K. sayılı ilamı ve Yargıtay bozma ilamı hep birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin 2014/87 E. - 2015/238 K. sayılı ilamının temyizi üzerine verilen bozma ilamında ... İş Mahkemesinin yetkisiz olduğuna değinilmediği, kararın bu gerekçe ile bozulmayıp esasa ilişkin bozma kararı verildiği, ... İş Mahkemesinin esasa ilişkin bozma kararından sonra yetkisiz olduğundan bahisle dosyanın mahkememize yetkisizlik kararı ile gönderilmesine karar verilmiş ise de ... İş Mahkemesince Yargıtay bozma ilamına uyulmakla esasa dair bozma ilamının taraflar lehine usulü müktesep hak oluşturacağı, ... İş Mahkemesince uyulmasına karar verilen bozma ilamından sonra ... İş Mahkemelerinin yetkisiz olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilemeyeceği gerekçesiyle karşı yetkisizlik karar vermiştir.

    5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesinde yer alan "İş Mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşmeler muteber sayılmaz" hükmü ile işçi-işveren arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin kesin yetki kuralı düzenlenmiş olup Kanunun 1/B bendinde "İşçi Sigortaları Kurumu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara da bakarlar" hükmü doğrultusunda 5510 sayılı Kanundan kaynaklanan davalar iş mahkemesinde görülmekle birlikte Kurumun taraf olduğu uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin neresi olacağına dair Kanunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

    5521 sayılı Kanunun 15. maddesinde bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı bildirilmiştir.

    01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447/2. maddesine göre "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır" hükmü gereğince genel yetki kuralı dışında düzenleme öngörülmemiş olması karşısında 6100 sayılı HMK'da yer verilen özel yetkiye ilişkin düzenlemelerin İş Mahkemelerinin yetkisinin belirlenmesinde dikkate alınması ve bu doğrultuda uyuşmazlığın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 14. maddesinde yer alan hükümler doğrultusunda çözüme kavuşturulması gerekir.

    HMK'nın 14/1. maddesi uyarınca "Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir." Bu yetki kuralı kesin olmadığından HMK'nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2.maddesinde; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz" hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde "Kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazını" "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir. 117/1. madde ise; "İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi halde dinlenemez" hükmünü içermektedir. Son olarak; "Cevap dilekçesini verme süresi" başlıklı 127/1. maddesi ise "Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhal bildirilir" şeklinde düzenleme getirmektedir.

    Davacının, 06/02/1977 tarihinde 10367106 sicil nosu ile çalıştığı halde doğum tarihi ve doğum yerinin yanlış yazılması nedeniyle; doğum tarihi ve doğum yerinin düzeltilerek sigorta başlama tarihinin 06/02/1977 olarak tespitine karar verilmesinin istendiği uyuşmazlıkta, yetkili mahkemenin belirlenmesi noktasında kesin yetki kuralının bulunmadığı, davayla ilgili olarak; davalı Kurum vekilinin süresinde cevap dilekçesiyle yetki itirazında bulunduğu ve davacının çalıştığı işyeri "..." olduğu ve ilk yetkisizlik kararının temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmıştır.

    Bu durumda uyuşmazlığın, işçinin işini yaptığı işyeri mahkemesi olan ... 6. İş Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HUMK’nın 25 ve 26. maddeleri gereğince, ... 6. İş Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 27/03/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.



  • YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2017/196 Karar : 2017/1217
    Tarih : 21.03.2017

    • HMK 127. Madde

    Dava, davacı ile davalı ... arasında imzalanan; ...Kuzey Marmara Bölge Kan Merkezi Tadilat İşlerine ilişkin imzalanan sözleşmenin feshinden kaynaklanan kesintiler sebebiyle açılmış tazminat davası olup, mahkemece dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğ edilmeden dosya üzerinde yapılan inceleme ile görevsizlik kararı verilmiş, karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

    Uyuşmazlık, 6100 sayılı HMK`nın 114/c maddesi gereğince dava şartı olan “mahkemenin görevli olması” şartı hakkında taraf teşkili sağlanmadan karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

    Dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlükte olduğu 17.05.2016 tarihinde açılmıştır. 6100 sayılı HMK`da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenleme yapılmıştır. Bunlar; 1-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması, (Madde 118,126-136) 2-Ön inceleme, (Madde 137-142) 3-Tahkikat, (Madde 143-293) 4-Sözlü yargılama (Madde 184-186) ve 5-Hükümdür (madde 294). Dava şartları ve ilk itirazlar ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra yapılır (HMK. m.137/1, 139/1 ilk cümle). Buna göre, usule ilişkin kararın verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin (HMK. m. 127/1) beklenmesi, süresi içinde cevap verilmesi halinde davacıya tebliği, onun cevaba cevap verme süresinin (HMK. m.136/1) beklenmesi, davacı dilekçe verdiğinde bunun davalı tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi zorunludur.

    Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Yasa'nın 137/1. fıkrasında, ön incelemenin dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğine ilişkin 115/1`inci madde hükmü de bu hususlarda, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir.

    Diğer yandan 6100 sayılı HMK'nın 1086 sayılı Kanun'dan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ileriye ötelemiştir. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini gerekli kılar. 6100 sayılı HMK`nın 138’inci maddesi uyarınca dava şartları hakkında dosya üzerinden karar verilebilir ise de; bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir.

    Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece davalıya dava dilekçesi tebliğinin yapılmayıp, dilekçeler aşaması tamamlanmadan görevsizlik sebebiyle usulden red kararı verilmesi Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkına aykırıdır.

    Bu nedenlerle Mahkemece 6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama aşamalarına uyulmadan, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeyip dilekçeler aşaması tamamlanmadan görevsizlik sebebiyle usulden red kararı verilmek suretiyle davalının hukuki dinlenilme hakkına aykırı davranılması usül ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 21.03.2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

    • K A R Ş I O Y-

    Mahkemenin görevli olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/1-c maddeye göre dava şartıdır. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. (HMK 1. md.) “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.” (HMK 115. md.)

    Yasada açıkça dava şartlarının her aşamada mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden henüz taraflara tebliğ yapılmadan tensip aşamasında dahi mahkemenin görevsiz olması halinde usulden red kararı verilebilir. HMK 137, 138 ve 140. maddedeki ön inceleme aşamasında dava şartlarının inceleneceğine dair düzenlemeler, henüz incelenmemiş ise tahkikata geçilmeden önce dava şartlarının incelenmesi zorunluluğunu belirtmekte olup görev yönünden bu incelemenin en erken değil, en geç ne zaman yapılması gerektiğini göstermektedir.

    Konuya ilişkin HMK 138. maddenin yasa gerekçesi şöyledir: “Usule ilişkin hususlar, şeklî nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında, dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabilir. Ancak, mahkeme, kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunu da tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacaktır. Böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan, ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanması amaçlanmıştır.” Bu gerekçe ile de her aşamada görev hususunun incelenebileceğine açıklık getirilmiştir.

    HMK hükümlerine göre her aşamada dava şartlarının incelenerek karar verilmesi mümkün olduğu için, kararın hukuka uygunluğu yönünden inceleme yapılması gerekirken, "dilekçeler safhası dolmadan görev konusunda karar verilemeyeceği" gerekçesiyle kararın bozulması" yönünde olan değerli çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.



  • YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2016/14135 Karar : 2016/18400
    Tarih : 13.10.2016

    • HMK 127. Madde

    Davacı, davalı şirket ile yapılan hizmet alım sözleşmesi gereğince şirket nezdinde çalışan işçi ... tarafından açılan işçilik alacağı davasının kabul edilmesi nedeni ile icra dosyasına ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek 4.481 TL.nin rücuan ödetilmesini istemiştir.

    Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmemiştir.

    Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine,... Asliye Ticaret mahkemesi`nin görevli ve yetkili olduğuna karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava, rücuan tazminat alacağının tahsiline ilişkindir. Mahkemece dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğ edilmeden dosya üzerinde yapılan inceleme ile HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca “görevsizlik” nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça süresinde temyiz edilmiştir.

    Uyuşmazlık, HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince dava şartı olan “mahkemenin görevli olması” şartı hakkında taraf teşkili sağlanmadan karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki mahkemenin uyuşmazlığın çözümünde görevli olması (HMK. m.114/1-c)dava şartları ve ilk itirazlar, ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK. m.137/1, 139/1 ilk cümle.). Buna göre, görevsizlik nedeniyle bir karar verilebilmesi için; dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin (HMK. m. 127/1) beklenmesi, süresi içinde cevap verilmesi halinde davacıya tebliği, onun cevaba cevap verme süresinin (HMK. m.136/1) beklenmesi, cevap verdiğinde bunun diğer tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. maddesi hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm, hakime, belirtilen hususlar hakkında gerekmiyorsa ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de, davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. HMK’nın 137`nci maddesinin (1.) fıkrasında ön incelemenin, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğine ilişkin 115/1. madde hükmü de, bu hususlarda, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir.

    Diğer yandan 6100 sayılı HMK, 1086 sayılı HMUK’`dan farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ileriye ötelemiştir. Tarafların bu haklarını kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için kanunda belirlenen sürelerin geçmesini gerekli kılar.

    6100 sayılı HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan “görevsizlik” konusunda aynı Kanun'un 138. maddesi uyarınca, öninceleme sırasında dosya üzerinden karar verilebilir ise de, ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek, savunma hakkının da tanınması gerekir. Dava dilekçesinin, davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine kararı verilmesi, HMK`nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık oluşturmaktadır. Açıklanan düzenlemeler karşısında, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesinden sonra öninceleme aşamasında, mahkemenin görevli olup olmadığının tartışılıp ulaşılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalının temyiz talebinin kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 13/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ
    Esas : 2015/332 Karar : 2015/7522
    Tarih : 23.11.2015

    • HMK 127. Madde

    Davacı vekili, davalı kooperatifin müvekkilini üyelikten ihraç ettiğini, daha sonra müdahalenin men-i ve tapu iptal davası açtığını ve yargılama sonucunda müvekkilinin aleyhine kabul kararı verildiğini, ancak müvekkilinin kendisine kaba inşaat olarak teslim edilen taşınmaza masraf yaptığını ileri sürerek, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca müvekkilinin ödemiş olduğu satış bedelini ve tüm tadilat giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davalı vekili, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 17/5. maddesi uyarınca davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve davalı kooperatiften alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

    Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının zamanaşımını ileri sürdüğü dilekçesinin yerinde olmadığı, tapu iptali ve tescil ile men-i müdahaleye ilişkin verilen kararın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl içinde zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı, davacının kooperatife yaptığı ödemelerin toplam reel değeri ile iş yerine ödediği bedelin dava tarihindeki toplam bedelin 43.472,54 TL olduğu gerekçesi ile taleple bağlı kalınarak 30.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

    Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Dava dilekçesi, davalı tarafa 06.03.2012 tarihinde ve HMK'nın 122. maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre içerisinde cevap hakkı tanınacağına dair meşruhatı ihtiva eder şekilde tebliğ edildiği, davalı tarafın 19.03.2012 tarihinde ve süresinde gerekçeleri de belirtilmek sureti ile HMK'nın 127. maddesi gereğince 1 aylık ek süre talep ettiği, hakim tarafından dilekçe üzerine 2 hafta uzatılmasına dair ibarenin yazıldığı, ancak ek sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağının belirtilmediği, çıkartılan tebligatta ise "19.03.2012 havale tarihli süre uzatım dilekçesinin kabulü ile tarafınıza cevap verme süresinin bitiminden itibaren 2 hafta süre verilerek süreniz uzatılmıştır." ibaresinin yazılı olduğu ve 04.04.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. HMK`nın 127. maddesinin çıkarılış amacına göre, bu hususun karşı tarafa tebliğ tarihinden itibaren başlayacağının kabulü gerekir. Mahkemece bu husus gözardı edilerek cevap dilekçesinin süre geçtiğinden bahisle yok sayılması doğru olmadığı gibi, zamanaşımı ile ilgili talebin de cevap dilekçesi süresinde verilmediğinden bahisle dikkate alınmaması doğru olmamıştır.

    Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına ( BOZULMASINA ), kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.



  • YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ
    Esas: 2015/18534 Karar: 2017/668
    Tarih: 06.02.2017

    • HMK 127. Madde

    İlk Olarak, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan ve Mahkemenin vermiş olduğu yetkisizlik kararından sonra, 4. HD'nin 09.12.2013 tarihli kararıyla iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkeme kararının bozulduğu mahkemenin bozmaya uyarak görevsizlik kararının verildiği bu kararında temyiz edilmesi üzerine 4. HD tarafından ilamın onandığı bu haliyle davaya iş Mahkemesi sıfatıyla bakılan davada, davacı tarafça, usulsüz reçete yazıldığı gerekçesiyle, Elif Eczanesi'nin Kurum ile yapmış olduğu protokole aykırılıktan doğan cezai şartın, eczacı E. Ü., ile davacının da sorumlu olduğu belirtilerek davacıya, Kurumca 29.01.2013 tarihli borç bildirim belgesinin gönderildiği ve iş bu işlemin iptalinin istendiği, davalı Kurum'a dava dilekçesinin 26.02.2013 tarihinde tebliğ olduğu ve 28.05.2013 tarihinde verilen cevap dilekçesi ile, Kurum işlemini yapan yer yani İzmir İş Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik itirazında bulunulduğu ve Mahkemece yazılı şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Dava, haksız fiilden kaynaklanmaktadır.

    6100 sayılı HMK'nin 127. maddesinde, cevap dilekçesini verme süresinin, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olduğu, 116/1-a maddesinde kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itirazlar içinde sayıldığı ve 117/1.maddesinde de ilk itirazların hepsinin cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorunda olduğu belirtilmiştir.

    Eldeki davada, kesin yetkinin söz konusu olmadığı belirgindir. Yetki itirazında bulunan davalıya, dava dilekçesinin 26.02.2013 tarihinde tebliğ olduğu, davalı yanca, 28.05.2013 tarihinde süresi dışında verilen cevap dilekçesinde, yetkisizlik itirazında bulunulduğu bu haliyle davalının usulüne uygun ve süresinde yetki itirazının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

    Kabule göre de, davacının, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesi gereğince; davalı işverenin ikametgahının bulunduğu yer mahkemesine veya aynı kanunun 16. maddesinde yer alan; "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." düzenlemesi gereğince bu konuda var olan seçimlik hakkına dayanarak zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği yer mahkemesinde dava açması mümkündür. Mahkemece, haksız fiilin meydana geldiği yer olan Aladağ İş Mahkemesi'nin yetkili olduğunu gözetmeyerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

    Mahkemece, eldeki davada, kesin yetki kuralları bulunmadığı, davalı yanca süresinde ve usulüne uygun bir yetkisizlik itirazı ileri sürülmediği dikkate alınarak davanın esasına girilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.